Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Salih ve Hafter’i kabul etti

Libya Başsavcılığı, Dışişleri Bakanı Necla Menguş’u 3 büyükelçinin şikayeti üzerine ifadeye çağırabilir.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter’i dün Kahire'de kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter’i dün Kahire'de kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Salih ve Hafter’i kabul etti

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter’i dün Kahire'de kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter’i dün Kahire'de kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Libya’daki taraflar, Mısır'ın bu yılın sonundan önce planlandığı gibi cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasını tehdit edebilecek anlaşmazlıkları çözmeye yönelik yeni bir arabuluculuk girişimi için dün Kahire'ye gelmeye başladılar. 
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi tarafından yayınlanan açıklamaya göre Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi dün, Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Libya Ulusal Ordusu Başkomutanı Mareşal Halife Hafter'i Genel İstihbarat Başkanı Abbas Kamil'in huzurunda kabul etti. 
Sözcü dün yaptığı açıklamada, "Mısır ile Libya ve kardeş halklarını birbirine bağlayan özel ilişkiler ve Libya'nın siyaset ve güvenlik düzeyindeki istikrarının Mısır'ın istikrarının bir parçası olduğu yönündeki Mısır’ın köklü politikası çerçevesinde Libya arenasındaki son gelişmelere ilişkin tartışmaların ele alındığını” belirtti. 
Açıklamada Sisi'nin Salih ve Hafter'in Libya halkının iradesini uygulama ve Libya'da güvenlik ve istikrarı yeniden sağlamanın yanı sıra ülkenin egemenliğini ve birliğini koruma amacıyla ulusal çıkarlarını koruma konusundaki sürekli istekliliğine övgüde bulunduğu ifade edildi. 
Sisi, önemli parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gerçekleşmesini sağlamak amacıyla Mısır'ın önümüzdeki dönemde de Libya’daki ulusal kurumların birleştirilmesi ve uyumunu sağlamaya katkıda bulunacağını ve tüm Libyalı kardeşlerle koordinasyon çabalarına devam edeceğini vurguladı. Aynı zamanda Mısır’ın, öncelikle kendi gündemlerini Libya halkı pahasına uygulamayı amaçlayan dış müdahaleyi önlemenin yanı sıra, tüm yabancı güçleri ve paralı askerleri Libya topraklarından uzaklaştırmak için çabalayacağını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü’nün açıklamasına göre Salih ve Hafter ise Mısır'ın rolünü ve krizin başlangıcından bu yana Libya'daki kardeşlerini desteklemek için gösterdikleri çabaları takdir ettiklerini dile getirdiler. Ayrıca Mısır’ın, iki ülkeyi ve halklarını birbirine bağlayan köklü ilişkiler çerçevesinde geçiş döneminde Libyalı kardeşlerine verdiği desteği ifade ettikleri belirtilen açıklamada, aynı zamanda özellikle Libya Ulusal Ordusu'nun birleşmesine katkıda bulunarak kendilerine emanet edilen tarihi sorumluluğu yerine getirmede dayanışma içinde olduklarını belirttikleri kaydedildi. Bunun yanı sıra, Mısır'ın kalkınma tecrübesinin Libya'ya aktarılmasındaki hayati rolünün dile getirildiği ve Libya’nın bu konuda eski Mısır şirketlerinin deneyim ve kabiliyetlerinden yararlandığı ifade edildi.
Salih ve Hafter ayrıca, özellikle bu yıl sonundan önce cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasını sağlama ihtiyacı ve yabancı tarafları Libya'dan “paralı askerleri” çıkarmaya zorlayarak güvenliğin güçlendirilmesine paralel olarak Libya’da geçiş dönemini yönetme konusundaki Mısır’ın tutumlarının kendileriyle tutarlı olduğunu vurguladı. Böylece güvenlik kurumları sorumluluklarını ve görevlerini üstlenecek ve bu durum Libya genelinde güvenlik ve istikrarı yeniden tesis etme çabalarının güçlendirilmesine katkıda bulunacak.
Öte yandan Libya Temsilciler Meclisi (TM) 45 milletvekilinin güvenoyunu geri çekme talebinde bulunmasının ardından Dibeybe hükümetinin durumunu belirlemeye yönelik oturumları önümüzdeki haftaya kadar askıya aldı. TM resmi sözcüsü Abdullah Bilhak, bu talebin sunulmasından sekiz gün sonra konunun görüşüleceğini ve dikkate alınacağını belirterek, geçen haftaki sorgulama oturumunda hükümetin yanıtlarını tartışan Meclis’in oturumunu önümüzdeki haftaya ertelediğini kaydetti.
Resmi olarak geçen Mart ayında göreve başlayan hükümetten güvenin geri çekilmesi için 200 milletvekilinden en az 87'sinin onayının alınması gerekiyor. Ancak bazı milletvekillerinin istifa etmesi, bazılarının ise ölmeleri nedeniyle şuan milletvekili sayısı 170’e düştü. Meclis tüzüğü, milletvekillerinin çoğunluğunun hükümete olan güvenoyunu geri çekmeyi kabul etmesi halinde hükümetin istifa etmiş sayılacağını, ancak yeni bir hükümet kurulana kadar iş yapmaya devam edeceğini belirtiyor.
Dibeybe, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile iki yardımcısı Abdullah el-Lafi ve Musa el-Koni'nin huzurunda, önceki gün düzenlenen sürpriz bir toplantıda, yaklaşan seçimler, ulusal uzlaşı dosyasını ve başarısını sağlamanın yollarını ele aldı.
Öte yandan, görünüşe göre Libya istihbarat servisinin eski başkanı merhum Cumhurbaşkanı Muammer Kaddafi'nin damadı olan ve  şu anda başkentte bir hapishanede tutuklu bulunan Abdullah es-Senussi'nin serbest bırakılmasına hazırlık olarak  Menfi, Senussi'nin mensubu olduğu Magarha kabilesinden bir heyet ile iki yardımcısı huzurunda bir araya geldi.
Menfi, aşiretin ileri gelenlerinden oluşan heyetin, ulusal uzlaşma projesini tamamlayabilmesi ve Libya'nın tüm bölgelerinde istikrarı sağlayabilmesi için Başkanlık Konseyi'ne verdikleri desteği açıkladıklarını bildirdi. Ayrıca heyetin, Adalet Bakanlığı ile işbirliği içinde haklarında soruşturma yürütülen bazı tutukluların serbest bırakılması konusunda verdiği desteğe övgüde bulundu. Menfi heyetin kendisinden Libyalıları yeniden birleştirmeyi amaçlayan uzlaşma projesinin başarılı olması için bu girişimi sürdürmesini istediğini belirtti.
Diğer taraftan başkent Trablus'taki Başsavcı, Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş’u, yakın zamanda görevlerinden alınan Libya'nın yurtdışındaki üç büyükelçisinin şikayeti üzerine cezai soruşturma ile tehdit etti.
Başsavcı Sıddık es-Sur, Libya'nın Arap Birliği Temsilcisi’nin yanı sıra ABD ve Umman’daki eski Libya büyükelçileri tarafından Menguş’un son günlerde kendilerini emekliye sevk etmesinin ardından kendisine sunulan şikayeti Başkanlık Konseyi'ne iletti. Başsavcı Sur’un ofisine göre başsavcının, Menguş’un "ihlalleri" olarak nitelendirdiği değerlendirmesinde, "görevi kötüye kullanmasının cezai sorumluluk altına alınması, ülkenin yurt dışındaki imajını bozma ve yüksek menfaatlerine zarar verme" sonucuna varıldı. Ayrıca Menguş’un büyükelçilere yönelik “hata ve suistimaller” ile yetkileri kullanmakta yaptığı ihlallerin yürürlükteki kanun ve mevzuata aykırı olduğu kaydedildi.



Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.


Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.