Taliban’ın kayıp liderleri nerede?

Afganistan’daki yeni Taliban hükümetinde Başbakan Yardımcısı olan Molla Abdulgani Birader (Reuters)
Afganistan’daki yeni Taliban hükümetinde Başbakan Yardımcısı olan Molla Abdulgani Birader (Reuters)
TT

Taliban’ın kayıp liderleri nerede?

Afganistan’daki yeni Taliban hükümetinde Başbakan Yardımcısı olan Molla Abdulgani Birader (Reuters)
Afganistan’daki yeni Taliban hükümetinde Başbakan Yardımcısı olan Molla Abdulgani Birader (Reuters)

Afganistan’ı yöneten Taliban’ın liderleri halka açık etkinliklerde nadiren görülüyor ve röportajlar ile basın toplantılarına pek sıcak bakmıyor.
Liderlerin çoğu gizliliğini korurken, nerede oldukları bilinmiyor. Bu da, kaçınılmaz olarak sağlıkları ve olası iç anlaşmazlıklar hakkında söylentilerin ortaya çıkmasına neden oluyor.
CNN’nin haberine göre, bu söylentiler son günlerde o kadar çok yayıldı ki, Taliban sözcüleri, grubun en önde gelen isimlerinden biri olan Molla Abdulgani Birader’in geçen hafta Kabil’de Hakkani ağı ile yaşanan bir çatışmada yaralanıp yaralanmadığı veya hatta öldürülüp öldürülmediği konusundaki soruları savuşturmak zorunda kaldı.
Benzer şekilde, Taliban yetkilileri defalarca hareketin en yüksek lideri ve başkomutanı Hibetullah Ahundzade’nin yakında kamuoyu önüne çıkacağını söyledi. 
Ancak bunun henüz gerçekleşmemesi, Ahundzade’nin hasta olduğu ve hatta öldüğüne dair söylentileri körükledi.
Pazartesi günü Birader, kendisine atfedilen 39 saniyelik ses kaydında, “Medyada bazı haberler var. Bu aralar yurt dışına seyahate çıktım ve hepimiz iyiyiz. Bazı medya ağları bu tür propaganda ve yalan haberler yapıyor. Bu söylentileri cesaretle reddedin. Sorun yok” dedi.
En son Eylül ayının ilk haftasında Kabil’deki bir otelde kaçarken görülen Birader, bu ses kaydıyla birlikte herhangi bir video ve fotoğrafta ortaya çıkmadı.
Taliban’ın siyasi ofisinin başı olan Birader, eski hükümet ve ABD ile Doha’da gerçekleşen müzakereleri yönetti.
Bazıları onun başbakan olarak atanmasını bekliyordu, ancak yeni hükümetin şekliyle ilgili uzun müzakerelerden sonra Birader başbakan yardımcısı olarak atandı.
Birader’in, Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile Pazar günü Kabil’de bir araya gelen heyette yer almaması, hareket içindeki anlaşmazlık söylentilerini besledi.
Taliban yetkilileri, Birader’in son günlerde Kabil’de olmadığını ve hareketin dini lideri Ahundzade’nin karargahının bulunduğu söylenen Kandahar’a gittiğini belirtti.
Taliban liderlerinin ortalarda görünmemesi yeni bir durum değil, çünkü grup dış dünyayla iletişim kurma ihtiyacı hissetmiyor.
Taliban'ın halkla ilişkiler çabası, birkaç dilde sosyal medya hesapları ve Zabihullah Mücahid gibi sözcülerin basın toplantıları düzenlemesiyle son birkaç yılda birçok yönden daha karmaşık hale geldi. 
Ancak bu iddialı iletişim stratejisi, hayatlarının çoğunu gerilla savaşıyla ve bazı durumlarda yıllarca hapiste geçiren liderleri kapsamıyor. Bu durumda, Taliban gizli bir örgüt olmaya devam ediyor.
Yıllardır Taliban hakkında haber yapan Pakistanlı gazeteci Azaz Syed, CNN’e şunları söyledi: 
“Özellikle Hakkani ailesi başta olmak üzere önemli Taliban liderlerinin çoğu ‘düşmana yardımcı olacağına inandıkları’ için kamuoyuna çıkmaktan veya görünmekten kaçınıyorlar.”
Taliban’ın tanıtım ve şeffaflık konusundaki tutumuna, hareketin kurucusu ve ilk lideri Molla Ömer’in ölümünden daha iyi bir örnek olamaz.
Molla Ömer 2013’te tüberküloz nedeniyle hayatını kaybetti, ancak Taliban hareketi bu gerçeği iki yıl sonra açıkladı.
Bu, hareket içinde, özellikle de birçok Taliban askeri liderinin direndiği barış müzakereleri konusundaki derin bölünmelerin bir göstergesiydi.
Bölünmeler o kadar derindi ki, bazı komutanlar Afganistan’da ortaya çıkan DEAŞ bağlantılı bir gruba katılmak için hareketten ayrıldı.



Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
TT

Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Japonya'nın enerji ve temel madenler projelerine yaptığı ilk yatırımları duyurdu. Bu açıklama, Başbakan Sanae Takaichi'nin ABD ziyaretinden önce iki ülke arasında ticaret anlaşmasının ilerletilmesi kapsamında yapıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Japonya, Amerika Birleşik Devletleri'ne yatırım yapma taahhüdü olan 550 milyar dolarlık yatırımların ilk aşamasına resmi ve mali olarak adım atıyor" dedi. Bu yatırımların üç projeyi kapsadığını açıkladı: biri Teksas'ta petrol ve doğalgaz, diğeri Ohio'da elektrik üretimi ve üçüncüsü Georgia'da nadir toprak mineralleriyle ilgili.

12 Şubat'ta Japon basını, toplamda yaklaşık 40 milyar dolarlık bir yatırım için üç proje hakkında ileri düzeyde görüşmeler yapıldığını bildirmişti.

Trump, projelerin gümrük vergileri olmadan hayata geçmeyeceğini savundu. "Bu, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya için çok heyecan verici ve tarihi bir dönem" ifadesini kullandı.

İki ülke, temmuz ayı sonunda, ABD'nin ithal Japon mallarına %15 gümrük vergisi uygulayacağı ve karşılığında Japon şirketlerinin toplam 550 milyar dolarlık yatırım yapacağı bir ticaret anlaşması imzaladıklarını duyurmuştu.

Protokol, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yatırımlarının nereye yönlendirileceğine ilişkin kararın Washington'a ait olduğunu öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ortak bir Japon-Amerikan komitesi önerilen projeleri inceleyecek, ancak nihai karar Trump'a ait olacak.

Projeler seçildikten sonra, Tokyo'dan 45 gün içinde gerekli fonu sağlaması istenecek. Protokole göre, Japonya yatırımının değerini geri kazanana kadar, Japonlar ve Amerikalılar her projenin karını eşit olarak paylaşacaklar.


Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.