Etiyopya, Nahda Barajı ile ilgili yeni bir Arap girişimi konusunda uyardıhttps://turkish.aawsat.com/home/article/3153646/etiyopya-nahda-baraj%C4%B1-ile-ilgili-yeni-bir-arap-giri%C5%9Fimi-konusunda-uyard%C4%B1
Etiyopya, Nahda Barajı ile ilgili yeni bir Arap girişimi konusunda uyardı
Nahda Barajı’nın geçen ayki fotoğrafı (AFP)
Kahire / Muhammed Abduh Hasaneyn
TT
TT
Etiyopya, Nahda Barajı ile ilgili yeni bir Arap girişimi konusunda uyardı
Nahda Barajı’nın geçen ayki fotoğrafı (AFP)
Etiyopya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Nahda Barajı sorununun yeniden gündeme getirilmesi konusunda yeni bir Arap girişimine karşın uyardı ve böyle bir adımın, Mısır ve Sudan arasında müzakereleri yeniden başlatma çabalarını baltalayacağını ifade etti.
Addis Ababa'nın Nil Nehri'nin ana kolu üzerine inşa ettiği barajın doldurulmasını ve işletilmesini düzenleyen bir anlaşmaya varılamaması üzerine üç ülke arasındaki müzakereler durdu. Bu durumun, Kahire ve Hartum'a su temini üzerindeki etkisi konusunda endişeler artırıyor.
Mısır ve Sudan'ın talebi üzerine, Güvenlik Konseyi'nin şu anki Arap üyesi olan Tunus, geçen ay Konsey'e Etiyopya'yı aşağı havzadaki ülkelere zarar verecek tek taraflı önlemleri durdurmaya çağıran bir karar taslağı sundu. Ancak taslağı açık bir oturumda tartışan konsey, şu ana kadar herhangi bir karar veya tavsiye yayınlamadı.
Etiyopya Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Rıdvan Hüseyin, dün yaptığı açıklamada, "Tunus'un Güvenlik Konseyi'ne tekrar bir talepte bulunma istekliliği, ilgili ülkeleri rotasının tersine işbirliği yapmalarını gerektiren zor bir duruma sokabilir” ifadelerini kullandı.
Mısırlı bir yetkili, Etiyopyalı bakanın uluslararası konseye dönüşle ilgili söyledikleri hakkında Şarku'l Avsat'a yorum yapmayı reddetti.
Bakanı Hüseyin, Nil Havzası ülkelerinin büyükelçileriyle bugün yaptığı görüşmede, “Tunus’un uygunsuz talebini BMGK’ya tekrar sunmaya yönelik devam eden hazırlığı, tüm kıyıdaş ülkeleri, bunun üstesinden gelmek için işbirliğine iten zor bir duruma sokacaktır” dedi.
Etiyopyalı Bakan, “Bir Afrika ülkesinin böylesine yararsız bir adımı, yalnızca Nahda Barajı’ndaki üçlü müzakereleri baltalamaya hizmet edecek. Bu Nil Havzası’na kıyıdaş ülkeler tarafından kabul edilmemelidir” diye konuştu.
Devlet Bakanı, Etiyopya’nın kıyıdaş ülkelerle yakın istişarelerde bulunarak, Nil Nehri sularından adil ve hakkaniyetli bir şekilde yararlanma konusundaki uzun süredir devam eden bağlılığını yineledi.
Etiyopya resmi haber ajansı ENA'ya göre, Nil Havzası ülkelerinin büyükelçileri, sınır ötesi kaynaklara ortak yatırım konusunda işbirliğini güçlendirmenin ve Afrika sorunlarını Afrika girişimleriyle çözmenin önemini ifade ettiler. Etiyopya’nın Ruanda Büyükelçisi, "Mısır'ı desteklemek için Güvenlik Konseyi'ne sunulan Tunus önerisinin reddedilmesi doğruydu."
Temmuz ayı başlarında BMGK’ya sunulan Tunus karar taslağı, Güvenlik Konseyi'nin “Mısır, Etiyopya ve Sudan'dan Afrika Birliği Başkanı ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin talebi üzerine müzakerelere devam edilmesini isteyeceğini öngörüyor. Müzakerelerin hedefi ise barajın doldurulması ve yönetimi konusunda 6 ay içinde bağlayıcı bir anlaşma metnine ulaşmak. Taslak karara göre, bu bağlayıcı anlaşma "Etiyopya'nın, Nahda Barajı'ndan hidroelektrik enerji üretme kabiliyetini sağlamalı ve aynı zamanda aşağı havzadaki iki ülkenin su güvenliğine önemli zarar verilmesini önlemelidir."
Üç ülke 2011'den beri müzakereler yürütüyor, ancak bu müzakerelerden sonuç alınamıyor. Etiyopya, barajı ekonomik kalkınma için gerekli görürken, Mısır, barajı kendisi için hayati bir tehdit olarak görüyor; çünkü Nil, ülkenin sulama ve içme suyunun yaklaşık yüzde 97'sini sağlıyor.
Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri, Sudan’da birkaç vilayette etkili olan sel sonucunda Sudan'daki son durum hakkında bilgi almak için Sudan Dışişleri Bakanı Meryem es-Sadık el-Mehdi'yle bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Bakan Şükri, "iki ülkeyi ve halkı birleştiren kardeşlik bağları çerçevesinde Mısır'ın Sudan'daki kardeşlerle ve hükümeti ve halkıyla tam dayanışmasını" yineledi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Hafız, “İki bakan iki ülke arasındaki ikili ilişkileri güçlendirme ve çıkarları ve istekleri gerçekleştirmede daha fazla koordinasyon ve işbirliğini ilerletme konusundaki isteklilik ışığında bir dizi konuyu görüştü. İki bakan ayrıca, ortak çıkarları ilgilendiren tüm konulara ilişkin ortak bir vizyon çerçevesinde birçok konuyu masaya yatırdı” dedi.
Dünya ısındıkça bazı ağaçların hava kalitesini düşürdüğü ortaya çıktıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5310341-d%C3%BCnya-%C4%B1s%C4%B1nd%C4%B1k%C3%A7a-baz%C4%B1-a%C4%9Fa%C3%A7lar%C4%B1n-hava-kalitesini-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCrd%C3%BC%C4%9F%C3%BC-ortaya-%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1
Dünya ısındıkça bazı ağaçların hava kalitesini düşürdüğü ortaya çıktı
Pekin'de bulunan yüksek izopren seviyeleri, mevcut ağaç türlerine atfedilebilir (Xianjun He)
Şehirlerdeki yeşil alanların tasarlanma biçimini değiştirebilecek yeni bir araştırmaya göre bazı ağaçlar, kentsel ozon kirliliğini artırabilecek ve zehirli olabilecek buharlar yayıyor.
Şehirlerdeki yeşil örtü gaz halindeki kirleticileri emebilir ve kentsel mahalleleri serinletebilirken, bazı ağaçlar aynı zamanda yer seviyesinde ozon kirliliğine katkıda bulunabilecek, zehirli olabilecek uçucu bileşikler de yayıyor.
Çin'deki Jinan Üniversitesi'nden araştırmacılar, bu uçucu bileşiklerin çözücülerde, boyalarda, temizlik ürünlerinde ve yakıt buharlarında bulunanlara benzer olduğunu söylüyor.
Bilim insanları, küresel iklim ısındıkça, ağaçlardan kaynaklanan bu göz ardı edilen emisyonların önemini anlamanın daha da gerekli hale geldiğini belirtiyor.
Son çalışmada araştırmacılar, Pekin'deki meteoroloji kulesinde yerden 102 metre yükseklikte bulunan bir platforma ve kulenin tabanındaki laboratuvara doğrudan emisyon izleme sistemleri kurdu.
Bilim insanları, atmosferdeki kimyasal sinyalleri saniyede birkaç kez izleyerek şehrin kimyasal "nefesini" gerçek zamanlı olarak kaydetti.
Araştırmacılar, özellikle uçucu organik bileşik (VOC) emisyonlarının miktarını ölçerek bunların ağaçlar, trafik, kimyasal ürünler, yemek pişirme ve ev içi faaliyetler gibi hangi kaynaklardan geldiğini belirledi.
Doğal kauçukta bulunan izopren kimyasalının, tespit edilen temel reaktif bileşiklerden biri olduğu ve çoğunun ağaçlardan kaynaklandığı bulundu.
Sıcak havanın da şehirlerdeki VOC emisyonlarını artırdığı görüldü.
Bilim insanları, 20'yle 35 santigrat derece arasında, kentlerdeki ağaçlar tarafından yayılan uçucu bileşiklerin kimyasal reaktivitesinin 7 ila 8 kat arttığını buldu.
Çalışma, Pekin'deki izopren emisyonlarının gözlemlenen şehirler arasında en yüksek olduğunu ve ılıman iklimli ormanlarda bulunan seviyelere yaklaştığını ortaya koydu.
Araştırmacılar, bunun esas olarak Pekin'de dikilen ağaç türlerinden kaynaklandığını söylüyor.
Pekin'deki meteoroloji kulesinin 102 metre yüksekliğindeki platformuna kurulan doğrudan emisyon ölçüm sistemi (Xianjun He)
Pekin'deki yerel ağaçların büyük bir bölümünün, salkım söğüt (Salix babylonica) ve Çin beyaz kavağı (Populus tomentosa) dahil izopren yayıcı olarak bilindiği belirtiliyor.
Bilim insanları, "Bu bulgu, Kuzey Çin'deki diğer şehirler için de geçerli olabilir. Nitekim onlarca yıldır yoğun biçimde söğüt ve kavak dikilen Harbin ve Çangçun'daki ortalama emisyon potansiyelinin Pekin'e benzer, hatta daha yüksek olduğu tahmin ediliyor" diye yazdı.
Araştırmacılar, Asya ve Okyanusya'daki birçok diğer şehrin de ağaç emisyonlarından kaynaklanan benzer hava kalitesi baskılarıyla karşı karşıya kalabileceğini söylüyor.
Çalışmanın yazarlarından Thomas Karl, "Avrupa şehirlerinde, izopren salan ağaç türlerinin sayısının önemli ölçüde daha az olduğunu görüyoruz. Yerel ağaç türleri genellikle ozon oluşturan ancak izoprenden daha az miktarda salınan monoterpenler yayar" dedi.
Ancak bilim insanları, bulguların kentsel yeşillendirmenin azaltılması veya olgun ağaçların kaldırılması anlamına gelmediği konusunda uyarıda bulunuyor.
Bunun yerine, uçucu bileşik emisyon potansiyeli daha düşük ağaçların seçilmesini öneriyorlar.
Araştırmacılar, Pekin'deki toplam ağaç popülasyonunun 10'da birini oluşturan yüksek VOC salımlı ağaçların, düşük emisyonlu türlerle değiştirilmesi halinde izopren emisyonlarının en az yüzde 29 azaltılabileceğini söylüyor.
Bilim insanları, "Bulgularımız, ısınan iklime karşı koymak için yeşillendirme programlarında seçici kentsel planlamanın kritik önemini vurguluyor" diye yazdı.
Independent Türkçe
Suriye ve İsrail’den gerilimi düşürmeye yönelik hamlelerhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5310337-suriye-ve-i%CC%87srail%E2%80%99den-gerilimi-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCrmeye-y%C3%B6nelik-hamleler
Suriye ve İsrail’den gerilimi düşürmeye yönelik hamleler
Şeybani ile ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın arasında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Paris’te (SANA)
İsrailli ve Suriyeli üst düzey yetkililer, iki ülke arasındaki gerilimi düşürmek amacıyla bugün (Pazar) bir araya geldi. ABD merkezli Axios haber sitesine konuşan ve konu hakkında bilgi sahibi iki kaynağa göre görüşme, İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü hedef alan son saldırısının ardından gerçekleşti. Kaynaklar, toplantının nerede yapıldığını belirtmedi.
Görüşmede Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın Başkanı Roman Gofman bir araya geldi. Toplantı, İsrail’in Suriye’deki bir hava üssüne düzenlediği ve iki ülke arasındaki gerilimin ciddi biçimde tırmanmasına yol açan saldırıdan günler sonra gerçekleşti.
İsrail Başbakanlık Ofisi konuya ilişkin yorum yapmazken, Şeybani’nin sözcüsü de yorum talebine hemen yanıt vermedi.
Bu çerçevede i24NEWS kanalına konuşan konuya yakın bir kaynak, İsrail ile Suriye arasında gerilimi azaltmak amacıyla üst düzey bir toplantı gerçekleştirildiğini belirterek görüşmeleri “iyi” olarak nitelendirdi.
Suriye Hava Kuvvetleri’ne ait hizmet dışı bırakılmış uçaklar, Suriyeli muhalif savaşçıların 7 Aralık 2024 Cumartesi günü bölgenin kontrolünü ele geçirmesinin ardından İdlib’in doğusundaki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nde (AP)
Şeybani de İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü bombalamasından günler sonra bugün yayımlanan bir Reuters röportajında, Şam’ın önceliğinin İsrail saldırılarının durdurulması olduğunu vurguladı. Şeybani, bu yönde güven tesis edecek adımlar atılmasının gerekli olduğunu söyledi.
Suriye Dışişleri Bakanı, Şam’ın İsrail ile güvenlik anlaşmasına ilişkin müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlamasını beklediğini belirtti. Söz konusu anlaşmanın İsrail’in Suriye topraklarından çekilmesini sağlamasını umduklarını ifade eden Şeybani, İsrail’e “tarihî bir fırsatı değerlendirme” çağrısında bulundu ve diplomasi kapısının açık olduğunu vurguladı.
Şeybani, “İran-İsrail savaşının ardından müzakereler dondu. Bu konuyu tamamlayabilmek için müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlamasını umuyoruz” dedi.
Filistin seçimlerinin sürprizleri: Abbas'a karşı Dahlan - Hamas Cephesihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5310167-filistin-se%C3%A7imlerinin-s%C3%BCrprizleri-abbasa-kar%C5%9F%C4%B1-dahlan-hamas-cephesi
Filistin seçimlerinin sürprizleri: Abbas'a karşı Dahlan - Hamas Cephesi
Batı Şeria'da daha önce yapılan seçimlerde oy kullanan Filistinli bir genç (AFP)
Halil Musa
Eski Fetih Hareketi (El Fetih) yöneticisi Nasır el-Kudva, yaklaşan seçimlere katılmak üzere ‘geniş kapsamlı bir ulusal seçim listesi’ oluşturulması yönünde istişarelerin yürütüldüğünü kabul etmekle birlikte, bu girişimlerin listede yer alacak nihai katılımcılar kesinleşmeksizin halen devam ettiğini vurguladı.
Söz konusu liste, Hamas ve İslami Cihad hareketlerinin, Muhammed Dahlan liderliğindeki Demokratik Reform Akımı'nın ve Nasır el-Kudva liderliğindeki Ulusal Demokratik Forum'un katılımıyla Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın politikalarına ‘tepkili olan kesimleri’ bir araya getirirken, diğer siyasi yelpazelerin katılımına da kapıyı açık bırakıyor.
“Hamas Hareketi geçtiğimiz pazartesi günü, Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye'nin Kahire'de Muhammed Dahlan liderliğindeki Fetih Hareketi bünyesindeki Demokratik Ulusal Akım heyetiyle bir araya geldiğini açıkladı. Açıklamada, Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına dair yol haritasının kabul edilmesiyle sonuçlanan müzakerelerdeki gelişmelerin ele alındığı kaydedildi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Nasır el-Kudva, yaptığı açıklamada, seçim listesine katılmaları konusunda Mervan el-Bergusi akımından, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nden ve Demokratik Cephe'den yanıt beklediklerini söylese de bunun ‘siyasi bir ittifak değil, bir seçim listesi’ olduğunun altını çizdi.
Bu listenin hedefinin ‘Filistin siyasi sistemini değiştirmek’ olduğunu açıkça belirten Kudva, listenin oluşturulması çabalarının Fetih Hareketi içindeki uzlaşı arayışlarının çıkmaza girmesinin ardından geldiğine dikkati çekti.
Listenin ‘herkesin katılımıyla geniş kapsamlı, herhangi bir kota olmaksızın, ulusal şahsiyetleri barındıran ve herkesin katılımına kapıyı açık tutan’ bir yapıda olacağını vurguladı.
Kudva, geniş tabanlı bu listenin kurulmasının, önümüzdeki 28 Kasım'da yapılması planlanan seçimlerin ertelenmesine veya iptal edilmesine yol açabileceği ihtimalini de dışlamadı.
Hamas Hareketi ise geçtiğimiz pazartesi günü, Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye'nin Kahire'de Muhammed Dahlan liderliğindeki Fetih Hareketi bünyesindeki Demokratik Ulusal Akım heyetiyle bir araya geldiğini ve Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik yol haritasının onaylanmasıyla sonuçlanan müzakerelerdeki gelişmelerin ele alındığını bildirmişti.
Gözlemciler, Kahire'de birleşik ulusal bir liste oluşturulmasına ilişkin konuşmaları ‘yalnızca bir deneme balonu’ olarak değerlendiriyor (Hamas Hareketi)
Hamas Hareketi’ne göre her iki taraf, Filistin iç düzenini ortaklık ve demokrasi temelleri üzerinde yeniden tanzim etme, ulusal kararlardaki tek adam/tekelleşme durumunu sona erdirme ve mevcut sınamalarla yüzleşip ulusal davayı ileriye taşımak adına kapsamlı bir ulusal strateji oluşturma yollarını ele aldı.
Hamas Siyasi Büro üyesi Husam Bedran, hareketin seçimlere ‘mümkün olan en geniş ulusal koalisyon çatısı altında’ katılacağını vurgulayarak, seçimlerin ‘ulusal kararlardaki yirmi yıldır süregelen tekelleşme durumunu sona erdirmek için tarihi bir fırsat’ olduğuna işaret etti.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Kurulu üyesi Ahmed Mecdelani ise bu listenin ortak paydasının ‘Fetih Hareketi’nin ve Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Filistin siyasi sistemi üzerindeki hegemonyasını sona erdirmek’ olduğunu söyledi.
Mecdelani'ye göre güç dengelerini değiştirmek amacıyla gerek siyasi gerekse mali destekleriyle bölgesel tarafların himayesinde Filistin siyasi sistemini yeniden dizayn etmeye yönelik bölgesel bir karar bulunuyor. Mecdelani ayrıca listenin oluşturulmasının, Filistin siyasi sistemini önümüzdeki bölgesel gelişmelere ve değişkenlere uyumlu olacak şekilde yeniden şekillendirmeye yönelik bölgesel rolden bağımsız olmadığını sözlerine ekledi.
Sözlerini şöyle sürdüren Mecdelani, “Dahlan meşruiyet kazanmak istiyor. Hamas ise siyasi bir partiye dönüşmek üzere silahını teslim etme konusunda Washington ile uzlaştıktan sonra siyasi sisteme dahil olmayı hedefliyor” ifadelerini kullandı.
Seçimlerin ertelenme ihtimaline ilişkin olarak Mecdelani, seçim sürecinden kaçmanın ulusal duruşu güçlendirmeyeceğini, aksine krizini daha da derinleştirebileceğini vurguladı. Genişletilmiş listenin karşısında durmanın, ancak Filistin ulusal hareketi içindeki ulusal demokratik akımın imkanlarını güçlendirmek, farklı toplumsal kesimlere daha fazla açılmak ve Filistin halkının cezalandırıcı oy verme eğilimini hesaba katmakla mümkün olacağını belirtti.
Mecdelani'ye göre Gazze Şeridi'ndeki Filistinli seçmen 7 Ekim 2023'ten bu yana yaşananlar nedeniyle Hamas'ı, Batı Şeria'daki seçmen ise kendisi ile Filistin Yönetimi arasındaki ayrımı netleştirememesi sebebiyle Fetih Hareketini cezalandıracak.
Mecdelani son olarak, Hamas ile Demokratik Reform Akımı arasındaki ittifakın, Hamas’ın Gazze'deki kaybını telafi edeceğini ve buna karşılık olarak Dahlan'ın Batı Şeria'daki yokluğunu dengeleyeceğini sözlerine ekledi.
Ancak FKÖ Yürütme Kurulu'nun Demokratik Cephe üyesi Remzi Rabah, Demokratik Cephe'ye genişletilmiş listeye katılması yönünde bir teklif sunulduğunu yalanladı. Rabah, “Kahire’de ve Ramallah'ta tüm gruplar arasında yürütülen görüşmeler ve diyaloglar var” dedi. Yaşananların istişarelerden ibaret olduğunu, Fetih Hareketi’nin bile ulusal bir liste oluşturmak istediğini ifade ettiğini vurguladı.
Kahire'de birleşik ulusal bir liste oluşturulmasına dair söylemleri ‘sadece birer deneme balonu’ olarak nitelendiren Rabah, yaklaşan seçimlerin herkesin katılımıyla gerçekleşmesini, ortak bir şekilde yönetilmesi üzerinde uzlaşılmasını ve seçilecek kurumlarda daha sonra kurulacak koalisyonlar için uygun bir iklim ve zemin inşa edilmesini talep etti.
Rabah ayrıca, ulusal projemizi ve ulusal kurumlarımızı korumak, Filistin topraklarını savunmak, Filistin halkının ve kurumlarının birliğini sağlamak adına ortak bir siyasi yönelim üzerinde uzlaşıya varma çağrısında bulundu.
Öte yandan Tekaddum (İlerleme) Politikaları Merkezi Müdürü Muhammed Meşarika, Filistin Yönetimi'nin mevcut duruma ulusal çıkış yolları bulmaya yönelik ciddi bir katkı sunmaktan geri durmasının ve diğerlerini dışlamasının, bölgesel aktörleri bile alternatifler aramaya ittiğini değerlendirdi.
Meşarika'ya göre Washington, Hamas ile uzlaşmanın gerekliliği sonucuna vardı, onunla masaya oturdu, çözümler üretilmesine katkıda bulundu ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu köşeye sıkıştırdı. Meşarika ayrıca, bu gelişmelerin Gazze ve Hamas dosyasının ABD-İran müzakere masasından çıkarılmasına yol açtığını, bunun da en büyük başarı olduğunu ve Hamas'ın hanesine yazılacağını ifade etti.
Meşarika'ya göre Dahlan'ın oynadığı rol, Hamas ile Washington arasında bir çözüm üretilmesine ve Demokratik Akım'ın masada etkin ve karar alıcı bir aktöre dönüşmesine katkı sağladı.
Yine Meşarika'ya göre Fetih Hareketi'nin sekizinci kongresinin ardından Muhammed Dahlan liderliğindeki Demokratik Reform Akımı'nda Fetih ile uzlaşı arayışını sonlandırmayı, yalnızca harekete değil, tüm Filistin tablosuna ve siyasi sistemin geneline odaklanmayı içeren bir dönüşüm yaşandı. Meşarika, Demokratik Reform Akımı’nın Hamas'ın müttefikleri de dahil olmak üzere geniş Arap ve uluslararası ilişkileri sayesinde, genişletilmiş listeye liderlik etmenin tüm unsurlarına ve imkanlarına sahip olduğunu ifade etti.
Mervan el-Bargusi'nin genişletilmiş listedeki rolüne de değinen Meşarika, ulusal sembolizmi sebebiyle kendisine sunulan formülün ‘başkanlık seçimlerinde adaylığının desteklenmesi karşılığında onun bu listeyi desteklemesi’ olduğuna işaret etti. Meşarika ayrıca, Fetih Hareketi Merkez Komitesi'ndeki bazı tarafların dahi Demokratik Reform Akımı ile iletişim kanalları açtığını ve Merkez Komite çerçevesi dışında birleşik bir ulusal listeye dahil olmaya hazır olduklarını belirttiklerini sözlerine ekledi.
Seçimlerin zamanında yapılma ihtimaline ilişkin olarak Meşarika, bu ihtimalin yüzde 50'ye yüzde 50 olduğunu belirterek seçimlerin yapılabilmesinin ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İsrail'i özellikle Gazze Şeridi'nde seçimlerin yapılmasına izin vermeye zorlamasını gerektirdiğini ifade etti.
Siyasi araştırmacı Cihad Harb ise, ‘Dahlan’ın Demokratik Reform Akımı ile Hamas Hareketi arasındaki zorunluluk ittifakı’ olarak nitelendirdiği birlikteliğin Hamas'a Gazze Şeridi içindeki üyeleri ve lider kadrosu için dokunulmazlık sağlayacağını ve -merkezi figürler olmasa dahi- siyasi sisteme dahil olmasına imkan tanıyacağını değerlendirdi. Harb, Dahlan'ın özellikle Trump yönetimi ve Gazze Barış Konseyi ile iletişim kurabilen, dolayısıyla harekete bu dokunulmazlığı sağlama kabiliyetine sahip kişi olduğunu ifade etti.
Harb'a göre genişletilmiş listenin oluşturulması Filistin Devlet Başkanı Abbas'ı rahatsız edecek. Çünkü Fetih Hareketi içindeki çözülmeyle birlikte tüm rakipleri onun karşısında birleşmiş durumda. Aynı zamanda, bu durumun seçimlerin önümüzdeki aylara ertelenmesine yol açabileceğine de işaret eden Harb, “Seçim tarihinin İsrail seçimlerinin yapılmasından bir ay sonrasına belirlenmesi, oylamanın gerçekleştirilmesine ilişkin nesnel koşulları gözetmedi. Çünkü o tarihte İsrail'de henüz istikrarlı bir hükümet bulunmayacak, dolayısıyla hiç kimse ona baskı uygulayamayacak” ifadelerini kullandı.
Harb sözlerini, seçimlerin yapılmasına dair kararnamenin Gazze Şeridi'nde oylamanın gerçekleştirilememesi sebebiyle Merkezi Seçim Komisyonu'nun teknik tavsiyesi doğrultusunda Filistin Devlet Başkanı'na seçimleri erteleme imkânı tanıdığını belirterek sonlandırdı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة