Her isteyen uzaya turist olarak gidebilecek mi?

Görsel: Lou Beach
Görsel: Lou Beach
TT

Her isteyen uzaya turist olarak gidebilecek mi?

Görsel: Lou Beach
Görsel: Lou Beach

Şirketlerin özel uzay turizm çağını başlatma yarışında, Richard Branson   uzaya ilk önce gidebilen turist oldu. Kendi kurduğu Virgin Galactic şirketinin 11 Temmuz 2021'de düzenlediği bu uzay yolculuğu yolculara kişi başı 250 bin dolara mal oldu.
Devamında Amazon'un kurucusu Jeff Bezos'un, sahibi olduğu uzay araştırmaları şirketi Blue Origin'in geliştirdiği roket 20 Temmuz 2021'de başarıyla uzaya fırlatıldı. Her ne kadar uzay turizmi yarışında ikinci olsa da bu seyahat sırasında daha yüksek irtifaya çıkmayı başardı. Bezos'un da aralarında bulunduğu dört kişiyi taşıyan araç, kısa süren uzay yolculuğunun ardından tekrar döndü. Blue Origin şirketinin gerçekleştirdiği bu yolculuğun bir yolcu için maliyeti 28 milyon $ olarak açıklandı.
Başarılı uzay yolculuklarından sonra hem Virgin Galactic hem de Blue Origin firması Federal Havacılık İdaresi'nden (Federal Aviation Administration) yeni turistleri uzay yolculuğuna göndermek için onay aldı.

İlk uzay turisti 2001 yılında Dennis Anthony Tito oldu
2001 yılının ortalarında Amerikalı bir mühendis ve girişimci olan Dennis Anthony Tito, Uluslararası Uzay İstasyonu’nu ziyaret eden ISS EP-1'in mürettebat üyesi olarak yörüngede yaklaşık sekiz gün geçirdiğinde, kendi uzay yolculuğunu finanse eden ilk uzay turisti oldu. Bu görev, Rusya Federal Uzay Ajansı yönetiminde uzay aracı Soyuz TM-32 tarafından fırlatıldı ve Soyuz TM-31 tarafından Dünya’ya geri dönüş sağladı. Bu bağlamda, o zamanlar 60 yaşında olan Dennis Tito, 30 Nisan 2001’de Uluslararası Uzay İstasyonu’na vardığında ilk uzay turisti olmuş oldu ve bundan dolayı uzay turizminin 20 yıl önce başladığını söyleyebiliriz.
Uzaya giden bu isimlerin yolculuğu uzay turizmi konusunu gündeme taşıdı. Peki bu uçuşlar neden önemli? İlk uzay turizmi ne zaman oldu, bundan farkı ne? Gelecekte uzay turizmi nasıl olacak? Böyle kısa uçuşlarla mı yoksa daha mı uzun yolculuklar mı olacak?

“Daha önce sadece devlet yardımıyla yapılabilen uzay turizmi artık özel firmaların da faaliyet gösterdiği bir pazar oldu”
İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Kontrol Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği ile çift anadal yapan Dr. Oktay Arslan, ABD’de Georgia Teknoloji Enstitüsü’nde robotik alanında doktora derecesi aldıktan sonra NASA Jet İtki Laboratuvarı, Tesla gibi kurumlarda çalıştı. Arslan, şu anda Airbus'ın Silikon Vadisi’ndeki inovasyon merkezinde (Acubed) uçan taksiler, otonom yolcu uçakları ile ilgili projelerde çalışıyor.

Dr. Oktay Arslan
“Dolar milyarderlerinin girdiği yarış uzay turizminde çok farklı bir dönemin başladığına işaret ediyor” diyen Arslan, “20 yıl öncesine kadar uzaya yolculuk etmeyi sağlayacak hava araçları, roket teknolojileri sadece devletler tarafından yönetilen ve milyarlarca dolar bütçesi olan uzay ajanslarının yönetiminde yapılabiliyordu.  Astronot ya da kozmonot olmayan kimselerin uzaya turist olarak gidebilmesi için bu uzay ajanslarından izin almaları ve belli bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Son 2 hafta içinde özel firmaların yönetiminde gerçekleşen başarılı uzay yolculukları sayesinde artık özel firmalar ile uzay teknolojilerine sahip olduklarını ve uzay turizmini kendi başlarına istedikleri zaman yapabileceklerini herkese göstermiş oldular. Yani daha önce sadece devlet yardımıyla yapılabilen uzay turizmi artık özel firmaların da faaliyet gösterdiği bir pazar oldu” diyor.

“Uzay turizminin önünün açılabilmesi için aşılması gereken en büyük engel uçuş maliyetleridir”
Geliştirilen New Shepard aracının pilota ihtiyaç duymaksızın 6 yolcu taşıma kapasitesine sahip olduğunu kaydeden Dr. Oktay Arslan, şu bilgileri verdi: “Bu nedenle tasarlanan uçuş kontrol sistemi tam otonom seyahat edebilecek şekilde geliştirildi. Uzay turizminin önünün açılabilmesi için aşılması gereken en büyük engel uçuş maliyetleridir. Bu nedenle her iki firma uzay aracını tekrar kullanılabilir olacak şekilde geliştirdi. Bu şekilde uzun vadede uzaya turizm amaçlı yapılacak çok sayıda yolculuk ile uçuş başına maliyetlerin düşmesi bekleniyor. Ayrıca her iki araç yörünge-altı uçuşlar yapabilecek şekilde tasarlandı. Bunun anlamı, araçlar dünyanın etrafında yörüngede turlayacak kadar güçlü itki sistemlerine sahip değildir. Bu uzay araçları ses hızından 3 kat hızlı hareket edebilirler.”

Dr. Oktay Arslan
“Jeff Bezos’un şirketi, Richard Branson’ın aracının aslında uzaya çıkmadığını iddia etti”
“Jeff Bezos ve diğer yolcular, uzaya doğru sesten hızlı bir şekilde yol alırken her bir yolcu kendi penceresinden Dünya’yı seyretme imkanı elde etti” diyen Arslan, “Uzay araçları Dünya’nın yerçekiminin etkisinden iyice azaldığı irtifada yolcular ağırlıksız kalmayı deneyimleme şansı elde ettiler. VSS Unity aracındaki Richard Branson ve diğer yolcular ağırlıksız olmayı lığı 5 dakika boyunca deneyimlerken, New Shepard kapsülünde bulunan Jeff Bezos ve arkadaşları ağırlıksız kalmayı  3 dakika deneyimleme şansı elde ettiler.  İşin ilginç tarafı, bütün başarılı fırlatma ve inişten sonra, Blue Origin şirketi, VSS Unity aracının aslında uzaya çıkmadığını iddia etti. Çünkü NASA ve ABD hükümeti, yeryüzünden 80.47 km   irtifada ve ötesini uzay olarak kabul ediyor. Fakat, Blue Origin şirketi uzayın uluslararası kabul edilmiş olan Kármán sınırını, yeryüzünden 100 km, itibaren başladığını belirtiyor. Uzayın başlangıcı olarak Kármán sınırı referans alınırsa, VSS Unity aracı 85.3 km   irtifaya çıktığı için, aslında uzaya çıkmamış oluyor” yorumunda bulundu.  

“Uzay yolculuğu biletlerinin fiyatları birkaç Tesla hissesi olduğunda, bilet alıp uzaya çıkmak istiyorum”
Uzay turisti olmak isteyenlerin arasında Tom Hanks ve Lady Gaga gibi isimlerin olduğunu belirten Arslan, “Önümüzdeki aylarda Virgin Galactic  şirketi  yeni yolcular kabul etmeye başlamadan önce 2 tane daha test uçuşu gerçekleştirmeyi planlıyor. Halihazırda sırada bekleyen 6 yüze yakın yolcu olduğu belirtiliyor. Aday olan yolcular 250 bin dolar civarı bir para ödeyerek uzay yolculuğu için bir bilet aldılar. Uzay yolculuğu bilet fiyatlarının daha da artması bekleniyor. Blue Origin şirketi da önümüzdeki aylarda uzay yolculuğu için yeni yolcular kabul etmek istediklerini belirttiler ve Jeff Bezos’un güvenli inişinden sonra bilet satışlarını halka açtılar. Yakın zamanda uzay yolculuğu biletlerinin fiyatları birkaç Tesla hissesi tutarına eşdeğer olabilir, bu durum olduğu takdirde ben de bilet alıp uzaya çıkmak istiyorum.”

“Uzay mühendisliğinin geleceğin mesleği olarak ön sıralarda yer alacağını düşünüyorum”
İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol Mühendisliği Bölümü’nden sonra yüksek lisansını Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Kontrol dalında tamamlayan Dr. Raziye Tekin, Münih Teknik Üniversitesi Uçuş Sistemleri Dinamiği Enstitüsü’nde doktora yaptı. Tekin, Roketsan A.Ş’de Kıdemli Tasarım Lideri olarak görev yapıyor.

Dr. Raziye Tekin
“Bir Roket mühendisi olarak, insanlığın merak ve azminin bu noktalara taşındığını görmek beni çok mutlu ediyor” diyen Tekin, “Özellikle otonom sistem algoritmaları ve yörünge planlama üzerine çalışan bir kişi olarak oldukça heyecan verici bir durum. Türkiye’nin son 10-15 yılda kazanmış olduğu teknolojik ivmeyi düşünürsek, uzay konusunda da başarılı çalışmaların geleceğini beklemek yanlış olmayacak. İlaveten, uzay mühendisliğinin geleceğin mesleği olarak ön sıralarda yer alacağını düşünüyorum” diyor.

“Doğanın bu kadar alarm verdiği bir çeyrek yüzyılda, uzaya gitmeye eş değer maliyette sosyal sorumluluk projesi ile beraber yapılmalı”
Uzay seyahatine fırsatım olursa gitmek istediğini kaydeden Tekin, “Tabi eğer masmavi bir dünya görebileceksem. Uzay çağının, sanayi çağından bir şeyler öğrenmiş olmasını bekliyorum. Dünya’ya ve Dünya kaynaklarına saygılı, çevre ve uzay kirliliklerine dikkat eden tasarım ve şirket organizasyonların olması da geleceğimiz için bir o kadar önemli. Ve bu noktada bazı regülasyonların yapılması oldukça kritik. Ücreti karşılığında uzay seyahatinin yapabileceği model beni rahatsız ediyor. Doğanın bu kadar alarm verdiği bir çeyrek yüzyılda, uzaya gitmenin eş değer maliyette sosyal sorumluluk projesi ile beraber yapılmasını beklemek naif olacaktır ama belki de olur” şeklinde konuşuyor.

Dr. Raziye Tekin
“Uçuşları biraz daha uzatacak ve ucuzlatacak değişim Space Perspective gibi şirketlerin uzay balonları ile gelebilir”
ODTÜ'de Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Fizik üzerine çift ana dal yaptıktan sonra Harvard Üniversitesi'nden fizik doktorasını alan Dr. Tansu Daylan, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)’nde astrofizik alanında doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştı. Daylan, şu anda Princeton Üniversitesi’nde araştırmalarını sürdürüyor.
“Virgin Galactic ve Blue Origin uçuşları uzay turizminin ucuzlamaya başladığı bir dönemi başlattı” diyen Daylan, “Bugüne kadar bildiğimiz uzay turizmi, zengin insanların on milyonlarca dolar ödeyerek ISS'e gitmesinden ibaretti. 2000'li yılların başında başlayan bu nadir seyahatler ABD'nin Soyuz'u kullanmak zorunda kaldığı dönemde kesilmişti zaten. Şimdi başlayacak yeni süreçte beklenti, uzay uçuşlarının birkaç yüz bin dolara kadar ucuzlaması. Elbette bu uzay uçuşları ISS'te bir hafta geçirmeye benzemiyor. Örneğin Virgin Galactic tarafından geliştirilen uçuş iki buçuk saat sürmesine rağmen ağırlıksız hissedilen süre sadece birkaç dakika. Yine Blue Origin'in roket uçuşu da toplamda 10 dakika civarı sürüyor. Belki bu deneyimi biraz daha uzatacak ve ucuzlatacak değişim Space Perspective gibi şirketlerin uzay balonları ile gelebilir” yorumunda bulundu.

Dr. Tansu Daylan
“SpaceX'in yakın zamanda Türksat 5A uydumuzu da başarıyla fırlattığını hatırlatalım”
Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri mezunu olan Halit Mirahmetoğlu, Çin Beihang Üniversitesi’nde Uzay Çalışmaları alanında eğitim aldı. Yüksek lisansını Fransa’da International Space University’de ‘Uzay Proje Yönetimi’ üzerine yapan Mirahmetoğlu, Milli Savunma Üniversitesi Hezarfen Havacılık ve Uzay Teknolojileri Enstitüsü’nde doktora çalışmalarını sürdürüyor. Mirahmetoğlu Gökmen Uzay ve Havacılık Eğitim Merkezi'nin Genel Müdürlüğünü yürütüyor.
Amerika’da özel sektörün uzay çalışmalarına girmesiyle beraber özellikle fırlatma sektöründe radikal değişimler gözleneceğini belirten Mirahmetoğlu, şunları söylüyor: “Yörüngeye çıkma maliyetinin yüzlerce kat aşağı çekildiği bir milyarderler teknolojik mücadelesi yaşıyoruz. SpaceX şirketiyle Elon Musk şüphesiz bu konudaki en başarılı isim olarak ön plana çıktı. Falcon9 ile düşük maliyetli ve yeniden kullanılabilir roketler serisini defalarca başarı ile fırlatmayı başardı. Dikine iniş yapabilen bu roket teknolojisinin Uluslararası Uzay İstasyonuna insanlı uçuş gerçekleştirmesi ile Rusların yıllardır kullanılan soyuz teknolojisine güçlü bir alternatif gelmiş oldu. Richard Branson'un Virgin Galactic ve Jeff Bezos'un Blue Origin şirketleri de sırayla uzay sınırını geçebileceklerini göstererek sektörün gelişmesine katkı sağladılar. SpaceX'in yakın zamanda Türksat 5A uydumuzu da başarıyla fırlattığını hatırlatalım. Hem insan hem de kargo taşımacılığında başarılı olan SpaceX şirketinin aksine, Blue Origin ve Virgin Galactic daha çok uzay turizmi üzerinden ilerlemeyi tercih ediyorlar.”

“Londra'dan Newyork'a 1 saatte ulaşmanın mümkün olduğu bir hizmet bugünkü hava taşımacılığına ciddi bir alternatif olarak karşımıza çıkacak”
Dünyanın dört bir yanında uzaya çıkmak için milyonlarca dolar ücret ödemeye hazır zenginlerin olduğu  kaydeden Mirahmetoğlu, “Bu teknolojinin diğer bir yansımasının ise sub-orbital uçuşlar vasıtasıyla kendini göstermesi bekleniyor. Uzay sınırına kadar yükselen bir araç, sürtünme ve yerçekiminden kurtularak çok yüksek hızlara çıkabilir. Bu sayede Londra'dan Newyork'a 1 saatte ulaşmanın mümkün olduğu bir hizmet bugünkü hava taşımacılığına ciddi bir alternatif olarak karşımıza çıkacak” diyor.

“NASA ile ciddi kontratları olan Fatih ve Eren Özmen çiftinden güzel haberler alacağım”
“İsmi yeterince zikredilmeyen ama NASA ile ciddi kontratları olan bir diğer uzay şirketi ise SNC” diyen Mirahmetoğlu, “Sahipleri ise, Fatih ve Eren Özmen çifti. Dreamchaser adlı araçları mini bir uzay mekiği görünümünde. Yakın zamanda kendilerinden de güzel haberler alacağımdan eminim” yorumunda bulunuyor.

“Yakın zamanda Roketsan ve DeltaV şirketlerimizin fırlatma denemeleri başarı ile sonuçlandı”
Son yıllarda Türkiye’deki uzay çalışmalarının ciddi bir ivme kazandığını belirten Mirahmetoğlu, şu bilgileri veriyor: “Türkiye Uzay Ajansının kurulması ve 9 şubat 2021 tarihinde Milli Uzay Programının açıklanması ile hedeflerimiz netleşti. 10 stratejik hedef doğrultusunda fırlatma sistemlerimizin geliştirilmesinde, uydu üretim çalışmalarına, ay görevlerinden, uzay farkındalığı oluşturmaya kadar geniş bir perspektifte çalışmalar hızlandı. Yakın zamanda Roketsan ve DeltaV şirketlerimizin fırlatma denemeleri başarı ile sonuçlandı. Konulan hedeflerin tamamı ulaşılabilir ve kapasitemizin yeterli olduğu hedefler. Türksat 6A ile yerli ve milli teknoloji oranımızı oldukça yukarı çekiyoruz. Göktürk1 yenileme anlaşması henüz imzalandı ve sektöre değerli kazanımlar getireceğimden hiç şüphem yok.”

Halit Mirahmetoğlu
“Ülkemizden bu konuda bir çalışma gelmesini beklemiyorum”
Bilgisinin dahilinde uzay turizmi üzerine ülkemizde ayakları yere basan bir girişim olmadığını söyleyen Mirahmetoğlu, “Yurtdışındaki girişimlerin ülkemizde pazarlanması amacıyla zaman zaman bazı girişimcilerin çabalarını görüyoruz. Lakin uzay turizminin kuralları henüz tam olarak konulmadı. 20 sene önce öğrenciliğim sırasında konuşulan her şey bugün de aynen devam ediyor. Teknoloji insanı uzaya çıkarabilecek düzeye çıktı. Fakat uzayda daha uzun süre geçirmek için henüz yeterince ucuz ve güvenli değil. Ülkemizden bu konuda bir çalışma gelmesini beklemiyorum” şeklinde yorumda bulundu.  
Independent Türkçe



OpenAI'ın "korkutucu" bir güncelleme yaptığı iddiası: "Kırmızı çizgi aşılıyor"

(Reuters)
(Reuters)
TT

OpenAI'ın "korkutucu" bir güncelleme yaptığı iddiası: "Kırmızı çizgi aşılıyor"

(Reuters)
(Reuters)

Andrew Griffin 

Yapay zeka uzmanları, ChatGPT'ye geldiği söylenen ve yapay zeka sistemlerinin faaliyetlerini denetlemeyi zorlaştırabilecek "korkutucu" güncellemeyle ilgili alarma geçti.

Bu hafta çıkan haberlerde, OpenAI'ın yakında piyasaya süreceği Astra modelinin "opak tekrarlama" adı verilen bir teknik kullanacağı öne sürülse de şirket çalışanları bu haberleri yalanladı. OpenAI'ın söylentilere konu olan değişikliğini ilk kez bildiren teknoloji yayıncısı The Information, Anthropic ve Google DeepMind'ın da benzer güncellemeleri hayata geçirmeyi değerlendirdiğini ayrı bir haberde dile getirdi.

Tekrarlayan derinlik diye de bilinen opak tekrarlama, yapay zeka sistemlerinin zorlu görevleri daha iyi yerine getirmesini sağlayabilecek karmaşık ve teknik bir araç. Ancak uzmanlar bunun, düşünce zinciri denetimi tekniğini baltalayabileceği uyarısında bulunuyor. Bu teknik, bir yapay zeka sisteminin çıktısını üretirken girdiği akıl yürütme süreçlerinin bir kısmının insanlar tarafından görülmesini sağlıyor.

Düşünce zinciri denetiminin bazı sınırlamaları var. Ancak araştırmacıların, modellerin olası uygunsuz davranışlarını görüp nasıl ortaya çıktıklarını anlamasına imkan tanıdığından, yapay zeka güvenliğini sağlamada önemli bir araç olabilir.

Örneğin bir OpenAI modelinin başka bir yapay zeka şirketi Hugging Face'e kısa süre önce gerçekleştirdiği siber saldırıda araştırmacılar, deneysel sistemin saldırıyı başlatmaya nasıl karar verdiğini izleyebilmişti.

Yeni Astra modelinin bu tekniği kullandığını doğrulamayan OpenAI, ilk haberlerin "kafa karıştırıcı" olduğunu öne sürerken, The Information'a göre bu teknik yalnızca sınırlı bir şekilde kullanılıyor. OpenAI, Astra'yı piyasaya sürme planlarının devam edeceğini önceki günlerde duyurduğunda, aslında modelin "potansiyel olarak uyumsuz eylemleri hızla saptayıp kontrol altına almak için ek bir düşünce zinciri denetleme sistemi" içerdiğini belirtmişti.

Ancak yapay zeka uzmanları, yapay zeka sistemlerini denetleme yeteneğinin zayıflatılmasının tehlikeli bir süreci başlatabileceği uyarısında bulunuyor.

Yapay zeka güvenliği uzmanı Zvi Mowshowitz, Substack'te "Bu teknik ateşle oynamaktır. OpenAI ve Anthropic'in kurmak için mücadele ettiği, bizimse Düşünce Zinciri sadakatini ve denetlenebilirliğini elimizden geldiğince uzun süre korumak için büyük çaba harcadığımız bir tabuyu ihlal etme riskini taşıyor" diye yazıyor.

Bu tür tekniklerin daha yoğun kullanımı muhtemelen denetlenebilirliğe zarar verecek.

Büyük yapay zeka şirketlerini ve iddialarını düzenli olarak eleştiren araştırmacı Gary Marcus, bu "korkutucu durumun" kırmızı çizgiyi aşmak anlamına geleceğini söylüyor. Marcus "Düşünce zincirinin denetlenebilirliği sınırlı ve tam olarak güvenilir değil ancak ciddi derecede kötü sonuçları önlemek için pratikte elimizdeki tek yol bu" diye yazıyor.

OpenAI çalışanları, konuyla ilgili haberlerin "kafa karıştırıcı" olduğunu öne sürdü. Şirketin baş bilim insanı Jakub Pachocki, söylentilerin "denetlenemezliğe doğru bir yarış" başlatabileceği uyarısı yaparak OpenAI'ın düşünce zincirini denetlemeye yönelik bağlılığını korduğunu ve "bu tekniğe derinden önem verdiğini" söyledi.

Şirketin stratejik gelecekten sorumlu başkanı Dean W. Ball da benzer şekilde tartışmanın büyük ölçüde sosyal medyada gerçekleşmesini eleştirdi. Ball'a göre bu durum, "gerçekte neler olup bittiğine dair neredeyse hiç somut bilgiye sahip olmadan, teknik açıdan karmaşık ve incelikli iddialar hakkında sosyal medyada hüküm vermek" anlamına geliyor. Ball, X'te "Bu açıkçası çılgınca, akıl almaz ve ilgili herkes için sinir bozucu" diye yazdı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/tech


OpenAI'dan bilinmeyen güvenlik açıklarını tek başına bulan modeliyle ilgili açıklama

Eğitimdeki modellerinin yakın zamanda kontrolden çıkması nedeniyle OpenAI tepki çekiyor (Reuters)
Eğitimdeki modellerinin yakın zamanda kontrolden çıkması nedeniyle OpenAI tepki çekiyor (Reuters)
TT

OpenAI'dan bilinmeyen güvenlik açıklarını tek başına bulan modeliyle ilgili açıklama

Eğitimdeki modellerinin yakın zamanda kontrolden çıkması nedeniyle OpenAI tepki çekiyor (Reuters)
Eğitimdeki modellerinin yakın zamanda kontrolden çıkması nedeniyle OpenAI tepki çekiyor (Reuters)

OpenAI, yakında piyasaya sürmeyi planladığı Astra modeli hakkında yeni detaylar paylaştı. 

Yapay zeka şirketi, 1 Eylül Salı günü yaptığı açıklamada Astra'nın "kritik siber güvenlik eşiğine" ulaşan ilk büyük dil modeli olduğunu belirtti.

ChatGPT'nin yaratıcısı, yeni modelin bilgisayar sistemlerindeki bilinmeyen güvenlik açıklarını bulup insan yönlendirmesine ihtiyaç duymadan bunları suiistimal edebildiğini saptadı. Bu da Astra'yı, Risklere Hazırlık Çerçevesi'nin en gelişmiş kategorisine sokuyor.

OpenAI'ın 2023'te devreye soktuğu bu çerçeve, "ciddi zarara yol açabilecek yeni riskler getirme ihtimali olan gelişmiş yapay zeka yeteneklerini izleyip hazırlanma" amacı taşıyor.

Şirket geçen yıl yaptığı bir güncellemede, modellerin ciddi zarara yol açabilecek "mevcut yöntemleri" güçlendirdiği "yüksek" eşiği ve "benzeri görülmemiş yeni yollar" ortaya çıkarabileceği "kritik" eşiği belirlemişti.

OpenAI, siber kötüye kullanma ve modelin yetkisiz eylemlerine karşı korumaları güçlendirip test ederken, Astra'nın geliştirme ve piyasaya sürülme süreçlerinin bazı bölümlerini ertelediğini salı günkü açıklamasında paylaştı: 

Bu çalışmaya dayanarak Astra için geliştirdiğimiz korumaların ciddi zarar riskini, modelin Risklere Hazırlık Çerçevemiz kapsamında kullanıma sunulmasına imkan verecek ölçüde azalttığına inanıyoruz.

OpenAI, Astra'yı yakında kullanıma sunmayı planladığını ancak modelin en gelişmiş siber güvenlik kabiliyetlerine erişimi sınırlı tutacağını da belirtti. Gelişmiş siber güvenlik çalışmalarının başlangıçta bir test grubuna sunulması planlanıyor.

Astra'yla ilgili duyuru, OpenAI'ın güvenlik önlemlerinin yoğun eleştiri altında olduğu bir dönemde geldi. Temmuzda şirketin bazı modelleri eğitim ortamından kaçarak internete bağlanmış ve Hugging Face adlı firmaya saldırmıştı. OpenAI modellerin başkalarını da hedef aldığını daha sonra açıklamıştı.

OpenAI, Astra bu olaya karışmamış olsa da olaydan çıkardığı dersleri modelin güvenlik yaklaşımına dahil ettiğini belirtti.

Açıklamada "O zamandan bu yana Astra için daha da güçlü korumalar uygulamaya koyduk" ifadelerine yer verildi: 

Bunlar arasında modelin zararlı siber talepleri daha güvenilir biçimde reddetmesi ve güvenlik kısıtlamalarına uyması için eğitilmesi, kötüye kullanıma karşı ek korumalar ve potansiyel olarak yetkisiz etkinlikleri durdurabilen izleme sistemleri yer alıyor.

OpenAI, Astra'yı Hugging Face olayında kontrolden çıkan modeller gibi davranmaya iten deneyler hazırladığını ancak modelin test ortamından kaçmaya çalışmadığını söyledi.

Öte yandan TechCrunch, üçüncü taraflar tarafından teyit edilmeden, OpenAI'ın güvenlik veya hazırlıkla ilgili iddialarını doğrulamanın güçlüğüne dikkat çekiyor.

OpenAI Vakfı'nda yapay zeka dayanıklılığı üzerine çalışan eski OpenAI personeli Yona Shavit de Astra'nın kuralları ihlal etmekten kaçınmasının gerçekten güvenlik talimatlarına uymasından mı, yoksa test edildiğini anlayarak araştırmacıları yanıltmaya çalışmasından mı kaynaklandığını sorguluyor.

Independent Türkçe, TechCrunch, CNBC, OpenAI


Elektrikli araç bataryaları, sanılandan daha uzun süre dayanıyor

Elektrikli araçların ne kadar şarj edildiği, batarya ömrünü etkiliyor (Reuters)
Elektrikli araçların ne kadar şarj edildiği, batarya ömrünü etkiliyor (Reuters)
TT

Elektrikli araç bataryaları, sanılandan daha uzun süre dayanıyor

Elektrikli araçların ne kadar şarj edildiği, batarya ömrünü etkiliyor (Reuters)
Elektrikli araçların ne kadar şarj edildiği, batarya ömrünü etkiliyor (Reuters)

Avusturya merkezli bir şirket, ikinci el elektrikli araç bataryalarının durumuyla ilgili son derece kapsamlı bir araştırma yayımladı.

Elektrikli araçlar dünya çapında gittikçe yaygınlaşsa da tüketicilerin aklına takılan en önemli sorulardan biri, bataryaların dayanıklılığını uzun süre koruyup koruyamayacağı. 

Özellikle ikinci el araç tercih eden müşteriler için bataryanın durumu daha da önemli hale geliyor.

Elektrikli araçların batarya sağlığını ölçen şirket AVILOO, bu ihtiyacı gidermek için kapsamlı bir çalışma yürüttü. 

Şirket, 2022'yle 2026 arasında kullanılmış 20 popüler modeli inceleyerek toplam 500 bin test sonucu elde edilen bulguları paylaştı.

AVILOO, dünya genelindeki 1 milyondan fazla testi içeren havuzdan veri çeken yeni raporunun, kullanılmış elektrikli araç batarya sağlığına ilişkin dünyanın en büyük bağımsız çalışması olduğunu söylüyor.

Çalışmada, en popüler elektrikli araç modellerinin çoğunun 150 bin kilometreden sonra bile batarya kapasitesinin yüzde 90'ından fazlasını koruduğu tespit edildi. 

Modellerin medyan sağlık durumunun, yani bataryanın ilk kapasitesinin kalan yüzdesinin 150 bin kilometreden sonra yüzde 87'yle yüzde 94 arasında değiştiği gözlemlendi. 

Bu ölçekte EQA (Mercedes-Benz) yüzde 94'le birinci sırada yer alırken, onu yüzde 93,8'le Ioniq 5 (Hyundai) ve yüzde 93,6'yla i4 (BMW) takip etti. 

Raporda medyan batarya ömrü 50 bin km'den sonra yüzde 91'le yüzde 97, 100 bin km'den sonra ise yüzde 88'le yüzde 95 arasında değişiyor.

Amerika, Avrupa, Avustralya ve Asya'yı kapsayan veriler, batarya durumunun modelden modele ve hatta aynı modelin farklı araçları arasında bile değişebildiğini gösteriyor.

Aynı modelin en iyi ve en kötü durumdaki araçları arasında batarya sağlığı bakımından 13,5 puana varan fark görülebiliyor

İklim koşulları, batarya boyutu ve önceki sürücünün aracı kullanma biçimi, bataryanın kapasitesini etkiliyor. Örneğin daha küçük bataryalar veya sıcak havalarda kullanılanlar daha hızlı bozunmaya uğruyor. 

AVILOO CEO'su Marcus Berger, "İki araç aynı yaşta ve aynı kilometrede olabilir, hatta dışarıdan tamamen aynı görünebilir. Ancak nasıl kullanıldıklarını bilemezsiniz" diyor.

Berger, elektrikli araçlar park halindeyken bataryaların ne kadar şarj edildiğinin bir diğer önemli faktör olduğunu söyleyerek ekliyor:

Çok az tüketicinin bildiği bir şey var: Arabalarınızı yüzde 100, yüzde 90 veya yüzde 80 şarj seviyesinde park etmeyin. Bu bataryaya zarar veriyor. 

CEO, ideal seviyenin yüzde 30 ila yüzde 70 olduğunu ekliyor.

Şirket, bu faktörlerden dolayı kendilerinin yürüttüğü gibi bağımsız ve tek tek araçlara odaklanan testlerin önemli olduğunu vurguluyor. 

Bu sayede tüketicilerin, modellerin ortalama performansına bakmaktan ziyade daha detaylı bilgi edinmesinin mümkün olduğunu belirtiyor.

Berger "Bu veriler, ortalamaların çok şeyi gizlediğini gösteriyor. Evet, elektrikli araç bataryaları 'hızlı yıprandıkları' yönündeki yaygın inanışın aksine oldukça iyi yaşlanıyor" diyerek ekliyor:

Önemli olan, batarya sağlığının modeller arasında ve hatta aynı modelin farklı araçları arasında ciddi derecede değişmesi.

Independent Türkçe, Interesting Engineering, TechRadar, Financial Times, AVILOO