Yeni Lübnan hükümeti: Devletin Hizbullah siyasetinde değişim yok

Mikati hükümetinden ‘kısa ve öz’ bakanlık bildirisi: ‘Direniş maddesinde’ değişiklik yok

Mikati’nin Hükümet Sarayı’nda gelişinde düzenlenen tören (NNA)
Mikati’nin Hükümet Sarayı’nda gelişinde düzenlenen tören (NNA)
TT

Yeni Lübnan hükümeti: Devletin Hizbullah siyasetinde değişim yok

Mikati’nin Hükümet Sarayı’nda gelişinde düzenlenen tören (NNA)
Mikati’nin Hükümet Sarayı’nda gelişinde düzenlenen tören (NNA)

Lübnan’da yeni hükümet ilk toplantısı Hizbullah konusundaki tutumu konusundaki soru işaretleri eşliğinde düzenledi.
Lübnan kamuoyu yeni hükümetin Hizbullah’ın silahlı yapısı ve eski hükümetler için anlaşmazlık konusu olan ‘İsrail ile çatışma’ ile ilgili nasıl bir politika belirleyeceğini merak ediyordu. Yeni hükümetten yapılan açıklamalar Hizbullah konusundaki tutumda bir değişim olmayacağını gösteriyor.
Lübnan’da Bakanlar Bildiri Komitesi, ilk hükümet toplantısında üyelerinin seçiminin ardından dün (13 Eylül Pazartesi) çalışmalarına başladı.
Bu bağlamda komitenin toplantılarına aşina olan kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, direniş bildirisine ilişkin maddenin olduğu gibi kalacağını söyledi. Kaynaklar, Başbakan Necib Mikati’nin çalışma ekibi tarafından hazırlanan bakanlık bildirisinin hazır bir taslağının bulunduğuna dikkati çekti. Kaynaklar, programın Lübnan ve halkının ihtiyaç duyduğu temel reform konularına odaklanarak, kısa ve öz olması gerektiği koşuluyla, en kısa sürede nihai bir form elde etmek için çalışmaların yürütüldüğünü belirtti.
2005 yılında kabul edilen “Direniş maddesi”, 2008, 2009 ve 2011 hükümetlerinde ‘ordu, halk ve direniş’ üçlemesinin yerini aldı. Bu nedenle 2014, 2016, 2019 ve 2020 hükümetlerinde ‘Lübnan vatandaşlarının İsrail işgaline direnme, saldırılarını püskürtme ve işgal altındaki toprakları geri alma hakkını’ vurgulayan bir formülün benimsenmesi kararlaştırıldı.
13 Eylül’de Mikati, Büyük Serail Hükümet Sarayı’nda komite üyeleri huzurunda bakanlık bildirisini hazırlamaktan sorumlu bakanlar komitesinin ilk toplantısına başkanlık etti. İkinci toplantının ise bu öğleden sonra yapılmasına karar verildi. Dünkü oturumun sona ermesinin ardından Enformasyon Bakanı George Kordahi, bakanlık bildirisi taslağının bugün (14 Eylül Salı) tamamlanmasının beklendiğini söyledi. Kordahi, “Bugün tüm taslağı tartıştık ve bazı notlar aldık” dedi.
Buna karşılık Çalışma Bakanı Mustafa Bayram, “Bakanlık bildirisi taslağı iyidir ve temelinde insanların acıları yattığı için insanlara hitap edecek yeni bir dil bulacağız” dedi. Tarım Bakanı Abbas Hacc Hasan ise “Bakanlık Bildirisi, insanların acısını, elektrik sorununu, sübvansiyonları ve insanların sokakta talep ettiği her şeyi yansıtıyor” dedi.
Enerji ve Su Bakanı Velid Fayyad da yaptığı açıklamada, “Elektrik ve yakıtın durumunu iyileştirmek için Enerji Bakanlığı’nda elimden geleni yapacağım. Sübvansiyonların artırılması konusunun üst düzeyde araştırılması gerekiyor. Bu mesele büyük politikalarla ve sahip olduğumuz yeteneklerle bağlantılıdır. Aciz vatandaşların haklarını korumalıyız” şeklinde konuştu.
Hükümet açısından asıl zorluk vaatlerin uygulanması olsa da Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 13 Eylül’de hükümetin ilk oturumunda, ‘Lübnan’ı krizlerinden kurtarmaya ve gelecek yıl parlamento seçimleri düzenlemeye odaklanan’ programında yer alması gereken geniş maddeler veya temel fikirler hakkında konuştu. Avn, diğer maddeleri ise ‘ulusal sabiteler’ olarak özetledi.
Hükümetin, tarihi daha sonra belirlenecek bir oturumda bakanlık programına dayanarak Lübnan Parlamentosu’nun güvenini kazanması beklenirken, cumhurbaşkanlığı kaynakları da Şarku’l Avsat’a “Cumhurbaşkanının söyledikleri, Lübnan’ın ihtiyaç duyduğu meseleler için bir yol oluşturan geniş adımlardır. Tamamının tamamlanacağı ümidiyle bir kısmında çalışmalara başlandı” dedi.
Öte yandan kaynaklar, hükümetin ve sürecin ilerleyen aylarında yürütme olasılığı hakkında ise “Hükümet bu fikri benimserse, kısa, orta ve uzun vade arasındaki çoklu yollara göre bunların hepsinin gerçekleştirilebileceğine şüphe yoktur. Ayrıca bunların bazılarını onaylaması gereken parlamento ile iş birliği de gerekir” dedi.
Avn, 8 Mayıs 2022’de parlamento seçimlerinin yapılmasının yanı sıra, önceki hükümet tarafından onaylanan toparlanma planı ve Fransız girişiminin içerdiği reformlar olmak üzere hükümetin üzerinde çalışacağı konulardan örnekler verdi. Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamaya ilişkin devam eden soruşturmaların tamamlanmasına ek olarak yolsuzlukla mücadele planı başta olmak üzere cezai denetim çalışmalarının başlatılması, vatandaşlar için temel gereksinimlerin sağlanması ve eğitim öğretim yılının başlatılması gibi faaliyetler de ele alındı.
Mali ve ekonomik durumla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Mişel Avn, ‘bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılmasına yönelik bir planın geliştirilmesi, ülkeyi finansal krizden kurtarmak için bir toparlanma planının güncellenmesi ve uygulanması, Uluslararası Para Fonu ile müzakerelerin tamamlanması ve finansman kartı planının uygulanmasının takibi üzerinde çalışılması, yatırım programında yer alan projeler de dahil olmak üzere CEDRE (Sedir) Konferansı’nın kararlarının uygulanması, katı atıkların işlenmesine yönelik bir planın tamamlanması ve uygulanması, bir elektrik planının uygulanması’ faaliyetlerine dikkat çekti.
Avn, yerinden edilmiş Suriyeliler konusunda da hükümete, ülkelerine geri dönüşlerini bakanlık bildirisine dahil etme çağrısı yaptı.
Öte yandan Uluslararası Bilgi Kurumu, ‘Cumhurbaşkanı Avn Döneminde Hükümet Durumu’ başlıklı bir rapor yayınladı. Kurum, Mişel Avn’ın 31 Ekim 2016’da cumhurbaşkanlığı görevine seçilmesinden bugüne (mevcut hükümetin kuruluş tarihi) kadarki görev süresinde 4 hükümetin kurulması, hükümetin kurulması görevinden iki istifa ve 696 hükümet ve geçici hükümet boşluğu yaşandığına dikkati çekti. Geçici hükümet döneminin, yeni Mikati hükümetinin kurulmasına kadar, Avn’ın görev süresinin yüzde 40’ını oluşturduğu belirtilen raporda, Cumhurbaşkanı Hassan Diyab hükümetinin, bugüne kadarki hükümetler tarihinde en uzun dönem olan geçici hükümet bakımından 366 gün sürdüğü kaydedildi.



Volker Türk: Sudan halkı cehennemde yaşıyor

Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)
Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)
TT

Volker Türk: Sudan halkı cehennemde yaşıyor

Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)
Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk dün, Sudan'daki çatışmada her iki tarafın da toplumu giderek daha fazla militarize ettiğine dair uyarıda bulunarak, Kordofan şehirlerinde el Faşir senaryosunun tekrarlanmasından endişe duyduğunu ve Sudan halkının "dehşet ve cehennem" içinde yaşadığını belirtti.

Türk, savaşın başlamasından bu yana ilk kez Sudan'ın çeşitli şehirlerini ziyaret ettikten sonra hükümetin geçici karargahı olan Port Sudan'da düzenlediği basın toplantısında, "Özellikle insansız hava araçları (İHA) olmak üzere gelişmiş askeri teçhizatın yaygınlaşması, hem Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) hem de ordunun askeri yeteneklerini artırdı; bu da çatışmaları uzatarak siviller için krizi derinleştirdi" ifadelerini kullandı.

BM yetkilisi, savaş suçlarının faillerinin hangi örgüte bağlı olduklarına bakılmaksızın adalete teslim edilmesinin sağlanması çağrısında bulundu. Türk, Sudan'daki ofisinin hesap verebilirliğin yolunu açmak için bu ihlalleri ve suistimalleri belgelemek ve raporlamak üzere çalıştığını ifade etti.


Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı el-Habbaş, Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze’deki konseyler ve yapılar geçici durum, sürmesini kabul etmiyoruz

Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı Mahmud el-Habbaş (WAFA)
Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı Mahmud el-Habbaş (WAFA)
TT

Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı el-Habbaş, Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze’deki konseyler ve yapılar geçici durum, sürmesini kabul etmiyoruz

Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı Mahmud el-Habbaş (WAFA)
Filistin Cumhurbaşkanı Danışmanı Mahmud el-Habbaş (WAFA)

Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas’ın Danışmanı Dr. Mahmud el-Habbaş, Gazze Şeridi’nde bu aşamada şekillenen yapıların (Barış Konseyi ve ona bağlı organlar) Filistin’in tercih ettiği bir seçenek olmadığını belirterek, bunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yetkisi kapsamında geçici bir durum olduğunu ve Filistin liderliğinin hiçbir koşulda kalıcı hâle gelmesini kabul etmeyeceğini söyledi. El-Habbaş, bunun kötünün iyisi olarak benimsendiğini ifade etti.

El-Habbaş, pazar günü Ramallah’tan Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Filistin liderliğinin Gazze’de “en iyisi acı olan” seçeneklerle karşı karşıya kaldığını ve bu düzenlemeyi “katliamı durdurabilecek, Filistin devletine giden bir süreci açabilecek geçici bir çözüm” olarak tercih ettiğini kaydetti.

Açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki durumu denetleyecek ve kendisine bağlı bir icra konseyi ile Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteyi kapsayan “Barış Konseyi”nin kurulduğunu duyurmasının ardından geldi.

“Bu durumun nedeni biz değiliz”

El-Habbaş, “Net ve sabit tutumumuz şudur: Bu gerçeklik bizim eserimiz değil. Bunun iki nedeni var: İsrail’in saldırganlığı ve barış sürecinden doğan yükümlülükleri inkârı; ikincisi ise Hamas’ın yaptığı pervasız macera. Bu adım, İsrail’in Filistin davasını tasfiye etme iştahını kabarttı; hareketin silahı gibi gerekçeler de buna eklendi” dedi.

Filistin liderliğinin tüm seçeneklerin kötü olduğu bir ortamda “daha az zararlı olanı” seçtiğini vurgulayan el-Habbaş, geçiş düzenlemesinin Filistinlilerin Gazze’de kalmasını, zorunlu göçün engellenmesini ve saldırıların hızının düşürülmesini sağladığını; bunun tam anlamıyla gerçekleşmemiş olsa bile “kötüler arasında en az zararlı” tercih olduğunu ifade etti.

vf
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Bureyc Mülteci Kampı’ndaki yıkıntılardan bir kare (AFP)

Trump, geçen hafta sonu Barış Konseyi’ni açıkladı. Konseyde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, elçiler Steve Witkoff ve Jared Kushner yer alıyor. Konseyin icra kurulunda ise Kushner ve Witkoff’un yanı sıra Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısır İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad, BAE Devlet Bakanı Rîm el-Haşimi, Katar Başbakanı’nın Stratejik İşler Danışmanı Ali ez-Zevadi, Kıbrıs vatandaşı İsrailli emlak iş insanı Yakir Gabay ve Gazze için “yüksek temsilci” rolüyle Nikolay Mladenov bulunuyor. Mladenov’un, Barış Konseyi ile “Gazze’yi Yönetme Ulusal Komitesi” arasında saha bağlantısını yürüteceği belirtildi.

15 kişiden oluşan Ulusal Komite’nin başkanlığına ise Ramallah’ta yaşayan, Gazzeli inşaat mühendisi Ali Şa‘at getirildi.

“Gazze Komitesi siyasi bir alternatif değil”

El-Habbaş, Barış Konseyi ve icra kurulunun oluşumunun Filistin Yönetimi’ni tamamen dışladığı eleştirilerine, “Savaşın durdurulmasını ve insanların kurtarılmasını, siyasi temsile tercih ettik” yanıtını verdi. “Ne kadar geri plana itilsek de sahneden tamamen çıkmış değiliz; Filistin Kurtuluş Örgütü’nü kimse aşamaz” dedi.

dfrgty
Filistin Kurtuluş Örgütü Merkez Konseyi’nin Ramallah’ta başlayan 32. olağan dönemi – 23 Nisan 2025 (EPA)

Filistin Yönetimi ve hükümetinin Gazze Yönetim Komitesi’ni memnuniyetle karşıladığını belirten el-Habbaş, bunun “teknik ve yürütmeye dönük” bir yapı olduğunu, siyasi bir alternatif teşkil etmediğini vurguladı. Bu geçici idari çerçevenin kabul edilme gerekçesinin, “en azından nispeten katliamı durdurması, insanların yerinde kalmasını ve temel ihtiyaçların karşılanmasını sağlaması” olduğunu söyledi.

“BM süresine bağlılık”

Mladenov’un “yüksek temsilci” olarak adlandırılmasına önem atfetmediklerini belirten el-Habbaş, önemli olanın “BM Güvenlik Konseyi şemsiyesi altındaki geçiş sürecine tanınan zaman sınırına uyum” olduğunu kaydetti. Ayrıca, Gazze’deki yaşamın devlet kurumlarına bağlı olduğunu, bu nedenle komite ile Filistin hükümeti arasında kaçınılmaz biçimde koordinasyon ve iş birliği olacağını ifade etti.

“Bir işgali başka bir işgalle değiştirmeyeceğiz”

El-Habbaş, bu düzenlemenin kalıcı olmasına izin vermeyeceklerini vurgulayarak, “Bir işgali başka bir işgalle değiştirmeyi kabul etmeyiz. Bu sadece geçiş aşamasıdır. Batı Şeria ile Gazze arasında siyasi bir ayrımı ya da FKÖ’nün tecrit edilmesini reddediyoruz” dedi.

df
BM Güvenlik Konseyi üyeleri, Gazze’de istikrarın sağlanması için uluslararası bir güce yetki verilmesini öngören ve ABD tarafından sunulan karar tasarısını oyluyor (DPA)

BM yetkisinin iki yıllık geçiş dönemiyle sınırlı olduğunu belirten el-Habbaş, sonrasında sürecin “bağımsız Filistin devleti” hedefi doğrultusunda doğal seyrine döneceğini söyledi ve “Bu konuda bir kaygımız yok” diye konuştu.


İşte Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes anlaşması

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ateşkesi öngören anlaşmayı imzaladı (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ateşkesi öngören anlaşmayı imzaladı (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

İşte Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes anlaşması

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ateşkesi öngören anlaşmayı imzaladı (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, SDG’nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ateşkesi öngören anlaşmayı imzaladı (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, pazar günü Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile hükümet arasında ateşkes ve tam entegrasyonu öngören yeni bir anlaşmanın maddelerini imzaladı.

Suriye resmî haber ajansı SANA’nın yayımladığı anlaşma maddelerine göre; hükümet güçleri ile SDG arasında tüm cephe ve temas hatlarında kapsamlı ve derhâl yürürlüğe girecek bir ateşkes ilan edilmesi ve buna paralel olarak SDG’ye bağlı tüm askerî unsurların yeniden konuşlanma sürecine hazırlık amacıyla Fırat’ın doğusuna çekilmesi kararlaştırıldı.

Anlaşmanın diğer maddelerinde; Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askerî olarak derhâl ve tamamen Suriye hükümetine devredilmesi, tüm petrol sahaları ve sınır kapılarının teslim edilmesi, ayrıca Haseke’ye vali atanmasını öngören bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılması ve Haseke’deki tüm sivil kurumların devlet yapısına entegre edilmesi yer aldı.

Metinde, SDG’ye bağlı tüm askerî ve güvenlik unsurlarının, gerekli güvenlik soruşturmalarının ardından bireysel olarak Suriye Savunma ve İçişleri bakanlıklarının yapısına dâhil edilmesi, askerî rütbe ve mali-lojistik haklarının mevzuata uygun şekilde verilmesi ve Kürt bölgelerinin mahremiyetinin korunması öngörülüyor.

Anlaşma ayrıca; Ayn el-Arab’ın (Kobani) ağır askerî unsurlardan arındırılmasını ve kent sakinlerinden oluşan sivil bir gücün kurulmasını, DEAŞ tutukluları dosyasını yürüten idarenin devlet kurumlarına entegre edilerek hukuki ve güvenlik sorumluluğunun tamamen hükümete devredilmesini içeriyor.

Buna ek olarak SDG, Suriye vatandaşı olmayan PKK (Kürdistan İşçi Partisi) mensubu tüm lider ve unsurları, ülkenin egemenliği ve komşu ülkelerin istikrarı gerekçesiyle Suriye sınırları dışına çıkarmayı taahhüt ediyor.

Öte yandan ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack, bugün ilan edilen ateşkes anlaşmasına varılmasında gösterilen “yapıcı çabalar” nedeniyle Suriye hükümeti ile SDG’yi takdir etti. Barrack, X platformundaki paylaşımında, “Bu anlaşma ve ateşkes, bölünme yerine ortaklığı benimseyen taraflar için Suriye’nin birliğine doğru yenilenen diyalog ve iş birliğinin önünü açan kritik bir dönüm noktasıdır” ifadelerini kullandı.

– Suriye hükümeti ile SDG arasındaki ateşkes ve tam entegrasyon anlaşması maddeleri:

Birinci Madde: Suriye hükümet güçleri ile SDG arasında tüm cepheler ve temas noktalarında derhal ve kapsamlı bir ateşkes sağlanırken, SDG’ye bağlı tüm askeri birimlerin Fırat’ın doğusuna çekilmesi, yeniden konuşlanma için bir hazırlık adımı olarak gerçekleştirilecektir.

İkinci Madde: Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askeri olarak derhal ve eksiksiz bir şekilde Suriye hükümetine devredilmesi. Bu, tüm sivil kurum ve tesislerin kontrolünün alınmasını, ilgili Suriye hükümeti bakanlıklarındaki mevcut çalışanların görevlerine iade edilmesi için derhal kararname çıkarılmasını ve hükümetin iki vilayetteki SDG çalışanlarını ve savaşçılarını veya sivil yönetimi hedef almayacağına dair taahhüdünü içermektedir.

Üçüncü Madde: Haseke ilindeki tüm sivil kurumların Suriye devletine bağlı kurum ve idari yapılarla entegrasyonu sağlanacaktır.

Dördüncü Madde: Suriye hükümeti, bölgedeki tüm sınır kapıları ile petrol ve gaz sahalarını devralacak ve bu kaynakların Suriye devletine geri dönüşünü sağlamak amacıyla hükümet güçleri tarafından korunmaları temin edilecektir.

Beşinci Madde: SDG’ye bağlı tüm askeri ve güvenlik unsurlarının, gerekli güvenlik taramasından geçtikten sonra, Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısı içinde bireysel olarak entegrasyonu sağlanacaktır. Bu süreçte, personele askeri rütbeleri ile mali ve lojistik hakları eksiksiz olarak verilecek, ayrıca Kürt bölgelerinin özel yapısı korunacaktır.

Altıncı Madde: SDG yönetimi, devrik rejimin kalıntı unsurlarını kendi saflarına katmamayı taahhüt edecek ve Kuzeydoğu Suriye bölgelerinde bulunan devrik rejim subaylarının listelerini teslim edecektir.

Yedinci Madde: Haseke valiliği için aday atamasını öngören bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılacak; bu adım, siyasi katılım ve yerel temsiliyetin güvence altına alınması amacı taşımaktadır.

Sekizinci Madde: Aynularab/ Kobani şehrinin ağır askeri unsurlardan arındırılması sağlanacak; şehrin sakinlerinden oluşan bir güvenlik gücü kurulacak ve yerel polis gücü, idari olarak Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösterecektir.

 Dokuzuncu Madde: DEAŞ mahkûmları ve kamplarıyla ilgili sorumlu idari birimler ile bu tesislerin korunmasından sorumlu güçler, Suriye hükümeti ile birleştirilecek ve Suriye hükümeti, bu alanların tüm yasal ve güvenlik sorumluluğunu üstlenecektir.

Onuncu Madde: SDG yönetimi tarafından sunulan ve merkezi devlet yapısında üst düzey askeri, güvenlik ve sivil görevleri üstlenecek lider adaylarını içeren liste onaylanacak; bu adım, ulusal ortaklığın güvence altına alınmasını amaçlamaktadır.

On Birinci Madde: 2026 yılına ait 13 sayılı cumhurbaşkanlığı kararnamesi, Kürt halkının kültürel ve dilsel haklarının tanınmasını, ayrıca önceki dönemlerden kalan sözleşmelerden kaynaklanan hak kayıplarının ve mülkiyet haklarının geri verilmesini öngören hak ve medeni meselelerin çözülmesini kapsamaktadır.

On İkinci Madde: SDG, egemenliği ve bölgenin istikrarını sağlamak amacıyla, tüm yabancı PKK liderlerini ve unsurlarını Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarmayı taahhüt etmektedir.

On Üçüncü Madde: Suriye devleti, DEAŞ’a karşı terörle mücadeleyi sürdürmeyi, bu çerçevede uluslararası koalisyonun aktif bir üyesi olarak ABD ile ortak koordinasyonu sağlayarak, bölgenin güvenliği ve istikrarını garanti altına almayı taahhüt etmektedir.

On Dördüncü Madde: Afrin ve Şeyh Maksud bölgelerindeki halkın güvenli ve onurlu şekilde evlerine dönmelerine ilişkin mutabakatlar sağlanması için çalışmalar yürütülecektir.