Reisi’nin önceliği Rusya ve Çin iş birliğini güçlendirmek

Rusya ve Çin İran dış politikasında en önemli öncelik.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 5 Ağustos’ta parlamento önünde anayasa yemini ettikten kısa bir süre sonra bir konuşma yapıyor (İran Cumhurbaşkanlığı Medya Ofisi)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 5 Ağustos’ta parlamento önünde anayasa yemini ettikten kısa bir süre sonra bir konuşma yapıyor (İran Cumhurbaşkanlığı Medya Ofisi)
TT

Reisi’nin önceliği Rusya ve Çin iş birliğini güçlendirmek

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 5 Ağustos’ta parlamento önünde anayasa yemini ettikten kısa bir süre sonra bir konuşma yapıyor (İran Cumhurbaşkanlığı Medya Ofisi)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 5 Ağustos’ta parlamento önünde anayasa yemini ettikten kısa bir süre sonra bir konuşma yapıyor (İran Cumhurbaşkanlığı Medya Ofisi)

İran Meclisi, cumartesi günü yeni hükümet için güvenoyu oturumu yaptı. Reformistler, Zarif’i görevde tutmaya çalışırken İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, rejim lideri “Rehber” Ali Hamaney’in uygulamakta ısrar ettiği ‘Doğu’ya yönelme’ politikasına uygun olarak Moskova ve Pekin ile kapsamlı iş birliği anlaşmasının canlandırılmasında büyük adımlar atmak için sabırsızlanıyor.
Rehber Hamaney, ister Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) düzeyinde olsun, ister ekonomik yaptırımların uygulanması açısında olsun ABD baskısını ve Batılı müttefiklerini engellemek amacıyla bu yaklaşımı benimsiyor.
Reisi, Rus ve Çinli mevkidaşlarına geçen çarşamba günü ilk iki ayrı temasta, dış politika önceliğinin Moskova ve Pekin ile stratejik ilişkileri güçlendirmek olacağını söyledi.
İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre Reisi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e “İran ve Rusya arasındaki kapsamlı iş birliğine yönelik ciddi şekilde kararlıyız” dedi. Reisi, iki ülkenin ilişkilerini ‘komşuluk ilişkileri için başarılı bir model haline getirecek’ bir düzeye yükseltmeyi hedeflediğini vurgulayarak, Moskova’nın ‘Tahran’ın Şangay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) nihai üyeliğine kapı açacak bir mekanizma başlatma’ girişiminden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İran, bu hususta son birkaç yıldır hiçbir ilerleme kaydedememişti.
İki lider, nükleer anlaşma umutlarını ve Nisan ayı başlarında başlayan altı turdan sonra 20 Haziran’da duraksayan yeniden canlanma yolunu ele aldı. Reisi, ABD’yi ‘siyasi ve medya oyunlarının ardından, günahkâr konumunda oturmak yerine davacı konumunda olmaya’ ve ‘şartları ihlal etme, haksız ve hukuka aykırı adımlardan sorumlu tutulmak yerine İran’ı sorumlu tutmaya’ çalışmakla suçladı. İran Cumhurbaşkanı, “İslam Cumhuriyeti, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması gibi uluslararası belgelere bağlıdır. Ayrıca barışçıl nükleer faaliyetler alanında insanların haklarını yerine getirmek, bu teknolojinin tüm barışçıl alanlarda faydalarından ve başarılarından yararlanmak konusunda ciddidir” dedi.
Rusya Sputnik Ajansı’nın haberine göre Kremlin, Putin’in ‘İran nükleer programıyla ilgili ortak eylem planının uygulanmasına devam edilmesini görüştüğünü’ bildirdi. İran cumhurbaşkanlığı Putin’in ifadelerinden alıntı yaparak, “Ortak Eylem Planı, nükleer anlaşmayla ilgili olmayan sorunlara rehin tutulamaz” dedi.
16 - 17 Eylül tarihlerinde Tacikistan’ın başkenti Duşanbe şehrinde gerçekleştirilecek olan Şanghay İşbirliği Zirvesi’nin oturum aralarında Putin ve Reisi’nin yüz yüze görüşmesi bekleniyor.
İran, Rusya ile her 5 yılda bir yenilenen ve Putin ile reformist eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi tarafından Mart 2001’de imzalanan iş birliği anlaşmasını yeniden gözden geçirmeyi ve güçlendirmeyi planlıyor.
Rusya’nın İran Büyükelçiliği tarafından İran topraklarının Sovyetler Birliği ve İngiltere işgali altında olduğu 1943 yılındaki Tahran Konferansı’nı hatırlatan bir fotoğrafı yayınlaması üzerine geçen çarşamba günü İran rejiminin Rusya’ya yönelik tepkisi sosyal medya organlarının dikkatini çekmişti. Bu gelişme sonrasında eski Meclis Başkanı Ali Mutahhari, duruma karşı uyarıda bulundu.
Hasan Ruhani hükümeti, 2015 yılında nükleer anlaşmaya varılmasının ardından rejim lideri Rehber Ali Hamaney’in hazırladığı politikanın bir parçası olarak Çin ile, direniş ekonomisi politikasının yanı sıra ‘Doğu’ya bakış’ veya ‘Doğu’ya yönelme’ başlığı altında 25 yıllık bir iş birliği anlaşması imzaladı. İki politika, bir yandan İran’a uluslararası ve ABD yaptırımlarına karşı bağışıklık kazandırma, diğer yandan da İran’ı Rusya ve Çin’in veto yetkisiyle BMGK’da korumayı amaçlıyor.
Daha önce Putin’in çağrısı üzerine Reisi, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı telefon görüşmesinde hükümetin dış politika önceliğinin, ‘Çin ile iş birliği seviyesini yükseltmek ve ilişkileri geliştirmek’ olduğunu vurguladı. Çin’in Kuşak ve Yol projesi gibi stratejik projelerinin, İran’ın çıkarlarıyla tamamen uyumlu olduğunu ifade etti.

Yeni Hükümet’e güvenoyu
İran parlamentosu, yarın (21 Ağustos) cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki zaferinden iki ay sonra yeni cumhurbaşkanı tarafından önerilen 19 bakan için güven oylamasına başlayacak.
Reisi, yasa koyucuların önündeki ilk testinde kolay bir görevle karşı karşıya ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine en düşük katılımın sağlandığı tartışmalı seçimlerin ardından, görev süresinin başında meclisteki muhafazakâr çoğunluktan geniş destek almak üzere. Seçimler, yönetici kurumun ülke işlerini yönetme yaklaşımı konusundaki bölünmeyi takiben genişleyen iç anlaşmazlıklar boyutunu da ortaya çıkarmıştı. İlk güvenoyu oturumu, iki buçuk saat boyunca önerilen yapının genel bir savunmasında yeni cumhurbaşkanının gündemini ve politikasının ana hatlarını açıklamasıyla başlayacak.
Resmi IRNA haber ajansının Parlamento Başkanlığı Sözcüsü Nizamuddin Musavi’den aktardığına göre önerilen bakanlarla ilgili nihai oylamanın salı günü yapılması bekleniyor.
Parlamento sözcüsü, İran’daki bazı internet sitelerinde isimleri kabineye girmesi için önerilen bazı bakanların geri çekilme olasılığına ilişkin haberleri yalanlamadı veya doğrulamadı.
Ayrıca Aşura günü tatili münasebetiyle koronavirüsün yayılmasını engellemek üzere ülkede genel bir karantina uygulandı.

Abdullahyan, en şanslı
Parlamento Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi Sözcüsü Milletvekili Mahmud Abbaszade Meşkini, yapı için önerilen bakanlardan 5’inin, ezici bir çoğunlukla karşılaşacağını dile getirdi. Meşkini, Dışişleri Bakanlığı adayı Emir Hüseyin Abdullahyan’ın ‘Dışişleri bakanlığını üstlenmek üzere yüksek oy alacak kişilerden biri” olduğunu vurguladı.
Reisi, nükleer meselenin yönetimi hususunda ve anlaşmayı canlandırmayı ve ABD yaptırımlarını kaldırmayı amaçlayan Viyana müzakerelerine nasıl dönüleceğini konusunda bir strateji açıklamadı. Analistler, Reisi’nin nükleer müzakere yönetimini, karar alma düzenlemelerinde hükümet ve dışişlerinden daha yukarı bir organ olan Ulusal Güvenlik Yüksek Kurulu’na geri teslim etme kararı alabileceği kanaatinde.
Ulusal Güvenlik Komitesi’nin bir üyesi olan Milletvekili Zehra el-Lahyan, 19 Ağustos’ta ‘Mehr’ haber ajansına yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı müzakerelere devam etmeyi kabul edecek. Ama müzakere yöntemini de kesinlikle değiştirecek” dedi. Aynı şekilde Lahyan, nükleer anlaşmanın geleceğinin ‘rejimdeki üst düzey yetkililer tarafından kararlaştırılacak bir mesele’ olduğunu dile getirdi.
“Cumhurbaşkanı, müzakerelerin boşa gitmemesi gerektiğine inanıyor” diyen Milletvekili Zehra el-Lahyan, Abdullahyan’ın ‘Rehber ve Cumhurbaşkanının vizyonuyla tutarlı müzakereler’ görüşünü, olumlu ve yapıcı olarak nitelendirdi. Milletvekili, geçen hafta Ulusal Güvenlik Komitesi tarafından gözden geçirilen planının ‘kapsamlı bir plan’ olduğuna dikkati çekerken, önceliğinin ‘ekonomik diplomasiyi güçlendirmek ve yaptırımları kaldırmak’ olduğunu vurguladı. Lahyan, “Milletvekilleri bunların, takip edilmesi gereken konular olduğuna inanıyor” dedi.
Abdullahyan’ın atanması, Zarif’in nükleer anlaşma yaklaşımının destekçileri arasında endişelere yol açıyor. Öyle ki Reformist Cephe Merkezi Komitesi üyesi Hasan Resuli, ‘Haber Online’a yaptığı açıklamada “Abdullahyan ile Zarif arasında büyük bir uçurum var. Çünkü Zarif, uluslararası gruplarda tanınan bir yüz. Bunun yanı sıra ülke ulusal güvenlikle ilgili en önemli mesele, yani nükleer meselede ilerlemenin zirvesinde” şeklinde konuştu.
Reformist politikacı, Zarif’in dışişleri bakanlığı görevinde kalmasını istiyor. Bu olmazsa da Resuli’ye göre Dışişleri Bakanlığı'nın ana kadrosunu, Dışişleri Bakanı Yardımcısı ve nükleer baş müzakereci Abbas Arakçi’den, İran’ın BM daimi büyükelçisi Mecid Taht Ravançi’den ya da nükleer anlaşma sürecinin karmaşıklığına katılan isimlerden oluşturmak daha iyi.
Öte yandan Milletvekili Abbaszade Meşkini, topun ABD ve Batı’nın sahasında olduğunu unutmamak gerektiğine inanıyor. Meşkini, bu tarafın ‘eksiklikleri, kayıpları ve verilen sözleri yerine getirmemeyi telafi etmek için’ anlaşmaya dönmesi gerektiğini söyledi. Meşkini ayrıca, İslam Cumhuriyeti’nin nükleer anlaşmada öngörülen tüm taahhütlerini yerine getirdiğini vurguladı.
Milletvekili Abbaszade Meşkini, “Yeni hükümetin nükleer anlaşmadaki stratejisinin de aynı doğrultuda olmasını bekliyoruz. Karşı taraf yükümlülüklerini yerine getirmemeye karar verir ve baskı uygularsa, İran’ın ulusal çıkarlar çerçevesinde yeni bir strateji takip etmesi ve karşı tarafı daha önceki asabi tavırlarla karşı karşıya getirmemesi gerekir” dedi.



İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.


Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât olasılığına tekrar işaret etmesinin ardından, ülkesinin İran'ın saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Netanyahu, askeri bir tören sırasında televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Eğer bize saldırma hatasını yaparlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılık alacaklar" dedi.

Trump, bir anlaşmaya varılmadığı takdirde İran'ı bombalamakla defalarca tehdit etti ve bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri ve uçaklar göndererek saldırı olasılığını artırdı.

dfvgthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, (AP)

İsrail Başbakanı, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasından önce yeniden inşa edilmeyeceğini belirterek, "Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile Gazze silahsızlandırılmadan önce yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştık" dedi. Başkan Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililer, somut ilerleme kaydedildiğini ve Hamas'ın silahlarını bırakması için baskı altında olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Hamas'tan küçük kalibreli kişisel silahların müsadere edilmesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı kısıtlamalar getirme tehdidinde bulundu.