Taliban ve Mesud arasındaki müzakerelerin tıkandığı nokta: Ademi merkeziyetçilik

Pençşir Vadisi'ndeki Taliban karşıtı savaşçıların önceki gün çekilen bir fotoğrafı (Reuters)
Pençşir Vadisi'ndeki Taliban karşıtı savaşçıların önceki gün çekilen bir fotoğrafı (Reuters)
TT

Taliban ve Mesud arasındaki müzakerelerin tıkandığı nokta: Ademi merkeziyetçilik

Pençşir Vadisi'ndeki Taliban karşıtı savaşçıların önceki gün çekilen bir fotoğrafı (Reuters)
Pençşir Vadisi'ndeki Taliban karşıtı savaşçıların önceki gün çekilen bir fotoğrafı (Reuters)

Taliban Hareketi, Ahmed Şah Mesud ile en son 1996 yılında, Kabil'in kapılarına dayandığı sırada görüşmüştü. Taliban liderliği, Mesud'a her zaman saygı duysa da kendilerine teslim olmasını ve İslami yönetimlerine biat etmesini istedi. Mesud ise o dönem bu talebe, “İslam dinini uygulamak mı istiyorsunuz? Biz de Müslümanız, biz de şeriata bağlıyız, o halde gelin birlikte çalışalım” yanıtını verdi.
Ancak ne yazık ki bu hamleler, iki taraf arasındaki sorunu çözemedi. Aksine, Taliban'ın inatçı ve amansız tutumu, yalnızca uzayan bir iç savaşa değil, aynı zamanda Mesud'un 11 Eylül 2001 tarihinden önce Afganistan'ı kendilerine yuva edinmelerine karşı çıktığı uluslararası terörist grupların yükselişine de yol açtı.
Bugün ise neredeyse aynı şekilde, son altı ay içinde, bilinmeyen bir yerde, Pençşir Aslanı’nın (Ahmed Şah Mesud) oğlu Ahmed Mesud ve Taliban temsilcileri arasında altı toplantı yapıldı. Uluslararası basının tüm dikkatlinin yeniden Pençşir Vadisi'ne yöneldiği bir dönemde, bugün eski bir senaryonun tekrarlanıyor.
Pençşir’in önde gelen ilim insanları bölgenin engebeli zirvelerinde gezinirken, karşılaştıkları insanlara samimi bakışlarla tokalaşmak için ellerini uzatırlar. Adı, ABD güçlerinin yenilgisiyle eş anlamlı hale gelen Hakkani Ağı da aynıdır.
ABD, Hakkani Ağı’nı, NATO güçlerinin Afganistan'daki 20 yıllık savaşı kaybetmesinin başlıca nedeni olarak görüyordu. Şimdi ise Enes Hakkani, Ahmed Mesud ile doğrudan müzakere ediyor. Her ikisi de 1980'li yıllarda Sovyetler Birliği'ni yenen iki ünlü Mücahid liderin oğullarıdır. Enes Hakkani, Ahmed Mesud’a babası Ahmed Şah Mesud’u saygıdeğer bir şehit olarak andığı bir mektup yazdı. Hakkani, Şah Mesud’u büyük bir savaşçı olarak nitelediği mektupta, Ahmed Mesud’un mallarının ve ailesinin emniyette olduğunu söyledi. Hakkani, mektubunda, Ahmed Mesud ve halkının, Taliban’a biat etmelerini istedi. Fakat Ahmed Mesud, teslim olma ya da biat etme gibi herhangi bir adım atmaya dair bir açıklama yapmaya hazır görünmüyor.
Pençşir’in önde gelenleri, 40 yıldır direnişin sembolü olan Pençşir Vadisi’nin teslim olamayacağını ve biat etmeyeceğini söylüyorlar. Şarku’l Avsat’a konuşan Pençşirli ilim insanları ve önde gelen isimler, Ahmed Mesud'un arkasında olduklarını ve onun da bunu bildiğini belirttiler. Öte yandan Taliban liderleri ve diğer ilim insanları, ‘kimsenin istemediği bir savaşa sürüklenilmemesi gerektiğini’ ifade ettiler.
Peki, hangi konu üzerinde anlaşmaya varıldı?
Elbette böyle bir uzlaşı eski ABD Başkanı Donald Trump’ın ünlü müzakere tarzına ters düşecektir. Her şey, bir anlaşmaya varmak ve her iki tarafa da itibar kazandıran çok dikkatli bir şekilde hazırlanmış bir belgeye ulaşmakla ilgilidir.
Taliban’ın Afganistan’ın tamamını kontrolü altına almak istediğini tartışmasız bir gerçek. Esasen, 34 ilden 33'ünü tek kurşun dahi atmadan kontrolü altına aldı. Eşsiz bir manzarası olan Pençşir ise savaşmadan teslim olmayacak tek il olmaktan gurur duyuyorlar. Taliban, ülkenin tamamında egemenlik sağlamak isterken Pençşir Vadisi ademi merkeziyetçiliği talep ediyor. Ahmed Mesud daha önce bir kez özel olarak ve bir kez de kamuoyu önünde Afganistan'ın Eşref Gani'nin yönettiği şekilde merkezi bir sisteme sahip olamayacağını söyledi. Afganistan'ın tek bir ülke olduğunu, ancak Taliban'ın tüm ülkede egemen olmak istediğini belirten Mesud, Taliban’ın, bölgelerin kendilerini yönetmesine izin vermesi gerektiğini vurguladı. İslami bir yönetim ve şeriat ile ilgili konuda ise herhangi bir anlaşmazlık söz konusu değil. Pençşir'deki okullarda verilen eğitim ve yaşam şekli halihazırda Sünni Hanefiliğe göre sürdürülüyor ve bölge Sünni olmayanlara hoşgörüyle yaklaşıyor.
Dolayısıyla, Taliban ve Ahmed Mesud arasındaki böyle bir anlaşma, her şeyden önce her iki tarafın İslam dinine nasıl baktığıyla ilgilidir.
Elbette bu anlaşmanın, güç etrafında dönen bir politikası da var. Taliban, bu zaferi kazanmak için 20 yıl boyunca savaştıklarını ve kimsenin onları durduramayacağını söylüyor. Ahmed Mesud ise onlarla barış istediğini söylüyor. Özetle, kimsenin kimseye teslim olmayacağı ortadadır.
Belki de Taliban, Pençşir’in talebine saygı gösterir ve Afganistan’ın egemenliğini elde eder.
Taliban Hareketi, Hakkani Ağı’nın liderlerinden biri olan Halil Hakkani'nin son videosunda dediği gibi hem Ahmed Mesud’a hem de babası Ahmed Şah Mesud’a saygı duyuyor ve şehit olarak andığı Ahmed Şah Mesud’u Afganistan’ın bir kahramanı olarak görüyor.



Senato için yarışan iki Cumhuriyetçi aday, İran savaşının hızla sona erdirilmesini istedi

Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
TT

Senato için yarışan iki Cumhuriyetçi aday, İran savaşının hızla sona erdirilmesini istedi

Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)

ABD Senatosu’ndaki iki sandalye için çekişmeli yarışlara giren iki Cumhuriyetçi aday, dün İran savaşının bir an önce sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Bu açıklamalar, yakıt fiyatlarının yükselmesine ve özellikle motorin fiyatlarının rekor seviyelere çıkmasına yol açan savaş konusunda, koltuklarını kaybetme riski taşıyan adayların Başkan Donald Trump’tan uzaklaşmaya çalıştığının son işareti oldu.

Michigan’da Demokrat aday Abdul El-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers ile Iowa’da Demokrat Josh Tork’a karşı yakın bir yarışın içinde olan Ashley Hinson, daha önce Trump’ın Tahran’a saldırı düzenleme yetkisini desteklemiş olmalarına rağmen, dün İran konusunda daha yatıştırıcı bir söylem benimsedi.

Bu değişim, halen Temsilciler Meclisi’nde görev yapan Hinson açısından özellikle dikkat çekiciydi. Hinson, Trump’ın savaşı sürdürme yetkisini sınırlandırmayı amaçlayan Meclis girişimlerine altı kez karşı oy kullandı; bunlardan biri geçen hafta yapılan oylamaydı.

Hinson sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Iowalılar ekonomik baskı altında ve İran’daki savaşın maliyetini akaryakıt istasyonlarında ya da marketlerde ödemek zorunda kalmamalı” ifadelerini kullandı. Hinson, benzin vergilerinin askıya alınması, motorin ihracatının geçici olarak durdurulması ve başka önlemlerin alınmasının yanı sıra savaşın “başarıyla ve derhal” sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

Bu açıklamalar, yaklaşık yedi aydır devam eden çatışmanın kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde siyasi bir yüke dönüşmesinden endişe eden ve koltuklarını kaybetme riski bulunan bazı Cumhuriyetçi adayların artan kaygısını gösteriyor. Ara seçimler, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi ve Senato’daki kritik çoğunluklarını koruyup koruyamayacağını belirleyecek.

Enflasyonun yükselmeye devam ettiği bir dönemde Amerikalıların Trump’ın hem ekonomiyle hem de İran savaşıyla ilgili politikalarına yönelik memnuniyetsizliği de arttı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Reuters/Ipsos tarafından gerçekleştirilen ve sonuçları dün yayımlanan son ankete göre Trump’ın görev onayı yüzde 32’ye gerileyerek, siyasi kariyerindeki en düşük seviyeye indi.


Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
TT

Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmak üzere bugün New York’a hareket ederken, ABD ile savaşın ortasında yapılacak toplantılarda ülkesinin tutumlarını kararlılıkla savunacağı taahhüdünde bulundu.

İran devlet televizyonunun Pezeşkiyan’ın ülkeden ayrılmadan önce yaptığı açıklamalardan aktardığına göre Pezeşkiyan, “Savaştan başımız dik çıktık. Bu hepimiz için bir onur ve gurur kaynağıdır. Bu nedenle uluslararası platformlarda tutumlarımızı kararlılıkla savunacağız” dedi.

Pezeşkiyan, “Bu fırsatı, İran’ın içinde bulunduğu zor durumu uluslararası toplumun dikkatine mümkün olan en iyi şekilde sunmak için kullanacağız. Muhaliflerimize, İran halkının tüm bu haksızlıklara rağmen direnişini sürdürdüğünü vurgulayacağız” ifadelerini kullandı.

Pezeşkiyan, şubat ayında İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla Ortadoğu’da savaşın başlamasından bu yana ABD’ye giden en üst düzey İranlı yetkili konumunda. Pezeşkiyan’ın yarın BM Genel Kurulu’na hitap etmesi bekleniyor.

ABD, İran heyetinin bir bölümünün BM toplantılarına katılmasına izin verirken, Dışişleri Bakanlığı’na göre heyet üyelerine geçen yıl uygulananlara benzer kısıtlamalar getirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de ülkesinin BM Genel Kurulu toplantılarına katılacak diplomatik heyetine başkanlık etmek üzere dün New York’a ulaştı. Bu bilgi İran Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklandı.

İran devlet televizyonu, Arakçi’nin New York’a ulaşmasının ardından BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve görüşmede Genel Kurul gündemine ilişkin görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi.

İran medyası Arakçi’nin, “En önemli hedefimiz, İran halkının meşru haklarını ve çıkarlarını savunmak için bu büyük uluslararası platformdan yararlanmaktır” dediğini aktardı.

Stratejik Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ise Tahran ile Washington arasındaki anlaşmazlığın merkezindeki konulardan biri olmaya devam ediyor.

İran, ABD ve İsrail’in savaşı başlatmasından bu yana Hürmüz Boğazı’nı büyük ölçüde kapalı tutuyor. Savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının beşte biri bu su yolundan geçiyordu.

Buna karşılık ABD, İran limanlarına abluka uygularken, İran’ı mali açıdan sıkıştırmak amacıyla ülkeye yönelik ekonomik baskıyı artırıyor.


ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
TT

ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)

Üç kaynağın verdiği bilgiye göre ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma eski bir askeri üssü yeniden açmayı ve Danimarka’nın köpekli kızak devriyeleri tarafından halen kullanılan doğu kıyısındaki bir üste askeri varlığını sürdürmeyi planlıyor. Bu düzenlemeler, ABD, Danimarka ve Grönland arasında bugün imzalanması beklenen anlaşma kapsamında hayata geçirilecek.

İki kaynak, söz konusu noktaların, ABD’nin 1950’li yıllarda Blue West One askeri üssünü kapatmasının ardından nüfusu birkaç düzine kişiye kadar gerileyen Narsarsuaq ile halen Danimarka Özel Kuvvetleri’ne bağlı Sirius köpekli kızak devriyesi tarafından kullanılan, doğu kıyısındaki uzak bir askeri nokta olan Mestersvig olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD’nin yeni anlaşmayı, bugün New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında imzalaması bekleniyor.

Anlaşmanın metni kamuoyuna açıklanmadı. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar Şarku’l Avsat’a, anlaşmanın ayrıntılarının imza tarihine kadar kesinleşmeyeceğini söyledi. Danimarka ve Grönland hükümetleri ile Beyaz Saray, yorum talebine henüz cevap vermedi.

Danimarka, anlaşmanın Arktik bölgesinin güvenliğini yalnızca ABD ile Danimarka arasındaki ikili bir düzenleme olmaktan çıkararak, NATO’nun gözetimine bırakacağını ifade ediyor.

Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın aylardır sürdürdüğü baskıların ardından yapılıyor. Trump uzun süredir ABD’nin Grönland’ın kontrolünü ele geçirmesini istediğini dile getiriyor; ayrıca Danimarka’ya bağlı özerk bölgeyi elde etmek için zaman zaman askeri veya ekonomik güç kullanma ihtimalini de dışlamadı.