Cezayir, Taliban’ın başarısının Sahel bölgesinde tekrarlanmasından endişe ediyor

Afrika’daki terör örgütleri taktiksel öncelik olarak önce merkezi yönetimi zayıflatmak amacıyla sivilleri hedef alıyor. Tehlikeli ve giderek artan saldırılar düzenleniyor.

Cezayir Dışişleri Bakanı, Mali'de güvenlik kriziyle ilgili düzenlenen bir toplantıya katıldı (Cezayir Devlet Televizyonu)
Cezayir Dışişleri Bakanı, Mali'de güvenlik kriziyle ilgili düzenlenen bir toplantıya katıldı (Cezayir Devlet Televizyonu)
TT

Cezayir, Taliban’ın başarısının Sahel bölgesinde tekrarlanmasından endişe ediyor

Cezayir Dışişleri Bakanı, Mali'de güvenlik kriziyle ilgili düzenlenen bir toplantıya katıldı (Cezayir Devlet Televizyonu)
Cezayir Dışişleri Bakanı, Mali'de güvenlik kriziyle ilgili düzenlenen bir toplantıya katıldı (Cezayir Devlet Televizyonu)

Ali Yahi/Muhabir
Afrika’nın orta iklim kuşağında yer alan Sahel bölgesindeki (Burkina Faso, Çad, Mali ve Nijer) terör saldırılarının artması, kendi içinde ve bölgesel olarak birçok kaosla karşı karşıya olan Cezayir'in endişe kaynaklarından biri haline geldi. Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra’nın Mali'ye gidişi ve Nijer ile Çad'dan bazı yetkililerin Cezayir'i ziyaret edişi, bölgedeki kötüleşen durumun neden olduğu endişeyi doğrular nitelikteydi.

Endişeyle birlikte toplu eylem çağrısı
Nijer, Mali, Burkina Faso ve Çad'ı sarsan son terör saldırılarının ardından Cezayir, son haftalarda ve günlerde bazı Sahel ve Sahra altı ülkelerinde meydana gelen tehlikeli terör saldırılarının yeniden başlaması ve giderek artmasının, kendileri için büyük bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı. Cezayir Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Sivil halkı hedef alan terör eylemleri, insanlığa karşı suç niteliği taşımakta, Afrika kıtasının tamamının güvenliği ile uluslararası barış ve güvenlik açısından rahatsız edici bir tehdit oluşturmaktadır” ifadeleri yer aldı. Çok sayıda insanın hayatına mal olan terör saldırılarını şiddetle kınayan bakanlık, ‘bu belayı ortadan kaldırmak için toplu eylemin güçlendirilmesi amacıyla bölgesel ve uluslararası iş birliğine hazır olduklarını’ ifade etti.
Bakanlığın açıklamasına göre Afrika Terörizm Çalışma ve Araştırmaları Merkezi (ACSRT) ve Afrika Polis İşbirliği Teşkilatı (AFRIPOL) gibi kıta güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik kuruluşlara ev sahipliği yapan ve Afrika Birliği (AfB) Terörle Mücadele Koordinatörü olan Cezayir, kıtanın terör belasına karşı mücadelesini daha etkin hale getirmek ve geliştirmek için toplu eylemin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca AfB’ye, Afrika genelinde insanların hayatlarını ve onurlarını korumak için iş birliğini ve karşılıklı desteği yoğunlaştırma çabalarının biran önce başlatılması çağrısı yapıldı.

Sivilleri hedef alan büyük terör saldırıları düzenlendi
Nijer, 37 sivilin katledildiği Tillaberi bölgesindeki ilk saldırının üzerinden henüz bir hafta geçmemişken iki kanlı saldırıya daha tanık oldu. İkinci saldırı, 19 sivilin ölümüne iki sivilin de yaralanmasına neden olurken teröristler 9 Ağustos’ta da Valanzandan köyünde bir tarlada çalışan köylüleri hedef almıştı. Saldırı sonucu 15 sivil ölmüş, iki sivil yaralanmıştı. 25 Temmuz'da Wei köyünde 14 sivilin öldüğü bir başka terör saldırısından sadece üç gün sonra 28 Temmuz'da -Banibango İlçesine bağlı Dai Koko köyünde düzenlenen terör saldırısında 19 sivil katledildi.
Mali’de ise ülkenin orta kesimlerinde, askeri bir konvoy teröristlerce hedef alındı. Pusu kurulan konvoya ateş açıldı. Saldırıda 11 asker öldü, 10 asker yaralandı. Saldırı, Mali ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nde görev yapan Avrupalı askerlerin, DEAŞ ve El Kaide militanlarına karşı mücadele ettikleri bir bölgede gerçekleşti. Yine Mali'nin orta kesimlerinde bu ayın başlarında üç köye silahlı kişilerce düzenlenen baskınlarda 50'den fazla sivil hayatını kaybetti.
Öte yandan Burkina Fasolu yetkililer, sivillere eşlik eden bir askeri konvoyun silahlı kişilerce saldırıya uğradığını, saldırıda 65’i sivil, 15’i asker olmak üzere 80 kişinin öldürüldüğünü açıkladılar.
Çad’da da Çad Gölü bölgesinde devriye gezdikten sonra istirahata çekilen askerleri hedef alan terör saldırısında 26 asker ölmüş, çok sayıda asker yaralanmıştı. Çad Ordu Sözcüsü Azem Bermandoa Agouna, olay sonrası yaptığı açıklamada, sekizi ağır olmak üzere 14 askerin yaralandığını aktardı.
Terör saldırılarının artması ve güvenlik durumunun kötüleşmesi, Cezayir Genelkurmay Başkanı Said Şangariha’yı alarma geçirdi. Şangariha, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Mali Özel Temsilcisi El-Ghassim Wane ile yaptığı görüşmede, “Sahel bölgesi, tüm bölge genelinde durumu daha da kötüleştiren, yerel nüfusun sosyal ve ekonomik koşullarını ciddi şekilde etkileyen ve daha güvenli bölgelere göç etmelerine neden olan terör eylemlerine tanık oluyor” ifadelerini kullandı. Kapsamlı bir güvenliğin olmayışından yararlanan ve bu durumun son derece endişe verici seviyelere ulaşmalarına izin veren ülkeler arası organize suç eylemlerine işaret eden Şangariha, krizin çözümünün, nüfusun gelişimi konularının fiilen ele alınmasından geçtiğini ve bu konuda BM ve AfB arasında ortak bir çaba olduğunu kaydetti.

Sahel ülkelerinin merkezi yönetimleri zayıflar mı?
Uluslararası ilişkiler ve Afrika uzmanı siyaset bilimci Prof. Dr. Mebruk Kahi, bu konuda The Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Cezayir’in endişesinin, terörü 1990’lı yıllarda yaşanan acı deneyimden bildiği ve Sahel ülkelerinin içinde bulunduğu kötü durumun gayet iyi farkında olduğu düşünüldüğünde, samimi bir niyetten kaynaklandığı anlaşılabilir. İlk etapta sivilleri hedef alan bu tehlikeli ve giderek artan saldırılar, Sahel ülkelerinin merkezi yönetimlerini zayıflatmayı ve bu ülkeleri Somali modeline sürüklemeyi amaçlıyor.”
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Kahi, saldırıların, arkalarındaki yabancı taraflarca iyi planlandıklarını ve bir bütün olarak bölgenin güvenliğini hedef aldığını söyledi.
Sahel ve Sahra altı bölgesinin Mali, Nijer, Çad, Libya ve hatta Cezayir'den başlayarak istisnai bir aşamadan geçtiğini belirten Kahi, bu ülkelerin sorunlarını çözmeye yaklaştıkça artan saldırıların artmasının, bu saldırıların arkasında yabancı güçlerin olduğu hipotezini güçlendirdiğinin altını çizdi.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un bölgede faaliyet gösteren şüpheli grupların eline çok sayıda silahın geçmesi karşısında kılını kıpırdatmayan büyük güçlerin gözü önünde bölgede faaliyet gösterdiklerine ilişkin açıklamalarına dikkati çeken Kahi, Cezayir’in Sahel ülkelerinde merkezi yönetimlerin çöküşünden ve bölgenin terörle birlikte organize suç eylemlerinin yuvası haline gelmesinden endişe duyduğunu vurguladı.
Kahi, Cezayir Dışişleri Bakanı Lamamra'nın bu bağlamdaki hamlelerinin, Cezayir'in söz konusu ülkelerin yanında olduğunu göstererek Sahel ülkelerinde güvenlik ve istikrar ivme kazandıracağını da sözlerine ekledi. Krizden çıkmanın tek yolunun Cezayir Barış ve Uzlaşı Anlaşması'na uyulması olduğunu söyleyen Kahi, “Başka bir alternatif yol yok. Terör eylemleri, özellikle uzak bölgelerdeki savunmasız sivillerin en zayıf halkasını hedef aldığından bir çaresizlik durumunu ifade ediyor” şeklinde konuştu.

Yeni terör taktikleri, teknikleri ve uygulamaları
Terör örgütleri Sahel bölgesinde faaliyet alanlarını genişlettikçe stratejik önceliklerinde değişikliklere gidiyor gibi görünüyorlar. Özellikle bazı ülkelerin askeri güçlerini azaltmalarından faydalanarak terör eylemlerini Sahel bölgesi dışına taşıyacak ülkelerin sınırlarındaki belirli alanlar başta olmak üzere yeni taktik, teknik ve uygulamalarla terör eylemlerine hız kazandırdılar.
Siyaset bilimci uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Abir Necva ise konuya ilişkin değerlendirmesinde, Afrika kıyılarının uçsuz bucaksız ve engebeli olmasının burayı, yasadışı göç, terör ve uyuşturucu kaçakçılığına uygun bir ölüm üçgenine dönüştürdüğünü söyledi. Buranın, uluslararası güçlerin uranyum, altın, petrol ve diğer doğal kaynaklar için rekabet edebilecekleri bir alan olduğuna dikkati çeken Necva, meşruiyet ile ilgili krizler ve dış müdahale nedeniyle sürekli darbe yapılan hükümetlerin kırılganlığı nedeniyle Sahel ülkelerinin yapısal engellerle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Bölgedeki terör tehditleri ve organize suç ağlarının yanı sıra özellikle Muammer Kaddafi rejiminin yıkılmasından sonra Libya'daki savaşçıların Sahel bölgesindeki ülkelerine dönmelerinin, 6 bin kilometreyi aşan kara sınırının güvenliğini sağlamaya çalışan Cezayir için bir yük getirdiğini belirten Necva, “Bu nedenle, istikrarsızlığın bölgeye dönüşü, kıyı ülkeleri Moritanya, Nijer ve Mali ile sınırları olan Cezayir'in kaygısını artıracaktır” yorumunda bulundu.

Taliban’a tebrik mesajları korkuları artırıyor
Cezayir'in korkularını artıran nedenin, Taliban Hareketi’nin Afganistan’ı ele geçirmesi ve bunun dünyanın dört bir yanındaki terör örgütlerini, aynı senaryoyu bulundukları ülkelerde, bu ülkelerin kırılgan durumlarından ve tükenmiş haldeki yerel ordularının zayıflığından yararlanarak uygulamaya cesaretlendirmesi olduğu kesin.
Mali ve Batı Afrika’da faaliyet gösteren El Kaide bağlantılı Cemaat Nusratu’l-İslam vel-Muslimin (JNIM) lideri İyad Ag Gali’nin Taliban’ı kutlaması ve bu kutlamayı Fransa’ya yönelik tehdit açıklamalarının takip etmesi, Afrika kıyılarının, Cezayir’in endişesini gerçeğe dönüştürecek daha fazla gerilime doğru sürüklendiğini gösterdi. Gali’nin Fransa’nın, terörle mücadele için uluslararası koalisyon adı altında yıllarca süren çabasının ardından hedeflerine ulaşamayınca, Mali’den çekilmeye ve askeri operasyonunu bitirmeye karar verdiğini söylemesi, Batı Afrika’da Taliban senaryosunun tekrarlanmasına yönelik bir arayış olduğunu teyit eder nitelikteydi.



İsrailli yetkililer: İran'a karşı savaş, belirlediğimiz hızda ilerlemiyor

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordu komutanlarıyla bir toplantı düzenliyor (İsrail Savunma Bakanlığı)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordu komutanlarıyla bir toplantı düzenliyor (İsrail Savunma Bakanlığı)
TT

İsrailli yetkililer: İran'a karşı savaş, belirlediğimiz hızda ilerlemiyor

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordu komutanlarıyla bir toplantı düzenliyor (İsrail Savunma Bakanlığı)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordu komutanlarıyla bir toplantı düzenliyor (İsrail Savunma Bakanlığı)

ABD Başkanı Donald Trump'ın ve İsrail'deki askeri ve siyasi liderlerin iddialarının aksine, İsrail Kamu Yayın Kurumu (KAN 11), İsrailli güvenlik yetkililerinin ‘İran'daki savaş hedeflerini yeniden değerlendirmeleri gerektiği’ yönündeki itiraflarını aktardı. Yetkililer, “Belirlediğimiz hızda ilerleyemiyoruz” açıklamasında bulundular.

İsrail ordusu, hiç vakit kaybetmeden bunu yalanlayıp askeri başarıların her geçen gün arttığını vurgulayarak İran'da hâlen binlerce hedef olduğunun altını çizdi. Aynı yetkililer, savaşın başında Tel Aviv'in İran'a yönelttiği ilk saldırının beklentileri aştığını, ancak İran halkını rejime karşı sokaklarda büyük çaplı protestolar düzenlemeye ikna etmenin son derece zor olduğunu, bundan dolayı ABD ve İsrail’in İran'da savaşın gidişatını etkileyeceği tahmin edilen daha büyük hamleler planladıklarını belirttiler.

İsrail'in askeri istihbarat birimi AMAN Sözcüsü, savaş ve bugüne kadarki sonuçlarına ilişkin bazı dikkat çekici verileri içeren iki ayrı açıklama yayınladı. AMAN Sözcüsü, “İran rejimi zayıf ve istikrarsız.  Bunu vatandaşlarından gizlemeye çalışıyor” dedi.

Sözcü, şöyle devam etti:

“Beklentilerimizin ötesinde, büyük başarılar elde ettik ve bu başarılar her geçen gün artıyor.”

Binlerce hedef

İsrail'in planında ‘İran rejimine ait tüm sistemleri ve kapasiteleri ortadan kaldırmanın’ yer aldığını söyleyen Sözcü, “İran'da binlerce başka hedefimiz var” diye vurguladı.

AMAN Sözcüsü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Balistik füze sistemini vurduk, 700'den fazla füzeyi imha ettik ve fırlatma rampalarının yüzde 75'ini, yani toplam 400 rampanın 300'ünü devre dışı bıraktık. Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) kalan 100 adet füze fırlatma rampası ise yeraltında ve dağların kalbinde bulunduğu için akıllı bombalarla ABD uçakları tarafından imha edilecek.”

r4gt
Cuma günü Tahran'ın güneyinde düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz altında hayatta kalanları arayan kurtarma ekipleri (AP)

İsrail ordusu, savaşın uzaya da sıçradığını iddia etti. İran'ın Kudüs yakınlarındaki İsrail uydu sinyallerini alan istasyonu bombaladığı ve burada hafif hasara yol açtığı belirtildi. İsrail uçakları ise Tahran'daki bir uzay merkezini imha etti. Bu merkezde, 2024 eylülünde fırlatılan İran uydusu ‘Şemran 1’ geliştirilmişti.

İsrail ordusu, bunun İran'ın uzay endüstrisine yönelik ikinci saldırı olduğunu açıkladı.

AMAN ise, saldırılar sonucunda İran'ın füze fırlatma rampalarının yaklaşık yüzde 70'inin hizmet dışı kaldığını ve İran'ın füze üretim kapasitesinin şu anda tamamen durmuş olduğunu belirtti. Ayrıca İran’ın, savaşın ilk iki haftasında İsrail'e 290 füze ve 500 insansız hava aracı (İHA) ile saldırdığını ve ilk günlerden sonra her turda bu sayıda belirgin bir düşüş görüldüğünü vurguladı.

Yeni yer altı tesisleri

İsrail ordusu şimdiye kadar, DMO ile bağlantılı tesisler, bakanlıklar, komuta merkezleri, iç güvenlik birimleri ve Besic güçleri dahil olmak üzere İran rejimine ait yaklaşık 2 bin 200 hedefe saldırı düzenledi. Bu saldırılar özellikle başkent Tahran'da yoğunlaştı. AMAN, binaların içinde yakalanan unsurlar sayesinde tespit edilen hedeflere öncelik verdiğini açıkladı.

İran rejimi, geçtiğimiz haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana, yaklaşık bin adet ek balistik füze üretmeyi ve gelecekteki saldırıları zorlaştıracak yeni yeraltı tesisleri kurmayı başardı. Bu durum, İsrail ve ABD’nin beklentilerini aştı.

efrv
Maxar uydusundan çekilen bu fotoğraf, ABD'nin İran'ın Kum kenti yakınlarındaki yeraltı nükleer tesisine saldırı düzenlemesinin ardından Fordo Nükleer Tesisi’ni gösteriyor (Arşiv - Reuters)

Ancak buna karşılık, İsrail ordusunun açıklamasına göre İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları, hava kuvvetleri arasındaki iş birliği sayesinde sıklığı, niteliği, başarısı ve sonuçları açısından ‘beklentilerin ötesine geçti’.

AMAN’ın çabalarıyla titizlikle hazırlanmış bir plan uygulandı. Bu plan sayesinde istihbarat birimleri, ayrıntılı bir istihbarat tablosu oluşturmayı ve ‘kapsamlı bir hedef veritabanı’ oluşturmayı başardı.

İsrail ordusu, babasının öldürülmesinin ardından Mücteba Hamaney'in lider olarak atandığını belirterek, sağlık durumunun karar alma sürecini etkileyip etkilemediğinin belirsiz olduğunu ifade etti.

İranlılar ise ABD-İsrail saldırılarına misilleme olarak enerji sektörünü vurma yönünde stratejik bir karar aldı. Hürmüz Boğazı’ndaki deniz yolunu kapattı. Bu gelişme, ABD’nin İran’ın Hark Adası’na saldırmasına neden oldu.

İran, bu yılın ocak ayında ülkenin çeşitli şehirlerinde protestoların patlak verdiği ekonomik ve mali krize rağmen askeri kapasitesini yeniden inşa etmek için kaynak ayırmaya devam etti.


İsrail, Lübnan’ın güney sakinlerinin geri dönüşmesi için kuzeyinde güvenliğin sağlanmasını şart koştu

Askeri gerginliğin tırmanmaya devam ettiği bir ortamda, Lübnan sınırında onlarca İsrail askeri (Reuters)
Askeri gerginliğin tırmanmaya devam ettiği bir ortamda, Lübnan sınırında onlarca İsrail askeri (Reuters)
TT

İsrail, Lübnan’ın güney sakinlerinin geri dönüşmesi için kuzeyinde güvenliğin sağlanmasını şart koştu

Askeri gerginliğin tırmanmaya devam ettiği bir ortamda, Lübnan sınırında onlarca İsrail askeri (Reuters)
Askeri gerginliğin tırmanmaya devam ettiği bir ortamda, Lübnan sınırında onlarca İsrail askeri (Reuters)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ‘Litani Nehri'nin güneyinde evlerinden göç etmek zorunda kalan yüz binlerce Güney Lübnan sakininin geri dönüşünü, İsrail'in kuzeyindeki halkın güvenliğinin sağlanmasına’ bağladı. Bu açıklama, İsrail ordusunun dün sabah, ön savunma hattını genişletmek ve Hizbullah'ın geri dönüşünü engellemek amacıyla sınır köylerindeki terörist altyapıları yıkmayı amaçlayan, Lübnan'ın güneyinde yoğun bir kara operasyonu başlatmasının ardından geldi. Bu gelişme, askeri tırmanışa geniş destek olmasına rağmen, İsrail'in ‘Lübnan bataklığına’ saplanma korkusunun artmasıyla birlikte gerçekleşti.

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı kaynaklar, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın ‘İsrail ile müzakere çağrısında ısrar ettiğini, çünkü diğer seçeneklerin ülkeyi bugünkü duruma sürüklediğini’ belirttiler. Kaynaklar, Cumhurbaşkanı Avn'ın ‘Lübnan'ın İran cephesindeki savaşın sona ermesinden sonra bekleme listesine alınmaması için müzakerelerin derhal başlatılmasını istediğini’ de sözlerine eklediler.


Trump’tan Hürmüz Boğazı'nın güvenliği için uluslararası çevrelere baskı

Dün Tahran'da bir konut binasına düzenlenen saldırının ardından ortaya çıkan yıkıntıların arasında çalışan kurtarma ekipleri (Reuters)
Dün Tahran'da bir konut binasına düzenlenen saldırının ardından ortaya çıkan yıkıntıların arasında çalışan kurtarma ekipleri (Reuters)
TT

Trump’tan Hürmüz Boğazı'nın güvenliği için uluslararası çevrelere baskı

Dün Tahran'da bir konut binasına düzenlenen saldırının ardından ortaya çıkan yıkıntıların arasında çalışan kurtarma ekipleri (Reuters)
Dün Tahran'da bir konut binasına düzenlenen saldırının ardından ortaya çıkan yıkıntıların arasında çalışan kurtarma ekipleri (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin güvenliğini sağlamaya katkıda bulunmaları için Washington'ın müttefiklerine yönelik baskılarını yoğunlaştırırken ‘bazı ülkelerin yardım etmeye hazırlandığını, bazılarının ise bu konuda oldukça istekli olduğunu’ söyledi. Ancak diğer ülkelerin tereddütlerinden duyduğu hoşnutsuzluğu dile getirdi.

Trump, dün Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, Washington'ın boğazı yeniden açacak askeri güce sahip olduğunu vurguladı. ABD güçlerinin mayın döşeme görevindeki 30 İran gemisinin tamamını hedef aldığını ekleyen Trump, ancak Tahran'ın mayınlama operasyonları için başka tekneler kullanabileceği konusunda uyardı. Trump, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun yakında boğazın güvenliğini sağlamaya katılmayı kabul eden ülkelerin listesini açıklayacağını belirtti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD güçlerinin İran’ın deniz seyrüseferini tehdit etme kapasitesini zayıflatmayı amaçlayan bir operasyon yürüttüğünü söyledi. Savaşın başlamasından bu yana İran'ın askeri tesislerini ve gemilerini hedef alan 6 binden fazla savaş uçuşu gerçekleştirildiğini belirten Amiral Cooper, Hark Adası'ndaki askeri mevzilere düzenlenen saldırıda 90'dan fazla hedefin imha edildiğini de sözlerine ekledi.

Savaşın 17’nci gününde, İsrail hava saldırıları Tahran ve İran'ın çeşitli bölgelerindeki askeri mevzileri ve altyapı tesislerini hedef aldı. Bu hedefler arasında uydu karşıtı saldırı yeteneklerini geliştirmeye yönelik bir tesis de bulunuyordu. İran ordusu, İsrail'in askeri sanayi tesislerine insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlediğini açıkladı. Öte yandan İsrail ordusu sözcüsü Yarbay Nadav Shoshani, İsrail'in İran'la savaşı en az üç hafta sürdürme planları olduğunu ve ordunun daha uzun süreli planlar da hazırladığını söyledi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise İran'ın uzun bir savaşa hazırlandığını ve yeterli miktarda füze ve insansız hava aracı stoğuna sahip olduğunu açıkladı.

Diğer taraftan İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) eski Genel Komutanı Muhsin Rızai'yi askeri danışmanı olarak atarken, babasının atadığı yetkilileri görevlerinde tuttu.