İşgal güçleri, yerleşim birimlerine karşı düzenlenen gösterilerde Filistinlilere destek veren İsraillilere saldırdı

Filistinli ve İsrailli aktivistler, Batı Şeria'daki el-Halil şehrinin güney bölgesindeki Filistin köylerinin topraklarına el konulmasına ve suların kesilmesine karşı gösteri düzenlediler
Filistinli ve İsrailli aktivistler, Batı Şeria'daki el-Halil şehrinin güney bölgesindeki Filistin köylerinin topraklarına el konulmasına ve suların kesilmesine karşı gösteri düzenlediler
TT

İşgal güçleri, yerleşim birimlerine karşı düzenlenen gösterilerde Filistinlilere destek veren İsraillilere saldırdı

Filistinli ve İsrailli aktivistler, Batı Şeria'daki el-Halil şehrinin güney bölgesindeki Filistin köylerinin topraklarına el konulmasına ve suların kesilmesine karşı gösteri düzenlediler
Filistinli ve İsrailli aktivistler, Batı Şeria'daki el-Halil şehrinin güney bölgesindeki Filistin köylerinin topraklarına el konulmasına ve suların kesilmesine karşı gösteri düzenlediler

İşgalci İsrail askerleri, el-Halil’in güneyindeki yerleşim yerlerine tepki gösteren büyük bir eyleme saldırı gerçekleştirdi. Hükümet koalisyonundaki bir milletvekili, bu operasyonu faşizm olarak nitelendirdi. İşgal güçleri, et-Tuvana köyündeki yerleşimleri kınayan haftalık yürüyüşe ateş açarak saldırdılar. Ayrıca Filistinlilere dayanışmada bulunmak için oraya gelen 20 İsrail vatandaşı ve beş yabancı da İsrailli askerlerin hedefi oldu.
Hükümet koalisyonuna ortak olan sol kanat Meretz Partisi Milletvekili Mossi Raz, ordu güçlerinin, göstericilere, faşist rejimleri andıran korkunç bir şiddetle saldırdığını söyledi. Raz, “Yahudiler tam olarak bilmiyor. Filistinlilerin kendilerine yönelik uygulamalarımız hakkında yayınladıkları haberlere bile inanmıyorlar. Ama bugün bu uygulamaların bazılarını tattılar. Elde ettiğim bilgilere göre saldırı göstericilerden herhangi bir provokasyon olmadan gerçekleştirildi. Herhangi bir şiddet belirtisi olmayan tipik bir barışçıl gösteriydi. Üst düzey emirler geldi ve göstericilere saldırdılar” şeklinde konuştu.

İşgal güçleri gösteriye karşı çıktı ve İsrailli bir eylemciye saldırdı
İşgal güçleri, her Cuma olduğu gibi dün, Batı Şeria'da çok sayıda noktada barışçıl göstericilere saldırdı. Çok sayıda Filistinli ve dayanışmada bulunan yabancı aktivist, bu saldırılar sonucunda yaralandı ve boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bu yürüyüşler Ramallah'ın doğusundaki el-Mugayir kasabası Nablus'un güneyinde Beita ve Beyt Dacan ve Kalkilya yakınında Kefr Kaddum, el-Halil yakınlarındaki Beyt Ummar ve Cenin yakınlarındaki Araba ve el-Celma bölgelerinde gerçekleştirildi.  Gaz bombaları sonucu yüzlerce boğulma tehlikesi geçiren göstericiye ek olarak yaklaşık 20 ateşli silah yaralanması ve 300'den fazla başka yaralanma vakası kaydedildi.

Aktivist itildikten sonra dengesini kaybederek düşmeye başladı
Bu saldırıların öncesinde, el-Halil’in güneyindeki Tarık bin Ziyad Meydanı yakınlarındaki bir düğüne işgalci askerlerin göz yaşartıcı gaz ve ses bombalarının kullanıldığı saldırı düzenlendi. Saldırı sonucunda misafirlerin birçoğu boğulma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı.
Filistin Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, tarafından yapılan açıklamada, barışçıl yürüyüşlerin bastırılması ve vatandaşlara gerçek mermi ile ateş edilmesinin uluslararası hukuk tarafından kabul edilen bir suç olduğunun altı çizilerek, saldırılar kınandı. Bu saldırıların aynı zamanda işgalci otoriteler arasındaki ırkçılık ve faşizmin ölçeğini ve seviyesini de yansıttığı ifade edildi. Barışçıl yürüyüşlerin bastırılması da dahil olmak üzere, işgalin her gün Filistinlilere karşı işlediği suçlara karşı uluslararası toplumun sessiz kalmasından duyulan şaşkınlık dile getirildi. Açıklamada ayrıca “Bu suç ve ihlaller sadece halkımıza yönelik bir saldırıyı temsil etmiyor. Aksine, uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler’in uluslararası ilişkileri düzenleyen kural ve kararlarına hakaret ve saygısızlıktır. Uluslararası toplumun bu konudaki sessizliği, işgalciyi işlediği suçlar konusunda ısrar etmeye teşvik ediyor” ifadelerine yer verildi.

Eylemci elinde kamerayla yere düştü
Bakanlığın açıklamasında işgal hükümetinin, barışa düşman onlarca pozisyon ve açıklama yapmakla ve Filistin tarafıyla barışçıl bir müzakere sürecine girmeyi reddetmekle yetinmediği, aksine Filistin topraklarının çalınmasını teşvik etmeye devam ettiği ifade edildi. İsrail'in işgal, yerleşim ve ihlallerini sürdürdüğü ve uluslararası hukuku, insan hakları ilkelerini ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin değiştirilmesi için sürekli bir çağrıda bulunduğunun hatırlatıldığı açıklamada, uluslararası toplum bu ihlaller karşısında ne kadar sessiz kalırsa o kadar destek bulduğuna dikkat çekildi.

Burada saldırı sonucu yaralanmış görünüyor
El- Halil’deki İbrahim Camii, dün Cuma namazı sonrası sömürgeci işgal uygulamalarını kınamak için toplanan kalabalığa tanık oldu. Cami yönetiminden sorumlu Şeyh Hıfzi Ebu Senine, işgalin faaliyetlerini ‘yolsuzluk, yıkım ve kaos’ olarak değerlendirdi. Ebu Senine, Cuma hutbesi sırasında, Harem-i İbrahim’i  Yahudileştirme çalışmaları, kazılar ve içişlerine karışılmasından kurtarmak için çabaları yoğunlaştırma çağrısında bulundu. Şeyh Ebu Senine ayrıca, “İşgalci, Mescid-i Aksa'da, İbrahim'de ve tüm topraklarımızda Müslümanları daraltmak, ibadet eden kitleleri ibadet hürriyetinden alıkoymak ve onları çeşitli yollarla kirletmek için hiçbir fırsat ve uygunsuzluktan kaçınmaz” şeklinde konuştu.

 


Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.