Afganistan’daki savaşın sona ermesiyle birlikte CIA’in birincil odağını, kademeli olarak terörle mücadeleden Çin ve Rusya gibi uluslararası güçlere karşı geleneksel casusluk misyonlarına kaydırması bekleniyordu. Terörle mücadele CIA’yi, 20 yıl boyunca adam avlamaya ve öldürmeye odaklı bir paramiliter örgüte dönüştürmüştü.
Ancak Perşembe günü Afganistan hükümetinin çöküşünden ve Taliban’ın ülkeyi ele geçirmesinden bu yana hızlanan olaylar zincirinin sonuncusu olan iki kanlı patlama, bu planı tersine çevirdi. Afganistan, bir kara delik gibi, CIA’yi gelecek yıllarda karmaşık terörle mücadele misyonuna geri döndürebilir.
ABD’li yetkililer, Afganistan’daki kaos tehditlerine karşı koymak için planları yeniden formüle ediyorlar. Mevcut ve eski yetkililere göre bu planlar şunları kapsıyor; ‘Orta Asya ülkelerinde yeni üslerin kurulmasını müzakere etmek, 20 yıldır casuslar için koruma sağlayan askeri ve diplomatik birimler olmadan, gizli görevli memurların ülkedeki kaynakları nasıl yönetebileceklerini belirlemek, CIA’in Afganistan’da drone saldırıları ve diğer operasyonları nerede gerçekleştirebileceğini tespit etmek.’
Perşembe günü 13 ABD askerinin ve onlarca Afgan sivilin ölmesine neden olan Kabil Havalimanı’na yönelik saldırılar, terör gruplarının ülkede daha fazla kaos yaratmaya çalıştığının ve burayı Afganistan dışında saldırılar başlatmak için bir üs olarak kullanmayı amaçladıklarının kanıtıydı.
ABD ve müttefikleri, ülkenin, on yıl önce Suriye’ye ve 11 Eylül’den önce Afganistan’a benzer bir terör cennetine dönüşmesini engellemek istiyor. ABD’li yetkililer, Afganistan’daki en acil tehdidin DEAŞ olduğunu söylerken, onlara göre El-Kaide liderlerinin de ülkeye dönmeye çalışması muhtemel. Mevcut ve eski ABD’li yetkililer, Taliban’ın her iki grubu da Afganistan’da istemeyebileceğini, ancak onları engelleme yeteneğini de kaybedebileceğini söyledi.
“İşler zorlaşacak”
Afganistan’da görev yapmış eski bir üst düzey CIA görevlisi olan Don Hepburn, “İşler daha da zorlaşacak. CIA, birçok yöne hareket ediyor” dedi.
Başkan Joe Biden’in Afganistan’a askeri müdahaleyi sona erdirme konusundaki ısrarı, gelecek aydan itibaren ülkedeki herhangi bir ABD varlığının, muhtemelen aleni şekilde kabul edilmeyen gizli bir operasyonun parçası olacağı anlamına geliyor. Üst düzey bir istihbarat yetkilisi, yeni CIA görevinin daha dar olacağını ve artık binlerce askerin ve diplomatın korunmasına yardımcı olmak zorunda kalmayacağını belirtti. Yetkili, daha ziyade CIA’in Afganistan sınırlarının ötesine saldırabilecek terör gruplarını avlamaya odaklanacağını vurguladı. Ancak ABD’nin hızla çekilmesi, CIA ağlarını yok etti. Mevcut ve eski yetkililere göre casuslar, muhtemelen bu ağları yeniden inşa etmek ve yurtdışından kaynakları yönetmek zorunda kalacaklar.
ABD ayrıca, Pakistan gibi ‘zahmetli’ ortaklarla uğraşmak zorunda kalacak.
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns, istihbarat toplamaya ve operasyonları uzaktan gerçekleştirmeye hazır olduklarını belirtti. Ancak kendisi, geçen baharda milletvekillerine, ajanların istihbarat toplama ve tehditlere karşı harekete geçme yeteneğinin azalacağını söylemişti. Taliban ile gizli görüşmeler için bu hafta Kabil’e giden Burns, “Bu soyut bir gerçektir” dedi. Üst düzey ABD istihbarat yetkilisi, CIA’in Afganistan’da karşı karşıya olduğu zorluklar olduğunu kabul ederken, CIA’in ‘Afgan hükümetinin çöküşünü ve Taliban’ın zaferini’ uzun bir süredir öngördüğü için sıfırdan başlamadığını, en azından Temmuz ayından bu yana Taliban’ın, kontrolü beklenenden daha erken ele geçirebilecekleri konusunda uyarıda bulunduğunu kaydetti.
11 Eylül saldırılarından sonraki günlerde Afgan milisleriyle ilk görüşenler CIA görevlileriydi. CIA, 11 Eylül’den sonra ülkedeki birincil görevi El-Kaide ajanlarını amansızca avlayıp öldürmek olan Afganistan’da başarılar elde etmeye devam etti.
Afganistan’da CIA eğitmenleriyle tanışan ve daha sonra bu bilgileri şüpheli teröristlere karşı insansız hava aracı saldırıları gerçekleştirmek için kullanan geniş bir muhbir ağı kurdu. Teşkilat, 11 Eylül’de yaptığı gibi El-Kaide’nin Afganistan’ı ABD’ye karşı geniş çaplı saldırılarda fırlatma rampası olarak kullanmasını engelledi.
Ancak bu ayrılık, hem hayatlar hem de itibar açısından ağır bir bedelle geldi. Afganistan’da en az 19 kişi yaşamını yitirdi. Bu sayı, CIA’in Vietnam Savaşı sırasındaki kayıplarına denk. Öte yandan CIA’in paramiliter unsurlarının çoğu, asli görevin ne kadar dağınık olduğunun bir işareti olarak, DEAŞ’a karşı mücadeleye girecek. Afganistan’da ölen son CIA ajanı, Mayıs 2019’da çatışmanın kasvetli bir sonucu olarak çapraz ateşe yakalanan eski bir denizciydi.
CIA’in gizli görevlerinden biri, 2002 yılında ‘Salt Pit’ adlı CIA’e bağlı gizli bir hapishanede tutulan bir unsurun maruz kaldığı işkence nedeniyle soruşturuldu. İstihbarat teşkilatı tarafından eğitilen Afgan birimlerin düzenlediği saldırılarda, çok sayıda Afgan sivil hayatını kaybetti. Bu durum da ülkenin bazı bölgelerinde ‘Taliban’a olan desteği artırdı.
Çatışmaların uzaması
Afganistan’daki çatışma uzadıkça üst düzey CIA yetkilileri, savaşı kaybettiklerini görmeye başladı. Teşkilatta eski bir kıdemli memur olan Greg Fogel, 2001 yılında Devlet Başkanı Hamid Karzai’ye ülkeye kadar eşlik etti ve sonraki yıllarda Kabil’de genişleyen CIA görevini iki kez yönetti. Fogel, meslektaşlarına Afganistan’a ilk kez gittiğinde ABD’nin savaşı kazandığını, ikincisinde berabere kaldıklarını ve üçüncüsünde savaşı kaybettiklerini söyledi.
Sarf edilen çabaları ifşa etmeyi reddeden üst düzey ABD’li bir yetkiliye göre geri çekilmenin son günlerinde CIA, gizli kurtarma görevlerinde yer aldı.
Üst düzey bir ABD istihbarat yetkilisi, CIA’in Afganistan’daki görevinin ‘ABD’ye saldırmaya meyilli terör gruplarının gelişimini izlemeye’ daha fazla odaklanmasını bekliyor.
Özel Harekât Kuvvetleri’nin Pakistan’da Usame bin Ladin’i CIA tarafından yürütülen bir görevde öldürdüğünde yaşananlar gibi, Afganistan’daki gizli ABD operasyonu, CIA görevlileri ya da ‘Bölüm 50’ yetkisi altında faaliyet gösteren özel operasyon güçleri tarafından gerçekleştirilebilir. Ordunun CIA yetkisi altına alınmasına ilişkin bu olaylar, 11 Eylül sonrasında askerler ve casuslar arasındaki çizginin bulanıklaşmasıyla daha yaygın hale geldi.
Yine de küçük ölçekli görev, Afganistan’dan ani çıkışın ardından CIA’in kaynak ağlarına verilen zararın giderilmesi de dahil olmak üzere kendi başına bir test görevi görüyor.
Eski hükümet yetkilileri, ‘ABD istihbarat toplama çabalarının yeniden inşasının’ kısmen elektronik dinlemeye ve uzaktan yeni insan kaynakları ağları oluşturmaya odaklanacağını söyledi. ABD’li yetkililer, ABD’ye yardım etmek ve ona bilgi sağlamak isteyen Taliban hareketine karşı bir muhalefetin ortaya çıkmasını da bekliyor.
Afganistan’da büyük bir ABD askeri varlığı olmadan, ülkedeki DEAŞ veya El-Kaide hedeflerine yönelik herhangi bir insansız hava aracı saldırısı, şimdilik Basra Körfezi’nden gerçekleştirilmek zorunda. Bu uzun uçuşlar, uçakların hedefleri avlaması için gereken süreyi azaltıyor, hataları ve hedeflerin vurulmama riskini artırıyor. Veya devasa ve pahalı bir drone filosunu hareket ettirmek gerekebilir.
Dışişleri Bakanlığı, bir zamanlar Sovyetler Birliği’nin bir parçası olan Orta Asya ülkelerindeki üslere henüz erişim sağlamadı ve bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değil.
Afganistan, Burns’un Şubat ayındaki toplantılarında çok az bir ilgi gördü. Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi partilerden gelen soruların çoğu, Biden yönetiminin ‘istihbarat kaynaklarını Çin ile mücadeleye kaydırma’ planlarına odaklandı. Burns, bunu birinci öncelik olarak nitelendirdi.
Ancak tarih, bu tür çoklu görevlerin zor ve maliyetli olabileceğini gösteriyor. Ordu ve CIA, Irak’taki savaşa odaklandığında Afganistan, radardan ayrılmıştı. ABD, Rus saldırganlığının Avrupa’ya geri dönüşü ve DEAŞ’ın tırmanışıyla ilgilenirken Çin’de ise yeni ve daha düşmanca bir hükümet ortaya çıktı.
CIA eski direktörü John E. McLaughlin, yaptığı açıklamada “Sobanın önü son derece kalabalık. Kaçınılmaz olarak şu anda Çin, Rusya ve diğer ülkelerin bu büyüklüğe ve etkiye sahip olacağı bir dünyadayız. Ama bildiğiniz üzere teröristleri perde arkasında yeniden gruplandırma ihtimali var” dedi.
Afganistan’ın terör ağları için bir merkez haline gelme olasılığı, ABD Başkanı açısından siyasi riskler taşıyor.
Afganistan kaynaklı herhangi bir terör saldırısı, ‘ABD güçlerini ülkeden çekme kararının bir sonucu olarak’ Biden’ı, siyasi muhaliflerinin sert eleştirilerine maruz bırakacak. Bu durum, Beyaz Saray’ın ‘Afganistan’a odaklanmaları için’ casus ajanslar üzerinde yoğun bir baskı kurması muhtemel olan bir başka faktör.
New York Times


