Nijerya'da kaçırılan 124 öğrenci 3 ay sonra ailelerine kavuştu

Onlarca öğrenci silahlı çetelerin elinden kurtuldu

Kurtarılan kızlar Cumartesi günü ailelerinin yanına döndü (AFP)
Kurtarılan kızlar Cumartesi günü ailelerinin yanına döndü (AFP)
TT

Nijerya'da kaçırılan 124 öğrenci 3 ay sonra ailelerine kavuştu

Kurtarılan kızlar Cumartesi günü ailelerinin yanına döndü (AFP)
Kurtarılan kızlar Cumartesi günü ailelerinin yanına döndü (AFP)

Nijerya’da teröristler tarafından kaçırılan 124 öğrenci fidye karşılığı serbest bırakıldı. Üç ay önce kaçırılan 92 Müslüman öğrenci Cumartesi günü ailelerine kavuştu. Aynı gün farklı bir okuldan 32 Hristiyan öğrenci fidye karşılığı serbest bırakıldı.
Nijerya'nın batısındaki bir İslami okuldan kaçırılan 92 öğrenci, kaçırılmalarının üç ay ardından Cumartesi günü serbest bırakıldı. Bazıları 10 yaşında olan bu öğrenciler, ailelerine kavuşmadan önce eyalet valisi ile bir araya geldi.
Ağır silahlı yaklaşık 200 militan, 30 Mayıs'ta Niger eyaletine bağlı Tegina bölgesindeki Salihu Tanko Medresesi'nden onlarca öğrenciyi kaçırmıştı. Yakınlardaki bir köyden kaçırılan 32 Hristiyan öğrenciye ek olarak 92 çocuğun serbest bırakıldığını bildiren medrese müdürü Ebubekir el-Hasan, Tegina'da kaçırılan öğrencilerden birinin esaret altında hayatını kaybettiğini açıkladı. Okul müdürü çocukların serbest bırakılmaları hakkında herhangi bir ayrıntı vermemiş olsa da öğrencilerin akrabaları, öğrencilerin fidyelerini ödemek için evleri ve mallarını satmak zorunda kaldıklarını söyledi.
Fidyenin teslimi için öğrencilerin akrabaları tarafından gönderilen bir elçi Ağustos ayı başlarında kaçırılmış, daha büyük bir meblağ talebiyle serbest bırakılmadan önce bir hafta tutulmuştu. Okul yetkilileri ilk olarak 136 öğrencinin kaçırıldığını bildirmiş, ancak Okul Müdürü AFP'ye verdiği demeçte velilerle yapılan dikkatli sayımın ardından 93 çocuğun kaçırıldığını belirtmişti.
Diğer yandan Kaduna eyaletindeki Baptist okulundan kaçırılan diğer öğrencilerin ailelerinden bir kişi, Cumartesi akşamı verdiği ifadede 32 çocuğun serbest bırakıldığını bildirdi. Aynı zamanda “Önceki öğrencilerde olduğu gibi, serbest bırakılmaları için fidye ödemek zorunda kaldık ancak miktarı açıklamak istemiyorum” ifadelerine başvurdu. 5 Temmuz'da silahlı kişiler, Chikun kasabasında bulunan yatılı Bethel Baptist Lisesi’ne baskın düzenlemiş, odalarında uyuyan 121 öğrenciyi kaçırmıştı.
Kuzey ve orta Nijerya, uzun süredir, yerel olarak ‘haydut’ olarak bilinen silahlı çetelerin terör faaliyetleri düzenlemeleri, yağmalamaları, hayvan çalmaları ve fidye için adam kaçırmalarına şahitlik ediyor. Çetelerin okullara saldırmaya başladığı Aralık ayından bu yana yaklaşık bin öğrencinin kaçırıldığı kaydedildi. Bu öğrencilerden çoğu müzakerelerin ardından serbest bırakılırken yüzlerce kişi ise ormanlardaki kamplarda tutulmaya devam ediyor.
Nijerya'daki kapsamlı radikal grupların aksine, söz konusu kaçırma olaylarının ardında bir ideolojiden çok açgözlülük olduğu anlaşılıyor.-
2014 yılında Chibok’taki bir okuldan en az 200 kız öğrencinin Boko Haram mensubu teröristler tarafından kaçırılması tüm dünyayı şoka uğratmıştı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.