Cezayir, Taliban’ın başarısının Sahel bölgesinde tekrarlanmasından endişe ediyor

Afrika’daki terör örgütleri taktiksel öncelik olarak önce merkezi yönetimi zayıflatmak amacıyla sivilleri hedef alıyor. Tehlikeli ve giderek artan saldırılar düzenleniyor.

Cezayir Dışişleri Bakanı, Mali'de güvenlik kriziyle ilgili düzenlenen bir toplantıya katıldı (Cezayir Devlet Televizyonu)
Cezayir Dışişleri Bakanı, Mali'de güvenlik kriziyle ilgili düzenlenen bir toplantıya katıldı (Cezayir Devlet Televizyonu)
TT

Cezayir, Taliban’ın başarısının Sahel bölgesinde tekrarlanmasından endişe ediyor

Cezayir Dışişleri Bakanı, Mali'de güvenlik kriziyle ilgili düzenlenen bir toplantıya katıldı (Cezayir Devlet Televizyonu)
Cezayir Dışişleri Bakanı, Mali'de güvenlik kriziyle ilgili düzenlenen bir toplantıya katıldı (Cezayir Devlet Televizyonu)

Ali Yahi/Muhabir
Afrika’nın orta iklim kuşağında yer alan Sahel bölgesindeki (Burkina Faso, Çad, Mali ve Nijer) terör saldırılarının artması, kendi içinde ve bölgesel olarak birçok kaosla karşı karşıya olan Cezayir'in endişe kaynaklarından biri haline geldi. Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra’nın Mali'ye gidişi ve Nijer ile Çad'dan bazı yetkililerin Cezayir'i ziyaret edişi, bölgedeki kötüleşen durumun neden olduğu endişeyi doğrular nitelikteydi.

Endişeyle birlikte toplu eylem çağrısı
Nijer, Mali, Burkina Faso ve Çad'ı sarsan son terör saldırılarının ardından Cezayir, son haftalarda ve günlerde bazı Sahel ve Sahra altı ülkelerinde meydana gelen tehlikeli terör saldırılarının yeniden başlaması ve giderek artmasının, kendileri için büyük bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı. Cezayir Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Sivil halkı hedef alan terör eylemleri, insanlığa karşı suç niteliği taşımakta, Afrika kıtasının tamamının güvenliği ile uluslararası barış ve güvenlik açısından rahatsız edici bir tehdit oluşturmaktadır” ifadeleri yer aldı. Çok sayıda insanın hayatına mal olan terör saldırılarını şiddetle kınayan bakanlık, ‘bu belayı ortadan kaldırmak için toplu eylemin güçlendirilmesi amacıyla bölgesel ve uluslararası iş birliğine hazır olduklarını’ ifade etti.
Bakanlığın açıklamasına göre Afrika Terörizm Çalışma ve Araştırmaları Merkezi (ACSRT) ve Afrika Polis İşbirliği Teşkilatı (AFRIPOL) gibi kıta güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik kuruluşlara ev sahipliği yapan ve Afrika Birliği (AfB) Terörle Mücadele Koordinatörü olan Cezayir, kıtanın terör belasına karşı mücadelesini daha etkin hale getirmek ve geliştirmek için toplu eylemin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca AfB’ye, Afrika genelinde insanların hayatlarını ve onurlarını korumak için iş birliğini ve karşılıklı desteği yoğunlaştırma çabalarının biran önce başlatılması çağrısı yapıldı.

Sivilleri hedef alan büyük terör saldırıları düzenlendi
Nijer, 37 sivilin katledildiği Tillaberi bölgesindeki ilk saldırının üzerinden henüz bir hafta geçmemişken iki kanlı saldırıya daha tanık oldu. İkinci saldırı, 19 sivilin ölümüne iki sivilin de yaralanmasına neden olurken teröristler 9 Ağustos’ta da Valanzandan köyünde bir tarlada çalışan köylüleri hedef almıştı. Saldırı sonucu 15 sivil ölmüş, iki sivil yaralanmıştı. 25 Temmuz'da Wei köyünde 14 sivilin öldüğü bir başka terör saldırısından sadece üç gün sonra 28 Temmuz'da -Banibango İlçesine bağlı Dai Koko köyünde düzenlenen terör saldırısında 19 sivil katledildi.
Mali’de ise ülkenin orta kesimlerinde, askeri bir konvoy teröristlerce hedef alındı. Pusu kurulan konvoya ateş açıldı. Saldırıda 11 asker öldü, 10 asker yaralandı. Saldırı, Mali ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nde görev yapan Avrupalı askerlerin, DEAŞ ve El Kaide militanlarına karşı mücadele ettikleri bir bölgede gerçekleşti. Yine Mali'nin orta kesimlerinde bu ayın başlarında üç köye silahlı kişilerce düzenlenen baskınlarda 50'den fazla sivil hayatını kaybetti.
Öte yandan Burkina Fasolu yetkililer, sivillere eşlik eden bir askeri konvoyun silahlı kişilerce saldırıya uğradığını, saldırıda 65’i sivil, 15’i asker olmak üzere 80 kişinin öldürüldüğünü açıkladılar.
Çad’da da Çad Gölü bölgesinde devriye gezdikten sonra istirahata çekilen askerleri hedef alan terör saldırısında 26 asker ölmüş, çok sayıda asker yaralanmıştı. Çad Ordu Sözcüsü Azem Bermandoa Agouna, olay sonrası yaptığı açıklamada, sekizi ağır olmak üzere 14 askerin yaralandığını aktardı.
Terör saldırılarının artması ve güvenlik durumunun kötüleşmesi, Cezayir Genelkurmay Başkanı Said Şangariha’yı alarma geçirdi. Şangariha, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Mali Özel Temsilcisi El-Ghassim Wane ile yaptığı görüşmede, “Sahel bölgesi, tüm bölge genelinde durumu daha da kötüleştiren, yerel nüfusun sosyal ve ekonomik koşullarını ciddi şekilde etkileyen ve daha güvenli bölgelere göç etmelerine neden olan terör eylemlerine tanık oluyor” ifadelerini kullandı. Kapsamlı bir güvenliğin olmayışından yararlanan ve bu durumun son derece endişe verici seviyelere ulaşmalarına izin veren ülkeler arası organize suç eylemlerine işaret eden Şangariha, krizin çözümünün, nüfusun gelişimi konularının fiilen ele alınmasından geçtiğini ve bu konuda BM ve AfB arasında ortak bir çaba olduğunu kaydetti.

Sahel ülkelerinin merkezi yönetimleri zayıflar mı?
Uluslararası ilişkiler ve Afrika uzmanı siyaset bilimci Prof. Dr. Mebruk Kahi, bu konuda The Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Cezayir’in endişesinin, terörü 1990’lı yıllarda yaşanan acı deneyimden bildiği ve Sahel ülkelerinin içinde bulunduğu kötü durumun gayet iyi farkında olduğu düşünüldüğünde, samimi bir niyetten kaynaklandığı anlaşılabilir. İlk etapta sivilleri hedef alan bu tehlikeli ve giderek artan saldırılar, Sahel ülkelerinin merkezi yönetimlerini zayıflatmayı ve bu ülkeleri Somali modeline sürüklemeyi amaçlıyor.”
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Kahi, saldırıların, arkalarındaki yabancı taraflarca iyi planlandıklarını ve bir bütün olarak bölgenin güvenliğini hedef aldığını söyledi.
Sahel ve Sahra altı bölgesinin Mali, Nijer, Çad, Libya ve hatta Cezayir'den başlayarak istisnai bir aşamadan geçtiğini belirten Kahi, bu ülkelerin sorunlarını çözmeye yaklaştıkça artan saldırıların artmasının, bu saldırıların arkasında yabancı güçlerin olduğu hipotezini güçlendirdiğinin altını çizdi.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un bölgede faaliyet gösteren şüpheli grupların eline çok sayıda silahın geçmesi karşısında kılını kıpırdatmayan büyük güçlerin gözü önünde bölgede faaliyet gösterdiklerine ilişkin açıklamalarına dikkati çeken Kahi, Cezayir’in Sahel ülkelerinde merkezi yönetimlerin çöküşünden ve bölgenin terörle birlikte organize suç eylemlerinin yuvası haline gelmesinden endişe duyduğunu vurguladı.
Kahi, Cezayir Dışişleri Bakanı Lamamra'nın bu bağlamdaki hamlelerinin, Cezayir'in söz konusu ülkelerin yanında olduğunu göstererek Sahel ülkelerinde güvenlik ve istikrar ivme kazandıracağını da sözlerine ekledi. Krizden çıkmanın tek yolunun Cezayir Barış ve Uzlaşı Anlaşması'na uyulması olduğunu söyleyen Kahi, “Başka bir alternatif yol yok. Terör eylemleri, özellikle uzak bölgelerdeki savunmasız sivillerin en zayıf halkasını hedef aldığından bir çaresizlik durumunu ifade ediyor” şeklinde konuştu.

Yeni terör taktikleri, teknikleri ve uygulamaları
Terör örgütleri Sahel bölgesinde faaliyet alanlarını genişlettikçe stratejik önceliklerinde değişikliklere gidiyor gibi görünüyorlar. Özellikle bazı ülkelerin askeri güçlerini azaltmalarından faydalanarak terör eylemlerini Sahel bölgesi dışına taşıyacak ülkelerin sınırlarındaki belirli alanlar başta olmak üzere yeni taktik, teknik ve uygulamalarla terör eylemlerine hız kazandırdılar.
Siyaset bilimci uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Abir Necva ise konuya ilişkin değerlendirmesinde, Afrika kıyılarının uçsuz bucaksız ve engebeli olmasının burayı, yasadışı göç, terör ve uyuşturucu kaçakçılığına uygun bir ölüm üçgenine dönüştürdüğünü söyledi. Buranın, uluslararası güçlerin uranyum, altın, petrol ve diğer doğal kaynaklar için rekabet edebilecekleri bir alan olduğuna dikkati çeken Necva, meşruiyet ile ilgili krizler ve dış müdahale nedeniyle sürekli darbe yapılan hükümetlerin kırılganlığı nedeniyle Sahel ülkelerinin yapısal engellerle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Bölgedeki terör tehditleri ve organize suç ağlarının yanı sıra özellikle Muammer Kaddafi rejiminin yıkılmasından sonra Libya'daki savaşçıların Sahel bölgesindeki ülkelerine dönmelerinin, 6 bin kilometreyi aşan kara sınırının güvenliğini sağlamaya çalışan Cezayir için bir yük getirdiğini belirten Necva, “Bu nedenle, istikrarsızlığın bölgeye dönüşü, kıyı ülkeleri Moritanya, Nijer ve Mali ile sınırları olan Cezayir'in kaygısını artıracaktır” yorumunda bulundu.

Taliban’a tebrik mesajları korkuları artırıyor
Cezayir'in korkularını artıran nedenin, Taliban Hareketi’nin Afganistan’ı ele geçirmesi ve bunun dünyanın dört bir yanındaki terör örgütlerini, aynı senaryoyu bulundukları ülkelerde, bu ülkelerin kırılgan durumlarından ve tükenmiş haldeki yerel ordularının zayıflığından yararlanarak uygulamaya cesaretlendirmesi olduğu kesin.
Mali ve Batı Afrika’da faaliyet gösteren El Kaide bağlantılı Cemaat Nusratu’l-İslam vel-Muslimin (JNIM) lideri İyad Ag Gali’nin Taliban’ı kutlaması ve bu kutlamayı Fransa’ya yönelik tehdit açıklamalarının takip etmesi, Afrika kıyılarının, Cezayir’in endişesini gerçeğe dönüştürecek daha fazla gerilime doğru sürüklendiğini gösterdi. Gali’nin Fransa’nın, terörle mücadele için uluslararası koalisyon adı altında yıllarca süren çabasının ardından hedeflerine ulaşamayınca, Mali’den çekilmeye ve askeri operasyonunu bitirmeye karar verdiğini söylemesi, Batı Afrika’da Taliban senaryosunun tekrarlanmasına yönelik bir arayış olduğunu teyit eder nitelikteydi.



İtalya plajlarında piknik tartışması

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

İtalya plajlarında piknik tartışması

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Pulya'daki özel plajlarda turistlerin piknik yapmasına izin verilmesi yönündeki öneriler, plaj kulübü işletmecilerine göre bölgenin "mükemmellik imajını" tehdit ediyor.

İtalya'nın güneyindeki Pulya bölgesinin valisi Antonio Decaro, 4 Temmuz'da Facebook'ta yayımladığı videoda, ziyaretçilerin evden yiyecek ve içecek getirmesine izin verilmesi çağrısında bulundu.

Decaro şunları söyledi:

Denizi, hem Pulyalılar hem de bu bölgeyi keşfetmek için dışarıdan gelenler için giderek daha fazla özgürlük deneyimi haline getirmek için çalışıyoruz. Deniz ortak bir kaynaktır, lüks olamaz. Kimse sizi evden getirdiğiniz yiyecekleri plajda yemekten alıkoyamaz.

İşletmeciler birliği Assoturismo, plajda piknik yapmanın çevre kirliliğine ve düşük kalite standartlarına yol açtığını savunuyor.

Vieste'deki Assoturismo şubesinin başkanı Nicola Ragno, The Times'a şunları söyledi:

Bu sadece bir sandviç meselesi değil. Bazıları yanlarında her türlü yiyeceği, başlangıçtan ana yemek ve meyveye kadar tam öğünleri getirebileceğini düşünüyor. Bu durumlar hoş görülemez çünkü bunu takdir etmeyen birçok başka müşteri var.

İtalya kıyı şeridinin yaklaşık yüzde 33'ü halihazırda bar ve restoran hizmetleri sunan özel plaj kulüplerine kiralanmış durumda.

İtalyan yasaları pikniklere izin verse de plaj kulüpleri genellikle turistlerin "dışarıdan" yiyecek ve içecek getirmesine izin vermiyor.

Decaro, "Özel bir plajda evden getirdiği sandviç veya focaccia'yı yemeye cesaret eden biri için 'imaj zedelenmesi'nden bahsediyorlar" dedi.

Ulusal Tüketiciler Birliği'nden Massimiliano Dona, The Times'a şunları söyledi:

Plajlar özel işletmeciler tarafından yönetilen kamu alanlarıdır; özel mülk değiller.

Dona, ziyaretçilerin kendi yiyecek ve içeceklerini getirme ve piknik çantalarını teslim etmeyi reddetme hakkına sahip olduklarını da sözlerine ekledi.

Piknikler, İtalyan plajlarının karşılaştığı tek sorun değil; şezlong fiyatları da hızla yükseliyor.

Tüketici grubu Altroconsumo'nun yaptığı araştırmaya göre, 222 plaj tesisinde şezlong ve şemsiye fiyatları 2025'ten bu yana ortalama yüzde 6, 5 yıl öncesine göre ise yüzde 24 arttı.

Independent Türkçe


Çin neden Pasifik’te kıtalararası balistik füze denemesi yaptı?

Çin bugüne dek sadece üç kez Pasifik Okyanusu üzerinden uzun menzilli füze denemesi gerçekleştirdi (Xinhua)
Çin bugüne dek sadece üç kez Pasifik Okyanusu üzerinden uzun menzilli füze denemesi gerçekleştirdi (Xinhua)
TT

Çin neden Pasifik’te kıtalararası balistik füze denemesi yaptı?

Çin bugüne dek sadece üç kez Pasifik Okyanusu üzerinden uzun menzilli füze denemesi gerçekleştirdi (Xinhua)
Çin bugüne dek sadece üç kez Pasifik Okyanusu üzerinden uzun menzilli füze denemesi gerçekleştirdi (Xinhua)

Çin'in nükleer enerjili denizaltıdan Pasifik Okyanusu'nda gerçekleştirdiği füze denemesinin yankıları sürüyor.

Çin donanmasının pazartesi günü fırlattığı kıtalararası balistik füze Solomon Adaları açıklarına düşmüştü.

Pekin yönetiminden yapılan açıklamada, fırlatmanın rutin bir askeri eğitim tatbikatının parçası olduğu bilgisi paylaşılmıştı. Açıklamada, "Fırlatmada herhangi bir ülke veya nokta hedef alınmamıştır. Çin, uluslararası hukuk ve uygulamalar doğrultusunda yapılan test öncesi ilgili ülkeleri bilgilendirmiştir" denmişti.

Avustralya Savunma Sanayi Bakanı Pat Conroy, Pekin'in fırlatmadan sadece birkaç saat önce bilgilendirme yaptığını savunarak, denemenin bölgeyi istikrarsızlaştırabileceğini ifade etmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında da atışa tepki gösterilmiş, "Çin'in hızla gelişen ve şeffaflıktan uzak nükleer silah kapasitesi, bölge ve dünya açısından endişe kaynağıdır" ifadeleri kullanılmıştı.

New York Times'ın (NYT) analizine göre füze atışı, Çin'in tam teşekküllü "nükleer üçlü" oluşturma hedefinde önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. "Nükleer üçlü" ifadesi bir ülkenin kara, hava ve denizden nükleer saldırı kabiliyetini tanımlamak için kullanılıyor.

Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) İngilizce yayın organı Global Times'ın haberinde, Julang füzesinin 8 bin kilometre menzile sahip olduğu belirtiliyor.

Haberde görüşlerine yer verilen askeri uzman Zhang Junshe, bu testle Çin Halk Kurtuluş Ordusu'nun (ÇHKO) "Batı Pasifik'teki herhangi bir konumdan istikrarlı şekilde stratejik karşı saldırılar düzenleyebileceğinin kanıtlandığını" ifade ediyor.

Analizde, "Çin'in nükleer üçlü caydırıcılığının önemli ölçüde geliştirildiği" yazılıyor.

Diğer yandan NYT'nin görüştüğü uzmanlar bu değerlendirmenin abartılı olduğunu savunuyor. Çin'in nükleer denizaltılarının hâlâ ABD ve Rusya'nın sahip olduğu sessizlik ve gizlilik seviyesine ulaşamadığını söylüyorlar.

Eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Asya Direktörü Evan Medeiros ise bu atışla Çin'in dünyaya "artık tam anlamıyla operasyonel bir nükleer üçlüye sahip olduğu" mesajını vermek istediğini belirtiyor. Medeiros'a göre Pekin, aynı zamanda ABD'nin savunma stratejisinin sınırlarını test ediyor.

Independent Türkçe, New York Times, Global Times


Avrupa’da Trump alarmı: Savunma mimarisinde alternatif aranıyor

Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Avrupa ülkelerini eleştirirken, Grönland'ı ilhak tehditlerini de yineledi (AP)
Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Avrupa ülkelerini eleştirirken, Grönland'ı ilhak tehditlerini de yineledi (AP)
TT

Avrupa’da Trump alarmı: Savunma mimarisinde alternatif aranıyor

Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Avrupa ülkelerini eleştirirken, Grönland'ı ilhak tehditlerini de yineledi (AP)
Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Avrupa ülkelerini eleştirirken, Grönland'ı ilhak tehditlerini de yineledi (AP)

Avrupa, ABD'nin NATO'dan çekilme tehditlerinin ardından güvenlik mimarisini yeniden şekillendirmek istiyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa'daki Amerikan askeri varlığını azaltma kararı, NATO üyelerini alternatifler bulmaya yöneltti.

Ancak Wall Street Journal'ın analizinde, ABD üretimi uzun menzilli stratejik bombardıman uçakları, uçak gemileri, denizaltılar ve havada yakıt ikmal uçakları gibi kritik askeri kapasitelere kısa vadede alternatif bulunmasının zor olduğu savunuluyor.

Uzmanlara göre bu durum, özellikle Rusya'nın Ukrayna'ya saldırıları artırdığı bir dönemde Avrupa'nın savunma sistemlerinde ciddi boşluklar yaratabilir.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara'da devam eden NATO Zirvesi'nde Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırdığını belirtirken, bu sektörde büyük atılımlar üzerinde çalışıldığını ifade etti.

Habere göre NATO içinde değerlendirilen çözümlerden biri, ABD'nin stratejik bombardıman uçaklarının yerine daha fazla kara tabanlı uzun menzilli füze sistemi ve savaş uçağı konuşlandırılması.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin artık yeni avcı jetlerinin tamamını NATO'nun savunmasına tahsis ettiğini belirtiyor.

Ancak yetkililer, havada yakıt ikmali konusunda ABD'nin sahip olduğu kapasiteye alternatif üretmenin kolay olmayacağını, bunun için yeni hava üslerinin kurulması gerektiğini de ekliyor.

Eski NATO Avrupa Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Curtis Scaparrotti, ABD'nin askeri sorumluluklarını Avrupa'ya devretmeden önce planlı bir geçiş sürecinin oluşturulması gerektiğini söylüyor. Bunun ani şekilde gerçekleşmesinin bölgede Rusya'ya karşı caydırıcılığı zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.

Avrupa'nın ürettiği alternatiflerin yeterli etkiyi sağlamayacağını savunanlar da var. ABD'li emekli Hava Kuvvetleri Korgenerali David Deptula, kara tabanlı füzelerin stratejik bombardıman uçaklarının yerini dolduramayacağını söylüyor.

Avrupa'nın uzun yıllardır savunma sanayisine yeterince yatırım yapmaması da bu dönüşümü yavaşlatıyor. ABD merkezli düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu'ndan Alexandra de Hoop Scheffer, asıl sorunun Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmatı yeterince hızlı üretememesi olduğunu vurguluyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, AP