İran Güvenlik Bakanlığı adayı İsmail Hatib, 15 Ağustos’ta parlamento binasına giderek, bilim adamlarının ve nükleer tesislerin korunmasına yönelik stratejisini açıkladı. Hatib, İran Cumhurbaşkanı tarafından “Devrim Rehberi” Ali Hamaney ile koordineli olarak önerilen bir karar olarak, bakanlığı devralması için dosyasını inceleyen bir meclis komitesiyle ilk toplantısı düzenledi.
İran’ın Mehr haber ajansına göre parlamento Enerji Komitesi Sözcüsü Mustafa Nahi, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin istihbarat pozisyonu adayı Hatib’in, planlarını, politikalarını ve stratejisini parlamenterlere açıkladığını bildirdi.
Sözcü, “Nükleer tesislere ve bilim adamlarına yönelik önceki saldırıların yanı sıra, komiteyle ilgili nükleer tesislerin ve bilim adamlarının güvenliğinin korunması meselesinin kritik önemi göz önünde bulundurularak milletvekilleri, güvenliği sağlama gerekliliğine dikkati çekti” dedi. Milletvekili ayrıca, İstihbarat Bakanı’nın, bu konudaki bakış açısını ve programlarını ayrıntı vermeden sunduğunu söyledi.
Her ne kadar cumhurbaşkanı adayları arasında çok sayıda televizyon münazarasında sunulmamış olsa da tesislerin saldırılara maruz kalmasının ve nükleer bilimci Muhsin Fahrizade’nin öldürülmesinin ardından güvenlik birimlerine sızma meselesi, geçen Haziran aynında İbrahim Raisi’nin kazandığı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin oturum aralarındaki sıcak konular arasındaydı.
Ana Natanz tesisi, yaklaşık 1 yıl önce saldırıya uğradı. İran ve İsrail arasındaki artan gerginlik ortasında tesis, ciddi şekilde hasar gördü. İran nükleer tesisine yapılan son saldırı, geçen Haziran ayının sonunda gerçekleşti. Öyle ki bir santrifüj üretim tesisi, (tesise uzak olmayan bir yerden havalanmış gibi görünen) bir insansız hava aracı tarafından belirsiz bir şekilde hedef alındı. İran, güvenlik güçlerinin Atom Enerjisi Kurumu’na ait bir binayı hedef alan sabotaj eylemini herhangi bir kayıp vermeden engellediğini belirtmesine rağmen uydu görüntüleri, İran’ın tesislerini gelişmiş santrifüjlerle besleyen ‘Tsa’ ve ‘Taba’ alanı olarak tanımlanan bir alanda yangın izleriyle birlikte, tüm salonun yok edildiğini ortaya koydu.
Geçen Nisan ayında Natanz tesisinde binlerce santrifüjü devre dışı bırakan bir patlama meydana geldi. Yetkililer, patlamanın tesisin elektrik devresini hedef aldığını ve bundan İsrail’in sorumlu olduğunu açıkladı.
Temmuz 2020’de yer altı zenginleştirme çarkına girmeden önce santrifüjlerin dengelendiği, Natanz tesisinin tepesindeki bir salon, bir patlamayla sarsıldı.
Aynı şekilde Kasım 2020’de İran programının askeri ve güvenlik dosyasından sorumlu ve İran Savunma Bakanlığı araştırma birimi sorumlusu Muhsin Fahrizade, başkent Tahran’ın doğusundaki Elburz Eyaleti’ndeki Abserd kentinden Tahran’a giderken silahlı kişilerce vuruldu.
Çelişkili yerli ve yabancı hikayeler ortasında saldırı, nasıl gerçekleştirildiği konusunda büyük bir kafa karışıklığına neden olsa da İngiltere merkezli Yahudi gazetesi ‘The Jewish Chronicle’, geçen Şubat ayında saldırının silah ve teçhizat kaçakçılığı yapmak için 8 ay çalışan 20 İsrailli ve İranlı ajan tarafından gerçekleştirildiğini ortaya çıkardı.
Seçimlerden önce cumhurbaşkanı adayı Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, ‘İran birimlerinin güvenlik kirliliğinden temizlenmesi’ çağrısında bulundu. Rızai, Nisan ayında Hamaney’in ofisine bağlı ‘Cameran’ internet sitesine yaptığı açıklamada, “Ülke, güvenlik tarafından kirletildi. Bir yıldan kısa bir süre içinde 3 güvenlik olayı meydana geldi; Natanz’da iki patlama ve Fahrizade suikastı” şeklinde konuştu. Rızai, “Bundan önce ise belgelerimizi çaldılar, insansız hava araçları geldi ve bazı işler yaptı” dedi.
Rızai’nin ifadeleri, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilme kararını imzalamasından yaklaşık bir hafta önce, Nisan 2018’de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ortaya koyduğu nükleer arşivle ilgili ilk onaydı.
Haziran sonunda eski güvenlik bakanı ve mevcut cumhurbaşkanının danışmanı Ali Yunusi, Cameran’a “Mossad’ın İslam Cumhuriyeti’ndeki etkisi öyle boyutlara ulaştı ki İranlı yetkililer hayatları için endişelenmeli” diyerek, İran istihbarat servislerinin paralel faaliyetlerini eleştirdi.
Yunusi, Devrim Muhafızları istihbarat servisine ve yargıdaki güvenlik departmanına üstü kapalı bir gönderme yaparak, özellikle yeni teşkilatları İstihbarat Bakanlığı’na paralel olmakla suçladı. Yunusi, bu teşkilatların, sızma faaliyetleriyle mücadele etmek yerine iç unsurları kontrol altına almak için çalıştıklarını ve casus cihazların dünyaya sızmasına zemin hazırladıklarını söyledi. Yetkili ayrıca, “Bugün her yerde ve her olayla ilgilenmeye hakkımız var” dedi.
Reisi’nin Güvenlik Bakanlığı adayı, faaliyet alanını ‘yargı çalışanlarının davranışlarını denetlemekten genel güvenlik konularına kadar’ genişleten yargı organında güvenlik dairesinin görevini elinde barındırıyor.
Hatib’in adaylığının ilanı sonrasında reformist medya, Reisi’nin ‘Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı’nda aktif şekilde faaliyet gösteren ve Kum şehrindeki güvenlik biriminin başında olan’ Hatib’in görevi üstlenmeden önce atanmasını iptal etmek için baskıya maruz kaldığını belirtti.




