ABD-İran ateşi arasında kalan kent: Deyrizor

Şarku’l Avsat Muhabiri Irak sınırı yakınında halkın ekonomi ve hayat şartlarını gözlemledi.

Deyrizor’un sokaklarından birinde yıkılmış binaların arasında görülen bölge sakinleri (Şarku’l Avsat)
Deyrizor’un sokaklarından birinde yıkılmış binaların arasında görülen bölge sakinleri (Şarku’l Avsat)
TT

ABD-İran ateşi arasında kalan kent: Deyrizor

Deyrizor’un sokaklarından birinde yıkılmış binaların arasında görülen bölge sakinleri (Şarku’l Avsat)
Deyrizor’un sokaklarından birinde yıkılmış binaların arasında görülen bölge sakinleri (Şarku’l Avsat)

Deyrizor’un yıkık dökük sokaklarındaki sessizlik, ABD’ye ait bir keşif uçağının kükreyişi ve Suriye Çölü’nün eteklerindeki ‘Tatlı Kahverenginin’ (Deyrizor için kullanılan bir niteleme) sakinlerinin gürültüsüyle bozuluyor.
Suriye hükümet güçlerinin ülkenin doğu bölgesinde birçok noktayı geri almasının üzerinden 4 yıl geçti. Bölge halen çatışmalı aktörler arasında paylaşılıyor. Bölgedeki temas hatlarında süper güçler rol oynuyor. Nitekim doğudaki Deyrizor kentini Washington ve kuzeydeki müttefikleri ile Şam rejimi bölüşürken, Ruslar da hükümet güçleri ve ABD ile Kürt müttefiklerinin konuşlandığı bölgeleri birbirinden ayıran hatta devriye geziyor.

Elbukemal ve Meyadin
Coğrafyanın bir kaderi, Irak-Suriye sınırındaki bölgeler en aktif bölgeler olmaya devam ediyor. Bu bölgelerin sakinleri de sınır hareketliliğinden faydalanır. Suriye ve Irak arasındaki El-Kaim-Elbukemal Sınır Kapısı mal yüklü tırların giriş çıkışıyla oluşan hareketliliğe şahit oluyor. Sınır bölgesinde eski yıllara kıyasla çarşılar malla dolu ve alışveriş hareketliliği daha iyi durumda. Elbukemal ve El-Meyadin kentlerinin sakinleri ve göç ettikten sonra tekrar geri dönenler ve özellikle de yaşlılar kentte kalmaya devam etmekte ısrarcı. Bu kentlerin sakinlerinden biri, “Özellikle geri dönenler olarak burada doğduk ve burada öleceğiz. Bir daha asla gurbete gitmem. Ülkede burası gibi geçmişin güzelliğini muhafaza eden başka bir yer yok” ifadesini kullandı.
Bu kentlerdeki sükunet ABD’nin, Irak’taki Haşdi Şabi’ye ve İran Devrim Muhafızlarına ait olduğunu söylediği mevzilere yönelik zaman zaman düzenlediği saldırılarla bozuluyor. Bunun yanı sıra Deyrizorun kuzeyindeki Ömer petrol sahası ile Koniko doğalgaz sahası başta olmak üzere kentteki petrol ve doğalgaz sahalarında konuşlu ABD güçleri ile İranlı gruplar arasında yaşanan birtakım çatışmaların sonucunda hayatını kaybeden sivillerin olduğu bildiriliyor.
Deyrizorun güneyinde, çölün güneyindeki derinliklerde konuşlanan DEAŞ hücreleri ve kalıntılarının takibinden sorumlu askeri noktalar bulunuyor. Çölün güneyi, herhangi bir askeri veya güvenlik boşluğun oluşması halinde kentin düşmesine (ki bu herkesin endişe ettiği bir olasılık) kadar gidebilecek büyük bir tehlikeyi ifade ediyor.
Tahran’dan başlayan Deyrizor ve Humus’tan geçerek Lübnan’a ve oradan ulaşan Akdeniz karayolunun güvenliğini sağlama konusundaki İran emelleri herkesin bildiği bir gerçek. Bu da İran’ın Suriye’nin doğusundaki varlığını stratejik bir noktaya taşıyor. Yerel bir uzman, “İran’ın burada bir projesi var o da İran’ın Pars doğalgaz sahasından Akdeniz’e oradan da Avrupa’ya uzanacak doğalgaz boru hattıdır. İran’ın enerji oyununun mücadele eksenleri arasındaki en önemli çatışma noktalarından biri olduğunun farkındayız. Rusya’nın kentin doğusundaki mütevazi bir düzeyde kalan varlığı ise doğalgaz güzergahını kontrol altında tutma rolünü oynama konusundaki çıkarlarını korumak için stratejik bir öneme sahip” dedi.

Kuraklık ve ulaşım
Şehrin nehri ve köprülerini son görüşümün üzerinden on yıl geçti. Bugün nehir kurumuş görünüyor. Ancak nehir su seviyesinin düşmesi kent sakinlerine nehri yürüyerek geçme imkanı veriyor. Fırat Nehri bu kurumuş haliyle sanki iki yaka arasında köprü olmak istiyor. Nitekim nehrin kuzey ve güney yakasını birbirine bağlayan köprülerin tümü yıkılmıştı.
Nehrin iki yakası boyunca hükümetin kontrol ettiği sınır kapıları bulunuyor. Onlardan biri de ‘insani sınır kapısı’. Bu kapı son birkaç aydır kapalı durumda. Hükümet güçleri, “Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kent sakinlerinin karşı yakada hükümetin kontrolündeki bölgelere geçmesini engellediğini” söylüyor. Diğer taraftan ise karlı bir getirisi olan yasadışı sınır kapıları, ülke dışına çıkmak isteyenlerin SDG tarafından kontrol edilen topraklara sızmasına izin veriyor. Bazı göçmenler ise düşman toprağına girmek için kendini nehre atıyor. Bunun sonu ölümle de kurtuluşla da sonuçlanabiliyor. Savaş bazı tüccarlara yeni bir sömürü alanı yarattı.
Hükümetin son 4 yıldır yürüttüğü yeniden inşa çalışmalarına rağmen ulaşılan nokta, kentin ihtiyacının çok azını karşılıyor. Zira bugün rekor bir seviyeye ulaşan kent nüfusu 1 buçuk milyon civarında. Bu sayı, kuşatma dönemlerinde 70 bini geçmiyordu.
Deyrizor Valisi, “Hükümetin 2017’de kentte kontrolü ele geçirmesinden bu yana bölgedeki 71 su istasyonundan 67’sinin bakım ve onarımını yaptı. Kentteki mahallelerin sakinlerinin ihtiyacını karşılayan santrallerin ürettiği toplam enerji saatte 17 bin 80 metreküpe ulaştı. 2018’de elektriğin tekrar verilmesinden bu yana 20 kilovat çalıştırılıyor ve 660 trafonun montajı yapıldı. Eğitim alanında ise 344 okul açık durumda. Kentteki öğrenci sayısı 146 bine ulaştı” diye konuştu.
Deyrizor sakinlerinin kente dönmesindeki en büyük payın tarım sektörüne olduğunu belirten Vali, “Tarım sektörünün düzenlenmesi arazilerin yeniden ekilmesine ve halkın geri dönmesine katkı sağladı. 117 tarımsal sulama sistemi elden geçirildi. Bu da ekili arazilerin artmasıyla sonuçlandı. Zira ekili arazilerin alanı buğday mevsiminde 30 bin hektar, pamukta 4 bin 216 hektar ve sebzede 3 bin 372 hektara ulaştı. Sağlık alanında ise daha önce sadece 4 sağlık merkezi çalışıyordu. Bugün ise bu sayı 42’ye yükseldi” dedi.
Kente geri dönen sakinler, elektrikten başlayarak kentin ihtiyaç duyduğu temel hayatın en basit detaylarına varana dek tüm sektörlerde ailelerin ihtiyaç duyduğu tamir ve onarım işlerine yardım ederek şehirlerini desteklemede önemli bir rol oynuyorlar. Ancak tüm bu çabalara rağmen mahallelerin tekrardan ayağa kalkma süreci çok yavaş işliyor. Bunun birçok detay gerekiyor.

Otobüsler
Yorgun şehir, ülkenin diğer yorgun şehirlerinden farklı değil. Zor hayat şartları, iş imkanı aramak için yurtdışına seyahat etmeyi düşünen yeni genç nesli tehdit ediyor. Zira kentte iş imkanı neredeyse hiç yok. Şehrin girişinde toplanan otobüslerin oluşturduğu manzara da bunu söylüyor. Yerel kaynaklar, Fırat üzerinden göç etmek üzere İdlib, Hama ve diğer şehirlerden Deyrizor’a sivilleri taşıyan otobüslerin olduğu şeklinde bir bilginin alınmasının ardından şehirde işi veya ikamet belgesi olmayanların girişleri engellendiğini bildirdi. Kaynaklar, hükümetin, hem kent sakinlerinin hayatları için tehlike oluşturması hem de insan kaynağını kaybetmekten endişe ettiği için kentten göçleri sınırlandırmak amacıyla çalışmalar yürüttüğünü belirtti.
Ancak şehre geri dönenlerin geçmiş yıllardaki abluka yılları ile kentin şu anki hali arasında yaptıkları kıyaslamalar dikkat çekici. Kentteki bir satıcı, “Abluka günlerinde para boldu, iyilik azdı. Bugün ise para da az iyilik de nadir bulunan şeyler” dedi. Öte yandan kentte yıkılan kilise ve camiler de kentin hayatını ve hatıralarını kaybettiğine işaret ediyor. Bu hatıralara Şam-Deyrizor yolu boyunca rastlamak mümkündü. Çöl yolunun ortasında kurulu bir çadırda durur Arap kahvesinden yudumlardınız. Eskiden böyleydi. Bugün ise Şam’dan Deyrizora giden yok, Humus'tan ve ardından antik Palmira kentinden çok uzaktaydı. Bundan sonraki kısımda şehrin girişine kadar yolun iki tarafında küle dönmüş tankların kalıntıları ve insansız beldeler görülüyor. Sakinlerini ve geleneklerini kaybeden çölde sadece petrol, gıda sevkiyatları, kontrol noktaları, askeri noktalar ve onun ardında DEAŞ hücreleri var.

 


Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
TT

Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)

Gazze Şeridi'nin merkezinde Deyr el-Belah'taki bir çadırda, aileler günlük hayatın zorluklarına rağmen Ramazan'ın neşesini korumaya çalışıyor. 11 yaşındaki Cuana ve kız kardeşi Tima, anneleri Safa el-Hasanat'ın yardımıyla, gıda yardımı kutularından kurtardıkları kartonlardan Ramazan süsleri ve kartondan bir hilalin etrafına ince kağıttan beyaz güller yaptılar.

Dört çocuk annesi el-Hasanat, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, "Gazze'de Ramazan ayını karşılamak ve atmosferini yaşamak, zorlu insani ve yaşam koşulları göz önüne alındığında ulaşılması zor bir lüks. Özellikle kışın soğuğundan veya yazın sıcağından koruyamayan harap çadırlarda yaşayan binlerce insan için fenerler, ışık vermeyen karanlık kağıt parçalarına dönüştü" ifadelerini kullandı.

Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, haftalarca süren bombardıman ve yıkımın ardından 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesle birlikte duraklama dönemine girdi. Göreceli sakinlik, bölge sakinlerine nefes alma fırsatı verse de Şerit ciddi zorluklarla karşı karşıya olmaya devam ediyor. İnsanlar temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlık, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve temiz içme suyu kriziyle boğuşuyor. Bütün bunların yanı sıra, evlerin ve altyapının yıkımı günlük yaşamın zorluklarını daha da artırıyor.

Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)

Gazze'de elektrik sınırlı olduğundan, çocuklar Ramazan süslemelerini çalıştırmak için küçük bir bataryaya ihtiyaç duyarken, aileler de ekonomik krizi hafifletmek için kağıt süslemeler ve mevcut malzemelerle çocuklara biraz neşe getirmeye çalışıyor.

Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık ve yüksek fiyatlar

El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef Gazze Şeridi halkı Ramazan ayını acı, kayıp ve zorluklarla karşılıyor… İsrail işgali, halka yardımın ulaşmasını engelliyor. Hayat şartları felaket durumda. Binlerce kişi işini kaybetti, işsizlik oranları arttı ve nüfusun yüzde 90'ından fazlası temel ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası kuruluşlara bağımlı hale geldi.”

Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)

Anne ayrıca Gazze'deki temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki sürekli artıştan da şikayetçi. El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef fiyatlar hala yüksek, özellikle de halkın temel ihtiyaçları söz konusu olduğunda, hatta bu ihtiyaçlar karşılanamıyorsa bile, çünkü işgal yönetimi kasıtlı olarak şeker, yağ ve karbonhidrat gibi lüks ürünleri halkın ihtiyaç ve gereksinimlerinden uzaklaştırıp, et, sebze, önemli meyveler ve yemeklik gaz gibi temel ihtiyaç maddelerini azaltıyor. Bu nedenle, mevcut olanlar, halkın ekonomik koşulları ve sınırlı gelir kaynaklarıyla karşılaştırıldığında pahalı.”

Savaş sona erdi, ancak acılar devam ediyor

Kırklı yaşlarındaki anne, önceki yıllara kıyasla mübarek ay için yapılan hazırlıklardaki değişikliklerle ilgili olarak şunları söylüyor: “Elbette farklı. Ateşkes ilanına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle çadırlar, sakinlerin güvensiz bir şekilde yaşadığı sığınak haline geldi ve ev sahiplerinin ayrılmasıyla ailelerin sofraları hüzünlendi; ayrıca sakinler, savaştan önceki her yıl olduğu gibi Ramazan'ın yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.”

Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)

Al-Hasanat, Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın bu yıl azaldığını ancak durmadığını söylüyor. Sözlerine şöyle devam ediyor: "Geçen Ramazan, İsrail'in savaşını yeniden başlatmasıyla başladı; bu savaş, öncekinden daha da yoğundu ve geçiş noktaları tamamen kapatılmıştı. Ziyaret edilebilecek mezar sayısı da farklıydı; sayılar hayal edilemezdi."

Serbest çalışan fotoğrafçı Attia Darwish (38 yaşında) da onunla aynı fikirde olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Ramazan, duygular ve koşullar açısından farklı. Savaştan önce, kuşatmaya rağmen hayat nispeten daha istikrarlıydı. Bugün Ramazan, kayıp ve sabır duygularının hakim olduğu daha derin bir insani karaktere sahip.”

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)

Darwish, Gazze Şeridi'ndeki Ramazan geleneklerinin savaş sonrasında değiştiğini, önceliğin temel ihtiyaçların karşılanması haline geldiğini, süslemelerin ve büyük ziyafetlerin azaldığını ve konut koşulları ve yerinden edilme nedeniyle aile toplantılarının daha seyrek hale geldiğini belirtiyor.

İnsani yardıma bağımlılık

Darwish, Gazze halkının Ramazan ayını temkinli bir rahatlama ve acı karışımıyla karşıladığını gözlemliyor. Ateşkes insanlara nefes alma fırsatı verdi, ancak savaşın izleri yıkılmış evlerde, sevdiklerinin kaybında ve zor yaşam koşullarında hala mevcut. Buna rağmen, birçok kişi ayın ruhunu güçlü bir inanç ve dayanışma duygusuyla yaşamak istiyor.

Darwish şöyle devam ediyor: “Durum hâlâ zor; ailelerin büyük bir yüzdesi gelir kaybı veya gelir azalması yaşıyor. Elektrik, su ve hizmetlerle ilgili sürekli sorunlarla karşılaşıyor. Yeniden yapılanma süreci de yavaş ilerliyor ve bu durum ailelerin günlük yaşantısına da yansıyor.”

Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)

Temel ihtiyaç maddelerinin bulunabilirliği konusunda Darwish şunları söylüyor: “Malların büyük bir kısmı mevcut, ancak her zaman yeterli miktarda veya herkesin karşılayabileceği fiyatlarda değil. Özellikle et ve bazı ithal ürünlerde geçici kıtlıklar yaşanabilirken, sebze ve diğer temel ihtiyaç maddeleri nispeten daha kolay bulunabiliyor. Bazı temel ihtiyaç maddelerinde, ulaşım maliyetleri ve belirli zamanlardaki sınırlı arz nedeniyle önceki yıllara kıyasla belirgin bir fiyat artışı görüldü.” Darwish, Gazze'deki ailelerin, eğer bulabilirlerse, temel ihtiyaç maddelerine odaklandığını, çünkü birçok ailenin insani yardıma bağımlı olduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde İsrail bombardımanı sonucu 601 kişi öldü ve bin 607 kişi yaralandı.


Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Temsilciler Meclisi, dün, Mısır hükümeti tarafından sunulan ve "Askerlik ve Milli Hizmet" mevzuatının bazı maddelerini değiştirmeyi öngören yasa tasarısını nihai olarak onayladı. Bu değişiklikler arasında, "geçerli bir mazeret olmaksızın askere alınmaktan veya çağrıdan kaçmanın cezasının artırılması" da yer alıyor. Askeri personel bu adımı, askerlik sürecini sosyal ve ekonomik değişikliklere uygun hale getirmek için gerekli görüyor.

Değişiklikler ayrıca, "şehitlerin ve terör operasyonlarında yaralananların" ailelerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını da içeriyordu; bu, "insani boyut" taşıyan bir adımdı.

Değişiklikler, 7. Maddeyi "hem kalıcı hem de geçici zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet için kriter olarak, askeri ve terör operasyonları arasında eşitlik" öngörecek şekilde değiştirmeyi de içeriyordu.

Parlamento oturumu sırasında, Temsilciler Meclisi Savunma ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanı Korgeneral Abbas Hilmi, “Askerlik hizmetine ilişkin değişiklik, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörist operasyonlardaki fedakarlıklarını ve masum sivillere verilen zararları takdir etmek amacıyla, terörist operasyonları da askerlik hizmetinden muafiyet için ek bir kriter olarak eklemeyi amaçlamaktadır; bu değişiklik, halkın insani ve sosyal boyutlarını dikkate almaktadır” dedi.

dsvdsv
Mısır Temsilciler Meclisi'nin bir oturumu (Arşiv-Mısır Kabinesi)

Değişiklikler, askerlikten kaçma veya geçerli bir mazeret olmaksızın askerlik hizmetine katılmama suçlarına yönelik cezaların da artırılmasını içeriyordu. Parlamento oturumu sırasında Hilmi, 49. maddenin "30 yaşından sonra askerlik hizmetine katılmayan herkesin hapis cezası ve en az 20 bin Mısır lirası ve en fazla 100 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı" şeklinde değiştirildiğini belirtti. (Bir ABD doları yaklaşık 47 Mısır lirasına eşittir.)

1980 tarihli 127 sayılı Kanun hükümlerine göre, yasa değişikliğinden önce askerlik hizmetine katılmamanın cezası iki yıl hapis ve en az 2 bin pound para cezası veya bu iki cezadan biriydi.

Mısır Parlamentosu tarafından onaylanan değişiklikler arasında, “yedek askerlik görevine çağrılan ve geçerli bir mazereti olmaksızın göreve gelmeyen herkesin hapis cezası ve en az 10 bin, en fazla 20 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı” hükmünü getiren “52” numaralı maddenin değiştirilmesi de yer almaktadır.

Parlamento ve Hukuk İşleri Bakanlığı, Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki değişikliklerin "askerlikten kaçma veya göreve gelmeme durumunda uygulanan mali cezaları artırmayı ve mali cezalarla ilgili ekonomik değişikliklerin etkilerini ele almayı amaçladığını" belirtti. Bakanlık dün yaptığı açıklamada, cezaların "hem genel hem de özel caydırıcılığı yeniden sağladığını ve ceza adaletini gerçekleştirdiğini" belirtti.

Mısır askeri uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, askerlikten kaçmaya yönelik cezaların artırılmasının genel caydırıcılığı sağlamak ve "ülke içindeki süreci daha da düzenlemek" için gerekli olduğuna inanıyor. Ferec, "Önceki cezalar mevcut gerçekliğe artık uygun değildi ve güncel değişikliklere ayak uydurmak için askerlikten kaçmanın şiddetinin artırılması gerekiyordu" değerlendirmesinde bulundu.

 Ferec Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki yeni değişikliklerin "hem insani hem de sosyal boyutları dikkate alarak terör operasyonu mağdurlarının muaf tutulmasına yönelik yasal hükümler getirdiğini" belirtti.

Mısır Milletvekili Mecdi Murşid'e göre yasa değişikliklerinin "önemli bir insani boyutu" da bulunuyor. Muşid, "yasa, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörle mücadele operasyonlarındaki fedakarlıklarını dikkate alarak, oğullarını askerlik hizmetinden muaf tutuyor" dedi ve bunu "devletin, kendisi için fedakarlık yapanlara bir takdir mesajı" olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Murşid, yasanın öneminin "askerlikten kaçma cezalarının artırılmasının yanı sıra, insani muafiyet meselesini de kanunlaştırmasında" yattığını belirterek, "bu tür düzenlemelerin askerlik hizmetinin ve askerlik yapmanın değerini pekiştirdiğini" kaydetti.


Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
TT

Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)

Fransız haber ajansı AFP’nin haberine göre Lübnan hükümeti dün yaptığı açıklamada, ordunun Güney Lübnan'daki Hizbullah'ı silahsızlandırma planının ikinci aşamasını uygulamak için en az dört aya ihtiyacı olacağını belirtti.

Hizbullah, İsrail ile bir yıldan fazla süren ve Kasım 2024'te ateşkesle sona eren bir savaş yürüttü; ancak bu ateşkes, anlaşmada tamamen çekilmesi öngörülmesine rağmen, Yahudi devletinin güney Lübnan'daki beş stratejik tepede güçlerini tutarak kanlı saldırılar düzenlemeye devam etmesini engelleyemedi.

Parti, İsrail ile olan savaştan zayıflamış bir şekilde çıktı. Ağustos ayında Lübnan hükümeti Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını onayladı ve Lübnan ordusuna kendi hazırladığı bir planı uygulama görevini verdi; bu plan ertesi ay yürürlüğe girmeye başladı.

Ordu, ocak ayının başında, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeyi (İbrani devletiyle olan güney sınırından yaklaşık 30 km uzaklıkta) kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını duyurdu.

Ancak İsrail bu adıma şüpheyle yaklaştı ve yetersiz buldu. İsrail, silahsızlanmayı reddeden grubun askeri kapasitesini yeniden inşa etmesini engellemeyi amaçladığını söylediği ölümcül saldırılara devam ediyor.

Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos, kabine toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, kabinenin "Hizbullah'ı silahsızlandırma kararı doğrultusunda Lübnan'ın tüm bölgelerinde silahlanmayı kısıtlama planına ilişkin ordunun liderliğinin aylık raporunu dikkate aldığını" söyledi.

Şöyle devam etti: "Aynı etkenler mevcutsa, dört aylık bir süre söz konusudur ve bu süre, mevcut imkanlara, İsrail saldırılarına ve sahadaki engellere bağlı olarak uzatılabilir."

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Lübnan ordusunun planı beş aşamadan oluşuyor. İkinci aşama, Litani Nehri'nin kuzeyinden, Sayda’nın (Sidon) kuzeyinden geçen ve sınıra yaklaşık altmış kilometre, Beyrut'un ise yaklaşık kırk kilometre güneyinde bulunan Awali Nehri'ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, dün bir parti töreninde yaptığı konuşmada, "Lübnan hükümetinin silahsızlanmaya odaklanması büyük bir günahtır çünkü bu konu İsrail'in saldırganlığının hedeflerine hizmet etmektedir" ifadelerini kullandı.

Kasım sözlerine şöyle devam etti: "Silahlanmayı kısıtlamayı amaçlayan her türlü girişime son verin," çünkü "Lübnanlı yetkililerin ardı ardına verdikleri tavizler ve baskılara verdikleri yanıtlar nedeniyle hükümetin performansı, bir ölçüde bu düşmanın açgözlülüğünün devam etmesinden sorumludur."