DEAŞ üyelerinin eşleri Roj kampında sıkı denetim altında... Ülkelerine dönmeyi bekliyorlar

Şarku’l Avsat’ın Suriye’nin kuzeydoğusundaki el-Hol kampının “renkli versiyonuna” yönelik araştırması

Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Roj kampındaki iki kadın (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Roj kampındaki iki kadın (Şarku’l Avsat)
TT

DEAŞ üyelerinin eşleri Roj kampında sıkı denetim altında... Ülkelerine dönmeyi bekliyorlar

Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Roj kampındaki iki kadın (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Roj kampındaki iki kadın (Şarku’l Avsat)

Roj kampına girmeden önce, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı güvenlik ekipleri ziyaretçilerin kimliğini doğrulamak istiyor. Roj kampı en tehlikeli kamplar arasında yer alıyor, zira kampta DEAŞ üyelerinin eşleri olan yüzlerce aşırılık yanlısı kadın bulunuyor. Bu kadınlar daha önce birkaç kez kaçma girişimde de bulundular.
Kampın etrafındaki çitleri boyunca koruma kuleleri, güvenlik kameraları ve ağır silahlı personeller bulunuyor.
Roj kampı, Suriye’nin doğusundaki el-Hol kampının ikinci kısmı ve bir benzerini oluşturuyor. Söz konusu kampta önceki yıllarda çekilen fotoğraflarda siyah çarşaflı ve peçeli kadınlar gözükürken, bugün sahne değişti ve kamptaki kadınların büyük bir kısmı peçesiz, başörtülü ve renkli kıyafetlere görülüyor. Suriye’nin kuzeydoğusunda, Haseke Valiliği’ndeki el-Malikiye kırsalında yer alan kampta yaklaşık 800 aile (2500 kişi) yaşıyor. Kamp nüfusunun tamamı kadınlar ve çocuklardan oluşuyor. Aralarında Iraklı mülteciler ve yerinden edilmiş Suriyeliler ile Batı ve Arap uyruklu DEAŞ militanlarının ailelerinin yanı sıra Rusya Federasyonu ülkelerinden gelenler de bulunuyor.
Aslen Kosovalı olan 40 yaşındaki Alman bir kadın, siyah çarşaf giyip ve peçe takmayı reddetmesinin ardından el-Hol kampında nasıl birçok tehdide maruz kaldığını, iki yıl önce kendisinin ve 4 çocuğunun Roj kampına sürüldüğünü anlattı. Ülkesi Almanya’ya dönmeyi uman kadın şunları söyledi:
“Çocuklarımı buradan uzakta büyütmek istiyorum. 2015 yazında Suriye’ye geldiğimden bu yana her gün bu trajediyi yaşıyorum.”
Fotoğrafının çekilmesini istemeyen 50’li yaşlarındaki Tacikistanlı bir kadın ise yüksek sesle şunları söyledi:
“Burada ne zamana kadar kalacağız? Dünya ve Tacikistan halimizi görüyor mu? Bize acıyıp ülkemize ve normal hayatımıza dönmemizi sağlamayacaklar mı?”
Kampta sebze ve meyvelerin yanı sıra giyim, parfüm ve elektronik dükkanları da dahil olmak üzere bir grup dükkandan oluşan bir çarşı da bulunuyor. Kamp yönetimi alışveriş zamanlarını ikiye ayırdı. İlki eskiden kampta olan kadınlar için, ikincisi ise DEAŞ üyelerinin eşleri için ayarlandı. Bu karar ile siyah çarşaflarını ve peçelerini çıkardıktan sonra kadınların aralarında bir tartışma çıkmasının önlenmesi amaçlandı.
Söz konusu çarşı da para transferleri için özel bir ofiste bulunuyor. Burada yapılan işlemler güvenlik hizmetleri ve Uluslararası Koalisyon Operasyon Odası ile koordineli olarak, kamp yönetiminin sıkı kontrolüne tabi tutuluyor. Para transferlerinde karmaşık prosedürler uygulanıyor ve 3 kişiden oluşan bir ailenin ayda en fazla 300 ABD doları teslim almasına izin veriliyor. 3 kişinin fazla olan ailelerin ise ayda 500 dolar almalarına izin veriliyor. Bu kısıtlamalar ile para toplanarak kaçış denemelerinde kullanılmasını önlemek amaçlanıyor.

Gül ekimi
DEAŞ gelini İngiliz Şamima Begüm’ün çadırına yaklaşılıp basının varlığından bahsedildiğinde, Begüm aceleyle çadırına girdi, peçesizdi. Bununla birlikte, zamanını dolduracak bir şey aradığının bir işareti olarak, çadırının girişinde bazı yeşil bitkiler ve çiçekler ekilmişti.
Birleşmiş Milletler’in dünyanın en tehlikeli savaşçılarını içeren kara listesinde yer alan Fransız Emilie König ise, kamerayı gördükten sonra konuşmaktan kaçındı. Fransız makamlarının, kendisinin katıldığı raporları ve basın materyallerini yakından takip ettiğini ve bu durumun ülkeye geri dönüşünde dosyasını olumsuz etkileyeceğinden korktuğunu belirtti.
Çadırların arasında yabancı dillerde Batı şarkıları ve müzikleri duyulabiliyordu. Aynı zamanda bazı aşırılık yanlısı kadınlar, çocuklara aşırılıkçı düşünmeyi öğretmek, aşırılıkçı şarkılar dinlemek ve İslami dersler vermek için çadırlarda etkinlikler düzenliyorlardı. Bir güvenlik yetkilisi, onlarca kadının bu tür dersler verdiklerini bu yılın başında nasıl fark ettiklerini anlatarak:
“Baskından sonra çocuk sayısının azaltma ve ziyaretleri organize etme gibi yeni çözümler buldular. Yeni saklanma yöntemleri bularak, aşırılıkçı yeni bir nesil yetiştirmek amacıyla ülkelerine ve kültürlerine özgü şarkılar dinliyorlar.”
Kampın yöneticisi Nura Abdu, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda, kampın iki bölüme ayrıldığını, ilkinin 2015 yılında kurulan eski kamp olduğunu burada Fırat’ın doğusunda rejime karşı verdikleri mücadele sırasında Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) teslim olan Iraklı ve Suriyeli aileler ile bazı yabancı ailelerin bulunduğunu belirtti.
Genişleme alanı olan ikinci kısım ise, son derece kalabalık olan el-Hol kampından gelen 300’den fazla aileyi barındıran yaklaşık 400 çadırdan oluşuyor.
Kürt yetkili, bu bölümde yaşayan tüm kadınların kaçmaya çalışanlar ve diğer kadınlara saldıran, ayaklanma olaylarına katılanlar veya kışkırtanlar olmaları sebebiyle, yönetimin bu kadınların siyah çarşaf giymelerini ve peçe takmalarını önleyen katı kurallar koymasına neden olduğunu belirtti.

Yardım çağrıları
Kampta yaşanan sıkıntılar sadece ilaç ve gıda yardımların eksikliği ile sınırlı kalmıyor aynı zamanda temel hizmet altyapısının olmamasından da kaynaklanıyor. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, uluslararası topluma ve insani yardım kuruluşlarına, masrafları karşılamalarına ve kampların ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olunmasına yönelik çağrılarını yineliyorlar.
Türkistanlı bir kadın, çadırını şeker, narenciye, bazı temel malzemeler, çeşitli parfüm ve makyaj malzemeleri satan küçük bir dükkana dönüştürdü. Türkistanlı kadın “Aşırılıkçı kadınların makyaj yapan ve pantolon veya kot pantolon giyenlere saldırmasına rağmen, buradaki birçok kadın parfüm ve makyaj malzemesi satın alıyor” dedi.
Akdeniz kıyısındaki sahil kenti Tetuan’dan gelen ve şu anda sıcaklığın 45 dereceyi bulduğu bölgedeki kampta çocuklarıyla birlikte yaşayan 35 yaşındaki Faslı kadın, ülkesine dönmeyi hayal ettiğini, el-Hol ve Roj kampları arasında gidip gelerek yaşadığı 5 yıl da dahil olmak üzere Suriye’de geçirdiği 6 yılın ardından o anın gelmesini sabırsızlıkla beklediğini belirtti. Diğer yandan Mısırlı bir kadın ise güvenlik korkusu sebebiyle ülkesine dönmeyi reddediyor. Eşinin, 2015 yılının başında örgüte katılmış ve onlar için mücadele etmiş olmasının çocuklarının geleceğini, öğrenimlerini ve hayatlarını normal bir şekilde yaşamalarına engel olacağını bu nedenle üçüncü bir ülkeye iltica talebinde bulunacağını belirtti.
30 yaşındaki İspanyol bir kadın ise, bu genç yaşında yaşadığı acı deneyimler nedeniyle yaşından büyük göründüğünü söyledi. Kırmızı bir başörtüsü ve açık renkli bir hırka giyen kadın “İspanyol kocam 2014 yılı sonlarında DEAŞ’a katılmaya karar verdi. Suriye’ye gelişimizden 5 ay sonra öldürüldü. Ondan iki çocuğum var. Biri kız biri erkek” dedi. Kadın, daha sonra Suriyeli bir savaşçı ile evlendiğini, ondan iki oğlu olduğunu, ikinci kocasının el-Bağuz çatışmalarında öldüğünü anlattı. Kamptan çıkıp Suriye’de yaşamak veya memleketine dönmek istediğini söyleyen kadın şu ifadeleri de sözlerine ekledi:
“Ben ve çocuklarım bu sıcak çadırda yaşamanın acısının yanı sıra akrabalarımızdan ve ülkemizden ayrı kalmanın acısını da yaşıyoruz.”
Özerk Yönetim, ilgili ülkelere ve uluslararası koalisyon ülkelerinin hükümetlerine birçok kez, cezaevlerinde ve kamplarda tutuklu bulunan vatandaşları ülkelerine geri gönderme veya Suriye’de aşırılık yanlılarını yargılamak için uluslararası bir mahkeme kurma çağrısında bulundu. Yönetim aynı zamanda Birleşmiş Milletler’e ayrıca herhangi bir gecikme olmadan söz konusu insanları vatandaşları oldukları ülkelere geri gönderme çağrısında bulundu. Ancak Avrupa ve Arap ülkelerinden birkaçı sadece sınırlı sayıda yetim çocuğu geri almakla yetindi. 



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.