Fas ve Cezayir arasındaki ipler neden koptu?

Rabat, Cezayir’e “Polisario Cephesi”ni güçlendirmek de dahil olmak üzere bir dizi suçlama yöneltiyor

Fas-Cezayir ilişkileri, anlaşmazlıkların üst üste birikmesinden ötürü uzun süredir devam eden bir çöküşe tanık oluyor (AFP)
Fas-Cezayir ilişkileri, anlaşmazlıkların üst üste birikmesinden ötürü uzun süredir devam eden bir çöküşe tanık oluyor (AFP)
TT

Fas ve Cezayir arasındaki ipler neden koptu?

Fas-Cezayir ilişkileri, anlaşmazlıkların üst üste birikmesinden ötürü uzun süredir devam eden bir çöküşe tanık oluyor (AFP)
Fas-Cezayir ilişkileri, anlaşmazlıkların üst üste birikmesinden ötürü uzun süredir devam eden bir çöküşe tanık oluyor (AFP)

Naoufel Cherkaoui
Fas-Cezayir ilişkileri, sınır ihtilafı sonucu ortaya çıkan ve bugüne kadar devam eden anlaşmazlıkların üst üste birikmesinden ötürü uzun süredir devam eden bir kopuşa tanık oluyor. O zamandan beri, iki ülkenin rejimleri birbirine düşman kesildi. İki rejim de bölgesel ve kıtasal liderlik için adeta bir yarış içerisinde. Ayrıca birbirlerine karşılıklı suçlamalarda bulunuyorlar ve birbirlerinin çıkarlarını baltalayacak şekilde bölgesel, kıtasal ve uluslararası örgütlerde ittifaklar kurmaya çalışıyorlar.
İki ülkenin ilişkilerinin bozulmasındaki son gelişme, Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra'nın geçtiğimiz salı günü yaptığı açıklama oldu. Lamamra açıklamasında “Fas’ın Cezayir’e yönelik devam eden düşmanca eylemlerinden ötürü Cezayir’in Fas’la diplomatik ilişkilerini kestiğini” duyurdu. Bakan Rabat'ın Cezayir'de son zamanlarda çıkan yangınlarda parmağı olan iki terör örgütüne destek vermesinden ötürü iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulmasından Fas'taki karar mercilerini sorumlu tuttu. Cezayirli Bakan, Fas ile ilişkilerin kesilmesinin iki ülkenin vatandaşlarının zarar göreceği anlamına gelmediğini ve konsoloslukların her zamanki görevlerini yerine getirmeye devam edeceklerini belirtti.
Fas Başbakanı Sadeddin el-Osmani Cezayir’in kararına ilişkin yaptığı ilk açıklamada, Cezayir’in yaklaşımı karşısında şaşırdığını ve bu adımın Fas Kralı 6’ncı Muhammed’in uzlaşmak ve Cezayir’deki kardeşlerle koşulsuz bir şekilde diyaloğa girmek için elini uzattığı üçüncü davetinin ardından gelmesinden ötürü oldukça üzgün olduğunu dile getirdi.
Cezayir Dışişleri Bakanı karardan iki ülke vatandaşlarının çıkarlarının "etkilenmeyeceğini" vurgulasa da, Fas buna karşılık başkent Cezayir'deki büyükelçiliğini, içinde çalışan diplomatik personelin Fas’a geri dönmesi koşuluyla kapatma eğilimi gösteriyor. Ancak Fas diplomatik kaynaklarına göre Cezayir, Oran ve Sidi Bil Abbas’taki Fas konsoloslukları açık kalacak.
Diğer taraftan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Fas ve Cezayir'i aralarındaki anlaşmazlıkları çözmeye çağırdı. BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric yaptığı açıklamada “Genel Sekreter iki komşu ülkeyi, bölgede barış ve istikrar arayışı da dahil olmak üzere, ilişkilerini düzeltme yolunda ilerleme kaydedecekleri bir yol bulmaya teşvik ediyor” ifadelerini kullandı.

İlişkilerin tekrar kesilmesi
Cezayir'in Fas ile ilişkilerini kesme kararı, birçok farklılık ve çatışmanın birikmesinden ötürü iki ülkeyi ilişkilerin kopma aşamasına götürüyor. Ancak iki ülkenin böyle bir aşamaya girmesi ilk değil.
Zira Fas, 1976 yılında Cezayir'in "Sahravi Cumhuriyeti"ni (Sahra Arap Demokratik Cumhuriyeti-SADR) tanıdığını ilan etmesini protesto etmek için doğudaki komşusu ile ilişkilerini kesmişti. Bu, merhum Fas Kralı 2’nci Hasan'ın, Fas’ın kendi topraklarındaki İspanya işgali sona erdikten sonra topraklarının bir parçası olarak kabul ettiği Batı Sahra bölgesini geri almak amacıyla 350 bin kişinin katıldığı Yeşil Yürüyüş'ü düzenlemesinden bir yıl sonra yaşanmıştı.
Öte yandan Rabat, Cezayir'in Fas'ın güney topraklarını (Batı Sahra’yı) geri alması karşısındaki içerleyişinden hoşlanmazken, yapılan analizler, Cezayir'in Batı Sahra bölgesindeki potansiyel maden ve petrol zenginliklerinin yanı sıra Atlantik Okyanusu'nda bir çıkış yoluna sahip olmak istediğini gösteriyor. Fas, Cezayir'in kendi topraklarında "Polisario Cephesi"ne müsamaha göstermesinden ve onlara para ve silah yardımında bulunmasından rahatsız oluyor. Rabat, terör örgütü olarak kabul ettiği Polisario Cephesi ile Batı Sahra’nın egemenliği hususunda sürtüşmeler yaşıyor.

Suçlamalar
Cezayir Cumhurbaşkanlığı Yüksek Güvenlik Konseyi, ülkede meydana gelen bir dizi yangından sonra genel durumu değerlendirmek üzere 18 Ağustos'ta yaptığı olağanüstü toplantının ardından bir açıklama yapmıştı. Cumhurbaşkanlığı açıklamasında “İki terörist grubun (El-Kabail (Kabileler) Bağımsızlık Hareketi'nin (MAK) ve Reşad Hareketi) yangınların çıkmasında parmağı olduğunun ve merhum Cemal bin İsmail’in suikastına karştığının” tespit edildiğine işaret etmişti.
Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Yüksek Güvenlik Konseyi, güvenlik güçlerinin iki suça karışan diğer kişileri ve kamu güvenliğini ve ulusal birliği tehdit eden iki terör hareketinin tüm üyelerini yakalamak üzere yürüttükleri çalışmaların, iki örgütün, özellikle de Fas ve Siyonist oluşum başta olmak üzere yabancı taraflardan destek ve yardım alan MAK’ın kökü kazınana dek yoğunlaştırılmasına karar verdi.”
Ayrıca açıklamanın devamında Fas tarafından Cezayir’e yönelik sürekli tekrarlanan düşmanca faaliyetlerin, iki ülke arasındaki ilişkilerin gözden geçirilmesini ve batı sınırlarındaki güvenlik tedbirlerinin artırılmasını gerektirdiği belirtildi.

Karşıt suçlamalar
Öte yandan Fas da doğudaki komşusuna bazı suçlamalar yöneltti. Kum Savaşı sırasında askeri bir çatışma derecesine varan sınır paylaşımı konusundaki anlaşmazlık yüzünden iki rejim arasında oluşan husumetin ardından Fas, Cezayir’i topraklarından bir kısmını isteyen Polisario Cephesi’ni ciddi bir mali destek vererek güçlendirmeye çalışmakla suçluyor. Ayrıca Rabat, Cezayir istihbaratını, 1994 yılında Marakeş'teki Atlas Asni Oteli’ne yapılan bombalı saldırıya karışmakla da suçluyor. Rabat bu olayın ardından Cezayir vatandaşlarından vize talep etmeye başladı. Cezayir yetkilileri ise buna Fas ile kara sınır kapılarını kapatarak karşılık verdi.
Aynı zamanda Rabat Cezayir istihbaratını, Polisario Cephesi lideri İbrahim Gali’nin sahte bir kimlikle gizlice İspanya’daki bir hastaneye yatırılmasını sağlamak için Madrid'le işbirliği yapmakla suçluyor. Fas, Cezayir'in Batı Sahra'nın kendi kaderini tayin etme ilkesini desteklediği bir dönemde, Fas'ın BM Büyükelçisi'nin Kabiliye bölgesinin bağımsızlığına verdiği desteğe itiraz etmesini de garip karşılıyor.
Cezayir'in İsrail ile ilişkilerini herhangi bir şekilde normalleştirmeyi reddettiği ve İsrail pasaportu sahiplerini ülkeye almayı reddettiği bir zamanda, Fas medya kuruluşları Fransa merkezli Mediapart dergisinin ortaya çıkardığı bir skandalın yayılmasına odaklandı. Dergi 2014 yılında Cezayir generalleri ve İsrail arasında gizli bir anlaşma yapıldığını ortaya çıkararak, Cezayir’in gizli kalması şartıyla Mısır’ın arabuluculuğunda İsrail ile ticari bir anlaşma imzalamayı kabul ettiğine işaret etti.

Yakıt savaşı
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Cezayir'in Medgaz boru hattı aracılığıyla İspanya'ya petrol tedarik edip sözleşmenin sona erdiği ekim ayında Fas topraklarından geçen boru hatlarını devre dışı bırakma niyetinde olduğuna dair haberler geliyor. Geçtiğimiz aylarda Cezayir’in, kendisini İspanya ve Fas’a bağlayan sözleşmenin yenilenmesini istemediğine dair spekülasyonlar çıkmıştı. Ancak Cezayir Enerji Bakanı Muhammed Arkab, geçtiğimiz perşembe günü İspanya'nın Cezayir Büyükelçisi Fernando Moran Calvo-Sotelo ile yaptığı görüşmede, Cezayir'in kendisini doğrudan İspanya'ya bağlayan "Medgaz" boru hattının kapasitesini artırma projesi gibi başlattığı son projelerle İspanya pazarına yapılan doğal gaz tedarikinin güvenliğini sağlamak için gösterdiği çabalardan bahsetti.



Trump, Suriye'yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmaya karar verdi

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)
TT

Trump, Suriye'yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmaya karar verdi

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)

Üst düzey ABD’li bir yetkili, Başkan Donald Trump'ın Suriye'nin "teröre destek veren ülkeler" listesinden çıkarılması yönündeki kararını Kongre'ye resmen bildirdiğini açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığı habere göre, kararın yürürlüğe girmesi için Kongre'nin 45 günlük inceleme sürecini tamamlaması gerekiyor. Bu sürenin ardından karar kesinlik kazanacak.

Trump, bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, ABD'nin hazırladığı teröre destek veren ülkeler listesinden Suriye'yi çıkarmayı düşündüğünü söylemişti. Türkiye'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile gerçekleştireceği görüşme öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, "Sanırım bunu yapacağım" ifadelerini kullandı.

ABD daha önce de Suriye'nin teröre destek veren ülke statüsüne ilişkin kapsamlı bir inceleme yürüttüğünü duyurmuştu. Söz konusu statü, ABD dış yardımları, savunma ihracatı ve bazı mali işlemler üzerinde ciddi kısıtlamalar uygulanmasını öngörüyor.

Trump geçen ay imzaladığı başkanlık kararnamesiyle Suriye'ye yönelik ABD yaptırım programını sona erdirmiş, böylece ülkenin uluslararası finans sisteminden dışlanmasına son verilmesinin önünü açmıştı. Bu adım, Washington'ın iç savaşın ardından Suriye'nin yeniden inşasını destekleme taahhüdünün bir parçası olarak değerlendirilmişti.

Bununla birlikte, Suriye'nin teröre destek veren ülkeler listesinde tutulmasının Trump yönetiminin bölgedeki hedeflerine zarar verdiğine yönelik işaretler giderek güçleniyor. Suriye'nin ilk kez 1979 yılında dahil edildiği bu liste, ülkenin ekonomik toparlanması için ihtiyaç duyduğu ticari anlaşmaların önünde önemli bir engel oluşturmayı sürdürüyor.

Suudi Arabistanlı birçok şirketin, Suriye'nin toparlanmasına destek amacıyla milyarlarca dolarlık yatırım yapmayı planladığı belirtilirken, diğer Körfez ülkeleri de mali yardım sağlama taahhüdünde bulundu.

ABD yönetimi, Suriye'ye yönelik yaptırımların büyük bölümünü kaldırırken, eski Devlet Başkanı Beşşar Esed'e bağlı kişi, kurum ve şirketlere kapsamlı yaptırımlar öngören Caesar (Sezar) Yasası'nı da yürürlükten kaldırdı.

Ancak Washington, yaptırımların Beşşar Esed ve yakın çevresini, insan hakları ihlalleriyle suçlanan kişileri ve bölgenin istikrarını bozduğu değerlendirilen diğer aktörleri hedef almaya devam edeceğini vurguluyor.

Trump, geçmişte El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi'nin liderliğini yapan ve 2016 yılında örgütle bağlarını koparan Ahmed eş-Şara'yı övdü. Eş-Şara, 2024 yılının sonlarında İslamcı muhalif gruplardan oluşan bir koalisyona liderlik ederek Esed yönetimini devirmişti.

Eş-Şara'nın bölgede DEAŞ'a karşı yürüttüğü mücadeleyi de destekleyen Trump, "Herkes tarafından saygı görüyor, buna ben de dahilim." dedi.


Trump bugün Şera ile yapacağı görüşmede Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkaracak mı?

ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)
TT

Trump bugün Şera ile yapacağı görüşmede Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkaracak mı?

ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)

ABD ile Suriye arasındaki yakınlaşmayı destekleyen siyasi çevrelerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden yakın zamanda çıkarmasına yönelik iyimser beklentiler hâkim. Bu adımın, Trump’ın bugün Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile gerçekleştireceği görüşme sırasında açıklanabileceği öngörülüyor.

Suriye’nin ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkarılması, ülkede özel sektör yatırımlarının önünü açarak Şera yönetimini güçlendirebilir. Medya kaynaklarına göre bu adım, ABD’nin Ortadoğu’daki nüfuzunu artırmasına da katkı sağlayacak. Washington, aynı zamanda İran’la süregelen savaşı sona erdirecek uzun vadeli bir anlaşmaya ulaşmaya çalışıyor.

Bu yıl NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye de söz konusu statünün kaldırılmasını destekledi. Beyaz Saray’dan bir yetkili, “Kendi içinde ve komşularıyla barış içinde yaşayan istikrarlı ve birleşik bir Suriye, Trump’ın barış ve refahın hâkim olduğu bir Ortadoğu vizyonunun temel unsurlarından biridir” dedi. Yetkili, Suriye’nin ‘terör için bir üs haline gelmemesi ve komşuları ile tüm dünya için tehdit oluşturmaması gerektiğini’ de vurguladı.

Trump, geçtiğimiz haziran ayında Suriye’nin ‘teröre destek veren ülkeler’ statüsünün gözden geçirilmesi talimatını vermişti. Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, inceleme sürecinin halen devam ettiğini belirterek, söz konusu statünün kaldırılabilmesi için önce ‘bir dizi adımın’ tamamlanması gerektiğini söyledi.

Bununla birlikte, Suriye’nin bu listede tutulmasının Trump yönetiminin bölgedeki hedeflerine ulaşmasını zorlaştırdığına yönelik işaretler giderek artıyor. İlk kez 1979 yılında Suriye’ye uygulanan ‘teröre destek veren ülke’ sınıflandırması, ülkenin yıkıcı iç savaşın ardından yeniden ayağa kalkabilmesi için ihtiyaç duyduğu ticari anlaşmaların önünde önemli bir engel oluşturmaya devam ediyor.

Güney Carolina Cumhuriyetçi Temsilcisi Joe Wilson yaptığı açıklamada, şirketlerin Suriye’ye yatırım yapmak istediğini ancak ‘teröre destek veren ülke’ statüsünün bunun önünde engel oluşturduğunu söyledi. Wilson, “Şirketler yatırım yapmak istiyor ancak bu sınıflandırma önemli bir engel teşkil ediyor” ifadesini kullanırken, konuyu bizzat ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştüğünü belirtti.

Wilson, “Mükemmel yönetimler aramıyoruz. Ne yazık ki bölünmeden çıkar sağlayan ve Suriye’yi parçalamaya çalışan aktörler var. Bunun arkasında İran’ın nüfuzu ya da dünyanın farklı yerlerindeki aşırılık yanlılarının, egemen, güvenli, barışçıl ve müreffeh bir Suriye’nin kurulmasını engelleme çabaları olabilir” dedi.

FGTRHYJUKI
Deyrizor vilayetinin kırsalındaki el-Ömer petrol sahası... Suriye’nin terörizmle ilişkilendirilmesi, yatırımları kısıtlıyor. (EPA)

Wilson, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Başkan Trump ile Tom Barrack, değerli NATO müttefikimiz Türkiye ile birlikte basiretli bir liderlik ve gerçekçi bir vizyon ortaya koydu. Türkiye, Esed yönetimi döneminde on yılı aşkın süre devam eden toplu katliamların ardından Suriye’nin istikrara kavuşmasında kilit rol oynadı. Esed ise hak ettiği şekilde Moskova’ya kaçtı. Biz müttefiklerimize yaptırım uygulamıyor, daha iyi bir gelecek için birlikte çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçilerin çoğunluğu elinde bulundurduğu ABD Kongresi de geçen yıl parti içi görüş ayrılıklarını aşarak Suriye’ye yönelik Sezar Yasası kapsamındaki yaptırımları kaldırmıştı. Trump yönetimi ayrıca Şera’nın ‘terörist’ olarak sınıflandırılması da dahil olmak üzere diğer önemli kısıtlamaları da iptal etmişti.

Buna karşın, Suriye’nin ‘teröre destek veren ülke’ statüsünü koruması, daha önce Suriye devlet petrol şirketiyle anlaşmalar imzalayan Chevron ve ConocoPhillips gibi enerji şirketleri açısından hukuki belirsizlik yaratıyor. Söz konusu şirketlerin, bu statünün eninde sonunda kaldırılacağı varsayımıyla hareket ettiği belirtiliyor.

Aynı durum, teknoloji şirketlerinin ürünlerini Suriye’ye ihraç etmesini de zorlaştırırken, ülkenin teknoloji alanında Çin’e yönelme ihtimaline ilişkin endişeleri artırıyor.

Bu kapsamda, Nokia’nın Suriye parlamentosuna 30 bin dolar değerinde telekomünikasyon ekipmanı satışı için yaptığı anlaşmanın, ABD’den gerekli lisansın haziran ayında alınmasına kadar geciktiği belirtildi. Bilgi sahibi kaynaklara göre gecikmenin nedeni mevcut hukuki kısıtlamalar oldu.

Ortadoğu Enstitüsü bünyesindeki Suriye Girişimi Direktörü Charles Lister ise yaptığı açıklamada, “Suriye’nin ‘teröre destek veren ülke’ statüsünün sürdürülmesi için hiçbir hukuki ya da yasal gerekçe bulunmuyor. Hiçbir gerekçe yok” dedi.

Lister, “Duyduğum tüm bilgiler, kararın son iki ila üç hafta içinde kesinleştiğine işaret ediyor. Trump da her zamanki tarzıyla bunu Şera’nın yanında açıklamak istiyor” ifadelerini kullandı.


Sudan ordusu, Etiyopya sınırındaki stratejik öneme sahip Kurmuk kasabasını geri aldı

Sudan askerleri (dolaşımda)
Sudan askerleri (dolaşımda)
TT

Sudan ordusu, Etiyopya sınırındaki stratejik öneme sahip Kurmuk kasabasını geri aldı

Sudan askerleri (dolaşımda)
Sudan askerleri (dolaşımda)

Sudan ordusu, bugün ülkenin güneydoğusundaki Mavi Nil Eyaleti'nde, Etiyopya sınırına yakın stratejik öneme sahip Kurmuk kentinin kontrolünü yeniden sağladığını açıkladı. Kent, mart ayından bu yana Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) kontrolündeydi.

Sudan Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Asım Avad, Facebook üzerinden yayımladığı açıklamada, "Silahlı kuvvetler ve destek unsurları, HDK’ye karşı yürütülen şiddetli çatışmaların ardından Kurmuk kentini kurtarmayı başardı" dedi.

Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri mensupları (Arşiv- AFP)Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri mensupları (Arşiv- AFP)

Avad, HDK ile ona bağlı müttefik güçlerin "can kaybı ve askeri teçhizat açısından ağır kayıplar verdiğini" belirtti.

Açıklamada ayrıca, sivillerin korunması, temel hizmetlerin yeniden sağlanması ve normal yaşamın yeniden tesis edilmesinin ordunun öncelikleri arasında yer aldığı vurgulandı.

Ordu sözcüsü, "Onur Savaşı'nın, HDK ve destekçileri tamamen etkisiz hale getirilene ve ülke topraklarının tamamı güvence altına alınana kadar süreceğini" ifade etti.

Sudan ordusuna bağlı birlikler, Kurmuk kentinde kontrolü ele geçirdiklerini gösterdiği belirtilen görüntüler de paylaştı.

Sudan askerleri el-Kadarif şehrinin sokaklarında devriye geziyor (Arşiv- AFP)Sudan askerleri el-Kadarif şehrinin sokaklarında devriye geziyor (Arşiv- AFP)

Mavi Nil Bölgesi Valisi Ahmed el-Umde de yaptığı açıklamada, "Kahramanca yürütülen bir operasyon sonucunda Kurmuk kenti, HDK ve Joseph Tuka'ya bağlı isyancı unsurlardan temizlendi" ifadelerini kullandı.

El-Umde, bunun Mavi Nil bölgesi ile Sudan genelinde güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanması yönünde önemli bir adım olduğunu belirtti.

Mavi Nil cephesinde ilerleme

Sudan ordusu son günlerde Mavi Nil cephesinde önemli ilerlemeler kaydetti. Ordu, bölgenin başkenti Demazin ile Kurmuk'u birbirine bağlayan ana yol üzerindeki Keyli, Makca ve Sarkam yerleşimlerini yeniden kontrol altına aldı.

Buna karşın HDK, bölgedeki çatışmalara ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Ancak örgüte bağlı unsurlar, sosyal medyada yayımladıkları görüntülerle ordunun Kurmuk'a girdiği yönündeki iddiaları yalanladı.

Sudan ordusuna bağlı 4. Piyade Tümeni'nin son günlerde insansız hava araçları (İHA) ve ağır topçu birlikleriyle HDK'nin kent çevresindeki mevzilerine yoğun saldırılar düzenlediği bildirildi.

Etiyopya sınırındaki konumu nedeniyle stratejik öneme sahip Kurmuk, birkaç ay önce HDK'nin öncülüğündeki "Kuruluş (Tesis) İttifakı"nın kontrolüne geçmişti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu ittifakta, Abdulaziz Adem el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) de yer alıyor.

 Nisan ayında Hartum'daki evinin avlusunda, bombalı saldırıda yaralanan Sudanlı bir kız çocuğu tekerlekli sandalyesinde oturuyor (AP)Nisan ayında Hartum'daki evinin avlusunda, bombalı saldırıda yaralanan Sudanlı bir kız çocuğu tekerlekli sandalyesinde oturuyor (AP)

Mavi Nil bölgesinde son iki ayda çatışmaların şiddeti artarken, ordu ile HDK arasında çok sayıda küçük yerleşim yerinin kontrolü el değiştirdi.

Bu gelişmeler, Sudan ordusunun Etiyopya'yı, HDK'nin Kurmuk ve Mavi Nil bölgesini ele geçirmek amacıyla kendi topraklarını kullanmasına izin vermekle suçlamasının ardından geldi.

İHA saldırılarında siviller hayatını kaybetti

Öte yandan Sudan Doktorlar Ağı, bugün yaptığı açıklamada, Omdurman'ın batısındaki İhracat Yolu'nda HDK'ye ait olduğu belirtilen bir İHA’nın düzenlediği saldırıda aynı aileden 10 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

Açıklamaya göre, hayatını kaybedenler arasında 5 kadın da bulunuyor. Ailenin düğün törenine gitmekte olduğu sırada hedef alınan araç tamamen yanarken, araçta bulunanların tamamı hayatını kaybetti.

Doktorlar Ağı, sivil araçların ve sivillerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğunu belirterek, saldırının yönlendirilebilir bir İHA ile kasıtlı şekilde gerçekleştirildiğini savundu.

Acil Durum Avukatları Grubu da pazartesi günü Kuzey Kurdufan eyaletindeki Şa'tut kasabasında düğüne giden sivilleri taşıyan bir araca düzenlenen İHA saldırısında beşi kadın 13 sivilin öldüğünü bildirmişti.

Grup ayrıca salı sabahı Hamra eş-Şeyh bölgesinde su taşıyan bir sivil aracın hedef alındığını ve saldırıda iki kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Afrika Birliği'nden siyasi çözüm çağrısı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Afrika Birliği'nin Sudan Özel Temsilcisi Muhammed Belaiş ile görüştü.

Burhan, Hartum'da Afrika Birliği büyükelçisiyle görüştü (Sovereignty Media)Burhan, Hartum'da Afrika Birliği büyükelçisiyle görüştü (Sovereignty Media)

Belaiş, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Afrika Birliği Komisyonu'nun Sudan'daki siyasi ve askeri gelişmeler konusunda yönetimle istişarelerini sürdürdüğünü söyledi.

Tarafların, barışın önündeki mevcut engelleri ele aldığını belirten Belaiş, önümüzdeki dönemde ateşkesin sağlanması amacıyla gerilimin düşürülmesi yönündeki çabaların artırılması gerektiğini ifade etti.

Afrika Birliği'nin bütün Sudanlı tarafların katılımıyla kapsayıcı bir siyasi sürecin başlatılmasını desteklediğini vurgulayan Belaiş, ulusal uzlaşı temelinde geniş kapsamlı bir diyalog çağrısını yineledi.

Belaiş ayrıca Afrika Birliği'nin Sudan'ın birliği ve egemenliğine desteğini sürdüreceğini belirterek, önümüzdeki dönemde Birlik yönetiminden üst düzey bir heyetin Hartum'u ziyaret edeceğini açıkladı.