ABD Dışişleri Bakanı Blinken, bugünden itibaren Kabil'deki diplomatik varlıklarını askıya aldıklarını açıkladı

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (AA)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (AA)
TT

ABD Dışişleri Bakanı Blinken, bugünden itibaren Kabil'deki diplomatik varlıklarını askıya aldıklarını açıkladı

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (AA)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (AA)

Antony Blinken, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie'nin, ABD güçlerinin Afganistan'dan çekilme sürecinin tamamlandığını duyurmasının ardından basın toplantısı düzenledi.
ABD'nin bugüne kadar 6 bini Amerikan vatandaşı olmak üzere yaklaşık 123 bin kişiyi Afganistan'dan çıkardığını kaydeden Blinken, tahliye operasyonunun oldukça zor olduğunu vurguladı.
Blinken, Afganistan konusunda diplomasiyi elden bırakmayacaklarının altını çizerek, "Askeri misyonumuz bitti, yeni bir diplomatik misyon başladı. Öncelikle bu diplomatik misyonu yürütmek için yeni bir ekip kurduk. Kabil'deki diplomatik varlığımızı bugünden itibaren askıya aldık ve faaliyetlerimizi Katar'ın başkenti Doha'ya taşıdık. Yakında bu konuda Kongre'yi bilgilendireceğiz" dedi.
Tahliyelerin başladığı 14 Ağustos'tan bu yana Afganistan'daki vatandaşlara ulaşmak için 55 bin telefon görüşmesi yapıp 33 bin mail attıklarını vurgulayan Blinken, "Afganistan'da şu anda ülke dışına çıkmak isteyen 200'den az belki de 100 civarında ABD vatandaşının kaldığına inanıyoruz. Bu kişilerden kaçının bizim listelerimize kayıt yaptıracağını belirlemeye çalışıyoruz" bilgisini paylaştı.

"Verdiğimiz sözün son tarihi yok"
Blinken, Afganistan'dan tamamen çıksalar da ülkeden ayrılmak isteyen Amerikan vatandaşları ve Afgan ortaklara yardım edeceklerini belirterek, "Onlara yardım sözümüzü tutacağız. Verdiğimiz sözün son tarihi yok" dedi.
Taliban'ın da ülkeden ayrılmak için ilgili evrakları bulunan kişilerin çıkışına izin verip vermediğini takip edeceklerinin altını çizen Blinken, yaklaşık 100 ülkenin Taliban'ın bu sözünü tutmasını beklediğine dair açıklama yaptığını anımsattı.
Bugün aralarında Türkiye ve Katar'ın da bulunduğu ülkelerdeki mevkidaşları ile bir toplantı gerçekleştirdiklerini aktaran Blinken, "Afganistan'dan güvenli seyahati sağlamak ve Kabil sivil havalimanını olabildiğince erken açılması konularını görüştük. Bu konuda Türkiye ve Katar'ın çabalarından dolayı müteşekkiriz. Bu çabalar, az sayıda charter uçuşu sağlayacak ve Afganistan'dan ayrılmak isteyen kişilere yardımcı olacak" diye konuştu.
Blinken, ABD'nin eski Ankara ve Kabil Büyükelçisi John Bass'in de bugünden sonra Afganistan'dan ayrılmak isteyen Amerikan vatandaşları, yabancı ülke vatandaşları ve ABD ile çalışan Afganlar ile ilgili süreci yöneteceğini duyurdu.



Meloni, Trump'ı Ukrayna savaşını sona erdirmesi halinde Nobel Barış Ödülü'ne aday göstereceğine söz verdi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Roma'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Roma'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Meloni, Trump'ı Ukrayna savaşını sona erdirmesi halinde Nobel Barış Ödülü'ne aday göstereceğine söz verdi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Roma'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Roma'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)

İtalyan Başbakanı Giorgia Meloni, dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmeden önce Ukrayna'daki savaşı sona erdirmesini umduğunu belirtti.

 Meloni, ödülü alamadığı için hayal kırıklığını gizlemeyen Trump ile dostane ilişkiler sürdürüyor.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşmesinin ardından düzenlediği basın toplantısında, "Umarım bir gün Donald Trump'a Nobel Barış Ödülü'nü verebiliriz" dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre sözlerine şöyle devam etti: "Eğer Ukrayna için adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasında fark yaratırsa, biz de Donald Trump'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterebiliriz."

Trump, pazartesi günü yayınlanan Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store'ye yazdığı mektupta, ödülü almamış olmanın kendisini artık "sadece barış için çalışmak" zorunda hissetmediği anlamına geldiğini belirtti.

Trump perşembe günü, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi ve Filistin topraklarının yeniden inşasını denetlemek amacıyla kurulan, ancak o zamandan beri çeşitli çatışmaları çözmeyi amaçlayan bir mekanizmaya dönüşen "Barış Konseyi"nin kurulduğunu duyurdu.

İtalya'yı Konseye katılmaya davet etti, ancak Meloni, Trump'ı "anayasal sorunlar" konusunda bilgilendirdiğini söyledi.

Medya haberlerine göre, İtalyan yasaları, yalnızca yabancı bir lider tarafından yönetilen kuruluşa üye olmaya izin vermiyor.

Meloni, Trump'tan konseyi "sadece İtalya'nın değil, diğer Avrupa ülkelerinin ihtiyaçlarını da karşılayacak şekilde" yeniden yapılandırmasını istediğini söyledi.


Trump yönetimi, Küba'yı petrol ithalatından mahrum bırakmak için abluka uygulamayı değerlendiriyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump yönetimi, Küba'yı petrol ithalatından mahrum bırakmak için abluka uygulamayı değerlendiriyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

Politico, kaynaklara dayandırdığı dünkü haberinde, Trump yönetiminin Küba'yı hayati önem taşıyan petrol ithalatından mahrum bırakmak için deniz ablukası uygulamayı değerlendirdiğini bildirdi.

Web sitesi, yönetimin Küba'da rejim değişikliği için Karayip ülkesine petrol ithalatına tamamen ambargo uygulanması da dahil olmak üzere çeşitli seçenekleri değerlendirdiğini belirtti.

Politico, plana aşina üç kaynağa atıfta bulunarak, yönetim içindeki Küba hükümeti eleştirmenlerinin Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun desteğiyle bu gerilimi tırmandırmayı amaçladığını bildirdi.

Kaynaklar, Trump yönetiminin henüz bu konuda bir karar vermediğini, ancak bunun Trump'a Küba'yı komünist yönetimine son vermeye zorlamak için sunulan bir dizi seçenek arasında olabileceğini belirtti.

Küba'ya petrol ithalatına tam ambargo uygulanması insani bir krize yol açacak ve bu da bazı yönetim yetkililerinin buna karşı çıkmasına neden olacak bir olasılık.

Ancak bu tartışmalar, Trump yönetimi içindeki bazı kişilerin, düşman olarak gördükleri Latin Amerika liderlerini izole etmeyi ne ölçüde düşündüklerini ortaya koyuyor.

Şarku’l Avsat’ın Politico n aktardığına göre plan hakkında bilgi sahibi olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, “Enerji, rejimi devirmek için en güçlü silahımızdır” ifadelerini kullandı.

Kaynak ayrıca, 1959 Küba Devrimi'nden beri ülkeyi yöneten komünist hükümetin devrilmesinin, ABD yönetimi açısından “2026'da kesinleşmiş bir durum” olduğunu da belirtti.


Avrupa Birliği Ukrayna'ya yüzlerce jeneratör gönderiyor

Ukrayna'nın başkenti Kiev, benzeri görülmemiş bir enerji krizi yaşıyor (EPA)
Ukrayna'nın başkenti Kiev, benzeri görülmemiş bir enerji krizi yaşıyor (EPA)
TT

Avrupa Birliği Ukrayna'ya yüzlerce jeneratör gönderiyor

Ukrayna'nın başkenti Kiev, benzeri görülmemiş bir enerji krizi yaşıyor (EPA)
Ukrayna'nın başkenti Kiev, benzeri görülmemiş bir enerji krizi yaşıyor (EPA)

Avrupa Birliği, Rusya'nın enerji altyapısına yönelik devam eden saldırıları nedeniyle elektrik ve ısıtma kesintilerinden etkilenen Ukraynalılara yardım etmek amacıyla 447 acil durum jeneratörü göndereceğini duyurdu.

Polonya üzerinden teslim edilecek bu jeneratörler, hastanelere, sığınaklara ve temel hizmetlere elektrik tedarikinin sağlanmasına yardımcı olacak.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Avrupa Komisyonu açıklamasında, Rus hava saldırıları nedeniyle yaklaşık bir milyon Ukraynalının dondurucu soğukta ısıtma ve elektrik olmadan yaşadığını belirtti.

Avrupa Birliği bugüne kadar Ukrayna'ya yaklaşık 9 bin 500 jeneratör gönderdi ve kış gelmeden önce Litvanya tarafından bağışlanan komple bir termik santral sağladı.