Zaferini kutlayan Taliban’dan kapsayıcı bir hükümet kurma sözü

Taliban’ın sözcüsü Zabihullah Mücahid, Kabil Havaalanı’nda konuşlu Taliban’ın özel harekat birimi Bedir 313 Tugayı’na hitap etti (Reuters)
Taliban’ın sözcüsü Zabihullah Mücahid, Kabil Havaalanı’nda konuşlu Taliban’ın özel harekat birimi Bedir 313 Tugayı’na hitap etti (Reuters)
TT

Zaferini kutlayan Taliban’dan kapsayıcı bir hükümet kurma sözü

Taliban’ın sözcüsü Zabihullah Mücahid, Kabil Havaalanı’nda konuşlu Taliban’ın özel harekat birimi Bedir 313 Tugayı’na hitap etti (Reuters)
Taliban’ın sözcüsü Zabihullah Mücahid, Kabil Havaalanı’nda konuşlu Taliban’ın özel harekat birimi Bedir 313 Tugayı’na hitap etti (Reuters)

Taliban Hareketi, dün gece, kalan ABD askerlerinden son grubun da Afganistan’dan ayrılmasından sonra zaferlerini kutladı. 20 yıl süren bir savaşın sona erdiği ülkede yeni bir sayfa açılırken Afganistan'da yeniden iktidar olan İslami hareket, önemli zorluklarla karşı karşıya kalacak.
Taliban ‘tarihi bir başarı’ olarak gördüğü ABD ordusunun Afganistan’dan tamamen çekildiğinin açıklanmasının ardından Kabil'de kutlama amacıyla havaya ateş açıldı. Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid, dün akşam ABD askerlerini taşıyan son uçağın da ülkeden ayrılmasından sadece birkaç saat sonra basın toplantısı düzenledi. Mücahid açıklamasında, “Afganistan’ı tebrik ederim. Bu hepimiz için bir zafer” ifadelerini kullandı. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre Mücahid, “ABD’nin yenilgisi, diğer işgalciler ve gelecek nesillerimiz için büyük bir derstir. Aynı zamanda dünyaya da bir ders niteliğindedir. Bu tarihi bir gün, tarihi bir an ve bundan gurur duyuyoruz” dedi. ABD ve dünya ile iyi ilişkilere sahip olmak istediklerinin altını çizen Mücahid, “İslam Emirliği, son 20 yıl boyunca cihat etti ve şimdi yeni bir hükümeti yönetme hakkına sahip oldu, ancak kapsayıcı bir hükümet kurmaya kararlı” şeklinde konuştu. Öte yandan ülkenin güneyinde, Taliban üyelerinin çoğunun kökeni olan Peştunların kalesi olarak görülen Kandahar'da da sevinç çığlıkları yankılandı. Afganistan'ın ikinci büyük şehirlerinde sokaklara dökülen Taliban destekçileri, gece kamyonetler ve motosikletlerle gövde gösterisi yaptı.
Zafer elde eden Taliban üyeleri, ABD’nin ülkeden çekilmesinin tamamlanmasının ardından dün sabah Kabil Havaalanı’nı gezdiler. Bedir 313 Taburu olarak adlandırılan, kamuflajlı üniforma ve haki renk postal giyen, Amerikan silahları ve siyah üzerinde beyaz renkle kelime-i şahadet yazılı bayraklar taşıyan Taliban’ın özel harekat birimi üyeleri burada fotoğraf çektirdi.
AFP, Kabil Havaalanı’nın hasar gördüğünü ve girişlerinin yakınlarında yerde boş mermi kovanlarının biriktiğinin görüldüğünü bildirdi. Taliban’ın 15 Ağustos’ta başkentin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana geçen 15 gün boyunca, ABD başta olmak üzere yabancı ülkeler tarafından gerçekleştirilen tahliye uçuşlarında yer alabilmek için havaalanı çevresine büyük kalabalıklar toplandı. Fakat Taliban Hareketi tarafından havaalanı çevresine kurulan kontrol noktaları nedeniyle çok sayıda Afgan havaalanının dışında mahsur kaldı. Dün ise söz konusu kontrol noktalarının biri dışında tamamı kaldırıldı.
Havaalanında ise Washington’ın Afgan ordusuna verdiği onlarca uçak ve helikopter, geri çekilmeden önce Amerikan güçleri tarafından tahrip edilerek bırakıldı.
Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie, düzenlediği basın toplantısında, ABD güçlerinin yaklaşık 73 uçağı ‘silahsızlandırdığını’, yani hasar verdiğini ve tekrar çalışamaz hale getirdiğini söyledi. Bu uçakların bir daha uçamayacağını vurgulayan McKenzie, “Onları artık kimse kullanamayacak” dedi. Uçakların kokpit camlarının kırıldığı ve lastiklerinin patlatıldığı bildirildi. ABD ordusu ayrıca her biri bir milyon dolara mal olan, 70 mayına dayanıklı 27 adet zırhlı Humvee model askeri aracı da kullanılamaz hale getirdi. İki hafta süren tahliye uçuşlarının sonunda, çoğu Afgan olan yaklaşık 123 bin kişinin ülkeyi terk etmesine izin verildi.
ABD ayrıca, Kabil Havaalanı’nı korumak için kurulan ve Pazartesi günü DEAŞ tarafından havaalanına fırlatılan beş füze saldırısını önleyen C-RAM füze savunma sistemini de imha etti. General McKenzie açıklamasında, “Bu sistemlerin sökülmesinin karmaşık ve zaman alıcı bir prosedür olması nedeniyle onları tekrar kullanılamayacak şekilde silahsızlandırdık” dedi.

Yaklaşık 2 bin 500 askere ve 2 milyar 313 milyon dolara mal oldu
ABD ordusunun Afganistan’dan çekilmesi, ABD Başkanı Joe Biden tarafından belirlenen tarihten 24 saat önce sona erdi. Brown Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre ABD’nin Afganistan’da geçirdiği 20 yıl ona yaklaşık 2 bin 500 askere ve 2 milyar 313 milyon dolara mal oldu. Sonunda ise Taliban'ın hızlı zaferini öngörememesi ve tahliyeleri yönetememesi nedeniyle imajı zedelenmiş olarak Afganistan'dan ayrıldı.
AFP, Taliban’ın, artık iktidarda olduklarına göre kırk yılı aşkın bir süre devam eden bir savaştan çıkan dünyanın en fakir, diplomatik olarak izole edilmiş ülkelerinden biri olan Afganistan’daki zorluklarla baş etmek zorunda kalacağını bildirdi.
Bu zorluklardan birinin, eğitimli ve kültürlü nüfusun haklı olarak Taliban’a karşı duyduğu şüphecilik olduğuna işaret eden AFP, Afganların çoğunun, Taliban’ın iktidarda olduğu ve katı bir şeriat yorumu uyguladığı, kadınların çalışma, kız çocuklarının ise okula gitme haklarına sahip olmadıkları, siyasi muhaliflerin idam edildiği ve etnik azınlıklara zulüm gördüğü 1996-2001 dönemini hâlen hatırladıklarını vurguladı. 20 yıl sonra Taliban, kadın hakları da dahil olmak üzere farklı bir politika benimsemeyi planladığını öne sürüyor. Ayrıca kapsayıcı bir hükümet kurma sözü veren Taliban, bu sebeple eski Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ile temas kurdu. Taliban’ın 1990'lı yıllardaki yönetimi sırasında zulme uğrayan Şii Hazara azınlığı ile görüşmeleri için temsilciler gönderdi. Halkın her şeyden önce şiddetin sona ermesini istediği ülkenin bazı kırsal bölgeleri, Taliban'ın yeniden iktidara gelmesini memnuniyetle karşılasa da, birçok Afgan yalnızca eylemleri nedeniyle yargılanabilecekleri konusunda uyardı. AFP’nin haberine göre şehirlerdeki kadınların çoğunun halen evlerinden dışarıya çıkmamış olması güvensizliğin boyutunu ortaya koyuyor.
Taliban’ın karşı karşıya olduğu bir diğer zorluk da, daha önce uluslararası yardımların, gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 40'ından fazlasını oluşturmasıydı. Ancak bugün bu yardımların büyük bir kısmı askıya alındı ve Taliban’ın Afganistan Merkez Bankası'nın çoğu yurt dışında bulunan fonlara erişimi bulunmuyor. Washington, Taliban’ın ABD’deki Afganistan fonlarına erişemeyeceğini daha önce açıklamıştı. Bu nedenle Taliban devlet çalışanlarının maaşlarını ödemek ve altyapıyı (su, elektrik ve iletişim) yönetmek için derhal para bulmak zorunda kaldığında durum tam bir felakete dönüşebilir.
Taliban, ekonomik krizin yanı sıra önemli ve dramatik bir başka eksiklikle; beyin göçüyle karşı karşıya kalacak. Hukukçu, memur ve teknisyen gibi eğitimli çok sayıda Afgan son haftalarda tahliye uçuşlarıyla ülkeyi terk etti. Taliban’ın geçtiğimiz hafta Batılıları, ülkenin ihtiyaç duyduğu mühendisler gibi Afgan profesyonelleri değil, yalnızca yabancıları tahliye etmeye çağırması, bu konudaki endişesini ortaya koydu.
Uluslararası tecrit açısından çoğu ülke, Kabil’deki diplomatik misyonlarını askıya almış veya kapatmış olsa da, bugün Taliban’ın yurtdışında daha fazla tanınma arayışında olduğu görülüyor. Taliban Hareketi, Pakistan, İran, Rusya, Çin ve hatta Katar gibi bölgesel güçlerle temaslarını sürdürüyor. Ancak henüz hiçbiri Kabil'deki yeni rejimi tanımadı. ABD ise Taliban'ın meşruiyetini ‘hak etmesi’ gerektiğinin altını çizdi.
Diğer yandan DEAŞ’ın Afganistan uzantısı olan DEAŞ-Horasan Örgütü tarafından 26 Ağustos'ta Kabil Havaalanı yakınlarında düzenlenen terör saldırısı, Taliban'ın ülkenin yönetimini ele geçirmesinin terör örgütlerinin yarattığı tehditleri sona erdirmediğini ve terör sorununun devam edeceğini gösterdi. Afganistan halkını, savaşçılarının yıllardır ülkede gerçekleştirdiği aynı tür saldırılara karşı savunmak zorunda olduğundan bu durum, Taliban’ın karşı karşıya olduğu, ancak aynı zamanda karmaşık olan bir başka zorluğu teşkil ediyor.  

 


Trump, İran ve Ukrayna savaşları üzerine BM’de yoğun görüşmeler gerçekleştiriyor

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump, İran ve Ukrayna savaşları üzerine BM’de yoğun görüşmeler gerçekleştiriyor

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu’daki istikrarsız tablo ve arabuluculuk girişimlerine rağmen gerileme emaresi göstermeyen, beşinci yılına giren Ukrayna savaşı gölgesinde, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kapsamında dört kıtadan liderlerle yoğun bir görüşme trafiğine hazırlanıyor.

Trump’ın bugün Genel Kurul’a katılan delegelere hitap etmesi, ardından en az 11 dünya lideriyle ikili veya toplu görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor. Trump’ın konuşmasının içeriği henüz netlik kazanmazken, ABD Başkanı geçen yılki konuşmasında iklim politikaları ve kitlesel göç gibi çeşitli nedenlerle bazı ülkelerin ‘cehenneme doğru gittiğini’ söyleyerek büyük yankı uyandırmıştı.

Trump’ın günün ilerleyen saatlerinde Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Venezuela’nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ve Körfez ülkelerinin temsilcileriyle görüşmesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Trump, akşam saatlerinde düzenlenecek liderler resepsiyonunda onlarca liderle kısa görüşmeler de gerçekleştirebilir.

Trump, dün Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmüştü. ABD Başkanı’nın bugünkü programına başka görüşmelerin de eklenmesi muhtemel.

Liderlerle yapılacak görüşmelerin uzun listesi, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde dış politikaya verdiği önemi yansıtıyor. Trump bu dönemde çeşitli savaşlara müdahil olurken, uzun yıllardır devam eden ittifakları sorguladı, müttefiklerini işgal etmekle tehdit etti ve 10’dan fazla çatışmada arabuluculuk girişiminde bulundu. Bu girişimlerin sonuçları ise farklı düzeylerde başarı gösterdi.

Trump’ın destek oranı düştü

Ancak ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın ciddi sonuçları oldu. Savaş, küresel akaryakıt fiyatlarının yükselmesine, Trump’a yönelik destek oranlarının gerilemesine ve kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde yarışan Cumhuriyetçiler açısından bir sınav oluşmasına yol açtı. Reuters/Ipsos tarafından dün yayımlanan bir ankete göre, Trump’a yönelik destek oranı, Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı isimlerin hayat pahalılığıyla mücadele yöntemine yönelik hoşnutsuzluğu sürerken tüm zamanların en düşük seviyesi olan yüzde 32’ye geriledi.

Müttefikler ve siyasi rakipler ayrıca Trump’ın, Maduro’nun ocak ayında ABD güçleri tarafından kaçırılarak uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla karşı karşıya kalmak üzere New York’a götürülmesinin ardından Trump yönetiminin desteğiyle iktidara gelen Rodriguez ile gerçekleştireceği ilk görüşmeyi yakından takip edecek.

Trump’ın müttefikleri, ABD’nin Venezuela’nın petrol sektörünü Amerikan yatırımlarına açmak amacıyla Rodriguez yönetimiyle birlikte çalıştığını belirtiyor. Ancak Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Trump yönetiminin Güney Amerika ülkesinde yeni seçimlerin yapılması yönünde yeterli baskıyı uygulamadığını savunuyor.

Trump, Danimarka ve Grönland liderleriyle gerçekleştireceği görüşmede, adadaki ABD askeri varlığını güçlendirmeyi ve jeopolitik rakiplerin varlığını sınırlandırmayı amaçlayan bir anlaşma imzalayacak. Danimarka ve Grönland yetkilileri, anlaşmanın Trump’ın daha önce Grönland’ı güç kullanarak ele geçirme ihtimaline ilişkin açıklamalarına son vermesini umuyor.


Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
TT

Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı bağımsız bir bilimsel komite, OpenAI şirketine ait yapay zekâ "ajanlarının" Hugging Face sistemlerine sızmasını ve ardından yaşanan benzer vakaları, insanlığın bu tür gelişmiş teknolojileri kontrol altında tutma konusunda yetersiz kaldığının kanıtı olarak değerlendirdi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekânın getirdiği risklere yönelik artan uyarıları reddetmesine rağmen, "süper yapay zekâ" için bir koordinatör (çar) atamaya hazır olduğunu belirtti.

Dünyanın farklı bölgelerinden 40 bağımsız uzmandan oluşan Uluslararası Bağımsız Yapay Zekâ Bilimsel Komisyonu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun New York’ta düzenlenecek 81. dönem yıllık üst düzey toplantıları öncesinde, dün ilk raporunu yayımladı.

“Yapay zekâ ajanları, uyumsuzluk ve insan kontrolünü kaybetme riski” başlıklı raporun eş başkanı ve prestijli Turing Ödülü sahibi Yoshua Bengio, “Araştırmacılar uzun süredir kontrolün kaybedilmesine yol açabilecek üç koşula dikkat çekiyor: hedefin yanlış belirlenmesi, bu hedefi takip etme kapasitesi ve buna izin veren bir ortam” dedi. Bengio, “Bu yaz, bu üç koşul laboratuvarda değil, gerçek sistemde bir araya geldi” ifadelerini kullandı.

Komisyon, buradan çıkarılacak açık dersin temel siber güvenlik uygulamalarının göz ardı edildiği ve güvenlik önlemlerinin teknolojinin yeteneklerine ayak uyduramadığı olduğunu belirtti.

Yapay zekâ ajanlarına daha geniş yetkiler verilmesi, onların davranışlarının ve kararlarının açıklanabilmesini gerektiriyor. (Getty Images)
Yapay zekâ ajanlarına daha geniş yetkiler verilmesi, onların davranışlarının ve kararlarının açıklanabilmesini gerektiriyor. (Getty Images)

Raporda ikinci endişe kaynağının “daha tehlikeli” olduğu belirtildi. Buna göre mevcut eğitim yöntemleri, yapay zekâ “ajanlarını” kendi hedeflerini benimsemeye, güvenlik talimatlarını kasıtlı olarak ihlal etmeye ve gerçekleştirdikleri eylemleri gizlemeye yöneltebilir. Bu durum, “ajanların” güvenlik önlemlerini anlayıp bunlara karşı plan yapabilecek seviyeye gelmesi halinde, bugün tasarlanan güvenlik mekanizmalarının işe yarayıp yaramayacağı konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Raporda, “geleneksel koruma modeli çözülmeye başlıyor” değerlendirmesine yer verildi.

Komisyon, raporun kontrolün geniş çapta kaybedileceğini öngörmediğini ve mevcut belirsizliği bu sistemlerin kontrol edilebilir kalacağının kanıtı olarak da değerlendirmediğini vurguladı. Raporda ayrıca yönetişim alanındaki zorluğun yapay zekâ modellerinden yapay zekâ ajanlarına doğru kaydığı belirtildi.

Yapay zekâ mühendisliği ve güvenliği uzmanı, komisyon üyesi Qinghua Lu, yüksek riskli diğer sektörlerde kullanılan uygulamalara işaret ederek, “Havacılık, tıp ve siber güvenlik; olayların raporlanması, bağımsız denetim ve çok katmanlı güvenlik önlemleri yoluyla yüksek riskli sistemleri yönetmeyi öğrendi” dedi. Lu, ancak yapay zekâ ajanlarının daha yetenekli ve özerk hale gelmesi ve izlenmelerinin zorlaşması durumunda bu uygulamaların yeterli olmayabileceğini belirtti.

Rapor, Washington’da siyasi atmosferin tamamen farklı bir seyir izlediği dönemde yayımlandı. ABD Başkanı Trump, sosyal medya platformları üzerinden yaptığı açıklamada bir “yapay zekâ gücü” oluşturmayı ve bunun başına bir “çar” atamayı planladığını duyurdu. Bu açıklama, Trump’ın kısa süre önce sektörün yeni güvenlik sınırlarına ihtiyacı olmadığı yönündeki ısrarından dikkat çekici bir dönüşe işaret ediyor. Trump, söz konusu gücü ilk başkanlık döneminde kurduğu Uzay Gücü’ne benzer şekilde oluşturacağını söyledi.

Trump ayrıntı vermedi ve “çar” pozisyonu için herhangi bir isim açıklamadı. Ancak göreve “yalnızca yüksek zekâya sahip kişilerin” başvurması gerektiğini belirtti.

Açıklamalar, Trump’ın yapay zekânın risklerine ilişkin şüphelerinin değişmediğini ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığı habere göre Trump, teknolojinin insanlık açısından risk oluşturabileceğine yönelik endişeleri “aldatmaca” olarak nitelendirdi ve bu uyarıları iklim değişikliği konusundaki aldatmacılıkla ve kendisinin görevden azledilmesine yönelik girişimlere yol açan skandallarla kıyasladı. Trump, bu tür endişelerin sorumluluğunu “radikal solcu Demokratlara” yükleyerek, yapay zekâ ve veri merkezlerinin geliştirilmesine karşı “hastalıklı bir komplo” bulunduğunu öne sürdü.

Trump, yönetiminin sektörü destekleyeceğini belirterek, “Büyümesini hiçbir şekilde engellemeyecek veya boğmayacağız” dedi; bunun yerine sektöre “değer vereceklerini, yardımcı olacaklarını ve izleyeceklerini” ifade etti. Trump ayrıca yapay zekânın adının “süper zekâ”, “aşırı zekâ” veya “üstün istihbarat” olarak değiştirilmesini de gündeme getirdi. Bunun yanı sıra bir “yapay zekâ gücü” kuracağını ve “yapay zekâ çarı” atayacağını açıkladı.

Trump’ın sözünü ettiği görev ise aylardır boş durumda. Trump, Aralık 2024’te David Sacks’ı “Beyaz Saray Yapay Zekâ ve Kripto Çarı” olarak atamıştı. Ancak Sacks daha sonra bu görevden ayrıldı.


Macron, Trump’la Kızıldeniz ve Ukrayna konusundaki görüşmelerini “yapıcı” olarak nitelendirdi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)
TT

Macron, Trump’la Kızıldeniz ve Ukrayna konusundaki görüşmelerini “yapıcı” olarak nitelendirdi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna ve Kızıldeniz’deki çatışmalar konusunda olumlu görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi.

Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta Trump ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Ele aldığımız bir diğer konu Kızıldeniz’deki durumdu... Bunun küresel fiyatlar açısından taşıdığı önem nedeniyle... Ardından Ukrayna ve Rusya konusunda uzun bir görüşme gerçekleştirdik” dedi. Macron, görüşmenin “çok iyi ve son derece yapıcı” geçtiğini belirtti.

Geniş ilgi gören görüşme öncesinde Fransız bir yetkili, Macron’un Trump ile “açık sözlü” bir şekilde konuşarak özellikle Ukrayna konusunda “doğru kararlara yönlendirmeye” çalışacağını söylemişti. Bu kapsamda Fransız Cumhurbaşkanı, ABD’li mevkidaşına Kiev’e hava savunma sistemleri sağlanmasının gerekliliğini vurguladığını belirterek, bunun “savunma amaçlı bir tedbir” olduğunu ifade etti.

Macron, Trump’ın görüşmeye “son derece açık” olduğunu ve “dünya barışı ile güvenliğimiz açısından açıkça önem taşıyan bu iki çatışmanın ayrıntılarını ele alabildiklerini” söyledi.

Macron, New York’a Kanada’nın Atlantik kıyısı açıklarında bulunan Fransız takımadaları Saint-Pierre ve Miquelon’dan geldi. Burada Kanada Başbakanı Mark Carney ile görüşmüştü. Carney, ABD ile Kanada arasında ticaret anlaşması yapılmasına yönelik müzakerelerin çıkmaza girmesi nedeniyle Trump ile sert bir tartışma yaşamış; bunun ardından iki ülke karşılıklı gümrük vergileri uygulamaya başlamıştı.

Macron’un ayrıca Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile de görüşmesi bekleniyor.