Rusya’nın çözüm haritası, Şam’ın Dera’da hafif silahların teslim edilmesini istemesi nedeniyle durdu

Dera el-Beled, çatışmalar nedeniyle yıkıma sahne oldu. (AFP)
Dera el-Beled, çatışmalar nedeniyle yıkıma sahne oldu. (AFP)
TT

Rusya’nın çözüm haritası, Şam’ın Dera’da hafif silahların teslim edilmesini istemesi nedeniyle durdu

Dera el-Beled, çatışmalar nedeniyle yıkıma sahne oldu. (AFP)
Dera el-Beled, çatışmalar nedeniyle yıkıma sahne oldu. (AFP)

Dera’da çözüm çalışmaları birçok sorunla karşı karşıya. Suriye’nin Dera kentindeki Merkez Müzakere Komitesi’nden bir kaynak, Suriye rejimi temsilcilerinin Dera el-Beled’deki ‘tüm hafif silahların teslim edilmesi’ şartında ısrar etmesi ve ‘Rusya’nın sunduğu çözüm haritasındaki maddeler üzerinde uzlaşı sağlanmışken tutukluların serbest bırakılması talebi konusunda oyalanmasının’ sorun oluşturduğunu aktardı. Kaynak, bu durumun önceki müzakere görüşmelerinde ‘Rusya’nın çözüm haritası’ üzerinde anlaşmaya varılmasını engellediğini söyledi.
Şam rejimine yakın özel gazete El Vatan, Dera’da durumun çözümü için müzakerelerin sürdüğünü ancak belirlenen yol haritası konusunda anlaşma sağlanamadığını yazdı. Gazetenin haberine göre Merkez Müzakere Komitesi Temsilcisi, militanların konuşlandığı bölgelerde bulunan hafif silahların rejime teslim edilmesi şartına karşı olumsuz tavrını sürdürüyor. Komite Temsilcisi’nin rejime bağlı askeri güçlerin silah arama operasyonu düzenlemesi talebine karşı çıktığı aktarılan haberde, temsilcinin Suriye makamlarının haklarında yakalama kararı çıkardığı kişileri rejime teslim etmeme kararına bağlı kalacaklarını söylediği belirtildi. Haberde, temsilcinin ayrıca Suriye ordusuna bağlı unsurların sadece sınırlı bölgelerde konuşlandırılması şartını öne sürdüğü ve uzlaşmayı kabul etmeyen militanların şehri terk etmeleri talebini kabul etmediği vurgulandı.
El Vatan, rejime bağlı Güvenlik Komitesi’nin bu meseledeki tavrının net olduğuna dikkat çektiği haberinde, Komite’nin muhataplarına ‘anlaşmaya varılması için 15 gün süre tanıdığını, anlaşmanın sağlanmaması halinde dağlama tedavisine başvuracağını’, yani askeri güç kullanacağını ifade ettiği belirtildi. Haberde “Dera’daki gergin durumun son bulmamasında çıkarları olanlar var. Bunlar, elinde Amerikan doları tutan, düşman İsrail ile ilişkileri bulunanlardır. Akıl  hocaları yurt dışındadır” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Dera el-Beled’den bir kaynak, şehir halkının hafif silahları teslim etmeyi kabul etmemesinin sebeplerine ilişkin yaptığı açıklamada Suriye rejim güçlerinin Dera el-Beled üzerinde askeri tahakküm kurmak, kentte güvenlik kontrolünü ele geçirmek ve buna karşı bir itiraz gelmemesi için çalıştığını söyledi. Zira geçtiğimiz yıllarda Uzlaşma Anlaşması’na rağmen rejmin tutuklama, kışkırtma ve baskın düzenleme eylemleriyle anlaşmayı ihlal etmesi karşısında rejim güçlerine ait noktalara saldırılar düzenlendiğini belirtti. Rejimin Güney Bölgesi’ndeki kontrolünün görüntüden ibaret olduğunu ve bu operasyonla bölgede kendi varlığına yönelik her türlü tehdidi bertaraf etmeye çalıştığını ifade eden kaynak, rejimin bölge üzerindeki fiili kontrolü yeniden ele geçirmek ve bölgede bulunan eski muhalif komutanların korktukları eylemleri uygulamaya koymak istediğini kaydetti. Kaynak, rejimin özellikle muhalif komutan ve unsurların ve hatta sivillerin suikast ve adam kaçırma eylemleri ile hedef alınması sonucu bölgede oluşan güvenlik boşluğundan faydalanmak istediğine de dikkat çekti.

Suriye’nin güneyindeki tüm muhalif grupların 2018’de şahsi hafif silahları teslim etmeme şartıyla Rus tarafıyla anlaşmaya vardığını anımsatan kaynak açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu silahların teslim edilmesinin talep edilmesi, anlaşmanın garantörü sayılan devletle (Rusya) yapılan anlaşmanın en önemli maddelerinin ihlal edilmesi demektir. Silahların teslim edilmemesindeki amaç, Suriye rejim güçlerine güven duyulmaması ve radikal örgütlerin ortaya çıkması endişesinden dolayı şahsi güvenliği sağlamaktır. Rejim, 4. Tümen’e bağlı Dera el-Beled kenti içerisinde birçok güvenlik ve kontrol noktası kurmakta ısrar ediyor. Dera el-Beled sakinleri ise buna karşı. Zira kente gelen ve kuşatan güçler, İran destekli Irak ve Lübnanlı savaşçılardan oluşuyor. Ancak bu durum, söz konusu milislerin Suriye’nin güneyinden uzak tutulacağını garanti eden uzlaşı anlaşmasının ihlali anlamına geliyor. 4. Tümen’in son dönemde Dera el-Beled’de düzenlediği operasyonlara İran destekli milislerin katıldığına ilişkin bölge sakinlerinin elinde kanıtlar var.”

Kaynak sözlerinin devamında Suriye’de reform istediklerinin altını çizdi:
“Biz Dera el-Beled’in sakinleri olarak herkes için Suriye’nin yanındayız. İlkelerimiz herhangi bir dahili ve harici gündeme kiralık değildir. Ayrıca savaş çığırtkanı da değiliz. 2018’deki Uzlaşma Anlaşması’ndan sonra savaşın bittiğini ilan ettik ve ‘Savaşa Hayır!’ sloganı attık. Muhalefetimiz gösteriler ve protestolar yoluyla barışçıl bir şekilde sürüyor. Alkış tutma ve yağ çekme dönemi 2011’den sonra bitti. Biz, 2254 sayılı uluslararası karar ve ilkeler doğrultusunda Suriye’de reform ve siyasi geçişten ve Suriye halkının tüm bileşenlerin birliği ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasından yanayız. Tutuklama, savaş, haksızlık ve tehdidin karşısındayız”

Söz konusu kaynak açıklamalarında ayrıca çözüm için atılan adımlara dair değerlendirmelerde bulundu:
“Bugün çözüm noktasında, kent ve halkının askeri gerginlikten uzak tutulması, kent sakinlerinin güvenliğinin sağlanması ve yabancı güçlerin kente girişlerinin engellenmesi şeklinde üzerinde çalışılan adımlar bulunuyor. Bu adımlar arasında, 2018’deki Uzlaşma Anlaşması’na geri dönülmesi, gerçekçi güvencelerin verilmesi ve Rusya’nın vekillerinin bölgede kontrolü sağlaması karşılığında şahsi silahların teslim edilmesi talebinden geri adım atılması var. Ayrıca kentteki gerçekliğin daha iyi anlaşılması amacıyla şehrin ileri gelenleri, Dera el-Beled Komitesi, garantör Rusya ve rejim tarafının katıldığı ortak bir komite kurulması, ağır silahların bulunmaması, son dönemde Dera kentine giren İranlı milislerin uzaklaştırılması yer alıyor. Eğer rejim ve Rusların ısrarı devam ederse, bölgede hem Ruslar hem de rejim için tarafsız, kentin durumunu kontrol edecek, askeri çözüme ve sürekli gerginliğe son verilmesini, bölgenin geri kalanının korunmasını öngören yeni bir anlaşmanın maddelerini belirleyecek ve buna garantörlük edecek üçüncü bir devletin müdahalesini ve garantörlüğünü talep edeceğiz.”



Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.