Her isteyen uzaya turist olarak gidebilecek mi?

Görsel: Lou Beach
Görsel: Lou Beach
TT

Her isteyen uzaya turist olarak gidebilecek mi?

Görsel: Lou Beach
Görsel: Lou Beach

Şirketlerin özel uzay turizm çağını başlatma yarışında, Richard Branson   uzaya ilk önce gidebilen turist oldu. Kendi kurduğu Virgin Galactic şirketinin 11 Temmuz 2021'de düzenlediği bu uzay yolculuğu yolculara kişi başı 250 bin dolara mal oldu.
Devamında Amazon'un kurucusu Jeff Bezos'un, sahibi olduğu uzay araştırmaları şirketi Blue Origin'in geliştirdiği roket 20 Temmuz 2021'de başarıyla uzaya fırlatıldı. Her ne kadar uzay turizmi yarışında ikinci olsa da bu seyahat sırasında daha yüksek irtifaya çıkmayı başardı. Bezos'un da aralarında bulunduğu dört kişiyi taşıyan araç, kısa süren uzay yolculuğunun ardından tekrar döndü. Blue Origin şirketinin gerçekleştirdiği bu yolculuğun bir yolcu için maliyeti 28 milyon $ olarak açıklandı.
Başarılı uzay yolculuklarından sonra hem Virgin Galactic hem de Blue Origin firması Federal Havacılık İdaresi'nden (Federal Aviation Administration) yeni turistleri uzay yolculuğuna göndermek için onay aldı.

İlk uzay turisti 2001 yılında Dennis Anthony Tito oldu
2001 yılının ortalarında Amerikalı bir mühendis ve girişimci olan Dennis Anthony Tito, Uluslararası Uzay İstasyonu’nu ziyaret eden ISS EP-1'in mürettebat üyesi olarak yörüngede yaklaşık sekiz gün geçirdiğinde, kendi uzay yolculuğunu finanse eden ilk uzay turisti oldu. Bu görev, Rusya Federal Uzay Ajansı yönetiminde uzay aracı Soyuz TM-32 tarafından fırlatıldı ve Soyuz TM-31 tarafından Dünya’ya geri dönüş sağladı. Bu bağlamda, o zamanlar 60 yaşında olan Dennis Tito, 30 Nisan 2001’de Uluslararası Uzay İstasyonu’na vardığında ilk uzay turisti olmuş oldu ve bundan dolayı uzay turizminin 20 yıl önce başladığını söyleyebiliriz.
Uzaya giden bu isimlerin yolculuğu uzay turizmi konusunu gündeme taşıdı. Peki bu uçuşlar neden önemli? İlk uzay turizmi ne zaman oldu, bundan farkı ne? Gelecekte uzay turizmi nasıl olacak? Böyle kısa uçuşlarla mı yoksa daha mı uzun yolculuklar mı olacak?

“Daha önce sadece devlet yardımıyla yapılabilen uzay turizmi artık özel firmaların da faaliyet gösterdiği bir pazar oldu”
İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Kontrol Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği ile çift anadal yapan Dr. Oktay Arslan, ABD’de Georgia Teknoloji Enstitüsü’nde robotik alanında doktora derecesi aldıktan sonra NASA Jet İtki Laboratuvarı, Tesla gibi kurumlarda çalıştı. Arslan, şu anda Airbus'ın Silikon Vadisi’ndeki inovasyon merkezinde (Acubed) uçan taksiler, otonom yolcu uçakları ile ilgili projelerde çalışıyor.

Dr. Oktay Arslan
“Dolar milyarderlerinin girdiği yarış uzay turizminde çok farklı bir dönemin başladığına işaret ediyor” diyen Arslan, “20 yıl öncesine kadar uzaya yolculuk etmeyi sağlayacak hava araçları, roket teknolojileri sadece devletler tarafından yönetilen ve milyarlarca dolar bütçesi olan uzay ajanslarının yönetiminde yapılabiliyordu.  Astronot ya da kozmonot olmayan kimselerin uzaya turist olarak gidebilmesi için bu uzay ajanslarından izin almaları ve belli bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Son 2 hafta içinde özel firmaların yönetiminde gerçekleşen başarılı uzay yolculukları sayesinde artık özel firmalar ile uzay teknolojilerine sahip olduklarını ve uzay turizmini kendi başlarına istedikleri zaman yapabileceklerini herkese göstermiş oldular. Yani daha önce sadece devlet yardımıyla yapılabilen uzay turizmi artık özel firmaların da faaliyet gösterdiği bir pazar oldu” diyor.

“Uzay turizminin önünün açılabilmesi için aşılması gereken en büyük engel uçuş maliyetleridir”
Geliştirilen New Shepard aracının pilota ihtiyaç duymaksızın 6 yolcu taşıma kapasitesine sahip olduğunu kaydeden Dr. Oktay Arslan, şu bilgileri verdi: “Bu nedenle tasarlanan uçuş kontrol sistemi tam otonom seyahat edebilecek şekilde geliştirildi. Uzay turizminin önünün açılabilmesi için aşılması gereken en büyük engel uçuş maliyetleridir. Bu nedenle her iki firma uzay aracını tekrar kullanılabilir olacak şekilde geliştirdi. Bu şekilde uzun vadede uzaya turizm amaçlı yapılacak çok sayıda yolculuk ile uçuş başına maliyetlerin düşmesi bekleniyor. Ayrıca her iki araç yörünge-altı uçuşlar yapabilecek şekilde tasarlandı. Bunun anlamı, araçlar dünyanın etrafında yörüngede turlayacak kadar güçlü itki sistemlerine sahip değildir. Bu uzay araçları ses hızından 3 kat hızlı hareket edebilirler.”

Dr. Oktay Arslan
“Jeff Bezos’un şirketi, Richard Branson’ın aracının aslında uzaya çıkmadığını iddia etti”
“Jeff Bezos ve diğer yolcular, uzaya doğru sesten hızlı bir şekilde yol alırken her bir yolcu kendi penceresinden Dünya’yı seyretme imkanı elde etti” diyen Arslan, “Uzay araçları Dünya’nın yerçekiminin etkisinden iyice azaldığı irtifada yolcular ağırlıksız kalmayı deneyimleme şansı elde ettiler. VSS Unity aracındaki Richard Branson ve diğer yolcular ağırlıksız olmayı lığı 5 dakika boyunca deneyimlerken, New Shepard kapsülünde bulunan Jeff Bezos ve arkadaşları ağırlıksız kalmayı  3 dakika deneyimleme şansı elde ettiler.  İşin ilginç tarafı, bütün başarılı fırlatma ve inişten sonra, Blue Origin şirketi, VSS Unity aracının aslında uzaya çıkmadığını iddia etti. Çünkü NASA ve ABD hükümeti, yeryüzünden 80.47 km   irtifada ve ötesini uzay olarak kabul ediyor. Fakat, Blue Origin şirketi uzayın uluslararası kabul edilmiş olan Kármán sınırını, yeryüzünden 100 km, itibaren başladığını belirtiyor. Uzayın başlangıcı olarak Kármán sınırı referans alınırsa, VSS Unity aracı 85.3 km   irtifaya çıktığı için, aslında uzaya çıkmamış oluyor” yorumunda bulundu.  

“Uzay yolculuğu biletlerinin fiyatları birkaç Tesla hissesi olduğunda, bilet alıp uzaya çıkmak istiyorum”
Uzay turisti olmak isteyenlerin arasında Tom Hanks ve Lady Gaga gibi isimlerin olduğunu belirten Arslan, “Önümüzdeki aylarda Virgin Galactic  şirketi  yeni yolcular kabul etmeye başlamadan önce 2 tane daha test uçuşu gerçekleştirmeyi planlıyor. Halihazırda sırada bekleyen 6 yüze yakın yolcu olduğu belirtiliyor. Aday olan yolcular 250 bin dolar civarı bir para ödeyerek uzay yolculuğu için bir bilet aldılar. Uzay yolculuğu bilet fiyatlarının daha da artması bekleniyor. Blue Origin şirketi da önümüzdeki aylarda uzay yolculuğu için yeni yolcular kabul etmek istediklerini belirttiler ve Jeff Bezos’un güvenli inişinden sonra bilet satışlarını halka açtılar. Yakın zamanda uzay yolculuğu biletlerinin fiyatları birkaç Tesla hissesi tutarına eşdeğer olabilir, bu durum olduğu takdirde ben de bilet alıp uzaya çıkmak istiyorum.”

“Uzay mühendisliğinin geleceğin mesleği olarak ön sıralarda yer alacağını düşünüyorum”
İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol Mühendisliği Bölümü’nden sonra yüksek lisansını Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Kontrol dalında tamamlayan Dr. Raziye Tekin, Münih Teknik Üniversitesi Uçuş Sistemleri Dinamiği Enstitüsü’nde doktora yaptı. Tekin, Roketsan A.Ş’de Kıdemli Tasarım Lideri olarak görev yapıyor.

Dr. Raziye Tekin
“Bir Roket mühendisi olarak, insanlığın merak ve azminin bu noktalara taşındığını görmek beni çok mutlu ediyor” diyen Tekin, “Özellikle otonom sistem algoritmaları ve yörünge planlama üzerine çalışan bir kişi olarak oldukça heyecan verici bir durum. Türkiye’nin son 10-15 yılda kazanmış olduğu teknolojik ivmeyi düşünürsek, uzay konusunda da başarılı çalışmaların geleceğini beklemek yanlış olmayacak. İlaveten, uzay mühendisliğinin geleceğin mesleği olarak ön sıralarda yer alacağını düşünüyorum” diyor.

“Doğanın bu kadar alarm verdiği bir çeyrek yüzyılda, uzaya gitmeye eş değer maliyette sosyal sorumluluk projesi ile beraber yapılmalı”
Uzay seyahatine fırsatım olursa gitmek istediğini kaydeden Tekin, “Tabi eğer masmavi bir dünya görebileceksem. Uzay çağının, sanayi çağından bir şeyler öğrenmiş olmasını bekliyorum. Dünya’ya ve Dünya kaynaklarına saygılı, çevre ve uzay kirliliklerine dikkat eden tasarım ve şirket organizasyonların olması da geleceğimiz için bir o kadar önemli. Ve bu noktada bazı regülasyonların yapılması oldukça kritik. Ücreti karşılığında uzay seyahatinin yapabileceği model beni rahatsız ediyor. Doğanın bu kadar alarm verdiği bir çeyrek yüzyılda, uzaya gitmenin eş değer maliyette sosyal sorumluluk projesi ile beraber yapılmasını beklemek naif olacaktır ama belki de olur” şeklinde konuşuyor.

Dr. Raziye Tekin
“Uçuşları biraz daha uzatacak ve ucuzlatacak değişim Space Perspective gibi şirketlerin uzay balonları ile gelebilir”
ODTÜ'de Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Fizik üzerine çift ana dal yaptıktan sonra Harvard Üniversitesi'nden fizik doktorasını alan Dr. Tansu Daylan, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)’nde astrofizik alanında doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştı. Daylan, şu anda Princeton Üniversitesi’nde araştırmalarını sürdürüyor.
“Virgin Galactic ve Blue Origin uçuşları uzay turizminin ucuzlamaya başladığı bir dönemi başlattı” diyen Daylan, “Bugüne kadar bildiğimiz uzay turizmi, zengin insanların on milyonlarca dolar ödeyerek ISS'e gitmesinden ibaretti. 2000'li yılların başında başlayan bu nadir seyahatler ABD'nin Soyuz'u kullanmak zorunda kaldığı dönemde kesilmişti zaten. Şimdi başlayacak yeni süreçte beklenti, uzay uçuşlarının birkaç yüz bin dolara kadar ucuzlaması. Elbette bu uzay uçuşları ISS'te bir hafta geçirmeye benzemiyor. Örneğin Virgin Galactic tarafından geliştirilen uçuş iki buçuk saat sürmesine rağmen ağırlıksız hissedilen süre sadece birkaç dakika. Yine Blue Origin'in roket uçuşu da toplamda 10 dakika civarı sürüyor. Belki bu deneyimi biraz daha uzatacak ve ucuzlatacak değişim Space Perspective gibi şirketlerin uzay balonları ile gelebilir” yorumunda bulundu.

Dr. Tansu Daylan
“SpaceX'in yakın zamanda Türksat 5A uydumuzu da başarıyla fırlattığını hatırlatalım”
Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri mezunu olan Halit Mirahmetoğlu, Çin Beihang Üniversitesi’nde Uzay Çalışmaları alanında eğitim aldı. Yüksek lisansını Fransa’da International Space University’de ‘Uzay Proje Yönetimi’ üzerine yapan Mirahmetoğlu, Milli Savunma Üniversitesi Hezarfen Havacılık ve Uzay Teknolojileri Enstitüsü’nde doktora çalışmalarını sürdürüyor. Mirahmetoğlu Gökmen Uzay ve Havacılık Eğitim Merkezi'nin Genel Müdürlüğünü yürütüyor.
Amerika’da özel sektörün uzay çalışmalarına girmesiyle beraber özellikle fırlatma sektöründe radikal değişimler gözleneceğini belirten Mirahmetoğlu, şunları söylüyor: “Yörüngeye çıkma maliyetinin yüzlerce kat aşağı çekildiği bir milyarderler teknolojik mücadelesi yaşıyoruz. SpaceX şirketiyle Elon Musk şüphesiz bu konudaki en başarılı isim olarak ön plana çıktı. Falcon9 ile düşük maliyetli ve yeniden kullanılabilir roketler serisini defalarca başarı ile fırlatmayı başardı. Dikine iniş yapabilen bu roket teknolojisinin Uluslararası Uzay İstasyonuna insanlı uçuş gerçekleştirmesi ile Rusların yıllardır kullanılan soyuz teknolojisine güçlü bir alternatif gelmiş oldu. Richard Branson'un Virgin Galactic ve Jeff Bezos'un Blue Origin şirketleri de sırayla uzay sınırını geçebileceklerini göstererek sektörün gelişmesine katkı sağladılar. SpaceX'in yakın zamanda Türksat 5A uydumuzu da başarıyla fırlattığını hatırlatalım. Hem insan hem de kargo taşımacılığında başarılı olan SpaceX şirketinin aksine, Blue Origin ve Virgin Galactic daha çok uzay turizmi üzerinden ilerlemeyi tercih ediyorlar.”

“Londra'dan Newyork'a 1 saatte ulaşmanın mümkün olduğu bir hizmet bugünkü hava taşımacılığına ciddi bir alternatif olarak karşımıza çıkacak”
Dünyanın dört bir yanında uzaya çıkmak için milyonlarca dolar ücret ödemeye hazır zenginlerin olduğu  kaydeden Mirahmetoğlu, “Bu teknolojinin diğer bir yansımasının ise sub-orbital uçuşlar vasıtasıyla kendini göstermesi bekleniyor. Uzay sınırına kadar yükselen bir araç, sürtünme ve yerçekiminden kurtularak çok yüksek hızlara çıkabilir. Bu sayede Londra'dan Newyork'a 1 saatte ulaşmanın mümkün olduğu bir hizmet bugünkü hava taşımacılığına ciddi bir alternatif olarak karşımıza çıkacak” diyor.

“NASA ile ciddi kontratları olan Fatih ve Eren Özmen çiftinden güzel haberler alacağım”
“İsmi yeterince zikredilmeyen ama NASA ile ciddi kontratları olan bir diğer uzay şirketi ise SNC” diyen Mirahmetoğlu, “Sahipleri ise, Fatih ve Eren Özmen çifti. Dreamchaser adlı araçları mini bir uzay mekiği görünümünde. Yakın zamanda kendilerinden de güzel haberler alacağımdan eminim” yorumunda bulunuyor.

“Yakın zamanda Roketsan ve DeltaV şirketlerimizin fırlatma denemeleri başarı ile sonuçlandı”
Son yıllarda Türkiye’deki uzay çalışmalarının ciddi bir ivme kazandığını belirten Mirahmetoğlu, şu bilgileri veriyor: “Türkiye Uzay Ajansının kurulması ve 9 şubat 2021 tarihinde Milli Uzay Programının açıklanması ile hedeflerimiz netleşti. 10 stratejik hedef doğrultusunda fırlatma sistemlerimizin geliştirilmesinde, uydu üretim çalışmalarına, ay görevlerinden, uzay farkındalığı oluşturmaya kadar geniş bir perspektifte çalışmalar hızlandı. Yakın zamanda Roketsan ve DeltaV şirketlerimizin fırlatma denemeleri başarı ile sonuçlandı. Konulan hedeflerin tamamı ulaşılabilir ve kapasitemizin yeterli olduğu hedefler. Türksat 6A ile yerli ve milli teknoloji oranımızı oldukça yukarı çekiyoruz. Göktürk1 yenileme anlaşması henüz imzalandı ve sektöre değerli kazanımlar getireceğimden hiç şüphem yok.”

Halit Mirahmetoğlu
“Ülkemizden bu konuda bir çalışma gelmesini beklemiyorum”
Bilgisinin dahilinde uzay turizmi üzerine ülkemizde ayakları yere basan bir girişim olmadığını söyleyen Mirahmetoğlu, “Yurtdışındaki girişimlerin ülkemizde pazarlanması amacıyla zaman zaman bazı girişimcilerin çabalarını görüyoruz. Lakin uzay turizminin kuralları henüz tam olarak konulmadı. 20 sene önce öğrenciliğim sırasında konuşulan her şey bugün de aynen devam ediyor. Teknoloji insanı uzaya çıkarabilecek düzeye çıktı. Fakat uzayda daha uzun süre geçirmek için henüz yeterince ucuz ve güvenli değil. Ülkemizden bu konuda bir çalışma gelmesini beklemiyorum” şeklinde yorumda bulundu.  
Independent Türkçe



İnternet güvenliğine yapay zeka darbesi: Google kritik programı durdurdu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İnternet güvenliğine yapay zeka darbesi: Google kritik programı durdurdu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Yapay zeka, güvenlik araştırmacılarının interneti ve teknolojimizi güvende tutmak için kullandığı temel yöntemlerden birini sekteye uğratıyor.

Google, yapay zeka nedeniyle artık sürdürülemediği için kritik güvenlik programlarından birini geçici olarak kapatacağını geçen hafta duyurdu.

Şirket, açık kaynaklı yazılımlardaki kritik güvenlik açıklarını tespit etmeye odaklanan "Güvenlik Açığı Ödül Programları"ndan birini askıya aldığını açıkladı. Genellikle "hata ödül programları" (bug bounty) diye bilinen bu programlar, hackerları yazılımlardaki sorunları şirketlere bildirmeye teşvik ediyor. Amaç, güvenlik açıklarını hackerlar bunlardan yararlanmadan önce gidermek.

Bu programlar, siber güvenlik araştırmacılarının çalışmaları karşılığında ödüllendirilmesinin önemli bir yolunu sunuyor. Ayrıca onları, buldukları hataları kendi saldırılarını düzenlemek için kullanmak yerine güvenlik sorunlarının giderilmesine yardımcı olmaya teşvik ediyor. Çoğu büyük teknoloji şirketi, yazılımlarını ve platformlarını korumadaki önemini göz önünde bulundurarak bu tür hata ödül programlarını kendileri yürütüyor.

Ancak Google, yapay zekanın rapor göndermeyi kolaylaştırması nedeniyle bu programlardan birini geçici olarak donduracağını açıkladı. Şirket, X'te paylaştığı gönderide "Bu duraklama, büyük çoğunluğu geçerli olmayan otomatik gönderimlerde yaşanan kayda değer artıştan kaynaklanıyor" diye yazdı.

Bu haber, yapay zekanın çevrimiçi güvenliği ciddi tehlikeye atabileceğine dair endişelerin giderek arttığı bir dönemde geldi. Bu endişelerin büyük kısmı, güçlü ve yeni modellerin yazılımdaki güvenlik açıklarını bulmayı kolaylaştırması ve bu açıkların daha sonra hackerler tarafından suiistimal edilebilmesine odaklanıyor. Ancak Google'ın açıklaması, yapay zekanın yaygınlaşmasının başka zararlı etkileri de olabileceğini gösteriyor.

Google, hata ödül programını askıya alan tek şirket değil. Çünkü çok az çaba gerektiren ve genellikle hatalı raporların sayısında yaşanan fırlama, mühendislerin gerçek sorunları bulup düzeltemeyecek kadar yük altında kalmasına yol açıyor. Linux'ın kurucusu Linus Torvalds önceki aylarda, "ardı arkası kesilmeyen yapay zeka raporlarının" güvenlik çalışmalarını "neredeyse yönetilemez" hale getirdiğini söylemişti. Intel ise geçen ay, hata bildirimleri için 100 bin dolara kadar ödül veren benzer bir programı kapatmış gibi görünüyordu. Ancak şirket, gerekçe olarak yapay zekayı açıkça belirtmemişti.

Independent Türkçe


ChatGPT artık daha fazla reklam gösterecek

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

ChatGPT artık daha fazla reklam gösterecek

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ChatGPT kullanıcıları yakında çok daha fazla reklamla karşılaşabilir.

OpenAI, bu yıl ChatGPT içinde reklam göstermeyi denemeye başlamış, başlangıçta kapsamı sınırlı tutsa da zamanla daha fazla bölgede daha fazla kullanıcıya ulaşacak şekilde genişletmişti. Şirket, ücretsiz hizmetlerini sürdürmek için gereken altyapı ve yatırım maliyetlerini karşılamak adına reklam göstermenin gerekli olduğunu defalarca öne sürdü.

Reklamlar, verilen yanıtın altında ve yanıt içeriğinden ayrı bir şekilde gösteriliyor. Ancak şirket artık ChatGPT resim oluşturduğunda devreye girecek yeni bir görsel formatla bu uygulamayı genişlettiğini belirtiyor.

Reklamlar ilk aşamada ABD'de sınırlı sayıda reklam verenle denenmeye başlanacak. Bununla birlikte ChatGPT, reklamların zamanla diğer ülkelere ve reklam verenlere yayılacağını, sadece görsel oluşturma süreçlerinde değil, başka alanlarda da karşımıza çıkabileceğini ima etti.

Şirket reklamların açıkça etiketleneceğini, oluşturulan görselden ayrı tutulacağını ve ChatGPT'nin verdiği yanıtları etkilemeyeceğini vurguladı. Ayrıca ChatGPT'nin reklamların "duygusal açıdan savunmasız, hassas veya başka nedenlerle uygunsuz bağlamlar" gibi sakıncalı durumlarda görünmesini engelleyen bir dizi güvenlik önlemine sahip olduğunu da belirtti.

OpenAI, reklamlar için yeni görsel formatı duyururken, daha fazla reklam türü ve formatının da yolda olduğunun sinyalini verdi. Şirket, "İşletmelerin müşterilere yararlı ve ilgili yollarla ulaşmasına yardımcı olmak, her ölçekten işletmeye büyüme ve gelişme fırsatları sunmak amacıyla reklam platformumuzu yeni format ve yeteneklerle geliştirmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.

OpenAI, daha fazla kişinin yapay zeka araçlarına erişimini finanse etmenin bir yolu olarak reklamlarını öne çıkardı ve bu sayede insanların abonelik ücreti ödemeden sistemlerine erişebildiğini savundu. Yapay zeka sistemleriyle görsel üretmek, şu anda özellikle maliyetli bir işlem.

Öte yandan bu hamle, şirketin planlanan halka arz süreciyle ve ürünlerinin (ki bunların işletilmesi şirkete her yıl onlarca milyar dolara mal oluyor) geniş çaplı kullanımını kâra dönüştürüp dönüştüremeyeceğine dair soru işaretleri gündemdeyken geldi.

Independent Türkçe


Wikipedia'daki kesintinin nedeni OpenAI botları çıktı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Wikipedia'daki kesintinin nedeni OpenAI botları çıktı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Wikipedia'yı bünyesinde barındıran Wikimedia Vakfı, çevrimiçi ansiklopedide mayısta yaşanan kesintinin, "kontrolden çıkmış" OpenAI ajanlarından gelen milyonlarca otomatik veri talebinin de dahil olduğu yoğun trafikten kaynaklandığını açıkladı.

Wikimedia pazartesi günü yaptığı açıklamada 7 Mayıs'taki kısmi kesintinin, milyonlarca sayfayı ziyaret eden ve yüzbinlerce veri talebinde bulunan yapay zeka ajanları tarafından tetiklendiğini belirtti.

Vakıf, "OpenAI'ın işlettiğini düşündüğümüz ajanlar, Wikimedia projelerindeki bilgilere erişmek için halka açık API'larımıza milyonlarca otomatik istek gönderdi, milyonlarca sayfayı taradı ve Vikiveri Sorgu Hizmeti'ne yüzbinlerce veri talebinde bulundu" ifadelerini kullandı.

'Kontrolden çıkmış' yapay zeka ajanlarının, bizimki gibi platformlar üzerinde yaratacağı etkiden derin endişe duyuyoruz.

Vakıf, OpenAI ajanlarının Wikipedia sitelerinde izinsiz değişiklikler bile yaptığını ve bunlar arasında, atıf yapma aracı Etherpad'e yönelik "potansiyel olarak kötü niyetli düzenlemelerin" de yer aldığını ifade etti.

Wikimedia, "neler yaşanmış olabileceği, bu faaliyeti soruşturup kaynağını belirlemenin zorluğu ve bunun için gereken çabanın yanı sıra genel olarak platformlarımızdaki ajan tabanlı yapay zeka faaliyetlerinin artan risklerine dair endişe duyduğunu" belirtti.

Vakıf, "Bu davranışın, bunu sürdüren kişiler veya kuruluşlar için 'yeni normal' haline gelmesine izin vermemeliyiz" diye ekledi.

Yapay zeka sektörü son aylarda birden fazla ciddi güvenlik olayıyla sarsılırken, bunların ilki olan Hugging Face ihlalinde OpenAI ajanları temmuzda kendi başlarına başka bir yapay zeka şirketini hacklemişti.

Aynı ayın ilerleyen günlerinde Anthropic, yapay zeka modellerinin testler sırasında üç başka kuruluşu hacklediğini açıklamıştı.

Daha yakın zamanda ise OpenAI, ajanlarının Amerikan hükümetine ait birkaç internet sitesiyle beklenmedik şekillerde etkileşime girdiğini tespit ettiğini eylülde duyurmuştu.

OpenAI, kontrolden çıkmış yapay zeka ajanlarından birinin haziranda Avustralya hükümetine ait internet sitelerine izinsiz erişim sağlamasının ardından salı günü yaptığı açıklamada, eylemlerinin "yeterince iyi olmadığını" kabul etti.

Şirketin strateji başkanı Jason Kwon, "Özür dileriz ve Avustralya halkının güvenini yeniden kazanmak için yapacak çok işimiz olduğunu biliyoruz. Bu işi yapmaya kararlıyız" dedi.

Bu olaylar üzerine sektör uzmanları, yapay zeka güvenlik açıklarına yönelik daha fazla araştırma yapılması ve bu teknolojideki hızlı gelişimin yavaşlatılması çağrısında bulundu.

İhlallerin ardından OpenAI, önceki modellerine kıyasla "daha yüksek düzeyde aldatma" sergilediğini iddia ettiği en yeni yapay zeka modelinin çıkışını erteledi.

Şirket, kayıtlarını ay ay gözden geçirerek "çoktan tespit ettikleri vakaların dışında olası istem dışı faaliyetleri araştırmak" için günde yarım milyon dolardan fazla harcama yaptığını açıklamıştı.

OpenAI, Wikimedia'nın 7 Mayıs'taki olayla ilgili "ayrıntılı bulgularını" takdir ettiğini ve kuruluşla birlikte çalışarak botlarının faaliyetlerini incelediğini belirtti.

Şirketin sözcüsü Drew Pusateri, "Bu çalışma ilerledikçe konuyla ilgili bilgileri paylaşmaya devam edeceğiz" dedi.

Wikimedia yaptığı açıklamada, "Yapay zeka şirketleri, sistemlerinin güvenliğini sağlamak ve neden oldukları zararlardan kamuoyunu korumak için yeterince çaba göstermiyor" diyerek "bu yükün, daha küçük kuruluşlar da dahil diğer herkesin omuzlarına bindiği" uyarısında bulundu.

Altyapımız üzerindeki bu yoğun baskı, sadece sunucular ve insan gücü maliyetlerini artırmakla kalmıyor, önlem alınmaması halinde sistemleri aşırı yükleyip kesintilere yol açarak kullanıcıların erişimini de engelleyebiliyor.

Kurum, "Bunun gibi olaylar ve geçmişte ortaya çıkarılan ve hâlâ ortaya çıkarılan pek çok diğer olay, yapay zeka ajanlarının kaynakları nasıl tüketip sunucuları çökertebileceğini ve güvenilir bilgilerin bütünlüğünü bozmaya çalışabileceğini gösteriyor" uyarısında bulunarak OpenAI'ı, "bu riskleri izleyip önleme sorumluluğunu kabul etmeye" çağırdı.

Independent Türkçe