İstişareler Kahire ve Ankara arasındaki gerilimi kıracak mı?

Kahire’nin geçtiğimiz mayıs ayında ev sahipliği yaptığı “istikşafi istişarelerin” ilk turundan bir kare (AFP)
Kahire’nin geçtiğimiz mayıs ayında ev sahipliği yaptığı “istikşafi istişarelerin” ilk turundan bir kare (AFP)
TT

İstişareler Kahire ve Ankara arasındaki gerilimi kıracak mı?

Kahire’nin geçtiğimiz mayıs ayında ev sahipliği yaptığı “istikşafi istişarelerin” ilk turundan bir kare (AFP)
Kahire’nin geçtiğimiz mayıs ayında ev sahipliği yaptığı “istikşafi istişarelerin” ilk turundan bir kare (AFP)

Ahmed Abdulhakim/Gazeteci
Mısır ve Türkiye arasındaki ilişkileri yeniden tesis etmek için salı günü Türkiye'nin başkentinde Kahire ile Ankara arasında yeni bir “istikşafi istişareler” turu yapıldı. İlk tur geçtiğimiz mayıs ayında Mısır’ın ev sahipliğinde gerçekleşmiş ancak görüşmelerin ardından yetkililer olumlu açıklamalarda bulunmuş olsa da ihtilaflı konular üzerinde uzlaşma sağlanamamıştı.
Independent Arabia’ya konuşan Mısır diplomatik kaynaklarına göre “Libya krizi, Akdeniz’deki doğalgaz, Arap ülkelerin iç işlerine müdahale edilmesi gibi başlıca ihtilaflı konularda büyük bir değişiklik olmamasına rağmen iki başkentin son haftalarda yansıttıkları olumlu hava şu anki istişare turunda uzlaşmaya varma fırsatını artırıyor ve iki ülke arasında ilişkilerin yeniden tesis edilmesinde ilerleme kaydetme olasılığına yönelik sonuçlar üzerinde duruluyor”.
Yakın bir zamanda Türk makamları, Mısırlı yetkililerin terörist olarak sınıflandırdığı İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) üyelerinden medyada Kahire'ye yönelik yaptıkları kışkırtıcı faaliyetlerini durdurmalarını talep ettiler. Mısır bu talebi uluslararası hukuk kuralları ve ülkeler arasında kimsenin birbirinin iç işlerine karışmamasına dayalı normal ilişkilerle uyumlu olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Ancak Mısırlı yetkililer, ilişkileri yeniden tesis etme yolunun hala başka dosyalarda uzlaşma sağlanmasını gerektirdiğinin bir kez daha altını çizdiler.

Masaya yatırılan ikili ve bölgesel konular
Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre, iki ülke arasında "istikşafi istişarelerin" ikinci turu başladı. Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ve Mısırlı mevkidaşı Hamdi Loza başkanlığındaki heyetler arasında Ankara’da yapılan ikinci tur iki gün sürdü.
Bakanlık iki heyetin istişare turunun ilk gününde ikili konuları ele alacağını ikinci gün (çarşamba) yapılan toplantılarda ise bölgesel konularda karşılıklı görüş alışverişinde bulunacağını söylemişti. Bakanlık yaptığı açıklamada “İki ülke, karşılıklı çıkarlar temelinde ilişkileri ilerletmeyi ve eski haline getirmeyi amaçlıyor” ifadelerini kullanmıştı.
Independent Arabia’ya demeç veren Mısır diplomatik kaynakları “Yeni tur müzakereler, ilişkileri yeniden tesis etme çabalarını bozan bir gerilimin ardından Kahire ile Ankara arasındaki temasların yeniden başlamasının üzerinden haftalar geçtikten sonra gerçekleşiyor. Her iki tarafta da gerginliği kırmaya ve karşılıklı yapılan saldırgan açıklamaları durdurmanın yanı sıra iki taraf arasındaki başlıca sorunların çözülmesine yönelik bir istek var” ifadelerini kullandılar.
7-8 Eylül arasında gerçekleştirilen istişarelerden önce açıklamalarda bulunan diplomatik kaynaklardan biri şu ifadeleri kullandı:
“Şu anki istişareler temel olarak Libya krizine ve Kahire ile gerilime yol açan başlıca meselelerden biri sayılan Türkiye’nin Libya’daki askeri varlığı meselesine odaklanacak. Aynı zamanda Ankara ve Kahire için stratejik öneme sahip Akdeniz doğalgaz dosyasının da görüşülmesi planlanıyor. Türkiye'nin kendi topraklarında ikamet eden İhvan mensupları konusuna ilişkin gönderdiği olumlu işaretlerle birlikte Kahire, Türkiye’den Libya dosyası konusunda daha fazla iyi niyet göstermesini istiyor. Kahire hala Libya topraklarından yabancı güçlerin hepsinin tamamen çıkarılması ve geçtiğimiz aralık ayında imzalanan ateşkes anlaşmasının tüm yükümlülüklerine uyulmasında ısrarcı. Türk tarafıyla askeri güçlerini Libya'dan geri çekmesi ve Libya topraklarına yeni silahlar sokmaması için belirli bir program üzerinde anlaşmaya çalışıyoruz.”

Ufukta çözüm görünüyor mu?
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, gözlemcileri iki tarafın tutumlarında görülen olumlu işaretlere rağmen iki ülkenin ihtilaflı konuları aşıp ilişkilerin yeniden tesis edilmesinde ilerleme kaydedebilecekleri hususunda farklı görüşler var. En son görülen olumlu işaret, iki ülkede meydana gelen iki trafik kazası ve bir tren-minibüs çarpışması sonucunda karşılıklı taziye mesajları gönderilmesi oldu.
Geçtiğimiz pazar Türk Dışişleri Bakanlığı, Mısır’ın doğusunda meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden 12 kişi için Mısır’a taziyelerini iletmişti. Bakanlık yaptığı açıklamada “Mısır’da Şarm El-Şeyh kentinden Kahire’ye giden otobüsün devrilmesi sonucunda meydana gelen trafik kazasında çok sayıda ölü ve yaralıların olduğu üzüntüyle öğrenilmiştir. Kazada hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet, yaralananlara acil şifa, Mısıra başsağlığı diliyoruz” ifadeleri kullanmıştı. Bununla eş zamanlı olarak Kahire de Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Tekirdağ’da bir tren ile minibüsün çarpışması sonucu hayatını kaybedenlere başsağlığı dilemişti. Bakanlığın açıklamasında “Mısır, bu elim kazada hayatını kaybeden kişilerin ailelerine en içten taziyelerini iletirken, yaralılara da acil şifalar diliyor” ifadelerine yer verilmişti.
Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Cemal Bayumi “İki tarafın geçtiğimiz aylarda gösterdiği iyi niyete dayalı olarak iki ülke arasındaki ilişkilerin yavaş yavaş düzeleceğine yönelik işaretler var. Başta bölgesel konular olmak üzere iki ülke arasındaki ilişkileri hala bozan bazı anlaşmazlıklar olsa da Kahire, Türkiye'nin yakın zamanda gösterdiği iyi niyet göstergelerinin üzerine inşa etmeye doğru ilerliyor gibi görünüyor. Bölgesel gelişmeler, bazı konulardaki derin anlaşmazlıklara rağmen iki ülkenin birbirine ihtiyacı olduğunu gösteriyor” dedi.
2013'ten sonra Türkiye ile Mısır arasındaki ipler gerilmiş ve iki ülke de karşılıklı olarak büyükelçilerini geri çekmişlerdi. Ancak büyükelçiliklerin kapısı kapatılmadı ve son sekiz yıldır maslahatgüzar düzeyinde, düşük düzeyde temsille çalışmaya devam ediyorlar.
Diğer taraftan Kahire Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi Profesörü İbrahim el-Minşavi, iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmeye yönelik karşılıklı bir arzu olduğu görüşüne katılıyor. Minşavi “Başlıca sorunlar çözülmemiş olsa da her iki ülke de aralarındaki gerilimi kırmak istiyor” dedi. En büyük anlaşmazlık konusunun Libya konusu olduğuna dikkat çeken Minşavi “Mısır batıdaki komşusunun yabancı güçlerden ve paralı askerlerden arınması gerektiği konusunda ısrarcı olmaya ve baskı yapmaya devam ederken Türkiye askeri varlığının meşru olduğunu savunuyor” ifadelerini kullandı.
Mısırlı eski diplomat Fergali Taha “Yeni istişare turu, iki ülke arasında birkaç dosya üzerinde uzlaşmaların başlamasına yol açabilir ancak bu dosyaların kapatılmasını sağlamayacak. İki ülke arasındaki şu anki ilişki düzeyi, geçmiş yıllardaki durumdan daha iyi” dedi.
Taha sözlerini şöyle sürdürdü: “Her iki ülkenin de birbirlerine yaklaşmanın önemine iten çıkarları var. Libya ve Suriye dosyası ve Akdeniz’deki doğalgaz konusundaki karışıklık, özellikle bir grup uluslararası taraf da işin içine girdiğinden ötürü, şu anda ve devam eden tartışmalar düzeyinde üstesinden gelinemeyecek kadar büyük. Kahire, ilişkilerin yeniden tesis edilmesinde ilerleme kaydetmek için Ankara'nın daha fazla güven verici adımlar atmasını bekliyor. Bu da önümüzdeki günlerde ve haftalarda yaşanacak gelişmeler ile belli olacak.



Black Panther'ın kötü adamından terapi itirafı

Michael B. Jordan, Creed serisi ve Günahkarlar'daki (Sinners) çifte rolüyle de tanınıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)
Michael B. Jordan, Creed serisi ve Günahkarlar'daki (Sinners) çifte rolüyle de tanınıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)
TT

Black Panther'ın kötü adamından terapi itirafı

Michael B. Jordan, Creed serisi ve Günahkarlar'daki (Sinners) çifte rolüyle de tanınıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)
Michael B. Jordan, Creed serisi ve Günahkarlar'daki (Sinners) çifte rolüyle de tanınıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)

Michael B. Jordan, 2018 yapımı Black Panther'da kötü karakter Erik Killmonger'ı canlandırdıktan sonra terapiye giderek "deşarj olmaya" ihtiyaç duyduğunu açıkladı.

CBS Sunday Morning programına konuşan Jordan, "Filmden sonra etkisi bir süre üzerimde kaldı" diyerek ekledi: 

Terapiye gittim, konuştum, bir şekilde deşarj olup rahatlamanın yolunu buldum. O noktada, bir karakterden sonra buna ihtiyaç duyduğumu hâlâ öğreniyordum.

Oyunculuğun çoğu zaman "yalnız yapılan" bir yolculuk olduğunu söyleyen Jordan, "Seçmelere tek başınıza giriyorsunuz, tek başınıza çalışıyorsunuz. Çok fazla hazırlık var; yaşanan deneyim ve o süreç insanda iz bırakıyor" ifadelerini kullandı: 

İlerledikçe şunu fark ettim: 'Üzerimde hâlâ bir şeyler var, bunu üstümden atmam lazım.' Konuşmak gerçekten çok önemli.

38 yaşındaki Jordan, çekimler öncesinde karakterin içine tamamen girdiği için Erik Killmonger'ı "üstünden atmanın" zor olduğunu da hatırlattı. Rolüne hazırlanırken uzun süre "izole" kaldığını ve ailesiyle "pek konuşmadığını" söyledi.

Jordan, "Erik pek sevgi görmemişti, bence sevgiyi hiç tatmadı" dedi: 

Çok fazla ihanet yaşadı; etrafındaki 'işlemeyen sistemler' onu şekillendirdi, öfkesini ve hayal kırıklığını besledi.

Michael B. Jordan, Ryan Coogler imzalı Black Panther'da 2020'de yaşamını yitiren Chadwick Boseman'ın yanı sıra Lupita Nyong'o, Danai Gurira, Martin Freeman, Daniel Kaluuya, Letitia Wright ve Winston Duke'la birlikte rol almıştı. 

Film, Marvel için gişede büyük bir başarıya imza atmıştı. Şubat 2018'de vizyona giren Black Panther, dünya genelinde 1,34 milyar dolar hasılata ulaşmıştı.

Independent Türkçe, Variety, CBS Sunday Morning, Deadline


İsrail'in gözünden Maduro'nun kaçırılması: İran konusunda bize yararı var mı?

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz salı günü Florida, Palm Beach'te düzenledikleri ortak basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz salı günü Florida, Palm Beach'te düzenledikleri ortak basın toplantısında (Reuters)
TT

İsrail'in gözünden Maduro'nun kaçırılması: İran konusunda bize yararı var mı?

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz salı günü Florida, Palm Beach'te düzenledikleri ortak basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz salı günü Florida, Palm Beach'te düzenledikleri ortak basın toplantısında (Reuters)

İsrail, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırılarını ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasını memnuniyetle karşılamakla yetinmedi; söz konusu saldırılar ve bunların büyük sonuçları, Tel Aviv’in iştahını saldırıların sonrasına yönelik senaryolara da açtı.

İsrail içinden yapılan değerlendirmelere göre Maduro’nun kaçırılmasının ardından yaşanacak gelişmeler, İsrail’in çıkarlarına hizmet ediyor. Bu yaklaşım, Binyamin Netanyahu hükümetinin İsrail’i ‘bölgede bir polis gücü’ ve ‘dünyanın polisi olan ABD’nin müttefiki’ olarak görmesinden kaynaklanıyor.

İsrailli analistler, bu değerlendirmelerini öncelikle İsrailli yetkililerin resmî açıklamalarının üslup ve içeriğine dayandırıyor. Bu açıklamaların başında, Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump’a hitaben yayımladığı açık mesaj yer alıyor. Netanyahu mesajında, “Özgürlük ve adalet uğruna sergilediğiniz cesur ve tarihî liderliğiniz için sizi tebrik ediyorum. Kararlı duruşunuzu ve kahraman askerlerinizin fedakâr mücadelesini selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

Bu tutum, Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın açıklamalarıyla da örtüştü. Saar, “İsrail, uyuşturucu ve terör ağının başında bulunan bir diktatörün devrilmesini memnuniyetle karşılıyor; ülkeye demokrasinin geri dönmesini ve devletler arasında dostane ilişkilerin kurulmasını umuyor” dedi. Saar, “Venezuela halkı demokratik hakkını kullanmayı hak ediyor, Güney Amerika ise uyuşturucu ve terör ekseninden arınmış bir geleceği hak ediyor” değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca İsrail’in, ‘Maduro’nun gayrimeşru ve otoriter yönetimi altında acı çeken, özgürlük yanlısı Venezuela halkının yanında durduğunu’ bildirdi.

Amerikan caydırıcı gücü

Ancak İsrail’in bu saldırıya ilişkin daha derin tutumu, ABD politikasında atılacak bir sonraki adımlar ve bunların dünya üzerindeki etkilerine dair perspektife dayanıyor. İsrailli analist Ron Ben-Yishai, dün Ynet internet sitesinde yayımlanan yazısında, “Bu saldırının ardından ABD’nin caydırıcılık gücü dünyada büyük bir ivme kazandı. Başkan Trump, tehditlerinin sözde kalmadığını, güçlü ve ezici bir eylem kapasitesine sahip olduğunu kanıtladı” ifadelerini kullandı.

asdefrgt
ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Ocak'ta Venezuela'daki askeri operasyonu izlerken (Truth Social)

Ben-Yishai, “ABD’nin caydırıcılık gücünün etkisi doğrudan İsrail’e yansıyor. Zira İsrail, Trump ile temel bir anlaşmazlık yaşamayan en güçlü müttefik konumunda” dedi. Analist, İsrailli liderlere de “Bu noktayı ciddi şekilde kavrayın ve ABD ile çatışmaya girmeyin” uyarısında bulundu.

İran'da bu etki görülüyor mu?

Ben-Yishai, Maduro’nun kaçırılmasının bölgedeki etkisi sorusuna da değindi ve şu yanıtı verdi: “Venezuela’daki bu darbenin en güçlü etkisi İran üzerinde olacak. İran, Trump’ın tehditlerinin ciddi olduğunu anlayacak, mevcut müzakere sertliğinden geri adım atacak ve nükleer programını tamamen terk etmeyi, ABD’nin talebi doğrultusunda uranyum zenginleştirmeyi durdurmayı kabul edecek.”

Ben-Yishai sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu, İsrail'in çıkarlarına hizmet edecektir. Çünkü İran'a alternatif, ABD'nin saldırısı veya İsrail-ABD ortak saldırısı olacaktır. Başkan Trump artık saldırıları yönetme konusunda daha kendinden emin.”

Bölge dışından mesajlar

Ynet internet sitesinde yazan Itamar Eichner, ABD’nin Venezuela’ya yönelik darbesinin Çin ve Rusya’ya da güçlü mesajlar gönderdiğini belirtti. Eichner’e göre Venezuela her iki ülkenin de müttefiki olmasına rağmen, bu ülkeler onu koruyamadı. Bu durum, ABD’nin gücünün pekişmesini gösteriyor.

Eichner, bunun Uluslararası Adalet Divanı (UAD) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) için de bir mesaj ve ders olduğunu ifade etti. Eichner’e göre bu mahkemeler dünyadaki ‘polis rolünü’ üstleniyor olsa da bugün gerçek dünyanın polisi olarak Trump’ı görmeli, onu tanımalı ve hoşuna gitmeyen kararlar almaktan (örneğin Netanyahu’nun tutuklanması kararından) vazgeçmeli.

scdfrgt
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Genel Merkezi (AFP)

Ancak Eichner, Netanyahu’ya, Trump’ın Venezuela operasyonuna başlamadan evvel, ABD çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan MAGA hareketini dikkate alarak hareket ettiğini hatırlattı. Bu nedenle, Eichner’e göre Netanyahu’nun Trump ile tam bir uyum içinde kalması ve onunla çatışmaya girmemesi gerekiyor.

İsrail'in umutları ve beklentileri

Diğer yandan Israel Hayom gazetesi yazarı Yoav Limor, İsrail’in İran’ın sıradaki hedef olmasını umduğunu, ancak İran ile Venezuela arasında farklar bulunduğunu yazdı.

İsrail Kanal 12 televizyonunun askeri analisti Nir Dvori ise İsrail güvenlik birimlerinin Venezuela’daki ABD saldırısını dikkatle takip ettiğini belirtti. Dvori, “Bu operasyon aynı zamanda İran sahnesi ve Hizbullah üzerinde de etki yaratacak” dedi. Ayrıca, Trump’ın tehdidini hayata geçirecek bu adımın Ortadoğu’da büyük bir ağırlığa sahip olduğunu ve ABD operasyonunun İran’ı dizginlemede etkili bir faktör olacağını vurguladı.

dfrgty
İsrail'in İran Yayın Kurumu binasına düzenlediği saldırının ardından dumanlar yükselirken, arka planda başkent Tahran’ın en önemli simgelerinden biri olan Milad Kulesi görülüyor, 16 Haziran 2025. (Reuters)

Kudüs’teki İbrani Üniversitesi’nde İspanya, Portekiz ve Latin Amerika Çalışmaları Bölümü Başkanı olan Prof. Dr. Claudia Kedar, Haaretz gazetesinde yayımlanan makalesinde, “Trump Venezuela petrolünü kontrol altına almak istediğini açıklamış olsa da yaşanan dramatik olayların ardında, şu anda kesin olarak tespit edilemeyen başka motivasyonlar da olabilir. Acaba bu, İran gibi iç işlerine müdahale etmekle tehdit edilen ülkelere bir mesaj iletme yöntemi mi?” diye yazdı.

Kedar ayrıca, “Belki de Trump’ın asıl hedefi, Venezuela ve Küba’daki sol yönetimlere karşı olan geniş Latin kökenli seçmen kitlesini heyecanlandırmaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kedar makalesinde sorularını sürdürerek, “Bu, Küba hükümetini devirmeye ve Latin Amerika-İran eksenini zayıflatmaya giden yolun ilk aşaması mı? Trump yönetiminin Latin Amerika müdahalesinde belirlediği kırmızı çizgiler var mı? Uluslararası toplum ABD’ye kırmızı çizgiler çizecek mi? Ve biz, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana şekillenen mevcut küresel düzenin yerine yeni bir dünya düzeninin oluşumunu mu izliyoruz?” ifadelerini kullandı.


Uzmanlar Maduro'nun tutuklanmasının küresel finans piyasaları üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyor?

 Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)
Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)
TT

Uzmanlar Maduro'nun tutuklanmasının küresel finans piyasaları üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyor?

 Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)
Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)

2026 yılına girilirken, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu tutukladığını açıklamasıyla küresel yatırımcılar yeni ve beklenmedik bir jeopolitik risk dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Siyasi boyutu büyük bir olay olmasına rağmen, piyasalardaki ilk tepki ‘temkinli sakinlik’ şeklinde oldu. Petrol fiyatları belirgin dalgalanmalar gösterirken, güvenli liman olan varlıklara talep artışıyla altın fiyatları yükseldi; hisse senetleri ise teknoloji ve savunma sektörlerinin desteği ve ABD dolarının değer kazanmasıyla ivme kazandı.

Önde gelen finans piyasası analistlerinin bu gelişmelere ilişkin görüşleri şöyle özetlenebilir:

Singapur’daki Mizuho Bank’ın Ekonomi ve Strateji Başkanı Vishnu Varathan, piyasalara jeopolitik risklerin sadece ithalat rakamlarıyla sınırlı olmadığını hatırlatan yeni bir uyarı geldiğini belirtti. Varathan, tarihsel olarak Venezuela’ya uygulanan yaptırımlar ve ülkenin neredeyse tamamen petrol ihracatına bağımlı olmasının, rejim değişikliğinin ticaret ve yatırım kanalları üzerindeki etkisini ‘sınırlı ve çevrelenmiş’ hale getirdiğini, bu durumun piyasalarda geniş çaplı satış baskısının yaşanmamasını açıkladığını vurguladı. Buna karşın Varathan, Latin Amerika bölgesinin istikrarının artık test altında olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Özellikle Başkan Trump’ın uyarılarını Küba, Kolombiya ve Meksika’yı kapsayacak şekilde genişletmesinin ardından, halkın ABD’ye yönelik algısının petrol ve maden kaynaklarından somut faydalar görmediği takdirde olumsuz yönde değişebileceğine dikkat çekti.

Değerli metaller, riskten korunma konusunda hükümetleri geride bırakıyor

Diğer yandan Capital.com’un kıdemli piyasa analisti Kyle Rodda, etkilerin kısa vadede hâlâ sınırlı olduğunu ve esas olarak enerji sektörüyle sınırlı kaldığını belirtti. Rodda, değerli metallerin fiyatlarındaki güçlü tepkilere dikkat çekerek, piyasanın hükümet adımlarını ‘önceden fiyatlamaya’ başladığını ve bunun altın gibi dolar dışı ve nakit dışı alternatiflere olan talebi artırdığını vurguladı. Analist, bunun dışında piyasanın hafta sonu yaşanan gelişmelerden çok, gelecekteki gelişmelerin ne getireceğini merakla beklediğini ifade etti.

Venezuela şu anda dünya sahnesinde etkili bir oyuncu değil

J.P. Morgan Varlık Yönetimi’nde Asya-Pasifik Piyasaları Baş Stratejisti Tai Hui, piyasanın tepkisinin zayıf olmasını, Venezuela’nın üretiminin dünya petrol üretiminin yalnızca yaklaşık yüzde 1’ini oluşturmasına bağladı. Hui, uzun yıllar süren yatırım eksikliğinin, Karakas’ın üretimi artırıp küresel piyasaya pompalamasını yakın vadede imkânsız kıldığını vurguladı. Ayrıca, Trump’ın Venezuela’yı kısa süreliğine ABD yönetimine devretme açıklamasının, etkileri yalnızca enerji piyasasıyla sınırlı tuttuğunu belirtti ve finansal piyasaların jeopolitik riskleri her zaman doğru şekilde fiyatlayamayabileceğine dikkat çekti.

Piyasa direnci, siyasi beklentileri test ediyor

OCBC Bank’ta Yatırım Stratejisi Genel Müdürü Vasu Menon, Trump’ın Venezuela petrol üretimini artırma taahhüdünün, ‘petrol musluklarının’ tamamen açılabilmesi için uzun süreli bir süreç ve büyük sermaye yatırımları gerektirdiğini belirtti. Menon, siyasi istikrarsızlıklar ve tedarik kesintilerinin fiyatları geçici olarak hafifçe yükseltebileceğini, ancak OPEC’in kararlarının fiyat istikrarına katkı sağlayabileceğini öngördü. Menon, piyasaların 2025’te yaşanan gelişmelerle olgunlaşması sayesinde jeopolitik şoklara karşı ‘daha az hassas’ hale geldiğini vurgulayarak, siyasi sürprizlerin etkisinin geçen yıl olduğu gibi geçici olabileceğini bildirdi.