Hata ve günah arasında Kabil’de yaşananlar

Dostlarını ve müttefiklerini kaybetmek pahasına kararlar almaktan çekinmeyeceğinden Washington’a fazla güvenilmemeli.

Afganlar Kabil Havaalanı’nın askeri bölümünün yakınında bir yolun kenarında otururken dikenli tellerin arkasından onlara bakan ABD askerleri (AFP)
Afganlar Kabil Havaalanı’nın askeri bölümünün yakınında bir yolun kenarında otururken dikenli tellerin arkasından onlara bakan ABD askerleri (AFP)
TT

Hata ve günah arasında Kabil’de yaşananlar

Afganlar Kabil Havaalanı’nın askeri bölümünün yakınında bir yolun kenarında otururken dikenli tellerin arkasından onlara bakan ABD askerleri (AFP)
Afganlar Kabil Havaalanı’nın askeri bölümünün yakınında bir yolun kenarında otururken dikenli tellerin arkasından onlara bakan ABD askerleri (AFP)

Nebil Fehmi
Her ne kadar herkesin, vatandaşlarını tahliye etme prosedürlerindeki disiplin eksikliğinin yanı sıra karanlık bir geleceğin kendisini beklediği ve can güvenliği tehditleriyle karşı karşıya olan ABD’nin Afgan dostlarına uyguladığı insanlık dışı muamele karşısında şaşırmaya hakkı olsa da ABD’nin Afganistan'dan çekilmesine şaşıranlar yanıldılar.
Bazıları, ABD'nin bir trilyon dolardan fazla harcadıktan ve binlerce askeri bu topraklarda hayatını kaybettikten sonra nasıl olup da Afganistan'dan çekildiğini merak ediyor. Bazıları da, Washington'ın ABD ve Batı dünyasındaki çağdaş yaşamı yönlendiren ilkelerden uzak olan vizyonları, anlayışları ve uygulamalarıyla bir örgüt olan Taliban ile nasıl bir anlaşmaya varabileceğini merakla bekliyor.
Sorulacak çok soru var. Ancak şaşkınlığa düşmenin veya durumu garipsemenin ne yeri ne de zamanı.  “Bir resim bin kelimeye bedeldir” sözü ve  Kabil’de 2021 yılında yaşanan bu olaylar ile ABD’nin 1975'te Vietnam'ın Saygon kentinden vatandaşlarını tahliye ettiği görüntüler arasındaki benzerlikler ve hatta uyum, olanları anlamaya yeter. ABD’ye ait askeri bir helikopterin Kabil’de ABD Büyükelçilik binası üzerinden uçuşu ve Kabil Havalimanı'ndan kalkan, kanatlarında dahi yolcu dolu olan Amerikan kargo uçaklarının görüntüleri, yarım yüzyıl önce Vietnam'da tanık olduğumuzla aynı sahnelerdi.
ABD’nin aldığı kararın, özellikle Asya’ya odaklanma, yükselen güç Çin’in karşısına güçlü ve hızlı bir şekilde çıkma düşüncesi çerçevesinde, büyük bir güç mücadelesini içeren stratejinin parçası olduğu da göz ardı edilemez. ABD Başkanı’nın hangi partiden olduğuna veya Kongre çoğunluğuna bakılmaksızın ABD’nin eylemlerini ve politikalarını yöneten bazı belirli hususlar var. Aynı zamanda ABD’nin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan rolü, hiç değişmedi, ABD de bu rolden çıkmadı.
Söz konusu hususlardan ilki, herhangi bir arenaya girmek, orada kalmak veya herhangi bir arenadan çıkmak suretiyle alınan kararlardan elde edilen kazanç veya kaybın boyutunu tahmin etmektir. Her zaman söylerim; ABD’nin dış politikası, ABD’nin piyasa ekonomisi üzerine kurulu olan ekonomi politikasını yöneten aynı ilke ve hedefler tarafından yönlendirilir.
Bazıları Washington'ın Afganistan'a yatırdığı veya harcadığı meblağı, buradan çıkarak nasıl boşa harcadığını merak edebilir. Bunun cevabı, Amerikan siyasi sistemini, özellikle de farklı düzeylerde çoklu ve tekrar eden seçimleri anlamakta yatıyor. Bir başkan, dört yılda bir en fazla iki dönem seçilebilir. ABD Temsilciler Meclisi ise, her iki yılda bir tekrarlanan seçimlerle yenilenir.  Aynı durum, yerel seçimler için de geçerlidir. Bu nedenle ABD’de siyasetçilerini, çoğu konuya, geçmiş olaylardan ve kararlardan uzak, kısa vadeli gelecek perspektifi ile bakmaya zorlayan bir sistem vardır. Kısacası Demokrat Partili Biden'ın kararını geçmişte harcanan büyük meblağlara ve ilk etapta dönemin ABD Başkanı George W. Bush tarafından alınan müdahale kararının gücüne bakılmaksızın, daha fazla maddi harcama yapılmama ve insani kayba uğramama arzusuyla aldığı anlamına geliyor.  Biden, bu kararı almak için maddi ekonomik ilkelere başvururken başarısız bir projeye daha fazla para harcanmaması gerektiğini söyledi. Biden, bu kararla Cumhuriyetçi bir başkanın Vietnam'da yaptığıyla aynı ölçüde olabilecek gelecekteki kayıpları sınırlamayı hedefliyor.
Kabil'den tahliyeler sırasında yaşanan kaos ve disiplin eksikliğinin yanı sıra ABD’nin Guantanamo'daki hapishanesinde bulunan isimlerin de yer aldığı Taliban’a ülkeyi teslim etmenin, ABD'nin imajı ve mevcut yönetimin performansı üzerinde, Amerikalı ve yabancı diplomatlar ile ABD’yi destekleyen Afganlar açısından kötü bir izlenim bıraktığını söylemeye gerek yoktur sanırım. Bu çıkış, Başkan Biden tarafından ABD’nin çıkarına olduğu için Afganistan’dan ayrılma kararına sıkı sıkıya bağlı olduğu vurgusuyla güçlü bir şekilde ilan edilmişti. Biden aynı zamanda, Amerikan toplumunun, uzayan askeri çatışmalar nedeniyle psikolojik olarak tükendiğini bilerek özellikle ülkesine yönelik doğrudan tehditlerle devam eden harcamalar arasında çıkarlarını netleştirme zorluğuyla konuştu.
Başkan Biden ayrıca, ülkesinin bu kararın, itibarı üzerinde bıraktığı kısa vadeli yansımalarının üstesinden geleceğine ve uluslararası toplumun 1970’lerde Vietnam'ın işgalinden ve daha yakın bir tarihte Irak’ın işgalinden sonra olduğu gibi ABD’yi boykot edemeyeceğine veya ABD’den vazgeçemeyeceğine olan inancını dile getirdi.
Açıkçası ABD’nin politikalarını yöneten düşünceler açıkken, bugünün ve yarının kısa vadeli ulusal ve maddi çıkarını gözettiği ortadayken, neden bu politikalara ilişkin sorular sorduğumuzu anlamıyorum. En alakalı ve önemli soru, ABD’ye dost ülkelerin ve diğerlerinin tüm günahlarıyla birlikte bu politikalara karşı tutumudur. Sorumuz, tutumlarındaki bu kararlılığa ve ABD’nin günahına karşı tepkilerimize ve politikalarımıza yönelik olmalıdır.
ABD'nin Vietnam ve Irak olaylarından sonra yaptığı gibi, bu olayları da aşacak ve birçok ülkeyle güçlü ilişkiler aramaya devam etmesini sağlayacak gücü ve zenginliği olduğundan şüphem yok. ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, daha önce ülkesini ‘vazgeçilmez bir güç’ olarak tanımlamıştı. Oysa gücün, zenginliğin ve dayanıklılığın sınırları olduğu, yanılgı ve hatta dostluğun bir bedeli olduğu son olaylardan sonra bir kez daha anlaşıldı.
Uluslararası toplumun son olaylardan çıkarması gereken önemli derslerden biri, ABD ne kadar önemli bir ülke olsa da gerektiğinde dostları ve müttefikleri de dahil olmak üzere başkalarının çıkarları pahasına kararlar almaktan çekinmeyeceğinden ona çok fazla güvenmenin bir hata olacağıdır. ABD ile iş birliğini sürdürmek bir görevdir, ama buna aşırı derecede güvenmek hata olur. Orta ve uzun vadede en iyisi yolun, ulusal ve bölgesel etkileşimin olduğuna inanıyorum. Çünkü sahadaki anlık gerçekliğe yanıt verme ve onunla etkileşime girme imkânı verdiğinden ortak alanımızdaki doğrudan yetenekler ve istekler daha iyi takdir edilebilir ve onlarla etkileşime geçilebilir.
Öte yandan ABD, Irak ve Afganistan'ın işgalinin yanı sıra diğer maliyetli ve başarısız askeri deneyimlerden sonra büyük güçlerin stratejik teoriler çerçevesinde mücadelesi ile dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin ulusal gerçekliği ve toplumsal kimliğiyle ilgilenmenin farklı şeyler olduğunu anlamalı. Gücün verdiği kibir ve abartılı zenginliğin hatalarından ders çıkarmalı. Bunlara girişmeden önce ulusal ve bölgesel arenaları iyi okumalıdır. Askeri operasyonlarda pervasızlık, ağır kayıplara yol açar, bunun yerine, farklı arenalarda hedeflerine ulaşmanın çeşitli yollarını araştırmak ve gözden geçirmek zorundadır. Savaşlarda üstünlük, mutlaka savaşlarda zafer anlamına gelmez. Askeri operasyonlar, onları motive eden çeşitli nedenler olsa bile, ancak diğerlerinin çıkarlarına daha saygılı, ılımlı ve güvenilir olunsa ve uluslararası istikrar aranırsa sorunları çözer veya tüm hedeflere ulaşır.
*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.


Yüksek Mahkeme ABD başkanının gümrük vergilerine darbe vurdu

Trump, Nisan 2025'te dünyanın çoğu ülkesine uygulayacağını açıkladığı gümrük vergileri listesini gösteriyor (AFP)
Trump, Nisan 2025'te dünyanın çoğu ülkesine uygulayacağını açıkladığı gümrük vergileri listesini gösteriyor (AFP)
TT

Yüksek Mahkeme ABD başkanının gümrük vergilerine darbe vurdu

Trump, Nisan 2025'te dünyanın çoğu ülkesine uygulayacağını açıkladığı gümrük vergileri listesini gösteriyor (AFP)
Trump, Nisan 2025'te dünyanın çoğu ülkesine uygulayacağını açıkladığı gümrük vergileri listesini gösteriyor (AFP)

ABD Yüksek Mahkemesi, 6'ya 3'lük çoğunlukla, Başkan Donald Trump'ın küresel ticareti aksatan bir dizi gümrük vergisi uygulayarak yetkisini aştığı ve yönetimin ekonomik gündemine darbe vurduğu sonucuna vardı.

Trump, gümrük vergilerini politikasının temel taşlarından biri haline getirmiş, hatta onları "en sevdiği kelime" olarak nitelendirmişti. Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre birkaç eyalet valisiyle yaptığı özel bir toplantıda karardan haberdar edildiğinde bunu "utanç verici" olarak nitelendirdi.

Yüksek Mahkeme yargıçlarının çoğunluğu, Anayasa'nın Kongre'ye gümrük vergileri de dahil olmak üzere vergi koyma yetkisini "çok açık bir şekilde" verdiğini ve Anayasa'yı hazırlayanların yürütme organına vergi koyma yetkisinin hiçbir bölümünü vermediğini vurguladı.

Karara ilişkin uluslararası tepkiler ardı ardına geldi; Avrupa Birliği kararı "dikkatlice analiz ettiğini" ve ABD yönetimiyle iletişim halinde olduğunu açıklarken, Kanada kararı Trump'ın gümrük vergilerinin "haksız" olduğunu doğrulayan bir gelişme olarak değerlendirdi.

Birleşik Krallık, kararın sonuçlarını görüşmek üzere Washington ile iş birliği yapacağını ifade etti.