Filistinli gruplar İsrail’le aşamalı olarak gerginliği arttıracak

Gazzeli çocuklar bu hafta okula dönüyor (AFP)
Gazzeli çocuklar bu hafta okula dönüyor (AFP)
TT

Filistinli gruplar İsrail’le aşamalı olarak gerginliği arttıracak

Gazzeli çocuklar bu hafta okula dönüyor (AFP)
Gazzeli çocuklar bu hafta okula dönüyor (AFP)

Filistinli kaynaklar, Filistinli grupların önümüzdeki Cumartesi günü (21 Ağustos) Mescid-i Aksa’nın 1969’da kundaklanması olayının yıldönümü münasebetiyle kitlesel bir halk gösterisi planladığını aktardı. Anma yürüyüşü, “Büyük Dönüş” yürüyüşleri sırasında şiddetli çatışmalara sahne olan Gazze Şeridi’nin doğusunda sınıra yakın Malaka’da yapılacak.
Şarku’l Avsat’a konuşan yerel kaynaklar, “Gruplar, ateşkes çabalarının ilerlememesi halinde gerginliği kademeli olarak arttırma yönünde olduklarına dair net bir mesaj göndermeye karar verdiler” dedi.
Filistin İslami Cihad Siyasi Büro üyesi Halid el-Batş, statükonun devam etmesi halinde sosyal patlama ve tırmanışın devam edeceğini söyledi.
Filistin Halkı Direniş Komiteleri Sözcüsü Muhammed el-Berim, “İsrail, savaş ve saldırganlık yoluyla elde edemediğini kuşatma, hile ve aldatma yoluyla elde edeceğine inanıyorsa hayal görüyor. Direniş, işgalin Gazze Şeridi'nde yıktığını yeniden inşa etmeye, vatandaşların onurunu korumaya,  Kudüs ile Batı Şeria'daki her türlü provokatif eylemi durdurmaya kararlı” ifadelerini kullandı.
Mescid-i Aksa’nın kundaklanması
Tarih 21 Ağustos 1969'u gösterdiğinde kayıtlara kara bir leke olarak geçecek Mescid-i Aksa'nın yakılması olayı, birçok soru işareti ve şaibelerle kapatılmıştı. Facianın faili Avustralyalı fanatik Michael Dennis Rohan'dı.
Cami yok etmenin Mesih'in gelişini hızlandıracağına inandığını söyleyen Rohan, Church of God isimli tarikatın mensubuydu. Daha sonra delilik raporu aldı ve İsrail'den sınır dışı edildi.
Çıkan büyük yangında birçok tarihi eser yandı. Bunlar arasında en bilineni Selahaddin Eyyubi'nin fethin nişanesi olarak Kudüs'e getirttiği tarihi ‘ahşap minber’di.
2007'de yakılmasından 38 yıl sonra aslının aynısı olarak yeniden yapılan ahşap minber, tekrar eski yerini buldu.
Yapımı ve montaj çalışmalarında iki Türk kündekârı ustası Recep Elitok ve Mehmet Ali Uçar'ın da çalıştığı ahşap minber, dört yılı aşkın bir çabanın ürünü olarak Amman'da üretildi. El-Aksa'nın yakılan minberinin arşiv ve müzelerdeki fotoğraflarından yararlanılarak aslına uygun olarak yapılan minber, daha sonra Aksâ'daki yerine kavuştu.

Katar Fonları
Katar fonlarının gelmesindeki gecikme ve İsrail’in esir askerlerinin Gazze’den dönünceye dek Gazze Şeridi’nin yeniden inşa etmeyi reddetmesi zemininin arka planına karşı birkaç gün önce Filistinli örgütler anma yürüyüşü vesilesiyle hafta sonu gerginliğine karar verdi.
Filistinli gruplar, yangın balonlarının yeniden Gazze’den İsrail’e gönderilmesi ve gece birimlerinin aktif edilmesi dahil sınırlarda yürüyüşlere başlayıp  ellerindeki kozları harekete geçirmeye karar verdi. Dün Gazze’de bir araya gelen İslami ve Ulusal güçler yaptıkları toplantıda, “işgalin saldırganlık ve bombalama ile alamadığını kuşatma ve kapatma yolu ile alamayacağı” belirtilerek, Gazze’nin kapalı kalmaya devam etmesinin içerideki gerilimi arttırdığına dair uyarıda bulunuldu. Mescid-i Aksa'nın kundaklanmasının 52’nci yıldönümünde ortak izleme komitesi kurarak bu yıldönümünde ulusal etkinliklere gerekli çalışmaların yapılması kararı aldı.
Filistinli gruplar, İsrail'i geçtiğimiz Mayıs ayında Gazze Şeridi'nde yaşanan son savaşta yıkılan alanları yeniden inşa etmek için Katar fonları ve inşaat malzemelerinin girişine izin vermeye zorlamayı istiyor. Zeytuna Araştırma ve Danışma Merkezi, “Gazze Şeridi'ndeki çeşitli sektörlerin, kendisine karşı son saldırı sırasında toplam kayıp ve zararlarının yaklaşık 479 milyon doları bulduğunu” söyledi. Merkez bir araştırma makalesinde, 292 milyon doların tamamının konut, altyapı, kamu tesisleri, hükümet binaları, ulaşım, elektrik, bilgi teknolojisi sektörlerine verilen zarar olduğunu açıkladı.
Makalede, ekonomik kalkınma sektörüne (ekonomik, turizm ve tarım tesislerine) verilen zararın 156 milyon dolar olduğu kaydedildi.
Sağlık, sosyal koruma, eğitim, kültür, spor, dini kurumlar gibi toplumsal kalkınma sektörüne verilen zarar ise 30 milyon dolar.
Araştırma ve Dayanışma Merkezi’nin bilimsel makalesinin başlığı, Mayıs 2021'deki İsrail Saldırganlığının Gazze Şeridi'ne Yansımaları ve Yeniden Yapılanma Dosyası. Makalede, Mayıs 2021’de son İsrail saldırısı sırasında Gazze Şeridi'nin maruz kaldığı ekonomik kayıplar ele alınıyor. İsrail bombardımanı sonucunda Gazze'deki yaklaşık bin 447 konutun tamamen yıkılırken 13 bin konutun da değişen derecelerde kısmen hasar gördüğünü gözlemlendi. Yaklaşık 205 ev, apartman ve konut kulesi tamamen yıkılırken, hizmet tesislerinden güvenlik karargahlarına kadar yaklaşık 75 hükümet binası ve kamu tesisi hasar gördü.
Makalede ayrıca, hasarın boyutunun tüm resmi devlet kurumları, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), uluslararası örgüt ve kuruluşlar, bağış yapan ülkeler, kardeş Arap ve dost ülkeler dahil son saldırı sırasında işgal güçleri tarafından tahrip edilen yerleri yeniden inşa etmek ve Gazze’yi geliştirmek için gerekli finansmanı sağlaması için derhal harekete geçirmesi gerektiği belirtildi.



Beyrut güvenliğini yitiriyor... Bölge sakinleri gelecekte yaşanacaklardan duydukları korku altında şehri terk ediyor

Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
TT

Beyrut güvenliğini yitiriyor... Bölge sakinleri gelecekte yaşanacaklardan duydukları korku altında şehri terk ediyor

Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)

Beyrut artık sakinlerinin güvenlik arayışıyla sığındığı bir başkent olmaktan çıktı; kısa sürede korku ve endişenin hâkim olduğu bir şehre dönüştü. Dün düzenlenen ve farklı bölgeleri hedef alarak yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açan İsrail saldırısı, kent sakinlerini yeni ve ağır bir gerçekle karşı karşıya bıraktı. Şehirde kalmak artık doğal bir seçenek değil, risklerle dolu bir tercih olarak görülüyor. Kentten ayrılma imkânı olanlarla kalmak zorunda olanlar arasındaki fark giderek belirginleşirken, Beyrut’un güvenliğini adım adım kaybettiği bir tablo ortaya çıkıyor. Gücü yetenler ise daha istikrarlı bir sığınak arayışıyla Beyrut’tan ayrılmaya başlıyor.

Korkunun gölgesinde göç

Beyrut’u hedef alan bombardımanın ardından çok sayıda kişi kenti terk etme kararı aldı. Özellikle hedef alınan bölgelerin büyük ölçüde varlıklı kesimlerin yaşadığı yerler olması nedeniyle, bu kişiler Beyrut dışındaki yazlık evlere veya tatil konutlarına geçebildi. Ancak herkesin şehirden ayrılma imkânı bulunmuyor. Alternatif seçenekleri olmayanlar için kriz daha ağır hissediliyor. Özellikle Beyrut’a sığınan, burada ev kiralayan ya da geçici barınma merkezlerinde yaşayan yerinden edilmiş kişiler açısından durum daha da zorlaştı. Bu kesim için artık kaderine razı olmaktan başka bir seçenek kalmadığı ifade ediliyor.

‘Önce aile güvenliği’

Bu tablo, birçok ailenin kararlarını doğrudan etkiledi. Beyrut sakinlerinden Muhammed es-Seyyid, “Savaşın başından bu yana çeşitli nedenlerle evimde kalmaya özen gösteriyordum; en önemlisi de yokluğumuzda eve yabancıların girmesinden endişe etmemdi. Ancak bugün yaşananlarla birlikte Beyrut artık bizim için güvenli değil. Önceliğim ailemin güvenliği” dedi. Kuzeye taşınma kararı aldığını belirten es-Seyyid, “Bu nedenle gelişmelerin nasıl sonuçlanacağını görmek üzere kuzeyde sahip olduğum eve geçme kararı aldım” ifadesini kullandı.

Dün yaşanan korku ve panik anlarını yeniden yaşamak istemediklerini dile getiren es-Seyyid, “Durum kontrolden çıktı, elimizden bir şey gelmiyor; hayatta kalabilmek için tek çare ayrılmak” dedi. Güvenlik durumunun geçmiş dönemlerden farklı olduğuna dikkat çeken es-Seyyid, “Beyrut’taki güvenlik durumu tüm dönemlerden farklı. 1982’deki İsrail işgali sırasında bile başkent bugünkü gibi hedef alınmamıştı” değerlendirmesinde bulundu.

fvdb
Beyrut’un Ayn el-Mureyse bölgesinde saldırıya uğrayan bölgelerden birinde çalışan sivil savunma ekipleri, 8 Nisan 2026 (Reuters)

Beyrut dışında evi bulunmayan kent sakinlerinden Mahir ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Evimiz, dün bir binanın hedef alındığı Tel el-Hayyat’a yakın Verdun bölgesinde. Eşim ve üç çocuğumla birlikte unutulmaz korku anları yaşadık. Bunun üzerine, Beyrut’un doğusundaki Cuniye bölgesindeki akrabamın yanına geçtim. Buranın daha güvenli olmasını umuyoruz, ancak artık hiçbir yerin güvenli olmadığına dair kesin bir kanaat oluşmuş durumda.”

Yaşananların nedenine ilişkin değerlendirmede bulunan Mahir, “Gelinen noktada Hizbullah unsurlarının siviller arasında saklanmasının etkisi var; bunun sonuçlarını dikkate almıyorlar” ifadelerini kullandı. Güvenlik kaygılarının giderek arttığını vurgulayan Mahir, “İnsan artık kendi evinde ve şehrinde güvende hissetmiyor; çünkü aynı binada kimin yaşadığını bilmiyor… Tüm denetim çabalarına rağmen sahte kimliklerin kullanılması, durumu kontrol edilemez hale getiriyor” şeklinde konuştu.

Kırmızı çizgilerin çöküşü

Askeri uzman Riyad Kehuci, saha gözlemlerine dayanan değerlendirmesinde, “Kırmızı çizgiler ortadan kalktı; artık Beyrut’ta da başka yerlerde de güvenli hiçbir alan yok… Daha önce çeşitli kanallar aracılığıyla Lübnan yetkililerine, İsrail ordusunun Hizbullah unsurlarını ve liderlerini her yerde, bulundukları tüm Lübnan bölgelerinde takip edip hedef alacağını ilettim” ifadelerini kullandı. Dün yaşanan kanlı olayların her an tekrar edebileceği konusunda uyarıda bulunan Kehuci, “Tek kırmızı çizgiler Amerikalılar tarafından belirlenenler; yani Lübnan devletinin altyapısına yönelik saldırılardan kaçınılması” dedi.

ds
Beyrut’ta hedef alınan bir binanın enkazı altında kurbanları arama çalışmaları devam ediyor, 8 Nisan 2026. (AP)

Bu duruma yönelik açık bir tehdit ve işaret olarak, İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, dün düzenlenen 100 hava saldırısının ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Hizbullah, Dahiye’deki terör üslerini terk etti ve kuzey Beyrut ile kentin karışık bölgelerine yöneldi.” Adraee, örgüte yönelik uyarısını şöyle sürdürdü: “Sizin için güvenli bir yer yok. İsrail ordusu, nerede olursanız olun sizi takip etmeye ve büyük bir güçle karşılık vermeye devam edecek.”

Lübnan Ketaib Partisi’nden tepki

Buna karşılık, Lübnan’da yerleşim alanlarının savaş alanı olarak kullanılmasına karşı tepkiler yükseliyor. Lübnan Ketaib Partisi’nin siyasi ofisi, bazı bölgelerin yasadışı silahlı unsurların sızması için sığınak olarak kullanılmasına izin veren güvenlik önlemlerindeki gevşekliğe ‘şiddetle tepki gösterdiğini’ açıkladı. Haftalık toplantı sonrasında yayımlanan bildiride, ‘ordu ve güvenlik güçlerinin tüm bölgelerde konuşlandırılması, denetim ve kontrollerin sıkılaştırılması, yasaklı Hizbullah milislerinin siviller arasında bulunmadığının doğrulanması’ gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca, ‘Lübnanlıların, savaşla bağlantılı güvenlik olayları zincirine ilişkin soruşturmaların sonuçları konusunda bilgilendirilmesi ve açık şekilde bilgilendirilmesi gerektiği’ vurgulandı. Devletin kamuoyuna tüm gerçekleri, hiçbir şeyi gizlemeden sunması gerektiği belirtilerek, bunun güveni artıracağı ve benzer trajedilerin tekrarlanmasını önleyeceği ifade edildi.

cdf
Sivil savunma ekipleri, saldırıya uğrayan binanın enkazı altında mahalle sakinlerini arıyor, 8 Nisan 2026. (AFP)

 


Lübnan, İsrail hava saldırılarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti

İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
TT

Lübnan, İsrail hava saldırılarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti

İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın başlamasından bu yana Lübnan'a düzenlenen ve 100'den fazla kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin de yaralanmasına yol açan eşi benzeri görülmemiş İsrail baskınlarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti.

Başbakanlık ofisi, Selam'ın bugünü "yüzlerce masum ve silahsız sivili hedef alan İsrail saldırılarında şehit düşenler ve yaralananlar için ulusal yas günü" ilan ettiğini belirten bir açıklama yayınladı. Açıklamada ayrıca, bugün hükümet dairelerinin, kamu kurumlarının ve belediyelerin kapalı olacağı ve bayrakların yarıya indirileceği duyuruldu.

Şarku'l Avsat'ın açıklamadan aktardığına göre Selam "İsrail'in ölüm makinesini durdurmak için Lübnan'ın bütün siyasi ve diplomatik kaynaklarını seferber etmek amacıyla Arap liderleri ve uluslararası yetkililerle temaslarını sürdürüyor."

İsrail'in dün Beyrut da dahil olmak üzere Lübnan'ın çeşitli bölgelerine eş zamanlı olarak düzenlediği onlarca baskın sonucunda, ilk resmi sayımlara göre en az 112 kişi öldü ve 830'dan fazla kişi yaralandı. Bu olay, Yahudi devleti ile Hizbullah arasındaki savaşın başlangıcından bu yana eşi benzeri görülmemiş bir gerilim olarak değerlendiriliyor.

İsrail, salı gecesi ile dün sabah arasında ilan edilen İran-ABD arasındaki savaşta geçerli olan ateşkes anlaşmasına Lübnan'ın dahil edilmediğini açıkladı ve ateşkes taahhüdünü teyit etti.

İsrail, Beyrut mahallelerine dün öğleden sonra eş zamanlı hava saldırılarının ardından Tallet al-Hayat bölgesindeki bir binaya saldırı düzenledi. Gece yarısından önce yapılan bir diğer saldırı ise Hizbullah'ın önemli bir kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini hedef aldı.

İsrail ordusu, 28 Şubat'ta başlayan İran'a karşı savaşa verilen isim olan Aslan Kükremesi Operasyonu'nun başlangıcından bu yana en büyük koordineli saldırısında yaklaşık 100 Hizbullah askeri tesisini ve altyapısını vurduğunu açıkladı.


Hizbullah, "ateşkes ihlallerine" karşılık olarak kuzey İsrail'e roket fırlatacağını duyurdu

Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
TT

Hizbullah, "ateşkes ihlallerine" karşılık olarak kuzey İsrail'e roket fırlatacağını duyurdu

Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)

Lübnan merkezli Hizbullah grubu bu sabahı yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın iki haftalık ateşkes konusunda anlaşmasından bu yana ilk saldırısını gerçekleştirerek kuzey İsrail'e roket fırlattığını duyurdu.

Hizbullah açıklamasında, saldırının "düşmanın ateşkes anlaşmasını ihlal etmesine karşılık" geldiğini belirtti. Bu açıklama, İsrail'in dün Lübnan'a yönelik bu savaştaki en büyük saldırısını başlatması sonrasında yapıldı.

Açıklamada, "Bugün saat 02:30'da İslami Direniş savaşçıları Manara yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldı" ifadeleri yer aldı.

"Bu karşılık, İsrail-Amerikan saldırganlığının ülkemize ve halkımıza yönelik saldırıları sona erene kadar devam edecektir" denildi.