Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye kimsenin kapı kulu değildir

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye kimsenin kapı kulu değildir

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in açıklamalarına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye kimsenin bu noktada kapı kulu değildir." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurulu'na katılmak üzere ABD'ye hareketi öncesi Atatürk Havalimanı'nda basın toplantısı düzenledi.
Başkanlığını Büyükelçi Volkan Bozkır'ın üstlendiği geçen yılki genel kurulun Kovid-19 salgını nedeniyle fiziken yapılamadığını hatırlatan Erdoğan, 14 Eylül itibarıyla görevini tamamlayan Bozkır'ı zorlu dönemde sergilediği yöneticilik meziyetleri için tebrik etti.
Erdoğan, bu yılki genel kurulun "Kovid-19 Salgınının Atlatılması, Sürdürülebilirliğin Yeniden İnşası, Gezegenin İhtiyaçlarına Cevap Verilmesi, İnsanların Haklarına Saygı ve Birleşmiş Milletlerin Yeniden Canlandırılması İçin Dayanıklılığın Umut Yoluyla Tesisi" temasıyla gerçekleştirdiğini dile getirerek, şu bilgileri paylaştı:
"Büyük önem atfettiğimiz ve öncü rol oynadığımız sağlık, iklim ve sürdürülebilir kalkınmaya dair meseleler, genel görüşmelerin gündeminde ağırlıklı yer tutuyor. Genel kurula 110 civarında ülkenin devlet ve hükümet başkanı düzeyinde fiziki katılım sağlanması bekleniyor. Görüşmelerin ilk gününde 21 Eylül Salı günü Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna hitap edeceğim. Konuşmamda Türkiye'nin çok taraflılığa ve daha adil bir dünya düzeninin tesisi hedefine olan güçlü desteğini vurgulayacağım. Birleşmiş Milletlerin gündeminde yer alan temel meselelere ilişkin görüşlerimizi paylaşacağım. Tüm insanlığı tehdit eden meydan okumalara yönelik yaklaşımımızı genel kurul kürsüsünden dile getireceğim. Geçtiğimiz yıllardan farklı olarak bu sene genel kurul kapsamında düzenlenecek etkinliklerin bir bölümü çevrimiçi olarak icra edilecek. Bu çerçevede çevrimiçi icra edilecek BM Gıda Sistemleri Zirvesi'yle BM Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu Toplantısı'na birer video mesajla iştirak edeceğim. Ziyaretim vesilesiyle BM Genel Sekreterinin yanı sıra çok sayıda devlet ve hükümet başkanıyla ikili görüşmelerim olacak."

"Türkevi binamızın açılışını gerçekleştireceğiz"
New York'ta bulunduğu süre zarfında Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASK) tarafından düzenlenecek "Daha Adil Bir Dünya Mümkün" başlıklı konferansta ABD'deki vatandaşlarla, soydaşlarla ve Amerikan Müslüman toplumunun temsilcileriyle bir araya geleceğini ifade eden Erdoğan, "New York'ta diplomatik temsilciliklerimize ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilciliğine ev sahipliği yapacak olan Türkevi binamızın açılışını yerli ve yabancı çok sayıda dostumuzla, misafirimizle birlikte pazartesi günü anlamlı bir törenle gerçekleştireceğiz. BM binasının hemen karşısında yer alan arsamız üzerinde tarihi ve geleneksel mimari unsurların en modern tekniklerle birleşmesi neticesinde inşa edilen binamız, milletimize kazandırdığımız yeni bir şaheser olarak hizmete girmiş olacak" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı gün Amerikan düşünce kuruluşlarından Dış Politika Derneği ve SETA DC tarafından ortaklaşa düzenlenecek etkinlikte Amerikan akademik çevreleriyle buluşacağını, ayrıca ABD'deki bazı basın yayın organı temsilcileriyle görüşme ve mülakatlar gerçekleştireceğini söyledi.
Türk ve Amerikan iş dünyasının temsilcileriyle de görüşmeleri olacağını bildiren Erdoğan, Türk-Amerikan İş Konseyi tarafından düzenlenecek 11. Türkiye Yatırım Konferansı'na da iştirak edeceğini belirtti.
Ziyaretinde son derece yoğun bir temas ve toplantı trafiği içerisinde bulunacağını dile getiren Erdoğan, "Daha Adil Bir Dünya Mümkün eserimizi de gerek İngilizce gerek Arapça gerek Türkçe gerek Fransızca, bu tür yabancı dillerde hazırladık. Onları da muhataplarına aynı şekilde inşallah takdim edeceğiz. 4 dilde hazırlıklar yapıldı ve BM'de, açılış törenimizde de bunları muhataplara takdim edeceğiz" dedi.
Bir gazetecinin "Fahiş fiyat artışlarıyla ilgili atılacak farklı adımlar var mı? Emlak sektöründe de benzer bir manzara var. Bazı öğrenciler kiralık ev bulma noktasında sıkıntı yaşıyor. Bu konuda da ne gibi adımlar atılması bekleniyor?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir konuyu zail addettiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Zira bizim işimiz zaten böyle bir adaletsizlik, böyle bir zulüm, böyle bir suistimal varsa bunun sorumlusu olan bakan arkadaşlarım, bunları yakın takibe almak suretiyle bu zulmün önüne geçeceğiz. Yalnız şunu çok açık ve net söyleyeyim özellikle yurt konusunda bir defa Türkiye'de biz bugüne kadar hiçbir iktidarın yapmadığı yatırımları yaptık. Bizim bir milyona yakın yatak kapasitesi olan yurtlarımız var. Bizden önceki dönemlerde böyle yurt söz konusu değildi. Bunları biz yaptık, gayet de lüks yurtlar yaptık. Bu yurtlar çift yatak, bilemediniz 3 yataklı odalar olmak üzere gayet modern şekilde bu yurtlarımızı yaptık. Bu konuda da yurtlarımızla iftihar ediyorum. Kredi ve Yurtlar Kurumumuzun attığı bu adımlarla da iftihar ediyorum.
Tabii Bay Kemal'e kalırsa, Bay Kemal'e ne yaparsanız yapın, yediremezsiniz. Çünkü onun dünyası farklı, dikili bir taşı yok, dikili bir ağacı yok. Ama yalan mı? Aman yarabbi, bunda bol. Onunla beraber hareket eden bazı medya grupları da var. Onlar devamlı karalama kampanyasını da sürdürüyorlar. Ne yaparlarsa yapsın, kervan yürüyor ve yürüyeceğiz. Hiçbir dönemde olmadığı kadar yoğun bir şekilde öyle bir yalan atıyor ki bir sene içinde Türkiye'de bu sorunu bitirecekmiş. Zaten böyle abartılacak bir sorun yok ki. Ne abartıyorsun? Şu anda bizim üniversite öğrencilerimize yönelik atılan bu adımlar hiç bir dönemde atılmış değil. Gayet başarılı şekilde yürüyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dün baktım yine sözcüsü bir şeyler söylüyor. Söylediği ne? Aman yarabbi yine yalan, yine yalan. Diyor ki 'çiftçi battı.'. Ben daha bir gün önce şekerpancarı ile ilgili fiyat açıkladım. Açıkladığım fiyat ne? Yüzde 25 şeker pancarına biz zam yaptık. Çaydaki zam enflasyonun çok çok üzerinde fındık da hakeza öyle. Bütün bunlar birer gerçekken adam çıkıyor, yalanın daniskasını atıyor. Ben de diyorum ki bu yalancılara değil, benim vatandaşım ne diyor? Benim vatandaşım ise gayet memnun" diye konuştu.

"Bu ciddi fiyat farklılıklarını da süratle kaldıracağız"
Şehirleri dolaştığını, nerede ne var hepsini yerinde gezerek gördüğünü ifade eden Erdoğan, "Bunların yalanlarına inanmak mümkün değil" dedi.
Göreve geldiklerinde üniversite öğrencilerinin aldığı bursun 45 lira olduğunu, bu miktarın 650 liraya çıktığını dile getiren Erdoğan, "Bunun yanında artık asistan seviyesinde olanlar neredeyse asgari ücret seviyesinde bir ücret alıyor. Ama bunlar bunu görmek istemiyorlar. Görmeyecekler de... Harçlar biliyorsunuz uzun yılların sorunuydu. Bu harçları kim kaldırdı? Biz kaldırdık. Önce bunu onlara sormak lazım. Sizin döneminizin sorunu olan bu harçları, üniversite öğrencilerinin eylem yaptığı o dönemleri biz unutmadık. Bunlar, CHP döneminden gelen sorunlardı ama biz bunları kaldırdık" değerlendirmesinde bulundu.
Özellikle Ticaret Bakanı'nın sorununun biraz yoğun olacağını ifade eden Erdoğan, "O da nedir? Zincir marketler başta olmak üzere tüm marketlerdeki bu denetimleri ciddi bir şekilde sürdürmek suretiyle, bu zincir marketlerdeki fiyat farklılıklarını, üzerine üzerine gitmek suretiyle buralardaki bu ciddi fiyat farklılıklarını da süratle kaldıracağız. Bunu inşallah Amerika dönüşü de bizzat işin üzenine kendim de ilgilenmek suretiyle gideceğiz" dedi.

"Yaptığımız çalışmayı belli bir noktaya getirip, hiç uzatmadan meclise göndereceğiz"
Bir gazetecinin, "Sayın Devlet Bahçeli 'Yüzde 7 konusunda Cumhur İttifakı olarak tescilledik.' dedi. Bundan sonraki yasal süreç nasıl ilerleyecek? Ayrıca seçim yasasında başka değişiklikler planlanıyor mu daraltılmış bölge gibi?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu yanıtı verdi:
"Bu konuyla ilgili görevlendirdiğimiz arkadaşlar çalışmalarını artık belli bir noktaya getirdiler. İnşallah Amerika dönüşü tekrar kendilerini dinleyeceğiz. Dinledikten sonra da yolumuza her oradaki başlıklarla yürüyeceğiz. Temennimiz odur ki inşallah 2023 seçimlerine girerken çok daha faklı bir şekilde girelim. Türkiye'nin de arzuladığı, beklediği bir sistemi inşallah yakalamış olalım. Bu konuda da biliyorsunuz meclis şu anda kapalı. Meclis açıldığı anda da inşallah bu yaptığımız çalışmayı belli bir noktaya getirip, hiç uzatmadan meclise göndereceğiz ve müzakerelere de bu şekilde başlamış olacağız."

"Koridorun açılması, açılmaması meselesi siyasi bir mesele"
Afganistan'da Türkiye'nin insani yardım konusunda çalışmalarının olup olmadığı sorulan Erdoğan, insani yardım konusunda Türkiye'nin hiçbir zaman tereddütünün olmadığını hatırlatarak, dost ülkelere her zaman insani yardımı gerçekleştirdiklerini, bu dönemde gerek devlet olarak gerek STK'larla Afganistan'a insani yardım gönderileceğini söyledi.
Azerbaycan ve Nahcivan arasında bir koridor açılması planıyla ilgili Ermenistan Başbakanı Paşinyan'ın bu koridorun oluşmasına izin vermemesi açıklamasıyla ilgili görüşleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi:
"Bu koridorun açılması, açılmaması meselesi siyasi bir mesele. Bir taraftan bunu söylerken bir diğer taraftan da benimle görüşme arzu etmesi herhalde düşündürücüdür. Eğer Tayyip Erdoğan'la bir görüşme arzu ediyorsa işte burada artık belli adımların da atılması lazım. Biz görüşmelere kapalı değiliz, görüşmeleri yaparız. Nitekim, Gürcistan Başbakanıyla da görüşme arzusunu bana iletti, o da bana geldi. Ama dediğim gibi biz bu görüşmeleri yaparken burada onların olumlu yaklaşım göstermek suretiyle bu adımları atması lazım. Bu konularda Gürcistan Başbakanı'nın bu diyalog talebini bana ulaştırması ve burada yeni bir sürecin başlaması için böyle bir adımın atılması, eğer bu konuda gerçekten samimiyse ben de samimiyetimizi gösterir ve diplomasiyi orada başlatırız. Diplomasi başladığı zaman tabii burada bir şeylerin alınıp verilmesi lazım. Temenni ederim ki burada olumsuzluklar değil, olumlu yaklaşımlar hakim olur. Böylece inşallah Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki bu sıkıntı, bu koridorların açılması vesilesiyle aşılmış olur."

"Türkiye, gereken adımların karşı taraftan da atılmasını bekliyor"
Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in yaptığı açıklamalar hatırlatılarak, Liderler Zirvesi'nde göçmenler konusunda bir mesajı olup olmadığı sorulan Erdoğan, "Göçmenler konusunda tabii ki mesajımız olacak çünkü bunun en büyük yükünü, kahrını çeken biziz" dedi.
Türkiye'de 4 buçuk milyon göçmen olduğunu hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bunlarla ilgili de bu yükü kaldırmaya çalışan Türkiye, gereken adımların karşı taraftan da atılmasını bekliyor. Birinci derecede Batı bunun karşı tarafta en önemli adım atması gereken bir blok. Bunu kendilerinden görmemiz lazım. Tabii Miçotakis'in görüşme talebini de yine aynı şekilde biz Amerika'da gerçekleştireceğiz. Kendisiyle de orada görüşmemiz var. Maalesef arzu edilmeyen orada bazı beyanlar oldu. Tabii bunun üzerinde de Dışişleri Bakanlığımız gerekli açıklamaları yaptı. Bunda ne derece samimiler, ne derece direnecekler bunu da göreceğiz. Türkiye kimsenin bu noktada kapı kulu değildir. Atılması gereken adımları da biz dürüst bir şekilde karşımızdakilerden görmemiz lazım. Eğer görmezsek gereken kararı alır ve ona göre de adımlarımızı atarız."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ABD'ye gitti
Açıklamaların ardından apronda bulunan askeri tören kıtasını selamlayan Erdoğan'ı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı uğurladı.
"TC-TRK" uçağıyla ABD'ye hareket eden Erdoğan'a eşi Emine Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım eşlik etti.



Amerikalı Hristiyanlar, Suriye ve Tucker Carlson'ın değişimi

 Suriye'nin eski Halep bölgesindeki yıkımın ortasında kilisenin bir bölüm, 10 Aralık 2016
Suriye'nin eski Halep bölgesindeki yıkımın ortasında kilisenin bir bölüm, 10 Aralık 2016
TT

Amerikalı Hristiyanlar, Suriye ve Tucker Carlson'ın değişimi

 Suriye'nin eski Halep bölgesindeki yıkımın ortasında kilisenin bir bölüm, 10 Aralık 2016
Suriye'nin eski Halep bölgesindeki yıkımın ortasında kilisenin bir bölüm, 10 Aralık 2016

Kemal Allam

Son zamanlarda ABD Başkanı Donald Trump ve “ABD'yi Yeniden Harika Yap” (MAGA) hareketinin yakın çevresinde İsrail'i çevreleyen yoğun tartışma hakkında çok şey söylendi ve yazıldı. Zira şu anda ABD, Trump yönetiminin İsrail'e verdiği sarsılmaz desteğe karşı eşi benzeri görülmemiş bir tepkiye sahne oluyor.

Bu tartışma genellikle olduğu gibi Bernie Sanders destekçileri veya radikal sol tarafından değil, ABD'nin güneyindeki muhafazakar Hristiyan çevrelerin kalbi tarafından yönetiliyor. Bu hareketin büyük bir kısmına, tartışmasız Trump'ın yakın çevresindeki en önemli ve etkili isim olan Tucker Carlson öncülük ediyor.

Suriye'deki savaşın ve özellikle Suriyeli Hristiyanların içinde bulunduğu kötü durumun, Tucker'ın Fox News'deki tavrını değiştirmesine neden olduğunu söylemek abartı olmaz. Buna ilave olarak, Arap Hristiyanları tekrar gündeme getirmek ve Amerikan medyasında seslerini duyurmak için uzun bir yolculuk başladı. Amerikalı Hristiyan gruplar da Suriye'yi yavaş yavaş Hristiyanlığın kalbi olarak görür hale geldiler.

Doğu Hristiyanlığının kalbi Suriye

Suriye, 19. yüzyıldaki Osmanlı dönemine kadar giden uzun bir süre boyunca, Amerikalı Hristiyanlar için her zaman özel bir yere sahip oldu. O zamanlar Suriye Antakyası olarak bilinen ve şimdi Türkiye’nin kontrolünde olan Hatay’a yapılan hac yolculuklarında, Amerikalı hacılar Antakya ve Tarsus'tan Şam'a, ardından güneye doğru ilerleyerek Kudüs'te hac yolculuklarını tamamlarlardı.

Suriyeli rahipler Aramice ve Süryanice öğretiyor ve burada çeşitli Amerikan kolejleri kuruluyordu. Ünlü Amerikan Beyrut Üniversitesi bile 1863 yılında öncelikle Suriye Protestan Koleji adıyla açılmıştı. “Suriye” kelimesi ilk Hristiyanlarla yakından ilişkilendirilmiş ve hatta ders kitaplarında Kudüs, Güney Suriye'nin bir parçası olarak kabul edilmişti. Bu, elbette Filistin'in ve özellikle Kudüs'ün Büyük Suriye'nin bir parçası olarak kabul edildiği klasik Arapçadaki “Biladüş-Şam” terimiyle de örtüşüyor. Buna göre Hristiyanlığın beşiği Antakya'dan Şam'a ve Kudüs'e kadar uzanıyordu.

Tucker, İsrail'e Hristiyan desteğinin önde gelen isimlerinden Ted Cruz'a meydan okumuş, milyonlarca kişi tarafından izlenen bir videoda onu küçük düşürerek, ABD'nin şimdi İsrail'de ne yaptığını ve Arap Hristiyanları neden görmezden geldiğini sormuştu

Suriye'deki savaşın, Irak'tan Filistin'e kadar Doğu Hristiyanlığına yönelik baskıyı tartışmasız bir şekilde ön plana çıkardığını söyleyebiliriz. Tıpkı 19. yüzyılda olduğu gibi, Amerikalılar bir kez daha Suriye'yi Doğu Hristiyanlığının kalbi olarak görmeye başladılar. Bu aynı zamanda Arap Hristiyanların önemine ilişkin algı ve anlatıda bir değişime yol açtı.

Suriye'deki savaş tüm Suriyelilerin hayatlarını derinden etkiledi. Ancak komşu Irak ve Lübnan'da olduğu gibi, Suriye'deki Hristiyanlar da inançları nedeniyle radikal grupların hedefi haline gelerek ağır bir yük taşıdılar. 2016 yılında, Suriye ve Ortadoğu'daki savaşta Hristiyanların öldürülmesi, Rus Ortodoks Kilisesi Patriği ile Papa Francis arasında 1000 yıl aradan sonra ilk görüşmenin gerçekleşmesine yol açtı.

ABD Başkanı Donald Trump (solda), Arizona'daki canlı yayın turu sırasında Amerikalı yorumcu Tucker Carlson’a canlı bir röportaj vereceği yere geliyor, 31 Ekim 2024 (AFP)ABD Başkanı Donald Trump (solda), Arizona'daki canlı yayın turu sırasında Amerikalı yorumcu Tucker Carlson’a canlı röportaj vereceği yere geliyor, 31 Ekim 2024 (AFP)

Suriye, Carlson ve Amerikalıların dikkatini çekiyor

Bu yılın başlarında, muhafazakâr Amerikalı televizyon sunucusu Tucker Carlson, Washington'un İsrail'in Filistinli Hristiyanları öldürmesine ve onlara zulmetmesine verdiği desteği sorgulayarak, İsrail lobisini ve Hristiyan Siyonist ideolojinin savunucularını kızdırmıştı. Carlson, Beytüllahimli bir papaz olan Evanjelik Lüteriyen Kilisesi'nden Rahip Munther Isaac ile röportaj yaptı. Isaac, ABD'de kutsal topraklardaki Hristiyanlara yönelik muamele konusunda süregelen farkındalık eksikliğini gösteren bir kayıt sundu. O dönemde Fox News sunucusu olan Carlson, 2018'de ana akım Amerikan medyasında Suriyeli Hristiyanların geniş çapta öldürülmesiyle ilgili bir tartışma başlattı. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre ABD'nin Ortadoğu'daki Hristiyanları hedef alan örgütlere verdiği desteği sürekli sorguladı. Ardından Tucker, İsrail'e Hristiyan desteğinin önde gelen isimlerinden Ted Cruz'a meydan okudu, milyonlarca kişi tarafından izlenen bir videoda onu küçük düşürdü. Cruz'a İncil'in temelleri hakkında sorular sordu. ABD'nin İsrail'deki mevcut eylemlerinin ve Arap Hristiyanlara karşı duyarsızlığının doğru yol olduğunun bu kitabın neresinde söylendiğini sordu.

Suriye, Arap Hristiyanları dünya haritasına yerleştirmekle kalmadı, aynı zamanda Amerikalı Hristiyanların Ortadoğu'ya bakış açısını da değiştirdi

Carlson, ABD'deki muhafazakârları harekete geçiren ve Suriyeli Hristiyanların önemini vurgulayan bir kampanyaya öncülük etti. Brad Hough ve Zachary Wingard, Suriyeli Hristiyanların çektiği acıları ve bunun Doğu Hristiyanlığı üzerindeki etkisini belgeleyen, bu konunun Amerikalı Hristiyanların dikkatini nasıl çekmeye başladığını ayrıntılarıyla anlatan “Çarmıha Gerilen Suriye” adlı ortak bir kitap yazdılar. Suriye'de görev yapmış bir ABD Deniz Piyadeleri gazisi olan Brad Hough, ABD genelinde bir tura çıkarak okullarda ve kiliselerde Arap Hristiyanlar ve Amerikan Hristiyanlığının Huckabee ve Cruz gibi Evanjeliklerin tek taraflı bakış açısından kurtulmasının önemi hakkında konuşmalar yaptı. Şimdi de eskiden “Madam Maga” olarak bilinen ABD’li Temsilci Marjorie Taylor Greene gibi isimlerin, İsrail'i destekleyen egemen Hristiyan akımdan koptuğunu görüyoruz. Önde gelen muhafazakâr bir talk-show sunucusu olan Megyn Kelly, Hristiyanların Arap Hristiyanlara olanları nasıl görmezden gelebildiğini sorguluyor.

Şam Ermeni Apostolik Kilisesi Piskoposu Armaş Nalbandyan, eski Şam bölgesindeki Bab el-Şarki'de bulunan Aziz Sarkis Kilisesi'nde düzenlenen Noel Ayini'nde su kutsaması sırasında bir güvercin heykelini tutuyor, 6 Ocak 2025 (AFP)Şam Ermeni Apostolik Kilisesi Piskoposu Armaş Nalbandyan, eski Şam bölgesindeki Bab el-Şarki'de bulunan Aziz Sarkis Kilisesi'nde düzenlenen Noel Ayini'nde su kutsaması sırasında bir güvercin heykelini tutuyor, 6 Ocak 2025 (AFP)

Arap Hristiyanlar ön planda

Tucker Carlson'ın Suriye, Gazze ve Batı Şeria'daki Hristiyan din adamlarına bir platform sunma hareketine liderlik etmesiyle birlikte, diğer Arap Hristiyanlar da öne çıkmaya başladı. Hem Trump yönetimi içinde hem de Washington’daki siyasi çevrelerde, önde gelen Arap Hristiyanların siyasete liderlik etmesinde kademeli, ancak önemli bir değişim yaşandı. Trump'ın avukatı ve yakın arkadaşı Alina Habba, Keldani ve Irak kökenli. Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı ve şu anki ABD Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Michael Waltz'un eşi Julia Nesheiwat, Ürdünlü tanınmış bir Hristiyan aileden geliyor. Nesheiwat, Waltz'un eşi olmasının yanı sıra orduda, Beyaz Saray'da ve diğer resmi görevlerde de bulunmuş. Trump'ın kızı da Arap oylarını Trump'a çekmede aktif rol oynayan ve Amerikan siyasetine daha geniş bir Arap Hristiyan tabanı kazandırmaya yardımcı olan tanınmış bir Lübnanlı Hristiyan aileden birisiyle evli. Ayman Abdel Nour, Washington'daki önde gelen Hristiyan seslerden biri ve Capitol Hill'deki Suriye politikasında etkili bir isim. Mısır asıllı Hristiyan Dr. Marty Makary, şu anda Gıda ve İlaç Dairesi Komiseri ve Trump'ın baş tıbbi danışmanı.

Tüm bunların zirve noktası, Hollywood’ın Hz. İsa'yı her zaman sarı saçlı ve mavi gözlü olarak tasvir ederken, şu anda en popüler televizyon dizisi olan The Chosen’un kadrosunda, Hz. İsa'yı canlandıran Mısır-Suriye asıllı Arap-Amerikalı aktör Jonathan Roumi'nin de yer almasıdır.

Suriye, Arap Hristiyanları dünya haritasına yerleştirmekle kalmadı, aynı zamanda Amerikalı Hristiyanların Ortadoğu'ya bakış açısını da değiştirdi.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarfından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Trump: Venezuela ve çevresindeki hava sahası tamamen kapatılacak

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump: Venezuela ve çevresindeki hava sahası tamamen kapatılacak

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Venezuela ve çevresindeki hava sahasının tamamen kapatılacağını duyurdu

Trump, Truth Social'da paylaştığı gönderide, "Tüm havayollarına, pilotlara, uyuşturucu kaçakçılarına ve insan kaçakçılarına: Venezuela üzerindeki ve çevresindeki hava sahasının tamamen kapatılacağı konusunda uyarıda bulunun" ifadelerini kullandı.

New York Times'da dün yayınlanan bir habere göre, Trump geçen hafta Venezuelalı mevkidaşı Nicolás Maduro ile görüştü ve görüşmede Amerika Birleşik Devletleri'nde bir görüşme olasılığı ele alındı.

Geçtiğimiz hafta ABD, büyük havayollarını Venezuela üzerinde uçarken "kötüleşen güvenlik koşulları ve ülke içinde ve çevresinde artan askeri faaliyetler" nedeniyle "potansiyel olarak tehlikeli bir durum" konusunda uyardı.

Venezuela, ABD Federal Havacılık İdaresi'nin uyarısı üzerine ülkeye uçuşlarını askıya alan altı büyük uluslararası havayolunun işletme haklarını iptal etti.

Trump yönetimi, Karayipler'deki büyük askeri yığınağıyla, özellikle de dünyanın en büyük uçak gemisini bölgeye konuşlandırarak Venezuela üzerinde yoğun bir baskı uyguluyor.

Washington, amacın uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele olduğunu söylerken, Karakas nihai hedefin rejim değişikliği olduğunu savunuyor. Eylül ayından bu yana ABD güçleri, Karayipler ve Doğu Pasifik'te uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıldığından şüphelenilen 20'den fazla tekneyi imha etti ve bu saldırılarda 83'ten fazla kişi hayatını kaybetti.


Papa Francis, Lübnan'a olağanüstü bir ziyaret yapıyor

Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
TT

Papa Francis, Lübnan'a olağanüstü bir ziyaret yapıyor

Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)

Lübnan, yarın öğleden sonra Beyrut'a gelecek ve 2 Aralık Salı günü ayrılacak olan Papa XIV. Leo'yu ağırlamaya hazırlanıyor. Ziyaret, özellikle Lübnan için olağanüstü bir zamanda gerçekleşmesi ve Vatikan dışına ilk çıkışı olması nedeniyle "tarihi" olarak nitelendiriliyor. Papa, Lübnan yolculuğu öncesinde Türkiye'ye de uğrasa da Türkiye ziyaretinin amacı, Hristiyan doktrinini oluşturan ilk ekümenik konsey olan İznik Konsili'nin 1700. yıldönümünü İstanbul Patriği ile birlikte anmaktı.

Lübnan'ın Cel el Dib kentindeki Psikiyatri Hastanesi'nde Papa XIV. Leo'yu tasvir eden poster (Reuters)Lübnan'ın Cel el Dib kentindeki Psikiyatri Hastanesi'nde Papa XIV. Leo'yu tasvir eden poster (Reuters)

Bu bağlamda, Papalık ziyaretinin resmi kilise koordinatörü Piskopos Mişel Avn, "Papa, Lübnan ve Lübnan halkının büyük acılar çektiğinin farkındadır ve yalnızca Lübnan halkı düzeyinde değil, aynı zamanda ziyaretinin Lübnan'a dünya çapında ışık tutması nedeniyle de bu ülkenin yanında durmayı gerektiren zor durumu anlamaktadır" dedi. Piskopos Avn, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Papa'nın Beyrut'tan açıklayacağı tutumların "Lübnan'ın mesajını ve bir arada yaşama taahhüdünü vurgulayacağını, böylece bölgesel veya uluslararası olsun, dünyadaki tüm karar vericilerin bunları duyacağını" belirtti. Papa, bizzat Lübnanlılara hitap edecek ve Beyrut'taki liderleri tüm vatandaşlarına layık bir devlet kurmak için birleşmeye çağıracak. Ayrıca tüm dünya için açık bir mesaj olacak"ifadesini kullandı. Avn, bu nedenle "Papa, ziyaretinde, Vatikan'ın Lübnan'ın varlığına, çağrısına ve misyonuna önem verdiğini söylemek için Lübnan'ın yanında yer aldığını" vurguladı.

Büyük Ayin

Piskopos Avn, Papa'nın seyahat programındaki durakların belirlenmesinin nedenlerini anlattı. Ziyaretin en önemli etkinliği olan ve yaklaşık yüz bin Lübnanlının katılması beklenen Büyük Ayin'in yanı sıra gençlerle buluşma da bu kapsamda değerlendirildi. Papa'nın insani yardım odaklı bir yeri ziyaret etme isteği doğrultusunda, Ortadoğu'da türünün tek örneği olan Deyr el-Salib Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi seçildi.

Dini Liderlerle Toplantı

Lübnan, diyalog ve Müslüman-Hristiyan birlikteliğinin ülkesi olarak bilindiği için Beyrut şehir merkezinde düzenlenecek "Ekümenik Toplantı" önemli bir etkinlik olacak. Lübnan'daki dini toplulukların liderleri, 1 Aralık Pazartesi günü saat 16:00'da Papa'nın etrafında toplanacak. Piskopos Avn'a göre resmi bir diyalog olmayacak, bunun yerine dört Müslüman ve dört Hristiyan liderin yapacağı sekiz konuşmanın ardından Papa konuşacak. Papa ayrıca, başta Harissa'daki din adamlarıyla bir toplantı ve Aziz Çarbel türbesinin bulunduğu Annaya'daki Aziz Maron Manastırı olmak üzere çeşitli yerleri ziyaret ederek, dua edecek.

Beyrut Limanı'nda Dua

Bu ziyaretin dikkat çeken bir özelliği de 4 Ağustos 2020'de Lübnan'ı vuran büyük patlamada hayatını kaybedenlerin anısına Beyrut Limanı'nda bir dakikalık saygı duruşunda bulunulacak olmasıdır. Ziyaretin başlayacağı Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda üç cumhurbaşkanı yetkililerle bir araya gelecek. Üç cumhurbaşkanının, Papa'yı Beyrut Uluslararası Havalimanı'na varışında karşılayacakları da unutulmamalıdır.

Piskopos Avn, bu ziyaretin kilise üzerinde olumlu bir etki yaratmasını umduğunu belirterek, "Duanın amacı sadece ziyaretin herhangi bir güvenlik sorunu yaşanmadan barışçıl bir şekilde geçmesi değil, aynı zamanda Kutsal Hazretleri'nden gelecek önemli mesajları ve sunacağı davetleri almaya hazırlanmaktır" dedi.

Farid Hazen: Ziyaretin Manevi ve Siyasi derinliği var

Papa'nın ziyaretinin dini öneminin ötesinde, siyasi bir boyutu da var. Patrikhane ile uzun süredir devam eden ilişkisinden güç alan Milletvekili Farid Hazen, bu noktayı Şarku'l Avsat'a şöyle anlattı: "Ziyaretin zamanlaması oldukça önemli. Papa'nın ilk ziyaretlerinden biri olmasının yanı sıra, asıl etken Vatikan'ın Lübnan'ı bölgedeki Hristiyanların son kalesi olarak görmesi ve Hristiyan varlığını ve Hristiyanların Lübnan'daki statüsünü korumak istemesidir." Hazen, "Bir diğer nokta da genel bölgesel durum, Güney Lübnan'da yaşananlar ve İsrail ile yaşanan savaş. Tüm bu tehlikeler, Papa'nın gelip 'Medeniyetlerin bir mesajı ve buluşma noktası, bir arada yaşama ve birlik Lübnan'ı olarak Lübnan'a bağlıyız ve Lübnan'da istikrara bağlıyız' demesi için birincil ve ilave bir motivasyon kaynağı" değerlendirmesinde bulundu.

Papa XIV. Leo'nun Beyrut'ta karşılanışı için 21 Kasım'da asılan bir poster, (AP)Papa XIV. Leo'nun Beyrut'ta karşılanışı için 21 Kasım'da asılan bir poster, (AP)

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan gelen mesajla ilgili olarak Hazen, "Vatikan Devlet Başkanı olarak vereceği mesajın büyük olasılıkla Lübnan devletinin, kurumlarının, Lübnan'daki barışçıl yolun ve genel olarak barışın onayını içereceğini" belirtiyor.

Güvenlik garantileri

Güvenlik açısından Hazen, ziyaretin iptal edilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Vatikan ve Kilise'nin ziyaretin planlandığı gibi devam edeceğine dair güvence aldığını belirten Hazen, "Vatikan'ın, güvenlik sağlanacağından emin olmadan Papa Hazretleri'ni getirme riskini göze alacağını sanmıyorum" dedi.

Papa'nın ziyareti, lojistik, güvenlik ve medya düzenlemelerinin yanı sıra, özellikle seyahat edeceği güzergahlar için yol planlarını da içeriyor. İsviçre Muhafızları ve İtalyan Jandarma yetkilileri, Papa'nın gezileri sırasında güvenliğinden sorumlu.

Aktif Vatikan Diplomasisi

El-Hazen, "Lübnan yararına uluslararası toplumla temaslar aracılığıyla dünyada aktif, etkili ve çok etkili bir Vatikan diplomasisi"nden bahsediyor ve ekliyor: "Bu ziyaretin doğrudan etkisinden çok dolaylı bir etkisi var." "(Dolaylı etki) dediğimde, asıl önemli olanın ziyaret değil, Hazretleri'nin ziyaretten sonra yapacağı çalışmalar olduğunu kastediyorum."

El-Hazen, Vatikan'ın tüm mezheplerden uzak durduğunu ve aralarında birlik, iş birliği ve iletişimi teşvik etmeye kararlı olduğunu teyit ettiği için çeşitli dini toplulukların bir araya gelmesinin olağanüstü önem taşıdığını belirtti. El-Hazen, bu çoğulculuk ve çeşitlilik olmadan, Lübnan'ın Vatikan'ın hayal ettiği Lübnan olmayacağına inanıyor.

Papa'nın Lübnan'a Dördüncü Ziyareti

Papa'nın Lübnan'a yaptığı bu ziyaret, bir papanın ilk ziyareti değil. İlk ziyaret, Papa VI. Paul'ün Hindistan'a giderken Beyrut'u ziyaret ettiği ve havaalanında resmi bir karşılama aldığı 1964 yılındaydı.

Olağanüstü önem kazanan ikinci ziyaret, Papa II. Jean Paul'ün 10 ve 11 Mayıs 1997 tarihlerinde, üçüncüsü ise Papa XVI. Benedict'in 14, 15 ve 16 Eylül 2012 tarihlerinde yaptığı ziyaretti.