Sokotra, sesbanya ağaçlarıyla mücadele ediyor: Biyolojik çeşitliliğe çok büyük zarar

Sokotra'daki yabani sesbanya ağacı (The Independent Arabia)
Sokotra'daki yabani sesbanya ağacı (The Independent Arabia)
TT

Sokotra, sesbanya ağaçlarıyla mücadele ediyor: Biyolojik çeşitliliğe çok büyük zarar

Sokotra'daki yabani sesbanya ağacı (The Independent Arabia)
Sokotra'daki yabani sesbanya ağacı (The Independent Arabia)

Cemal Şeniter
Yemen’deki Sokotra takımadalarındaki sesbanya ağaçlarının yok edilmesi yönünde hükümet ve halk kampanya düzenliyor. Zira yabani sesbanya ağaçları, diğer köklü ağaçlara zarar veriyor.
Uzmanlar, Sokotra'yı karakterize eden eşsiz ve nadir biyoçeşitlilik için tehlike teşkil eden istilacı bitkilerden biri olan sesbanya ağacının adanın çeşitli turistik, estetik ve çevresel özellikleri için risk oluşturduğunu söylüyor.

Yemenliler sesbanya ağaçlarını sökmeye çalışıyor (The Independent Arabia)
Kampanyanın hedefleri
Bu yöndeki kampanya, hem güneybatı Yemen'deki yerel toplulukla hem de sesbanya tohumlarının adaya sokulup büyümelerine sebep olan askeri sektörle omuz omuza çalışmayı, yabani, saldırgan ve istilacı bitki türlerinin insanlara ve çevreye zararları, bunların erken tespiti konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

Yayılma alanları
Sokotra Takımadalarındaki Entegre Destek ve Geliştirme Programında Yabani ve İstilacı Türler Birimi Direktörü Ahmed Said es-Sokotri, sesbanya ağaçlarının yayılma hikayesini şöyle anlatıyor:
“Sesbanya ağacının Sokotra adasındaki yayıldığı alanlar, tahmini 60 kilometrelik bir alanda belirli aralıklarla sınırlı. Belirli aralıklarla oluşu, bu ağaçların insanlar tarafından dikildiğine bir kanıt teşkil ediyor. Bu türün yayılımı, 2009 yılında tohumların bir askeri tabur kampındaki göletin yanına dikilmesiyle başladı. Taburdaki askerlerden biri, askerlerin yüzdüğü göletin yanına sesbanya tohumlarını kasıtlı olarak dikti. Bu ağaçların büyümesinin ardından bazı vatandaşlar, tabur komutanını bu ağaçların tehlikeli olduğuna ikna ederek bunları kökünden söktü. Zirâ yoğun dikenleriyle hayvanlara zarar veren bu ağaçlar, yerel nüfusu da tehdit ediyor, sivrisineklerin çoğalmasına neden oluyor. Vatandaşlar, büyüyen bu ağaçlardan bazılarını kökünden koparsa da tohumları kampın çevresine yayılmış oldu. Seneler sonra bugün ise bölgedeki ağaç sayısı artmış bulunuyor.”

Yemenliler sesbanya ağaçlarını sökmeye çalışıyor (The Independent Arabia)
Ağaç sayısının kademeli bir şekilde artmasıyla bu yıl bu ağaç güney bölgelerinde ilk kez görüldü. Bu durumu bir vatandaş ve komutandan gelen ihbar üzerine Yabani Türler Birimi’nden Abdulvehhab Saad ve Neşet Humeydan keşfetti.

Biyolojik çeşitliliği tehdit ediyor
Sesbanya bitkisinin Sokotra takımadalarındaki en tehlikeli yabani ve istilacı türlerden olduğunu söyleyen Sokotri, biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini, böcekler ve sivrisinekleri artırdığını da ekliyor.

Yemenliler sesbanya ağaçlarını sökmeye çalışıyor (The Independent Arabia)
Bu türün Arap bölgelerinde ve Ortadoğu'da da tehlike teşkil ettiğini belirten Sokotri, sel suları altında kalan ve tünelleri, kanalları ve giderleri tıkayan sesbanya ağaçlarının bu durumu körüklediği Hadramut’u örnek veriyor. Bu durum birçok evin yıkılmasına, vadilerden suların taşmasına, erozyona sebep olmuştu.

Sesbanya ağaçlarından kurtulmak
Sokotri, bu ağaçların erken ve hızlı tespitinin, Sokotra Takımadalarındaki Entegre Destek ve Geliştirme Programı için özellikle tarım alanları ve arazilerde onlardan kurtulma yönünde öncelik teşkil ettiğini söylüyor.
Yemen'deki Sokotra takımadalarının plajları (AFP)
Yemen'deki Sokotra takımadaları plajları (AFP)
Bu ağaçlardan hiçbir olumsuz etki yaşanmadan kurtulmanın ve tohumlarının yayılmasını önlemenin en iyi yolu, ağaçlardaki ve yere düşen tohumları toplayıp kutulara koyarak fırında yakmak olduğunu söyleyen Sokotri, büyümelerini engellemek için kökleri koparılana kadar etraflarının kazılması, yağmurların ardından bu bölgelerin izlenmesi gerektiğini de ekliyor.

Halkın farkındalığı
Başta sesbanyalar olmak üzere istilacı yabani türlerin tehlikeleri yönünde doğru tarım yöntemlerinin takip edilmesi konusunda yerel toplumda farkındalık oluşturmaya önem veren Sokotra Takımadalarının Korunması ve Geliştirilmesi için Entegre Destek Programı, bu yönde saha çalışmaları da yapıyor.

Yemenliler sesbanya ağaçlarını sökmeye çalışıyor (The Independent Arabia)
Bu faaliyetler ile yerel halkın çevre bilinci ve eğitiminin artırılması, aynı zamanda sesbanya bitkisi gibi yabani türlerin kontrol altına alınıp imha edilmesi gibi faaliyetlere dahil edilmeleri hedefleniyor.



Seyfülislam Kaddafi öldürüldü... Libya’da kanlı olaylar dizisi

Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı
Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı
TT

Seyfülislam Kaddafi öldürüldü... Libya’da kanlı olaylar dizisi

Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı
Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı

Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam’a yakın kaynaklar, dün akşam Zintan kentinde yaşanan silahlı çatışmalar sırasında Seyfülislam’ın hayatını kaybettiğini duyurdu. Kentte meydana gelen olayların ardından ölümünün koşullarına ilişkin çelişkili bilgiler bulunduğu belirtildi.

rgtbhyjuk

Seyfülislam Kaddafi’nin üvey kardeşi Muhammed Kaddafi, kendisine ait olduğu belirtilen Facebook hesabından yaptığı paylaşımla, dün akşam yaşanan ölümü doğruladı. Muhammed Kaddafi paylaşımında, “Kardeşin kaybı çok acı. Bu musibetin ağırlığını kelimeler tarif etmekte yetersiz kalıyor. Onu Allah’a emanet ediyor, rahmetiyle kuşatmasını ve bize sabır ve metanet vermesini diliyoruz” ifadelerini kullandı.

Muhammed Kaddafi ayrıca, “Kardeşimin kaybından duyduğumuz üzüntüyü ailemiz ve sevdiklerimizle paylaşırken, Allah’tan vatanımızı her kaybın ardından telafi etmesini, tüm Libyalılara sabır ve teselli vermesini, bu anların ayrışma ve çekişmeye değil, sağduyuya ve merhamete vesile olmasını diliyoruz” dedi.

Seyfülislam’ın çatışmalar sırasında öldürüldüğü yönündeki anlatımlar ağırlık kazanırken, Muhammed Kaddafi, kardeşinin ‘ani bir felç sonucu’ hayatını kaybettiğini öne sürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan Libyalı bir siyasetçi, Seyfülislam’ın ölümünün “Libya’da yeni bir kan dökülmesi sürecinin önünü açacağı, kaosu artıracağı ve ulusal uzlaşmaya dair tüm umutları sona erdireceği” değerlendirmesinde bulundu.

Seyfülislam’ın avukatı Halid ez-Zaidi de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ölümü doğruladı ancak ayrıntı vermedi.

Öte yandan, Seyfülislam’ın Libya Siyasi Diyalog Forumu’ndaki temsilcisi Abdullah Osman, Seyfülislam’ın dün akşam ülkenin batısında yaşanan kanlı çatışmaların ardından hayatını kaybettiğini teyit etti.

Bu gelişme, zaten karmaşık olan Libya siyasi tablosunda ani ve köklü bir değişime işaret ediyor. Zira Seyfülislam Kaddafi, temsilcileri aracılığıyla, Başkanlık Konseyi tarafından yürütülen ‘ulusal uzlaşı’ sürecinin etkili aktörlerinden biri olarak görülüyordu.

rbhyju

Libya Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) bağlı 444. Muharebe Tugayı, Zintan kentinde yaşanan çatışmalar ve Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğüne ilişkin haberlerle herhangi bir bağlantısı olduğu yönündeki iddiaları ‘kesin bir dille’ yalanladı.

Tugaydan yapılan açıklamada, “444. Muharebe Tugayı’nın Zintan kenti içinde ya da coğrafi çevresinde herhangi bir askeri varlığı veya saha konuşlanması bulunmamaktadır. Ayrıca Seyfülislam Kaddafi’nin takibine yönelik tugaya verilmiş herhangi bir talimat ya da emir söz konusu değildir. Bu tür bir görev, askeri ya da güvenlik sorumluluklarımız arasında yer almamaktadır” denildi.

Açıklamada, tugayın Zintan’da yaşananlarla ilgisi olmadığı vurgulanarak, “Orada meydana gelen çatışmalarla doğrudan ya da dolaylı herhangi bir bağımız yoktur” ifadesi kullanıldı.

444. Muharebe Tugayı, medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcılarına da çağrıda bulunarak, bilgilerin aktarımında titiz davranılmasını, resmî açıklamalara dayanılmasını ve ‘kafa karışıklığı yaratmayı, kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan söylentilere’ itibar edilmemesini istedi.

Seyfülislam Kaddafi, Muammer Kaddafi’nin ikinci oğluydu ve iktidara geri dönme arayışında olan tek oğul olarak öne çıkıyordu. Ancak 2011’deki ‘devrim’ sırasında, aralarında ülkenin ulusal güvenlik danışmanlığı görevini yürüten Mutasım Billah’ın da bulunduğu üç kardeşi gibi hayatını kaybetti.

ujuj

Kaddafi rejiminin son sözcüsü Musa İbrahim de Seyfülislam Kaddafi’nin ölümünü duyurarak, “Onu haince öldürdüler. O, tüm halkı için birleşik, egemen ve güvenli bir Libya istiyordu. Bir umudu ve geleceği katlettiler, kin ve nefreti ektiler” ifadelerini kullandı.

Musa İbrahim, bunun arkasındaki amacın ‘daha fazla kan dökülmesi, Libya’nın bölünmesi ve ulusal birlik yönündeki her türlü projenin yok edilmesi’ olduğunu savundu.

Açıklamasında, “Seyfülislam’la iki gün önce konuşmuştum; onun gündeminde sadece huzurlu bir Libya ve güvende yaşayan Libyalılar vardı. Filistin ve ümmetin davalarına destek için yazdı ve açıklamalar yaptı. Buna karşın, ülkeyi yöneten ve yabancılar tarafından iktidara getirilenler sessiz kaldı” diyen Musa İbrahim, sözlerini şöyle tamamladı: “Onun en güçlü aday ve ülke genelinde en geniş tabana sahip isim olduğunu biliyorlardı.”

Seyfülislam Kaddafi, Trablus’un 160 kilometre güneybatısında bulunan Zintan kentinde, sıkı güvenlik önlemleri altında yaşamını sürdürüyordu. Yaklaşık 10 yıl boyunca kamuoyunun karşısına çıkmayan Seyfülislam, 2021’de yapılması planlanan seçimler için adaylık başvurusu yapana kadar gözlerden uzak kaldı. Bu süreçte Zintan ile Libya’nın güneyindeki bazı kentler arasında gidip geldiği belirtildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch – HRW), geçtiğimiz haziran ayında Libya’daki adalet sistemine yönelik sert eleştirilerde bulunmuş ve yetkililerden ‘Seyfülislam’ın tutuklanarak Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) teslim edilmesini’ talep etmişti.

Seyfülislam’ın öldürüldüğüne ilişkin haberlerin ardından, Zintan ve ülkenin kuzeybatısındaki Beni Velid kentlerinde silahlı ve sivil kalabalıkların toplandığı bildirildi. Bu gelişmeler, 444. Muharebe Tugayı’nın suikasta karıştığı yönündeki suçlamalar eşliğinde yaşandı.

Çatışmalar sırasında, Seyfülislam Kaddafi’nin yakın koruması Tuğgeneral el-Acmi el-Uteyri’nin yaralandığına dair bilgiler de kamuoyuna yansıdı. Öte yandan, Zintan’daki bazı yerel güçlerin Seyfülislam’a yönelik tutumunda dikkat çekici bir değişim yaşandı. 12 Ocak’ta, ‘kendisine atfedilen suçların zaman aşımına uğramadığı’ gerekçesiyle adalete teslim edilmesi yönünde çağrılar yapıldığı ve bunun kentte bölünmeye yol açtığı belirtildi.

Zintan kentini kontrol eden silahlı gruplardan biri olan Ebu Bekir es-Sıddık Tugayı, Doğu Libya Parlamentosu tarafından çıkarılan genel af yasası uyarınca Seyfülislam’ı Haziran 2017’de serbest bırakmıştı. Tugayın, Seyfülislam’ı yaklaşık 10 yıl boyunca gözetimi altında tuttuğu, 2021’de seçimlere adaylık başvurusunda bulunmasıyla birlikte kamuoyunun karşısına çıktığı kaydedildi.


Şam ile SDG arasındaki anlaşma, Haseke'den başlayarak uygulanmaya başlandı...

Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)
Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)
TT

Şam ile SDG arasındaki anlaşma, Haseke'den başlayarak uygulanmaya başlandı...

Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)
Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)

Suriye hükümeti güvenlik güçleri dün, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile varılan ve Kürtlerin kontrolündeki bölgelerin Suriye devletine entegrasyonunu öngören ateşkes anlaşması kapsamında, kuzeydoğudaki Haseke kentine konuşlandı.

Gazeteciler, öğleden sonra İçişleri Bakanlığı'na ait 20'den fazla araçtan oluşan bir konvoyun Haseke'ye doğru hareket etmeye başladığını gözlemledi. Bir güvenlik kaynağı da Suriye TV'ye "güvenlik güçleri Halep'in doğusundaki Ayn el-Arab (Kobani) şehrinin güneyindeki Şeyh bölgesine girdi ve kademeli olarak tüm bölgeye yayılacak" dedi.

Askeri uzman ve siyasi analist İsmat el-Absi, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, anlaşma gereği Haseke ve Kamışlı'ya konuşlandırılacak iç güvenlik güçlerinin "sadece şehir merkezlerinde olacağını, tüm mahallelere yayılmayacağını" belirtti. Ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı bölgelere de konuşlandırma yapılacağını belirten el-Absi, bunun "bölgedeki güvenlik, askeri ve idari kurumların yeniden birleştirilmesi sürecinde kalıcı bir adım olduğunu ve sadece kısa vadeli bir güvenlik önlemi olmadığını" ifade etti.


Netanyahu, Wittkoff'a Filistin Yönetimi'nin Gazze'nin yönetiminde yer almayacağını ifade etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)
TT

Netanyahu, Wittkoff'a Filistin Yönetimi'nin Gazze'nin yönetiminde yer almayacağını ifade etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün Kudüs'te ABD elçisi Steve Wittkoff'a, Filistin Yönetimi'nin savaştan sonra Gazze Şeridi'nin yönetiminde "hiçbir şekilde" yer almayacağını söyledi.

Netanyahu'nun ofisi, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "Başbakan, Filistin Yönetimi'nin (Gazze) sektörünün yönetimine hiçbir şekilde katılmayacağını açıkça belirtti" ifadeleri yer aldı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın önerdiği Gazze ateşkes planına göre, savaş sonrasında Filistin Yönetimi'nin rolü belirsizliğini koruyor.