Cezayir, Taliban’ın başarısının Sahel bölgesinde tekrarlanmasından endişe ediyor

Afrika’daki terör örgütleri taktiksel öncelik olarak önce merkezi yönetimi zayıflatmak amacıyla sivilleri hedef alıyor. Tehlikeli ve giderek artan saldırılar düzenleniyor.

Cezayir Dışişleri Bakanı, Mali'de güvenlik kriziyle ilgili düzenlenen bir toplantıya katıldı (Cezayir Devlet Televizyonu)
Cezayir Dışişleri Bakanı, Mali'de güvenlik kriziyle ilgili düzenlenen bir toplantıya katıldı (Cezayir Devlet Televizyonu)
TT

Cezayir, Taliban’ın başarısının Sahel bölgesinde tekrarlanmasından endişe ediyor

Cezayir Dışişleri Bakanı, Mali'de güvenlik kriziyle ilgili düzenlenen bir toplantıya katıldı (Cezayir Devlet Televizyonu)
Cezayir Dışişleri Bakanı, Mali'de güvenlik kriziyle ilgili düzenlenen bir toplantıya katıldı (Cezayir Devlet Televizyonu)

Ali Yahi/Muhabir
Afrika’nın orta iklim kuşağında yer alan Sahel bölgesindeki (Burkina Faso, Çad, Mali ve Nijer) terör saldırılarının artması, kendi içinde ve bölgesel olarak birçok kaosla karşı karşıya olan Cezayir'in endişe kaynaklarından biri haline geldi. Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra’nın Mali'ye gidişi ve Nijer ile Çad'dan bazı yetkililerin Cezayir'i ziyaret edişi, bölgedeki kötüleşen durumun neden olduğu endişeyi doğrular nitelikteydi.

Endişeyle birlikte toplu eylem çağrısı
Nijer, Mali, Burkina Faso ve Çad'ı sarsan son terör saldırılarının ardından Cezayir, son haftalarda ve günlerde bazı Sahel ve Sahra altı ülkelerinde meydana gelen tehlikeli terör saldırılarının yeniden başlaması ve giderek artmasının, kendileri için büyük bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı. Cezayir Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Sivil halkı hedef alan terör eylemleri, insanlığa karşı suç niteliği taşımakta, Afrika kıtasının tamamının güvenliği ile uluslararası barış ve güvenlik açısından rahatsız edici bir tehdit oluşturmaktadır” ifadeleri yer aldı. Çok sayıda insanın hayatına mal olan terör saldırılarını şiddetle kınayan bakanlık, ‘bu belayı ortadan kaldırmak için toplu eylemin güçlendirilmesi amacıyla bölgesel ve uluslararası iş birliğine hazır olduklarını’ ifade etti.
Bakanlığın açıklamasına göre Afrika Terörizm Çalışma ve Araştırmaları Merkezi (ACSRT) ve Afrika Polis İşbirliği Teşkilatı (AFRIPOL) gibi kıta güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik kuruluşlara ev sahipliği yapan ve Afrika Birliği (AfB) Terörle Mücadele Koordinatörü olan Cezayir, kıtanın terör belasına karşı mücadelesini daha etkin hale getirmek ve geliştirmek için toplu eylemin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca AfB’ye, Afrika genelinde insanların hayatlarını ve onurlarını korumak için iş birliğini ve karşılıklı desteği yoğunlaştırma çabalarının biran önce başlatılması çağrısı yapıldı.

Sivilleri hedef alan büyük terör saldırıları düzenlendi
Nijer, 37 sivilin katledildiği Tillaberi bölgesindeki ilk saldırının üzerinden henüz bir hafta geçmemişken iki kanlı saldırıya daha tanık oldu. İkinci saldırı, 19 sivilin ölümüne iki sivilin de yaralanmasına neden olurken teröristler 9 Ağustos’ta da Valanzandan köyünde bir tarlada çalışan köylüleri hedef almıştı. Saldırı sonucu 15 sivil ölmüş, iki sivil yaralanmıştı. 25 Temmuz'da Wei köyünde 14 sivilin öldüğü bir başka terör saldırısından sadece üç gün sonra 28 Temmuz'da -Banibango İlçesine bağlı Dai Koko köyünde düzenlenen terör saldırısında 19 sivil katledildi.
Mali’de ise ülkenin orta kesimlerinde, askeri bir konvoy teröristlerce hedef alındı. Pusu kurulan konvoya ateş açıldı. Saldırıda 11 asker öldü, 10 asker yaralandı. Saldırı, Mali ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nde görev yapan Avrupalı askerlerin, DEAŞ ve El Kaide militanlarına karşı mücadele ettikleri bir bölgede gerçekleşti. Yine Mali'nin orta kesimlerinde bu ayın başlarında üç köye silahlı kişilerce düzenlenen baskınlarda 50'den fazla sivil hayatını kaybetti.
Öte yandan Burkina Fasolu yetkililer, sivillere eşlik eden bir askeri konvoyun silahlı kişilerce saldırıya uğradığını, saldırıda 65’i sivil, 15’i asker olmak üzere 80 kişinin öldürüldüğünü açıkladılar.
Çad’da da Çad Gölü bölgesinde devriye gezdikten sonra istirahata çekilen askerleri hedef alan terör saldırısında 26 asker ölmüş, çok sayıda asker yaralanmıştı. Çad Ordu Sözcüsü Azem Bermandoa Agouna, olay sonrası yaptığı açıklamada, sekizi ağır olmak üzere 14 askerin yaralandığını aktardı.
Terör saldırılarının artması ve güvenlik durumunun kötüleşmesi, Cezayir Genelkurmay Başkanı Said Şangariha’yı alarma geçirdi. Şangariha, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Mali Özel Temsilcisi El-Ghassim Wane ile yaptığı görüşmede, “Sahel bölgesi, tüm bölge genelinde durumu daha da kötüleştiren, yerel nüfusun sosyal ve ekonomik koşullarını ciddi şekilde etkileyen ve daha güvenli bölgelere göç etmelerine neden olan terör eylemlerine tanık oluyor” ifadelerini kullandı. Kapsamlı bir güvenliğin olmayışından yararlanan ve bu durumun son derece endişe verici seviyelere ulaşmalarına izin veren ülkeler arası organize suç eylemlerine işaret eden Şangariha, krizin çözümünün, nüfusun gelişimi konularının fiilen ele alınmasından geçtiğini ve bu konuda BM ve AfB arasında ortak bir çaba olduğunu kaydetti.

Sahel ülkelerinin merkezi yönetimleri zayıflar mı?
Uluslararası ilişkiler ve Afrika uzmanı siyaset bilimci Prof. Dr. Mebruk Kahi, bu konuda The Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Cezayir’in endişesinin, terörü 1990’lı yıllarda yaşanan acı deneyimden bildiği ve Sahel ülkelerinin içinde bulunduğu kötü durumun gayet iyi farkında olduğu düşünüldüğünde, samimi bir niyetten kaynaklandığı anlaşılabilir. İlk etapta sivilleri hedef alan bu tehlikeli ve giderek artan saldırılar, Sahel ülkelerinin merkezi yönetimlerini zayıflatmayı ve bu ülkeleri Somali modeline sürüklemeyi amaçlıyor.”
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Kahi, saldırıların, arkalarındaki yabancı taraflarca iyi planlandıklarını ve bir bütün olarak bölgenin güvenliğini hedef aldığını söyledi.
Sahel ve Sahra altı bölgesinin Mali, Nijer, Çad, Libya ve hatta Cezayir'den başlayarak istisnai bir aşamadan geçtiğini belirten Kahi, bu ülkelerin sorunlarını çözmeye yaklaştıkça artan saldırıların artmasının, bu saldırıların arkasında yabancı güçlerin olduğu hipotezini güçlendirdiğinin altını çizdi.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un bölgede faaliyet gösteren şüpheli grupların eline çok sayıda silahın geçmesi karşısında kılını kıpırdatmayan büyük güçlerin gözü önünde bölgede faaliyet gösterdiklerine ilişkin açıklamalarına dikkati çeken Kahi, Cezayir’in Sahel ülkelerinde merkezi yönetimlerin çöküşünden ve bölgenin terörle birlikte organize suç eylemlerinin yuvası haline gelmesinden endişe duyduğunu vurguladı.
Kahi, Cezayir Dışişleri Bakanı Lamamra'nın bu bağlamdaki hamlelerinin, Cezayir'in söz konusu ülkelerin yanında olduğunu göstererek Sahel ülkelerinde güvenlik ve istikrar ivme kazandıracağını da sözlerine ekledi. Krizden çıkmanın tek yolunun Cezayir Barış ve Uzlaşı Anlaşması'na uyulması olduğunu söyleyen Kahi, “Başka bir alternatif yol yok. Terör eylemleri, özellikle uzak bölgelerdeki savunmasız sivillerin en zayıf halkasını hedef aldığından bir çaresizlik durumunu ifade ediyor” şeklinde konuştu.

Yeni terör taktikleri, teknikleri ve uygulamaları
Terör örgütleri Sahel bölgesinde faaliyet alanlarını genişlettikçe stratejik önceliklerinde değişikliklere gidiyor gibi görünüyorlar. Özellikle bazı ülkelerin askeri güçlerini azaltmalarından faydalanarak terör eylemlerini Sahel bölgesi dışına taşıyacak ülkelerin sınırlarındaki belirli alanlar başta olmak üzere yeni taktik, teknik ve uygulamalarla terör eylemlerine hız kazandırdılar.
Siyaset bilimci uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Abir Necva ise konuya ilişkin değerlendirmesinde, Afrika kıyılarının uçsuz bucaksız ve engebeli olmasının burayı, yasadışı göç, terör ve uyuşturucu kaçakçılığına uygun bir ölüm üçgenine dönüştürdüğünü söyledi. Buranın, uluslararası güçlerin uranyum, altın, petrol ve diğer doğal kaynaklar için rekabet edebilecekleri bir alan olduğuna dikkati çeken Necva, meşruiyet ile ilgili krizler ve dış müdahale nedeniyle sürekli darbe yapılan hükümetlerin kırılganlığı nedeniyle Sahel ülkelerinin yapısal engellerle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Bölgedeki terör tehditleri ve organize suç ağlarının yanı sıra özellikle Muammer Kaddafi rejiminin yıkılmasından sonra Libya'daki savaşçıların Sahel bölgesindeki ülkelerine dönmelerinin, 6 bin kilometreyi aşan kara sınırının güvenliğini sağlamaya çalışan Cezayir için bir yük getirdiğini belirten Necva, “Bu nedenle, istikrarsızlığın bölgeye dönüşü, kıyı ülkeleri Moritanya, Nijer ve Mali ile sınırları olan Cezayir'in kaygısını artıracaktır” yorumunda bulundu.

Taliban’a tebrik mesajları korkuları artırıyor
Cezayir'in korkularını artıran nedenin, Taliban Hareketi’nin Afganistan’ı ele geçirmesi ve bunun dünyanın dört bir yanındaki terör örgütlerini, aynı senaryoyu bulundukları ülkelerde, bu ülkelerin kırılgan durumlarından ve tükenmiş haldeki yerel ordularının zayıflığından yararlanarak uygulamaya cesaretlendirmesi olduğu kesin.
Mali ve Batı Afrika’da faaliyet gösteren El Kaide bağlantılı Cemaat Nusratu’l-İslam vel-Muslimin (JNIM) lideri İyad Ag Gali’nin Taliban’ı kutlaması ve bu kutlamayı Fransa’ya yönelik tehdit açıklamalarının takip etmesi, Afrika kıyılarının, Cezayir’in endişesini gerçeğe dönüştürecek daha fazla gerilime doğru sürüklendiğini gösterdi. Gali’nin Fransa’nın, terörle mücadele için uluslararası koalisyon adı altında yıllarca süren çabasının ardından hedeflerine ulaşamayınca, Mali’den çekilmeye ve askeri operasyonunu bitirmeye karar verdiğini söylemesi, Batı Afrika’da Taliban senaryosunun tekrarlanmasına yönelik bir arayış olduğunu teyit eder nitelikteydi.



Rusya’ya çalışmaya giden Afrikalılar, Ukrayna cephesine gönderiliyor: Cehennem gibi

CNN'in irtibata geçtiği (soldan sağa) Charles Njoki, Patrick Kwoba ve Francis Ndarua, Rusya safında savaşan Afrikalılardan (CNN)
CNN'in irtibata geçtiği (soldan sağa) Charles Njoki, Patrick Kwoba ve Francis Ndarua, Rusya safında savaşan Afrikalılardan (CNN)
TT

Rusya’ya çalışmaya giden Afrikalılar, Ukrayna cephesine gönderiliyor: Cehennem gibi

CNN'in irtibata geçtiği (soldan sağa) Charles Njoki, Patrick Kwoba ve Francis Ndarua, Rusya safında savaşan Afrikalılardan (CNN)
CNN'in irtibata geçtiği (soldan sağa) Charles Njoki, Patrick Kwoba ve Francis Ndarua, Rusya safında savaşan Afrikalılardan (CNN)

Rusya'ya çeşitli iş fırsatları için giden Afrikalılar, kendilerini Ukrayna cephesinde buluyor. 

CNN'in irtibata geçtiği Afrikalılar, kendilerine şoförlük veya güvenlik görevliliği gibi işler teklif edildiğini, yüksek maaş vaatleri sunulduğunu söylüyor. 

Ancak Rusya'ya vardıklarında askeri sözleşme imzalamaya zorlandıklarını, yeterli eğitim almadan cepheye gönderildiklerini öne sürüyorlar. Kenya, Gana, Nijerya ve Uganda gibi ülkelerden Rusya'ya giden kişilerden bazıları pasaportlarına el konduğunu, ülkeden ayrılamadıklarını iddia ediyor.

Amerikan medya kuruluşunun görüştüğü Afrikalıların neredeyse tamamı ülkelerine dönmek istediğini söylüyor. Irkçılık, psikolojik baskı ve ağır kayıplara dikkat çeken bu kişiler, cephede Afrikalıların daha riskli görevlere gönderildiğini öne sürüyor.

Haberde, sosyal medyaya servis edilen videolarda Afrikalı askerlerin Rus ordusundaki deneyimlerinden olumlu şekilde bahsettiği de belirtiliyor. Bu videolarla genellikle genç Afrikalı erkeklerin hedef alındığı yazılıyor. 

Kenyalı Patrick Kwoba da sosyal medya paylaşımlarından etkilenerek Rus ordusuna başvuru yapmış. Orduda güvenlik görevlisi olup çatışmaya gönderilmeyeceğini düşündüğünü belirten Kwoba, Ukrayna cephesinde geçirdiği 4 ayı "cehennem" diye niteliyor. 

Bir saldırıda yaralanıp izin aldığı sırada Kenya'nın Moskova Büyükelçiliği'ne ulaşarak ülkesine dönebildiğini söyleyen Kwoba, Rus ordusuyla sözleşmesini bitirenlerin bile serbest bırakılmadığını iddia ederek şunları söylüyor:  

Rus ordusuna adım attın mı ya kaçarsın ya ölürsün. Rusya'ya gidip sağ salim geri dönmek imkansız. Sözleşmesini tamamlayanları bile kalmaya zorluyorlar.

Ukrayna'nın Kenya Büyükelçisi Yuriy Tokar ise Rus ordusunda savaşan yabancıların Ukrayna açısında düşman kabul edildiğini vurgulayarak, Afrika ülkelerine bu insan akışını durdurma çağrısı yaptı.

Ukrayna istihbaratının değerlendirmesine göre, 2022'de patlak veren savaşın başından bu yana 36 Afrika ülkesinden 1400'den fazla kişi Rus ordusuna alındı. 

Rusya Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı, CNN'in iddialara ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Independent Türkçe, CNN, BBC


Refah sınır kapısından sadece 5 Filistinli hasta geçti

Salı günü Han Yunus'ta Filistinli hastaları tıbbi tedavi için Gazze Şeridi'nden ayrılmak üzere Refah sınır kapısına taşıyan ambulanslar ve otobüse BM'ye ait bir araç eşlik etti (AP)
Salı günü Han Yunus'ta Filistinli hastaları tıbbi tedavi için Gazze Şeridi'nden ayrılmak üzere Refah sınır kapısına taşıyan ambulanslar ve otobüse BM'ye ait bir araç eşlik etti (AP)
TT

Refah sınır kapısından sadece 5 Filistinli hasta geçti

Salı günü Han Yunus'ta Filistinli hastaları tıbbi tedavi için Gazze Şeridi'nden ayrılmak üzere Refah sınır kapısına taşıyan ambulanslar ve otobüse BM'ye ait bir araç eşlik etti (AP)
Salı günü Han Yunus'ta Filistinli hastaları tıbbi tedavi için Gazze Şeridi'nden ayrılmak üzere Refah sınır kapısına taşıyan ambulanslar ve otobüse BM'ye ait bir araç eşlik etti (AP)

İsrail'in pazartesi günü yeniden açtığı Refah Sınır Kapısı'ndan sadece kritik durumdaki 5 Filistinlinin tedavi için geçişine izin verildi.

Haberler, İsrail'in her gün iki akrabasıyla birlikte 50 hastanın bölgeden çıkmasına izin vereceğini öne sürüyordu ancak şimdiye kadar sadece küçük bir kısmının geçişine izin verildiği anlaşılıyor.

Yeniden açılış, geçen yıl ABD arabuluculuğuyla İsrail'le Hamas arasında sağlanan ateşkes anlaşmasının ikinci bölümünün uygulanmasında önemli bir adım olarak değerlendirilmişti.

Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre 18 binden fazla yaralı ve hasta tıbbi yardım bekliyor, Gazze Sağlık Bakanlığı ise bu sayının 20 binin üzerinde olduğunu tahmin ediyor. UNICEF, bunların 3 binden fazlasının çocuk olduğunu açıkladı.

Filistinli ve Mısırlı kaynaklara göre Gazze'ye dönmeyi beklediği söylenen binlerce kişiden yaklaşık 12'sine geri dönüş izni verilirken, 38'i güvenlik kontrollerinden geçemedi ve sınırın Mısır tarafında gecelemek zorunda kaldı.

DSÖ Sözcüsü Christian Lindmeier salı günü, "2 Şubat'ta DSÖ ve ortakları, 5 hasta ve 7 refakatçinin Refah sınır kapısı üzerinden Mısır'a tıbbi tahliyesini destekledi" dedi.

2025'teki ateşkes sırasında yapılan sınırlı sayıda tahliyeye atıfta bulunan Lindmeier, "Bu, 2025'ten bu yana bu güzergah üzerinden yapılan ilk tıbbi tahliye oldu" dedi.

vghy
Han Yunus'taki Filistinli hastalar, Refah sınır kapısına giden otobüste (AP)

Lindmeier, birçok hastanın tahliye beklerken öldüğünü de sözlerine ekledi.

"Hastaların aslında tahliye beklerken öldüğünü biliyoruz ve bu, sınırın sadece birkaç kilometre ötesinde yardımın mevcut olduğunu bilirken korkunç bir şey" dedi.

Refah, bombardımanın en yoğun olduğu dönemde, insani yardımın kısıtlanması ve binlerce gıda ve tıbbi yardım kamyonunun girişine izin verilmemesi nedeniyle son derece siyasi hale gelmişti.

Birleşmiş Milletler, İsrail'i Filistinlilerin hareket özgürlüğüne ve uluslararası hukuka uygun olarak insani yardımın girişine izin vermeye çağırıyor.

ergty
Gazze'ye geri dönen yaklaşık bir düzine Filistinliden biri olan Najat Rubaie (orta sağda), çocukların annesiyle birlikte Gazze'ye döndükten sonra torunlarından birini kucaklıyor (AP)

BM sözcüsü Stephane Dujarric pazartesi günü, "İnsani yardım ve özel kargoların girişini görmek istiyoruz" dedi.

Ve insanların Refah sınır kapısından geçişi açısından, elbette Filistinlilerin uluslararası hukuka uygun olarak istedikleri gibi girip çıkabilmeleri gerekiyor.

Save the Children, "Refah ve tüm sınır geçiş noktalarının derhal ve acilen açılmasını ve insani yardımın güvenli ve kısıtlamasız geçişinin sağlanmasını" talep etti.

Pazar günü bir İsrail savunma yetkilisi, sınır geçiş noktasının her iki yönde toplamda 150-200 kişiyi taşıyabileceğini söyledi.

Yetkili, hastaların refakatçileriyle birlikte ayrılması nedeniyle gidenlerin geri dönenlerden daha fazla olacağını da ekledi.

Independent Türkçe


Trump, anket sonuçlarıyla övünse de istatistikler tersini söylüyor

ABD Başkanı Donald Trump, onay oranı düşüşte olmasına rağmen, anket sonuçlarının "şimdiye kadar aldığı en yüksek oran" olduğunu övünerek dile getirdi (Annabelle Gordon/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, onay oranı düşüşte olmasına rağmen, anket sonuçlarının "şimdiye kadar aldığı en yüksek oran" olduğunu övünerek dile getirdi (Annabelle Gordon/AFP)
TT

Trump, anket sonuçlarıyla övünse de istatistikler tersini söylüyor

ABD Başkanı Donald Trump, onay oranı düşüşte olmasına rağmen, anket sonuçlarının "şimdiye kadar aldığı en yüksek oran" olduğunu övünerek dile getirdi (Annabelle Gordon/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, onay oranı düşüşte olmasına rağmen, anket sonuçlarının "şimdiye kadar aldığı en yüksek oran" olduğunu övünerek dile getirdi (Annabelle Gordon/AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci döneminde onay oranları düşmesine rağmen, anketlerden "şimdiye kadar aldığı en yüksek" sonuçlar çıkması hakkında övünüyor.

Pazartesi gecesi Truth Social'da Trump, "Şimdiye kadar aldığım en yüksek anket sonuçları. Belli ki halk, şimdiye kadarki en iyi ekonomiye sahip güçlü ve kudretli bir ülkeyi seviyor!" diye yazdı.

Ancak Amerikalıların çoğu aslında ekonomi yönetimi de dahil, Trump'ın yaptığı işi beğenmiyor.

The Economist/YouGov'un yeni anketi, Amerikalıların yüzde 54'ünün Trump'ın başkan olarak çıkardığı işi onaylamadığını, sadece yüzde 40'ının onayladığını buldu. Trump, partisi içindeyse hâlâ güçlü bir onay oranına sahip; Cumhuriyetçilerin yüzde 86'sı yaptığı işi destekliyor.

Ekonomi özel olarak sorulduğunda Amerikalıların yüzde 53'ü Trump'ın bu konudaki tutumunu onaylamadığını, sadece yüzde 39'u ise onayladığını söylüyor.

Ocak ayı başlarında yapılan son Associated Press-NORC anketi, Trump için daha da vahim bir onay oranı gösteriyor. Amerikalıların neredeyse yüzde 60'ı Trump'ın yaptığı işi onaylamazken, sadece yüzde 40'ı onaylıyor. AP-NORC anketine göre, Trump'ın onay oranı geçen ağustosta yüzde 45'ken, o zamandan beri çoğu ay düşüş gösterdi.

Daha da fazla Amerikalı, yüzde 62'si, Trump'ın ekonomi konusundaki tutumunu onaylamadığını söylerken, yüzde 37'si onayladığını belirtti.

Yakın zamandaki bir Reuters/Ipsos anketindeyse Trump'ın onay oranı yüzde 38'e düştü. Reuters'a göre bu anketin sonucu, Trump'ın ikinci dönemindeki en düşük onay oranıyla denk.

Trump yönetimi, özellikle geçen ay Minneapolis'te federal ajanların Renee Good ve Alex Pretti'yi öldürdüğü olaylar olmak üzere Minnesota'daki sert göçmenlik politikası nedeniyle son zamanlarda eleştirilerin hedefi oldu.

Reuters/Ipsos anketine göre, Trump'ın göçmenlik konusundaki onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesine geriledi; ankete katılanların yüzde 53'ü konuyu ele alış biçimini onaylamazken, sadece yüzde 39'u onayladı.

Federal verilere göre, enflasyon Aralık 2025'te yıllık bazda yüzde 2,7'de sabit kalırken, birçok Amerikalı hâlâ hayat pahalılığıyla mücadele ediyor.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu Tüketici Fiyat Endeksi'ne göre, geçen aralık ayında market fiyatları yüksek kaldı; kavrulmuş kahve yıllık bazda yüzde 18,7, çiğ kıymaysa yüzde 15,5 arttı. Federal hükümetin ocak ayı enflasyon rakamlarını 11 Şubat'ta açıklaması bekleniyor.

Trump, 2026 ara seçimleri öncesinde seçmenleri, yönetiminin "coşan" bir ekonomi yarattığına ikna etmeye çalıştı; bunu yakın zamanda Iowa'da yaptığı bir konuşmada da dile getirmişti. Ancak anketlere bakıldığında, Amerikalıların çoğu onun anlattıklarına inanmıyor.

Independent Türkçe