Libya Başbakanı Dibeybe güvenoyu krizi ile karşı karşıya

Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nden güvenoyunun çekilmesi talepleri, genel seçimler öncesinde tüm siyasi süreci baltalayabilir

Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, hükümetinden güvenoyunun çekilmesi sınavıyla karşı karşıya kalabilir (AFP)
Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, hükümetinden güvenoyunun çekilmesi sınavıyla karşı karşıya kalabilir (AFP)
TT

Libya Başbakanı Dibeybe güvenoyu krizi ile karşı karşıya

Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, hükümetinden güvenoyunun çekilmesi sınavıyla karşı karşıya kalabilir (AFP)
Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, hükümetinden güvenoyunun çekilmesi sınavıyla karşı karşıya kalabilir (AFP)

Zayed Hediyye
Libya, Temsilciler Meclisi’ne (TM) ve Libya Siyasi Diyalog Forumu’na (LSDF) çeşitli taraflarca Abdulhamid ed-Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti’nden (UBH) güvenoyunun çekilmesi ve bir an önce yeni bir hükümetin kurulması için uygulanmaya başlanan büyük baskılar nedeniyle çok kritik bir dönemde yeni bir siyasi krizin eşiğinde.
Diğer taraflar ise ülkeyi belirlenen seçim takvimine sadece 120 kala yeni bir bölünme ve anlaşmazlık döngüsüne sokacağını düşündükleri ve ‘pervasızca’ olarak nitelendikleri bu adımın atılmasına karşı uyarıyorlar. Böyle bir adımın atılmasının seçimlerin yapılmasına engel olabileceğini vurgulayan taraflar, geçiş döneminin sona ermesine ve istikrarlı bir siyasi yönetim seçmeye birkaç adım kala, her şeyin başa dönebileceği uyarısında bulundular.

UBH’yi düşürme çağrısı
Hem TM’nin hem de LSDF’nin bazı üyeleri, TM ve LSDF’ye Başbakan Abdulhamid Dibeybe hükümetinden güvenoyunun çekilmesi çağrısında bulundular. Tobruk'ta, Bingazi ve çevresinden (Sirenayka) 27 milletvekili, 25 Ağustos Çarşamba günü TM Başkanlığı'ndan, önümüzdeki Pazartesi günü yapılması planlanan oturumda UBH’den güvenoyunun çekilmesini ve hükümetten hesap sorulmasını talep etti.
Milletvekilleri, taleplerinin gerekçesi olarak, TM’nin Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde, ülkeyi mevcut çıkmazdan kurtarmak ve siyasi anlaşmada öngörülen yol haritasını uygulamak için UBH’ye güvenoyu vererek devlet kurumlarını birleştirecek yeni bir siyasi yapı seçmesi için siyasi diyaloga yönelmesine rağmen, ülkenin içinde bulunduğu ve tüm devlet kurumlarını gölgede bırakan siyasi bölünmeler gösterildi. UBH’nin TM tarafından kendisine verilen görev süresinin dörtte üçü geride kalırken yol haritasına bağlı kalmadığını öne süren milletvekilleri ortak açıklamalarında, “Maalesef Başbakan’ın eylemleri, açıklamaları ve atamaları sorumsuzca ve kabul edilemez. Tüm bu adımlar, yozlaşmış kişiler tarafından kontrol ediliyor. Bu da bizi en başa geri döndürüyor. Biz milletin temsilcileri olarak, haksız yere onlarca milyar harcamasına rağmen, bizi kaosa ve savaşa sürükleyen bir hükümeti kabul etmiyoruz” ifadeleri yer aldı. Açıklamada, Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki UBH’den güvenoyunun çekilmesi ve devlet kurumlarını birleştirip Libyalıları yeniden bir araya getirecek ulusal bir isim seçilmesi talep edildi.

Benzer bir çağrı daha
Bazı siyasi partiler de 24 Ağustos Salı günü ortak bir bildiri yayınlayarak, LSDF’den UBH’nin, ülkede genel seçimler için güvenli bir ortam hazırlayabilecek rızaya dayalı bir yürütme organıyla değiştirmesi talebinde bulundular.
Söz konusu partiler, UBH’yi, siyasi anlaşma metni çerçevesinde çalışmaları Sirte’den başlatmakla başlayıp devlet kurumlarını birleştirmek ve anlaşmalar yapmakla son bulan yol haritasını ihlal etmekle, siyasi süreci bozan tuzaklar kurmakla, kendisine verilen yetkinin kapsamı dışın çıkmakla ve BM’nin garantörü olduğu siyasi anlaşmayı ihlal eden programlar oluşturmakla suçladılar.
Başbakan’ın krizi uzatarak iktidarda kalmaya devam etme yönünde bir düşüncesi olup olmadığı sorgulanan açıklamada, LSDF üyelerine, mutabık kalınan yol haritasını tamamlamak ve LSDF’nin olup biten karşısındaki sessizliğini bozmak amacıyla Libyalılar arasında herhangi bir anlaşmazlığa sebep olmayacak bir yürütme organı için Libya'da müzakereler başlatma çağrısı yapıldı. LSDF’nin sessizliğinin devlet kurumlarının inşasındaki gecikmeye katkıda bulunduğu vurgulanan açıklamada, bu yüzden Libya devletini etkileyen bu büyük başarısızlıktan LSDF’nin de sorumlu olduğu belirtildi.

UBH’den güvenoyu çekilebilir mi?
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Libyalı milletvekili Salih Fehime, TM’nin 30 Ağustos'ta UBH’den güvenoyunu çekip çekemeyeceği ve UBH için yargı yolunun açılıp açılamayacağına ilişkin değerlendirmesinde, “TM üyelerinin, TM iç tüzüğünün 188’inci maddesine uyarınca Başkanlık Konseyi Ofisine havale gönderilen ve ardından hükümete sunulan bazı soruları var” dedi.
Fehime, bu soruların neler olduğuna ilişkin olarak ise şunları söyledi:
“Bu sorular, Abdullah es-Sini hükümeti tarafından daha önce imzalanan projelerin ve Sani hükümetinde çalışanların akıbeti, maaşların askıya alınması ve UBH’nin genel bütçeyi her seferinde yeni bir formatla ve bir öncekinden farklı bir rakamla sunması konusundaki teknik kafa karışıklığıyla birlikte genel bütçeyi son şekliyle sunamamasının arkasındaki nedenlerle ilgili.”
Fehime, Başbakan'ın Dibeybe’nin soruları cevaplamak üzere davet edildiği TM oturumuna katılmaması halinde TM’nin, UBH’den güvenoyunu çekmesi de dahil bir takım tedbirler alma hakkına sahip olacağını vurguladı.

Sonucu hesaplanmamış bir adım
Öte yandan analistler, UBH’den güvenoyunu çekmeye ve geçiş süresinin bitimine dört ay kala ülkeyi yönetecek yeni bir hükümet kurmaya yönelik çağrılar karşısında böyle bir zamanda böyle bir adımın atılmasının ülkeyi bölünme ve savaş günlerine geri götürebileceğini söyleyerek bu çağrıların sonuçları konusunda uyardılar.
Libyalı gazeteci Muhammed el-Kebir, halihazırda gergin olan bir ortamda kartların yeniden karılmasının, iktidardakileri mevcut krizi sona erdirmek ve sandık başına gitmek gibi bir niyetlerinin olmadığına işaret ettiğini belirterek, “Çatışan tarafların eski görüş ayrılıklarına dönmesi nedeniyle seçimlere kalan sürenin, belirlenen tarihte sandık başına gidilmesine izin vereceğini düşünmüyorum” dedi.
Kebir sözlerini şöyle sürdürdü:
“Zor şartlar altında göreve başlamasının üzerinden sadece dört ay geçen ve bütçesini onaylanmayan bir hükümetin hesap vermesi talebi, akıl dışı ve açıklanamaz bir taleptir. Bu durum, ülkeyi yeni ve geri dönülmez bir tartışmaya sürükleyecektir. Tüm göstergeler, Libyalıların çektiği sıkıntıların beklendiği gibi bu yılın sonlarında bitmeyeceğine işaret ediyor. Tarafların karmaşıklığı sürdürmedeki ısrarının, bizi geçmiş yıllarda deneyimlediklerimizden daha kötü bir deneyimin eşiğine getirmesinden korkuyorum.”
Ülke ekonomisi büyük bir tehlikeyle karşı karşıya gelebilir
Diğer taraftan Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir iki gün önce düzenlediği basın toplantısında, önümüzdeki Aralık ayında yapılması planlanan seçimlerin ülkedeki kırılgan ekonomik duruma yansımaları konusunda uyarmıştı. Libya'nın, önümüzdeki yıl neredeyse tek milli gelir kaynağı olan petrol üretim seviyesini acilen yükseltmesi gerektiğini söyleyen Kebir, “Aksi takdirde ülke ekonomisi büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalacak. Eğer ülkedeki kriz devam ederse ve devlet kurumları daha fazla bölünürse petrol üretimi de riske girer. Uzun zamandır onaylanması beklenen bütçenin gecikmesi, Libya Ulusal Petrol Şirketi (NOC)  tarafından 2021 yılı sonuna kadar günde 1,6 milyon varile ardından ikinci aşamada 1,8 milyon varile ulaşma hedefini tehlikeye atabilir. NOC’un petrol fiyatının ortalama varil başına 60 dolar olması durumunda gelecek yıl 35 milyar dolarlık geliri garanti edecek olan hedefi, Libya'ya için bütçe harcaması ve yeniden inşa planlarını karşılama yeteneğini garanti ediyor.



Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.


Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde bir Libyalının yargılanması, Dibeybe’ye karşı öfkeyi körüklüyor

Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
TT

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde bir Libyalının yargılanması, Dibeybe’ye karşı öfkeyi körüklüyor

Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)

Libya'nın başkenti Trablus’taki cezaevlerinden birinin eski müdürü olan ve halen Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanan Halid el-Hişri’nin destekçileri, Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’ye yönelik protestolarını artırdı. Destekçiler, başsavcıdan derhal harekete geçerek Hişri’nin Libya’ya geri getirilmesini ve ülkede yargılanmasını talep etti.

‘Ölüm meleği’ lakabıyla anılan 48 yaşındaki Hişri, 2015 yılının Şubat ayı ile 2020’nin başları arasında Trablus’ta yönettiği Mitiga Cezaevi’nde işlendiği öne sürülen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla ilgili 17 suçlamayla karşı karşıya bulunuyor.

fgthy
Savaş suçları işlemekle suçlanan Libyalı Halid el-Hişri (Uluslararası Ceza Mahkemesi)

Hişri’nin yakalanmasından bu yana açılan dava, Dibeybe’yi ‘sanık sandalyesine’ oturttu. Siyasi çekişmelerin yaşandığı süreçte muhalifleri öfkelerini Dibeybe’ye yöneltirken, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu, Hişri’nin Temmuz 2025’te Almanya’da yakalanmasını ve Lahey’deki UCM’nin gözaltı merkezine nakledilmesini memnuniyetle karşılamıştı.

UCM, 14 Eylül’de aldığı kararla Hişri’nin yargılanmasına gelecek yıl 4 Mayıs’ta başlanmasını kararlaştırdı. Böylece Hişri, Birleşmiş Milletler’in (BM) 2011’de verdiği yetki doğrultusunda Libya’da başlatılan soruşturma kapsamında UCM’de yargılanan ilk Libyalı şüpheli olacak.

Hişri’nin destekçileri pazar akşamı Trablus’un Cuma Pazarı bölgesi ile başkentin çevresindeki bölgelerin sosyal konseyi önünde toplandı. Hişri’nin yargılanmasını protesto eden göstericiler, “Sessiz kalmayacak ve geri adım atmayacağız. Onu Libya’ya geri getirmek ve ülkenin yargısı önünde yargılanmasını sağlamak için tüm hukuki yollara başvuracak ve barışçıl yöntemleri kullanacağız. Ardından onun tutuklanmasına neden olan herkesin hesap vermesini sağlamak için çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Gösteriye Cuma Pazarı ve çevre bölgeler ile Büyük Trablus bölgesindeki çeşitli kesimlerden şeyhler ve gençler katıldı. Göstericilerden biri tarafından okunan bildiride, Hişri’nin UCM’de yargılanmasına tepki gösterilerek, “O bir suçlu değil. Devletin ortadan kaybolduğu ve düzensizliğin yayıldığı dönemde öne çıkan, onurlu insanların çağrısına kulak veren adamlardan biriydi” denildi.

UCM savcıları daha önce mahkeme hakimlerine Hişri’nin ‘merhamet göstermeden işkence yapmasıyla’ tanındığını söylemiş, bu nedenle tutukluların kendisine ‘Azrail’ lakabını taktığını belirtmişti.

UCM’nin 4 Mayıs’ta düzenlediği önceki duruşmada savcılar, Hişri’nin Libya’da Terörizm ve Organize Suçlarla Mücadele Birimi tarafından yönetilen Mitiga Cezaevi’nin kadınlar bölümünden sorumlu olduğunu belirtmişti. Savcılar, “Binlerce mağdur yasal dayanak olmaksızın, insanlık dışı koşullarda gözaltına alındı ve tutuldu; sistematik biçimde kötü muamele ve işkenceye maruz bırakıldı” ifadelerini kullanmıştı.

u
Uluslararası Ceza Mahkemesi (AP)

Terörizm ve Organize Suçlarla Mücadele Birimi’nin kalesi olarak görülen Cuma Pazarı sakinleri, mesajlarını ‘Libya ve dünya kamuoyuna; tüm özgür ve onurlu insanlara’ ileterek, “Uzun süren sessizliğin ve sabrın taşmasının ardından sesimizi yükseltiyor, Trabluslu Halid el-Hişri’nin maruz kaldığı haksız tutuklamayı en güçlü şekilde kınıyor ve reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

Toplanan kalabalık, Dibeybe hükümetini, “Bu utanç verici eylemde suç ortaklığı yapmak ve Libya’nın Roma Statüsü’nü imzalamamış veya onaylamamış olmasına rağmen UCM’ye Hişri’yi yakalaması için yeşil ışık yakmakla” suçlayarak ‘tam sorumluluk’ taşıdığını savundu. Göstericiler ayrıca Alman hükümetini, ‘dosyanın tamamen siyasi nitelikte olduğunu bildiği halde’ Hişri’nin teslim edilmesini kolaylaştırmakla suçladı.

Yargıç Althea Windsor 14 Eylül’de yaptığı açıklamada, davanın ‘adil ve hızlı, herhangi bir gerekçesiz gecikme olmaksızın’ yürütülmesini istediğini belirtmişti. Windsor, iddia edilen suçların işlenmesinin üzerinden en az altı yıl geçtiğine dikkat çekmişti. Hişri’nin mağdurları ise yargılamanın mümkün olan en kısa sürede başlamasını talep ediyor.

Bununla birlikte Hişri’nin destekçileri, onun ‘organize suç, DEAŞ ve adam kaçırma ile silahlı soygunlarla mücadelede ön saflarda yer aldığını’ savunuyor. Destekçileri açıklamalarında, “Hişri'nin yaptığı ve gurur duyduğumuz, geri adım atmayacağımız şey bir suç değil, şereftir; suçlama değil, bir onurlandırmadır. Ayrıca tutuklanmasının, Mayıs 2025’te Trablus’ta yaşanan olaylar ve gösterilerin ardından gerçekleşmesi, dosyanın siyasi olduğuna dair hiçbir şüpheye yer bırakmıyor” ifadelerini kullandı.

yujmk
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Kasım 2024’te Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han’ı kabul ederken (Dibeybe’nin ofisi)

Hişri’ye yöneltilen suçlamalar arasında işkence ve öldürme, öldürmeye teşebbüs, kişisel onur ve haysiyete yönelik ağır saldırı, zalimane ve insanlık dışı muamele ile tutuklulara yönelik tecavüz ve diğer cinsel şiddet türleri yer alıyor.

4 Mayıs’ta düzenlenen duruşmada Hişri’nin avukatı, müvekkilinin kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddettiğini belirtti. Avukat ayrıca Hişri’nin, davasının mahkemenin yargı yetkisi kapsamında olmadığı gerekçesiyle yargılanmasına itiraz ettiğini ancak mahkemenin bu itirazı reddettiğini aktardı.

vrgthyju
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Adalet Bakanı Halime İbrahim (Bakanlık Medya Ofisi)

UBH’nin 20 Haziran 2024’te, Adalet Bakanlığı aracılığıyla UCM Savcılığı’na gönderdiği resmi yazıyla, Roma Statüsü’nün 12. maddesinin 3. fıkrası kapsamında mahkemenin yargı yetkisini kabul ettiği belirtiliyor. Söz konusu fıkra, üye olmayan devletlerin kendi topraklarında işlenen suçlarla ilgili olarak mahkemenin yargı yetkisini kabul etmesine veya bu suçları mahkemeye sevk etmesine olanak tanıyor.