Yemen’den Husilerin barış girişimlerini engelleme girişimlerine son verilmesi çağrısı

Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanı Dr. Ahmed Avad bin Mübarek, İsveç Dışişleri Bakanı Karin Wallenstein ile dün Stockholm'de bir araya geldi. (Saba)
Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanı Dr. Ahmed Avad bin Mübarek, İsveç Dışişleri Bakanı Karin Wallenstein ile dün Stockholm'de bir araya geldi. (Saba)
TT

Yemen’den Husilerin barış girişimlerini engelleme girişimlerine son verilmesi çağrısı

Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanı Dr. Ahmed Avad bin Mübarek, İsveç Dışişleri Bakanı Karin Wallenstein ile dün Stockholm'de bir araya geldi. (Saba)
Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanı Dr. Ahmed Avad bin Mübarek, İsveç Dışişleri Bakanı Karin Wallenstein ile dün Stockholm'de bir araya geldi. (Saba)

Yemen hükümeti uluslararası toplumu, ülkedeki gerilimi durdurma, siyasi tıkanıklığı aşma ve barış girişimlerini kabul etme yönünde İran destekli Husi milislerine baskı yapmaya çağırdı.
Yemen hükümetinin açıklamaları, Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanı Dr. Ahmed Avad bin Mübarek'in dün Stockholm'de İsveç Dışişleri Bakanı Karen Wallenstein ile yaptığı görüşme sırasında geldi. Söz konusu görüşme, Yemenli Bakan’ın, Norveç ve Hollanda'yı da kapsayan Avrupa turu kapsamında gerçekleşti.
Yemenli resmi kaynaklar, Ahmed Avad bin Mübarek'in Wallenstein ile barış sürecindeki son gelişmeleri, uluslararası aktörlerin bunun ilerlemesine katkıda bulunmak için oynadıkları rolü ve Husi milislerin uzlaşmazlığından ve barışı sağlamaya yönelik çaba ve girişimleri engellemesinden kaynaklanan siyasi çıkmazın üstesinden gelme başlıklarını görüştüğünü aktardılar.
Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanı ülkesindeki duruma siyasi, insani, ekonomik ve güvenlik yönleriyle aktardı. Yemen resmi haber ajansı Saba’nın aktardığına göre Ahmed Avad bin Mübarek açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Barışa ulaşmak için Yemen ve bölgede güvenliği ve istikrarı yeniden sağlamakla ilgilenen tüm aktif ülkelerin olağanüstü çabaları gerekli. Bu da Husi milislerin siyasi süreci ertelemesine, barışı engellemesine ve bunun sonucunda ortaya çıkan insani drama bakmadan savaşı kasıtlı olarak uzatmasına son vererek olur. Siyasi süreçte somut sonuçlar elde etmek için Yemen hükümetiyle tam anlamıyla ortaklık kurmak önemli. Siyasi bir çözüm ve sürdürülebilir barışa ulaşmak için siyasi ve ekonomik destek büyük önem arz ediyor.”
Resmi kaynaklara göre Yemenli Bakan açıklamasında Stockholm Anlaşması’na ve son dönemde bu anlaşmanın uygulanmasında karşılaşılan zorluklara ve engellere değindi. Söz konusu kaynaklara göre Ahmed Avad bin Mübarek ‘Stockholm Anlaşması’nı uygulamadaki zorlukların darbeci milislerin uzlaşmazlığından kaynaklandığını’ vurguladı. Yemenli Bakan, BM’nin yardım misyonunun karargahını, milisler tarafından uygulanan baskı ve provokasyonlardan uzak kalmak için Husilerin kontrolündeki bölgelerden tarafsız bir alana taşıması gerektiğini vurguladı.
Ahmed Avad Bin Mübarek, İsveç Kalkınma İşbirliği Bakanı Per Olsson Fridh ile yaptığı görüşmede de ‘kalkınma açısından iş birliği mekanizmaları, Yemen'deki siyasi ve insani koşullardaki gelişmeler ve ekonomiyi canlandırmak ve yaşam standardını iyileştirmek için hayati ihtiyaçlar başlıklarını ele aldı. Resmi kaynakların aktardığına göre Yemenli Bakan, ekonomik toparlanmaya ve Yemen vatandaşının yaşam koşullarını iyileştirmeye yardımcı olacak yeni fırsatlar yaratmak için insani desteğin yanı sıra kalkınma projelerini de desteklemeye odaklanmanın önemini vurguladı.
Hollanda ziyareti sırasında İran'ın ülkesindeki yıkıcı rolüne de değinen Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanı şunları söyledi:
“Husi milislerinin Yemen ve Arap bölgesinin güvenlik ve istikrarını istikrarsızlaştırmayı amaçlayan İran ile olan ilişkisi, sorunu karmaşıklaştırdı ve savaşı uzattı. Yemen hükümeti,, Birleşmiş Milletler’in Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg'e tam destek sağlama ve diğer tüm insani, siyasi ve ekonomik konuların ele alınmasına yardımcı olacak en önemli insani adım olarak kapsamlı bir ateşkese ulaşmak için onunla birlikte çalışma konusunda istekli.”
Ayrıca Yemen'deki insani duruma ve insani müdahale planının finansmanındaki boşluğu gidermek için çalışmanın önemine de değinen Yemenli Bakan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kalkınma sektörleri hükümetle tam ortaklık içinde desteklenmeli. Diğer yandan Marib Valiliği'ne yönelik Husi saldırıları ve bu saldırganlığın insani yansımaları devam ediyor. Milisler, yerleşim alanlarını ve yerinden edilmişler kişilerin kamplarını hedef haline getiriyor, ayrıca çocukları ve yasa dışı göçmenleri silah altına alıyor. Husi milisleri halihazırda kontrolleri altında tuttukları bölgelerdeki iş insanlarının yasal prosedürleri izlemesini engelleyerek petrol türevleri krizini yarattı. Bu krizin meydana gelmesinde Husilerin, Yemenlilere karşı saldırganlığını finanse etmek ve kâr elde etmek için iki katı fiyatla yakıt satmak üzere büyük çaplı karaborsa düzeni kurmaları ve kontrolü altındaki bölgelerde çalışanların maaşlarını ödemek için petrol türevlerinden elde edilen vergi gelirlerini yağmalamaları da etkili oldu.”
Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanı, Kızıldeniz'deki seyir ve çevre güvenliği ile ilgili de şu açıklamada bulundu:
“İster deniz mayınlarını gelişigüzel konuşlandırarak ve insansız hava araçlarıyla gemileri hedef alarak, ister uluslararası toplumun büyük bir çevresel ve insani felaketi etkisiz hale getirme çağrılarına yanıt vermemeye devam ederek olsun Husi milislerinin Kızıldeniz'in güvenliğine yönelik oluşturduğu tehditlere son verilmeli.”
Dışişleri Bakanı’nın Avrupa gezisi hakkında değerlendirmelerde bulunan Yemen Hükümet Sözcüsü Racih Badi, ziyaretin mevcut bakan Ahmed bin Mübarek'in gelişinden bu yana Yemen diplomasisinin artan rolünü ortaya koyduğunu söyledi. Şarku'l Avsat'a özel açıklamalarda bulunan Badi şunları söyledi:
“Bu ziyaret, Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi liderliğindeki Yemen meşru hükümetine Avrupa Birliği ülkelerinin desteğini seferber etmek ve birçok konuda bakış açısını netleştirmek amacıyla yapıldı. Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanı Dr. Ahmed Avad bin Mübarek'in söz konusu ziyareti, Körfez İşbirliği bölgesine, ardından Rusya, Mısır ve bir dizi önemli ülkeye yaptığı önceki temaslarının devamı niteliğindedir. Yemen diplomasisini ve son dönemdeki etkinliğini herkes açıkça görüyor. Ahmed Avad bin Mübarek'in Avrupa Birliği'ne yaptığı ziyaretlerin ilk sonuçları iyi. Söz konusu ülkeler, meşru pozisyonları büyük bir anlayışla karşıladılar ve ister Marib'de isterse Suudi Arabistan'daki sivil yerleşimlerin bombalanmasında olsun, Husilerin gerilimi artırmasını kınadıklarını ifade ettiler. Diğer yandan Hollandalılar, deniz seyrüseferini ve Yemen kıyılarını tehdit eden Safer tankeri sorununun çözümüne katkıda bulunma yönünde isteklerini de dile getirdiler.”



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.