Cezayir’e kaçan Tunus’un Kalbi lideri Karvi iade edilecek mi?

Tunus’un Kalbi Partisi Genel Başkanı Nebil el-Karvi (Arşiv)
Tunus’un Kalbi Partisi Genel Başkanı Nebil el-Karvi (Arşiv)
TT

Cezayir’e kaçan Tunus’un Kalbi lideri Karvi iade edilecek mi?

Tunus’un Kalbi Partisi Genel Başkanı Nebil el-Karvi (Arşiv)
Tunus’un Kalbi Partisi Genel Başkanı Nebil el-Karvi (Arşiv)

Tunus kamuoyu, Cezayir’e kaçan Tunuslu politikacı ve iş insanı Nebil el-Karvi'nin (57) Cezayir makamları tarafından gözaltına alındığına ilişkin haberleri ilgiyle takip ederken, Tunus'un Kalbi Partisi dün  her iki ülkeden bu haberin resmi olarak teyit edilmesini talep etti. Tunus kamuoyu, Cezayir topraklarına yasadışı yollardan ve insan kaçakçıların yardımıyla girdiğinin doğrulanmasının ardından Cezayir yargısının Karvi hakkında vereceği kararı bekliyor. Cezayir’deki savcılık mahkemeden Karvi ve milletvekili kardeşinin Tunus’a iadesini talep ediyor.
Tunus medya kaynakları, Cezayir sınır güvenliğinin ülkenin kuzeydoğusunda yer alan Tebessa bölgesinde Tunus'un Kalbi Partisi Genel Başkanı Nebil el-Karvi ve dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili kardeşi Gazi el-Karvi’nin tutuklandığını doğruladı. Tunus'un Kalbi Partisi'nden Usame el-Halifi konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Parti olarak Tunus ve Cezayir devletinden resmi açıklama istediklerini belirtti. Halifi açıklamasında, bir haftadır Karvi ile görüşmediklerini de bildirdi.

Nahda’dan Karvi’ye tepki
Eski Sağlık Bakanı ve Nahda Hareketi Başkan Yardımcısı Abdullatif el-Mekki, Karvi’nin Cezayir’e kaçmasına şaşırarak, “Masum olduğuna inanıyorsa neden Cezayir’e kaçıyor? Eğer masum olduğunu düşünüyorsa Tunus yargısının önüne çıkmalı? ifadelerini kullandı. Son zamanlarda, Tunus'un Kalbi Partisi içerisinde, Karvi'nin hapisten çıktıktan sonra nerede olduğu ve siyaset sahnesinden tamamen yokluğu hakkında çelişkili haberler dolaşıyor. Parti liderleri Karvi’ye şirketlerini yönetmesi için Fransa’ya gitmesini önerdi. Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in 25 Temmuz’da Tunus Anayasası'nın 80. Maddesini etkinleştirmesinin ardından Karvi ile tüm iletişim kesildi.
Geçtiğimiz Temmuz ayında vergi kaçakçılığı ve kara para aklama suçlamasıyla tutuklu bulunun eski Cumhurbaşkanı adayı Karvi serbest bırakılırken, altı ay süreyle askıya alınan seyahat yasağı da kaldırıldı.
Yerel basında çıkan haberlere göre, Kassarin (orta batı) eyaletindeki Tala kentindeki Ulusal Muhafız Birlikleri, dün şafak vakti Cezayir ile sınır bölgesinde bir eve baskın düzenleyerek Nebil Karvi, kardeşi Gazi ve Cezayir’e kaçan zanlılardan birini tutukladı. Açıklamada Karvi’nin Tunus’tan kaçmasıyla ilgili soruşturmanın devam ettiği belirtilerek, Nebil ve Gazi’nin Kassarin sınır bölgesinde kaçakçıların kullandığı gizli sınır yolundan sızmaya çalıştığı kaydedildi. Tunus makamları, Cezayir güvenlik servislerine, Tunus’un Kalbi Partisi liderinin Tunus'taki yolsuzluk davalarından kaçmak amacıyla Cezayir'e girdiğini bildirdi.

Cezayir Karvi’yi Tunus’a iade edebilir
Cezayir medya kaynakları ise geçtiğimiz Cumartesi akşamı Nebil ve Gazi el-Karvi’nin sınırını yasadışı geçmekle suçlandığı gerekçesiyle Tebessa şehrindeki bir apartman dairesinde gözaltına alınmalarının ardından Cezayir Tebessa savcısının mahkemeye iki kardeşin Tunus'a sınır dışı edilmesini talep ettiğini aktardı.
Geleneksel siyasetin dışından gelen nüfuzlu medya patronu olan ve 2019 yılında kurduğu partisiyle Tunus'ta siyasete hızlı bir giriş yapan Nebil el-Karvi, Ağustos 2019'da "yolsuzluk" suçlamasıyla gözaltına alınmış, yaklaşık 2 ay sonra serbest bırakılmıştı. Tunus'un Kalbi Partisi'nin lideri 24 Aralık 2020'da aynı suçlamayla hapse mahkum edilmişti.
Karvi, tutukluk halini protesto için başlattığı açlık grevi sonrasında sağlık durumunun kötüye gitmesi üzerine 8 Haziran'da hastaneye kaldırılmıştı.
Karvi'nin başkanlığını yaptığı Tunus'un Kalbi Partisi, 6 Ekim'de gerçekleşen genel seçimde 217 sandalyeli parlamentoda 38 milletvekili ile ikinci sırada gelmişti.



Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.


Washington, Sudan'da insani ateşkesin "derhal kabul edilmesi" çağrısında bulundu

New York'taki Güvenlik Konseyi (Birleşmiş Milletler)
New York'taki Güvenlik Konseyi (Birleşmiş Milletler)
TT

Washington, Sudan'da insani ateşkesin "derhal kabul edilmesi" çağrısında bulundu

New York'taki Güvenlik Konseyi (Birleşmiş Milletler)
New York'taki Güvenlik Konseyi (Birleşmiş Milletler)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos, ABD'nin dün Sudan'daki tüm taraflara, Birleşmiş Milletler mekanizması tarafından desteklenen insani ateşkesi "derhal ve ön koşulsuz olarak" kabul etmeleri çağrısında bulunduğunu vurguladı.

Sudan'daki gelişmeleri görüşmek üzere düzenlenen BM Güvenlik Konseyi oturumunun aralarındaki çeşitli toplantılara katılan Paul, şunları söyledi: “Sudanlı tarafları, sivillere hayat kurtarıcı yardımların ulaşabilmesi için ateşkesi kabul etmeye çağırıyoruz.”

Şöyle devam etti: “Ortaklarımızla adil ve kalıcı bir barış için çalışırken, soykırımdan sorumlu olanların hesap vermesini sağlamaya ve sivil yönetime güvenilir bir geçişi desteklemeye kararlıyız.”

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Abdulaziz el-Vasil, Güvenlik Konseyi oturumuna katılarak Krallığın Sudan'ın birliğini ve egemenliğini destekleme pozisyonunu teyit etti ve Sudan'daki krizi sona erdirecek kapsamlı bir siyasi çözümün önemini vurguladı.