Libya’da yeni bir askeri gerilimin ayak sesleri

Ateşkes anlaşmasının ihlal edilmesi ve savaşın yeniden başlaması olasılığına ilişkin uyarılar yapılıyor

5+5 Ortak Askeri Komite, Libya'daki tüm paralı askerlerin sınır dışı edilmesini istedi (Reuters)
5+5 Ortak Askeri Komite, Libya'daki tüm paralı askerlerin sınır dışı edilmesini istedi (Reuters)
TT

Libya’da yeni bir askeri gerilimin ayak sesleri

5+5 Ortak Askeri Komite, Libya'daki tüm paralı askerlerin sınır dışı edilmesini istedi (Reuters)
5+5 Ortak Askeri Komite, Libya'daki tüm paralı askerlerin sınır dışı edilmesini istedi (Reuters)

Zayed Hediyye
Libya’da bu hafta başından beri seçim yasaları ve bunları Temsilciler Meclisi ile devlet arasında düzenleyen anayasal temel konusundaki anlaşmazlıkların artması, siyasi meselelerdeki karmaşıklık ve askeri süreçteki bir gerilimin ayak sesleri, ülkeyi olumsuz yönde etkiliyor. 5+5 Ortak Askeri Komite, Libyalı yetkililere, Türkiye ve Rusya ile daha önce imzalanan askeri anlaşmaların iptal edilmesini tavsiye etmesinin ardından sert bir dille eleştirilirken bu gelişmeye, batı bölgesindeki şüpheli askeri hareketlilik eşlik etti.
Müzakerelerdeki ve askeri süreçteki tüm bu bölünmelere ve anlaşmazlıklara Libya Siyasi Diyalog Komitesi (LSDF), Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) tarafından açıkça tanımlanarak kendisine emanet edilen görevleri zamanında yerine getirmede başarısızlığı eşlik ederken gerginlikler, Temsilciler Meclisi’nde (TM) cumhurbaşkanı adaylığı şartlarının oylanması için yapılan meclis oturumuna da yansıdı. Oturuma katılan milletvekilleri arasında adaylık ile ilgili bazı şartlara ilişkin anlaşmazlık sonrası sert bir tartışma yaşandı.

Askeri anlaşmaların iptal edilmesi talebi
5+5 Ortak Askeri Komite, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’ye bir mektup gönderdi. Komite, mektupta, Libya'nın dört bir yanındaki tüm paralı askerlerin sınır dışı edilmesinin yanı sıra Türkiye ve Rusya ile yapılan tüm askeri anlaşmaların ve mutabakatların dondurulması talebinde bulundu. Bu talep, özellikle Misrata ve Trablus'taki siyasi ve askeri taraflardan yoğun eleştirilerin ve itirazların gelmesine neden oldu.
Ortak Askeri Komite'deki batıyı temsil eden geçiş yönetimi güçleri heyetinin bakanı Tümgeneral Ahmed Ali İmran ve doğuyu temsil eden Libya Ulusal Ordusu (LUO) heyeti başkanı Amraci el-Amami tarafından imzalanan mektupta, mektubun Ortak Askeri Komite'ye Libya’daki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını takip etme yetkisi veren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararına dayanarak gönderildiği belirtildi. Mektubun, Ekim 2020'de Cenevre'de imzalanan anlaşmanın ikinci maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere kara, deniz ve hava yoluyla tüm paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların Libya topraklarından çıkışları ve Libya’da askerlerin eğitimi için yapılan askeri anlaşmaların dondurulması ve eğitim birliklerinin ülkeyi terk etmeleriyle ilgili olduğu kaydedildi.
Komite, mektubunda, Başkanlık Konseyi’ne ve UBH’ye hitaben şu ifadelere yer verdi:
“Sizden, doğrudan halk tarafından seçilen cumhurbaşkanı göreve gelinceye kadar Türkiye ve Rusya ile yapılan askeri anlaşmalar ve mutabakatlar başta olmak üzere, yapılan tüm askeri anlaşmaların ve mutabakatların istisnasız olarak dondurulmasını ve bunun resmi olarak ilan edilmesini rica ediyoruz.”
Mektupta Başkanlık Konseyi, UBH ve TM’ye ‘durumun ciddiyeti ve bir savunma bakanının atanamaması nedeniyle ateşkes anlaşmasının ihlal edilebileceği ve savaşın yeniden başlayabileceği’ uyarısında bulunuldu.
Komite, çeşitli taburların ve askeri birliklerin yeniden Genelkurmay Başkanlığı’na bağlanmalarını ve mali bütçelerinin bağımsız değil, Genelkurmay Başkanlığı'na verilmesini istedi.

Ortak Askeri Komite, batı tarafını kızdırdı
Ortak Askeri Komite’nin Sirte’deki son toplantısından sonra mektubun yayınlanmasının hemen ardından Libya'nın batısında, Misrata ve Trablus'ta çeşitli siyasi ve askeri oluşumlardan Ortak Askeri Komite’ye karşı yoğun eleştiri kampanyası başlatıldı. Bu eleştirilerde, komitenin açıklamaları ve talepleri, kendisine verilen yetkilerin ihlali olarak değerlendirildi.
Mektubun yayınlanmasının ertesi günü Trablus’taki Libya Devlet Yüksek Konseyi’nden (DYK), Ortak Askeri Komite’nin toplantısının sonuçlarına ilişkin bir açıklama yapıldı. Açıklamada, Ortak Askeri Komite’ye ‘yetki alanının içinde kalması ve siyasi meseleler veya koruma altındaki uluslararası anlaşmalar hakkında konuşmaktan kendini alı koyması’ çağrısı yapıldı. Anlaşmaların LSDF’den çıkan yol haritasına göre korunduğu belirtilen açıklamada, Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Türkiye arasında imzalanan güvenlik ve sınır anlaşmalarının, ‘Libya devletinin iradesinin ve orijinal yargı yetkisine sahip yasama otoritesinin’ bir ifadesi olduğu vurgulandı.
Halid el-Mişri başkanlığındaki DYK açıklamasında, “Serrac’ın Türkiye ile imzaladığı bu anlaşmalar, siyasi diyalogun sonuçlarına göre ihlalden muaftır ve seçilmiş bir yürütme ve yasama otoritesi oluşturulana kadar geçerlidir” ifadelerine yer verdi.

5+5 Ortak Askeri Komite’nin rolünün azaltılması talebi
Buna karşın Misrata'daki Merkez Askeri Bölge Komutanlığı, Başkanlık Konseyi ve UBH’den Ortak Askeri Komite’nin yeniden gözden geçirilmesi ve çalışmalarının yalnızca teknik alanla sınırlandırılmasını talep etti. Açıklamada ayrıca ateşkes sürecinde askeri güçlerin konuşlandırılması, BM’nin Rus güvenlik şirketi Wagner'e bağlı paralı askerlerin Libya topraklarından geri çekilmesi ve yolların açılmasını güvence altına alma kararının uygulanmama nedenlerinin takip edilmesi istendi.
Ortak Askeri Komite’nin siyasi işlere ve diğer dost ülkelerle imzalanan askeri ve güvenlik anlaşmalarına müdahale etme hakkının olmadığı belirtilen açıklamada, Komite’nin ayrıca Başbakan’ın bakanları atama veya görevden alma yetkisine müdahale etme hakkının da olmadığı vurgulandı.
Açıklamada şöyle denildi:
“5+5 Ortak Askeri Komite, UNSMIL’den UBH’nin çalışmalarını engelleyenlerden hesap sormasını talep etmedi. UBH’nin saldırmazlığı sağlamak ve ateşkes anlaşmasının ihlalini önlemek için kontrolünü tüm Libya topraklarına doğru genişletmesini ve sahadaki görevlerini yerine getirmesinin engellemesini talep etti.”

Ortak Askeri Komite’ye destek çağrısı
Öte yandan ülkenin doğusundan, diğer ülkelerle yapılan askeri anlaşmaların dondurulmasını talep eden Ortak Askeri Komite'nin açıklamasına tüm benzer tartışmalı konularda olduğu gibi batı tarafının tutumlarına tamamen aykırı tepkiler geldi. TM Üyesi Said İmgib, Ortak Askeri Komite toplantılarının sonuçlarının, önümüzdeki Aralık ayında yapılması planlanan seçimlerin gerçekleşmesini isteyen Libya halkının taleplerini, özlemlerini ve umutlarını ifade ettiğini ve hala da ifade etmeye devam ettiğini söyledi.
TM Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Talal el-Mihub da Ortak Askeri Komite’nin mektubuna övgüde bulunarak, “Ortak Askeri Komite'nin ulaştığı her sonuç çok önemli” dedi.
TM’de yaptığı konuşmada, ‘bir savunma bakanının atanması veya bakanlığın bütçesinin dondurulması’ çağrısında bulunan Mihub, ‘bağımsız kuruluşlara ayrılan bir bütçenin’ olduğunu söyleyerek bu kuruluşların Genelkurmay Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na bağlanmasını talep etti.

Şüpheli askeri hareketlilik
Diğer taraftan Libya’daki yerel medya ve uluslararası basın, ülkenin batısında askeri bir hareketlilik olabileceğine işaret etti. İki taraf arasında sonuncusu geçtiğimiz hafta Trablus'un batısındaki ez-Zaviye şehrinde olmak üzere son haftalarda tekrarlanan çatışmaların ardından Libya’nın eski İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın, siyasal İslamcılara karşı çıkan bazı askeri birliklere karşı bir operasyon hazırlığı içinde olduğu belirtildi.
Temsilciler Meclisi milletvekili, Ulusal Savunma ve Güvenlik Komitesi üyesi Ali et-Tekbali, batıda önümüzdeki dönemde kanlı çatışmaların patlak verebileceği konusunda ilk uyarıyı iki gün önceki açıklamasında yapmıştı. Tekbali, “Trablus, önümüzdeki günlerde milisler arasında büyük çatışmalara tanık olabilir. Başkentteki askeri seferberlikler, Libya’nın batısının kontrolü için yeni bir büyük savaşın başlangıcı olabilir” ifadelerini kullandı.
Tekbali sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son dönemde atılan adımlar, öncekilerle aynı değil. Başkanlık Konseyi'nin istikrarı koruma birimine bağlı olan Abdulgani el-Kikli liderliğindeki milisleri, Trablus Devrimciler Tugayı eski komutanı Heysem et-Tacuri tarafından yönetilen milisleri ve diğer bazı grupları dağıtmayı hedefleyen bu adımlar, batının tamamını kontrol edecek bir ittifak kurulduğundan yaklaşmakta olan savaşı önceden haber veriyor.”



Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.