Dera’da çözüm çalışmaları birçok sorunla karşı karşıya. Suriye’nin Dera kentindeki Merkez Müzakere Komitesi’nden bir kaynak, Suriye rejimi temsilcilerinin Dera el-Beled’deki ‘tüm hafif silahların teslim edilmesi’ şartında ısrar etmesi ve ‘Rusya’nın sunduğu çözüm haritasındaki maddeler üzerinde uzlaşı sağlanmışken tutukluların serbest bırakılması talebi konusunda oyalanmasının’ sorun oluşturduğunu aktardı. Kaynak, bu durumun önceki müzakere görüşmelerinde ‘Rusya’nın çözüm haritası’ üzerinde anlaşmaya varılmasını engellediğini söyledi.
Şam rejimine yakın özel gazete El Vatan, Dera’da durumun çözümü için müzakerelerin sürdüğünü ancak belirlenen yol haritası konusunda anlaşma sağlanamadığını yazdı. Gazetenin haberine göre Merkez Müzakere Komitesi Temsilcisi, militanların konuşlandığı bölgelerde bulunan hafif silahların rejime teslim edilmesi şartına karşı olumsuz tavrını sürdürüyor. Komite Temsilcisi’nin rejime bağlı askeri güçlerin silah arama operasyonu düzenlemesi talebine karşı çıktığı aktarılan haberde, temsilcinin Suriye makamlarının haklarında yakalama kararı çıkardığı kişileri rejime teslim etmeme kararına bağlı kalacaklarını söylediği belirtildi. Haberde, temsilcinin ayrıca Suriye ordusuna bağlı unsurların sadece sınırlı bölgelerde konuşlandırılması şartını öne sürdüğü ve uzlaşmayı kabul etmeyen militanların şehri terk etmeleri talebini kabul etmediği vurgulandı.
El Vatan, rejime bağlı Güvenlik Komitesi’nin bu meseledeki tavrının net olduğuna dikkat çektiği haberinde, Komite’nin muhataplarına ‘anlaşmaya varılması için 15 gün süre tanıdığını, anlaşmanın sağlanmaması halinde dağlama tedavisine başvuracağını’, yani askeri güç kullanacağını ifade ettiği belirtildi. Haberde “Dera’daki gergin durumun son bulmamasında çıkarları olanlar var. Bunlar, elinde Amerikan doları tutan, düşman İsrail ile ilişkileri bulunanlardır. Akıl hocaları yurt dışındadır” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Dera el-Beled’den bir kaynak, şehir halkının hafif silahları teslim etmeyi kabul etmemesinin sebeplerine ilişkin yaptığı açıklamada Suriye rejim güçlerinin Dera el-Beled üzerinde askeri tahakküm kurmak, kentte güvenlik kontrolünü ele geçirmek ve buna karşı bir itiraz gelmemesi için çalıştığını söyledi. Zira geçtiğimiz yıllarda Uzlaşma Anlaşması’na rağmen rejmin tutuklama, kışkırtma ve baskın düzenleme eylemleriyle anlaşmayı ihlal etmesi karşısında rejim güçlerine ait noktalara saldırılar düzenlendiğini belirtti. Rejimin Güney Bölgesi’ndeki kontrolünün görüntüden ibaret olduğunu ve bu operasyonla bölgede kendi varlığına yönelik her türlü tehdidi bertaraf etmeye çalıştığını ifade eden kaynak, rejimin bölge üzerindeki fiili kontrolü yeniden ele geçirmek ve bölgede bulunan eski muhalif komutanların korktukları eylemleri uygulamaya koymak istediğini kaydetti. Kaynak, rejimin özellikle muhalif komutan ve unsurların ve hatta sivillerin suikast ve adam kaçırma eylemleri ile hedef alınması sonucu bölgede oluşan güvenlik boşluğundan faydalanmak istediğine de dikkat çekti.
Suriye’nin güneyindeki tüm muhalif grupların 2018’de şahsi hafif silahları teslim etmeme şartıyla Rus tarafıyla anlaşmaya vardığını anımsatan kaynak açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu silahların teslim edilmesinin talep edilmesi, anlaşmanın garantörü sayılan devletle (Rusya) yapılan anlaşmanın en önemli maddelerinin ihlal edilmesi demektir. Silahların teslim edilmemesindeki amaç, Suriye rejim güçlerine güven duyulmaması ve radikal örgütlerin ortaya çıkması endişesinden dolayı şahsi güvenliği sağlamaktır. Rejim, 4. Tümen’e bağlı Dera el-Beled kenti içerisinde birçok güvenlik ve kontrol noktası kurmakta ısrar ediyor. Dera el-Beled sakinleri ise buna karşı. Zira kente gelen ve kuşatan güçler, İran destekli Irak ve Lübnanlı savaşçılardan oluşuyor. Ancak bu durum, söz konusu milislerin Suriye’nin güneyinden uzak tutulacağını garanti eden uzlaşı anlaşmasının ihlali anlamına geliyor. 4. Tümen’in son dönemde Dera el-Beled’de düzenlediği operasyonlara İran destekli milislerin katıldığına ilişkin bölge sakinlerinin elinde kanıtlar var.”
Kaynak sözlerinin devamında Suriye’de reform istediklerinin altını çizdi:
“Biz Dera el-Beled’in sakinleri olarak herkes için Suriye’nin yanındayız. İlkelerimiz herhangi bir dahili ve harici gündeme kiralık değildir. Ayrıca savaş çığırtkanı da değiliz. 2018’deki Uzlaşma Anlaşması’ndan sonra savaşın bittiğini ilan ettik ve ‘Savaşa Hayır!’ sloganı attık. Muhalefetimiz gösteriler ve protestolar yoluyla barışçıl bir şekilde sürüyor. Alkış tutma ve yağ çekme dönemi 2011’den sonra bitti. Biz, 2254 sayılı uluslararası karar ve ilkeler doğrultusunda Suriye’de reform ve siyasi geçişten ve Suriye halkının tüm bileşenlerin birliği ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasından yanayız. Tutuklama, savaş, haksızlık ve tehdidin karşısındayız”
Söz konusu kaynak açıklamalarında ayrıca çözüm için atılan adımlara dair değerlendirmelerde bulundu:
“Bugün çözüm noktasında, kent ve halkının askeri gerginlikten uzak tutulması, kent sakinlerinin güvenliğinin sağlanması ve yabancı güçlerin kente girişlerinin engellenmesi şeklinde üzerinde çalışılan adımlar bulunuyor. Bu adımlar arasında, 2018’deki Uzlaşma Anlaşması’na geri dönülmesi, gerçekçi güvencelerin verilmesi ve Rusya’nın vekillerinin bölgede kontrolü sağlaması karşılığında şahsi silahların teslim edilmesi talebinden geri adım atılması var. Ayrıca kentteki gerçekliğin daha iyi anlaşılması amacıyla şehrin ileri gelenleri, Dera el-Beled Komitesi, garantör Rusya ve rejim tarafının katıldığı ortak bir komite kurulması, ağır silahların bulunmaması, son dönemde Dera kentine giren İranlı milislerin uzaklaştırılması yer alıyor. Eğer rejim ve Rusların ısrarı devam ederse, bölgede hem Ruslar hem de rejim için tarafsız, kentin durumunu kontrol edecek, askeri çözüme ve sürekli gerginliğe son verilmesini, bölgenin geri kalanının korunmasını öngören yeni bir anlaşmanın maddelerini belirleyecek ve buna garantörlük edecek üçüncü bir devletin müdahalesini ve garantörlüğünü talep edeceğiz.”
10 Mart'ta Şam'da imzalanan anlaşma sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri Lideri Mazlum Abdi (SANA/AFP)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Tabka'da, SDG’li bir kadın savaşçının parçalanmış heykelinin üzerine çekilen Suriye bayrağı, 18 Ocak 2026 (Reuters)
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Münih Güvenlik Konferansı sırasında düzenlenen E-3 toplantısının başlangıcında bir arada, Münih, 13 Şubat 2026 (AFP)