Libya’da yeni bir askeri gerilimin ayak sesleri

Ateşkes anlaşmasının ihlal edilmesi ve savaşın yeniden başlaması olasılığına ilişkin uyarılar yapılıyor

5+5 Ortak Askeri Komite, Libya'daki tüm paralı askerlerin sınır dışı edilmesini istedi (Reuters)
5+5 Ortak Askeri Komite, Libya'daki tüm paralı askerlerin sınır dışı edilmesini istedi (Reuters)
TT

Libya’da yeni bir askeri gerilimin ayak sesleri

5+5 Ortak Askeri Komite, Libya'daki tüm paralı askerlerin sınır dışı edilmesini istedi (Reuters)
5+5 Ortak Askeri Komite, Libya'daki tüm paralı askerlerin sınır dışı edilmesini istedi (Reuters)

Zayed Hediyye
Libya’da bu hafta başından beri seçim yasaları ve bunları Temsilciler Meclisi ile devlet arasında düzenleyen anayasal temel konusundaki anlaşmazlıkların artması, siyasi meselelerdeki karmaşıklık ve askeri süreçteki bir gerilimin ayak sesleri, ülkeyi olumsuz yönde etkiliyor. 5+5 Ortak Askeri Komite, Libyalı yetkililere, Türkiye ve Rusya ile daha önce imzalanan askeri anlaşmaların iptal edilmesini tavsiye etmesinin ardından sert bir dille eleştirilirken bu gelişmeye, batı bölgesindeki şüpheli askeri hareketlilik eşlik etti.
Müzakerelerdeki ve askeri süreçteki tüm bu bölünmelere ve anlaşmazlıklara Libya Siyasi Diyalog Komitesi (LSDF), Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) tarafından açıkça tanımlanarak kendisine emanet edilen görevleri zamanında yerine getirmede başarısızlığı eşlik ederken gerginlikler, Temsilciler Meclisi’nde (TM) cumhurbaşkanı adaylığı şartlarının oylanması için yapılan meclis oturumuna da yansıdı. Oturuma katılan milletvekilleri arasında adaylık ile ilgili bazı şartlara ilişkin anlaşmazlık sonrası sert bir tartışma yaşandı.

Askeri anlaşmaların iptal edilmesi talebi
5+5 Ortak Askeri Komite, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’ye bir mektup gönderdi. Komite, mektupta, Libya'nın dört bir yanındaki tüm paralı askerlerin sınır dışı edilmesinin yanı sıra Türkiye ve Rusya ile yapılan tüm askeri anlaşmaların ve mutabakatların dondurulması talebinde bulundu. Bu talep, özellikle Misrata ve Trablus'taki siyasi ve askeri taraflardan yoğun eleştirilerin ve itirazların gelmesine neden oldu.
Ortak Askeri Komite'deki batıyı temsil eden geçiş yönetimi güçleri heyetinin bakanı Tümgeneral Ahmed Ali İmran ve doğuyu temsil eden Libya Ulusal Ordusu (LUO) heyeti başkanı Amraci el-Amami tarafından imzalanan mektupta, mektubun Ortak Askeri Komite'ye Libya’daki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını takip etme yetkisi veren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararına dayanarak gönderildiği belirtildi. Mektubun, Ekim 2020'de Cenevre'de imzalanan anlaşmanın ikinci maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere kara, deniz ve hava yoluyla tüm paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların Libya topraklarından çıkışları ve Libya’da askerlerin eğitimi için yapılan askeri anlaşmaların dondurulması ve eğitim birliklerinin ülkeyi terk etmeleriyle ilgili olduğu kaydedildi.
Komite, mektubunda, Başkanlık Konseyi’ne ve UBH’ye hitaben şu ifadelere yer verdi:
“Sizden, doğrudan halk tarafından seçilen cumhurbaşkanı göreve gelinceye kadar Türkiye ve Rusya ile yapılan askeri anlaşmalar ve mutabakatlar başta olmak üzere, yapılan tüm askeri anlaşmaların ve mutabakatların istisnasız olarak dondurulmasını ve bunun resmi olarak ilan edilmesini rica ediyoruz.”
Mektupta Başkanlık Konseyi, UBH ve TM’ye ‘durumun ciddiyeti ve bir savunma bakanının atanamaması nedeniyle ateşkes anlaşmasının ihlal edilebileceği ve savaşın yeniden başlayabileceği’ uyarısında bulunuldu.
Komite, çeşitli taburların ve askeri birliklerin yeniden Genelkurmay Başkanlığı’na bağlanmalarını ve mali bütçelerinin bağımsız değil, Genelkurmay Başkanlığı'na verilmesini istedi.

Ortak Askeri Komite, batı tarafını kızdırdı
Ortak Askeri Komite’nin Sirte’deki son toplantısından sonra mektubun yayınlanmasının hemen ardından Libya'nın batısında, Misrata ve Trablus'ta çeşitli siyasi ve askeri oluşumlardan Ortak Askeri Komite’ye karşı yoğun eleştiri kampanyası başlatıldı. Bu eleştirilerde, komitenin açıklamaları ve talepleri, kendisine verilen yetkilerin ihlali olarak değerlendirildi.
Mektubun yayınlanmasının ertesi günü Trablus’taki Libya Devlet Yüksek Konseyi’nden (DYK), Ortak Askeri Komite’nin toplantısının sonuçlarına ilişkin bir açıklama yapıldı. Açıklamada, Ortak Askeri Komite’ye ‘yetki alanının içinde kalması ve siyasi meseleler veya koruma altındaki uluslararası anlaşmalar hakkında konuşmaktan kendini alı koyması’ çağrısı yapıldı. Anlaşmaların LSDF’den çıkan yol haritasına göre korunduğu belirtilen açıklamada, Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Türkiye arasında imzalanan güvenlik ve sınır anlaşmalarının, ‘Libya devletinin iradesinin ve orijinal yargı yetkisine sahip yasama otoritesinin’ bir ifadesi olduğu vurgulandı.
Halid el-Mişri başkanlığındaki DYK açıklamasında, “Serrac’ın Türkiye ile imzaladığı bu anlaşmalar, siyasi diyalogun sonuçlarına göre ihlalden muaftır ve seçilmiş bir yürütme ve yasama otoritesi oluşturulana kadar geçerlidir” ifadelerine yer verdi.

5+5 Ortak Askeri Komite’nin rolünün azaltılması talebi
Buna karşın Misrata'daki Merkez Askeri Bölge Komutanlığı, Başkanlık Konseyi ve UBH’den Ortak Askeri Komite’nin yeniden gözden geçirilmesi ve çalışmalarının yalnızca teknik alanla sınırlandırılmasını talep etti. Açıklamada ayrıca ateşkes sürecinde askeri güçlerin konuşlandırılması, BM’nin Rus güvenlik şirketi Wagner'e bağlı paralı askerlerin Libya topraklarından geri çekilmesi ve yolların açılmasını güvence altına alma kararının uygulanmama nedenlerinin takip edilmesi istendi.
Ortak Askeri Komite’nin siyasi işlere ve diğer dost ülkelerle imzalanan askeri ve güvenlik anlaşmalarına müdahale etme hakkının olmadığı belirtilen açıklamada, Komite’nin ayrıca Başbakan’ın bakanları atama veya görevden alma yetkisine müdahale etme hakkının da olmadığı vurgulandı.
Açıklamada şöyle denildi:
“5+5 Ortak Askeri Komite, UNSMIL’den UBH’nin çalışmalarını engelleyenlerden hesap sormasını talep etmedi. UBH’nin saldırmazlığı sağlamak ve ateşkes anlaşmasının ihlalini önlemek için kontrolünü tüm Libya topraklarına doğru genişletmesini ve sahadaki görevlerini yerine getirmesinin engellemesini talep etti.”

Ortak Askeri Komite’ye destek çağrısı
Öte yandan ülkenin doğusundan, diğer ülkelerle yapılan askeri anlaşmaların dondurulmasını talep eden Ortak Askeri Komite'nin açıklamasına tüm benzer tartışmalı konularda olduğu gibi batı tarafının tutumlarına tamamen aykırı tepkiler geldi. TM Üyesi Said İmgib, Ortak Askeri Komite toplantılarının sonuçlarının, önümüzdeki Aralık ayında yapılması planlanan seçimlerin gerçekleşmesini isteyen Libya halkının taleplerini, özlemlerini ve umutlarını ifade ettiğini ve hala da ifade etmeye devam ettiğini söyledi.
TM Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Talal el-Mihub da Ortak Askeri Komite’nin mektubuna övgüde bulunarak, “Ortak Askeri Komite'nin ulaştığı her sonuç çok önemli” dedi.
TM’de yaptığı konuşmada, ‘bir savunma bakanının atanması veya bakanlığın bütçesinin dondurulması’ çağrısında bulunan Mihub, ‘bağımsız kuruluşlara ayrılan bir bütçenin’ olduğunu söyleyerek bu kuruluşların Genelkurmay Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na bağlanmasını talep etti.

Şüpheli askeri hareketlilik
Diğer taraftan Libya’daki yerel medya ve uluslararası basın, ülkenin batısında askeri bir hareketlilik olabileceğine işaret etti. İki taraf arasında sonuncusu geçtiğimiz hafta Trablus'un batısındaki ez-Zaviye şehrinde olmak üzere son haftalarda tekrarlanan çatışmaların ardından Libya’nın eski İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın, siyasal İslamcılara karşı çıkan bazı askeri birliklere karşı bir operasyon hazırlığı içinde olduğu belirtildi.
Temsilciler Meclisi milletvekili, Ulusal Savunma ve Güvenlik Komitesi üyesi Ali et-Tekbali, batıda önümüzdeki dönemde kanlı çatışmaların patlak verebileceği konusunda ilk uyarıyı iki gün önceki açıklamasında yapmıştı. Tekbali, “Trablus, önümüzdeki günlerde milisler arasında büyük çatışmalara tanık olabilir. Başkentteki askeri seferberlikler, Libya’nın batısının kontrolü için yeni bir büyük savaşın başlangıcı olabilir” ifadelerini kullandı.
Tekbali sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son dönemde atılan adımlar, öncekilerle aynı değil. Başkanlık Konseyi'nin istikrarı koruma birimine bağlı olan Abdulgani el-Kikli liderliğindeki milisleri, Trablus Devrimciler Tugayı eski komutanı Heysem et-Tacuri tarafından yönetilen milisleri ve diğer bazı grupları dağıtmayı hedefleyen bu adımlar, batının tamamını kontrol edecek bir ittifak kurulduğundan yaklaşmakta olan savaşı önceden haber veriyor.”



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.