ABD, İran'ın nükleer müzakerelere dönmesini “sonsuza kadar” beklemeyecek

İran'ın merkezinde bulunan Natanz Nükleer Tesisi (Reuters)
İran'ın merkezinde bulunan Natanz Nükleer Tesisi (Reuters)
TT

ABD, İran'ın nükleer müzakerelere dönmesini “sonsuza kadar” beklemeyecek

İran'ın merkezinde bulunan Natanz Nükleer Tesisi (Reuters)
İran'ın merkezinde bulunan Natanz Nükleer Tesisi (Reuters)

Viyana'da gerçekleştirilen nükleer müzakerelerde ABD’nin baş elçiliğini yapan Robert Malley, Biden yönetiminin İran'ın 2015 yılında imzalanan Nükleer Anlaşma’ya geri dönme konusundaki müzakereleri sürdürmek isteyip istemediğine karar vermesini “sonsuza kadar bekleyemeyeceğini” söyledi. 2018 yılında Eski ABD Başkanı Donald Trump söz konusu anlaşmadan geri çekilmişti.
Malley Bloomberg kanalına verdiği bir röportajda ABD’nin, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'den Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen Nükleer Anlaşma’ya geri dönülmesine ilişkin Viyana’nın ev sahipliği yaptığı müzakerelerin yedinci turuna hazır olduğuna dair hala herhangi bir işaret alamadığını belirtti. Malley “İran nükleer faaliyetlerinde ilerleme kaydetmeye devam ederken sonsuza kadar bekleyemeyiz. Zira nükleer faaliyetlerine devam etmeleri bir noktada, KOEP’e geri dönmesini ABD için normalde olacağından çok daha az değerli bir hale getirecek” dedi. Ancak Malley, ülkesinin geçtiğimiz nisan ayında Viyana'da başlatılan dolaylı müzakereleri sürdürmeye hazır olduğunu da sözlerine ekledi.
İki gün önce Bloomberg'e konuşan Batılı kaynaklar, ABD ve Avrupa'nın İran'ı yakın bir zamanda nükleer müzakerelere geri dönmeye ikna etme çabalarının, Tahran liderlerinin Pekin ve Moskova'dan destek almasından ötürü bu ay içinde büyük ölçüde azaldığını söylediler. Çin ve Rusya 2015 yılında Nükleer Anlaşma’ya imza atmış ve iki tarafın anlaşma şartlarına geri dönmesini isteklerini duyurmuş olsalar da, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ülkesinin İran'ın anlaşma hususundaki "haklı endişelerini" desteklediğini vurgulayarak, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olarak Çin’in İran’a mali destek vermeye devam edeceğine dair söz verdi. Pekin aynı zamanda, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) ABD ve Avrupa Birliği'nin (AB) hedeflerini desteklemek amacıyla gözetim görevlerinde sınırı aşmaması konusunda uyarıda bulundu.
Çin Ulusal Petrol Şirketi’nden (CNPC) üst düzey bir yetkili, İran ile ortak projeleri görüşmek ve ikili ilişkileri artırmak için kısa bir süre önce Tahran'a geldi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçtiğimiz hafta UAEA Genel Direktörü ile görüşmek üzere Viyana'yı ziyaret etti. Moskova, İran'ın UAEA’nın teftiş faaliyetlerine izin vermeye devam etmesini umduğunu belirtse de Tahran’a herhangi bir yeni baskı yapmadı.
Viyana'da Nükleer Anlaşma’yı canlandırmak amacıyla yapılan müzakerelerin yedinci turu için hala resmi bir tarih belirlenmezken, Bloomberg'e konuşan ve isimlerini açıklamak istemeyen iki yetkiliye göre görüşmelerin 21 Eylül'de Viyana'da yapılacak UAEA genel konferansının oturum aralarında gerçekleşmesi bekleniyor.
Diğer taraftan UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, Viyana konferansı öncesinde İran'ın nükleer programının yeni başkanı Muhammed İslami ile görüşmek istiyor. Grossi, Tahran’ın UAEA’nın İran nükleer programını yeniden denetlemesine izin vermeye ne kadar hazır olduğunu ölçmek istediğini söyledi. Tahran ABD yaptırımlarını protesto etmek için UAEA’nın denetimini askıya almıştı. Bloomberg, Avrupalı ​​diplomatların Tahran’a karşı nasıl bir yol izleyecekleri hususunda bir karar vermeden önce UAEA ve İran arasındaki istişarelerin sonuçlarını beklediklerini belirtti.
Robert Malley, daha önceki açıklamalarında Nükleer Anlaşma ve müzakerelerin akıbeti hakkında soru işaretleri bırakmıştı. Malley geçen ay ABD merkezli Politico gazetesiyle verdiği röportajında “İran'ın iş birliği seviyesinin düşük olduğu göz önüne alındığında, anlaşmayı yeniden canlandırmak sadece bizim sorumluluğumuz değil” ifadelerini kullanmıştı. Aynı zamanda özellikle İranlıların iş birliği yapmamasından ötürü anlaşmaya geri dönmenin, ABD yönetiminin tamamen kontrol edebileceği bir şey olmadığını da sözlerine ekledi.
ABD ve İran'ın önümüzdeki aylarda şartlar hususunda anlaşamaması durumunda masadaki seçeneklerin ne olacağı kendisine sorulduğunda Malley, ekibinin bazı acil durum planları hazırladığını söyledi. Ayrıca bu seçeneklerden birinin Washington ve Tahran'ın mevcut Nükleer Anlaşma’dan farklı kriterlerle tamamen bağımsız bir anlaşma imzalama olasılığını içerdiğini de sözlerine ekledi. Malley’e göre diğer bir seçenek ise, Avrupalı ​​müttefiklerle koordineli olarak Tahran’a yeniden bir dizi yaptırım uygulamak. Ancak Malley bu yaptırımların içeriği hakkında detaylı bilgi vermedi.
Buna karşılık İbrahim Reisi İran Cumhurbaşkanı olarak seçildiğinden beri bu dosya hakkında birbirine zıt çok sayıda açıklama yapıldı. Bazıları ABD yönetimini müzakereleri engellemekle suçlarken, bazıları da bu müzakerelerin yönteminin değiştiğine işaret etti ancak bunun ne anlama geldiğini belirtmedi. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ülkesinin müzakereye hazır olduğunu duyursa da ABD’nin davranışlarını “sorumsuz” olarak nitelendirip, AB’yi de “olumsuzluk” ile suçladı.
Geçtiğimiz nisan ayından sonra ABD yönetiminin dolaylı katılımıyla Viyana'da nükleer müzakereler başlamıştı. Ancak birkaç tur müzakereden sonra 2015 yılında imzalanan anlaşma canlandırılamadı.
Bazı temel konular üzerinde anlaşmazlıkların devam etmesi nedeniyle müzakereler geçtiğimiz temmuz ayında askıya alındı.



İran savaşı, Trump ve Starmer'ın arasını açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İran savaşı, Trump ve Starmer'ın arasını açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir dizi sert açıklaması sonrasında Sör Keir Starmer, Trump'la ilişkisinin onarılamaz şekilde zarar görebileceği konusunda uyarıldı.

Eski ulusal güvenlik danışmanı ve Britanya'nın eski ABD büyükelçisi Kim Darroch, Birleşik Krallık (BK) Başbakanı'nın "Trump'ın İran'a yönelik 'tercih ettiği savaş'ına doğrudan katılmaya direnmekte haklı olduğunu" söyledi.

Darroch, Guardian'a, "Ancak bu, Trump'la kişisel ilişkisine şüphesiz önemli ölçüde zarar verdi" diye konuştu ve "zarar görmüş bir Trump'ın" daha fazla gümrük vergisiyle "saldırabileceğini" ekledi.

Bu yorum, Trump'ın Beyaz Saray'da yaptığı bir konuşmada Ortadoğu çatışmasına verdiği yanıt nedeniyle Sör Keir'ı taklit etmesinin ardından geldi. Trump, Sör Keir'ın Ortadoğu'ya "iki eski, harap uçak gemisi" gönderme meselesini ekibine danışmak zorunda olduğunu söylediğini aktarmıştı.

Çarşamba günü öğle yemeğinde konuşan Trump, "En iyi dostumuz olması gereken BK'ye sordum" dedi.

Aslında Kral iki hafta içinde buraya geliyor, Kral Charles iyi biri. Bizim en yakınımız olmaları gerekirdi ama öyle davranmadılar. Dedim ki, 'İki tane eski, harap olmuş uçak geminiz var, bunları oraya gönderebilir misiniz?'"

Sör Keir'i taklit ederek zayıf bir sesle konuşan Trump şunları ekledi:

Ah, ekibime sormam gerekecek. Dedim ki, 'Başbakansınız, sormak zorunda değilsiniz'. Hayır, hayır, hayır, ekibime sormam gerekiyor. Ekibim toplanmalı, gelecek hafta toplanıyoruz. Ama savaş zaten başladı. Gelecek hafta savaş bitmiş olacak… Üç gün içinde.

Özel bir öğle yemeğinde yapılan ancak Beyaz Saray tarafından sosyal medya kanalında yayımlanan açıklamalar, daha sonra silindi.

Görsel kaldırıldı.
Başbakan, "Britanya halkının en iyi çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi sürdüreceğini" söyledi (AP)

Downing Sokağı kaynakları, Trump'ın BK'den gemi talebinde hiçbir zaman bulunmadığını ve Britanya'nın da bunları göndermeyi teklif etmediğini söyledi.

Trump'ın eleştirileri karşısında BK Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, "Bizim işimiz BK'nin ulusal çıkarları doğrultusunda kararlar almak" dedi.

Cooper perşembe günü televizyon kanallarına şunları söyledi:

Başından beri ABD'den farklı bir görüş benimsedik ve Ortadoğu'da saldırgan eylemlere kapılmadık çünkü gerilimin tırmanma riskleri, ekonomi üzerindeki de dahil etkiler ve ayrıca sağlam bir plana duyulan ihtiyaç konusunda somut endişeler olduğunu düşündük.

Cooper, Washington'ın hâlâ müttefik olup olmadığı sorusundan kaçınarak şunları söyledi:

Çatışmanın mümkün olan en kısa sürede çözülmesini, sonuçlanmasını istiyoruz çünkü açıkçası bu, BK'deki yaşam maliyeti için en iyisi.

Bu hafta Başbakan, İran'la savaşa girmeme kararlarının arkasında duracağını yineleyerek şunları söyledi:

Benim ve diğerlerinin üzerindeki baskı ne olursa olsun, gürültü ne olursa olsun, aldığım tüm kararlarda Britanya'nın ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edeceğim. Dolayısıyla bunun bizim savaşımız olmadığını ve içine sürüklenmeyeceğimizi net bir şekilde belirttim.

Independent Türkçe


Zelenskiy, Suriye’de Şara ile görüştü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
TT

Zelenskiy, Suriye’de Şara ile görüştü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet el- Şara ile Şam’da bir araya geldi.

Reuters’a konuşan kaynaklar hükümet danışmanı, görüşmelerin Ortadoğu’daki savaş bağlamında savunma konularına odaklandığını belirtti.

Ukrayna, Aralık 2024’te Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki yeni yetkililerle iletişim kurmaya çalıştı. Zelenskiy, Aralık 2024’te Dışişleri Bakanını Şam’a göndererek Suriye’nin yeni yönetimiyle görüşmeler yaptı ve Rusya’nın ülke topraklarındaki varlığını sonlandırması çağrısında bulundu.

Geçen Eylül ayında ise Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çerçevesinde yapılan görüşmede iki ülkenin ilişkilerini resmen yeniden tesis ettiğini duyurmuştu.


Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seçenekleri sınırlı ve risklerle dolu

11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
TT

Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seçenekleri sınırlı ve risklerle dolu

11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)

Bu hafta 40 ülkeden üst düzey yetkililer, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlatılmasını görüşmek üzere çevrim içi bir toplantıda bir araya geldi. Toplantıda İtalya Dışişleri Bakanı, yoksul ülkelere giden gübre ve temel malların güvenli geçişini sağlayacak bir “insani koridor” oluşturulmasını önerdi.

Toplantının ardından Roma tarafından açıklanan bu öneri, savaş nedeniyle gıda güvenliği riskinin artmasını önlemeye yönelik Avrupa ve uluslararası girişimlerden biri olsa da katılımcılardan destek görmedi. Toplantı, boğazın askerî ya da başka yollarla yeniden açılmasına yönelik somut bir plan olmadan sona erdi.

Avrupalı liderler, Donald Trump’ın İran’ın boğazı kapatmasına son vermek ve büyüyen küresel enerji ile ekonomi krizini kontrol altına almak için derhâl askerî varlık konuşlandırmaları yönündeki baskısıyla karşı karşıya. Ancak liderler, şu aşamada savaş gemisi gönderme çağrısına yanıt vermedi; bunun yerine savaş sonrası bu kritik geçidin nasıl yeniden açılacağı konusunda yoğun tartışmalar yürütüyor. Buna rağmen ortak bir eylem planı üzerinde uzlaşmakta zorlanıyorlar.

Bu durum, Avrupa diplomasisinin yavaş işleyişini ve Körfez ülkeleri dâhil olmak üzere savaş sonrası boğazın güvenliğinden sorumlu tarafların çokluğunu yansıtıyor. İtalya ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu bazı ülkeler, herhangi bir uluslararası girişimin Birleşmiş Milletler onayıyla yürütülmesi gerektiğini savunuyor; bu da süreci daha da yavaşlatabilir. Konunun önümüzdeki hafta askerî liderler tarafından ele alınması bekleniyor.

Ancak tüm bunların ötesinde, mevcut çıkmaz, kırılgan bir barış ortamında boğazın güvenliğini sağlamanın ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor. Ana çatışmalar sona erse bile, masadaki seçeneklerin hiçbiri kesin çözüm olarak görülmüyor.

Deniz eskortu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başta olmak üzere Fransız yetkililer, savaş sonrası ticari gemilere boğazdan geçişlerinde savaş gemilerinin eşlik etmesini önerdi. ABD ise ülkelerin kendi bayraklarını taşıyan gemilere refakat etmesi yönünde baskı yapıyor.

Ancak deniz eskortu yüksek maliyetli bir seçenek. Ayrıca hava savunma sistemlerinin, İran’ın saldırıları yeniden başlatması hâlinde insansız hava araçları gibi tehditlere karşı yeterli olmayabileceği belirtiliyor. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, “Dünya ya da Donald Trump, ABD donanmasının tek başına başaramadığını birkaç Avrupa fırkateyninin Hürmüz Boğazı’nda gerçekleştirmesini mi bekliyor?” diyerek şüphelerini dile getirdi.

Mayın temizleme
Almanya ve Belçika, savaş sonrası boğazın temizlenmesi için mayın avlama gemileri göndermeye hazır olduklarını bildirdi.

Ancak Batılı askerî yetkililer, İran’ın gerçekten mayın döşediğinden emin değil. Nitekim bazı İran gemilerinin hâlen boğazdan geçiş yapabildiğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle mayın temizleme operasyonlarının etkisinin sınırlı kalabileceği ifade ediliyor.

Hava desteği
Bu seçenek, gemilere yönelik İran saldırılarını önlemek amacıyla savaş uçakları ve insansız hava araçlarının konuşlandırılmasını öngörüyor.

Ancak bu yöntem de maliyetli ve kesin sonuç garantisi sunmuyor. İran’ın hızlı botlar gibi basit araçlarla dahi saldırı düzenleyebileceği, sınırlı sayıda başarılı saldırının bile sigorta şirketlerini ve armatörleri caydırarak geçişleri durdurabileceği değerlendiriliyor.

Askerî ve diplomatik kombinasyon
Bu yaklaşım, İran’ı caydırmak için diplomatik ve ekonomik baskının askerî unsurlarla birlikte kullanılmasını öngörüyor. Almanya, Çin’e nüfuzunu “yapıcı” şekilde kullanarak çatışmanın sona ermesine katkı sağlama çağrısında bulundu.

Ancak bu seçenek de hem maliyetli hem de belirsiz. Zira diplomatik çabalar şu ana kadar çatışmaları durdurmada başarılı olamadı. Yine de mevcut koşullarda en gerçekçi çözüm olarak görülüyor.

Tüm seçenekler başarısız olursa?
İranlı yetkililer, savaş sonrasında da boğazdaki deniz trafiğini kontrol etmeye devam edeceklerini ve gemilerden geçiş ücreti alma planları bulunduğunu açıkladı. Oysa uluslararası hukuka göre boğazın açık bir geçiş yolu olması gerekiyor.

Boğazın kapalı kalması, küresel ekonomi açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Pek çok ülke, yakıt, gübre ve temel malların taşınması için bu deniz yoluna bağımlı. Bazı bölgelerde kıtlık sinyalleri ortaya çıkarken, Avrupa’da petrol, gaz ve gübre fiyatlarındaki artış; yüksek enflasyon ve ekonomik yavaşlama endişelerini artırıyor.

Berlin merkezli Aurora Energy Research Direktörü Hans Koenig, “Şu anda en büyük tehdit stagflasyon… Fiyatlardaki artış, bu yıl için zaten zayıf olan büyümeyi daha da baskılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

New York Times servisi