Abdeslam: Paris terör saldırılarının ardında kişisel bir sebep yok

DEAŞ militanı Abdeslam, 130 sivilin katledilmesine neden olan terör saldırılarının ardında “kişisel bir sebep olmadığını” iddia etti

Paris saldırılarının zanlısı olan Salah Abdeslam’ın Belçika polisi tarafından dağıtılan fotoğrafı (AP)
Paris saldırılarının zanlısı olan Salah Abdeslam’ın Belçika polisi tarafından dağıtılan fotoğrafı (AP)
TT

Abdeslam: Paris terör saldırılarının ardında kişisel bir sebep yok

Paris saldırılarının zanlısı olan Salah Abdeslam’ın Belçika polisi tarafından dağıtılan fotoğrafı (AP)
Paris saldırılarının zanlısı olan Salah Abdeslam’ın Belçika polisi tarafından dağıtılan fotoğrafı (AP)

Fransa’nın başkenti Paris’te 2015 yılında düzenlenen terör saldırılarının beyni olarak tanımlanan sanık Salah Abdeslam, dün (Çarşamba) Fransız yargısı önünde savunmasını yaptı. Abdeslam, 130 sivilin katledilmesine neden olan terör saldırılarının ardında “kişisel bir sebep olmadığını” iddia etti. Şarku’l Avsat’ın Fransız televizyon kanalı BFM TV’den aktardığına göre sanık Salah Abdeslam “Fransa’ya saldırdık ve insanları hedef aldık ancak kişisel herhangi bir sebep yoktu” ifadelerini kullandı. Savcılar 31 yaşındaki Salah Abdeslam’ın, 13 Kasım 2015 tarihinde barlar ve restoranların yanı sıra Bataclan Konser Salonu, Fransa Stadyumu’na silahlı saldırılar düzenleyen DEAŞ terör örgütünün bir hücresinin hayatta kalan tek üyesi olduğunu düşünüyor.
Avrupa Birliği’nin resmi yayın organı Euronews’in haberine göre Paris saldırılarına katılan ve yaşayan tek sanık olan Salah Abdeslam bugün devam eden duruşmada, "Fransa, Suriye'de DEAŞ üyelerine saldırdığında, bütün riskleri biliyordu" diye konuştu.
Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande hakkında konuşan sanık, "Kendisi Suriye'de İslam Devleti'ne saldırırken aldığı riskleri iyi biliyordu" dedi.
Toplam 20 kişinin yargılandığı davada geçen haftanın aksine gayet sakin görünen Abdeslam, Fransa'yı derinden vuran terör saldırısının özellikle sebebine dair önemli bilgiler verdi. Kendisinin ve suçlanan diğer sanıkların, "terörist, cihatçı ve aşırılıkçı" olmadıklarını savunan Abdeslam, -sadece "Müslüman" oldukları konusunda ısrar ederek "gerçek İslam bu" diye konuştu.
Amacının kimseyi incitmek olmadığını vurgulayan Abdeslam, "Hep provokatör olduğumu söylüyorlar ama bu doğru değil, ben sadece samimi olmak istiyorum" dedi. Duruşma esnasında salonda bulunan kurbanların ailelerinden bazıları sanığın bu sözleri üzerine ağlamaya başladı.
Abdeslam, 13 Kasım 2015 gecesi Paris'te intihar bombacıları ve toplu silahlı saldırılar düzenlemek için görevlendirilen 10 “cihatçı”dan biriydi. Abdeslam hayatta kalan tek kişi, diğerleri ya polis tarafından öldürülmüş veya olay yerinde intihar etmişti.
Paris'te özel olarak kurulan bir mahkeme salonunda görülmeye başlanan davanın 140 gün sürmesi bekleniyor. Davada dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande dahil 300 tanık dinlenecek.
330 avukat, saldırılardan kurtulan bin 800 kişi ve hayatını kaybeden kurbanların aileleri de müdahil olacak.
Abdeslam geçen hafta yargıcın duruşmayı kısa bir süre ertelemesine neden olan siyasi açıklamalarda bulunarak duruşmanın aksamasına neden olmuştu.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.