Mali hükümeti, Wagner ile anlaşacağı yönündeki iddiaları yalanlamadı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Mali hükümeti, Wagner ile anlaşacağı yönündeki iddiaları yalanlamadı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Mali'de 24 Mayıs'taki darbeden sonra kurulan geçiş hükümetinin başbakanı Choguel Kokalla Maiga, Rus güvenlik şirketi Wagner ile anlaşma yapılacağı yönündeki iddiaları yalanlamadı ve "B planına ihtiyaç duyulduğunu" söyledi.
Maiga, basına yaptığı açıklamada, Mali ile Wagner arasında paralı asker konuşlandırılmasına ilişkin bir anlaşma imzalanacağı iddialarına yanıt verdi.
Fransa'nın sonlandıracağını duyurduğu Barkhane Operasyonu'na atıfta bulunan Maiga, "Ortaklarımız bazı alanlardan çekilme kararı aldığında ve yarın çekildiklerinde ne yapacağız? B planımız olmasın mı?" ifadesini kullandı.
Choguel Kokalla Maiga, bu alanların doldurulması gerektiğini ancak yeteri kadar askeri birlik olmadığını kaydederek, B planıyla neyi kastettiğine ise açıklık getirmedi.

Mali'ye bin Rus paralı asker gönderilecek iddiası
Amerikan basınında, Mali'de darbenin ardından kurulan asker ağırlıklı geçiş hükümeti ile Rus Wagner grubunun, Mali ordusunun eğitimi ve üst düzey yetkililerin korunmasını öngören anlaşma imzalamak üzere olduğu iddia edilmişti.
Haberde, yaklaşık bin paralı askerin, Mali'ye gidebileceği ve buna karşılık aylık 10,8 milyon dolar ödeme yapılacağı öne sürülmüştü.
Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, bu iddialara, "Eğer Malili yetkililer, Wagner grubuyla böyle bir anlaşma imzalayacak olursa bu durum endişe verici olmasının yanı sıra Sahel ülkelerini desteklemek için yıllardır yaptığımız ve yapmayı planladığımız her şeyi anlamsız kılar" ifadeleriyle tepki göstermişti.
Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer de Mali'yi, Wagner şirketi ile anlaşmaması konusunda uyararak, "Böyle bir anlaşma, Almanya'nın Fransa, Avrupa Birliği ve BM ile birlikte sekiz yıldır Mali'de yaptığı her şeyle çelişiyor" yorumunda bulunmuştu.
Mali Savunma Bakanlığı ise böyle bir anlaşmadan haberdar olmadıklarını ancak herkesle görüşmeye açık olduklarını belirtmişti.

Barkane Operasyonu sonlandırılıyor
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Sahel'de yürüttükleri Barkhane Operasyonu'nu, gelecek yılın ilk çeyreğinde sonlandıracaklarını, ancak bölgeden çekilmeyeceklerini duyurmuştu.
Mali'de Barkhane sonrası Avrupa ülkelerinden oluşan Takuba Görev Gücü'nün daha etkin olması hedefleniyor.
Adını Sahel'deki Touareg etnik grubunun kullandığı "Takoba" kılıcından alan Takuba Görev Gücü'nde Fransa, İsveç, Estonya, İtalya, Belçika, Hollanda, Portekiz ve Çekya'dan 500'e yakın asker görev yapıyor.
Fransa, 2013 başında Mali'deki "Serval" isimli askeri harekatın ardından 1 Ağustos 2014'te Sahel'de Barkhane Operasyonu'nu başlatmıştı.

Sahel'de Barkhane sonrası Wagner dönemi başlayabilir
Yaklaşık 5 bin askerin görev yaptığı Barkhane Operasyonu'nun sonlandırılmasıyla Sahel'deki güvenlik krizinin çözümünde ana aktörün Wagner olabileceği belirtiliyor.
Wagner paralı askerleri, konuşlandıkları ülkelerde, yerel orduları eğitiyor, önemli isimleri koruyor, isyancı veya terörist gruplarla savaşıyor ve sıcak noktalarda altın, elmas ve uranyum madenlerinin güvenliğini sağlıyor.
Rus paralı askerlerin, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Sudan, Mozambik, Gine, Gine Bissau, Madagaskar, Zimbabve ve Angola'da faaliyetlerde bulunduğuna inanılıyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.