CIA, Filistin-İsrail görüşmeleriyle ilgili ne planlıyor?

Filistin-İsrail müzakere sürecini ilerletmek için iki yeni yol ve bir sonraki aşamanın yöntemini belirleyen siyasi tecrübe söz konusu

CIA Direktörü William Burns (AFP)
CIA Direktörü William Burns (AFP)
TT

CIA, Filistin-İsrail görüşmeleriyle ilgili ne planlıyor?

CIA Direktörü William Burns (AFP)
CIA Direktörü William Burns (AFP)

Tarık Fehmi/Yazar ve akademisyen
Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns, geçtiğimiz günlerde İsrail, Filistin Yönetimi ve Mısır'ı ziyaret etti. İsrail’de Başbakan Naftali Bennett, İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad Direktörü David Barnea, Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Eyal Hulata ve Bennett'ın Diplomatik Danışmanı Shimrit Meir başta olmak üzere çok sayıda İsrailli yetkili ile bir araya geldi. Filistin Yönetimi tarafında ise Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İstihbarat Başkanı Macid Ferec ve Filistinli bazı yetkililerle görüştü. Burns’ün ziyaret turunun iki ana başlığı vardı. Birincisi İsrail'deki müzakerelerin yeniden başlamasına hazırlık yapılması ve İran’dı. İkinci ise ABD’nin desteğiyle Ramallah'ta Filistin-İsrail müzakerelerinin yeniden başlamasıydı.

Zamanlamanın işaret ettikleri
Burns'ün Ramallah ziyareti, ABD Dışişleri Bakanlığı Filistin-İsrail İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Hady Amr'ın Filistin ve İsrail taraflarıyla yaptığı görüşmelerden ve ABD’nin siyasi ve stratejik düzeylerdeki desteği ve eylemiyle müzakerelerin bir an önce yeniden başlamasına ilişkin prensipte anlaşmaya varmasından birkaç hafta sonra gerçekleşti.
CIA, ABD’nin eski Başkanı Donald Trump yönetimi döneminde, Filistin Yönetimi ile güvenlik ve stratejik yaklaşımın sürdürülmesine yönelik bir kısmı Ramallah'ta gerçekleştirilen temaslar ve toplantılar düzenlemişti. Ancak Trump yönetimi ile Filistin Yönetimi arasındaki büyük siyasi anlaşmazlıklar sonrası iki taraf arasında tam bir kopuş başladı. Ancak CIA, Filistin Yönetimi ile özellikle Filistin İstihbarat Başkanı Macid Ferec ve Filistin Sivil İşler Bakanı Hüseyin el-Şeyh ile ilişkilerini iyi bir şekilde sürdürdü.
ABD yönetimi, halkın tek meşru temsilcisi olan Filistin Yönetimi ile yeni bir müzakere süreci başlatmak amacıyla belirli bir mekanizmaya varılmasının, Gazze Şeridi'nde Hamas Hareketi karşısında Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Filistin Yönetimi kurumlarının desteklenmesine yol açacağına ve silahlı grupların Filistin'in iç kesimlerinde eşit ölçüde söz sahibi olma özlemlerine kapıyı kapatacağına inanıyor.
CIA, özellikle ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın, İsrail ile Gazze Şeridi arasındaki son savaştan sonra Ramallah'ı ziyaret ettiğinde, Biden yönetiminin Filistin Yönetimi ile çalışmak, eski ABD yönetimleri ile Filistin Yönetimi arasında süregelen soğukluğu gidermek ve ABD’nin arabuluculuk rolünü yeniden canlandırmak istediğini belirtmesinden bu yana Filistin arabuluculuk dosyasındaki resmi varlığını doğrulamak için çalışıyor. Dolayısıyla CIA Başkanı bu nedenle şu anki ziyaretlerini gerçekleştiriyor.

CIA atağının ön işaretleri
1- Biden yönetimi, Gazze Şeridi'nde Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı'na (UNRWA) yardımlara yeniden başladığını ve Filistin Yönetimine baskı yapmak ve onu İsrail hükümetiyle çalışmaya zorlamak için yıllar önce kesilen ABD yardımını yeniden sağlamaya çalıştığını duyurdu. Aslında, yardım politikasına devam etmek, ciddi bir krizin eşiğinde olan Filistin Yönetimi ve kurumlarının ekonomik ve mali krizin bir kısmının üstesinden gelmesine fiilen yardımcı olacaktır.
2- ABD yönetiminin, Başkan Biden'ın Filistin tarafına verdiği söze ve seçim kampanyası sırasında vaat ettiklerine dayanarak, Kudüs'ün doğusundaki konsolosluğunda çalışmaların yakında yeniden başlayacağını açıklaması, ABD Kongresi'nde bu adımı Filistin vizyonu netleşene kadar erteleme çağrısı yapan muhalif seslere rağmen, mevcut yönetimin Filistin tarafıyla çalışmadaki ciddiyetini teyit edecektir.
3- İsrail hükümeti, ABD yönetiminin baskısıyla Filistin Yönetimi’ne daha önce vermesi gereken ve iki taraf arasındaki ekonomik durumu düzenleyen Paris Anlaşması çerçevesinde mali ve ekonomik takas olarak bilinen gelir payı ve ödenekleri ödedi. ABD’nin baskısı aynı zamanda Filistin Yönetimi’ni ABD ile çalışmaya teşvik etmeyi amaçlıyordu.
4- ABD yönetimi, Çin’in yeni hamleleri ve Fransa'nın Paris Barış Konferansı'ndaki gibi Filistin ve İsrail arasında arabulucu rolünü canlandırmak istemesi nedeniyle bazı yeni tarafların arabuluculuk sürecine girmesinden çekiniyor. Ayrıca Rusya da Washington ile Moskova arasında Ortadoğu, Asya, Kafkaslar ve Bağımsız Devletler Topluluğu'ndaki rekabet dosyasında önemli bir kart olarak Arap-İsrail anlaşmazlığı dosyasına girmeye çalışıyor.

CIA atağının yönleri
CIA, Filistin Yönetimi ve ABD Dışişleri Bakanlığı ile koordineli olarak bir çalışma belgesinin geliştirilmesinde yer aldı. Temmuz 2021'de tamamlanan belgede, Filistin tarafının temel gereksinimlerinin yanı sıra birlikte çalışmaya ve ilgili taraflar arasında güven prosedürleri oluşturmaya odaklanarak üç taraf arasındaki anlaşmaların yeniden canlandırılmasını şart koşuldu. Belgede özellikle esir takası dosyasında ilerleme kaydetmek ve Filistin Yönetimi’nin statüsünü ve konumunu iyileştirmeye çalışmanın yanı sıra PriceWater House Company gibi büyük Amerikan şirketleri aracılığıyla mali performansı kontrol etme gelir paylarının dağılımını denetleme yollarının tartışılması vurgulandı. Belge, herkesin üzerinde anlaştığı güvenlik koordinasyonu ve angajman kurallarıyla birlikte Filistin ve İsrail taraflarıyla koordineli olarak CIA ve ABD Dışişleri Bakanlığı'nın tutumları ve girdileri üzerinde çalışmak ve geliştirmek için önemli bir giriş noktası olarak kabul edildi.
CIA ayrıca şu iki yönde hareket edecek:
1- Filistinli bakanlar ile İsrailli bakanlar arasındaki resmi temasların yeniden başlatılmasını teşvik ederken, Filistin Yönetimi’nin güvenlik ve stratejik anlaşmalardan siyasi müzakerelere geçmeye ikna edilmesi. Bu, ekonomi, yatırım, gelirler, yerel yönetim ve diğer alanlarda bir dizi özel görüşmeyle zaten yapıldı. ABD, CIA Başkanı William Burns’ün ziyareti sırasında verdiği sözlere her iki taraftan da verilen yanıtlara dayanarak Gazze Şeridi’ndeki Filistinli silahlı gruplarla mücadele için çalışmaları karşılığında Filistin Yönetimi ve kurumlarına karşı karşıya oldukları zorluklarla baş edebilmeleri için kayda değer bir destek verdi.
2- İsrail hükümetinin, ABD’nin bazı istihbarat değerlendirmelerinin sonucunda Ramallah'taki büyük baskılar ve milletvekili, devlet başkanlığı ve Filistin Ulusal Konseyi seçimlerinin iptal edilmesinin nende olduğu yönetim krizi sonucunda Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas yönetiminin çökmesi de dahil olmak üzere Filistin arenasında her an bir kopuş yaşanabileceğine ikna edilmesi. Aynı zamanda Hamas Hareketi’nin Batı Şeria'daki popülaritesindeki artış ve özellikle devlet bütçesinin onaylanmasından bu yana daha da artan İsrail hükümetinin statüsünü koruması ve koalisyonunun dağılmasına izin vermemesi yönünde sık sık yapılan değerlendirmeler, İsrail hükümetinin bu konuda ikna edilmesi için öne sürülen meseleler arasında yer alıyor. Bu durum, Biden yönetiminin iki taraf arasındaki müzakereleri resmi olarak sürdürmeye başlamak için önerdiği adımlar konusundaki ciddiyetini gösterirken, taktik ve stratejik yollar üzerinde çalışması gerektiğini ortaya koyuyor.

Beklenen senaryo
CIA, iki dosyanın her iki taraf için de daha önemli ve acil bir dosyaya dönüşeceği göz önüne alındığında, güvenlik ve ekonomi alanlarında daha yakın çalışmayı getirebilecek kapalı kapılar ardındaki güvenlik konulu ve siyasi görüşmelere odaklanacaktır.
CIA’in önceden hazırlanmış bir politika çerçevesinde güvenlik yapısı üzerinde çalışması son derece doğal bir durum. Çünkü Filistin arenasındaki mevcut durumda, her iki taraf da tavizler vermeden çatışmasızlığın uzun sürmeyeceği düşünülüyor. Öte yandan iki taraf tek bir noktada buluşmayacaktır. Dolayısıyla ABD, yıllardır Filistin-İsrail müzakerelerinin ayrıntılarını iyi bilen ve gelişmelerine dair tam bir vizyona sahip olan CIA Başkanı Burns aracılığıyla iki tarafı bir araya getirmek ve bir sonraki aşamaya geçmek için çalışacaktır. Bu yüzden, iki taraf arasında güven artırıcı önlemler oluşturmaya yönelik adımların atılmasına teşvik edecektir. Bu durum iki tarafı daha fazla yakınlaştıracak bir dizi özel toplantının yapılmasıyla aralarında uzlaşının yolunu açacaktır. Bu gelişmeler, Filistin Yönetimine istikrar getirebilir ve İsrail hükümetini, bir yandan Gazze Şeridi'nde bir tür istikrar sağlamaya çalışırken diğer yandan Hamas'ın iki tarafa da baskı yapmak amacıyla çatışmalara yeniden döneceği korkusuyla Filistin Yönetimi'ne destek konularında resmi temasları yeniden başlatmaya zorlayabilir.

Sonuç
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre sonuç olarak CIA, özellikle önceki görüşmeler, ABD yönetiminin şuan üzerinde çalıştığı bir teşvik listesi çerçevesinde iki tarafı birlikte çalışmaya itecek ortak çıkarları vurguladığından, Filistin-İsrail temaslarını sürdürmeyi başaracaktır. CIA'in, bir yandan çatışan tarafların acil sorunlarını ortadan kaldırırken diğer yandan ABD’nin İsrail’deki mevcut koalisyonu destekleme ve dağılmasını önleme arzusu çerçevesinde İsrail tarafını etkileyebilecek sıfır toplamlı seçimlere yol açacak mevcut Filistin siyaset sahnesinin çöküşü korkusuyla birçok yolda çabalarını sürdürmesi bekleniyor.

 


Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.


Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.