Libya Başbakanı Dibeybe güvenoyu krizi ile karşı karşıya

Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nden güvenoyunun çekilmesi talepleri, genel seçimler öncesinde tüm siyasi süreci baltalayabilir

Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, hükümetinden güvenoyunun çekilmesi sınavıyla karşı karşıya kalabilir (AFP)
Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, hükümetinden güvenoyunun çekilmesi sınavıyla karşı karşıya kalabilir (AFP)
TT

Libya Başbakanı Dibeybe güvenoyu krizi ile karşı karşıya

Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, hükümetinden güvenoyunun çekilmesi sınavıyla karşı karşıya kalabilir (AFP)
Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, hükümetinden güvenoyunun çekilmesi sınavıyla karşı karşıya kalabilir (AFP)

Zayed Hediyye
Libya, Temsilciler Meclisi’ne (TM) ve Libya Siyasi Diyalog Forumu’na (LSDF) çeşitli taraflarca Abdulhamid ed-Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti’nden (UBH) güvenoyunun çekilmesi ve bir an önce yeni bir hükümetin kurulması için uygulanmaya başlanan büyük baskılar nedeniyle çok kritik bir dönemde yeni bir siyasi krizin eşiğinde.
Diğer taraflar ise ülkeyi belirlenen seçim takvimine sadece 120 kala yeni bir bölünme ve anlaşmazlık döngüsüne sokacağını düşündükleri ve ‘pervasızca’ olarak nitelendikleri bu adımın atılmasına karşı uyarıyorlar. Böyle bir adımın atılmasının seçimlerin yapılmasına engel olabileceğini vurgulayan taraflar, geçiş döneminin sona ermesine ve istikrarlı bir siyasi yönetim seçmeye birkaç adım kala, her şeyin başa dönebileceği uyarısında bulundular.

UBH’yi düşürme çağrısı
Hem TM’nin hem de LSDF’nin bazı üyeleri, TM ve LSDF’ye Başbakan Abdulhamid Dibeybe hükümetinden güvenoyunun çekilmesi çağrısında bulundular. Tobruk'ta, Bingazi ve çevresinden (Sirenayka) 27 milletvekili, 25 Ağustos Çarşamba günü TM Başkanlığı'ndan, önümüzdeki Pazartesi günü yapılması planlanan oturumda UBH’den güvenoyunun çekilmesini ve hükümetten hesap sorulmasını talep etti.
Milletvekilleri, taleplerinin gerekçesi olarak, TM’nin Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde, ülkeyi mevcut çıkmazdan kurtarmak ve siyasi anlaşmada öngörülen yol haritasını uygulamak için UBH’ye güvenoyu vererek devlet kurumlarını birleştirecek yeni bir siyasi yapı seçmesi için siyasi diyaloga yönelmesine rağmen, ülkenin içinde bulunduğu ve tüm devlet kurumlarını gölgede bırakan siyasi bölünmeler gösterildi. UBH’nin TM tarafından kendisine verilen görev süresinin dörtte üçü geride kalırken yol haritasına bağlı kalmadığını öne süren milletvekilleri ortak açıklamalarında, “Maalesef Başbakan’ın eylemleri, açıklamaları ve atamaları sorumsuzca ve kabul edilemez. Tüm bu adımlar, yozlaşmış kişiler tarafından kontrol ediliyor. Bu da bizi en başa geri döndürüyor. Biz milletin temsilcileri olarak, haksız yere onlarca milyar harcamasına rağmen, bizi kaosa ve savaşa sürükleyen bir hükümeti kabul etmiyoruz” ifadeleri yer aldı. Açıklamada, Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki UBH’den güvenoyunun çekilmesi ve devlet kurumlarını birleştirip Libyalıları yeniden bir araya getirecek ulusal bir isim seçilmesi talep edildi.

Benzer bir çağrı daha
Bazı siyasi partiler de 24 Ağustos Salı günü ortak bir bildiri yayınlayarak, LSDF’den UBH’nin, ülkede genel seçimler için güvenli bir ortam hazırlayabilecek rızaya dayalı bir yürütme organıyla değiştirmesi talebinde bulundular.
Söz konusu partiler, UBH’yi, siyasi anlaşma metni çerçevesinde çalışmaları Sirte’den başlatmakla başlayıp devlet kurumlarını birleştirmek ve anlaşmalar yapmakla son bulan yol haritasını ihlal etmekle, siyasi süreci bozan tuzaklar kurmakla, kendisine verilen yetkinin kapsamı dışın çıkmakla ve BM’nin garantörü olduğu siyasi anlaşmayı ihlal eden programlar oluşturmakla suçladılar.
Başbakan’ın krizi uzatarak iktidarda kalmaya devam etme yönünde bir düşüncesi olup olmadığı sorgulanan açıklamada, LSDF üyelerine, mutabık kalınan yol haritasını tamamlamak ve LSDF’nin olup biten karşısındaki sessizliğini bozmak amacıyla Libyalılar arasında herhangi bir anlaşmazlığa sebep olmayacak bir yürütme organı için Libya'da müzakereler başlatma çağrısı yapıldı. LSDF’nin sessizliğinin devlet kurumlarının inşasındaki gecikmeye katkıda bulunduğu vurgulanan açıklamada, bu yüzden Libya devletini etkileyen bu büyük başarısızlıktan LSDF’nin de sorumlu olduğu belirtildi.

UBH’den güvenoyu çekilebilir mi?
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Libyalı milletvekili Salih Fehime, TM’nin 30 Ağustos'ta UBH’den güvenoyunu çekip çekemeyeceği ve UBH için yargı yolunun açılıp açılamayacağına ilişkin değerlendirmesinde, “TM üyelerinin, TM iç tüzüğünün 188’inci maddesine uyarınca Başkanlık Konseyi Ofisine havale gönderilen ve ardından hükümete sunulan bazı soruları var” dedi.
Fehime, bu soruların neler olduğuna ilişkin olarak ise şunları söyledi:
“Bu sorular, Abdullah es-Sini hükümeti tarafından daha önce imzalanan projelerin ve Sani hükümetinde çalışanların akıbeti, maaşların askıya alınması ve UBH’nin genel bütçeyi her seferinde yeni bir formatla ve bir öncekinden farklı bir rakamla sunması konusundaki teknik kafa karışıklığıyla birlikte genel bütçeyi son şekliyle sunamamasının arkasındaki nedenlerle ilgili.”
Fehime, Başbakan'ın Dibeybe’nin soruları cevaplamak üzere davet edildiği TM oturumuna katılmaması halinde TM’nin, UBH’den güvenoyunu çekmesi de dahil bir takım tedbirler alma hakkına sahip olacağını vurguladı.

Sonucu hesaplanmamış bir adım
Öte yandan analistler, UBH’den güvenoyunu çekmeye ve geçiş süresinin bitimine dört ay kala ülkeyi yönetecek yeni bir hükümet kurmaya yönelik çağrılar karşısında böyle bir zamanda böyle bir adımın atılmasının ülkeyi bölünme ve savaş günlerine geri götürebileceğini söyleyerek bu çağrıların sonuçları konusunda uyardılar.
Libyalı gazeteci Muhammed el-Kebir, halihazırda gergin olan bir ortamda kartların yeniden karılmasının, iktidardakileri mevcut krizi sona erdirmek ve sandık başına gitmek gibi bir niyetlerinin olmadığına işaret ettiğini belirterek, “Çatışan tarafların eski görüş ayrılıklarına dönmesi nedeniyle seçimlere kalan sürenin, belirlenen tarihte sandık başına gidilmesine izin vereceğini düşünmüyorum” dedi.
Kebir sözlerini şöyle sürdürdü:
“Zor şartlar altında göreve başlamasının üzerinden sadece dört ay geçen ve bütçesini onaylanmayan bir hükümetin hesap vermesi talebi, akıl dışı ve açıklanamaz bir taleptir. Bu durum, ülkeyi yeni ve geri dönülmez bir tartışmaya sürükleyecektir. Tüm göstergeler, Libyalıların çektiği sıkıntıların beklendiği gibi bu yılın sonlarında bitmeyeceğine işaret ediyor. Tarafların karmaşıklığı sürdürmedeki ısrarının, bizi geçmiş yıllarda deneyimlediklerimizden daha kötü bir deneyimin eşiğine getirmesinden korkuyorum.”
Ülke ekonomisi büyük bir tehlikeyle karşı karşıya gelebilir
Diğer taraftan Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir iki gün önce düzenlediği basın toplantısında, önümüzdeki Aralık ayında yapılması planlanan seçimlerin ülkedeki kırılgan ekonomik duruma yansımaları konusunda uyarmıştı. Libya'nın, önümüzdeki yıl neredeyse tek milli gelir kaynağı olan petrol üretim seviyesini acilen yükseltmesi gerektiğini söyleyen Kebir, “Aksi takdirde ülke ekonomisi büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalacak. Eğer ülkedeki kriz devam ederse ve devlet kurumları daha fazla bölünürse petrol üretimi de riske girer. Uzun zamandır onaylanması beklenen bütçenin gecikmesi, Libya Ulusal Petrol Şirketi (NOC)  tarafından 2021 yılı sonuna kadar günde 1,6 milyon varile ardından ikinci aşamada 1,8 milyon varile ulaşma hedefini tehlikeye atabilir. NOC’un petrol fiyatının ortalama varil başına 60 dolar olması durumunda gelecek yıl 35 milyar dolarlık geliri garanti edecek olan hedefi, Libya'ya için bütçe harcaması ve yeniden inşa planlarını karşılama yeteneğini garanti ediyor.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.