İstişareler Kahire ve Ankara arasındaki gerilimi kıracak mı?

Kahire’nin geçtiğimiz mayıs ayında ev sahipliği yaptığı “istikşafi istişarelerin” ilk turundan bir kare (AFP)
Kahire’nin geçtiğimiz mayıs ayında ev sahipliği yaptığı “istikşafi istişarelerin” ilk turundan bir kare (AFP)
TT

İstişareler Kahire ve Ankara arasındaki gerilimi kıracak mı?

Kahire’nin geçtiğimiz mayıs ayında ev sahipliği yaptığı “istikşafi istişarelerin” ilk turundan bir kare (AFP)
Kahire’nin geçtiğimiz mayıs ayında ev sahipliği yaptığı “istikşafi istişarelerin” ilk turundan bir kare (AFP)

Ahmed Abdulhakim/Gazeteci
Mısır ve Türkiye arasındaki ilişkileri yeniden tesis etmek için salı günü Türkiye'nin başkentinde Kahire ile Ankara arasında yeni bir “istikşafi istişareler” turu yapıldı. İlk tur geçtiğimiz mayıs ayında Mısır’ın ev sahipliğinde gerçekleşmiş ancak görüşmelerin ardından yetkililer olumlu açıklamalarda bulunmuş olsa da ihtilaflı konular üzerinde uzlaşma sağlanamamıştı.
Independent Arabia’ya konuşan Mısır diplomatik kaynaklarına göre “Libya krizi, Akdeniz’deki doğalgaz, Arap ülkelerin iç işlerine müdahale edilmesi gibi başlıca ihtilaflı konularda büyük bir değişiklik olmamasına rağmen iki başkentin son haftalarda yansıttıkları olumlu hava şu anki istişare turunda uzlaşmaya varma fırsatını artırıyor ve iki ülke arasında ilişkilerin yeniden tesis edilmesinde ilerleme kaydetme olasılığına yönelik sonuçlar üzerinde duruluyor”.
Yakın bir zamanda Türk makamları, Mısırlı yetkililerin terörist olarak sınıflandırdığı İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) üyelerinden medyada Kahire'ye yönelik yaptıkları kışkırtıcı faaliyetlerini durdurmalarını talep ettiler. Mısır bu talebi uluslararası hukuk kuralları ve ülkeler arasında kimsenin birbirinin iç işlerine karışmamasına dayalı normal ilişkilerle uyumlu olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Ancak Mısırlı yetkililer, ilişkileri yeniden tesis etme yolunun hala başka dosyalarda uzlaşma sağlanmasını gerektirdiğinin bir kez daha altını çizdiler.

Masaya yatırılan ikili ve bölgesel konular
Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre, iki ülke arasında "istikşafi istişarelerin" ikinci turu başladı. Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ve Mısırlı mevkidaşı Hamdi Loza başkanlığındaki heyetler arasında Ankara’da yapılan ikinci tur iki gün sürdü.
Bakanlık iki heyetin istişare turunun ilk gününde ikili konuları ele alacağını ikinci gün (çarşamba) yapılan toplantılarda ise bölgesel konularda karşılıklı görüş alışverişinde bulunacağını söylemişti. Bakanlık yaptığı açıklamada “İki ülke, karşılıklı çıkarlar temelinde ilişkileri ilerletmeyi ve eski haline getirmeyi amaçlıyor” ifadelerini kullanmıştı.
Independent Arabia’ya demeç veren Mısır diplomatik kaynakları “Yeni tur müzakereler, ilişkileri yeniden tesis etme çabalarını bozan bir gerilimin ardından Kahire ile Ankara arasındaki temasların yeniden başlamasının üzerinden haftalar geçtikten sonra gerçekleşiyor. Her iki tarafta da gerginliği kırmaya ve karşılıklı yapılan saldırgan açıklamaları durdurmanın yanı sıra iki taraf arasındaki başlıca sorunların çözülmesine yönelik bir istek var” ifadelerini kullandılar.
7-8 Eylül arasında gerçekleştirilen istişarelerden önce açıklamalarda bulunan diplomatik kaynaklardan biri şu ifadeleri kullandı:
“Şu anki istişareler temel olarak Libya krizine ve Kahire ile gerilime yol açan başlıca meselelerden biri sayılan Türkiye’nin Libya’daki askeri varlığı meselesine odaklanacak. Aynı zamanda Ankara ve Kahire için stratejik öneme sahip Akdeniz doğalgaz dosyasının da görüşülmesi planlanıyor. Türkiye'nin kendi topraklarında ikamet eden İhvan mensupları konusuna ilişkin gönderdiği olumlu işaretlerle birlikte Kahire, Türkiye’den Libya dosyası konusunda daha fazla iyi niyet göstermesini istiyor. Kahire hala Libya topraklarından yabancı güçlerin hepsinin tamamen çıkarılması ve geçtiğimiz aralık ayında imzalanan ateşkes anlaşmasının tüm yükümlülüklerine uyulmasında ısrarcı. Türk tarafıyla askeri güçlerini Libya'dan geri çekmesi ve Libya topraklarına yeni silahlar sokmaması için belirli bir program üzerinde anlaşmaya çalışıyoruz.”

Ufukta çözüm görünüyor mu?
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, gözlemcileri iki tarafın tutumlarında görülen olumlu işaretlere rağmen iki ülkenin ihtilaflı konuları aşıp ilişkilerin yeniden tesis edilmesinde ilerleme kaydedebilecekleri hususunda farklı görüşler var. En son görülen olumlu işaret, iki ülkede meydana gelen iki trafik kazası ve bir tren-minibüs çarpışması sonucunda karşılıklı taziye mesajları gönderilmesi oldu.
Geçtiğimiz pazar Türk Dışişleri Bakanlığı, Mısır’ın doğusunda meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden 12 kişi için Mısır’a taziyelerini iletmişti. Bakanlık yaptığı açıklamada “Mısır’da Şarm El-Şeyh kentinden Kahire’ye giden otobüsün devrilmesi sonucunda meydana gelen trafik kazasında çok sayıda ölü ve yaralıların olduğu üzüntüyle öğrenilmiştir. Kazada hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet, yaralananlara acil şifa, Mısıra başsağlığı diliyoruz” ifadeleri kullanmıştı. Bununla eş zamanlı olarak Kahire de Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Tekirdağ’da bir tren ile minibüsün çarpışması sonucu hayatını kaybedenlere başsağlığı dilemişti. Bakanlığın açıklamasında “Mısır, bu elim kazada hayatını kaybeden kişilerin ailelerine en içten taziyelerini iletirken, yaralılara da acil şifalar diliyor” ifadelerine yer verilmişti.
Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Cemal Bayumi “İki tarafın geçtiğimiz aylarda gösterdiği iyi niyete dayalı olarak iki ülke arasındaki ilişkilerin yavaş yavaş düzeleceğine yönelik işaretler var. Başta bölgesel konular olmak üzere iki ülke arasındaki ilişkileri hala bozan bazı anlaşmazlıklar olsa da Kahire, Türkiye'nin yakın zamanda gösterdiği iyi niyet göstergelerinin üzerine inşa etmeye doğru ilerliyor gibi görünüyor. Bölgesel gelişmeler, bazı konulardaki derin anlaşmazlıklara rağmen iki ülkenin birbirine ihtiyacı olduğunu gösteriyor” dedi.
2013'ten sonra Türkiye ile Mısır arasındaki ipler gerilmiş ve iki ülke de karşılıklı olarak büyükelçilerini geri çekmişlerdi. Ancak büyükelçiliklerin kapısı kapatılmadı ve son sekiz yıldır maslahatgüzar düzeyinde, düşük düzeyde temsille çalışmaya devam ediyorlar.
Diğer taraftan Kahire Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi Profesörü İbrahim el-Minşavi, iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmeye yönelik karşılıklı bir arzu olduğu görüşüne katılıyor. Minşavi “Başlıca sorunlar çözülmemiş olsa da her iki ülke de aralarındaki gerilimi kırmak istiyor” dedi. En büyük anlaşmazlık konusunun Libya konusu olduğuna dikkat çeken Minşavi “Mısır batıdaki komşusunun yabancı güçlerden ve paralı askerlerden arınması gerektiği konusunda ısrarcı olmaya ve baskı yapmaya devam ederken Türkiye askeri varlığının meşru olduğunu savunuyor” ifadelerini kullandı.
Mısırlı eski diplomat Fergali Taha “Yeni istişare turu, iki ülke arasında birkaç dosya üzerinde uzlaşmaların başlamasına yol açabilir ancak bu dosyaların kapatılmasını sağlamayacak. İki ülke arasındaki şu anki ilişki düzeyi, geçmiş yıllardaki durumdan daha iyi” dedi.
Taha sözlerini şöyle sürdürdü: “Her iki ülkenin de birbirlerine yaklaşmanın önemine iten çıkarları var. Libya ve Suriye dosyası ve Akdeniz’deki doğalgaz konusundaki karışıklık, özellikle bir grup uluslararası taraf da işin içine girdiğinden ötürü, şu anda ve devam eden tartışmalar düzeyinde üstesinden gelinemeyecek kadar büyük. Kahire, ilişkilerin yeniden tesis edilmesinde ilerleme kaydetmek için Ankara'nın daha fazla güven verici adımlar atmasını bekliyor. Bu da önümüzdeki günlerde ve haftalarda yaşanacak gelişmeler ile belli olacak.



Rapor: Trump ile yapılacak anlaşma, ABD’ye Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etme hakkı verebilir

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
TT

Rapor: Trump ile yapılacak anlaşma, ABD’ye Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etme hakkı verebilir

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)

Yeni ortaya çıkan bazı raporlar, ABD'nin Davos'ta varılan bir anlaşma taslağı kapsamında Grönland'ın bazı bölgelerini ‘egemen üs bölgeleri’ olarak sınıflandırarak kontrol edebileceğini gösterdi.

The Telegraph gazetesinin haberine göre İngiltere ile Kıbrıs adası arasındaki modeli yansıtan bu anlaşma çerçevesinde ABD’nin Kuzey Kutbu adasındaki üsleri ABD topraklarının bir parçası olarak kabul edilecek. Bu sınıflandırma, ABD'nin askeri, istihbarat ve eğitim operasyonları yürütmesine olanak tanıyacak ve nadir minerallerin çıkarılması da dahil olmak üzere yerel kalkınmanın belirli yönlerini kolaylaştıracak. Anlaşma, dün akşam ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte arasında imzalandı. Anlaşmanın, ABD'nin bu yarı özerk bölgeyi ilhak etmek için zemin hazırladığı yönündeki Danimarka'nın endişelerini hafifletmesi bekleniyor.

Bu açıklama, Trump'ın İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı iki saatlik uzun konuşma sırasında Danimarka'dan Grönland'ı derhal satın almayı talep etmesinden birkaç saat sonra yapıldı.

Konuyla ilgili The Telegraph gazetesine konuşan kaynaklar, önerilen anlaşmanın Grönland'ın ABD'ye satılmasına kadar gitmediğini söyledi.

Trump, son dönemde verdiği röportajlarda, anlaşmanın ayrıntılarını açıklamaktan kaçındı ve sadece mülkiyet meselesinin ‘biraz karmaşık’ olduğunu kabul etti.

ABD Başkanı ayrıca Grönland'ı ilhak etme planını desteklemeyi reddeden Birleşik Krallık ve diğer Avrupa ülkelerine yüzde 10'luk cezai gümrük vergisi uygulama tehdidinden de vazgeçti.

Trump, Rutte ile ‘çok verimli’ olarak nitelendirdiği görüşmesi sırasında ‘Grönland ve tüm Arktik bölgesi için geleceğe dair bir çerçeveye’ ulaştıklarını söyledi. İngiltere ile Kıbrıs adasında arasındaki mevcut düzenlemelere benzeyen bu plan, Trump'ın ABD'nin savunması için stratejik öneme sahip olduğunu düşündüğü adayı ele geçirme taleplerine yaratıcı bir çözüm olarak görülüyor.

İngiltere ile Kıbrıs adası arasındaki anlaşmanın şartları, Londra'ya stratejik amaçlarla iki askeri üs üzerinde egemenlik hakkı verirken, bu üslerde ikamet eden Kıbrıslılara adanın geri kalanında sahip oldukları haklara benzer haklar tanıyor.

xsdfr
Grönland'ın başkenti Nuuk’ta teneffüs sırasında karla kaplı okul bahçesinde oynayan çocuklar (AFP)

Şu an Grönland'da askeri üsler kurma ve işletme iznine sahip olan ABD’nin hava, kara ve deniz alanları dahil olmak üzere belirlenen savunma alanlarında sınırsız operasyon özgürlüğü bulunuyor.

Teorik olarak, önerilen yeni çerçeve, ABD’nin Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etmesine ve daha sonra Trump'ın işletmek istediği maden zengini bölgelere yayılmasına olanak tanıyacak.

Bu aynı zamanda ABD’nin planlama izinleri gibi yerel izinleri almasına gerek kalmayacağı anlamına da geliyor.

Öneri, ABD’nin bölgede hayata geçirmek istediği Golden Dome (Altın Kubbe/füze savunma sistemi) projesiyle ilgili varlıkları konuşlandırmasını da kolaylaştıracak.

The Telegraph gazetesine konuşan kaynaklar, NATO müzakerecilerinin Trump'ın gözüne girmek için Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u ve Trump ile görüşmedeki sert tavrını eleştirdiklerini söyledi.

Trump'ın Grönland'ı kontrol altına alma tehditlerinin en önde gelen muhaliflerinden biri olan Macron, ABD şirketlerinin Avrupa iç pazarına girmesini engelleyen Avrupa Birliği'nin (AB) diplomatik çevrelerde ‘Büyük Bazuka’ olarak adlandırılan ve siyasi şantaj ve ekonomik zorbalıkları caydırmayı amaçlayan bu mekanizmayı devreye sokmasını talep etti.

Trump, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu, insanların hemen kabul ettiği bir anlaşma ve özellikle ulusal güvenlik ve gerçek uluslararası güvenlik açısından istediğimiz her şeyi sağladığı için ABD için gerçekten harika” ifadelerini kullandı.

Rutte ise, ABD Başkanıyla yaptığı görüşmede Danimarka'nın Grönland üzerindeki egemenliği gibi önemli bir konuyu görüşmediğini söyledi.

Rutte, Fox News'e verdiği röportajda şunları ekledi:

“Çin ve Rusya'nın artan faaliyetleri göz önüne alındığında, hızlı değişiklikler geçiren bu geniş kutup bölgesinin korunmasını sağlamak için yapmamız gerekenlere çok odaklanmış durumda.”

Buna karşın şimdiye kadar görüşmelere katılmayan Danimarka, anlaşmayı onaylamadı. Ancak Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen dün yaptığı açıklamada, Trump'ın gümrük vergisi uygulama tehdidini geri çekme kararını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

NATO ülkelerinin askeri yetkilileri, Avrupa ile Washington arasındaki anlaşmazlığın yol açtığı tırmanan siyasi gerilimi yatıştırmak amacıyla bu hafta Davos'a geldi. Bu bağlamda, Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) Orgeneral Alexus G. Grynkewich dün meslektaşlarına Grönland ve daha geniş Arktik bölgesini çevreleyen tehditlerin değerlendirilmesi hakkında bilgi verdi.

Orgeneral Grynkewich, Brüksel'de düzenlenen bir toplantıda, diğer ülkelerin askeri yetkililerine, dünyanın en kuzeyinde Rusya ve Çin'in oluşturduğu tehdidin niteliğinde temel bir değişiklik olmadığını söyledi.

Ancak Orgeneral Grynkewich, balistik füze izleme ve tespit sistemlerindeki eksikliklere dikkat çekerek, bunların ciddi bir endişe kaynağı olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD arasındaki müzakereler, Rusya veya Çin'in Grönland'da ekonomik veya askeri olarak bir dayanak noktası oluşturmasını önlemek amacıyla devam edecek.

AB liderleri konuyla ilgili olarak bugün, ABD Başkanı Trump’ın Arktik adasına yönelik tehditlerine karşı ortak bir yanıt bulmak amacıyla acil bir zirve düzenledi.


DMO: ABD ve İsrail'i herhangi bir yanlış hesap yapmalarına karşı uyarıyoruz

DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
TT

DMO: ABD ve İsrail'i herhangi bir yanlış hesap yapmalarına karşı uyarıyoruz

DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur, bugün yaptığı bir açıklamada hem ABD'ye hem de İsrail'e ‘yanlış hesaplar yapmamaları’ konusunda uyardı. Tümgeneral Pakpur, DMO’nun kendisine verilecek talimatları yerine getirmeye tamamen hazır olduğunu vurguladı.

DMO Komutanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Silahlı Kuvvetler Başkomutanı’nın emirlerini yerine getirmeye her zamankinden daha hazırız. Düşman, daha acı bir kaderle karşılaşmamak için geçmişten ders almalı.”

Öte yandan İran Şura Meclisi, uluslararası baskıların artmasıyla yetkililerin protestoculara yönelik tutuklama kampanyasını genişlettiği bir dönemde, Dini Lider Ali Hamaney'e saldırı olması halinde ‘cihat’ fetvası çıkaracağı tehdidinde bulunmuştu.

Resmi basın, Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi'nin, Dini Lider Hamaney’e yönelik herhangi bir saldırının ‘savaş ilanı’ olarak kabul edileceğini ve böyle bir durumun ‘dini adamları tarafından cihat fetvası çıkarılmasına ve dünyanın dört bir yanındaki (İslami) askerlerin tepki göstermesine’ yol açacağı açıklamasında bulunduğunu aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'i, ülkesinin tamamen çökmesi ve son protestolarda ‘kendi vatandaşlarını öldürülmesinden’ sorumlu olmakla suçlamıştı.

Trump ayrıca, “İran'da yeni bir liderlik arayışına girme zamanı geldi” ifadelerini de kullandı.


Çocuklara oyun oynama hakkını vermek... FIFA ve UEFA Filistinlilere ait bir futbol sahasını yıkımdan kurtardı

Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Çocuklara oyun oynama hakkını vermek... FIFA ve UEFA Filistinlilere ait bir futbol sahasını yıkımdan kurtardı

Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)

CNN, Batı Şeria'nın Beytullahim kentinde Filistinlilere ait bir futbol sahasının, uluslararası baskı sayesinde İsrail'in yıkım kararından kurtulduğu bilgisini aktardı.

Bir kaynak, FIFA Başkanı Gianni Infantino, UEFA Başkanı Aleksander Čeferin ve İsviçreli yetkililerin, İsrailli yetkililere baskı uygulayarak Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasını kurtarmak için müdahale ettiklerini söyledi.

UEFA'nın CNN'e gönderdiği açıklamaya göre UEFA Başkanı Čeferin, futbol sahası hakkında alınan yıkım kararının durdurulması için İsrail Futbol Federasyonu Başkanı Moshe Zuarez ile temasa geçti ve ‘sahanın yıkılmaması için gösterdiği çabalardan’ ötürü kendisine teşekkür etti.

Açıklamada, “Sahanın, çocuklar ve gençler için güvenli bir alan olarak yerel topluma hizmet etmeye devam etmesini umuyoruz” ifadesi yer aldı.

dfrgt
Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasında top oynayan Filistinliler (Reuters)

İsrail Futbol Federasyonu'ndan bir yetkili, Čeferin’in Zuarez’dan ilgili makamlarla görüşmesini ve sahanın yıkım kararının askıya alınmasını talep etmesini istediğini söyledi.

Aynı kaynak, kararın geçici olarak askıya alındığını, ancak ‘yasal anlaşmazlığa bir çözüm bulunması gerektiğini’ belirtti.

İsrail ordusu, 31 Aralık 2025 tarihinde Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasının kaçak olarak inşa edildiği gerekçesiyle yıkılması talimatı verdi.

Saha yetkilileri, kararın ‘yüzlerce çocuğun oyun oynama ve öğrenme hakkını elinden alacağını’ belirtirken bunun, İsrail'in Filistin spor ve sivil tesislerini hedef almaya devam etmesinin bir parçası olduğunu vurguladılar.

Sahanın yıkımdan kurtarıldığı haberini alan saha yetkilileri, FIFA ve UEFA'nın müdahalesinden duydukları memnuniyeti dile getirdikleri bir açıklama yayınladılar. Ancak İsrailli yetkililerden emrin askıya alındığına dair resmi bir teyit almadıkları için ‘durumun hala belirsiz olduğunu ve yıkım tehdidinin hala devam ettiğini’ belirttiler.

Aynı yetkililer, açıklamada şunları eklediler:

“Bu büyük bir adım. Ancak şunu açıkça belirtelim: Mücadelemiz henüz bitmedi. İsrail'in uluslararası baskı azalana kadar bekleyeceğinden ve ardından yıkım kararını yeniden yürürlüğe koyacağından korkuyoruz.”

dcfrgt
Aida Mülteci Kampı’nda 7 binden fazla Filistinli mülteci yaşıyor (Reuters)

Çocuklarının ‘futbol oynamayı ve İsrail ordusunun her an sahalarını yıkmayacağından emin olmayı hak ettiklerini’ belirten yetkililer, resmi onay alana kadar sahanın yıkılmaması için başlattıkları kampanyalara devam edeceklerini söylediler.

İsviçreli yetkililerle çalışan ve Ortadoğu barış elçisinin eski danışmanı olan UEFA'ya yakın bir kaynak, CNN'e yaptığı açıklamada, futbolun ‘şu anda siyasi bir konu’ olduğunu ve bu yüzden UEFA ve FIFA'nın yaptığı seçimlerin de siyasi olduğunu söyledi.

Kaynak, şunları söyledi:

“Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasının yıkım kararının askıya alınması, futbolun siyasileştirilmesi, adaletsizlikle yüzleşme ve insanlık için mücadele etme yeteneğini gösteriyor.”

Birleşmiş Milletler’in (BM) 2023 yılındaki istatistiklerine göre Aida Mülteci Kampı’nda 7 binden fazla Filistinli mülteci yaşıyor.