Afganistan’da kaos yayılırken, CIA’in görevi, yıllarca devam edecek

CIA görevlisi Johnny (Mike) Spann’ın dul eşi Shannon, 10 Aralık 2001’de Virginia’daki Arlington Mezarlığı’ndaki cenaze töreninde. Afganistan’daki bir görevde öldürülen Spann, son 20 yılda ülkeye yapılan ABD müdahalesi sırasında öldürülen 2 bin 248 kişi arasında ölen ilk ABD’liydi (AP)
CIA görevlisi Johnny (Mike) Spann’ın dul eşi Shannon, 10 Aralık 2001’de Virginia’daki Arlington Mezarlığı’ndaki cenaze töreninde. Afganistan’daki bir görevde öldürülen Spann, son 20 yılda ülkeye yapılan ABD müdahalesi sırasında öldürülen 2 bin 248 kişi arasında ölen ilk ABD’liydi (AP)
TT

Afganistan’da kaos yayılırken, CIA’in görevi, yıllarca devam edecek

CIA görevlisi Johnny (Mike) Spann’ın dul eşi Shannon, 10 Aralık 2001’de Virginia’daki Arlington Mezarlığı’ndaki cenaze töreninde. Afganistan’daki bir görevde öldürülen Spann, son 20 yılda ülkeye yapılan ABD müdahalesi sırasında öldürülen 2 bin 248 kişi arasında ölen ilk ABD’liydi (AP)
CIA görevlisi Johnny (Mike) Spann’ın dul eşi Shannon, 10 Aralık 2001’de Virginia’daki Arlington Mezarlığı’ndaki cenaze töreninde. Afganistan’daki bir görevde öldürülen Spann, son 20 yılda ülkeye yapılan ABD müdahalesi sırasında öldürülen 2 bin 248 kişi arasında ölen ilk ABD’liydi (AP)

Afganistan’daki savaşın sona ermesiyle birlikte CIA’in birincil odağını, kademeli olarak terörle mücadeleden Çin ve Rusya gibi uluslararası güçlere karşı geleneksel casusluk misyonlarına kaydırması bekleniyordu. Terörle mücadele CIA’yi, 20 yıl boyunca adam avlamaya ve öldürmeye odaklı bir paramiliter örgüte dönüştürmüştü.
Ancak Perşembe günü Afganistan hükümetinin çöküşünden ve Taliban’ın ülkeyi ele geçirmesinden bu yana hızlanan olaylar zincirinin sonuncusu olan iki kanlı patlama, bu planı tersine çevirdi. Afganistan, bir kara delik gibi, CIA’yi gelecek yıllarda karmaşık terörle mücadele misyonuna geri döndürebilir.
ABD’li yetkililer, Afganistan’daki kaos tehditlerine karşı koymak için planları yeniden formüle ediyorlar. Mevcut ve eski yetkililere göre bu planlar şunları kapsıyor; ‘Orta Asya ülkelerinde yeni üslerin kurulmasını müzakere etmek, 20 yıldır casuslar için koruma sağlayan askeri ve diplomatik birimler olmadan, gizli görevli memurların ülkedeki kaynakları nasıl yönetebileceklerini belirlemek, CIA’in Afganistan’da drone saldırıları ve diğer operasyonları nerede gerçekleştirebileceğini tespit etmek.’
Perşembe günü 13 ABD askerinin ve onlarca Afgan sivilin ölmesine neden olan Kabil Havalimanı’na yönelik saldırılar, terör gruplarının ülkede daha fazla kaos yaratmaya çalıştığının ve burayı Afganistan dışında saldırılar başlatmak için bir üs olarak kullanmayı amaçladıklarının kanıtıydı.
ABD ve müttefikleri, ülkenin, on yıl önce Suriye’ye ve 11 Eylül’den önce Afganistan’a benzer bir terör cennetine dönüşmesini engellemek istiyor. ABD’li yetkililer, Afganistan’daki en acil tehdidin DEAŞ olduğunu söylerken, onlara göre El-Kaide liderlerinin de ülkeye dönmeye çalışması muhtemel. Mevcut ve eski ABD’li yetkililer, Taliban’ın her iki grubu da Afganistan’da istemeyebileceğini, ancak onları engelleme yeteneğini de kaybedebileceğini söyledi.

“İşler zorlaşacak”
Afganistan’da görev yapmış eski bir üst düzey CIA görevlisi olan Don Hepburn, “İşler daha da zorlaşacak. CIA, birçok yöne hareket ediyor” dedi.
Başkan Joe Biden’in Afganistan’a askeri müdahaleyi sona erdirme konusundaki ısrarı, gelecek aydan itibaren ülkedeki herhangi bir ABD varlığının, muhtemelen aleni şekilde kabul edilmeyen gizli bir operasyonun parçası olacağı anlamına geliyor. Üst düzey bir istihbarat yetkilisi, yeni CIA görevinin daha dar olacağını ve artık binlerce askerin ve diplomatın korunmasına yardımcı olmak zorunda kalmayacağını belirtti. Yetkili, daha ziyade CIA’in Afganistan sınırlarının ötesine saldırabilecek terör gruplarını avlamaya odaklanacağını vurguladı. Ancak ABD’nin hızla çekilmesi, CIA ağlarını yok etti. Mevcut ve eski yetkililere göre casuslar, muhtemelen bu ağları yeniden inşa etmek ve yurtdışından kaynakları yönetmek zorunda kalacaklar.
ABD ayrıca, Pakistan gibi ‘zahmetli’ ortaklarla uğraşmak zorunda kalacak.
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns, istihbarat toplamaya ve operasyonları uzaktan gerçekleştirmeye hazır olduklarını belirtti. Ancak kendisi, geçen baharda milletvekillerine, ajanların istihbarat toplama ve tehditlere karşı harekete geçme yeteneğinin azalacağını söylemişti. Taliban ile gizli görüşmeler için bu hafta Kabil’e giden Burns, “Bu soyut bir gerçektir” dedi. Üst düzey ABD istihbarat yetkilisi, CIA’in Afganistan’da karşı karşıya olduğu zorluklar olduğunu kabul ederken, CIA’in ‘Afgan hükümetinin çöküşünü ve Taliban’ın zaferini’ uzun bir süredir öngördüğü için sıfırdan başlamadığını, en azından Temmuz ayından bu yana Taliban’ın, kontrolü beklenenden daha erken ele geçirebilecekleri konusunda uyarıda bulunduğunu kaydetti.
11 Eylül saldırılarından sonraki günlerde Afgan milisleriyle ilk görüşenler CIA görevlileriydi. CIA, 11 Eylül’den sonra ülkedeki birincil görevi El-Kaide ajanlarını amansızca avlayıp öldürmek olan Afganistan’da başarılar elde etmeye devam etti.
Afganistan’da CIA eğitmenleriyle tanışan ve daha sonra bu bilgileri şüpheli teröristlere karşı insansız hava aracı saldırıları gerçekleştirmek için kullanan geniş bir muhbir ağı kurdu. Teşkilat, 11 Eylül’de yaptığı gibi El-Kaide’nin Afganistan’ı ABD’ye karşı geniş çaplı saldırılarda fırlatma rampası olarak kullanmasını engelledi.
Ancak bu ayrılık, hem hayatlar hem de itibar açısından ağır bir bedelle geldi. Afganistan’da en az 19 kişi yaşamını yitirdi. Bu sayı, CIA’in Vietnam Savaşı sırasındaki kayıplarına denk. Öte yandan CIA’in paramiliter unsurlarının çoğu, asli görevin ne kadar dağınık olduğunun bir işareti olarak, DEAŞ’a karşı mücadeleye girecek. Afganistan’da ölen son CIA ajanı, Mayıs 2019’da çatışmanın kasvetli bir sonucu olarak çapraz ateşe yakalanan eski bir denizciydi.
CIA’in gizli görevlerinden biri, 2002 yılında ‘Salt Pit’ adlı CIA’e bağlı gizli bir hapishanede tutulan bir unsurun maruz kaldığı işkence nedeniyle soruşturuldu. İstihbarat teşkilatı tarafından eğitilen Afgan birimlerin düzenlediği saldırılarda, çok sayıda Afgan sivil hayatını kaybetti. Bu durum da ülkenin bazı bölgelerinde ‘Taliban’a olan desteği artırdı.

Çatışmaların uzaması
Afganistan’daki çatışma uzadıkça üst düzey CIA yetkilileri, savaşı kaybettiklerini görmeye başladı. Teşkilatta eski bir kıdemli memur olan Greg Fogel, 2001 yılında Devlet Başkanı Hamid Karzai’ye ülkeye kadar eşlik etti ve sonraki yıllarda Kabil’de genişleyen CIA görevini iki kez yönetti. Fogel, meslektaşlarına Afganistan’a ilk kez gittiğinde ABD’nin savaşı kazandığını, ikincisinde berabere kaldıklarını ve üçüncüsünde savaşı kaybettiklerini söyledi.
Sarf edilen çabaları ifşa etmeyi reddeden üst düzey ABD’li bir yetkiliye göre geri çekilmenin son günlerinde CIA, gizli kurtarma görevlerinde yer aldı.
Üst düzey bir ABD istihbarat yetkilisi, CIA’in Afganistan’daki görevinin ‘ABD’ye saldırmaya meyilli terör gruplarının gelişimini izlemeye’ daha fazla odaklanmasını bekliyor.
Özel Harekât Kuvvetleri’nin Pakistan’da Usame bin Ladin’i CIA tarafından yürütülen bir görevde öldürdüğünde yaşananlar gibi, Afganistan’daki gizli ABD operasyonu, CIA görevlileri ya da ‘Bölüm 50’ yetkisi altında faaliyet gösteren özel operasyon güçleri tarafından gerçekleştirilebilir. Ordunun CIA yetkisi altına alınmasına ilişkin bu olaylar, 11 Eylül sonrasında askerler ve casuslar arasındaki çizginin bulanıklaşmasıyla daha yaygın hale geldi.
Yine de küçük ölçekli görev, Afganistan’dan ani çıkışın ardından CIA’in kaynak ağlarına verilen zararın giderilmesi de dahil olmak üzere kendi başına bir test görevi görüyor.
Eski hükümet yetkilileri, ‘ABD istihbarat toplama çabalarının yeniden inşasının’ kısmen elektronik dinlemeye ve uzaktan yeni insan kaynakları ağları oluşturmaya odaklanacağını söyledi. ABD’li yetkililer, ABD’ye yardım etmek ve ona bilgi sağlamak isteyen Taliban hareketine karşı bir muhalefetin ortaya çıkmasını da bekliyor.
Afganistan’da büyük bir ABD askeri varlığı olmadan, ülkedeki DEAŞ veya El-Kaide hedeflerine yönelik herhangi bir insansız hava aracı saldırısı, şimdilik Basra Körfezi’nden gerçekleştirilmek zorunda. Bu uzun uçuşlar, uçakların hedefleri avlaması için gereken süreyi azaltıyor, hataları ve hedeflerin vurulmama riskini artırıyor. Veya devasa ve pahalı bir drone filosunu hareket ettirmek gerekebilir.
Dışişleri Bakanlığı, bir zamanlar Sovyetler Birliği’nin bir parçası olan Orta Asya ülkelerindeki üslere henüz erişim sağlamadı ve bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değil.
Afganistan, Burns’un Şubat ayındaki toplantılarında çok az bir ilgi gördü. Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi partilerden gelen soruların çoğu, Biden yönetiminin ‘istihbarat kaynaklarını Çin ile mücadeleye kaydırma’ planlarına odaklandı. Burns, bunu birinci öncelik olarak nitelendirdi.
Ancak tarih, bu tür çoklu görevlerin zor ve maliyetli olabileceğini gösteriyor. Ordu ve CIA, Irak’taki savaşa odaklandığında Afganistan, radardan ayrılmıştı. ABD, Rus saldırganlığının Avrupa’ya geri dönüşü ve DEAŞ’ın tırmanışıyla ilgilenirken Çin’de ise yeni ve daha düşmanca bir hükümet ortaya çıktı.
CIA eski direktörü John E. McLaughlin, yaptığı açıklamada “Sobanın önü son derece kalabalık. Kaçınılmaz olarak şu anda Çin, Rusya ve diğer ülkelerin bu büyüklüğe ve etkiye sahip olacağı bir dünyadayız. Ama bildiğiniz üzere teröristleri perde arkasında yeniden gruplandırma ihtimali var” dedi.
Afganistan’ın terör ağları için bir merkez haline gelme olasılığı, ABD Başkanı açısından siyasi riskler taşıyor.
Afganistan kaynaklı herhangi bir terör saldırısı, ‘ABD güçlerini ülkeden çekme kararının bir sonucu olarak’ Biden’ı, siyasi muhaliflerinin sert eleştirilerine maruz bırakacak. Bu durum, Beyaz Saray’ın ‘Afganistan’a odaklanmaları için’ casus ajanslar üzerinde yoğun bir baskı kurması muhtemel olan bir başka faktör.
New York Times

 


Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
TT

Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmak üzere bugün New York’a hareket ederken, ABD ile savaşın ortasında yapılacak toplantılarda ülkesinin tutumlarını kararlılıkla savunacağı taahhüdünde bulundu.

İran devlet televizyonunun Pezeşkiyan’ın ülkeden ayrılmadan önce yaptığı açıklamalardan aktardığına göre Pezeşkiyan, “Savaştan başımız dik çıktık. Bu hepimiz için bir onur ve gurur kaynağıdır. Bu nedenle uluslararası platformlarda tutumlarımızı kararlılıkla savunacağız” dedi.

Pezeşkiyan, “Bu fırsatı, İran’ın içinde bulunduğu zor durumu uluslararası toplumun dikkatine mümkün olan en iyi şekilde sunmak için kullanacağız. Muhaliflerimize, İran halkının tüm bu haksızlıklara rağmen direnişini sürdürdüğünü vurgulayacağız” ifadelerini kullandı.

Pezeşkiyan, şubat ayında İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla Ortadoğu’da savaşın başlamasından bu yana ABD’ye giden en üst düzey İranlı yetkili konumunda. Pezeşkiyan’ın yarın BM Genel Kurulu’na hitap etmesi bekleniyor.

ABD, İran heyetinin bir bölümünün BM toplantılarına katılmasına izin verirken, Dışişleri Bakanlığı’na göre heyet üyelerine geçen yıl uygulananlara benzer kısıtlamalar getirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de ülkesinin BM Genel Kurulu toplantılarına katılacak diplomatik heyetine başkanlık etmek üzere dün New York’a ulaştı. Bu bilgi İran Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklandı.

İran devlet televizyonu, Arakçi’nin New York’a ulaşmasının ardından BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve görüşmede Genel Kurul gündemine ilişkin görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi.

İran medyası Arakçi’nin, “En önemli hedefimiz, İran halkının meşru haklarını ve çıkarlarını savunmak için bu büyük uluslararası platformdan yararlanmaktır” dediğini aktardı.

Stratejik Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ise Tahran ile Washington arasındaki anlaşmazlığın merkezindeki konulardan biri olmaya devam ediyor.

İran, ABD ve İsrail’in savaşı başlatmasından bu yana Hürmüz Boğazı’nı büyük ölçüde kapalı tutuyor. Savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının beşte biri bu su yolundan geçiyordu.

Buna karşılık ABD, İran limanlarına abluka uygularken, İran’ı mali açıdan sıkıştırmak amacıyla ülkeye yönelik ekonomik baskıyı artırıyor.


ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
TT

ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)

Üç kaynağın verdiği bilgiye göre ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma eski bir askeri üssü yeniden açmayı ve Danimarka’nın köpekli kızak devriyeleri tarafından halen kullanılan doğu kıyısındaki bir üste askeri varlığını sürdürmeyi planlıyor. Bu düzenlemeler, ABD, Danimarka ve Grönland arasında bugün imzalanması beklenen anlaşma kapsamında hayata geçirilecek.

İki kaynak, söz konusu noktaların, ABD’nin 1950’li yıllarda Blue West One askeri üssünü kapatmasının ardından nüfusu birkaç düzine kişiye kadar gerileyen Narsarsuaq ile halen Danimarka Özel Kuvvetleri’ne bağlı Sirius köpekli kızak devriyesi tarafından kullanılan, doğu kıyısındaki uzak bir askeri nokta olan Mestersvig olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD’nin yeni anlaşmayı, bugün New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında imzalaması bekleniyor.

Anlaşmanın metni kamuoyuna açıklanmadı. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar Şarku’l Avsat’a, anlaşmanın ayrıntılarının imza tarihine kadar kesinleşmeyeceğini söyledi. Danimarka ve Grönland hükümetleri ile Beyaz Saray, yorum talebine henüz cevap vermedi.

Danimarka, anlaşmanın Arktik bölgesinin güvenliğini yalnızca ABD ile Danimarka arasındaki ikili bir düzenleme olmaktan çıkararak, NATO’nun gözetimine bırakacağını ifade ediyor.

Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın aylardır sürdürdüğü baskıların ardından yapılıyor. Trump uzun süredir ABD’nin Grönland’ın kontrolünü ele geçirmesini istediğini dile getiriyor; ayrıca Danimarka’ya bağlı özerk bölgeyi elde etmek için zaman zaman askeri veya ekonomik güç kullanma ihtimalini de dışlamadı.


Kallas: Kızıldeniz’deki herhangi bir Avrupa deniz misyonu 10’dan fazla gemiye ihtiyaç duyacak

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (AP)
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (AP)
TT

Kallas: Kızıldeniz’deki herhangi bir Avrupa deniz misyonu 10’dan fazla gemiye ihtiyaç duyacak

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (AP)
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (AP)

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Avrupa Birliği’nin Kızıldeniz’de herhangi bir deniz misyonu yürütmesi halinde, 10’dan fazla savaş gemisine ihtiyaç duyacağını söyledi. Kallas, şu anda bölgede bu sayıya ulaşan bir deniz gücünün bulunmadığını belirtti.

Kallas, Birleşmiş Milletler’de dünya liderlerinin yıllık toplantıları kapsamında gazetecilere yaptığı açıklamada, “AB’nin Aspides Operasyonu başlatıldığında, en az 10 gemiye ihtiyaç duyulacağı öngörülüyordu. Ancak bence durum artık daha tehlikeli hale geldi” dedi.

Diplomatlar, Kallas’ın geçen hafta üye ülkelere bir mektup göndererek, bölgeye daha fazla deniz ve hava kapasitesi sağlanmasını istediğini belirtti.