Rusya Bilimler Akademisi ve Doğu Bilimleri Enstitüsü Bilim Direktörü Vitaly Naumkin Şarku’l Avsat için yazdı: Rusya ve Çin, Afganistan’da da birlikteler

Taliban lideri Abdulgani Birader 28 Temmuz’da Pekin’de Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi bir araya geldi (AP)
Taliban lideri Abdulgani Birader 28 Temmuz’da Pekin’de Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi bir araya geldi (AP)
TT

Rusya Bilimler Akademisi ve Doğu Bilimleri Enstitüsü Bilim Direktörü Vitaly Naumkin Şarku’l Avsat için yazdı: Rusya ve Çin, Afganistan’da da birlikteler

Taliban lideri Abdulgani Birader 28 Temmuz’da Pekin’de Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi bir araya geldi (AP)
Taliban lideri Abdulgani Birader 28 Temmuz’da Pekin’de Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi bir araya geldi (AP)

Taliban Hareketi’nin Afganistan zaferinin ardından Rusya ve Çin arasındaki çıkar ve tutum benzerliği, bu ülkede de pozisyonlarını ve yakın ortaklığı güçlendirme olasılığının sinyallerini veriyor.
Çinli yetkililerin açıklamalarına ve basında yer alan haberlere baktığımızda, Pekin'in Afganistan’a yönelik tutumunun şuan için -spekülatif olsa da- aşağıdaki maddelerde sıralandığı gibi tanımlanabileceğini düşünüyoruz:
1-  Çin yönetiminin önceliği, ülkenin ulusal güvenliğini sağlamaya dayanıyor. Topraklarının doğrudan saldırıya açık olduğu durumlar dışında diplomatik yollarla anlaşmaya çalışacağından bu tutum, Rusya'nın tutumuyla aynıdır.
2 - Afganistan ve çevresini saran belirsizlik göz önüne alındığında, Pekin’in karar vermekte aceleci olmayacağı, ama dikkatli ve temkinli davranacağı ortada. Bunun nedeni, Çinliler için sahnenin henüz netleşmemiş olmasıdır. Çin de tıpkı ortaklarının çoğu gibi Taliban'ın Afganistan topraklarının Çin'e yönelik herhangi bir eylem için kullanılmayacağına dair güvenceleri de dahil olmak üzere tüm cömert sözlerini tutup tutmayacağını merak ediyorlar. Çinli yetkililer, Afganistan’daki gelişmelere ilişkin netleşmemiş bir siyasi çizgiyi takip etmekten kaçınacakları süreci (ciddi olaylar olmadığı sürece) uzun bir süre takip edebilirler. Çin diplomasisi, Taliban'ı terör örgütleri listesinden çıkarmaya yönelik hamleler yapmak için de acele etmeyecektir.
3 - Ortadoğu ve Orta Asya başta olmak üzere hemen hemen tüm bölgesel sorunlarda tam bir karşılıklı anlayış içerisinde olduğu Rusya ile son yıllarda yakınlaşma yolunu izleyen Pekin'in Afganistan politikasını Moskova ile koordineli hale getireceğini düşünmek için yeterince neden var. Böyle bir yol Pekin için herhangi bir risk taşımamakta, aksine onu daha da güçlendirmektedir. Elbette bununla beraber Afganistan üzerinde büyük bir nüfuzu olan Pakistan ile yakın koordinasyonunu da sürdürecektir.
4 - Pekin, Taliban’ın Uygurlar tarafından kurulan ayrılıkçı hareketin (Doğu Türkistan İslami Hareketi) etkisiz hale getirilmesine olan ilgisi nedeniyle, Taliban’a Doğu Türkistan İslami Hareketi’ne karşı sert bir çizgi izlemesi için baskı yapacaktır. Taliban, şimdiye kadar yolunun Uygur radikallerininkiyle örtüştüğünden şüphe edilmesini gerektirecek hiçbir neden sunmadı. Çünkü Pekin ile iyi ilişkiler kurmak Taliban için daha önemli. Ancak bazı Çinli uzmanlardan duyduğumuz kadarıyla Çin, geçmiş deneyimlere dayanarak Taliban'a koşulsuz olarak güvenmeye henüz hazır değil. Rus uzmanların değerlendirmelerinde de aynı ihtiyatlı tutumu görüyoruz. Fakat Moskova'nın Taliban Hareketi ile ilk etkileşim deneyiminin iyimser bir hava estirdiği görülüyor. Rus yetkililerin açıklamaları da bunu apaçık bir şekilde kanıtlıyor. Bunun için Moskova’nın Rus vatandaşlarını Kabil'den tahliye etmek için zekice yürüttüğü operasyondan bahsetmek yeterli olacaktır. Çin de tıpkı Rusya gibi, uzun süredir Taliban ile diyalog halinde. Yine de bu durum, eski Kabil hükümetiyle iş birliği yapmasını engellemedi. Kabil’deki Karşı İstihbarat Teşkilatı, 2020 yılı sonlarında Hakkani Ağı’nın terörist yapılarından biriyle iş birliği yaptıkları gerekçesiyle Doğu Türkistan İslami Hareketi üyelerini takip eden bir grup Çinli istihbarat görevlisini tutuklamıştı.
5 - Pekin, Rusya’nın yanında yer alarak, Afganistan krizine yönelik ortak bir politika için Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) platformunu kullanma yolunu desteklemeye hazır olacaktır. Bu ortaklık, ŞİÖ’nün diğer üyelerini toplu eylemlere dahil etmek için yeterli etkiye sahiptir. Her şeyden önce, Orta Asya ülkeleri son kriz sırasında Washington’ın kendilerinde yarattığı hayal kırıklığı sonrasında, büyük bir ekonomi ortağı olarak Çin ve güçlü bir güvenlik sağlayıcısı olarak Rusya ile ilişkileri geliştirme konusunda oldukça istekliler. Moskova şuan Orta Asya ülkelerinin savunma yeteneklerini güçlendirmek ve sınırlarını korumak için büyük çaba sarf ediyor. DEAŞ’ın Afganistan kolu DEAŞ-Horasan Örgütü tarafından 26 Ağustos'ta Kabil Havaalanı’nda gerçekleştirilen ve Afganistan'daki sınır ötesi terörist yapıların halen güçlü olduklarını gösteren terör saldırılarından sonra bu konu daha da öncelikli bir hale geldi. Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’ne (KGAÖ) üye ülkeler arasında Eylül ayı başlarında, Orta Asya'da şok mangası için yeni askeri tatbikatlar yapılması planlanıyor. Tacikistan'daki 201. Rus askeri üssüne Temmuz-Ağustos döneminde yeni silahlar takviye edildi. Ayrıca Kırgızistan'a da son zamanlarda, yakın tarihlerde yapılan tatbikatlara katılanlarla birlikte yeni askeri teçhizat getirilmeye başlandı.
Burada Taliban yetkililerinin İran ve Türkiye ile birlikte Kabil'e eskisinden daha fazla ilgi gösterdiğini de belirtmekte fayda var. Taliban liderlerinin, ABD askerlerinin ayrılmasından sonra Türkiye’ye Kabil Havaalanı’nın güvenliğini sağlaması teklifinde bulundukları iddia ediliyor. Çinli politikacılar, 2000'li yılların başlarından beri, ABD’nin Afganistan’da yenilgiye uğramasının ve geri çekilmesinin kaçınılmazlığından oldukça emindi.
Şunu da belirtmek gerekir ki Rusya, ABD Başkanı Joe Biden’ı, Afganistan’daki müttefiklerini kendilerini aşağılanmış hissettikten sonra uzaklaştıran hızlı askeri ve siyasi bağlantı nedeniyle sert bir şekilde eleştirse de açıklamalarında bu konuda bir sevinç yoktu, sadece şaşkınlık ve sersemlik vardı.
Rusya, 20 Aralık 2001 tarihinde Afganistan’ın güvenliğinin sağlanması için NATO liderliğinde Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü’nün (ISAF) kurulmasını öngören 1386 sayılı karar lehine oy veren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyeleri arasında yer almıştı. Şimdi, Ruslar sadece Afganlara değil, Moskova'nın şiddetle kınadığı Kabil Havaalanı’ndaki korkunç terör saldırılarının kurbanı olan Amerikan askerlerine de içtenlikle sempati duyuyorlar. Rusya'nın Washington Büyükelçisi Anatoliy Antonov, olayda ölen askerler için ABD ve halkına içten taziyelerini iletti.
Carnegie'nin Moskova Merkezi'nden analist Alexander Baunov’un geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı bir makalede şunları yazdı:
“Her ne kadar Kabil’deki görüntüler bir şekilde Rusya, Türkiye veya Çin ile bağlantılı olsaydı, şuan yaptırım talep edenlerin birçoğunun büyük bir sevinç duyacağını düşünmekten kaçınmak zor olsa da Kabil’den gelen haberler karşısında sevinmek en akıl almaz duygu olur.”
Çin’deki meslektaşlarım ve Rusya’daki uzmanlar, ABD Başkanı Biden’ın bir açıklamasında, “Afganistan'daki görevimiz hiçbir zaman ulus inşa etmek değildi. Hiçbir zaman Afganistan’a bir demokratik düzen kurmak amacıyla gitmedik. Oradaki tek çıkarımız bugün de olduğu gibi ABD’ye yönelik bir terör saldırısının önüne geçmekti” şeklindeki beklenmedik itirafı karşısında büyük şaşkınlık yaşadılar. Bu itirafla yeni bir demokratik ülke kurmak için tüm umutlarını ABD'nin yardımına bağlayan milyonlarca Afganın, başından beri acımasızca aldatıldığı ortaya çıktı. Buna karşın birçok Rus politikacı ve analist, ABD yönetiminin demokrasiyi zorla yerleştirmeyi reddetmesinde olumlu bir takım avantajlar olduğunu düşünüyor.
6 - Son olarak, Çin'in Rusya ile birlikte Afganistan'a insani yardımda bulunmaya hazır olduğu da düşünülebilir. Ancak Pekin, Afganistan’da yeni rejim istikrar sağlamadan, Taliban, hem şehirde hem de kırsalda etkili bir hükümet kurmadan ve ülkeyi parçalayan yolsuzluğa da gerçek darbeler vurulmadan önce büyük ekonomik projelere girmeyeceği de bir gerçek.
Rus uzmanlara göre eğer Taliban, ülkedeki tüm etnik ve dini grupların çıkarlarını dikkate alan ve uzun vadeli güvenliği sağlayan bir hükümet kurar ve istikrarlı bir şekilde görevini yapmasını sağlamayı gerçekten başarırsa Çin ve Rusya, Körfez ülkelerinden ortaklar da dahil olmak üzere diğer güçlü rakiplerle Afganistan’daki kârlı projeler -bu tür projeler kesinlikle ortaya çıkacaktır-  için rekabet etmek zorunda kalacaklar.

 


ABD'de bahisler değişti: 2028 başkanlık seçimi için yeni favori

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)
TT

ABD'de bahisler değişti: 2028 başkanlık seçimi için yeni favori

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)

Popüler tahmin piyasası sitesi Kalshi'nin kullanıcıları, 2028 ABD başkanlık seçiminin yeni favorisini belirledi.

Kalshi, çarşamba sabahı X'te, Dışişleri Bakanı  Marco Rubio'nun artık "2028 başkanlık yarışını kazanma ihtimali en yüksek isim" olduğunu duyurdu. Gönderide Rubio'nun yüzde 19'la başı çektiği, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Kaliforniya Valisi Gavin Newsom'un ise yüzde 18'lik oranlara sahip olduğu belirtildi.

Bir diğer tahmin piyasası platformu Polymarket da salı sabahı Rubio'nun sitedeki oranlarının "tüm zamanların en yüksek seviyesine" ulaştığını ancak hâlâ Vance'in birkaç puan gerisinde kaldığını açıkladı.

Tahmin piyasası platformları, kullanıcıların olayların sonucuna bahis oynamasına imkan tanıyor ve giderek daha popüler hale geliyor. Washington Post'un ocak ayındaki haberine göre Kalshi ve Polymarket aracılığıyla siyasi veya hükümetle ilgili olaylara 200 milyon dolardan fazla bahis oynandı.

Seçime iki yıldan fazla süre olsa da Başkan Donald Trump'ın yerine kimin geçebileceğine ilişkin sorular artıyor.

Rubio'nun siyasi emelleri hakkında spekülasyonlar giderek artsa da Dışişleri Bakanı, yarışması halinde Cumhuriyetçilerin adaylığı için en güçlü isim olarak görülen Vance'e desteğini defalarca dile getirdi.

Rubio, geçen yılın sonlarında Vanity Fair'da yayımlanan röportajında, "J.D. Vance başkanlık için yarışırsa bizim adayımız olacak ve onu destekleyen ilk kişilerden biri ben olacağım" demişti.

Geçen yaz 2028 seçimi sorulduğunda Rubio, Vance'in "harika bir aday" olacağını söylemişti.

Fox News'dan Lara Trump'a, "Bence başkan yardımcılığında harika iş çıkarıyor. akın bir arkadaşım ve umarım aday olmayı düşünüyordur. Biliyorum, biraz erken" diye konuşmuştu.

Ama Dışişleri Bakanı olarak bulunduğum konum gereği siyasetin içinde yer almıyorum. Aslında iç politikaya karışmamı engelleyen kurallar var ve başkan izin verdiği sürece bu işi yapıp bu görevde kalmak istiyorum, bu da beni Ocak 2028'e kadar burada tutacak.

Dışişleri Bakanı'nın geçmişteki yorumlarına rağmen, Wall Street Journal'ın haberine göre Trump, seçim yaklaştıkça Vance ve Rubio'yu giderek daha fazla karşı karşıya getirmeye başladı. Yakın zamanda düzenlenen bir etkinlikte Trump, bağışçılardan oluşan bir salonda bu iki isim hakkında yoklama yaptı ve katılımcılar, gazeteye Rubio'ya gelen alkışların daha yüksek olduğunu söyledi.

Yine de Trump'ın Vance ve Rubio'yu karşılaştırmayı oyun olarak gördüğü ve henüz bir halef seçimi olarak değerlendirmediği bildiriliyor. Journal'ın kaynakları, Trump'ın Vance ve Rubio'nun aynı listede aday olmasını istediğini dile getirdiğini de belirtti.

Trump'ın kendisi de anayasaya aykırı olacak üçüncü bir dönem için tekrar aday olma ihtimalini defalarca dile getirdi.

Independent Türkçe


Michigan eyaletinde sinagoga silahlı saldırı

ABD kolluk kuvvetleri, Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesindeki “Temple Israel” sinagoguna gelen ihbar üzerine müdahale etti. (Associated Press)
ABD kolluk kuvvetleri, Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesindeki “Temple Israel” sinagoguna gelen ihbar üzerine müdahale etti. (Associated Press)
TT

Michigan eyaletinde sinagoga silahlı saldırı

ABD kolluk kuvvetleri, Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesindeki “Temple Israel” sinagoguna gelen ihbar üzerine müdahale etti. (Associated Press)
ABD kolluk kuvvetleri, Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesindeki “Temple Israel” sinagoguna gelen ihbar üzerine müdahale etti. (Associated Press)

Michigan Eyaleti polisi, bugün (Perşembe) West Bloomfield bölgesinde bir sinagogda silahlı saldırı yaşandığını duyurdu.

FBI Direktörü Kash Patel, “Michigan’daki ortaklarımızla birlikte FBI ekipleri olay yerinde bulunuyor. West Bloomfield’daki sinagogda hem araçla çarpma hem de silahlı saldırı olayıyla ilgileniyoruz” dedi.

Oklend County Şerifi, Detroit yakınlarındaki sinagogda en az bir kişiyle güvenlik görevlilerinin çatıştığını bildirdi. Associated Press’in aktardığına göre, WDIV-TV kanalı, bir kamyonetin “Temple Israel” (İsrail Tapınağı) sinagoguna girdiğini bildirdi.

Oklend County Şerifi Mike Bouchard, henüz kimsenin gözaltına alınmadığını açıkladı. Olay yerinden yükselen dumanlar gözlendi. Görgü tanıklarının aktardığına göre, saldırgan hayatını kaybetti.

FBI Direktörü Kash Patel, polis ekiplerinin olay yerinde olduğunu ve olayın hem araçla çarpma hem de silahlı saldırı içerdiğini doğruladı.

Oklend County polis departmanı, binanın tahliye edildiğini bildirdi. Polis izniyle yaklaşık 12 veli, içerideki küçük çocuk eğitim merkezinden çocuklarını çıkardı. West Bloomfield bölgesindeki okullar kapatıldı.

fbfr
Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesinde “Temple Israel” sinagogu yakınında insanlar toplandı. (Associated Press)

Michigan Valisi Gretchen Whitmer, gelişmeleri yakından takip ettiğini belirterek yaptığı açıklamada, “Bu üzücü bir olay. Michigan’daki Yahudi topluluğu, dini ibadetlerini güvenle gerçekleştirebilmelidir” dedi.

Temple Israel, ülkenin en büyük reformist sinagogu olarak tanımlanıyor ve 12 bin  üyeye sahip. Sinagog, erken çocukluk eğitim merkezi ve aileler ile yetişkinler için eğitim programları sunuyor.

Sinagog web sitesine göre kuruluş amacı Yahudi topluluklarını dünya çapında desteklemek ve misyonu “Reformist Yahudilik perspektifiyle güçlü bir topluluk inşa etmek.

Detroit Yahudi Federasyonu, bölgedeki tüm Yahudi kuruluşlarını “tam kapanma protokolü uygulamaya – binalara giriş ve çıkışları durdurmaya” çağırdı.


İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: Bize yeniden savaş dayatılmayacağının garantisini istiyoruz

Mecid Taht Revançi, geçen yıl aralık ayı başında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu bilgilendirdi. (İran İslam Şurası Meclisi internet sitesi)
Mecid Taht Revançi, geçen yıl aralık ayı başında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu bilgilendirdi. (İran İslam Şurası Meclisi internet sitesi)
TT

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: Bize yeniden savaş dayatılmayacağının garantisini istiyoruz

Mecid Taht Revançi, geçen yıl aralık ayı başında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu bilgilendirdi. (İran İslam Şurası Meclisi internet sitesi)
Mecid Taht Revançi, geçen yıl aralık ayı başında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu bilgilendirdi. (İran İslam Şurası Meclisi internet sitesi)

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, ülkesinin gelecekte yeniden bir savaşla karşı karşıya bırakılmamasını sağlayacak garantiler istediğini belirterek, Tahran’ın dışarıdan dayatılan bir çatışmanın tekrarını önlemeyi amaçladığını söyledi.

Taht Revançi, AFP’ye Tahran’da verdiği röportajda, “İran’a yeniden savaş dayatılmayacağından emin olmak istiyoruz” dedi.

Geçen yıl haziran ayında savaşın başladığını belirten Taht Revançi, “12 gün sonra ‘düşmanlıkların durdurulması’ olarak adlandırılan bir süreç oldu. Ancak sekiz ya da dokuz ay sonra karşı taraf yeniden toparlanarak saldırıyı tekrarladı” ifadelerini kullandı. İranlı yetkili bu sözleriyle ABD ve İsrail’i işaret etti.

Taht Revançi, “Gelecekte bize bu şekilde davranılmasını istemiyoruz” dedi.

İran’ın çatışma başlamadan önce komşu ülkelere mesaj ilettiğini de belirten Taht Revançi, ABD’nin İran’a yönelik herhangi bir saldırıya katılması halinde Amerikan varlıkları ve üslerinin meşru hedef sayılacağını bildirdiklerini söyledi.

Taht Revançi  “Savaş başlamadan önce farklı vesilelerle komşularımıza, ABD’nin İran’a yönelik bir saldırıya katılması halinde tüm Amerikan varlıklarının ve üslerinin İran için meşru hedef olacağını bildirdik” diye konuştu.

İranlı yetkili, ülkesinin askeri adımlarını savunma amaçlı olarak gördüğünü belirterek, “Kendimizi savunmak için hareket ediyoruz ve gerekli olduğu sürece savunmaya devam edeceğiz” dedi.

Taht Revançi ayrıca ABD ve İsrail’in saldırılarının, Washington ile Tahran arasında planlanan yeni bir müzakere turundan birkaç gün önce gerçekleştiğini söyledi. Taraflar arasında daha önce üç tur görüşme yapılmıştı.

Daha önce arabuluculuk yapan Umman ise bu görüşmelerde “önemli ilerleme” kaydedildiğini açıklamıştı.

İranlı yetkili, bazı “dost ülkelerin” çatışmayı sona erdirmek için Tahran ile temasa geçtiğini, ancak bu ülkelerin hangileri olduğunu belirtmedi.

“Bazı dost ülkeler savaşın sona erdirilmesi için bizimle iletişime geçti” diyen Taht Revançi, İran’ın bu ülkelere tutumunu açık şekilde ilettiğini belirtti.

Taht Revançi, ateşkesin kapsamlı bir çözümün parçası olması gerektiğini vurgulayarak, “Onlara aynı şeyi söylüyoruz: Ateşkes, savaşı tamamen sona erdirecek kapsamlı bir formülün parçası olmalı” ifadelerini kullandı.

İranlı yetkili ayrıca dünyanın en önemli petrol taşımacılığı hatlarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki duruma da değindi.

ABD Başkanı Donald Trump, ABD ordusunun bölgede mayın döşemeye çalışan İran gemilerini hedef aldığını açıklamıştı. Ancak Taht Revançi bu suçlamaları reddetti.

Taht Revançi, “Bölgede, güneyde Körfez’e yakın kara sularımızda, sularımızı ve ülkemizi korumaya hazır olmak için ihtiyati tedbirler alıyoruz” dedi. Bu önlemlerin savunma amaçlı olduğunu belirten yetkili, ayrıntı vermedi.

İran’ın son dönemde birçok ülkenin gemisinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin verdiğini de ifade eden Taht Revançi, “Bazı ülkeler boğazdan geçiş konusunda bizimle temas kurdu ve biz de iş birliği yaptık” dedi.

Ancak Tahran’ın saldırılara katılan ülkeler ile katılmayanlar arasında ayrım yaptığını belirterek, “Saldırganlığa katılan ülkelerin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişten faydalanmaması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Taht Revançi ayrıca İran’daki siyasi sistemin bu çatışma nedeniyle tehdit altında olduğuna yönelik değerlendirmelere de değindi.

İran liderliğinin mevcut durumun rejim için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu düşünmediğini belirten Taht Revançi, “Bu aşamayı geride bıraktık” dedi.

Taht Revançi  “Amerikalılar ve İsrailliler 24 ya da 48 saat içinde tüm sistemin çökeceğini düşündü, ancak bu gerçekleşmedi” ifadelerini kullandı.

İran yönetiminin baskılara karşı ayakta kalabileceğine inandığını belirten Taht Revançi,, “Düşman bu sistemin ayakta kalacak kadar güçlü olduğunu biliyor” dedi.

İranlı yetkili, krizin yalnızca askeri yollarla çözülemeyeceğini, çatışmayı tamamen sona erdirecek daha geniş düzenlemelere ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

Taht Revançi, Tahran’ın çatışmayı sona erdirecek ve savaşın yeniden başlamasına yol açan koşulların tekrarlanmasını önleyecek bir anlaşma istediğini belirterek, “İstediğimiz şey savaşı tamamen sona erdirecek kapsamlı bir çerçevedir” dedi.

İran’ın bu hedef doğrultusunda diplomatik kanalları kullanmayı sürdüreceğini ifade eden Taht Revançi, “Gerekli olduğu sürece kendimizi savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.