Moskova’dan, Suriye’deki bölünmenin sürmesini hedefleyen bir ABD senaryosu uyarısı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Salı günü Moskova’da bir araya geldiler (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Salı günü Moskova’da bir araya geldiler (EPA)
TT

Moskova’dan, Suriye’deki bölünmenin sürmesini hedefleyen bir ABD senaryosu uyarısı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Salı günü Moskova’da bir araya geldiler (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Salı günü Moskova’da bir araya geldiler (EPA)

ABD ve Rusya arasında Cenevre’de Suriye konulu istişarelerin başladığı bir dönemde Moskova’dan ‘Suriye'deki bölünmenin sürmesini hedefleyen bir Amerikan senaryosu’ konusunda uyarılar yapıldı. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD'nin Suriye’nin kuzeydoğusunda daha uzun yıllar askeri varlığını sürdürmesini beklediğini belirterek, ‘Washington’ın Suriye dosyasıyla ilgili yaklaşımlarının değişmediğini’ düşündüğünü söyledi.
Tüm gözler, Cenevre’de ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nin Ortadoğu ve Afrika Direktörü Brett McGurk ile Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Elçisi Alexander Lavrentiev arasında, sahadaki durum ve insani yardımlar başta olmak üzere Suriye ile ilgili çeşitli dosyaların ele alındığı istişarelere çevrildi. Bu dönemde Ryabkov'un yaptığı uyarılar dikkate değer işaretler taşıyordu. Ryabkov, Moskova'nın, Washington'ın Suriye'deki genel durumla ilgili konulardaki tutumlarında, özellikle de ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki askeri varlığı ve bölgedeki ayrılıkçı eğilimleri kışkırtma çabaları konusunda, büyük bir değişikliğin olmayacağına inandığını ifade etti.
Ryabkov, RT Arabic televizyonuna verdiği röportajda, Suriye'deki istikrarsızlığın ve çatışmanın devam etmesinin en önemli nedenlerinden birinin, ‘işgalci ve saldırgan güçler’ olarak nitelendirdiği ABD’nin ülkedeki yasadışı varlığı olduğunu söyledi.  Rusya’nın birçok kez Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyulması çağrısında bulunduğunu hatırlatan Ryabkov, “Washington, bizim tutumumuzu çok iyi biliyor, ancak ne yazık ki önceki tutumlarını sürdürmeye devam ediyor.  Ellerinde Suriye'yi fiilen bölme senaryosu olduğunu düşünüyorum” dedi.
Rus yetkili, Moskova’nın, ‘Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Suriye’nin birliğini ve bağımsızlığını garanti eden kararlarıyla çelişen bu yaklaşıma şiddetle karşı çıktığını’ söyledi. Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığının, ABD’nin askeri varlığından farklı olduğunu belirten Ryabkov, “Rusya’nın askeri varlığı, meşru olarak seçilmiş bir başkanın resmi davetine dayanıyor” dedi.
Ryabkov, ABD ve Rusya arasında devam eden görüşmelerle ilgili olarak, “(Amerikalılarla) Astana, Cenevre, New York ve diğer yerlerde çeşitli biçimlerde ve seviyelerde uzun soluklu bir iletişim deneyimimiz var” şeklinde konuştu. Ryabkov, Rus güçleri ve Amerikan güçlerinin Suriye'deki bazı bölgelerde doğrudan temas halinde olması veya çok yakın olması nedeniyle iki taraf arasında sürtüşmeyi önlemek için askeri koordinasyonu sürdürdüğünü de sözlerine ekledi.
Siyasi ve diplomatik düzeyde iletişimin devam ettiğini ve konunun çetrefilli ve karmaşık olması nedeniyle bunu sık sık açıklamada bulunmadıklarını ifade eden Ryabkov, Amerikalı meslektaşlarının makul önerilere daha fazla kulak vermeleri ve neyin doğru neyin yanlış olduğu veya düşmanlarının ve müttefiklerinin kim olduğu konusundaki algılarına göre değil, uluslararası meşru kararlar temelinde çalışmalarını umduğunu belirtti.
ABD’nin Suriye'den çekilmesi ihtimaliyle ilgili bir soruyu karamsar bir tonla yanıtlayan Rus yetkili şunları söyledi:
“Washington, Rusya dahil jeopolitik rakipleriyle mücadele etmek ve bölgede güç gösterisinde bulunmak için Suriye'de bir dayanağa ihtiyaç duyuyor.”
Ryabkov’un açıklamaları, ABD’nin Suriye’de askeri varlığını korumak istediğine dair Rus yetkililerden yapılan ilk açıklama olmadığı belirtilmeli. Ryabkov, “Ne yazık ki bu yüzleşmemiz gereken bir gerçek. Geçtiğimiz yıllarda ABD’nin geri çekilme eğiliminde olduğuna dair söylemleri defalarca kez duyduk, ama bu olmadı. Washington'ın, askeri varlığı da dahil olmak üzere, Suriye meselelerine yönelik yaklaşımlarını dayatma politikasından vazgeçme niyetinde olduğuna dair herhangi bir işaret görmüyorum” dedi.

Rus yetkili sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunun, Washington'ın dünya meseleleri üzerindeki hegemonyasını sürdürme ve bağımsız ülkelere iradesini dayatma eğilimini yansıttığını düşünüyoruz. Bu yasa dışı ve bununla mücadeleye devam edeceğiz. Washington'ın politikalarını değerlendirirken bizimle aynı düşünen ülkelerle kapsamlı bir ittifaka sahibiz. Bir zaman sonra Washington'ı Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve birliğini kabul edilebilir bir çözümle karşı karşıya getirebiliriz.”
Washington'ın Afganistan'dan çekilmesi konusuna da değinen Ryabkov, “Bu kaçış, ABD yirmi yıllık politikasının başarısız olduğunu gösterirken Washington'ın müttefikleri, bu politikanın hatalarını kabul etmek zorunda kaldılar. Şimdi durum kökten değişti. Önemli olan, temel çıkarlarımızı yansıtan ve uluslararası yasalara uygun, açık ve dengeli bir politika ile ilerleme kaydetmemizdir” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Rus analistler, dün,  Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Moskova'ya yaptığı ziyareti ele aldılar. Analistler, ziyaretin gelecekteki siyasi haklarla ilgili bir hazırlık veya Suriye'de sahadaki gelişmelerle ilgili olabileceği şeklinde farklı görüşler bildirdiler. Washington Ortadoğu Enstitüsü Misafir Araştırmacı Anton Mardasov, Nezavisimaya Gazeta gazetesine yaptığı değerlendirmede, "Putin-Esed görüşmesinin sonuçları, 2018 yılında Soçi'de yapılan ve Putin’in o dönem Suriye’deki yabancı güçlerin varlığını vurguladığı ve Esed siyasi bir çözümden bahsettiği görüşmeleri hatırlatıyor” dedi.

Mardasov, değerlendirmesine şunları ekledi:
“Soçi görüşmelerinde her iki taraf da neredeyse aynı açıklamaları yayınladı. Sadece Esed o dönem açıklamasında, Anayasa Komitesi’nin kurulması için bir heyet gönderme kararından bahsetmişti.  Şimdi ise bazı ülkelerin engellemesi nedeniyle anlaşmanın durdurulmasından şikâyet ediyor.  Esed’in Putin ile yaptığı, Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in İstanbul ziyareti arifesinde ve Cenevre’de Moskova ile Washington arasında istişarelerin sürdüğü bir dönemde görüşmesi önemli.”
Ancak Mardasov’un, görüşmenin, Suriye rejiminin geciktirmek ve Şam'a taşımak için her yolu denediği ve bunun yerine Ürdün ile ticari faaliyetleri yoğunlaştırmak için yaptırımları hafifletmeye çalıştığı Cenevre'deki müzakerelerin yeniden başlamasına ilişkin olmadığını düşünmesi dikkat çekti. Mardasov, “Bence görüşme, Mısır'dan doğalgaz ve Ürdün'den Suriye üzerinden elektrik ithal etme projelerinin uygulanmasıyla ilgiliydi” dedi.



İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.


Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât olasılığına tekrar işaret etmesinin ardından, ülkesinin İran'ın saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Netanyahu, askeri bir tören sırasında televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Eğer bize saldırma hatasını yaparlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılık alacaklar" dedi.

Trump, bir anlaşmaya varılmadığı takdirde İran'ı bombalamakla defalarca tehdit etti ve bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri ve uçaklar göndererek saldırı olasılığını artırdı.

dfvgthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, (AP)

İsrail Başbakanı, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasından önce yeniden inşa edilmeyeceğini belirterek, "Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile Gazze silahsızlandırılmadan önce yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştık" dedi. Başkan Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililer, somut ilerleme kaydedildiğini ve Hamas'ın silahlarını bırakması için baskı altında olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Hamas'tan küçük kalibreli kişisel silahların müsadere edilmesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı kısıtlamalar getirme tehdidinde bulundu.