Maliki-Barzani görüşmesi Irak seçimleri öncesi ittifakların seyrini değiştirdi

Maliki ile Barzani’nin 2009 yılında Kürdistan bölgesindeki görüşmelerinden bir kare (Reuters)
Maliki ile Barzani’nin 2009 yılında Kürdistan bölgesindeki görüşmelerinden bir kare (Reuters)
TT

Maliki-Barzani görüşmesi Irak seçimleri öncesi ittifakların seyrini değiştirdi

Maliki ile Barzani’nin 2009 yılında Kürdistan bölgesindeki görüşmelerinden bir kare (Reuters)
Maliki ile Barzani’nin 2009 yılında Kürdistan bölgesindeki görüşmelerinden bir kare (Reuters)

Basim Francis
Irak’ın bir birine en fazla muhalefet eden iki ismi; Dava Partisi lideri Nuri el-Maliki ile Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani arasında geçtiğimiz Ağustos ayı sonlarında gerçekleşen görüşme, eski siyasi denklemlerin tersine çevrilmesine yol açabilecek ittifakların kurulacağına dair çıkan söylentiler arasında ittifaklar yarışının erken başlamasına sebep oldu. Artık büyük güçler, mezhepçi ve etnik kimliklerin dışında ittifakların kurulması ihtimaline uzak bakmıyorlar.
Nuri el-Maliki'nin Erbil ziyaretinin zamanlaması ve Barzani ile yaptığı görüşme, 10 Ekim'de yapılması planlanan milletvekili seçimlerinin ardından Irak'ta beklenen yeni yönetim formülleri hakkında bir takım senaryoların gündeme gelmesine yol açtı. Erbil ve Bağdat arasındaki olağanüstü görüş ayrılıklarının krizi derinleştirmesi sonrası iki lider arasındaki ilişkiler kopma noktasına gelmişti.
Bazı gözlemciler, Maliki’nin bu adımını, DEAŞ’ın çoğunluğunu Sünnilerin oluşturduğu illeri ve Erbil ile Bağdat arasındaki tartışmalı bölgeleri işgal etmesinin ardından Barzani başta olmak üzere liderlerin baskısı üzerine görev süresini üçüncü kez uzatmayı başaramamasından sonra yeniden başbakanlık koltuğunu kazanma girişimi olarak yorumladılar.

Siyasete ara verilmedi
KDP'nin Bağdat İl sorumlusu Şiwan Muhammed Taha, bu söylentilerin ne kadarının geçerli olduğuna ilişkin olarak şunları söyledi:
“İki parti arasındaki farklılıklar kişisel değil, siyasiydi. Bu ülkedeki ortaklar olarak bir anlaşmaya varmaktan başka seçeneğimiz yok. Dava Partisi ile ilişkilerimiz hiçbir zaman kesilmedi. Sürekli olarak görüş alışverişinde bulunduk. Diğer güçlerle olduğu kadar, ortak bir mücadele geçmişiyle de birbirimize bağlıyız.”
Siyasette zaman zaman bir takım değişikliklerin yaşanmasının normal olduğunu vurgulayan Taha, her şeyin reforma tabi olduğunun altını çizdi. Geriye kalan siyasi güçlerle de aralarında görüşmeler olduğunu söyleyen Taha, kimseyle ilişkileri koparmadıklarını kaydetti. Taha, “Bir taraf pahasına diğer tarafla anlaşmayacağımızı, herkese aynı mesafede durduğumuzu, yaklaşımımızın öncelikle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) çıkarlarını korumak olduğunu teyit ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Siyasiler, 2003 yılında Hüseyin Saddam rejiminin düşüşünü takip eden yıllardaki Irak deneyimi boyunca ittifakların‘dar partizan ve taraftar’ görüşlerin taviz ve kazanımlarına göre kurulduğuna inanıyor. Ancak Taha, bir sonraki hükümet hakkında konuşmak için henüz erken olduğunu ve hükümet kurma müzakerelerinde son sözü seçim sonuçlarının söyleyeceğini vurguladı.

Belirleyici unsur
Sonuncusu Sadr Hareketi olmak üzere Şii ve Sünni siyasi güçlerin temsilcileri, Kürtlerle ön anlaşmalar yaparak, en büyük meclis bloğunu oluşturmak amacıyla rakip güçler arasındaki ihtilafların çözümüne öncülük etmek için şimdiden ‘belirleyici unsur’ olarak tanımlanan Erbil'e akın ettiler. Her ne kadar ilk göstergeler Kürtler arasında bir bölünmeye işaret etse de KDP, Sadr Hareketi’ne yakın gibi görünüyor. KDP’nin rakibi Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile Hadi el-Amiri liderliğindeki El Fetih Koalisyonu arasında da benzer bir yakınlaşma söz konusu olduğu söylenebilir.
Fakat bu görüşe katılmayan Taha, ‘etnik köken ve mezhepçi oluşum’ dağılımına göre görev dağılımında anlaşmaların önceki denklemlere göre yapıldığını gizlemeden “KYP ile öncelikle IKBY’nin yüksek çıkarları temelinde net bir stratejimiz ve anlaşmamız var. Ancak her parti, hükümet kurma müzakereleri yolunda meclisteki çoğunluğuna göre hareket eder. Aynı durum tüm Kürt güçleri için geçerli. Bugün birlikte hem Şii hem de Sünni güçlerle iletişim kanalları açmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
Taha sözlerini şöyle sürdürdü:
“Irak örneğinde, geleneksel olarak, bir sonraki başbakan Şii evi tarafından belirlenir, Sünniler meclis başkanlığı konusunda hemfikirdir ve Kürtler cumhurbaşkanlığı pozisyonunda anlaşırlar. Bu pozisyonları kimin alacağı hakkında konuşmak zor. Herhangi bir aday veya siyasi güçle yol ayrımına girme konusunda bir çekincemiz yok. Seçim sonrasını beklemek lazım, her şeye diyalogla ulaşılabilir.”
Öte yandan Irak Meclisi’ndeki Kürt partisi Goran (Değişim) Hareketi Milletvekili Hoşyar Abdullah, Barzani'nin adımını ‘çelişkili bir tutum’ diyerek eleştirdi. Facebook hesabı üzerinden Barzani’nin IKBY hükümetine katılımı hakkında yorum yapan Abdullah, “Bu bir Kürt mücadelesi olarak kabul edilirken, benzer görüşmeler yapanlar ihanet etmekle suçlanıyor” yazdı. Barzani'nin Maliki'nin başbakanlık koltuğuna yeniden oturması halinde bağımsızlık ilan etme tehdidinde bulunduğuna ve Maliki’yi birçok kez IKBY’nin bütçesini kesmekle suçladığına dikkati çeken Hoşyar Abdullah, “Ama (Barzani) bugün onun (Maliki’nin) en güçlü destekçilerinden biri oldu” dedi. Abdullah, iki lider arasındaki anlaşmazlıkların, ‘popülist, milliyetçi ve mezhepçi öfkelerle dolu ateşli söylemlerin, uzun ve bitmek bilmez bir anlatı’ olduğu yorumunda bulundu.

İlerleyen süreçteki görüşmeler
Maliki liderliğindeki Hukuk Devleti Koalisyonu’nun önde gelen eski isimlerinden biri olan bağımsız Milletvekili Saad el-Matlabi, Kürt-Kürt uzlaşılarının daha sonra anayasa değişikliklerinin yapılmasına yönelik yönergeleri, gelirlerin dağılımı mekanizmasını ve petrol ve gaz yasası gibi ertelenmiş dosyaları içerecek şekilde genişleyebileceğini ima etti. Maliki'nin ziyaretinin, Barzani'nin geçtiğimiz Ramazan ayında yaptığı bir davete cevaben gerçekleştiğine işaret eden Matlabi, “İki taraf arasındaki ilişki, daha önce yaşanan anlaşmazlıklar göz önüne alındığında stratejik ve eski olarak kabul edilebilir. Bu anlaşmazlıklar önemli işlerle değil, yönetim işleriyle sınırlıydı. Toplantıda sürpriz yok, ama anayasa değişiklikleri, gelir dağılımı mekanizması ve üzerinde anlaşmaya varılması gereken pek çok konuda önümüzdeki günlerde bazı görüşmelere tanık olabiliriz” ifadelerini kullandı. Süregelen anlaşmazlıkların kabul edilemez olduğunu vurgulayan Matlab, aynı zamanda siyasi olarak bağımsız ve istikrarlı bir devleti arzuladıklarının ve meselenin, tavizler ve kazanımlar değil, tüm taraflara hizmet edebilecek ortak bir zemin bulmak olduğunun altını çizdi.
Maliki'nin yeni hükümetin başına geçme arzusunu ‘doğal’ bulan Matlabi, “Bu, özellikle ikinci döneminin sona ermesinden sonra ülkede yaşanan kriz ve kaosun ardından bir anlaşma çerçevesinde siyasi güçlerin talebine tabi olacaktır. Halk arasında da Maliki’nin yeniden başbakanlığa dönmesi çağrısı tekrarlanıyor” açıklamasında bulundu.

Kutupların içindeki bölünmeler
Maliki’nin adımının hemen ardından Sadr Hareketi, özellikle seçimleri altı ay daha erteleme girişimlerinin başarısız olmasının ardından, meydanı Maliki’ye bırakmamak için seçim boykotunun sona erdiğini duyurdu. Bu da Şii evi içinde de derin bir bölünmenin olduğunu düşündürdü. Matlabi, bu konuyla ilgili olarak ise, “Sadr Hareketi’nin seçimleri boykot etmesinin ve seçimlere katılmamasının nedenlerini bilmiyorum. Lakin bölünmeler her parti içinde yaşabilecek son derece doğal bir durum ve muhalif bir bloğun ortaya çıkması çerçevesinde bunu görmek için çok fazla beklememiz gerekmiyor. En nihayetinde bir sonraki hükümetin şeklini belirleyecek olan seçimlerin sonuçlarıdır” yorumunda bulundu. Mevcut ittifakları, ‘yalnızca kendi çıkarlarına hizmet eden ve sürdürülemez’ olarak nitelendiren Matlabi, “Halkın reform beklerken başarısızlığı kanıtlanan önceki yönetim denkleminde değişiklikler olmalı. Bloklar, gerçek bir sorunla karşı karşıya olduklarının farkına vardılar ve siyasi ortaklığı yeniden düzenlemek zorunda kaldılar. Mezhepçi bölünmelere dayanmayan bir ulusal siyasi çoğunluk görülebilir. Aynı durum muhalefet için de geçerlidir” tahmininde bulundu.

Ortaklar aranıyor
Diğer taraftan siyasi analist Yasin Taha, Barzani ve Maliki arasında 2012 yılından sonra soğumaya başlayan ilişkilerin, Kürt tarafının Irak'ın uzun vadede olmasa da en azından orta vadede varlığını sürdürmesi için zorunlu bir çerçeve oluşturduğuna ikna olduğu 2014 yılı başlarında neredeyse kopma noktasına gelmesinden bu yana birçok değişikliğin yaşandığını belirtti. Taha, Maliki’nin, özellikle yeniden başbakanlık koltuğuna dönme hırsları çerçevesinde, Barzani'ye ve Kürtlerin isteklerine düşman olmanın kendisine bir fayda getirmeyeceğine ikna olduğunu da sözlerine ekledi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Maliki ile Barzani'nin başbakanlık yarışı için bir araya geldiklerini düşünen Taha, KDP’nin üst düzey yönetim pozisyonlarından uzak olmasına rağmen Barzani'nin, halen güçlü olduğunun bir göstergesi ve kanıtı olarak ziyareti değerlendirebileceğine dikkati çekti.
Siyasi analist sözlerini şöyle tamamladı:
“Herkes, diğer taraflara açık olmak ve dar çerçeveleri aşmak için birbirini tamamlayan mezhepçi ve siyasi siperler ve çoklu karar eksenleri olmadan kazanımlar elde edemeyeceklerini anlamış durumdalar. Tüm taraflar kimlik açısından ortaklar bulmaya ve farklı müttefikler elde etmeye çalışıyor. Önümüzdeki yıllarda savaşan kutuplar arasında bu tür görüşmelere daha fazla tanık olabiliriz.”



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.