Delta varyantı aşı kampanyalarının zorluklarını ikiye katladı

Avrupa Komisyonu Başkanı, Temmuz ayında Brüksel’de Kovid-19 ile ilgili bir basın toplantısı düzenlemişti (EPA)
Avrupa Komisyonu Başkanı, Temmuz ayında Brüksel’de Kovid-19 ile ilgili bir basın toplantısı düzenlemişti (EPA)
TT

Delta varyantı aşı kampanyalarının zorluklarını ikiye katladı

Avrupa Komisyonu Başkanı, Temmuz ayında Brüksel’de Kovid-19 ile ilgili bir basın toplantısı düzenlemişti (EPA)
Avrupa Komisyonu Başkanı, Temmuz ayında Brüksel’de Kovid-19 ile ilgili bir basın toplantısı düzenlemişti (EPA)

Avrupa Bulaşıcı Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), şu anda Avrupa ülkelerinde yüzde 90’ndan fazla yayılım gösteren yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) mutasyonuna uğramış Delta varyantına karşı, aşıların etkinliği hakkında daha kapsamlı bir çalışma yapılmasını talep etti.
Elde edilen son veriler, aşı kampanyasının başlamasından 9 ay sonra aşı etkinliğinin önemli bir düşüşüne ve koronavirüs enfeksiyonunu atlattıktan sonra vücutta üretilen antikorların söz konusu varyanta karşı direncini işaret ediyor.
ECDC’den bir sözcü dün Kovid-19 ile ilgili son periyodik raporunu sunarken şunları söyledi: “Hükümetlerden ve araştırma merkezlerinden geçen aydan bu yana elde edilen veriler, bu yılın başında aşı yaptıranların, Mart ayında yaptıranlara göre yüzde 50'den fazla virüse bulaşma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor ki bu da, bağışıklığı yetersiz veya kronik hastalığı olanlar için aşının üçüncü dozunu vermesine neden olmuştur”
İtalya ve İspanya bu hafta yaptığı açıklamada, yıl sonuna kadar 80 yaş ve üzeri vatandaşlar olmak üzere gelecek yıldan itibaren sağlık personellerini kapsayacak şekilde üçüncü doz aşıyı bağışıklık yetmezliği olan insanlar ile sınırlamaya karar verdiğini bildirdi.
Geçtiğimiz aya ait uluslararası ve Avrupa kaynaklı veriler, enfeksiyon sayısında belirgin bir artış olduğunu gösteriyor. Bu da, her ne kadar şu anki ölüm oranları düşük olsa da aşı kampanyaları başlamadan önceki salgın rakamlarını akla getiriyor. Örneğin, ABD’de günlük koronavirüs vaka oranı 150 bine ulaşırken, İngiltere'de 40 bini aşarken İtalya ve İspanya'da 10 bine yaklaştı.
Son üç ayın güncel verilerine dayanarak açıklama yapan ECDC, “Aşı olup salgına yakalananların aşı olmayanlara göre daha hafif semptomlar gösteriyor. Aşılarını yaptırmış kişiler yaptırmamışlara oranla hastanede tedavi ihtiyacı yüzde 90 daha düşüktür” açıklamasında bulundu. 
Aynı zamanda ECDC, yılın başında Kovid-19’a karşı aşı yaptıran ilk sağlık personelleri arasında vaka sayısında belirgin bir artış olduğu konusunda uyarıda bulundu.
ECDC’de görev yapan uzmanlar, aşıların geliştirilmesinden yaklaşık 9 ay sonra ortaya çıkan Delta varyantına karşı aşının, virüse etkisinin önemli ölçüde azaldığını ve zaten bu durumun bilimsel olarak beklediklerini açıkladılar.
Ancak merkezin son raporunda endişeye yol açan durum, Kovid-19’a karşı bağışıklık kazanmanın, vakaların önemli bir kısmında ciddi semptomlara ve hayatını kaybetmesine yol açan Delta varyantının önlenmesinde yeterli olmadığı üzerinde odaklanıyor.
Avrupa ülkeleri, Kovid-19’u atlatmış kişileri, aşı yapmadan önce 3-6 ay arası bekletmeye devam ediyor.
Kovid-19’u atlattıktan sonra vücutta üretilen antikorlar, üç ay sonra yarıya indiği bilinmekte.
Bugüne kadar yapılan çalışmaların ve aşı geliştiren şirketler tarafından sağlanan verilerin, kandaki lenfositlerdeki antikorları ölçmeye dayandığına dikkat çekerek veriler aynı zamanda aşılardan kaynaklanan bağışıklık dönemi hakkındaki bilgilerin yaklaşık ve sonuçsuz kaldığını açıklıyor.
ECDC verilerine göre, Kovid-19 için üretilen antikorların yeni varyanta karşı yeterli olmaması dolayısıyla Kovid-19’u ilk dalgalarda atlatanlar arasında Delta varyantına enfekte olan kişilerin çok ciddi semptomlar gösteriyor.
İngiltere'deki Cambridge Üniversitesi uzmanları öncülüğünde yürütülen ve Nature dergisinin son sayısında yayınlanan araştırma, Delta varyantını Kovid-19'dan kaynaklanan antikorlar karşısında orijinal virüsten altı kat daha güçlü olduğunu gösterdi.
Delta mutasyonu şu anda Avrupa'da yaygın olan tek mutasyon olduğundan, Avrupa Bulaşıcı Hastalıklarla Mücadele Merkezi (ECDC), doğal antikorlara güvenerek aşı yaptırmamanın iki yönlü bir risk barındırdığı konusunda uyardı.
Ayrıca, salgından iyileşen herkesin doğal bir bağışıklık geliştirdiğini doğrulayan hiçbir bilimsel kanıt bulunmadığını göz önüne alındığında, ilk dalgada belirti göstermeden virüse yakalananlar, az miktarda antikor üretiyor.
Uzmanlar, üç ayı aşkın bir iyileşme sürecinden sonra virüsten iyileşenlere tam doz aşı verilmesini önerirken, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) üçüncü doz için henüz emin değil.
WHO, Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, zengin ülkelerin aşının üçüncü dozuna başlamadan önce tüm dünyayı aşılamak için bir kampanyaya öncülük etmeleri gerektiğini söyledi.
Öte yandan, Avrupa Birliği'nin (AB) ilaç düzenleyici Avrupa İlaç Ajansı (EMA), Pfizer-BionTech'in Kovid-19 aşısının ikinci dozundan en az 6 ay sonra verilmek üzere üçüncü dozunun 16 yaşından büyüklere takviye doz olarak uygulanması için yapılan başvuruyu değerlendirmeye başladı.
İngiltere İlaç Kurumu, Pfizer ve AstraZeneca aşılarının üçüncü dozunu uygulayıp uygulamama koınusunda tıbbi kurumlara karar verme yetkisi verdiğini belirtti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.