Her isteyen uzaya turist olarak gidebilecek mi?

Görsel: Lou Beach
Görsel: Lou Beach
TT

Her isteyen uzaya turist olarak gidebilecek mi?

Görsel: Lou Beach
Görsel: Lou Beach

Şirketlerin özel uzay turizm çağını başlatma yarışında, Richard Branson   uzaya ilk önce gidebilen turist oldu. Kendi kurduğu Virgin Galactic şirketinin 11 Temmuz 2021'de düzenlediği bu uzay yolculuğu yolculara kişi başı 250 bin dolara mal oldu.
Devamında Amazon'un kurucusu Jeff Bezos'un, sahibi olduğu uzay araştırmaları şirketi Blue Origin'in geliştirdiği roket 20 Temmuz 2021'de başarıyla uzaya fırlatıldı. Her ne kadar uzay turizmi yarışında ikinci olsa da bu seyahat sırasında daha yüksek irtifaya çıkmayı başardı. Bezos'un da aralarında bulunduğu dört kişiyi taşıyan araç, kısa süren uzay yolculuğunun ardından tekrar döndü. Blue Origin şirketinin gerçekleştirdiği bu yolculuğun bir yolcu için maliyeti 28 milyon $ olarak açıklandı.
Başarılı uzay yolculuklarından sonra hem Virgin Galactic hem de Blue Origin firması Federal Havacılık İdaresi'nden (Federal Aviation Administration) yeni turistleri uzay yolculuğuna göndermek için onay aldı.

İlk uzay turisti 2001 yılında Dennis Anthony Tito oldu
2001 yılının ortalarında Amerikalı bir mühendis ve girişimci olan Dennis Anthony Tito, Uluslararası Uzay İstasyonu’nu ziyaret eden ISS EP-1'in mürettebat üyesi olarak yörüngede yaklaşık sekiz gün geçirdiğinde, kendi uzay yolculuğunu finanse eden ilk uzay turisti oldu. Bu görev, Rusya Federal Uzay Ajansı yönetiminde uzay aracı Soyuz TM-32 tarafından fırlatıldı ve Soyuz TM-31 tarafından Dünya’ya geri dönüş sağladı. Bu bağlamda, o zamanlar 60 yaşında olan Dennis Tito, 30 Nisan 2001’de Uluslararası Uzay İstasyonu’na vardığında ilk uzay turisti olmuş oldu ve bundan dolayı uzay turizminin 20 yıl önce başladığını söyleyebiliriz.
Uzaya giden bu isimlerin yolculuğu uzay turizmi konusunu gündeme taşıdı. Peki bu uçuşlar neden önemli? İlk uzay turizmi ne zaman oldu, bundan farkı ne? Gelecekte uzay turizmi nasıl olacak? Böyle kısa uçuşlarla mı yoksa daha mı uzun yolculuklar mı olacak?

“Daha önce sadece devlet yardımıyla yapılabilen uzay turizmi artık özel firmaların da faaliyet gösterdiği bir pazar oldu”
İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Kontrol Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği ile çift anadal yapan Dr. Oktay Arslan, ABD’de Georgia Teknoloji Enstitüsü’nde robotik alanında doktora derecesi aldıktan sonra NASA Jet İtki Laboratuvarı, Tesla gibi kurumlarda çalıştı. Arslan, şu anda Airbus'ın Silikon Vadisi’ndeki inovasyon merkezinde (Acubed) uçan taksiler, otonom yolcu uçakları ile ilgili projelerde çalışıyor.

Dr. Oktay Arslan
“Dolar milyarderlerinin girdiği yarış uzay turizminde çok farklı bir dönemin başladığına işaret ediyor” diyen Arslan, “20 yıl öncesine kadar uzaya yolculuk etmeyi sağlayacak hava araçları, roket teknolojileri sadece devletler tarafından yönetilen ve milyarlarca dolar bütçesi olan uzay ajanslarının yönetiminde yapılabiliyordu.  Astronot ya da kozmonot olmayan kimselerin uzaya turist olarak gidebilmesi için bu uzay ajanslarından izin almaları ve belli bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Son 2 hafta içinde özel firmaların yönetiminde gerçekleşen başarılı uzay yolculukları sayesinde artık özel firmalar ile uzay teknolojilerine sahip olduklarını ve uzay turizmini kendi başlarına istedikleri zaman yapabileceklerini herkese göstermiş oldular. Yani daha önce sadece devlet yardımıyla yapılabilen uzay turizmi artık özel firmaların da faaliyet gösterdiği bir pazar oldu” diyor.

“Uzay turizminin önünün açılabilmesi için aşılması gereken en büyük engel uçuş maliyetleridir”
Geliştirilen New Shepard aracının pilota ihtiyaç duymaksızın 6 yolcu taşıma kapasitesine sahip olduğunu kaydeden Dr. Oktay Arslan, şu bilgileri verdi: “Bu nedenle tasarlanan uçuş kontrol sistemi tam otonom seyahat edebilecek şekilde geliştirildi. Uzay turizminin önünün açılabilmesi için aşılması gereken en büyük engel uçuş maliyetleridir. Bu nedenle her iki firma uzay aracını tekrar kullanılabilir olacak şekilde geliştirdi. Bu şekilde uzun vadede uzaya turizm amaçlı yapılacak çok sayıda yolculuk ile uçuş başına maliyetlerin düşmesi bekleniyor. Ayrıca her iki araç yörünge-altı uçuşlar yapabilecek şekilde tasarlandı. Bunun anlamı, araçlar dünyanın etrafında yörüngede turlayacak kadar güçlü itki sistemlerine sahip değildir. Bu uzay araçları ses hızından 3 kat hızlı hareket edebilirler.”

Dr. Oktay Arslan
“Jeff Bezos’un şirketi, Richard Branson’ın aracının aslında uzaya çıkmadığını iddia etti”
“Jeff Bezos ve diğer yolcular, uzaya doğru sesten hızlı bir şekilde yol alırken her bir yolcu kendi penceresinden Dünya’yı seyretme imkanı elde etti” diyen Arslan, “Uzay araçları Dünya’nın yerçekiminin etkisinden iyice azaldığı irtifada yolcular ağırlıksız kalmayı deneyimleme şansı elde ettiler. VSS Unity aracındaki Richard Branson ve diğer yolcular ağırlıksız olmayı lığı 5 dakika boyunca deneyimlerken, New Shepard kapsülünde bulunan Jeff Bezos ve arkadaşları ağırlıksız kalmayı  3 dakika deneyimleme şansı elde ettiler.  İşin ilginç tarafı, bütün başarılı fırlatma ve inişten sonra, Blue Origin şirketi, VSS Unity aracının aslında uzaya çıkmadığını iddia etti. Çünkü NASA ve ABD hükümeti, yeryüzünden 80.47 km   irtifada ve ötesini uzay olarak kabul ediyor. Fakat, Blue Origin şirketi uzayın uluslararası kabul edilmiş olan Kármán sınırını, yeryüzünden 100 km, itibaren başladığını belirtiyor. Uzayın başlangıcı olarak Kármán sınırı referans alınırsa, VSS Unity aracı 85.3 km   irtifaya çıktığı için, aslında uzaya çıkmamış oluyor” yorumunda bulundu.  

“Uzay yolculuğu biletlerinin fiyatları birkaç Tesla hissesi olduğunda, bilet alıp uzaya çıkmak istiyorum”
Uzay turisti olmak isteyenlerin arasında Tom Hanks ve Lady Gaga gibi isimlerin olduğunu belirten Arslan, “Önümüzdeki aylarda Virgin Galactic  şirketi  yeni yolcular kabul etmeye başlamadan önce 2 tane daha test uçuşu gerçekleştirmeyi planlıyor. Halihazırda sırada bekleyen 6 yüze yakın yolcu olduğu belirtiliyor. Aday olan yolcular 250 bin dolar civarı bir para ödeyerek uzay yolculuğu için bir bilet aldılar. Uzay yolculuğu bilet fiyatlarının daha da artması bekleniyor. Blue Origin şirketi da önümüzdeki aylarda uzay yolculuğu için yeni yolcular kabul etmek istediklerini belirttiler ve Jeff Bezos’un güvenli inişinden sonra bilet satışlarını halka açtılar. Yakın zamanda uzay yolculuğu biletlerinin fiyatları birkaç Tesla hissesi tutarına eşdeğer olabilir, bu durum olduğu takdirde ben de bilet alıp uzaya çıkmak istiyorum.”

“Uzay mühendisliğinin geleceğin mesleği olarak ön sıralarda yer alacağını düşünüyorum”
İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol Mühendisliği Bölümü’nden sonra yüksek lisansını Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Kontrol dalında tamamlayan Dr. Raziye Tekin, Münih Teknik Üniversitesi Uçuş Sistemleri Dinamiği Enstitüsü’nde doktora yaptı. Tekin, Roketsan A.Ş’de Kıdemli Tasarım Lideri olarak görev yapıyor.

Dr. Raziye Tekin
“Bir Roket mühendisi olarak, insanlığın merak ve azminin bu noktalara taşındığını görmek beni çok mutlu ediyor” diyen Tekin, “Özellikle otonom sistem algoritmaları ve yörünge planlama üzerine çalışan bir kişi olarak oldukça heyecan verici bir durum. Türkiye’nin son 10-15 yılda kazanmış olduğu teknolojik ivmeyi düşünürsek, uzay konusunda da başarılı çalışmaların geleceğini beklemek yanlış olmayacak. İlaveten, uzay mühendisliğinin geleceğin mesleği olarak ön sıralarda yer alacağını düşünüyorum” diyor.

“Doğanın bu kadar alarm verdiği bir çeyrek yüzyılda, uzaya gitmeye eş değer maliyette sosyal sorumluluk projesi ile beraber yapılmalı”
Uzay seyahatine fırsatım olursa gitmek istediğini kaydeden Tekin, “Tabi eğer masmavi bir dünya görebileceksem. Uzay çağının, sanayi çağından bir şeyler öğrenmiş olmasını bekliyorum. Dünya’ya ve Dünya kaynaklarına saygılı, çevre ve uzay kirliliklerine dikkat eden tasarım ve şirket organizasyonların olması da geleceğimiz için bir o kadar önemli. Ve bu noktada bazı regülasyonların yapılması oldukça kritik. Ücreti karşılığında uzay seyahatinin yapabileceği model beni rahatsız ediyor. Doğanın bu kadar alarm verdiği bir çeyrek yüzyılda, uzaya gitmenin eş değer maliyette sosyal sorumluluk projesi ile beraber yapılmasını beklemek naif olacaktır ama belki de olur” şeklinde konuşuyor.

Dr. Raziye Tekin
“Uçuşları biraz daha uzatacak ve ucuzlatacak değişim Space Perspective gibi şirketlerin uzay balonları ile gelebilir”
ODTÜ'de Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Fizik üzerine çift ana dal yaptıktan sonra Harvard Üniversitesi'nden fizik doktorasını alan Dr. Tansu Daylan, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)’nde astrofizik alanında doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştı. Daylan, şu anda Princeton Üniversitesi’nde araştırmalarını sürdürüyor.
“Virgin Galactic ve Blue Origin uçuşları uzay turizminin ucuzlamaya başladığı bir dönemi başlattı” diyen Daylan, “Bugüne kadar bildiğimiz uzay turizmi, zengin insanların on milyonlarca dolar ödeyerek ISS'e gitmesinden ibaretti. 2000'li yılların başında başlayan bu nadir seyahatler ABD'nin Soyuz'u kullanmak zorunda kaldığı dönemde kesilmişti zaten. Şimdi başlayacak yeni süreçte beklenti, uzay uçuşlarının birkaç yüz bin dolara kadar ucuzlaması. Elbette bu uzay uçuşları ISS'te bir hafta geçirmeye benzemiyor. Örneğin Virgin Galactic tarafından geliştirilen uçuş iki buçuk saat sürmesine rağmen ağırlıksız hissedilen süre sadece birkaç dakika. Yine Blue Origin'in roket uçuşu da toplamda 10 dakika civarı sürüyor. Belki bu deneyimi biraz daha uzatacak ve ucuzlatacak değişim Space Perspective gibi şirketlerin uzay balonları ile gelebilir” yorumunda bulundu.

Dr. Tansu Daylan
“SpaceX'in yakın zamanda Türksat 5A uydumuzu da başarıyla fırlattığını hatırlatalım”
Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri mezunu olan Halit Mirahmetoğlu, Çin Beihang Üniversitesi’nde Uzay Çalışmaları alanında eğitim aldı. Yüksek lisansını Fransa’da International Space University’de ‘Uzay Proje Yönetimi’ üzerine yapan Mirahmetoğlu, Milli Savunma Üniversitesi Hezarfen Havacılık ve Uzay Teknolojileri Enstitüsü’nde doktora çalışmalarını sürdürüyor. Mirahmetoğlu Gökmen Uzay ve Havacılık Eğitim Merkezi'nin Genel Müdürlüğünü yürütüyor.
Amerika’da özel sektörün uzay çalışmalarına girmesiyle beraber özellikle fırlatma sektöründe radikal değişimler gözleneceğini belirten Mirahmetoğlu, şunları söylüyor: “Yörüngeye çıkma maliyetinin yüzlerce kat aşağı çekildiği bir milyarderler teknolojik mücadelesi yaşıyoruz. SpaceX şirketiyle Elon Musk şüphesiz bu konudaki en başarılı isim olarak ön plana çıktı. Falcon9 ile düşük maliyetli ve yeniden kullanılabilir roketler serisini defalarca başarı ile fırlatmayı başardı. Dikine iniş yapabilen bu roket teknolojisinin Uluslararası Uzay İstasyonuna insanlı uçuş gerçekleştirmesi ile Rusların yıllardır kullanılan soyuz teknolojisine güçlü bir alternatif gelmiş oldu. Richard Branson'un Virgin Galactic ve Jeff Bezos'un Blue Origin şirketleri de sırayla uzay sınırını geçebileceklerini göstererek sektörün gelişmesine katkı sağladılar. SpaceX'in yakın zamanda Türksat 5A uydumuzu da başarıyla fırlattığını hatırlatalım. Hem insan hem de kargo taşımacılığında başarılı olan SpaceX şirketinin aksine, Blue Origin ve Virgin Galactic daha çok uzay turizmi üzerinden ilerlemeyi tercih ediyorlar.”

“Londra'dan Newyork'a 1 saatte ulaşmanın mümkün olduğu bir hizmet bugünkü hava taşımacılığına ciddi bir alternatif olarak karşımıza çıkacak”
Dünyanın dört bir yanında uzaya çıkmak için milyonlarca dolar ücret ödemeye hazır zenginlerin olduğu  kaydeden Mirahmetoğlu, “Bu teknolojinin diğer bir yansımasının ise sub-orbital uçuşlar vasıtasıyla kendini göstermesi bekleniyor. Uzay sınırına kadar yükselen bir araç, sürtünme ve yerçekiminden kurtularak çok yüksek hızlara çıkabilir. Bu sayede Londra'dan Newyork'a 1 saatte ulaşmanın mümkün olduğu bir hizmet bugünkü hava taşımacılığına ciddi bir alternatif olarak karşımıza çıkacak” diyor.

“NASA ile ciddi kontratları olan Fatih ve Eren Özmen çiftinden güzel haberler alacağım”
“İsmi yeterince zikredilmeyen ama NASA ile ciddi kontratları olan bir diğer uzay şirketi ise SNC” diyen Mirahmetoğlu, “Sahipleri ise, Fatih ve Eren Özmen çifti. Dreamchaser adlı araçları mini bir uzay mekiği görünümünde. Yakın zamanda kendilerinden de güzel haberler alacağımdan eminim” yorumunda bulunuyor.

“Yakın zamanda Roketsan ve DeltaV şirketlerimizin fırlatma denemeleri başarı ile sonuçlandı”
Son yıllarda Türkiye’deki uzay çalışmalarının ciddi bir ivme kazandığını belirten Mirahmetoğlu, şu bilgileri veriyor: “Türkiye Uzay Ajansının kurulması ve 9 şubat 2021 tarihinde Milli Uzay Programının açıklanması ile hedeflerimiz netleşti. 10 stratejik hedef doğrultusunda fırlatma sistemlerimizin geliştirilmesinde, uydu üretim çalışmalarına, ay görevlerinden, uzay farkındalığı oluşturmaya kadar geniş bir perspektifte çalışmalar hızlandı. Yakın zamanda Roketsan ve DeltaV şirketlerimizin fırlatma denemeleri başarı ile sonuçlandı. Konulan hedeflerin tamamı ulaşılabilir ve kapasitemizin yeterli olduğu hedefler. Türksat 6A ile yerli ve milli teknoloji oranımızı oldukça yukarı çekiyoruz. Göktürk1 yenileme anlaşması henüz imzalandı ve sektöre değerli kazanımlar getireceğimden hiç şüphem yok.”

Halit Mirahmetoğlu
“Ülkemizden bu konuda bir çalışma gelmesini beklemiyorum”
Bilgisinin dahilinde uzay turizmi üzerine ülkemizde ayakları yere basan bir girişim olmadığını söyleyen Mirahmetoğlu, “Yurtdışındaki girişimlerin ülkemizde pazarlanması amacıyla zaman zaman bazı girişimcilerin çabalarını görüyoruz. Lakin uzay turizminin kuralları henüz tam olarak konulmadı. 20 sene önce öğrenciliğim sırasında konuşulan her şey bugün de aynen devam ediyor. Teknoloji insanı uzaya çıkarabilecek düzeye çıktı. Fakat uzayda daha uzun süre geçirmek için henüz yeterince ucuz ve güvenli değil. Ülkemizden bu konuda bir çalışma gelmesini beklemiyorum” şeklinde yorumda bulundu.  
Independent Türkçe



NASA teleskobu hiç görülmemiş bir tutulmayı yakaladı

Yıldız çiftlerinin yörüngesi 224,5 günde tamamlanıyor (Canterbury Üniversitesi)
Yıldız çiftlerinin yörüngesi 224,5 günde tamamlanıyor (Canterbury Üniversitesi)
TT

NASA teleskobu hiç görülmemiş bir tutulmayı yakaladı

Yıldız çiftlerinin yörüngesi 224,5 günde tamamlanıyor (Canterbury Üniversitesi)
Yıldız çiftlerinin yörüngesi 224,5 günde tamamlanıyor (Canterbury Üniversitesi)

Gökbilimciler, daha önce hiç gözlemlenmemiş bir tutulma düzenine sahip 4 yıldızlı bir sistem tespit etti.

NASA'nın Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu (TESS), Güneş Sistemi dışındaki gökcisimlerini bulmaya çalışırken tutulmalardan yardım alıyor.

Bir gezegen, TESS'in görüş hattından yörüngesinde döndüğü yıldızın önünden geçtiğinde yıldızın parlaklığı kısa süreliğine azalıyor. Gezegen de bu düzenli düşüşler sayesinde tespit ediliyor. Geçiş yöntemi denen bu teknik, ikili yıldız sistemlerini tespit etmek için de kullanılıyor. 

Macaristan'daki Baja Astronomi Gözlemevi'nden Tamás Borkovits liderliğindeki araştırmacılar ise TESS'le inceledikleri TIC 433545934 isimli yıldız sisteminde ilginç bir manzarayla karşılaştı.

Dörtlü bir yıldız sistemi olan TIC 433545934, 2+2 diye tanımlanan bir yapıya sahip. Başka bir deyişle sistem, kendi içinde birbirine yakın yörüngelerde dolanan iki ayrı yıldız çiftinden oluşuyor. Bu iki çift de ortak kütle merkezlerinin çevresinde çok daha geniş bir yörüngede hareket ediyor.

Her çiftteki yıldızlar birbirlerinin çevresinde dolanırken Dünya'dan bakıldığında düzenli olarak birbirlerinin önünden geçiyor. Bu geçişler de tutulma olarak gözlemleniyor.

Sistemi sıradışı kılan özellik, B çiftindeki yıldızların A çiftini oluşturan iki yıldızın da önünden geçerek tutulma yaratması. 4 yıldızın uzun bir hizalanma sırasında yaydıkları ışıkta üç ayrı azalma yaşandığının gözlemlenmesiyle bu bulguya ulaşıldı. 

Ancak A çiftinin, B çifti yıldızlarında tutulmaya yol açmadığı gözlemlendi. Bilim insanları bu durumun, çiftler arasındaki yörüngenin dairesel değil eliptik olmasından kaynaklandığını söylüyor. 

Bulguları ön baskı sunucusu arXiv'de bildirilen ve hakemli dergi Astronomy & Astrophysics'te yayımlanmak üzere kabul edilen çalışmaya göre TIC 433545934, iki yıldız çifti arasında tutulma yaşandığı gözlemlenen ilk sistem. 

Gökbilimciler yıldızların yörünge hızını ve kütlesini de hesaplamayı başardı. A çiftindeki yıldızlar Güneş'in sırasıyla 2,2 ve 2,4 katı kütleye sahip. İki yıldız, birbirlerinin çevresindeki bir turu iki günde tamamlıyor.

B çiftindeki yıldızlardan biri, A çiftindekilere yakın bir kütleye sahipken diğerinin kütlesi Güneş'in 1,3 katı. Daha hızlı dönen bu ikili ise yörünge dönüşlerini 1,4 günde tamamlıyor. 

Çiftler arasındaki yörünge de 224,5 gün sürüyor. 

Ekip, sistemin 580 milyon yaşında olduğunu ancak kütlelerinden dolayı, yıldızların ömürlerinin bir sonraki aşamasına geçmeye hazırlandığını söylüyor.

Araştırmacılar yaklaşık 152 milyon yıl içinde sistemdeki üç büyük yıldızın Roche loblarını doldurup taşmaya başlayacağını tahmin ediyor. Roche lobu, ikili sistemlerdeki yıldızların kütleçekim etkisiyle kendisine bağladığı maddelerin sınırını ifade ediyor. Bir yıldız Roche lobunun ötesine taşarsa, diğer yıldıza madde aktarmaya başlayabiliyor.

Bilim insanları TIC 433545934'teki yıldızlar bu sürece girdiğinde sistemin büyük ölçüde değişeceğini söylüyor. 

Independent Türkçe, IFLScience, Phys.org, SpaceEyeNews, arXiv


NASA teleskobu gizemli küçük kırmızı noktaların sırrına yaklaştı

200'den fazla küçük kırmızı nokta görüntüsünün birleşimi, etraflarındaki galaksileri incelemeyi mümkün kıldı (Ruiyuan Guo & Xuheng Ding)
200'den fazla küçük kırmızı nokta görüntüsünün birleşimi, etraflarındaki galaksileri incelemeyi mümkün kıldı (Ruiyuan Guo & Xuheng Ding)
TT

NASA teleskobu gizemli küçük kırmızı noktaların sırrına yaklaştı

200'den fazla küçük kırmızı nokta görüntüsünün birleşimi, etraflarındaki galaksileri incelemeyi mümkün kıldı (Ruiyuan Guo & Xuheng Ding)
200'den fazla küçük kırmızı nokta görüntüsünün birleşimi, etraflarındaki galaksileri incelemeyi mümkün kıldı (Ruiyuan Guo & Xuheng Ding)

NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu'nu (JWST) kullanan bilim insanları gizemli "küçük kırmızı noktaların" yapısına dair yeni bilgiler ortaya çıkardı.

JWST'nin 2022'de faaliyete girmesiyle keşfedilen küçük kırmızı noktalar o zamandan beri gökbilimcilerin kafasını kurcalıyor. 

Evrenin ilk 1 milyar yıllık dönemine ait bu noktalar, son derece uzakta bulunmaları nedeniyle kırmızı görünüyor.

Bilim insanları bu son derece küçük ve kompakt cisimlerin, gelişimlerinin ilk aşamasındaki süper kütleli kara delikler veya olağanüstü yoğun galaksiler olabileceğini düşünüyor. Ancak bu tür yapıların evrenin henüz başlangıç dönemindeyken nasıl oluşabildiği sorusunu yanıtlamakta zorlanıyorlar.

Gökbilimciler, küçük kırmızı noktaların gizemini çözmek için bu cisimleri barındıran galaksileri incelemeye çalışıyor.

Wuhan Üniversitesi'nden Xuheng Ding ve ekip arkadaşları, bu amaç doğrultusunda uzak evrenin COSMOS-Web diye bilinen bölgesine odaklandı. Bu bölgede bugüne kadar 400'ten fazla küçük kırmızı nokta saptandı.

Noktaların parlaklığı, etraflarındaki bölgenin düzgünce görülmesini zorlaştırdığı için galaksileri incelemek güç bir işti. Araştırma ekibi ise JWST'nin optik sisteminin hassas bir modelinden yararlanarak her görüntüdeki parlak merkezi ışığı ayırmaya çalıştı.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de dün (24 Ağustos) yayımlanan çalışmanın yazarlarından Andrew Battisti, Conversation için kaleme aldığı yazıda "Bir tablonun renk ayrıntılarını görmeye çalışırken, merkezindeki bir el fenerinin doğrudan gözlerinize parlak kırmızı ışık tuttuğunu düşünün" diye açıklıyor:

Kullandığımız teknik, resmi net biçimde görebilmek için bu el fenerinin ışığını kesmeye benziyor.

Bilim insanları bu görüntülerden 217 tanesini birleştirerek galaksilerin daha önce görülmeyen ışığını bulmayı başardı.

Ekip, küçük kırmızı noktaları barındıran galaksilerdeki yıldızların kütlesinin genellikle Güneş'in yaklaşık 1 milyar katına ulaştığını belirledi. Bu, Samanyolu'nun kütlesinin yüzde 1'inden azına denk geliyor. Ancak Samanyolu'nun çapı yaklaşık 100 bin ışık yılıyken bu galaksilerdeki yıldız kütlesi, yalnızca 685 ışık yılı çapındaki bir alana sıkışmış durumda.

Araştırmacılar bu cisimlerin, aynı döneme ait benzer kütledeki yıldız oluşturan galaksilerden 2,5 kat daha kompakt olduğu sonucuna vardı.

Ayrıca bu noktaları çevreleyen galaksilerin boyutunun, evrenin bu aşamasındaki tipik bir galaksinin boyutunun yüzde 40'ı kadar olduğu belirlendi. Battisti'ye göre bu bulgu, küçük kırmızı noktaların yalnızca belirli galaksilerde görülen özel koşullar altında oluşabileceğine işaret ediyor.

IFLScience'a konuşan Ding, "Çalışmanın en önemli sonucu, küçük kırmızı noktaların izole ışık noktaları olmadığının ortaya çıkması. En azından istatistiksel olarak, bunlar kompakt ana galaksilerin içine gömülü" diyerek ekliyor: 

Bu bize, bu gizemli cisimlerin aslında ne olduğuna dair çok daha net bir resim sunarak erken evrende galaksilerin ve merkezlerindeki kara deliklerin nasıl birlikte büyüdüğünü anlama yolunda yeni ve önemli bir ipucu sağlıyor.

Bu ay Nature'da yayımlanan başka bir çalışmada, küçük kırmızı noktaların aslında "kara delik yıldızı" denen yeni bir cisim türü olabileceği öne sürülmüştü. Kara delik yıldızı, devasa bir kara delik ve onun etrafında bir yıldız gibi ısınan gaz kütlesini ifade ediyor.

Yeni çalışma bu hipotezi ne doğruluyor ne de çürütüyor. Araştırmacılar küçük kırmızı noktaların çevresini inceleyen daha fazla çalışmanın, bu gizemli yapılar ve evrenin ilk dönemleri hakkındaki soru işaretlerini gidermesini umuyor.

Independent Türkçe, IFLScience, Conversation, Nature Astronomy, Nature


Meta, "sapık gözlüğü"nün itibarını düzeltmeye çalışıyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Meta, "sapık gözlüğü"nün itibarını düzeltmeye çalışıyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Görünüşe göre Meta, tartışmalı akıllı gözlükleri için "acil kapatma mekanizması" üzerinde çalışıyor.

Şirket, akıllı gözlükleri ilk olarak 2021'de Ray-Ban işbirliğiyle piyasaya sürmüştü. Ön kısmında fotoğraf ve video çekmeyi kolaylaştıran bir kamera bulunan gözlükler o tarihten bu yana birçok kez yenilendi.

Ancak son aylarda gözlükler, insanların başkalarını rızası ve hatta bilgisi olmadan kayda almasını kolaylaştırdığı gerekçesiyle sürekli eleştirilere ve tepkilere maruz kalıyor. Tepkiler o kadar büyüdü ki gözlükler halk arasında "sapık gözlüğü" diye anılmaya başladı.

Meta'nın bu yıl başvurusunu yaptığı ve geçen hafta onaylanan yeni bir patent, şirketin gözlüklerin kayıt yapma imkanını sınırlandıracak yeni yöntemler üzerinde çalışıyor olabileceğini gösteriyor. Başvuru, mevcut tepkiler doruk noktasına ulaşmadan önce yapılmış olsa da patent, gözlüklerin kişilerin mahremiyetini tehdit edip etmediği yönündeki süregelen sorulara bir yanıt olabilir.

Patent, "artırılmış gerçeklik cihazları gibi tüketici cihazları" için bir özellik tanımlıyor. Meta'nın akıllı gözlüklerinden özellikle söz etmese de satışta olan ürünlere dikkat çekici ölçüde benzeyen çok sayıda görsel içeriyor. Patentte "donanım tabanlı gizlilik devre dışı bırakma devresi" diye tanımlanan bir sistemden bahsediliyor.

Bu sistem, gözlüklerdeki bir veya daha fazla sensörün doğrudan donanım üzerinden devre dışı bırakılmasını sağlayacak. Patentte bunun, "yazılımdaki güvenlik açıklarından yararlanılarak devre dışı bırakılamayacak, kurcalamaya dayanıklı gizlilik kontrolleri sağlayacağı" belirtiliyor.

Böyle bir sistem, gözlüklerin fiziksel olarak görüntü kaydedememesini sağlayacak ve cihazlara güç veren yazılıma yönelik siber saldırı veya başka bir müdahaleyle kayıt özelliğinin yeniden etkinleştirilmesini de engelleyecek.

Meta'nın gözlüklerinde, insanların haberi olmadan fotoğraf ve videolarının çekilmesini sınırlamayı amaçlayan bazı özellikler halihazırda mevcut. Bunlardan biri, kamera açıkken gözlüklerin ön kısmında yanan bir ışık. Ancak internetteki çeşitli rehberlerde bu ışığı gizlemenin farklı yolları anlatılıyor.

Independent Türkçe