Suriye: Süveyda’da gerginlik tırmanırken, Dera’da uzlaşma anlaşmalarının kapsamı genişliyor

Şam yönetimi Dürzi nüfusun yoğunlukta olduğu Süveyda ilinde istikrarı sağlamak için müdahalede bulunmayı teklif etti.

Süveyda kentinde muhalif Onurlu Adamlar Hareketi unsurları (Süveyda 24)
Süveyda kentinde muhalif Onurlu Adamlar Hareketi unsurları (Süveyda 24)
TT

Suriye: Süveyda’da gerginlik tırmanırken, Dera’da uzlaşma anlaşmalarının kapsamı genişliyor

Süveyda kentinde muhalif Onurlu Adamlar Hareketi unsurları (Süveyda 24)
Süveyda kentinde muhalif Onurlu Adamlar Hareketi unsurları (Süveyda 24)

Suriye’de Dürzi nüfusun yoğunlukta olduğu Süveyda kentinde, bölge sakinlerinden oluşan ve güvenlik birimlerine bağlı hareket eden yerel gruplar ile Liva Suriye Partisi’ne bağlı Terörle Mücadele Gücü arasında karşılıklı adam kaçırma eylemlerinin yaşanması ve Karya beldesinde bir kişinin yaşamını kaybetmesinin ardından gerginlik tırmanmaya başladı. Süveyda’nın komşusu Dera kentinde ise Rus ordusu uzlaşma anlaşmalarının kapsamını genişletiyor.
Süveyda’daki taraflar önceki gün (çarşamba) kaçırdıkları kişileri karşılıklı olarak serbest bırakma ve aralarındaki gerginliği sonlandırma hususunda anlaşmaya varmalarına rağmen Onurlu Adamlar Hareketi, Süveyda’da Suriye rejimine bağlı güvenlik teşkilatlarının kentteki yerel grupların elindeki silahları çekme, gruplara bağlı unsurları yargılama veya kentten çıkarma konusundaki şartlarının yerine getirilmesini talep etmeye devam ediyor.
Süveyda’daki Onurlu Adamlar Hareketi dün kentte vatandaşları tutuklayan veya adam kaçıran çetelere mensup olmakla suçlanan kişilere baskın düzenledi. Hareket unsurları baskın sırasında Süveyda kentinin kuzeyindeki Atil beldesi çevresinde ve kentin farklı bölgelerin yoğun bir şekilde konuşlandı.
Muhalif Süveyda 24 Ağı Yazı İşleri Sorumlusu Reyyan Maruf, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Onurlu Adamlar Hareketi çarşamba günü Askeri Güvenliğin Süveyda şubesini kuşattı. Hareket, bu şubeyi, kentin sakinlerinden şubeye mensup olan kişilerin sivillere karşı yaptığı ihlalleri ve davranışların üzerini örtmek ve onlara koruma şemsiyesi sağlamakla suçluyor” dedi.
Şubenin kuşatılması, Hareketin salı günü yaptığı açıklamada Süveyda’daki Askeri Güvenlik’e bağlı tüm şubelerden, şehrin içinde kendilerine bağlı ‘militanlara ve çetelere’ sağladığı koruma şemsiyesini kaldırmasını, bu kişilerin adalet önünde yargılanmalarını, sivillere yönelik saldırılarda ve işledikleri ihlallerde kullandıkları güvenlik kartlarının ve silahlarının alınmasını veya Süveyda dışına çıkarılmalarını talep etti.
Hareket’in çarşamba günü yaptığı kuşatma ise Askeri Güvenlik’e bağlı şubelerin kentte desteklediği yerel grupların sivillere karşı saldırgan davranışlara ve ihlallere devam etmesinin ardından geldi. Muhaliflerin aktardığına göre, Askeri Güvenlik’e bağlı Raci Falhut Grubu Şam-Süveyda yolundan geçen sivillere karşı ihlallerde bulunarak, kentin içerisinde silahlı devriye faaliyeti icra etti. Ayrıca Askeri Güvenlik’e bağlı silahlı yerel grupların Atil beldesi yakınında Şam-Süveyda yolunu kesmesi üzerine Raci Falhut Grubu Kanavat ve Selim beldeleri üzerinden Şam’a ulaşan alternatif bir yol açtı ve burada güvenlik noktası kurdu. Raci Falhut Grubu’nun Atil beldesini karargah olarak kullandığı belirtiliyor.
Aktivistler Onurlu Adamlar Hareketi’nin hamlelerinin, Liva Suriye Partisi’ne bağlı Terörle Mücadele Gücü ile Askeri Güvenlik’e bağlı Raci Falhut Grubu’nun aksine tarafsız olduğunu belirterek, Hareketin son hamlesinin söz konusu grupların sivillerin ve kentin güvenliğine zarar veren davranışlarında ısrar etmesinin ardından geldiğine dikkat çekiyor.
Hareket, söz konusu gruplar için sunduğu şartları geri çekmesi için yapılan girişimleri kabul etmediğini ve şartlarına bağlı kaldığını vurgulayarak, Atil bölgesini kuşatma altına aldı. Nitekim Atil’in ileri gelenleri de Raci Falhut Grubu’nun ihlallerini reddettiklerini ve belde sakinlerinin silahlı gruplar arasındaki gerginlik ve çatışmalardan uzak tutulması gerektiğini dile getiriyorlar.
Özel bir kaynak, Onurlu Adamlar Hareketi ile Süveyda’daki Dürzi din adamlarının Suriye rejiminin bir askeri yetkilisi tarafından telefonla arandığını bildirdi. Kaynağa göre yetkili, rejim güçlerinin meseleye müdahale etmeye ve bu grupları kontrol altına almaya hazır olduğunu ifade ederek, grupların Askeri Güvenliğin şubelerine bağlı olmadıklarını söyledi. Bununla birlikte Süveyda’da konuşlu grupların unsurları, Suriye rejimine bağlı Askeri İstihbarat mensubu olduklarını iddia ettikleri güvenlik kartları taşıyor.
Süveyda’daki Şeyh Hikmet el-Hicri’yi temsilen kurulan Dürzi Cemaati Ruhani Başkanlığı, dün yayınladığı açıklamada, iç savaşa karşı uyardı. Birlik olma çağrısı yapılan açıklamada, “Dağın tüm evlatları bir üzüm salkımı ve bir ordu gibidir. Onlar hiç kimsenin halkının katili olmasını istemiyorlar. Bu toprakların, kim olursa olsun yabancı saldırganlara ve bozgunculara karşı herkesin bir olmasına ihtiyacı var. El-Akil Şeyhi Yusuf Cerbu, kentin tanık olduğu son olaylar ve çatışmalar ile dış gündemlerin kentteki durumu kaşımasının ardından Suriye devlet otoritesinin Süveyda’da hakim kılınması ve bu otoritenin rolünü tam bir şekilde yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Onurlu Adamlar Hareketi’nin resmi internet sayfasında yer alan videoda hareket hakkında verilen bilgilere göre Süveyda’da en büyük silahlı grup olarak bilinen ve halkın desteğini alan Hareketin saflarının çoğu, Dürzi cemaati mensuplarından oluşuyor ve herhangi bir dış aktöre bağlı değil. Hareket ülkede iç savaşın patlak vermesinden sonra 2013’te Şeyh Vahid el-Albus başkanlığında kuruldu. Kuruluşundan bu yana rejimin Süveyda’da yürüttüğü operasyonlara destek vermeyen ve aynı zamanda karşı gelmeyen Hareket “Toprak ve Namusu Koruma” ile “Dürzi Cemaatin Evlatlarının Korunması” sloganlarını kullanıyor. Hareketin güçleri savaşmak için daha önce başka bir şehir veya ülkeye de gitmedi. Filistin’deki Dürzi cemaatinden destek alıyor.
Süveyda’nın komşusu Dera kentinde ise Rus askeri heyet ve rejime bağlı Güvenlik Komitesi çarşamba günü Dera’nın batısındaki El-Muzeyreb beldesine girdi. Bu gelişme, Rusların daha önce sunduğu yol haritasındaki maddelerin uygulanması kapsamında geldi. Rus askeri heyet ve Komite, askerlik hizmetini yerine getirmeyen sivil veya savaşçılardan durumlarının karara bağlanmasını ya da ellerindeki hafif ve orta ağırlıktaki silahları teslim etmeyi isteyenlere yönelik beldede uzlaşma çalışmalarını yürütmek amacıyla belediye binasında bir merkez açtı. Beldedeki hükümet binalarına Rus ve Suriye bayrakları asıldı. Aynı adım daha önce El-Yaduda beldesinde de atılmıştı.
Aktivistler 4. Tümen’in son askeri faaliyetlere katılmayı reddeden tümen unsurları ile Dera’nın batı kırsalında daha öne uzlaşma anlaşması yapan komutanların, kendilerine verilen güvenlik kartları ile silahlarını teslim etmelerini ve El-Yaduda ve El-Muzeyreb beldelerinde açılan uzlaşma merkezlerine giderek durumlarının karara bağlanmasını talep ettiğini bildirdi. Bu unsurların daha çok Yermuk Havzası bölgelerinde bulundukları belirtiliyor. Aktivistler kabul edilen Rus yol haritasının uygulaması kapsamında Rusya ve rejim temsilcilerinin Tafas’tan sonra Yermuk Havzası’ndaki bölgeleri içine alan El-Cidur bölgeelri ile Dera’nın batı ve kuzeybatı kırsalında yer alan Casim kenti ve Anhal bölgesine gitmesini beklediklerini belirtti.
Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Rusya Federasyonu’nun temel rolüyle birlikte Dera kentinin güneybatısında barışçıl normalleşme sürüyor. Nitekim uzlaşmayı reddeden militanlar (kentten) ayrıldı ve aileleriyle birlikte muhaliflerin kontrolündeki bölgelere doğru yola çıktılar. Geriye kalanlar silahlarını teslim ediyorlar ve durumlarının karara bağlanması için özellikle bu amaçla kurulan resmi merkezlere gidiyorlar. Dolayısıyla Suriye Arap Cumhuriyeti’nde sivil haklarını geri alıyorlar ve barışçıl bir şekilde çalışma fırsatı elde ediyorlar. Tehlikeli suçlar işleyenler hariç herkes, Suriye hükümetinin kendilerine tanıdığı af hakkından yararlanıyor” ifadeleri kullanıldı.
Rus askeri polisler ile Suriye askerlerinin sokaklarda devriye gezdiği ve yolları kontrol etmek için kontrol noktaları kurduğu aktarılan açıklamada, Rus ve Suriyeli askerlerin sabotaj eylemlerini durdurmak ve çatışmaları önlemek için eski militanlara karşı gerekli önlemleri aldıkları belirtildi.



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.