Liderlerin ilginç huyları

Uluslararası alanın önde gelen isimlerinin ilginç huyları arasında kağıt parçalamak, yiyecek stoklamak ve banyoda röportaj yapmak var.

Dalai Lama, manastır yaşantısında bahçıvanlık ve saat tamiri ile uğraşıyor. (Reuters)
Dalai Lama, manastır yaşantısında bahçıvanlık ve saat tamiri ile uğraşıyor. (Reuters)
TT

Liderlerin ilginç huyları

Dalai Lama, manastır yaşantısında bahçıvanlık ve saat tamiri ile uğraşıyor. (Reuters)
Dalai Lama, manastır yaşantısında bahçıvanlık ve saat tamiri ile uğraşıyor. (Reuters)

Fidel Sebiti 
Eski ABD Başkanı Donald Trump masasındaki kağıtları yırtmayı çok severdi. Masasında bulduğu birçok kağıdın yangına neden olacağını düşünerek onları küçük parçalara ayırıyordu. Hatta Paris'teki Notre Dame Katedrali'ndeki büyük yangın hakkında yaptığı yorumda söz konusu felaketin çok sayıda kağıt olmasından kaynaklandığını söylemişti.
Başkanlık Kayıtları Yasası gereği başkanın görev süresince elinden geçen her belge kamu malı kabul ediliyor, ulusal arşiv olarak saklanıyor ve korunuyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan çevirdiği habere göre duruma şahit olan eski Beyaz Saray çalışanı Solomon Lartey, Beyaz Saray yetkililerinin Başkan Trump'ın sürekli olarak parçaladığı belgeleri toplamak için bir kayıt yönetimi personeli görevlendirdiğini aktardı. Söz konusu kağıtlardan bazılarının bir kez yırtıldığını, bazılarının ise paramparça olduğunu belirten Lartey “Bu şimdiye kadarki en çılgın şeydi. Trump kağıtları parçalamayı çok  severdi" dedi.

Judo
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin iyi bir sporcu olmasına ya da en azından kendisinin böyle lanse etmesine rağmen ancak öğle saatlerinde uyanıyor. Gece geç saatlere kadar çalışmayı tercih eden Putin, geç uyanmasına rağmen güne genellikle kahve, meyve suyu, omlet, yumurta veya bıldırcın yumurtasından oluşan kahvaltı ile başlıyor. Ağırlık çalıştığı spor kulübüne gitmeden önce iki saat boyunca yalnız başına yüzüyor ve Rus haberlerini izliyor. Putin'e göre judo bedeni ve zihni eğitiyor. Güç, tepki ve dayanıklılık noktasında kişiyi geliştiriyor. Kendi kendini kontrol etmeyi ve zamanı kontrolü, rakibin güçlü ve zayıf yönlerini görme yeteneğini öğretiyor.

Yiyecek stoklamak
Yoksulluk ve yiyecek eksikliğinin büyük miktarlarda satın alma ve saklama alışkanlığının olduğu Doğu Almanya yaşamından miras kalan Almanya Başbakanı Angela Merkel, bir röportajında bu davranışıyla ilgili olarak şunları söyledi:
"Halen gerçekten ihtiyacım olmayan şeyleri satın alıyorum. Bu, kaynakların her zaman kıt olduğu ekonomide, yalnızca elde edebileceğiniz kadarını kullanmanız gerçeğinden kaynaklanan köklü bir alışkanlık."

Tango
Arjantin asıllı Papa Francis gençliğinde çok sevdiği Güney Amerika müziği eşliğinde tango yapmaktan keyif alırdı. Papa olmadan önce yayınlanan bir kitapta şunları söyledi:
“Tango, tango müziği ve danslarının Buenos Aires ve Montevideo'nun yoksul topluluklarından çıkıyor. Dalai Lama'nın da manastır hayatına meditasyon, bahçıvanlık ve saat tamir etme hobisine eklediğini biliyorum. Bu içten gelen bir şey.”
Bazı ülkelerde ise cumhurbaşkanlık ve devlet başkanlığı kararnamelerindeki ilginçlikler göze çarpıyor. Örneğin Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulu Berdimuhamedov, 40 yaşını geçmiş ve saçları renkli olan devlet memurlarının saçlarını griye boyamaları şartı getirmişti.
Bir diğer Türkmen lider, Türkmenistan’ın eski Cumhurbaşkanı Saparmurat Niyazov da ülkenin tüm sokaklarına kendi adını vermişti. Ocak ayında Türkmenistan'a düşen bir göktaşına da onun adı verildi.

Kurallara göre saç kesimi
37 yaşındaki genç Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, evli ve bekar kadınların ayırt edilmesi için kadınların saç kesme modelleri de dahil olmak üzere aldığı tuhaf kararlarıyla tanınıyor. Erkeklere gelince; onlar için de 28 farklı saç kesimi belirlenmiş durumda. Favorilerin kulakların üstünde traş edilmesi gerekiyor. Beş santimetreden fazla saç da yasak. Üst düzey yetkililerin yabancı sigara almasına ve içmesine de izin verilmiyor. Ancak milli ürün olması sebebiyle ülkede üretilen sigaraları içilmesine müsaade ediliyor.

Banyoda röportaj yapmak
ABD’nin 36’ıncı Başkanı Lyndon Johnson da garip huyları olan liderlerdendi. Johnson’ın garip alışkanlıkları arasında banyodayken röportaj yapmak vardı.
1971'den 1979'a kadar hüküm süren Uganda Devlet Başkanı İdi Amin'e gelince… Düşmanlarının etini yerdi, aynı zamanda timsahlara da yedirirdi. Kendisine İskoçya Kralı ve Britanya İmparatorluğu'nun Fatihi unvanlarını verdi. İdi Amin, tüm Asyalıların Uganda'ya girmesini engelledi. Söylenenlere göre bu, onunla evlenmeyi reddeden Asyalı bir kızı sevmesinden kaynaklanıyordu. Ancak yapılan değerlendirmeler bunun ardında, o sırada Portekizli sömürgeciler tarafından Afrika'ya zorla göç ettirilen Asyalıların Uganda ekonomisi üzerindeki kontrolü gibi nedenler de var.

Lider
Romanya Cumhurbaşkanı Nikolay Çavuşesku, kendisine ‘lider’ ve ‘dahi’ gibi unvanlar yakıştırmayı seven bir megalomandı. Çavuşesku, kendisi için bir inşa etmek istediği saray için 25 kiliseyi ve 30 bin evi yıktırdı. 700 mühendisin çalıştığı sarayın inşaatı 10 milyar dolara mal oldu. Daha sonra bu bina Romanya Parlamentosu'nun merkezi oldu. Ancak devasa boyutları nedeniyle ancak yarısından azı kullanılabildi.
Ekvator Ginesi'nin eski Devlet başkanı Francisco Macias Nguema da hastaneleri ve okulları temelli kapatarak Batıdan ithal edilen ilaçları yasakladı. Vatandaşları da tedavi olmaları için büyücülere yönlendirdi.
23 yıldan fazla bir süredir Burma'yı yöneten Ne Win de kötü ruhları kovmak için sırtüstü vaziyette bir köprüyü geçti. Yunusların kanıyla yıkandı ve şans getirdiğini düşündüğü dokuz sayısını sevdiği için 90 veya 45 değerinde madeni para çıkardı.

Çizgi film karakteri
Eski ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Kasım 2011'de yayınladığı ve bazı liderlerin kendisini şaşırtan garip davranışlarından bahsettiği kitapta eski Lübnan Devlet Başkanı Emile Lahoud'la 2005 yılında Beyrut’taki görüşmesi sırasında yaşadıklarını aktardı. Lahoud’u çizgi film karakteri gibi gösteren sarı bir takım elbise giydiğini ve yüzünde kahverengi boya olduğunu belirtti.
Rüce, Sudan’ın eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir hakkında da bilgilere yer verdi. Kendisiyle 2005 yılında Hartum'da yaptığı görüşmede Beşir’in çok yavaş konuştuğunu, sanki anestezik bir ilacın etkisi altındaymış gibi başını öne arkaya ve yana çevirip durduğunu aktardı.

ABD Başkanları
George Washington gençlik döneminde dansta ustalaşmıştı. Bunu nazik bir mücadele olarak nitelendiriyordu.
Fransa'da zaman geçiren Başkan Thomas Jefferson'a gelince… Tutkusu, patates kızartması, dondurma, makarna ve peynir gibi ülkeye özgü kaliteli şaraplar ve yiyeceklerdi.
Başkan John Quincy Adams da sabah dört ya da beş gibi kalktıktan sonra Potomac Nehri'ne doğru üç kilometreden fazla bir yolu yürür ve yüzmek için çıkardığı kıyafetlerini bölgede bırakırdı.
ABD’nin yedinci başkanı Andrew Jackson horoz dövüşü hayranıydı. Görevi sırasında Beyaz Saray'da horoz dövüşü maçları yapıldığına dair söylentiler yayılmıştı.
“Oyuncak Ayı” lakaplı eski ABD Başkanı Theodore Roosevelt, boks sporuna o kadar takıntılıydı ki siyasi karikatüristler bu hobiyi onun bir politikacı olarak rekabetçi doğasını göstermek için kullandılar.
Franklin Delano Roosevelt, New York Hyde Park'ta başkanlık kampanyası devam ederken yüzmenin tadını çıkarıyordu.. 39 yaşında çocuk felci nedeniyle yürüme yeteneğini kaybeden Roosevelt, kollarındaki, karınındaki ve belindeki kasları güçlendirmek için haftada üç kez yüzüyordu.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.