Müslüman Kardeşler ve Türkiye… Ankara’da neler oluyor?

Ankara, Mısır Başsavcısı Hişam Bereket’in öldürülmesine ve örgüt merkezinin kapatılmasına karışanlara yönelik yeni tedbirler aldı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
TT

Müslüman Kardeşler ve Türkiye… Ankara’da neler oluyor?

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)

İnci Mecdi
Arap medyası, Ankara’nın Mısır Başsavcısı Hişam Bereket’in öldürülmesine karışanların ülkeyi terk etmesini engellediğini öne sürdü. Medya organlarına göre uluslararası açıdan aranan ve başsavcıya yönelik suikastı ve diğer terör operasyonlarını planlamaktan sorumlu olan Yahya Musa ve Hasm terör hareketi lideri Ala es-Samahi’ye yeni kısıtlamalar getirildi.
Arap kanallarına konuşan kaynaklara göre Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin), bir hafta önce Türk makamlarının doğrudan kapatma emri doğrultusunda Türkiye’deki bazı merkezlerinin faaliyetlerine son verdi. Ayrıca İstanbul’daki genel merkezini de tahliye etti. Söz konusu haberler, Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hamdi Loza’nın gelecek hafta Ankara’yı ziyaret edeceğini açıklamasının ardından çıktı. Bu, 2013’teki gerginlikten bu yana bir Mısır heyetinin Türkiye’ye ilk resmi ziyareti olacak.
Mısır Dışişleri Bakanlığı, geçen salı günü yaptığı açıklamada, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın davetine cevaben Dışişleri Bakan Yardımcısı Hamdi Loza’nın iki ülke arasında ikinci tur keşif gezisi için, 7 ve 8 Eylül 2021 tarihlerinde Ankara’yı ziyaret edeceğini bildirdi.

Müslüman Kardeşler’e mensup kaçak isimlerin teslimi
Yapılan değerlendirmeler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun yıllar süren bir kopuşun ve gerginliğin ardından Kahire ile yakınlaşmaya yönelik adımlarını sürdürmeye kararlı göründüğü yönünde. Ancak Ankara’nın kendi topraklarında bulunan Müslüman Kardeşler’e yönelik atacağı adımların nasıl olacağı henüz net değil.
Gözlemciler, Ankara’nın ‘Mısır’da aleyhinde yargı kararları bulunan’ bazı unsurları teslim etme niyetinde olup olmadığı konusunda görüş ayrılığı yaşıyorlar.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan çevirdiği haberde açıklamalarda bulunan Kahire Üniversitesi’nden siyaset bilimi profesörü Hasan Nafaa, “Türkiye, Müslüman Kardeşler ile ilişkisini kesmeyecektir. Ancak suç işleyenleri ve adil ceza almış olanları teslim etmek için Mısır ile iş birliği yapabilir” dedi. Grubun Türkiye’de ikamet eden üyelerinin en azından şimdilik teslim edilmesinin mümkün olmadığını savundu.
Radikalizm yanlısı gruplara dair araştırmalar yürüten Munir Edib, Türkiye’deki Müslüman Kardeşler’le bağlantılı merkezlerin kapatılmasının veya Mutez Matar, Muhammed Nasır gibi bazı unsurların ve sempatizanlarının ülkeden çıkışının engellenmesinin, Mısır- Türkiye yakınlaşması bağlamında geliştiğini söyledi. Edib, “Tüm göstergeler, bu kişilerin Mısır’da yargılanmak üzere teslim edilebileceği veya terörle ilgili davalarda haklarında verilen cezaların infaz edileceği yönünde” dedi. Herhangi bir teslim işleminin ikinci tur görüşmelerden önce veya yakın bir zamanda gerçekleşme olasılığını ise uzak ihtimal olarak değerlendiren Munir Edib sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu ve benzeri adımlar Türkiye’nin imajı doğrultusunda atılacaktır. Belki de Türk güvenliği, Mısırlı yetkililere bu radikalizm yanlılarının hareketleri hakkında bilgi verebilir. Ya da bu unsurlar, Avrupa ülkelerinden biri aracılığıyla teslim edilebilirler.”
Musa ve Samahi gibi bazı isimler, Interpol listesinde bulunuyor.
Ocak ayında ABD, Müslüman Kardeşler lideri, Hasm Hareketi kurucusu ‘Yahya Musa’ lakaplı Yahya es-Sayed İbrahim ve hareketin lideri ‘Ala es-Samahi’ lakaplı Ala Ali Muhammed’i terör listesine dahil etti.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın söz konusu dönemdeki açıklamasına göre Hasm Hareketi’nin bazı liderleri, daha önce Mısır Müslüman Kardeşleri ile bağlantılıydı. Hareket, Mısır Ulusal Güvenlik Birimi yetkilisi İbrahim Azazi’ye ve ve eski Cumhuriyet Müftüsü Ali Cuma’ya suikast girişimlerinin sorumluluğunu üstlendi. Aynı şekilde 30 Eylül 2017’de Kahire’deki Myanmar Büyükelçiliği’ne düzenlenen saldırının sorumluluğunu da üstlendi. Hareket Ağustos 2019’da Kahire’nin merkezindeki Onkoloji Enstitüsü Hastanesi’nin önünde de bomba yüklü bir arabayı infilak ettirdi. Saldırıda en az 20 kişi yaşamını yitirirken onlarca kişi de yaralandı.
Medyada Türkiye’nin Kahire’ye yakınlaşmasıyla bağlantılı olarak birkaç ay önce çıkan haberlere göre hem Musa hem de Samahi, Türkiye’den firar etti. Edib, Türk yetkililerin Mısır’la yakınlaşma sürecinde ‘pazarlık kartını’ kaybetmemek için Müslüman Kardeşler üyelerinin Türkiye toprakları dışına kaçmalarına izin vermeyeceğini vurguladı.

Yakınlaşma çabası
Ankara hükümeti, yaklaşık sekiz yıllık bozulan ilişkilerden sonra Kahire ile uzlaşma yolunda kapsamlı adımlar atıyor. Söz konusu ilişkiler, Temmuz 2013’te Müslüman Kardeşler yönetiminin devrilmesi ve Ankara’nın Mısır’da terörist olarak sınıflandırılan grubun bazı üyelerine ev sahipliği yapmasının ardından kötüleşmişti.
Türkiye geçen mart ayında Mısır ile diplomatik temasların yeniden başladığını duyurdu. Aynı şekilde topraklarından yayın yapan Müslüman Kardeşler kanallarına baskı yapmak da dahil birçok adım attı. Bu kanalların Kahire’ye karşı benimsediği kışkırtıcı tonu da hafifletmeye yöneldi.
Dışişleri Bakanlığı’na göre Mısır ile ilişkilerin geri dönüşüne ilişkin yapılan bir dizi dostane açıklamanın ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri ile ‘Ramazan Ayı’nın gelişini tebrik etmek amacıyla’ telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bu durum, ilişkilerin Kasım 2013’te maslahatgüzar seviyesine düşürülmesinden sonra iki ülkenin yetkilileri arasındaki ilk üst düzey doğrudan temas oldu.
Çavuşoğlu geçen 14 Nisan’da iki ülke ilişkilerinde yeni bir aşamanın başladığını duyurdu. Bakan, ‘karşılıklı ziyaretler ve görüşmelerin yapılacağına’ dikkat çekti. Yapılan açıklamalar iki taraf arasındaki istikşafi görüşmelerin ilk toplantısının mayıs ayında Kahire’de gerçekleştirileceği yönündeydi.

Görüşmeler duraksadı
Mısır yargısı, tarihi 2013 yılına dayanan ‘Rabia el-Adeviyye oturma eylemi’ davasında nihai ve uygulanabilir kararlar olarak, Müslüman Kardeşler liderleri de dahil 12 sanığın ölüm cezasını onayladı. Ardından Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Mısır Danışmanı Yasin Aktay sert açıklamalarda bulundu ve Mısır’ın da ‘Türkiye’nin taahhütlerini yerine getirmediğini’ belirtmesi sonrasında görüşmeler aylarca askıya alındı. Kahire’nin aldığı idam kararı, Mısır siyasi çevrelerinde öfke ve kızgınlık uyandırdı. İki ülke arasındaki yakınlaşmayı başlangıç noktasına döndürdü.
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri haziran ayı sonlarında bir televizyon kanalına verdiği röportajda “İki taraf arasında karşılıklı ilişkileri yeniden tesis etmek için keşif toplantılarının yeniden başlamasına yönelik belirli bir tarih yok” açıklamasında bulundu. Şukri, başta Libya meselesi olmak üzere Mısır’ın birçok hususta Türk politikalarına ilişkin çekinceleri olduğuna dikkat çekti.
Kahire birçok defa Ankara’nın Libya topraklarından şartsız bir şekilde çıkması ve bölge ülkeleriyle iyi komşuluk ilkelerine bağlı kalması yönünde açıklamalarda bulundu. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Türkiye tarafından askeri olarak desteklenen Libya’nın batısı karşısında doğu güçlerini desteklemek için ‘Sirte- Cufra kırmızı çizgidir’ dedi. Libya’ya askeri müdahalede bulunmakla tehdit etti. Bu çerçevede 2020 yazına gelindiğinde Kahire ile Ankara arasındaki soğuk savaş, silahlı bir çatışmaya dönüşebilir gibi görünüyordu.
İki ülke arasındaki temel anlaşmazlıklar, Ankara’nın Kahire’nin ‘terörist’ olarak sınıflandırdığı Müslüman Kardeşler’e mensup merhum Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin devrilmesine karşı çıkmasına dayanıyor. Aynı şekilde anlaşmazlık, Libya’da çatışan taraflar konusunda aralarındaki anlaşmazlıklara ve (‘bölge ülkeleri için münhasır ekonomik bölge’ olarak adlandırılan bir anlaşmazlığın yaşandığı) Doğu Akdeniz’deki doğal gaz rezervlerine dair tutumlara da odaklanıyor. İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkiler normal bir şekilde devam ederken Türkiye’nin Mursi’nin devrilmesine tepki vermesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin gerilmesine yol açtı.

Sakin atmosfer
Ancak Türkiye geçen haftalarda Mısır ile Katar arasındaki ilişkilerin yeniden başlaması ve üst düzey bir Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yetkilisinin Ankara’yı ziyareti de dahil olmak üzere bölgedeki genel sakin atmosfer doğrultusunda Mısır konusunda adımlar attı. Kahire de halen ‘keşif amaçlı’ olarak nitelendirdiği ikinci tur müzakerelerin başlayacağını duyurdu.
Hasan Nafaa gelinen noktaya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Düşük düzeyde diplomatik temsili içeren görüşmeler, iki ülkenin dışişleri bakan yardımcılarıyla sınırlı. Bununla birlikte ikinci oturumun düzenlenmesi, iki ülke arasında gelecek beklentilerini keşfetmeye yönelik bir açıklık ve iş birliği aşamasına işaret ediyor. Görüşmeler, normalleşmenin önündeki engeller kaldırılana kadar bir üst seviyeye geçmeyecektir. Başta Doğu Akdeniz gazı, Libya ve Müslüman Kardeşler ile ilişkiler olmak üzere bazı ucu açık meseleler var.”
Siyaset bilimi profesörü Nafaa, Türkiye ve Körfez ülkeleri yetkilileri arasındaki görüşmelerin yanı sıra özellikle Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen el-Ula Zirvesi, Katar ile Körfez uzlaşmaları ve Kahire ile Doha arasındaki anlaşmanın ardından bölgede sakin bir atmosfer olduğu görüşünde.
Nafaa konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
“Mısır-Türkiye uzlaşmasına ivme kazandıran genel bir atmosfer mevcut. Bunun, özellikle Mısır Cumhurbaşkanı ile Katar Emiri’ni Bağdat’ta bir araya getiren görüşmeden sonra Mısır-Katar ilişkilerinin kaydettiği atılımdan sonra gerçekleştiğini düşünüyorum.”

Ufukta dönüş yok
Alman Güvenlik ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü tarafından yayınlanan bir araştırmada, her iki tarafın da yakınlaşmak ve diplomatik ilişkileri sürdürmek için iyi nedenleri olmasına rağmen Mısır ve Türkiye arasındaki ilişkilerin tam anlamıyla yeniden kurulamayacağı savunuldu. Araştırmaya göre her iki taraf da, örneğin Libya ile ilgili olarak birlikte düzenleme yapmakla ilgileniyor gibi görünüyor. Ancak herhangi bir büyük anlaşmayı hayal etmek zor olduğu için henüz ne olacağı belirsiz.
Enstitü, araştırmasında şu ifadelere yer verdi:
“Mısır açısından Libya’da uzun vadeli bir Türk askeri varlığını kabul etmek zor olacak. Diğer yandan Türk birliklerinin Libya’dan tamamen geri çekilmesi Ankara için olası bir seçenek değil. Kahire’nin Doğu Akdeniz’deki ittifaklarının politikasını Ankara lehine kökten değiştirmesini beklemek de gerçekçi görünmüyor. Ayrıca Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Mısır’ın, ilişkilerini genişletmeye devam edeceğine dair de şüphe yok.”
Enstitüden uzmanlar duruma dair şu değerlendirmelerde bulundular:
“İlişkilere tam dönüşün önündeki en büyük engel, egemen rejimlerin ideolojik farklılıklarıdır. Müslüman Kardeşler liderlerinin çoğu Türk pasaportu aldı. Bu nedenle Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin, yurt dışındaki Mısır muhalefeti için merkez olma rolünü kaybetmesi beklenmiyor.



Trump, İran ve Ukrayna savaşları üzerine BM’de yoğun görüşmeler gerçekleştiriyor

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump, İran ve Ukrayna savaşları üzerine BM’de yoğun görüşmeler gerçekleştiriyor

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu’daki istikrarsız tablo ve arabuluculuk girişimlerine rağmen gerileme emaresi göstermeyen, beşinci yılına giren Ukrayna savaşı gölgesinde, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kapsamında dört kıtadan liderlerle yoğun bir görüşme trafiğine hazırlanıyor.

Trump’ın bugün Genel Kurul’a katılan delegelere hitap etmesi, ardından en az 11 dünya lideriyle ikili veya toplu görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor. Trump’ın konuşmasının içeriği henüz netlik kazanmazken, ABD Başkanı geçen yılki konuşmasında iklim politikaları ve kitlesel göç gibi çeşitli nedenlerle bazı ülkelerin ‘cehenneme doğru gittiğini’ söyleyerek büyük yankı uyandırmıştı.

Trump’ın günün ilerleyen saatlerinde Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Venezuela’nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ve Körfez ülkelerinin temsilcileriyle görüşmesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Trump, akşam saatlerinde düzenlenecek liderler resepsiyonunda onlarca liderle kısa görüşmeler de gerçekleştirebilir.

Trump, dün Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmüştü. ABD Başkanı’nın bugünkü programına başka görüşmelerin de eklenmesi muhtemel.

Liderlerle yapılacak görüşmelerin uzun listesi, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde dış politikaya verdiği önemi yansıtıyor. Trump bu dönemde çeşitli savaşlara müdahil olurken, uzun yıllardır devam eden ittifakları sorguladı, müttefiklerini işgal etmekle tehdit etti ve 10’dan fazla çatışmada arabuluculuk girişiminde bulundu. Bu girişimlerin sonuçları ise farklı düzeylerde başarı gösterdi.

Trump’ın destek oranı düştü

Ancak ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın ciddi sonuçları oldu. Savaş, küresel akaryakıt fiyatlarının yükselmesine, Trump’a yönelik destek oranlarının gerilemesine ve kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde yarışan Cumhuriyetçiler açısından bir sınav oluşmasına yol açtı. Reuters/Ipsos tarafından dün yayımlanan bir ankete göre, Trump’a yönelik destek oranı, Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı isimlerin hayat pahalılığıyla mücadele yöntemine yönelik hoşnutsuzluğu sürerken tüm zamanların en düşük seviyesi olan yüzde 32’ye geriledi.

Müttefikler ve siyasi rakipler ayrıca Trump’ın, Maduro’nun ocak ayında ABD güçleri tarafından kaçırılarak uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla karşı karşıya kalmak üzere New York’a götürülmesinin ardından Trump yönetiminin desteğiyle iktidara gelen Rodriguez ile gerçekleştireceği ilk görüşmeyi yakından takip edecek.

Trump’ın müttefikleri, ABD’nin Venezuela’nın petrol sektörünü Amerikan yatırımlarına açmak amacıyla Rodriguez yönetimiyle birlikte çalıştığını belirtiyor. Ancak Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Trump yönetiminin Güney Amerika ülkesinde yeni seçimlerin yapılması yönünde yeterli baskıyı uygulamadığını savunuyor.

Trump, Danimarka ve Grönland liderleriyle gerçekleştireceği görüşmede, adadaki ABD askeri varlığını güçlendirmeyi ve jeopolitik rakiplerin varlığını sınırlandırmayı amaçlayan bir anlaşma imzalayacak. Danimarka ve Grönland yetkilileri, anlaşmanın Trump’ın daha önce Grönland’ı güç kullanarak ele geçirme ihtimaline ilişkin açıklamalarına son vermesini umuyor.


Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
TT

Küresel Bilim Kurulu, yapay zekânın tehlikelerini doğruladı

İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)
İngilizce “yapay zekâ” ifadesinin önünde bir klavye ve robot elleri (Reuters)

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı bağımsız bir bilimsel komite, OpenAI şirketine ait yapay zekâ "ajanlarının" Hugging Face sistemlerine sızmasını ve ardından yaşanan benzer vakaları, insanlığın bu tür gelişmiş teknolojileri kontrol altında tutma konusunda yetersiz kaldığının kanıtı olarak değerlendirdi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekânın getirdiği risklere yönelik artan uyarıları reddetmesine rağmen, "süper yapay zekâ" için bir koordinatör (çar) atamaya hazır olduğunu belirtti.

Dünyanın farklı bölgelerinden 40 bağımsız uzmandan oluşan Uluslararası Bağımsız Yapay Zekâ Bilimsel Komisyonu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun New York’ta düzenlenecek 81. dönem yıllık üst düzey toplantıları öncesinde, dün ilk raporunu yayımladı.

“Yapay zekâ ajanları, uyumsuzluk ve insan kontrolünü kaybetme riski” başlıklı raporun eş başkanı ve prestijli Turing Ödülü sahibi Yoshua Bengio, “Araştırmacılar uzun süredir kontrolün kaybedilmesine yol açabilecek üç koşula dikkat çekiyor: hedefin yanlış belirlenmesi, bu hedefi takip etme kapasitesi ve buna izin veren bir ortam” dedi. Bengio, “Bu yaz, bu üç koşul laboratuvarda değil, gerçek sistemde bir araya geldi” ifadelerini kullandı.

Komisyon, buradan çıkarılacak açık dersin temel siber güvenlik uygulamalarının göz ardı edildiği ve güvenlik önlemlerinin teknolojinin yeteneklerine ayak uyduramadığı olduğunu belirtti.

Yapay zekâ ajanlarına daha geniş yetkiler verilmesi, onların davranışlarının ve kararlarının açıklanabilmesini gerektiriyor. (Getty Images)
Yapay zekâ ajanlarına daha geniş yetkiler verilmesi, onların davranışlarının ve kararlarının açıklanabilmesini gerektiriyor. (Getty Images)

Raporda ikinci endişe kaynağının “daha tehlikeli” olduğu belirtildi. Buna göre mevcut eğitim yöntemleri, yapay zekâ “ajanlarını” kendi hedeflerini benimsemeye, güvenlik talimatlarını kasıtlı olarak ihlal etmeye ve gerçekleştirdikleri eylemleri gizlemeye yöneltebilir. Bu durum, “ajanların” güvenlik önlemlerini anlayıp bunlara karşı plan yapabilecek seviyeye gelmesi halinde, bugün tasarlanan güvenlik mekanizmalarının işe yarayıp yaramayacağı konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Raporda, “geleneksel koruma modeli çözülmeye başlıyor” değerlendirmesine yer verildi.

Komisyon, raporun kontrolün geniş çapta kaybedileceğini öngörmediğini ve mevcut belirsizliği bu sistemlerin kontrol edilebilir kalacağının kanıtı olarak da değerlendirmediğini vurguladı. Raporda ayrıca yönetişim alanındaki zorluğun yapay zekâ modellerinden yapay zekâ ajanlarına doğru kaydığı belirtildi.

Yapay zekâ mühendisliği ve güvenliği uzmanı, komisyon üyesi Qinghua Lu, yüksek riskli diğer sektörlerde kullanılan uygulamalara işaret ederek, “Havacılık, tıp ve siber güvenlik; olayların raporlanması, bağımsız denetim ve çok katmanlı güvenlik önlemleri yoluyla yüksek riskli sistemleri yönetmeyi öğrendi” dedi. Lu, ancak yapay zekâ ajanlarının daha yetenekli ve özerk hale gelmesi ve izlenmelerinin zorlaşması durumunda bu uygulamaların yeterli olmayabileceğini belirtti.

Rapor, Washington’da siyasi atmosferin tamamen farklı bir seyir izlediği dönemde yayımlandı. ABD Başkanı Trump, sosyal medya platformları üzerinden yaptığı açıklamada bir “yapay zekâ gücü” oluşturmayı ve bunun başına bir “çar” atamayı planladığını duyurdu. Bu açıklama, Trump’ın kısa süre önce sektörün yeni güvenlik sınırlarına ihtiyacı olmadığı yönündeki ısrarından dikkat çekici bir dönüşe işaret ediyor. Trump, söz konusu gücü ilk başkanlık döneminde kurduğu Uzay Gücü’ne benzer şekilde oluşturacağını söyledi.

Trump ayrıntı vermedi ve “çar” pozisyonu için herhangi bir isim açıklamadı. Ancak göreve “yalnızca yüksek zekâya sahip kişilerin” başvurması gerektiğini belirtti.

Açıklamalar, Trump’ın yapay zekânın risklerine ilişkin şüphelerinin değişmediğini ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığı habere göre Trump, teknolojinin insanlık açısından risk oluşturabileceğine yönelik endişeleri “aldatmaca” olarak nitelendirdi ve bu uyarıları iklim değişikliği konusundaki aldatmacılıkla ve kendisinin görevden azledilmesine yönelik girişimlere yol açan skandallarla kıyasladı. Trump, bu tür endişelerin sorumluluğunu “radikal solcu Demokratlara” yükleyerek, yapay zekâ ve veri merkezlerinin geliştirilmesine karşı “hastalıklı bir komplo” bulunduğunu öne sürdü.

Trump, yönetiminin sektörü destekleyeceğini belirterek, “Büyümesini hiçbir şekilde engellemeyecek veya boğmayacağız” dedi; bunun yerine sektöre “değer vereceklerini, yardımcı olacaklarını ve izleyeceklerini” ifade etti. Trump ayrıca yapay zekânın adının “süper zekâ”, “aşırı zekâ” veya “üstün istihbarat” olarak değiştirilmesini de gündeme getirdi. Bunun yanı sıra bir “yapay zekâ gücü” kuracağını ve “yapay zekâ çarı” atayacağını açıkladı.

Trump’ın sözünü ettiği görev ise aylardır boş durumda. Trump, Aralık 2024’te David Sacks’ı “Beyaz Saray Yapay Zekâ ve Kripto Çarı” olarak atamıştı. Ancak Sacks daha sonra bu görevden ayrıldı.


Macron, Trump’la Kızıldeniz ve Ukrayna konusundaki görüşmelerini “yapıcı” olarak nitelendirdi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)
TT

Macron, Trump’la Kızıldeniz ve Ukrayna konusundaki görüşmelerini “yapıcı” olarak nitelendirdi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları öncesinde New York sokaklarında yürürken (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna ve Kızıldeniz’deki çatışmalar konusunda olumlu görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi.

Macron, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta Trump ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Ele aldığımız bir diğer konu Kızıldeniz’deki durumdu... Bunun küresel fiyatlar açısından taşıdığı önem nedeniyle... Ardından Ukrayna ve Rusya konusunda uzun bir görüşme gerçekleştirdik” dedi. Macron, görüşmenin “çok iyi ve son derece yapıcı” geçtiğini belirtti.

Geniş ilgi gören görüşme öncesinde Fransız bir yetkili, Macron’un Trump ile “açık sözlü” bir şekilde konuşarak özellikle Ukrayna konusunda “doğru kararlara yönlendirmeye” çalışacağını söylemişti. Bu kapsamda Fransız Cumhurbaşkanı, ABD’li mevkidaşına Kiev’e hava savunma sistemleri sağlanmasının gerekliliğini vurguladığını belirterek, bunun “savunma amaçlı bir tedbir” olduğunu ifade etti.

Macron, Trump’ın görüşmeye “son derece açık” olduğunu ve “dünya barışı ile güvenliğimiz açısından açıkça önem taşıyan bu iki çatışmanın ayrıntılarını ele alabildiklerini” söyledi.

Macron, New York’a Kanada’nın Atlantik kıyısı açıklarında bulunan Fransız takımadaları Saint-Pierre ve Miquelon’dan geldi. Burada Kanada Başbakanı Mark Carney ile görüşmüştü. Carney, ABD ile Kanada arasında ticaret anlaşması yapılmasına yönelik müzakerelerin çıkmaza girmesi nedeniyle Trump ile sert bir tartışma yaşamış; bunun ardından iki ülke karşılıklı gümrük vergileri uygulamaya başlamıştı.

Macron’un ayrıca Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile de görüşmesi bekleniyor.