Konut satışlarında yılın en yüksek rakamı görüldü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Konut satışlarında yılın en yüksek rakamı görüldü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Konut satışlarında, yüksek faiz oranları, küresel salgın ve ekonomideki dalgalanmalara rağmen ağustosta yüksek satış rakamına ulaşıldı.
AA muhabirinin TÜİK istatistiklerinden derlediği bilgiye göre, yılın en yüksek aylık konut satışı 141 bin 400 adetle ağustosta görüldü.
Ağustosta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17'lik düşüş yaşansa da 2020 yazındaki düşük faiz oranları geçen yıl rekor kırılmasını sağlamıştı. Bu yılın ağustos ayında ise sektör temsilcilerini memnun eden rakam yakalandı.
Ağustosta 141 bin 400'e ulaşan satış adedi, yılın en yüksek aylık rakamı olarak kayıtlara geçti. Ocakta 70 bin 587, şubatta 81 bin 222, martta 111 bin 241, nisanda 95 bin 863, mayısta 59 bin 166, haziranda 134 bin 731, temmuzda ise 107 bin 785 adet konut satışı gerçekleşti.
Ocak-ağustos döneminde satılan konut sayısı ise 801 bin 995 adet oldu.

"Döviz ve altın tasarrufları konuta yöneldi"
İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, AA muhabirine konuya ilişkin yaptığı açıklamada, demir ve çimento başta olmak üzere ham madde maliyetlerindeki yüksek belirli bir bölümünün satış fiyatlarına yansıdığını, bir kısmının üreticilerce sübvanse edildiğini söyledi.
Durbakayım, "Faizlerdeki ve konut satış fiyatlarındaki artışa rağmen talep hala canlı ve yılın en yüksek rakamı görüldü. Bu durum konuta talebin canlılığını gösteriyor" dedi.
Nazmi Durbakayım, "8 ayda gerçekleşen 801 bin 995 adetlik konut satışının büyük bölümü döviz ve altın gibi tasarruf araçlarından kanalize olan nakitlerle gerçekleştirildi. İpotekli satışların toplam satışlar içerisindeki payı, yüksek faizin etkisiyle yüzde 20 seviyelerinde kaldı" diye konuştu.

"Talep yüksek faiz oranlarına rağmen canlı"
Fuzul Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Akbal, AA muhabirine konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, ağustosta diğer aylara göre en yüksek satış rakamına ulaşıldığını belirterek, temmuzda göre 25 bin adet artış yakalandığını söyledi.
İlk 8 ayda yüzde 21'lik düşüş yaşandığını dile getiren Akbal, geçen yıl hayata geçirilen tarihin en düşük faiz oranlı kredi kampanyasının bu düşüşte etkisi olduğunu anlattı.
Akbal, "Kredili satışlarda yüzde 70'e yakın düşüş görülüyor. Ağustostaki 141 bin adetlik satışın 114 bini banka kredisiz seçenekle gerçekleşti. Bu, ülkemizdeki konut talebinin yüksek faiz oranına rağmen canlı kaldığını ortaya koyuyor" dedi.
Türkiye'de evlilik, boşanma ve yeni eve çıkanlar nedeniyle yıllık konut ihtiyacının minimum 700 bin olduğunu kaydeden Akbal, "Yüksek faize rağmen, tasarrufa dayalı, peşin veya şirketlerin finansmanı ile bir şekilde satışların devam ettiğini görüyoruz" diye konuştu.

"Konut yatırımı için geç kalınmamalı"
Özyurtlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Özyurt ise, son dönemde inşaat maliyetlerinin hızla arttığını belirterek, "Bu sıkıntıların etkisi kaldırmak için yeni finansman modellerine ihtiyaç var. Bu dönemde konuta yatırım yapmayan yatırımcı 2022 yılı ve sonrasında fiyat artışlarıyla karşılaşabilir" açıklamasında bulundu.
İnsay Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Çulhalık da, gayrimenkulün tüm sıkıntılara rağmen rağbet edilen bir yatırım aracı olma özelliğini sürdürdüğünü belirterek, sektörün Türk ekonomisine sağladığı katkıdan bahsetti.
Çulhalık, "Faizler yüksek, maliyetler ve satış fiyatları artmış ancak aylık satış rakamı 141 bin adedin üzerinde. Bu gerçekten çok önemli bir gelişme. Sektörün gücünü ortaya koyuyor. İç piyasada maliyetler nedeniyle konut fiyatlarının artması ve kredi faizlerinin yüksekliği yerli yatırımcıyı beklemede tutuyor olsa da yabancı yatırımcı ve gurbetçilerin ilgisi sevindirici" diye konuştu.



Küresel ekonominin nabzını tutmak istiyorsanız tahvil getirilerini takip edin

Tokyo’da Japon devlet tahvillerinin 10 yıllık getirisini gösteren gösterge panolarını kayda alan bir kameraman (EPA)
Tokyo’da Japon devlet tahvillerinin 10 yıllık getirisini gösteren gösterge panolarını kayda alan bir kameraman (EPA)
TT

Küresel ekonominin nabzını tutmak istiyorsanız tahvil getirilerini takip edin

Tokyo’da Japon devlet tahvillerinin 10 yıllık getirisini gösteren gösterge panolarını kayda alan bir kameraman (EPA)
Tokyo’da Japon devlet tahvillerinin 10 yıllık getirisini gösteren gösterge panolarını kayda alan bir kameraman (EPA)

Dünya başkentleri Ortadoğu’daki savaş ve barış kararlarıyla meşgulken, küresel tahvil piyasası yaşam ekonomisinin kalbine ulaşan yüksek sesli ‘alarm sinyalleri’ yayıyor. Washington’dan Londra’ya, oradan Tokyo’ya uzanan devlet borçlanma piyasalarında şiddetli bir ‘yeniden fiyatlandırma’ süreci yaşanıyor. Bu durum, küresel borçlanma maliyetlerinin hızla yükselmeye başladığını ve yakın zamanda durmasının beklenmediğini ortaya koyarken, siyasi aktörlerin mevcut finansal riskleri göz ardı ettiği görülüyor.

Washington... Savaşın maliyeti piyasaları altüst ediyor

ABD’de 20 yıllık tahvil faizi pazartesi günü aylardır ilk kez yüzde 5 seviyesini aştı. Bu gelişme, Wall Street’in faiz indirimine dair beklentilerinde güven kaybetmeye başladığının güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Endişe verici olan ise bu yükselişin sadece geleneksel enflasyon verilerinden kaynaklanmaması; Amerikan hazinesi, savaşın finansmanı için yüz milyarlarca dolarlık borçlanmaya zorlanıyor ve bu durum piyasaya büyük miktarda tahvil arzı sürerek fiyatları düşürüp getirileri yükseltiyor.

Yaşanan bu karmaşa, faiz indirimine dair umutları da ortadan kaldırdı. Piyasada savaş artık petrol fiyatlarının 100 dolara çıkması nedeniyle ‘enflasyon’ anlamına geliyor. Bu gerçeklik, hedge fonlarını kayıplarını karşılamak için pozisyonlarını satmaya itti. Sonuç olarak 10 yıllık tahvil faizi geçen yazdan bu yana en yüksek seviye olan yüzde 4,39’a yükselirken, 30 yıllık tahvil faizi ise dün yüzde 4,98 ile yüzde 5 sınırına güçlü şekilde yaklaştı.

Müzayedelerdeki kargaşa ve güven krizi

Durumu daha da karmaşık hale getiren gelişme, haftanın başında Amerikan Hazinesi’nin düzenlediği tahvil ihraçlarının ‘başarısız’ olması oldu. Yeni devlet borçlanmalarına yatırımcı talebinin beklenmedik şekilde zayıf kalması, hedeflenen fiyatlarla ihalelerin kapatılamamasına yol açtı. Bu başarısızlık, tahvil getirilerinin alıcı çekmek için hızla yükselmesine neden olarak acı bir gerçeği ortaya koydu: Piyasalar, Washington’un biriken borçlarını yüksek bir ‘risk primi’ olmadan absorbe etmeye artık hazır değil.

fvefevr
New York Borsası’nda piyasanın açılışını bekleyen bir borsacı (AFP)

İhale başarısızlığı, ABD’nin borç yoluyla savaşlarını finanse etme kapasitesinin finansal gerçeklerle çarpışmaya başladığını gösteren bir uyarı niteliği taşıyor.

ABD Hazinesi verilerine göre, 19 Mart itibarıyla toplam ulusal borç 39 trilyon doları aşarak rekor seviyeye ulaştı. Bu rakam, mevcut federal borcun hızlı bir şekilde büyüdüğünü ve son beş ayda yaklaşık bir trilyon dolar eklenmiş olduğunu ortaya koyuyor. Borcun, devam eden bütçe açığı ve faiz maliyetleri nedeniyle daha da artması bekleniyor.

Ekranlardan evlere

Bu teknik artış, Amerikan vatandaşları için acı bir gerçeğe dönüşüyor. 30 yıllık sabit faizli ipotek oranı yüzde 6,53’e yükseldi. Refinansman başvurularının yüzde 19 azalmasıyla birlikte, yılın en kritik konut alım dönemi olan ‘bahar sezonu’ anlık olarak çökerken, ekonominin savaşın bedelini doğrudan borçluların cebinden ödediği ortaya çıkıyor.

Birleşik Krallık ve Japonya fırtınanın tam ortasında

Atlantik’in diğer yakasında, İngiliz tahvilleri (Gilts) G7 ülkeleri arasında en çok etkilenenler listesinde başı çekti. Tahvil getirileri, 2008 krizini aşarak Londra’nın enerji şoklarına karşı aşırı hassasiyetini ortaya koydu. Yatırımcılar, İngiltere’nin ithal gaz bağımlılığı nedeniyle ek bir ‘risk primi’ ödediğini belirtiyor; bu durum Bank of England’dan beklenen faiz indirimlerini boşa çıkarırken, İngiliz tahvillerinin tarihlerindeki en kötü performansı göstermesine yol açtı.

sd
New York Borsası’nda bir ekranda hisse senedi piyasası istatistikleri gösteriliyor. (AFP)

Japonya ise uzun yıllar istisna olmasına rağmen etkilenmekten kurtulamadı. Japon tahvil getirileri onlarca yılın en yüksek seviyelerine yaklaştı. Savaşın yol açtığı küresel enflasyon baskısı karşısında Japonya Merkez Bankası, tarihsel olarak uyguladığı gevşek para politikalarını terk etmek zorunda kalıyor; bu da küresel likidite üzerinde ek baskı yaratıyor ve dünyanın en büyük Amerikan tahvili sahiplerinden biri olan Japonya’da borçlanma maliyetlerini yükseltiyor.

Gizli mekanizma... Tahvil getirileri nasıl işliyor?

Dünyanın tahvil getirilerindeki yükselişe neden bu kadar kaygıyla baktığını anlamak için, tahvil fiyatı ile getirisi arasındaki ters ilişkiyi bilmek gerekiyor. Tahviller adeta bir ‘denge terazisi’ gibi çalışıyor; yatırımcılar tahvillerini yoğun şekilde sattığında (pazartesi günü olduğu gibi savaş ve enflasyon endişeleri nedeniyle) tahvil fiyatları düşüyor ve buna bağlı olarak getiriler otomatik olarak yükseliyor. Bu artış, riskleri telafi etmek ve yeni alıcıları çekmek için gerçekleşiyor.

Getiri artışı aşağıdaki alanlar için olumsuz haber anlamına geliyor:

- Borçların yeniden fiyatlandırılması: Devlet tahvili getirileri, diğer tüm kredilerin ölçüldüğü ‘cetvel’ niteliğinde. Getirilerin yükselmesi, ipotek, otomobil kredisi ve şirket finansmanı maliyetlerini artırarak tüketim ve büyümeyi kısıyor.

- Hisse piyasalarına darbe: Tahvil piyasası yüzde 5’e yaklaşan ‘güvenli’ bir getiri sunduğunda, hisse senetleri cazibesini kaybediyor ve yatırımcılar paralarını borsalardan çekerek garanti kazancı tercih ediyor. Bu durum, Wall Street’teki sert düşüşleri açıklıyor.

- Arz-talep döngüsü: Washington, savaş finansmanı için büyük miktarda tahvil ihraç etmek zorunda kalırken (artan arz), yatırımcılar satın almaktan kaçınıyor (zayıf talep). Bu da ihale başarısızlıklarına ve getirilerin likidite çekmek için rekor seviyelere yükselmesine yol açıyor.

Sonuç olarak, bugün gördüğümüz getiri artışı yalnızca ekranlarda yanıp sönen kırmızı bir rakam değil; piyasalardan net bir mesaj: “Ucuz likidite dönemi sona erdi.” Savaş acil durumları ve biriken borç baskısı, kolay paranın zamanını bitirdi. Şimdi her şey yeniden fiyatlanıyor; ekmekten konut kredisine kadar her kalem. Piyasalar artık siyasi vaatleri satın almıyor, Washington ve Londra’ya verilen her dolar için yüksek bedel talep ediyor ve savaşın faturasının küresel finansal istikrarın merkezinden ödendiğini gösteriyor.

Piyasa aksak değil, aksine net çalışıyor ve başkentlere mesaj veriyor: “Jeopolitik enflasyon riskleri, büyüme risklerinden ağır basıyor.” Tahviller, zayıf büyüme verilerine rağmen güvenli liman işlevini yerine getiremiyorsa, tablo özetlenmiş demektir: Dünya borçları ‘yeni savaş gerçekliğine’ göre yeniden fiyatlıyor. Washington, Londra ve Tokyo, aynı dalgalı enflasyon sularında birlikte yol alıyor.


15 dakikalık gizem... Trump’ın sürprizi, kamuoyuna duyurulmadan önce petrol tüccarlarının kulağına fısıldanmış mıydı?

Meksika’nın Dos Bocas kentinde bulunan devlet petrol şirketi Pemex’e ait Olmeca rafinerisi (Reuters)
Meksika’nın Dos Bocas kentinde bulunan devlet petrol şirketi Pemex’e ait Olmeca rafinerisi (Reuters)
TT

15 dakikalık gizem... Trump’ın sürprizi, kamuoyuna duyurulmadan önce petrol tüccarlarının kulağına fısıldanmış mıydı?

Meksika’nın Dos Bocas kentinde bulunan devlet petrol şirketi Pemex’e ait Olmeca rafinerisi (Reuters)
Meksika’nın Dos Bocas kentinde bulunan devlet petrol şirketi Pemex’e ait Olmeca rafinerisi (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Truth Social platformunda Tahran ile yürütülen ‘verimli’ görüşmelere ilişkin sürpriz bir paylaşım yapmasından yaklaşık 15 dakika önce, küresel petrol piyasalarında alışılmadık hareketlilik yaşandı. Bu durum, piyasa gözlemcilerinin dikkatini çekti ve şüphe uyandırdı.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre, Bloomberg verilerine dayanan analizler, bazı işlemcilerin paylaşım sonrasında fiyatların çöküşünü öngörerek yarım milyar dolara kadar büyük bahisler oynadığını ortaya koydu.

Milyon dolarlık bahislerin detayları

Veriler, dün New York saatiyle sabah 6:49 ile 6:50 arasında sadece bir dakikada yaklaşık 6 bin 200 adet Brent ve West Texas Intermediate (WTI) vadeli sözleşmesinin el değiştirdiğini gösteriyor. Bu sözleşmelerin nominal değeri 580 milyon dolar olarak kaydedildi ve Trump’ın açıklamasından 15 dakika önce agresif bir şekilde satıldı. Trump’ın paylaşımının hemen ardından enerji piyasalarında geniş çaplı bir satış dalgası başladı; bu durum fiyatlarda sert düşüşlere yol açtı ve diğer varlıklarda da oynaklığın artmasına neden oldu.

İyimserliğin ve şüpheciliğin bulaşıcılığı

Olay sadece petrol piyasasıyla sınırlı kalmadı; şüpheli ham petrol işlemlerinin gerçekleştirilmesinin hemen ardından, ABD hisse senetlerini izleyen S&P 500 vadeli sözleşmeleri de yükseldi. Bu durum, yatırımcıların çatışmanın uzun süre devam edeceği yönündeki bahislerini azaltmalarına yol açtı.

Piyasa uzmanları, bu eşzamanlı ve ‘mükemmel’ şekilde başarılı hareketlerin, yakın zamanda Polymarket gibi tahmin platformlarında ABD’nin İran ve Venezuela’ya yönelik saldırıları öncesinde görülen kazançlı bahisleri hatırlattığını belirtti. Söz konusu gelişmeler, bazı tarafların önceden bilgi sahibi olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Beyaz Saray’ın yanıtı

Bu dolaylı suçlamalara yanıt olarak Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, yönetimin önceliğinin yalnızca Amerikan halkının çıkarı olduğunu belirtti. Desai, Beyaz Saray’ın yetkililerin iç bilgileri kullanarak yasadışı kazanç sağlamasına asla tolerans göstermeyeceğini vurguladı ve bu tür iddialara işaret eden raporları ‘sorumluluk dışı’ olarak nitelendirdi.

Buna karşın hedge fon yöneticileri, bu tür önceden yapılmış işlemlerin tekrarlanmasından duydukları ‘hayal kırıklığını’ dile getirdi. Deneyimli bir trader, yaşananları özellikle önemli ekonomik veri açıklamalarının veya Fed yetkililerinin konuşmalarının olmadığı bir günde tamamen ‘anormal’ olarak nitelendirdi.

Tahran’ın yanıtı ve piyasadaki dalgalanmalar

Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Washington ile herhangi bir görüşme yürütüldüğü iddialarını X platformunda yalanlayarak, söz konusu haberleri ‘piyasalarda manipülasyon yapmak ve mevcut çıkışsız durumdan kaçmak amacıyla yayılan sahte haberler’ olarak nitelendirdi. Bu yalanlama, küresel hisse senedi piyasalarında ani bir düşüşe yol açarken, enerji piyasalarında alım gücünün yeniden devreye girmesine neden oldu. Gelişme, piyasaların siyasi açıklamalara -ister gerçek, ister taktiksel olsun- ne kadar hassas tepki verdiğini ortaya koydu.


Körfez piyasaları, Ramazan Bayramı sonrası ilk işlem gününde rahat bir nefes aldı

Bahreyn Borsası (Reuters)
Bahreyn Borsası (Reuters)
TT

Körfez piyasaları, Ramazan Bayramı sonrası ilk işlem gününde rahat bir nefes aldı

Bahreyn Borsası (Reuters)
Bahreyn Borsası (Reuters)

Çoğu Körfez hisse senedi piyasası, Ramazan Bayramı sonrası ilk işlem gününde kayda değer artışlar gösterdi. Bu yükseliş, bölgedeki jeopolitik gerginliklerin yumuşayabileceği beklentileriyle desteklendi. Pozitif performans, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki enerji altyapısına yönelik askeri saldırıları ertelediğini açıklamasının ardından geldi. Açıklama, taraflar arasındaki görüşmelerin geleceğine dair belirsizlik sürerken, piyasada görece bir iyimserlik yarattı ve küresel petrol fiyatlarında da kayda değer bir artış gözlendi.

Riyad’da, Tadawul Ana Endeksi yüzde 0,2 yükseldi ve bu artış, önde gelen banka sektöründen destek aldı. Al Rajhi Bank hissesi yüzde 0,5, National Commercial Bank hissesi ise yüzde 0,8 arttı. Buna karşılık, yatırımcıların enerji üretimi beklentilerini izlemesi nedeniyle Saudi Aramco hissesi yüzde 1,6 düşerek endeksin kazanç hızını sınırladı.

BAE piyasalarında güçlü toparlanma

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) finans piyasaları, önceki oturumdaki kayıplarının büyük bir kısmını telafi etmeyi başardı. Dubai Finans Piyasası Genel Endeksi güçlü bir sıçrama yaparak yüzde 2,6 yükseldi; endeks, önceki düşüşte yüzde 3 gerilemişti. Aynı şekilde, Abu Dabi Menkul Kıymetler Borsası endeksi yüzde 0,7 artarak pazartesi günü yüzde 1,5’lik kayıpların bir kısmını geri aldı. Bu yükseliş, işlemlerin yeniden başlamasının ardından oluşan alım fırsatlarına piyasanın hızlı yanıt verdiğini gösteriyor.

Körfez borsalarında performans farklılıkları

Bölgedeki diğer piyasalarda da kazançlar dağıldı; Kuveyt Ana Endeksi yüzde 0,8 yükselirken, Maskat Borsası endeksi yüzde 0,4 arttı.

Buna karşın, Qatar Stock Exchange endeksi seyrin dışında kalarak yüzde 0,7 geriledi. Endeks, sabah kazançları olan yüzde 0,4’lük artışın ardından düşüş kaydederek hızlı kâr realizasyonu veya bölgesel gelişmelerin daha netleşmesini bekleme işareti verdi.