Lübnanlılar krizden Kıbrıs’a kaçıyor

Lübnanlılar, ülkelerindeki krizin cehenneminden kaçmak için Kıbrıs’a akın ediyor

Lübnanlı bir kadın, 2 Eylül'de Kıbrıs’da giden  ailesinin ardından gözyaşlarını siliyor (AFP)
Lübnanlı bir kadın, 2 Eylül'de Kıbrıs’da giden ailesinin ardından gözyaşlarını siliyor (AFP)
TT

Lübnanlılar krizden Kıbrıs’a kaçıyor

Lübnanlı bir kadın, 2 Eylül'de Kıbrıs’da giden  ailesinin ardından gözyaşlarını siliyor (AFP)
Lübnanlı bir kadın, 2 Eylül'de Kıbrıs’da giden ailesinin ardından gözyaşlarını siliyor (AFP)

Yüzlerce Lübnan vatandaşı elektriğin olmadığı, akaryakıt ve ilaç kıtlığı yaşanan, yarınlarının karardığı ülkelerinde bu kriz cehenneminden kurtulmak için geçici de olsa yerleşmek üzere ülkelerini terk ederek 200 kilometrelik mesafeyi katederek Kıbrıs adasına gidiyor. Barışçıl Akdeniz adasında güvenlik, eğitim ve istikrarın yanı sıra iş ve yatırım arayışı da var.

Şiddetli ekonomik kriz
Lübnan yaklaşık iki yıldır, Dünya Bankası tarafından 1850'den bu yana dünyanın en kötüsü olarak nitelendirilen ciddi bir ekonomik krize tanık oluyor. Lübnanlılar, likidite eksikliğinden kaynaklanan kısıtlamalar nedeniyle paralarını bankalardan çekemiyorlar. Lübnan lirası döviz kuru karşısında yüzde 90'dan fazla değer kaybetti ve birçok insan da işini kaybetti.
Aynı zamanda gündüz ve gece olmak üzere günün farklı  saatelerinde elektrikler kesiliyor. Piyasada elektrik jeneratörlerini çalıştıracak dizel yakıt bulunmuyor ve bu hayatın her alanına yansıyor. Ülke ilaç, ekmek ve diğer temel malzemelerin temininde de krizlere tanık oluyor.
Krizin ardından binlerce Lübnanlı ülkeyi terk etti. Ülkeyi terk edenlerin birçoğu Kıbrıs'ı seçiyor. AFP henüz resmi bir nüfus sayımı olmaması nedeniyle tam sayılarını alamadı. Çünkü henüz resmi bir nüfus sayımı yok ve bazıları Lübnana ait olmayan pasaportlarla giriş yapıyor.

Halk protestolarının patlak vermesi
Lübnan'ın Kıbrıs Büyükelçisi Claude el-Hajal, Ekim 2019'dan beri Lübnan'da siyasi sınıfa karşı popüler protestoların patlak vermesiyle birlikte, adaya yerleştirilen ailelerin sayısında, özellikle 4 Ağustos 2020'de Beyrut limanında 200'den fazla kişinin ölümüne neden olan yıkıcı patlamadan bu yana önemli bir artış gördüğünü söyledi. El-Haccal, "Seksenlerde elçilikte kayıtlı 100 bin aile dosyası vardı" dedi.
Lübnanlıların iç savaş sırasında (1975-1990) Kıbrıs'a yoğun ı bir şekilde sığınma arayışı ilk değil. Bunların büyük bir kısmı adaya taşınmış ve büyük bir kısmı savaşın bitiminden sonra ülkeye dönmüştü.

İsrail ile Hizbullah Arasındaki Savaş
Ayrıca, İsrail ile Lübnan Hizbullah'i arasındaki Temmuz 2006 savaşı sırasında, Kıbrıs, İsrail bombardımanına maruz kalan Beyrut havaalanının kapatılmasıyla Lübnan için bir üs görevi gördü. Beyrut'tan yola çıkan tahliye gemileri, yabancı uyrukluları ülkelerine gitmek üzere adaya taşırken, askeri operasyonlar bitene kadar Kıbrıs'ta geçici bir süre yaşayan Lübnanlıları da taşıdı.

Çalışma ve yatırım
Başkent Lefkoşa'daki Franszı okulları akademik programının Lübnan'daki birçok Fransız okulunun programlarına yakınlığı nedeniyle kayıt için duzinelerce başvuru aldı fakat tamamını karşılayamadı. Lübnanlı ve Kıbrıslı yetkililer, Lübnanlıları okula kaydettirmek için 250'den fazla başvuru yapıldığını kaydetti.
Bazı aileler güvenlik, eğitim ve istikrar için geçici olarak Kıbrıs'a gitseler de, Lübnanlılar burada çalışacak ve yatırım yapacak imkan da buldular.
Ticaret Bakanlığı Ticaret ve Sanayi Dairesi'nden sorumlu yetkili Konstantinos Karayoris, Kıbrıs makamlarının geçen Ekim ayında yabancı şirketlerin kaydı için hızlı bir süreç başlattığını, yedi büyük ve orta ölçekli bilgi ve iletişim teknolojisi sektöründe faaliyet gösteren şirketin kayıt yaptırdığını ve 200 Lübnanlı çalışanı işe aldığını söyledi. Bununla birlikte birçok çalışanın ailelerinin de adaya taşınacağı için bu yıl sonuna kadar sayının artmasını bekliyor.

Kıbrıs Ekonomisi
Karayoris, bu çok sayıda Lübnanlı şirketin Kıbrıs ekonomisine olumlu yansıyacağına inanıyor. “Bu şirketlerin çalışanları toplamda yüksek maaşlarını Kıbrıs pazarında harcıyorlar” diyerek, en önemli faydasının yabancı şirketlerden yerli şirketlere bilgi aktarımı olduğunu kaydetti.
Büyükelçi, (Güney) Kıbrıs'ın Lübnanlılara çok yardımcı olduğuna dikkat çekerek, şirket kuruluş işlemlerinin hızlandırılması sayesinde geçmişte iki veya üç ay süren işlemlerin artık 10 ila 15 gün sürdüğünü sözlerine ekledi.
Öte yandan, Lübnanlıların daire satın alma talebine istinaden bu sakin Akdeniz adasındaki gayrimenkul sektörü de cazip hale geldi.
 

 


Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
TT

Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)

Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği konusunda yapılan bir toplantı, özellikle Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nın su güvenliğine yönelik tehdidi konusunda Addis Ababa ile anlaşmazlık yaşayan Mısır'ın tutumu hakkında soru işaretlerine yol açtı.

Dün Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı bir kaynak, Kahire'nin henüz resmi olarak yorum yapmadığı Fas-Etiyopya askeri iş birliğinin ‘Kahire'yi endişelendirmediğini ve bu konuda Rabat ile sessiz diplomatik görüşmeler yapılacağını’ söyledi.

Mısır ordusunda eski üst düzey bir subay olan bir askeri uzman da bu görüşe katılıyor. Bu iş birliğinin ‘Kahire için endişe kaynağı olmadığını’ doğrulayan uzman, Fas'ın ‘şu anda Kahire'nin düşmanı ve su haklarına karşı çıkan’ Etiyopya ile iş birliği yapmasına şaşırdığını belirtti.

dfrgt6y
Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (Etiyopya Başbakanı'nın Facebook sayfası)

Ancak Etiyopyalı bir milletvekili Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Fas ile yapılan bu işbirliğinin Kahire'ye yönelik olmadığını veya herhangi bir tehdit mesajı ya da çatışma niyeti taşımadığını belirtti.

Addis Ababa'nın ülkesinin yeniden doğuşuna ve kalkınmasına odaklandığını ve kimseyle askeri çatışmaya girmeye niyetli olmadığını belirtti.

Tartışmalı toplantı

Fas gazetesi Hespress, bu ayın ortalarında, Fas-Etiyopya Ortak Askeri Komitesi'nin ilk toplantısını Addis Ababa'da yaptığını ve toplantıda ‘iki ülke arasında askeri ve savunma iş birliği alanında bir eylem planının’ tartışıldığını bildirdi.

Aynı kaynağa göre 2025 yılının haziran ayında Rabat'ta imzalanan askeri iş birliği anlaşması, eğitim, bilimsel araştırma ve askeri tıp alanlarında iş birliğinin yanı sıra bu ortak askeri komitenin kurulmasını da öngörüyordu. Etiyopya Haber Ajansı (ENA) bir sonraki gün, Addis Ababa ve Rabat'ın çeşitli askeri alanlarda ikili iş birliğini güçlendirmek amacıyla ilk ortak savunma komitesi toplantısını gerçekleştirdiğini bildirdi.

ENA’nın haberine göre görüşmelerde ‘iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin, savunma kurumları, eğitim ve öğretim, savunma sanayii, teknoloji transferi ve diğer askeri faaliyet alanlarında karşılıklı fayda sağlayacak şekilde teşvik edilmesi’ konuları ele alındı.

Etiyopya Ulusal Savunma Kuvvetleri (ENDF) Dış İlişkiler ve Askeri İşbirliği Genel Müdürü Teshome Gemechu, o dönemde Etiyopya ile Fas arasındaki ilişkilerin birçok sektörde istikrarlı bir şekilde güçlendiğini ve iki ülke arasındaki uzun soluklu dostluğun Afrika dayanışmasını ve karşılıklı çıkarlar için birlikte çalışma konusundaki ortak taahhüdü yansıttığını vurguladı.

Gemechu, ayrıca, ortak komite toplantısının ‘Etiyopya-Fas ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktası olduğunu ve mutabık kalınan iş birliği alanlarının pratik olarak uygulanması için yeni bir aşama açtığını’ belirtti.

ENA, Fas Silahlı Kuvvetleri Tedarik Direktörü Tuğgeneral Abdulkadir Osman'ın toplantı sırasında varılan anlaşmayı ‘askeri ilişkilerde önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdiğini aktardı.

Tuğgeneral Osman, ‘Fas'ın Etiyopya ile savunma iş birliğini daha da güçlendirmeye kararlı olduğunu’ vurguladı.

“Sessiz diplomasi”

Bu konuda Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Mısırlı bir kaynak, Fas-Etiyopya iş birliğinin ‘açıklığa kavuşturulması gerektiğini, ancak genel olarak endişe verici olmadığını, özellikle de Kahire'nin Rabat ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu’ söyledi.

Kaynak, Rabat ile ‘sessiz diplomasi’ yaklaşımının benimseneceğini ve bu konuyla ilgili tartışmaların ‘suçlama bağlamında değil, sorunun doğasını anlamak ve Mısır'ın bu konudaki endişelerini tartışmak amacıyla’ yapılacağını düşünüyor.

Fas-Etiyopya görüşmesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu ayın ortalarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye gönderdiği mektupla aynı zamana denk geldi. Trump, mektupta “Nil Nehri'nin suyunun paylaşımı sorununu temelden ve sonsuza kadar çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında ABD'nin arabuluculuğunu yeniden başlatmaya hazırım” ifadelerini kullandı. Trump, daha önce de defalarca kez, yönetiminin Kahire ile Addis Ababa arasında bir savaşı önlediğini söylemiş, ancak daha fazla ayrıntı vermemişti.

Mısırlı kaynak, Etiyopya'nın Mısır'a mesajlar göndermeye çalıştığına inanıyor. Bu mesajlar, Mısır ve Sudan'ın duyarlılığı ve Addis Ababa'nın yorum yapmaması üzerine Trump'ın arabuluculuk açıklamasının ardından artacak.

Öte yandan Etiyopyalı Milletvekili Muhammed Nur Ahmed, Fas ile iş birliğinin sadece askeri alanda değil, ticaret ve diplomasiyi de kapsadığını ve kimseye tehdit oluşturmaktan ziyade, bölge ülkeleriyle ilişkileri güçlendiren mesajlar taşıdığını düşünüyor.

Etiyopyalı Milletvekili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır'ın Etiyopya’nın ortaklarından biri olduğunu vurgulayarak “Mısır ile savaşmadılar ve savaşmayacaklar, özellikle de Addis Ababa ilerleme ve refahla ilgileniyor ve Mısır veya başka bir ülkeyle savaşma niyetinde değil” dedi.

Buna karşın Mısırlı askeri stratejist Tümgeneral Samir Ferec, Etiyopya'nın bu gerekçelerini reddetti. Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Tümgeneral Ferec, Addis Ababa'yı ‘Mısır'ın su haklarının düşmanı’ olarak nitelendirdi.

Mısır'ın ‘bu iş birliğinden endişe duymadığını” belirten Tümgeneral Ferec, “Arap Birliği üyesi bir ülke, Mısır'ın çıkarlarını tehdit eden başka bir ülkeyle nasıl iş birliği yapabilir?” diye sordu.

Etiyopya'nın bu toplantılardan çıkan mesajlarının Mısır'ı güvenlik veya askeri açıdan etkilemeyeceğini düşünen Mısırlı askeri stratejist, Mısır'ın bu konuyu Rabat ile hemen gündeme getirmeyeceğini, ancak iki ülke arasında gelecekte yapılacak toplantılarda ‘Mısır-Fas ilişkilerine önemli bir etkisi olmadan tutumunu ifade edeceğini’ tahmin ediyor.


Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
TT

Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)

Dün, Yemen'in geçici başkenti Aden'de, Amalika Tugayları İkinci Tugay Komutanı ve Aden'de güvenliğin sağlanmasındaki kilit isimlerden biri olan Tuğgeneral Hamdi Şukri es-Subeyhi’nin konvoyuna bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Gelen haberlere göre Tuğgeneral Subeyhi, askeri konvoyun trafiğin yoğun olduğu Dar Sad bölgesinin Caule beldesinden geçerken meydana gelen patlamadan sağ kurtuldu.

Saldırı, Hadramut'un en büyük şehri Mukelle'deki yerel yetkililerin, yaklaşık üç hafta önce Yemen'den çekilen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından yönetilen Güney Geçiş Konseyi (GGK) gruplarının gözetiminde bulunan gizli hapishaneleri ve suikastlarda kullanılan patlayıcıları ortaya çıkarmasından bir gün sonra meydana geldi.

Olay, Yemen’deki Meşruiyeti destekleyen Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun GGK’yı feshetmesinin ardından ülkenin güney illerinde istikrarı yeniden tesis etmeye ve askeri ve güvenlik güçlerini birleştirmeye çalıştığı bir dönemde güvenlik endişelerini yeniden gündeme getirdi.


Eş-Şebab, Somali'deki stratejik öneme sahip bir adaya saldırı başlattı

"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)
"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)
TT

Eş-Şebab, Somali'deki stratejik öneme sahip bir adaya saldırı başlattı

"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)
"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)

Çeşitli kaynaklara göre, eş-Şebab militanları dün Somali'nin güneyindeki stratejik bir adaya saldırdı ve yarı özerk Cubaland bölgesinde konuşlanmış askeri birliklerle çatıştı.

Yaklaşık yirmi yıldır El-Kaide ile bağlantılı olan eş-Şebab, Somali hükümetiyle savaşıyor.

Cubaland yetkilileri saldırıyı püskürttüklerini açıkladı, ancak grup daha önce operasyonları için bir fırlatma noktası olarak hizmet veren Kuday Adası'ndaki bir askeri üssü ele geçirdiklerini iddia etti.

Kismayo sahil kentindeki bir topluluk lideri AFP'ye verdiği demeçte, militanların "Kuday kasabasının dışındaki askeri üsse baskın düzenledikten sonra adayı kuşattıkları" bilgisini aldığını belirterek, "şu anda neler olduğunun ayrıntılarını bilmenin hala zor olduğunu" ifade etti.

Kismayo'dan askerlere yardım etmek için birkaç tekne gönderildiğini, ancak Cubaland güçlerinin yardım çağrısı yapmasından kısa bir süre sonra adadaki iletişimin kesildiğini söyledi.

Cubaland yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, "güvenlik güçleri düşmana ağır kayıplar verdirdi ve saldırıda kullanılan birçok askeri aracı imha etti" denildi.

“Eş-Şebab Hareketi” ise savaşçılarının “ada içinde ve dışında 3 askeri üssün tam kontrolünü ele geçirmeyi başardığını” duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Kismayo'nun yaklaşık 130 kilometre güneybatısında bulunan Kuday Adası, 2015 yılının başlarında Somali Ulusal Ordusu'nun Kenya Savunma Kuvvetleri ile iş birliği içinde gerçekleştirdiği bir operasyonla "Eş-Şebab" hareketinin elinden kurtarıldı.