FII Enstitüsü CEO’su Attias, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ekim ayında politikacılar ve özel sektör için bazı göstergeler açıklayacağız

Attias: FII Enstitüsü insanlığa yardım etmek için diyalog yoluyla çözümler üretmeye çalışıyor

FII Enstitüsü önümüzdeki Ekim ayında yapılacak oturumla etkinliklerine yeniden başlayacak
FII Enstitüsü önümüzdeki Ekim ayında yapılacak oturumla etkinliklerine yeniden başlayacak
TT

FII Enstitüsü CEO’su Attias, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ekim ayında politikacılar ve özel sektör için bazı göstergeler açıklayacağız

FII Enstitüsü önümüzdeki Ekim ayında yapılacak oturumla etkinliklerine yeniden başlayacak
FII Enstitüsü önümüzdeki Ekim ayında yapılacak oturumla etkinliklerine yeniden başlayacak

Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren ve yenilikçi alanlarla ilgilenen yatırım şirketi Gelecek Yatırım Girişimi Enstitüsü (Future Investment Initiative Institute/FII Enstitüsü) CEO’su Richard Attias, enstitünün belirli alanlardan etkili olmak amacıyla diyalog kavramını güçlendirmeye katkıda bulunan yenilikçi bir çalışma modeliyle insanlığa yardım etmek için gerçekçi çözümler üretmeyi hedeflediğini söyledi. Attias, FII Enstitüsü’nün şuan beş ilgi alanına odaklandığını da sözlerine ekledi.
Attias, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, insanlığa somut gerçekleri ve rakamları sunmayı öncelediğini söylediği FII Enstitüsü’nün, insanlığın geleceğine yatırımı destekleyen rakamlar ve gerçekler aracılığıyla politikacıların ve özel sektörün doğru yönde ilerlemesine yardımcı olacak çeşitli göstergeleri sunmak üzere olduğunu açıkladı.
FII Enstitüsü tarafından Ekim ayında beşincisi düzenlenecek olan konferansın, 2020 yılının Şubat ayından bu yana yüz yüze gerçekleşecek ilk uluslararası toplantı olacağına dikkati çeken Attias, konferansta, insanlığın yararına olacak en önemli konuların ele alınacağını belirtti. FII Enstitüsü CEO’su, girişimin enstitüye dönüşmesinden sonra belirlediği vizyonuna, eylem mekanizmasına ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sonrası aşamada konferans düzenlemenin önemine değindi.
İşte FII Enstitüsü CEO’su Richard Attias’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni:

Girişimin enstitüye dönüşmesinden sonra, FII Enstitüsü, üreticilik konusunda nasıl bir rol oynayabilir ve ‘İnsanlığı Etkilemek’ sloganı altında olumlu bir fikrin gerçeğe dönüştürmesini sağlayan asıl değişim nedir?
Bugünün dünyası, birkaç ay öncekinden çok farklı. Her ne kadar yeni fırsatlar oluştursa da beraberinde endişeleri de getiren tam bir belirsizlik içinde yaşıyoruz. Ülkelerin çoğu, sınırlarının birkaç hafta mı, yoksa birkaç ay mı açık kalacağını bilmiyor. Bunun yanı sıra bazı teknoloji şirketlerinin ve hisse senetlerinin Kovid-19 salgını krizinde kazanç elde etmelerine rağmen işlerin yolunda gidip gitmeyeceğini bilmeyen şirketler var. Bir yandan dünya açılmaya ve toparlanmaya başlarken diğer yandan örneğin perakende şirketlerinin, yeni Kovid-19 varyantlarının ortaya çıktığı dönemde yeniden gelişmeye başladıklarını gördük. Herkesin yaşadığı sorunlarla karşı karşıyayız. Bundan bahsediyorum çünkü neredeyse periyodik olarak ortaya çıkmaya başlayan belirsizlik dönemlerinde, insanlığa nasıl yardım edileceğini düşünmek, ihtiyacı olanlara yardım etmek ve girişimcileri, yenilikçileri ve çözüm bulmaya çalışanları desteklemek önemli bir konu haline geldi. Bu nedenle sadece ‘İnsanlığa Yatırım’ başlığı altında birçok önemli alanda çalışan yeni nesil kurumlardan olacak olan FII Enstitüsü gibi küresel bir kar amacı gütmeyen kuruluş konseptinde çok yenilikçi bir yapı oluşturmaya karar verdik. Enstitü, çalışmalarında önce kendisine ‘İnsanlık için ne yapabiliriz? Suudi Arabistan'da veya bölgede ya da tüm dünyada neler yapabiliriz?’ sorularını soruyor.

Peki, ne yapabilirsiniz?
Dünyanın dört bir yanından yetenekli ve parlak beyinleri bir araya getirip onların gelişimlerine katkıda bulunarak önemli ve kapsamlı adımlar atmamız, fikirlerini gerçekçi çözümlere dönüştürmemiz gerekiyor. Bu yüzden insanların yaşayış biçimini değiştirecek olan yapay zeka ve insanlık için büyük çözümler üretebilecek robotik ve en etkili üçüncü alan olan eğitim başta olmak üzere şimdilik başlıca beş çalışma alanına odaklanma kararı aldık. Özellikle pandemi nedeniyle halen eğitimlerine devam edemeyen milyonlarca çocuğun olması karşısında; ‘Neden eğitime erişimleri yok? İnternet bağlantısı veya bilgisayarı yoksa internet üzerinden eğitime nasıl ulaşılabilir?’ sorusunu soruyoruz. Koca bir neslin eğitime erişimi yok. Onlar için neler yapabileceğimize bakmalıyız, bu önemli. Bahsettiğim beş ilgili alanından dördüncüsü sağlık alanı, beşincisi ise gezegenimizin sürdürülebilirliği.

Yani bunlar, FII Enstitüsü’nün etkili olmak istediği beş alan, ama bu nasıl olacak?
FII Enstitüsü’nün hedeflerini, çatısı altında buluşturan tek bir kural ile hızlı düşünmek, fikir alışverişinde bulunmak ve harekete geçmek mümkün. Parlak beyinlerin bir araya gelerek aydın fikirler bulmaya çalıştıkları bir düşünce sütunu yapılabilir. Bunun üzerine birçok çalışma, anket ve gösterge yayınlayacağız. Değişim kavramını barındıran ikinci sütunda, bu fikirler bir araya getirilip konferanslarda, zirvelerde ve etkinliklerde tartışılarak sonuca ulaşılması sağlanabilir. Son olarak FII Enstitü’yü diğerlerinden ayıran en önemli nokta olan çalışma sütunu geliyor. Beş ilgi alanımız içinde gelecekte öncü olabilecek büyük projelere yatırım yaparak çalışacağız. Ayrıca, FII Enstitüsü’nün şuan doğru yerde ve zamanda olduğuna inanıyoruz.

FII Enstitüsü bir sonraki aşama için neler planlıyor?
Önceliklerimiz, nasıl eylem odaklı olabiliriz sorusunu sorarak pratik yönelimlerle belirleniyor. İnsanlara bazı somut gerçekleri ve rakamları sunmamız gerekiyor. Bu nedenle, politikacıların ve özel sektörün doğru yönde hareket etmesine yardımcı olacak bazı göstergeler sunacağız. Örneğin, bir başkan veya bir dünya lideri, bu göstergeler sayesinde sağlık sisteminin zayıf veya hatalı olduğunu anlayabilir. Göstergelerden edinilen bu bilgiler, sağlık sektörü için daha fazla bütçe ayırmasına ve bunu diğer ülkeler ve hükümet girişimleriyle karşılaştırmasına yardımcı olacaktır. Bu nedenle önümüzdeki üç ay içinde bir takım etkinlikler başlatmak, bazı göstergeler sunmak, çeşitli rapor ve anketler yayınlamak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bunların karar mercilerinin karar alma aşamalarında etkisi olacaktır. Bu sebeple raporlarımıza ‘etki’ adı veriliyor. Ayrıca, fiili katılımın önemine dikkati çekerek bazı forumlara ve konferanslara ev sahipliği yapmaya çalışıyoruz. Eylül ayında New York'ta sağlık konulu yüz yüze bir etkinlik düzenlemeyi umuyoruz. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul Toplantısı oturum aralarında yapılacak olan etkinlik, üç saat sürecek. İlaç ve aşıların geleceğiyle ilgili neler yapabileceğimizi tartışmak üzere düzenleyeceğimiz etkinlikte, özel sektörden seçkin uzmanlar ve çok sayıda karar vericiyi ağırlayacağız. Dünya son 9 ay içinde 5-6 aşı üretebildi. Ama daha fazla harcama gerektiren herhangi bir olumsuz gelişmeyle mücadele etmek için aşılamayı, araştırma ve geliştirmeyi nasıl iyileştireceğimizi de bilmemiz gerekiyor. Ancak bu şekilde harcama yapılması gereken doğru alanların belirlenmesine yardımcı oluyoruz. Ayrıca, gelecek Ekim ayında FI Enstitüsü tarafından beşincisi düzenlenecek olan ‘İnsanlığa Yatırım’ başlıklı yıllık konferansımızda diğer önemli konularla birlikte bu konu da tartışılacak.
Geçtiğimiz yıl Ocak ayında, tüm dünyaya 2021 yılında bir toparlanmayla ilgili oldukça iyimser olduğumuza dair bir mesaj gönderdiğimizi hatırlıyorum. Hiç yanılmadık, bu toparlanmayı birçok sektörde göreceğiz. Çünkü birçok sektörle birlikte turizm sektörü de yeniden canlandı. Bugün eskisi gibi değiliz. Sektörler toparlanmaya başlıyor, ancak sürdürülebilirlik için uzun vadede çözümler bulmak ve insanlığa yatırım yapmak gerekiyor.
Suya, gıdaya, tarıma, teknolojiye ve sürdürülebilirliğe yatırım yapmamız gerekiyor. Bunlar da tartışacağımız ana konular arasında yer alıyor. Ekim ayında gerçekten faydalı bir iş yaptığımızdan emin olmak amacıyla önümüzdeki üç ay için harika fikirler üretmeyi ve pandemi sonrası insanların direkt olarak yüz yüze katıldığı ilk platform olmayı önceliyoruz. 

FII Enstitüsü’nün ‘düşünme, görüş alışverişi ve eylem’ olarak belirlediği üç sacayağıyla belirlenen vizyona nasıl ulaşılacağına dair herhangi bir ayrıntı var mı? Bu sacayaklarının vizyonunuzu uygulamaya ne gibi bir faydası olabilir?
Vizyonumuz, ‘İnsanlığa nasıl yardım edebiliriz?’ sorusu üzerine inşa edildi. Biz sadece teorisyen değiliz. Enstitünün vizyonunu desteklemek için gündemimiz ve misyonumuz kesinlikle büyük fikirleri desteklemek amacıyla üretici olmak olduğundan fikirleri hayata geçirmeyi planlıyoruz. ÜVizyonun üç sacayağına gelince düşünce sütunu, FII Enstitüsü’nü Avrupa, Afrika ve ABD’deki üniversitelerin yanı sıra çeşitli bilim ve araştırma kurumları ile çoklu ortaklıklar ve gerçek somut anlaşmalar yapan bir düşünce kuruluşu haline getirmeyi amaçlıyor.
Şirketler için her zaman aklınızda bulundurmanız gereken çevresel ve sosyal yönetim ilkelerine dayalı çoklu fikir ve projeleri hayata geçirmek için birlikte hareket etmeye çalışacağız. Görüş alışverişi sütunu ise, FII Enstitüsü’nü sadece bir etkinlik düzenleyicisi olarak değil, bir diyalogcu olarak öne çıkaran tartışmalar, konferanslar ve etkileşimli zirveler için platformlar oluşturmaktan sorumludur. Bu sütun aracılığıyla, özellikle tüm gençler için kapsayıcılık ve açıklık ilkesini aktifleştiriyoruz. FII Enstitü olarak onları destekliyoruz, onlara yardım ediyoruz ve bazı projeleri destekleyerek ve bunları küresel tartışmalara dahil ederek bilgi ve finansmana erişimlerini sağlıyoruz. Eğer genç nesil bugünkü tartışmalarımızın bir parçası olmayacaksa neden bir sonraki nesil için çalışalım ki.
Barıştan işe, toplumsal cinsiyet eşitliğine ve diğer konulara kadar diyalog olmadan hiçbir meselenin çözülemeyeceğine inanıyoruz. Bunu Kovid-19 salgını sırasında da olumlu bir etkisi olan tartışmalar gerçekleştirme amacıyla çevrimiçi konferanslar düzenleyerek yaptık. New York'ta ve Riyad’daki fiili katılımlı beşinci konferansımızda da bunu yapacağız.
Üçüncü sacayağı olan eylemin ise FII Enstitüsü’nün bahsi geçen; yapay zeka, robotik, eğitim, sürdürülebilirlik ve sağlık şeklindeki beş ilgi alanında gelişen projelere yatırım yapmayı hedeflediğini söylemek isterim.  Bu nedenle, Enstitüde ticari bir şirket veya bir risk sermayesi şirketi olarak hareket eden, uygun projeleri seçen, inceleyen ve değerlendiren bir yatırım ekibimiz görev alıyor. Şimdiden değerleri yarım milyon ile iki milyon dolar arasında değişen 4 ilginç projeye yatırım yaptık bile.

FII Enstitüsü’nün sürdürülebilirlik, sağlık, eğitim, yapay zeka ve robotik olarak sıralanan beş ilgili alanından konuştuk. Peki, ama neden özellikle bu alanlar?
FII Enstitüsü’nün Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından kuruldu. FII fikrinin başlangıcında FII Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Yasir er-Rumayyan ile birlikte kendisiyle tanışma şerefine nail olduğumda söylediklerinden alıntı yapacağım. Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ı dünyanın her yerinden herkesin görmesi, nereye ve nasıl para yatırılması gerektiğini, en faydalı ve başarılı alanların ve bu anlayışı gerçekleştiren yatırımların neler olduğunu bilmesi gereken bir destinasyon olarak tanımladı. Bu nedenle, önceki konferanslarımızda ve gerçekleşen tüm tartışma ve diyaloglarda, insanlığın ve dünyanın en önemli güncel konularını ve gelecekteki ilgi alanlarını ele alabildik. Bunları 2019 yılında kurulan FII Enstitüsü’nün stratejisine dahil ettik. Dolayısıyla FII Enstitüsü’nün kuruluşu, stratejisi ve çalışma alanları, devlet başkanlarından, bilim adamlarından, düşünürlerden, CEO'lardan ve iş adamlarından dünyanın en önemli beyinlerinin ve şahsiyetlerinin etkili diyaloglarının bir ürünü ve özetinden ibaret olduğunu söyleyebiliriz.

‘İnsanlığa Yatırım’ başlığı altında gerçekleştirilecek olan beşinci FII Enstitüsü konferansında yeni neler yer alıyor? Size neler ilham veriyor? Ne istiyorsunuz? Beklentiniz nedir?
Beşinci konferans muhtemelen geçtiğimiz yılın Şubat ayından bu yana fiili katılımlı ilk uluslararası etkinlik olacak. Şimdiden 200'den fazla uluslararası konuşmacımız ve Riyad'a geleceklerini teyit eden bin 300'den fazla uluslararası katılımcımız var. Konferansın sağlık prosedürlerine ve önlemlerine uygun bir şekilde gerçekleşmesi için Sağlık Bakanlığı, havayolları ve lojistik hizmetleri ile koordinasyon içinde çalışıyoruz. Tüm katılımcıların güvenliğini sağlayan uygun ve sağlıklı bir ortam yaratmak önceliklerimizden biridir.
Yenilikler arasında fiili katılım yer alacak. Bir diğer yenilik ise, sağlık, sürdürülebilirlik, eğitim, teknoloji, yapay zeka ve robotik gibi sonuçlarının olumlu ve tüm insanlığa faydalı olması şartıyla ve devlet varlık fonları, yatırım şirketleri, büyük şirketler ve önemli yatırım alanlarında tanınmış aile kuruluşlarının desteğiyle insanlık yararına olan en önemli konulara odaklanacağız. Bu nedenle, söz konusu konferansın avantajı, tek gündem maddesi olan yani ‘insanlığı’ önceleyen ilk büyük uluslararası toplantı olmasıdır.
Bunun yanı sıra metaverse (sanal gerçeklik teknolojisi ve internet ekosisteminin bir araya geldiği kurgusal evren), hibrit (hem yüz yüze hem çevrimiçi) eğitim, şirketler için çevresel ve sosyal yönetim ve diğerleri gibi bazı hayati konuların ele alınacağı etkileşimli zirveler düzenlenecek.
Sadece petrol ve petrolün geleceği, enerji kaynaklarının geleceği, imalat veya arabaların geleceği hakkında konuşmayacağız. Gündemimiz; ‘Halkımız ve tüm dünya halkları için ne yapabiliriz?’ sorusunun yanıtını aramak olacak.
Özellikle dünyanın halen devam eden Kovid-19 salgını yüzünden büyük sıkıntılar çekmesinden sonra, her şeyi yeniden yapılandırma sürecine girdik. Özellikle tüm dünya bir değişim sürecinden geçtiğinden ve iş, seyahat, eğitim ve sağlık gibi birçok alan değişimlere uğradığından bu salgından ders çıkarmamız, kaçınmamız ve toparlamamız gerekiyor. Örneğin, parçası olduğunuz basın alanında, haberleri takip etmek eskisi gibi olmayacak. Yalan haber dünyasında yaşadığımızdan bilgileri en az üç kere kontrol etmeniz gerekecek. Şuan duyduğumuz veya gördüğümüz hiçbir şeye inanamayız. Durumu kontrol altına almamız gerekiyor. Çünkü eğer bir aşı hakkında veya salgınla ilgili yanlış bir haber verirseniz tüm dünyada paniğe yol açarsınız. Bu nedenle, herkes sorumlu ve hesap verebilir olmalıdır. FII Enstitüsü’nde çevreci ve sosyal bir kurumsal yönetim ilkesi doğrultusunda sorumlu ve hesap verebilir olmaya çalışıyoruz, çünkü insanlığı önemsiyoruz. Bu çok önemli. Bağlı olduğumuz misyon bu. İşimizi sadece bir iş olarak görmüyoruz. Tüm çalışma arkadaşlarımız, bu işi önemli bir hedef olarak görüyor. Ayrıca FII Enstitüsü ekibinin, finans, yatırım, pazarlama, akademik çalışma, uluslararası ilişkiler, iletişim ve halkla ilişkiler gibi birçok sektörde seçkin ve birikimli insanlardan oluştuğunu belirtmeliyim. Hepimiz, somut bir mirasa sahip olmak istediğimizden yorulmak nedir bilmeden çalışıyoruz. En önemlisi de bu. Mirasımız, bir gün uyanmak ve insanlığımız için iyi bir şey yaptığımızı söylemektir. Evet, bu kadar basit.

Kovid-19 pandemisinden sonra devasa bir uluslararası etkinliğin gerçekleşmesinin en önemli kısmı nedir?
Etkinliğin pandemi sonrasında değil, pandemi sırasında gerçekleşeceğini vurgulamak istiyorum. Çünkü pandemi halen devam ediyor. Konferansının en önemli kısmı dünya liderlerinin vizyonunun ne olduğunu ve yaşananlardan neler öğrendiklerini tartışmak olacak. Bu sadece bizimle ilgili değil. Tüm dünya liderlerinin ve CEO'ların pandemi krizinden öğrendikleriyle ilgili. Dünyanın dört bir yanından yüzden fazla CEO hakkında araştırma yaptık ve başkalarına daha fazla kulak vermeleri gerektiğini öğrendik. Dünya büyük ölçüde değişiyor ve bizim daha açık olmamız gerekiyor. Bu sorunuzu yanıtlarken 5. FII Enstitüsü Konferansı'nın sadece bir etkinlik olmadığını, bu açık görüşmeleri ve diyalogları başarılı kılmak için mümkün olan her şeyi yapmanın bizim misyonumuz olduğunu hissediyorum.  Bu yüzden en iyi akademisyenleri, en iyi araştırmacıları, düşünürleri ve aktivistleri, en iyi girişimcileri ve CEO'ları bulacağız. İstenen sonuçları elde etmek için hükümet liderlerine, politikacılara, kamuya mal olmuş kişilere ve yenilikçilere ihtiyacımız olacak.
Biliyorsunuz, konferans, İklim Değişikliği Zirvesi başta olmak üzere çeşitli küresel etkinliklerin yapıldığı bir dönemde gerçekleşecek. Bu da küresel konuşmaların ve diyalogların merkezinde olacağımız anlamına geliyor. Bu yüzden en iyi sonuçlara ulaşmak için oyunun kurallarını değiştirenler arasına girmek isteyen herkesi konferansımıza katılmaya davet ediyorum.



Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.