Taliban Sözcüsü Şarku’l Avsat’a konuştu: Yönetim İslami olacak, geçmişteki tecrübeden ders aldık

Taliban Sözcüsü Naim Afganistan’ın başka bir devletin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir operasyonun çıkış noktası olmayacağını vurguladı.

Muhammed Naim (Getty Images)
Muhammed Naim (Getty Images)
TT

Taliban Sözcüsü Şarku’l Avsat’a konuştu: Yönetim İslami olacak, geçmişteki tecrübeden ders aldık

Muhammed Naim (Getty Images)
Muhammed Naim (Getty Images)

Taliban Hareketi Siyasi Büro Sözcüsü Dr. Muhammed Naim, hareketin bölgedeki ülkelere ve uluslararası topluma, Afganistan’ın başka bir devletin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir operasyonun çıkış noktası olmayacağına dair güven mesajları gönderdiğini belirtti. Ülkede Harekete karşı yıllardır savaşan ve Taliban’ın düşmanlarıyla ittifak yapan herkes için genel af çıkararak aynı güven mesajını Afgan kamuoyuna da verdiklerini söyleyen Naim, hareketin bu adımları atabilmesinin sahip olduğu güç, kudret ve imkandan kaynaklandığını ifade etti.
Taliban’ın siyasi müzakere üyesi Naim, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, hareketin eğer isteseydi düşmanlarını tutuklayarak onları yargılama yoluna gidebileceğini “ki bunu yapsaydı da adil bir davranış olacağını” ancak bunun yerine onları affettiğine işaret etti ve ekledi “zira affetmek bir fazilettir, fazilet ise adaletten üstündür”.
Naim, “(Taliban) Afgan kadınlarının eğitim almasını istediğini ve kadınların çalışma hakkına sahip olduğunu teyit etti. Fakat tüm bunlar şeriat hükümlerine göre olmalıdır. Hareketin yönetimi, Afganistanlı kadınlar için dünyanın sonu anlamına gelmiyor. Savaş bitti, barış dönemi başladı. Rejim İslami olacak ve Afgan halkının taleplerini ve beklentilerini karşılayacak. İslam Emirliği (Taliban) geçmiş tecrübelerinden ders aldı ve son 20 yıl içerisinde çeşitli alanlarda birçok tecrübe kazandı” ifadelerini kullandı.

İşte o röportajın tam metni:
Taliban Hareketi halihazırda otoritesini sağlamlaştırıyor, güven mesajları veriyor ve “genel af” çıkarıyor. Fakat sizin yönetiminizden duyulan endişe neden halen devam ediyor?
Afganistan’daki Emirlik, ülke kamuoyuna, bölgedeki ülkelere ve uluslararası topluma güven mesajları verdi ve yıllardır kendisine karşı savaşan, düşmanlarıyla ittifak kuran siyasi, askeri ve güvenlik bürokrasisini de kapsayacak şekilde Afganistan içinde genel af çıkardı. Bunu, sahip olduğu güç, kudret ve imkanla yaptı. Yapmayabilirdi de. Rakiplerini tutuklayıp onları yargılatabilirdi. Şayet bunu yapsaydı adaletli de olurdu fakat onları affetti. Affetmek bir fazilettir. Fazilet ise adaletten üstündür.
Emirlik bu adımla eski dönemi geride bırakmayı, geçmişteki çekişmelerin ve acıların aşılacağı yeni bir döneme geçmeyi ve İslami bir yönetimin inşasında tüm Afganların bir araya geleceği yeni ilişkiler kurmak istedi.
Hareket, bölgesel düzeyde ise geçmişi geride bırakarak, başkalarının içişlerine karışmayan ve iyi komşuluk ilişkisine dayalı karşılıklı ilişkiler kurmaya hazır olduğunu ifade etti.
Emirlik uluslararası düzeyde, 20 yıldır savaştığı ülkelerle bile normal diplomatik ilişkiler kurmayı arzuladığını vurguladı. İslam Emirliği bu kadar çok mesaj ve çeşitli yönelimleriyle, izlediği bu politikanın Emirlik’in asıl programının gerçek bir ifadesi ve başkalarıyla ilişkilerindeki sabit vizyonu olduğunu güçlü ve yetkin bir pozisyondan vurguluyor.

-Taliban 20 yılın ardından stratejisini değiştirdi mi?
Emirliğin halihazırda ülke kamuoyuna, komşularına ve dünyaya verdiği güven mesajlarıyla göstermiş olduğu tavır esasında Taliban için yeni bir şey değil. Taliban Hareketi geçmiş dönemlerde buna hazır olduğunu daima ifade etmiştir. Fakat bunu reddeden onlardı. Hareketin, sahip olduğu ilkelerden ve programından vazgeçmesini ve işgale teslim olmasını isteyen onlardı.

-Tokalaşmanız, affetmeniz ve kan dökmemeniz, herkesin kurulmasına eşlik edeceği yeni bir dönemin başlangıcı anlamına mı geliyor?
Doğrusu bu durum, düşman medyası yüzünden birçok kişi için gizli kalmış olması muhtemel Emirlik figürünün bir parçasıdır. Hareket, halka, komşu ülkelere ve tüm dünyaya söz verdiği gibi verdiği sözleri de yerine getirecek.

Eski ve Yeni Taliban

-Taliban’ın şu anki fikirleri, 1996 yılında İslami Emirliği ilan ederek ilk kez ülkeyi yönettiğinde insanların gündelik hayatına katı kurallar koyan o dönemki hareketin fikirlerinden farklı mı?
Taliban’ın fikirlerinin özü din esasına dayanır. Hareket, şeriatla (İslam hukukuna göre) yönetmek, adaleti sağlamak, zulme son vermek, güven ortamı oluşturmak, ülkeyi birleştirmek, birliği sağlamak, Müslüman Afgan halkı arasında kardeşlik hukukunu güçlendirmek, herkesin hakkını korumak, sosyo-ekonomik refahı temin etmek ve tüm ülkelerle olumlu ilişkiler kurmak için bağımsız bir İslami rejim istemektedir. Bu hedeflerde herhangi bir değişiklik olmadı.
Hayat aslında tümüyle tecrübedir ve her insan hayatından bir şeyler öğrenir. Emirlik de aynı şekilde son 20 yılda siyasi, askeri, kültürel, eğitim ve toplumsal vb. çeşitli alanlarda birçok tecrübe edindi. Dünyanın dört bir yanında çeşitli alanlarda birçok değişim söz konusu. Emirlik 25 yıl önce yönetimde yeniydi şimdi ise birçok tecrübeye sahip.
Şer’i (dini) hukuk, mevcut durumu ilkeler ışığında ele alır. Buna binaen şer’i hukukun alanı geniş ve seçenekleri fazladır. Önemli olan ilkeleri ve amaçları korumak ve işleri önceliklere göre düzenlemektir.

Şeriat ne zaman?

‘Şeriat’ Afganistan genelinde ne zaman uygulanacak?
Şeriatı (İslam Hukukunu) tatbik etmek, hırsızlık ve şarap içmeye kısas uygulanması gibi şeriatın bir parçası olsa bile sadece kısasları uygulamak anlamına gelmez. Şeriatı uygulamak; insanların bireysel, toplumsal, siyasi, ekonomik ve kültürel hayatındaki inanç, ibadet, ilişki, ahlak ve davranışlarda dini tümüyle hakim kılmaktır. Bu da Peygamberimizin (sav) “Hepiniz birer çobansınız ve hepiniz idareniz altında bulunanlardan sorumlusunuz” hadisine dayanmaktadır.
Rejim, halkın güvenlik ve emniyetinden sorumludur ve ona tüm alanlarda uygun yaşam fırsatları sunar. Gelecek rejimin görevlerinin başında, Afgan halkının 40 yılı aşkın süredir mücadele ettiği amacı, yani İslami bir rejim kurmak ve bu düzen içinde güvenli, huzurlu, saygın ve onurlu bir yaşam sürmeyi gerçekleştirmek geliyor.

-Sizce Eşref Gani başkanlığındaki Afgan hükümetinin hızlı çöküşünün sebebi neydi?
Kabil yönetimi, herkesin bildiği üzere, işgalle birlikte geldi ve öncesinde yoktu. Afgan halkı, kendisini yabancıların yönetmesini kabul etmez. Bu yüzden Afgan halkı tarih boyunca daima tüm işgalcilere karşı olmuştur. Ayrıca Kabil yönetimini koruyan askerler halkın bir bölümünden oluşuyordu. Afgan halkı doğuştan özgür ve Müslümandır. Onlar da bu gerçeğin farkındaydı. Fakat mücahitlere katılmalarını engelleyen bazı durumlar vardı. Yabancı güçler çekildiğinde ise halkın arasına döndüler. Buna ek olarak, Emirlikte toplanan iman gücü, cesaret, tecrübe ve halkın teveccühü, Kabil yönetiminin düşmesine yol açtı. Tüm bunlar her şeyden önce Allah’ın bir lütfudur.

Ortak Hükümet

-Afganistan’ın geri kalan bileşenleriyle genişletilmiş ortak bir hükümet kurmaya hazır mısınız? Dünya ülkeleriyle nasıl siyasi ilişkiler kuracaksınız?
Biz şu anda Müslüman Afgan halkının farklı bileşenlerini temsil edecek, beklentilerine cevap verecek ve verdiği mücadele ile yaptığı fedakarlıkların gerçek bir meyvesi olacak bir hükümet kurmaya çalışıyoruz. Afgan halkı siyasi, idari ve dini ilimler alanında birçok yeterliliğe, iman şevkine ve İslam onuruna sahip. Biz, bu yeterlilikten faydalanmayı ve iş birliği yapmayı istiyoruz.

-Meşruiyetinizi tanıyan ülkeler var mı? Arap ülkelerle ilişkileriniz bulunuyor mu?
Tüm İslam ve Arap ülkeleriyle güçlü ilişkiler ve tüm dünya ülkeleriyle dostluk ilişkileri kurmayı dört gözle bekliyoruz. Bizi Arap ve İslam devletleriyle birbirine bağlayan inanç, din, tarih, coğrafi bağlar ve ortak çıkarlar bulunuyor.
Suudi Arabistan vahyin indiği yer, risaletin kaynağı, Müslümanların kıblesi ve gönlümüzün sultanı gözümüzün nuru Rasulullah’ın (sav) vatanıdır. Orada İslam ümmetinin kalbindeki Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi bulunuyor. Dünya ülkeleri Emirliğe karşı olumlu mesajlar göndermeye başladı. Bunların arasında Çin, Rusya, Almanya ve bazı Avrupa ülkeleri bulunuyor. Bu durumu takdir ediyoruz.

-Taliban liderlerinin daha önce ziyaret ettiği ülkelerden olan Çin, Pakistan ve İran başta olmak üzere komşu ülkelerle kurmayı düşündüğünüz ilişkinin boyut ve kapsamı hakkında bir fikir vermeniz mümkün mü?
Tüm komşularımızla iyi ilişkilere sahibiz ve bu ilişkileri genişletip geliştirmek istiyoruz. Biz daha önce komşu ülkeler başta olmak üzere tüm ülkelerle doğal ilişkiler kurmak istediğimizi ilan etmiştik. Adı geçen ülkeler de komşu ülkelerdir ve onlardan Afganistan Emirliği’ne karşı olumlu mesajlar geldi. Bu da iyi bir şey.

-ABD’nin Afganistan’dan çekilme tekliflerinin ciddiyetine inanmış mıydınız?
Doğrusu, yabancıların kendilerine ait olmayan bir ülkede kalması mümkün değildir ki bu doğal bir şey. Yabancı güçlerin ülkemizden çıkacağına emindik ve bu halihazırda da oldu. Afganistan’dan çıkma tekliflerine gerçek bağlı kalacakları yönündeki zannımız buradan gelmektedir.

Taliban küresel teröre üs olmayacak

-Taliban ülkede kontrolü ele geçirdikten sonra El Kaide gibi radikal örgütlere karşı daha dikkatli bir yol izler mi?
Taliban, Afganistan’ın herhangi ülkenin güvenliğini tehdit edecek hiçbir bir operasyonun çıkış noktası olmayacağı konusunda bütün devletlere taahhüt verdi. Biz, bu taahhüte bağlıyız. Başkalarının iç işlerine karışmayacağız, başkalarının da iç işlerimize karışmasına izin vermeyeceğiz.

Kadınların eğitimi

-‘Emirliğin’ Afganistan’a geri dönmesi, Afgan kadınlar için eğitim ve çalışma noktasında ‘dünyanın sonu’ anlamına gelecek mi? Yoksa Hareket bu konuda daha mı esnek olacak?
Emirlik Afgan kadınlarının eğitim almasını istediğini ve çalışma hakkına sahip olduğunu teyit etti. Fakat tüm bunlar İslam hukukunun hükümlerine ve Afgan halkının ilke ve değerlerine göre olmalıdır. Doğrusu şu an Taliban’ın ülkede kontrolü ele almasının ardından bu oluyor. Kadın memur ve çalışanlar normal bir şekilde işlerini yapıyorlar. Hepimiz dinimizin ahlak ve hükümlerine bağlı kalmalıyız.

-Sizce Afgan halkı Taliban’a ve doktrinlerine alışacak mı?
Afgan halkı Müslüman bir halktır. İslam’ı ve hükümlerini bilir. Bu halk dinine, değerine, ahlakına ve vatanına düşkündür. İslam, halkımız için garip bir şey değil. Bilakis bu halk tarih boyunca ve özellikle de son zamanlarda İslam için fedakarlıklarda bulunmuştur. Bu herkesin bildiği bir şey. Emirlik, halkın değişik kesimlerinin ve farklı bileşenlerinin çoğundan büyük bir kabul görmektedir. Bunun kanıtı da Emirlik mücahitleri ve yetkililerinin Afganistan’ın şehirlerine girişleri sırasında onları sevinçle karşılayan halk topluluklarıdır.
İslam Emirliği’ni şeytanlaştıran düşmanlardır. Emirliğin imajına zarar vermeye çalışıyorlar. Daha önce onların sözlerine aldanan kişiler, hakikati gördüklerinde Emirliğe bakışları da değişiyor. Elhamdülillah.

-Taliban, Kabil dahil olmak üzere tüm Afganistan topraklarında kontrolü ele geçirdi. Savaş bitti mi? Kabil’deki yönetim biçimi ve şekli ne zaman netleşecek?
Evet, savaş bitti elhamdülillah. Barış dönemi başladı. Ortada bazı sorunlar var ama onlar da bitecek inşallah. Kabil’de kurulacak yönetim biçimine gelince, Müslüman Afgan halkının talep ve beklentilerini karşılayan, halka ve ülkeye hizmet etmek amacıyla fırsatlar oluşturan dürüst ve adil bir İslami rejim olacak. Önemli olan budur.

-Taliban Hareketi 1996-2001 arasında Afganistan’ı yönetirken toplulukların önünde idam cezası uygulamak, öldürene kadar recmetmek ve el kesmek gibi ağır cezalar uyguladı. Bu görüntüler tekrarlanacak mı yoksa geride mi kaldı?
Birincisi; Kitab (Kur’an-ı Kerim) ve Sünnet’te (Hz. Muhammed’in söz, fiil ve takrirleri) yer alan ve bu ümmetin alimlerinin üzerinde icma ettiği şeriat cezaları ‘ağır’ ve ‘gayri insani’ şeklinde nitelendirilemez. Allah’ın kullarına olan merhameti bir ananın yavrusuna olan merhametinden daha çoktur. Çünkü O, en merhametli olandır.
İkincisi; şeriat cezalarını farz kılan Emirlik değildir. Bu cezaları farz kılan Allah Subhânehû ve Teâlâ’dır. Bunun delilleri Kitabullah, Sünnet ve ümmet alimlerinin icma’ında bulunmaktadır.
Şeriat cezalarının uygulanması, İslam rejiminin görevinin ayrılmaz bir parçasıdır. Fakat bununun nasıl uygulanacağına dair sorumluluk yetkili yargılama mercilerine aittir.

-Dünyadaki Arap ve Müslüman okuyuculara bir mesaj vermek ister misiniz?
Evet, herkesten mazlum Afgan halkının yanında olmasını, ona yardım ve destek elini uzatmasını bekliyoruz. Şu an bunu yapma fırsatı oldukça mümkün çünkü daha önce bunun önünde savaş sorunu vardı. Artık savaş bitti, elhamdülillah. 20 yıldır ve hatta fazla bir süredir yıkıma uğrayan ülkemizi inşa edeceğiz. Bu nimet, güven ve huzur nimetidir. Allah bu nimeti bize nasip etti. Bunun için Allah’a şükrediyoruz.



İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
TT

Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)

Pakistan, bu sabah erken saatlerde, Afganistan'ın desteklediği silahlı grupların üstlendiği son intihar saldırılarına misilleme olarak Pakistan-Afganistan sınır bölgesindeki yedi noktaya hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Enformasyon Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan'ın ‘istihbarat bilgilerine dayanarak yedi terörist kampına ve sığınağına askeri operasyonlar düzenlediği’ belirtildi. Açıklamaya göre Ramazan'ın başlamasından bu yana üç intihar saldırısı düzenlendi.

Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan'ın DEAŞ terör örgütünün bir kolunun hedef alındığını söyledi.

Tatar, açıklamada saldırıların yeri veya daha fazla ayrıntı belirtmedi.

Ancak Afganistan Hükümet Sözcüsü Zabihullah Mucahid bugün X üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Pakistan tarafından Afganistan’ın Nangarhar ve Paktika illerinde sivillerin bombaladığını, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını’ söyledi.

Bakanlık, operasyonların iki hafta önce İslamabad'daki bir Şii camisini hedef alan intihar bombalı saldırı ve son zamanlarda Pakistan'ın kuzeybatısında meydana gelen diğer intihar bombalı saldırılara misilleme olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

Pakistan tarafından bugün yapılan açıklamada, İslamabad'ın defalarca kez talepte bulunmasına rağmen, Kabil'deki Taliban yetkililerinin Afganistan topraklarını Pakistan'da saldırılar düzenlemek için kullanan silahlı gruplara karşı harekete geçmediği belirtildi.

Enformasyon Bakanlığından yapılan açıklamada, “Pakistan her zaman bölgede barış ve istikrarı korumak için çaba göstermiştir, ancak aynı zamanda vatandaşlarımızın güvenliği ve emniyeti de bizim en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor” denildi.

İslamabad ayrıca uluslararası topluma, Kabil'i geçtiğimiz yıl Doha’da varılan anlaşma kapsamında diğer ülkelere karşı düşmanca eylemleri desteklememe yükümlülüğünü yerine getirmesi için baskı yapmaya çağırdı.

Afganistan ve Pakistan arasındaki gerginlik, Taliban'ın 2021 yılında Kabil'in kontrolünü yeniden ele geçirmesinden bu yana tırmanıyor.

Son aylarda kanlı sınır çatışmalarıyla iki ülke arasındaki ilişkiler keskin bir şekilde kötüleşti.

Ekim ayında patlak veren ve Katar ile Türkiye'nin arabuluculuğunda ateşkesle sona eren çatışmalarda 70'den fazla kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Ancak, Doha ve İstanbul'da birkaç tur görüşme yapıldıysa da kalıcı bir anlaşma sağlanamadı.