YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar: Üniversitelerde örgün eğitim yüz yüze başlayacak

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar: Üniversitelerde örgün eğitim yüz yüze başlayacak

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü Tunçalp Özgen Kongre ve Kültür Merkezi'nde üniversite rektörleriyle ilk kez bir araya geldiği programda, "Yükseköğretim Kurulunun geleceğe dair yeni vizyonunu" açıkladı.
Konuşmasında yeni eğitim-öğretim yılı üzerinde değerlendirmelerde bulunan Özvar, neredeyse son 1,5 yıl boyunca Kovid-19 salgını nedeni ile yükseköğretimde olağanüstü anlamda ciddi güçlükler ve değişimler ile karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.
Özvar, "Salgın sürecinde öğrendiklerimiz, yükseköğretimin klasik değerlerini değiştirmemiş olabilir. Ama bu salgının pek çok sektöre olduğu gibi çalışma, üretme ve bilgiyi aktarma biçimimize ciddi etkileri oldu." değerlendirmesinde bulundu.
Özvar, şöyle devam etti:
"Dijital okuryazarlıktan, çevrim içi ders anlatma tekniklerine, çevrim içi dersleri desteleyecek nitelikte ders notlarından farklı materyallere, çevrim içi konferanslar ve seminerlere, çok şey öğrendik. Ve hız kazandık. Üniversitelerimiz yöntem, içerik ve nitelik anlamında ciddi çalışmalar gerçekleştirdiler. Ama net olarak ifade etmek isterim ki başta Cumhurbaşkanlığımız ve Sağlık Bakanlığımız olmak üzere ilgili tüm kurumların desteği ve kararları çerçevesinde halihazırdaki önceliğimiz yüz yüze eğitimdir."

"Üniversite yönetimlerini kutlamak isterim"
Kovid-19 salgınının başlamasıyla birlikte ilk haftalardan itibaren Yükseköğretim Kurulu ve üniversitelerin hızla hareket ederek gerekli tedbirleri almayı başardıklarına işaret eden Özvar, üniversitelerde kurulan koronavirüs komisyonları ile de sahada sürecin basiretle yönetildiğini vurguladı.
Geçen yıl YÖK tarafından üniversiteler ve farklı kurum ve kuruluşlarla görüşülerek hazırlanan Küresel Salgında Yeni Normalleşme Süreci Kılavuzu'nun üniversitelere salgın sürecinde eğitimin devam edebilmesi için çerçeve kararlar sunduğunu dile getiren Özvar, üniversitelerin ilgili kurulları tarafından salgının bölgesel ve yerel seyrine göre farklı programların farklı uygulamaları özelinde planlama yapılması gerektiği belirtilerek, üniversite senatolarının karar almada yetkili kılındığını hatırlattı.
Buna karşılık üniversite yönetimlerinin mahalli şartları dikkate alarak programlarına dair hızla yeni düzenlemelere giderek bir yandan sağlık öncelikli politikalar devreye soktuğunu, diğer yandan eğitim-öğretimin aksamaması için gerekli alt yapı yatırımlarını olgunlaştırdıklarını anlatan Özvar, "Üniversite yönetimlerini, bu olağanüstü şartlarda faaliyetlerini aksatmadan ve kesintiye uğratmadan yürütebilmiş olmaları dolayısıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanı olarak kutlamak isterim" dedi.

"Üniversitelerde örgün eğitim yüz yüze başlayacaktır"
Kampüslerin tüm ülkede kapanmanın yaşandığı günler hariç açık kaldığını, uygulamalı eğitimlerin bir kısmı ile Ar-Ge çalışmalarının üniversitelerde devam ettiğini aktaran Özvar, hibrit yani karma eğitim modeliyle, çevrim içi uygulamalarla birlikte tedbirler alınarak yüz yüze uygulamalı eğitimlerin de sağlık programları başta olmak üzere çeşitli programlarda yapılabildiğini dile getirdi.
Yine de küresel salgının eğitim ve öğretim süreçlerinde hasarlar oluşturduğunun bir gerçek olduğunu kaydeden Özvar, şöyle devam etti:
"Bu yıl, yani 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında salgının gelişme seyri ve ilgili kurum ve kuruluşların uyarıları da dikkate alınarak üniversitelerde örgün eğitim yüz yüze başlayacaktır. Bununla birlikte yükseköğretim kurumlarımızla koordinasyonun sağlanabilmesi için salgının seyrine göre harmanlanmış eğitim modeli de örgün programlarda halen olduğu gibi kullanılmaya devam edebilecektir. Özellikle uygulamalı eğitimlerin gerekli tüm tedbirler alınarak yüz yüze yapılmasının sağlanması program kazanımlarının elde edilmesi açısından oldukça önem arz etmektedir. Teorik derslerin ise salgının seyrine göre yüz yüze veya belirli bir oranda uzaktan öğretimle verilebileceğini hatırlatmakta yarar görmekteyim."

"Riskler belirlenmeli ve buna göre önlemler alınmalıdır"
YÖK Başkanı Özvar, kampüslerde eğitim faaliyetlerinin yanı sıra akademik araştırmalar, çeşitli hizmetler ve idari faaliyetler de yürütüldüğüne işaret ederek, "Dolayısıyla yükseköğretim kurumları tarafından salgının kontrolünde sadece eğitim yönünden değil faaliyet alanlarına göre de riskler belirlenmeli ve buna göre önlemler alınmalıdır" ifadesini kullandı.
Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtların yönetiminin Gençlik ve Spor Bakanlığı uhdesinde olduğunu hatırlatan Özvar, YÖK Başkanlığı olarak Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile temas ettiklerini ve yurtların kullanımı konusunda gerekli açıklamaların yapılmasını beklediklerini söyledi.
Yükseköğretim kurumlarının salgın dönemlerinde yüz yüze eğitimde riski azaltacak ve yayılmayı engelleyecek bazı koşulları sağlaması gerektiğini belirten Özvar, bu doğrultuda dünyada da çeşitli kurum ve kuruluşların enfeksiyonla mücadele için çeşitli önerilerde bulunduğunu ve uygulamaya başladığını aktardı.
Salgının bölgesel ve yerel seyrinin de farklılık gösterebildiğini, yerel otoritelerle yakın iletişimde olunmasının salgının yayılmasının önlenmesi ve kontrolü anlamında önem taşıdığını vurgulayan Özvar, şu bilgileri verdi:
"Dolayısıyla üniversitelerimizden, salgın süreçlerinde eğitim ve öğretimin uygulanmasına yönelik plan yapmaları ve farklı programlar ve uygulamalar için farklı tedbirleri hayata geçirmeleri beklenmektedir. Yükseköğretim Kurulu olarak kampüs ve yerleşkeler için Kovid-19'a yönelik tedbirleri içeren bir Güvenli Kampüs kılavuzu ile eğitim öğretim süreçlerine yönelik ikinci bir rehber, bu yıl güncellemelerle birlikte çerçeve kararlarımızı içeren bu iki rehber uygulamalarda yol gösterici olacaktır. Alınan kararları da içeren bir web sitesi de anlık takipler için yardımcı olacaktır."

Kampüs ve yerleşkelerdeki Kovid-19 önlemleri
Erol Özvar, yüz yüze eğitime hazırlanırken akademik ve idari personel ile öğrencilerin aşılanmalarının tamamlanmasının teşvik edilmesinin, ayrıca sosyal ve ortak kullanım alanlarında alınması gereken tedbirlere riayet edilmesinin son derece önemli olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Kampüs ve yerleşkelerde maske ve mesafe kurallarına uyulması, yurtlarda mümkünse aşılı kişilerle aşısız kişilerin ayrı yerlerde kalmasının sağlanması, aşısız bireylerin PCR takiplerinin yapılması, belirti gösterenler için izolasyon odalarının bulundurulması ve hem yurt hem de yerleşkelerde tıbbi danışmanlık verilebilmesi, dersliklerin mümkün mertebe havalandırılması, ders saatlerinin sınırlı tutulması blok derslerin yapılmaması, mutlaka ara vererek dersliklerin havalandırılmasının sağlanması basit gibi görünen ancak salgının yayılmasını azaltmada büyük önem taşıyan önlemlerdir. Havalandırma koşulları iyi olmayan amfi ve dersliklerle laboratuvarlarda maksimum kişi sayısı ve kapasitenin aşılmaması, öğrencilerin gruplara bölünmesi de yine önemli uygulamalardır."
Dünya Sağlık Örgütü'nün bilgi kirliliği salgınına dikkat çektiğini, salgın yönetiminde toplumda kanaat önderleri ile birlikte çalışmayı önerdiğini ve maneviyatın desteklenmesinin önemine işaret ettiğini aktaran Özvar, Amerika'da pek çok üniversitede akıl ve ruh sağlığı açısından danışmanlık hizmetlerinin de verildiğini söyledi.
Özvar, "Küresel salgının, gençlerimiz ile akademik ve idari personelimiz üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri en aza indirmek, avantajları görmelerini sağlamak öncelikli görevlerimiz arasında yer almalıdır. Üniversiteler olarak salgınla mücadelede Ar-Ge çalışmalarımıza hız vermeli, çok disiplinli çalışmalı, sosyal bilimlerle birlikte bilgi kirliliği ile mücadeleye destek vermeli, toplumumuzun ve gençlerimizin yanında olmalıyız" diye konuştu.

"Birkaç gün içinde yayınlanmasını beklediğimiz genelgelerle netliğe kavuşacaktır"
Salgınla mücadelenin bitmediğini vurgulayan Özvar, "Başkalarına karşı sorumluluk taşıdığımızı unutmadan ve birbirimizi destekleyerek inşallah bu afetten de kurtulacağız" diye konuştu.
Kampüslerin geçen senelerde olduğu gibi yine açık olduğunu, kütüphane ve diğer imkanlardan üniversite yönetimlerinin belirleyeceği usullerle öğrencilerin istifade etmeye devam edeceğini aktaran Özvar, "Salgınla mücadele ve mahallinde yükseköğretimi bağlayacak kararlar ilgili bakanlıkların bugüne kadar aldığı kararlar ile kısmen açıklığa kavuşmuştur ve ilgili diğer hususlar da birkaç gün içinde yayınlanmasını beklediğimiz genelgelerle netliğe kavuşacaktır" dedi.
Erol Özvar, yeni dönemde YÖK Başkanlığı ile üniversitelerin daha katılımcı ve yakın iletişim ile yükseköğretim hayatına birlikte katkı sağlayacaklarına inandığını dile getirdi.
Üniversiteler ile daha yakından, belki bölgesel yakınlıklar dikkate alınarak belirli zamanlarda başkanlık olarak bir araya gelmeyi ve çalışmayı planladıklarını bildiren Özvar, bu programı yakında ilan edeceklerini belirtti.

"Üniversitelerimiz arasında devlet ve vakıf ayrımı yoktur"
"En önemli kamu hizmeti olarak değerlendirdiğimiz eğitim-öğretim hizmeti vermek bakımından üniversitelerimiz arasında devlet ve vakıf ayrımı yoktur." değerlendirmesinde bulunan Özvar, nasıl ki kamu hizmeti bölünemezse kurumların da bölünemez olduğuna dikkat çekti.
Özvar, "Eğitim-öğretimin kaliteli verildiği, ilmi çalışmaların ödüllendirildiği ve nihayet topluma duyarlı hizmetlerin üretildiği bütün kurumlarımız hepimizce takdire şayandır. Bugüne kadar yapılan hizmetleri devam ettirmeyi ve yenilerini onların üzerine koymayı bir vazife telakki ediyoruz" ifadelerini kullandı.
"Niçin üniversitelerimizin dünya ölçeğinde bir başarı hikayeleri olmasın?" sorusunu yönelten Özvar, "Ben kendi adıma her bir kurumumuzun böyle bir hikayeyi inşa edecek kapasite ve potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Kadim kültür ve medeniyetimizden intikal eden zengin ilmi miras bize bir kez daha muvaffakiyetin ipucunu veriyor. Yeter ki çok çalışalım" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a kendisini YÖK Başkanlığına atadığı için teşekkür eden Özvar, toplantının amacının yüksek öğretim kurumlarının yeni akademik yıl ve eğitim faaliyetleri hakkında istişarelerde bulunulması olduğunu kaydetti.
Özvar, Türkiye'de bugün itibarıyla 127 devlet ve 73 vakıf üniversitesi ile 4 vakıf meslek yüksekokulunda 8 milyon öğrencinin eğitim aldığını aktararak, "Yeni vizyonumuzun ana hatlarını yükseköğretimde büyük veri, istihdam odaklı üniversiteler, akademik üretkenlik, güçlü akademik performans, üniversite-sanayi iş birliğine dair yeni modeller, üniversitelerimizin uluslararası etkileşimleri ve nihayet son yılların önemli bir terminolojisi olan bilgi diplomasisinin yaygın kullanılması oluşturacak" diye konuştu.
Analitik projelerin başarılı olabilmesi için iyi liderlerin öncülüğünde veri, teknoloji ve istatistiki bilgilerin önemli rol oynadığına dikkati çeken Özvar, "Yükseköğretime dair elimizde olan devasa miktardaki veriden faydalanabilmek ve üniversitelerimizi küresel bilimsel rekabette güçlendirecek şekilde dönüştürebilmek ve yönlendirebilmek ancak bu büyük verinin tahlil edilmesiyle mümkün olacaktır. İnanın, bunu başarmak üniversitelerimizde çok güçlü bir dönüşüm yaratacaktır diye düşünmekteyim" değerlendirmesinde bulundu.

"Üniversitelerden istihdamı özel bir odak haline getirmeleri beklenecek"
Özvar, yeni dönemde yükseköğretim kurumlarından istihdamı özel bir odak haline getirmelerinin bekleneceğini bildirerek, şöyle devam etti:
"Yeni dönemde bir diğer önemli konumuz, Türkiye'de iş gücü piyasası ve üniversitelerimizin kendi mezunlarının istihdamlarını izleyen bir yönetim anlayışını harekete geçirmek olacaktır. Üniversitelerimizde mezun takip sistemlerinin özenle ve hızla hayata geçirilmesi, bu sistemlere sahip üniversitelerimizde ise aktif hale dönüştürülmesi ve daha işlevsel kılınmasını dilemekteyim. Ayrıca, bugün ülkemizde de kar amacı gütmeyen birçok organizasyon bu takip sistemlerinin kurulmasında ve işlemesinde üniversitelerimize katkı verebilmektedir. Yükseköğretim Kurulu olarak paydaş kurum ve kuruluşlarla tam bir uyum ve eşgüdüm içinde üniversitelerimizin, ülkemizin istihdam kapasitesine nasıl daha nitelikli katkı sağlayacağı sorusu etrafında bir dizi çalışmalar başlatacağımızı buradan ilan etmek isterim."
Özvar, istihdam için klasik üniversite eğitim anlayışının dışında hem sırada hem sahada eğitim-öğretimin güncele hızla taşınması gerektiğini dile getirerek, "Bu çerçevede yükseköğretim kurumlarımızın tüm programlarında alan yeterliklerini de dikkate alarak farklı disiplinlerden seçmeli dersler alınmasına imkan verecek düzenlemeleri yapmaları ve mümkün olduğunca bu seçimlik ders oranını artırmaları elzem hale gelmektedir" ifadesini kullandı.



800 milyon dolarlık korku serisi yeni filmiyle rekor kırdı

Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar'ın başrolündeki Britanyalı aktris Amelia Eve, Netflix dizisi The Haunting: Bly Malikanesi'yle (The Haunting of Bly Manor) de tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar'ın başrolündeki Britanyalı aktris Amelia Eve, Netflix dizisi The Haunting: Bly Malikanesi'yle (The Haunting of Bly Manor) de tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
TT

800 milyon dolarlık korku serisi yeni filmiyle rekor kırdı

Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar'ın başrolündeki Britanyalı aktris Amelia Eve, Netflix dizisi The Haunting: Bly Malikanesi'yle (The Haunting of Bly Manor) de tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar'ın başrolündeki Britanyalı aktris Amelia Eve, Netflix dizisi The Haunting: Bly Malikanesi'yle (The Haunting of Bly Manor) de tanınıyor (Sony Pictures Releasing)

Tom Holland, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'ün (Spider-Man: Brand New Day) başrolünü üstlenip Christopher Nolan'ın Odyssey'inde (The Odyssey) Odysseus'un oğlunu canlandırarak yaz sezonuna damgasını vurdu. Ancak 2026 gişesi, güçlü bir korku filminin büyük bütçeli yapımlar karşısında bile öne çıkabileceğini bir kez daha gösterdi.

İlk hafta sonunda Kuzey Amerika'da 25,3 milyon dolar hasılat elde eden Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar (Insidious: Out of the Further), Tom Holland'ın iki filmle kurduğu gişe hakimiyetini kırdı ve Nolan'ın epik uyarlamasını üçüncü sıraya geriletti.

Screen Gems, Stage 6 Films, Blumhouse ve Atomic Monster ortak yapımı Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar, dünya çapında 60,3 milyon dolarlık açılış yaptı.

Beklentileri aşan bu sonuç, serinin bir önceki halkası Ruhlar Bölgesi: Kırmızı Kapı'nın (Insidious: The Red Door) 64 milyon dolarlık küresel açılışına da yaklaştı.

Yeni filmle birlikte Ruhlar Bölgesi serisinin dünya çapındaki toplam hasılatı 800 milyon doları aştı.

Film, Kuzey Amerika dışındaki 64 pazarda 35 milyon dolar kazanarak yılın en büyük ikinci uluslararası korku filmi açılışını gerçekleştirdi. Bu sonuçla Silahlar'ı (Weapons) yüzde 18, Çığlık 7'yi (Scream 7) ise yüzde 11 geride bıraktı.

Meksika, 4,2 milyon dolarla filmin uluslararası pazarları arasında ilk sırayı aldı. Filipinler'deki 4 milyon dolarlık hasılat ise ülke tarihinin en büyük ikinci korku filmi açılışı oldu. Film Peru, İtalya ve Hollanda'nın da aralarında bulunduğu 23 ülkede serinin en büyük açılışına imza attı.

Eleştirmenler temkinli, izleyiciler daha memnun

Film, izleyici memnuniyetini ölçen CinemaScore'dan bir önceki yapım Kırmızı Kapı gibi C+ notu aldı. Serinin en yüksek CinemaScore notu olan B+'yı ikinci ve üçüncü filmler almıştı.

Rotten Tomatoes verileri ise daha olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Sinema yazarlarından yüzde 57 oranda olumlu değerlendirme alan yapım, yüzde 66'lık puana sahip 2010 tarihli ilk filmin ardından serinin en yüksek eleştirmen notunu alan ikinci filmi oldu. Yüzde 70'lik izleyici puanı ise serinin bugüne kadarki en yüksek oranı.

Salonları dolduran izleyici kitlesine bakıldığında kadınların ağırlığı dikkat çekiyor. İzleyicilerin yüzde 57'sini kadınlar, yüzde 43'ünü ise erkekler oluşturdu. 25 yaş altı kadın izleyicilerin yüzde 62'si filmi kesinlikle tavsiye ettiğini belirtti.

Jacob Chase'in yazıp yönettiği Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar, "Öteki Taraf" adı verilen boyuta geçebildiğini ve oradaki iblisleri dünyaya taşıyabildiğini keşfeden genç bir annenin hikayesini anlatıyor.

Jason Blum, James Wan, Leigh Whannell ve Oren Peli'nin yapımcılığını üstlendiği filmin kadrosunda Lin Shaye, Amelia Eve, Brandon Perea ve Maisie Richardson-Sellers yer alıyor.

Independent Türkçe, Deadline, Variety, CosmicBook, CinemaBlend


Yapımcılarına milyarlarca dolar kazandıran meşhur dizi çalıntı mı?

2024'te final yapan Yellowstone'da Kevin Costner, ABD'nin en büyük sığır çiftliğini elinde tutan güçlü aile reisi John Dutton III karakterini canlandırmıştı (Paramount Network)
2024'te final yapan Yellowstone'da Kevin Costner, ABD'nin en büyük sığır çiftliğini elinde tutan güçlü aile reisi John Dutton III karakterini canlandırmıştı (Paramount Network)
TT

Yapımcılarına milyarlarca dolar kazandıran meşhur dizi çalıntı mı?

2024'te final yapan Yellowstone'da Kevin Costner, ABD'nin en büyük sığır çiftliğini elinde tutan güçlü aile reisi John Dutton III karakterini canlandırmıştı (Paramount Network)
2024'te final yapan Yellowstone'da Kevin Costner, ABD'nin en büyük sığır çiftliğini elinde tutan güçlü aile reisi John Dutton III karakterini canlandırmıştı (Paramount Network)

Televizyonun en başarılı yapımlarından Yellowstone, kapsamlı bir telif hakkı davasının merkezinde.

Senarist ve gazeteci Lauren J. Salkin dizinin yaratıcısı Taylor Sheridan, Paramount, NBCUniversal ve Sheridan'ın menajerlik şirketi Elevate Entertainment'a telif hakkı ihlali iddiasıyla dava açtı.

Kaliforniya Merkez Bölgesi ABD Bölge Mahkemesi'ne sunulan dilekçede Salkin, geliştirmek için 10 yılı aşkın süre harcadığı Sovereign Nation adlı projesinin senaryosunu, sunum dosyalarını ve ayrıntılı konsept metinlerini 2016'nın sonuyla 2017'nin başı arasında Sheridan'ın temsilcilerine gönderdiğini öne sürdü.

Proje Amerika yerlisi kabilelerin yönetimi, kumarhaneler üzerinden kurulan ekonomik güç ve günümüzde yaşanan toprak mücadelelerine odaklanan bir drama diye tanımlanıyordu.

Salkin'in iddiasına göre Elevate Entertainment, 1 Şubat 2017'de verdiği yanıtta Sovereign Nation'ın, Sheridan'ın "televizyon projeleri için uygun olmadığını" bildirdi. Ancak bu cevaptan sadece birkaç ay sonra Paramount, Sheridan imzalı Yellowstone projesine yeşil ışık yaktı.

“Olay örgüsü ve oyuncu seçimlerinde çarpıcı benzerlikler var”

Dava dilekçesinde Yellowstone'un, Salkin'in projesine özgü unsurları kopyaladığı öne sürülüyor. Dilekçede sıralanan benzerlikler arasında siyasi ve ekonomik gücün merkezi konumundaki bir kabile kumarhanesi, yerli rezervinin sınırları dışına genişleme girişiminden doğan temel çatışmalar, imar kısıtlamalarının bulunmaması ve 99 yıllık kiralama modeli gibi arazi hukukuna özgü mekanizmalar yer alıyor.

Salkin ayrıca projesi için önerdiği bazı oyuncuların Yellowstone'da benzer karakterleri canlandırdığını öne sürüyor. Dilekçeye göre Salkin'in projesi için önerdiği Gil Birmingham, Yellowstone'da kumarhaneyi yöneten kabile liderini, Danny Huston ise dışarıdan gelen gayrimenkul geliştiricisini canlandırdı.

Salkin'in avukatı Paul B. Lackey, Hollywood Reporter'a şu açıklamayı yaptı:

Bu tam anlamıyla Davut'la Golyat'ın mücadelesi. Müvekkilim, bugün televizyon tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştüğünü gördüğümüz bu hikayenin çok katmanlı temelini oluşturmak için yıllarını harcadı. Kendisine ait olduğunu savunduğu fikrin büyük bir ticari başarıya dönüştüğünü izledi ve sonunda 'Artık yeter' dedi.

Dilekçede şu ifadelere yer verildi:

Telif hakkı hukuku elbette kovboy hikayesi, toprak anlaşmazlığı veya yerli kumarhanesi gibi genel fikirleri korumaz. Bizim iddiamız bu değil. İhlal iddiası, Salkin'in geliştirdiği özgün anlatı tercihlerinin, sahne yapılarının ve kurgusal düzenin kopyalanmasına dayanıyor.

Dilekçede ayrıca, Salkin'in projesini daha önce inceleyen kıdemli bir HBO yöneticisinin Yellowstone'u izlediğinde iki yapım arasında çarpıcı benzerlikler bulunduğunu söylediği öne sürüldü.

Dilekçede, Kevin Costner'ın başrolünde yer aldığı ve çok sayıda yan diziye ilham veren Yellowstone'un yapımcılarına milyarlarca dolar kazandırdığı, buna karşılık Salkin'e bu başarıdan herhangi bir pay verilmediği savunuluyor.

Salkin, mahkemeden kendisine tazminat ve Yellowstone'dan elde edilen kârdan pay verilmesini, ayrıca olası hak ihlallerinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı alınmasını talep ediyor.

Yellowstone, Türkiye'de Netflix ve TV+ üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety


Taken ve John Wick karışımı dizi Netflix'i kasıp kavuruyor

Aksiyon sahneleriyle öne çıkan Agent Kim Reactivated, eşini kaybettikten sonra sakin bir hayat süren ve tek derdi asi kızı Min-ji'yi büyütmek olan bir babanın sıradışı hikayesini anlatıyor (Netflix)
Aksiyon sahneleriyle öne çıkan Agent Kim Reactivated, eşini kaybettikten sonra sakin bir hayat süren ve tek derdi asi kızı Min-ji'yi büyütmek olan bir babanın sıradışı hikayesini anlatıyor (Netflix)
TT

Taken ve John Wick karışımı dizi Netflix'i kasıp kavuruyor

Aksiyon sahneleriyle öne çıkan Agent Kim Reactivated, eşini kaybettikten sonra sakin bir hayat süren ve tek derdi asi kızı Min-ji'yi büyütmek olan bir babanın sıradışı hikayesini anlatıyor (Netflix)
Aksiyon sahneleriyle öne çıkan Agent Kim Reactivated, eşini kaybettikten sonra sakin bir hayat süren ve tek derdi asi kızı Min-ji'yi büyütmek olan bir babanın sıradışı hikayesini anlatıyor (Netflix)

96 Saat'in (Taken) temel fikrini John Wick'in sert aksiyonuyla buluşturan bir yapım arıyorsanız Netflix'in yeni dizilerinden Agent Kim Reactivated tam size göre olabilir.

Ancak dizi, bu iki filmden farklı olarak Kuzey ve Güney Kore arasındaki casusluk faaliyetlerini merkezine alıyor. İki ülkenin kaderini belirleyebilecek bir gelişme yaşanırken kontrolden çıkan bir ajan, aralarındaki kırılgan ilişkiyi daha da istikrarsızlaştırma riski yaratıyor.

10 bölümlük aksiyon-gerilim dizisi, türün sevilen unsurlarını bir araya getirerek izleyicilerden övgü alan sürükleyici bir hikaye sunuyor. Bir yanıyla 96 Saat'i, diğer yanıyla John Wick'i andıran dizi, beklenmedik biçimde yükseldiği Netflix listelerindeki yerini haftalardır koruyor.

Netflix'in ilk 10 listesinde 8 hafta

Agent Kim Reactivated, 8 haftadır Netflix'in İngilizce dışındaki en çok izlenen dizileri arasında yer alarak dünya çapında başarı yakaladı.

Neflix Türkiye'de 26 Haziran'da yayımlanmaya başlayan dizi, küresel listeye üçüncü sıradan girdi ve ardından üç hafta üst üste zirvede kaldı. İkinci haftasında 10,5 milyon izlenmeyle en yüksek seviyesine ulaşan yapım, 7. haftasında 2,3 milyon izlenmeyle 7. sıraya geriledi. Dizi, 8. haftasında ise 1,4 milyon izlenmeyle 9. sırada yer alıyor.

47 milyondan fazla görüntülenmeye ulaşan popüler webtoon Manager Kim'den uyarlanan Agent Kim Reactivated, birbirinden çılgın aksiyon senaryolarını tek bir hikayede buluşturuyor.

Baştan sona temposunu kaybetmeyen dizideki kaos, izleyicinin gönülden destekleyebileceği karakterler, nefret uyandıran kötüler ve gerilimli anların arasına serpiştirilen mizahla dengeleniyor. MovieWeb'e göre yapım, bu yönüyle 96 Saat ve John Wick'in dahi tam olarak kuramadığı aksiyon, karakter ve mizah dengesini yakalıyor.

Agent Kim Reactivated ne anlatıyor?

Dizinin merkezinde, ergenlik çağındaki Min-ji'yi (Seo Su-min) tek başına büyüten babası Kim Do-hyeon (So Ji-sub) yer alıyor.

Sakin bir banka çalışanı olan Kim, başlangıçta açıkça kendisinin yapmadığı hataların sorumluluğunu bile üstlenmeye razı, pasif bir baba izlenimi veriyor. Ancak Min-ji'nin bir zorbalık olayının ardından öldüğü düşünülünce Kim'in huzurlu hayatı altüst oluyor.

Sıradan bir banka çalışanı gibi görünse de eski bir casus olan Kim, kızının başına gelenlerin ardından intikam almak için harekete geçiyor.

John Wick tarzı bir ölüm makinesi

Agent Kim Reactivated, aksiyonun dozunu bir an bile düşürmüyor. Daha ilk bölümde, kızının kayboluşunu araştırırken bir serseriyle karşılaşan Kim, gerçek yeteneklerine dair ilk ipuçlarını veriyor.

Bu noktadan sonra tempo giderek yükseliyor ve Kim her bölümde kendisini sayısız çatışmanın ortasında buluyor. Tıpkı John Wick gibi neredeyse durdurulamaz bir ölüm makinesi olan Kim, yakın dövüşte kolay kolay yenilmiyor ve hemen her türlü silahı ustalıkla kullanıyor.

Ancak diziyi öne çıkaran yalnızca aksiyon sahnelerinin çokluğu değil. Kim'in iki eski casus ortağının hikayeye katılması, yapıma farklı dövüş tarzları kazandırıyor. Bu karakterlerden biri olimpiyatlarda altın madalya kazanmış bir tekvandocu, diğeri ise Ortadoğu'nun çeşitli bölgelerinde görev yapmış seçkin bir asker.

John Wick 5'in yapımı sürerken ve vizyon tarihi henüz kesinleşmemişken Agent Kim Reactivated, sert aksiyon arayanlara 10 bölümlük güçlü bir alternatif sunuyor.

Diziyi değerlendiren bir IMDb kullanıcısı şöyle yazıyor:

Şiddetin dozunu ve hikayenin yarattığı heyecanı törpülemeden kaynak materyalin hakkını veren, yüksek bütçeli bir webtoon uyarlaması arıyorsanız bu dizi kaçırılmaması gereken bir cevher.

Independent Türkçe, Collider, MovieWeb