Kaddafi’yi ölüme sürükleyen Buteflika mıydı?

Buteflika, Kaddafi’nin ölümüyle ilgili sırla birlikte mi gitti?

Birçok dönüşüme tanıklık eden iki lider arasındaki ilişki Kaddafi’nin ölümüne kadar devam etmişti (Reuters)
Birçok dönüşüme tanıklık eden iki lider arasındaki ilişki Kaddafi’nin ölümüne kadar devam etmişti (Reuters)
TT

Kaddafi’yi ölüme sürükleyen Buteflika mıydı?

Birçok dönüşüme tanıklık eden iki lider arasındaki ilişki Kaddafi’nin ölümüne kadar devam etmişti (Reuters)
Birçok dönüşüme tanıklık eden iki lider arasındaki ilişki Kaddafi’nin ölümüne kadar devam etmişti (Reuters)

Mustafa el-Ensari*
Eski Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın vefatıyla, Arap dünyasında, bağımsızlık savaşları ve sonrasındaki süreçte önde gelen nüfuzlu şahsiyetler arenası boş kaldı. Buteflika, diplomatik zekası ve siyasi esnekliğiyle ünlüydü. 2019 Nisanında koltuğunu zorla bırakması dışında Buteflika, bu özellikleri sayesinde uzun süre iktidarda kalabildi.
Buteflika, birçok lider için zor olan bir rolle komşusu eski Libya Lideri Muammer Kaddafi ile de iyi geçinebildi. Çakal Carlos ve çokuluslu çetesi tarafından başlatılan 1975 OPEC rehine krizinin sona ermesi gibi kritik durumlarda Kaddafi’yi etkilemeyi başardı.
Soruşturmalara göre operasyonun finansörü Kaddafi’nin emriyle Suudi Bakan Ahmed Zeki Yemani ve İranlı bir bakan olmak üzere en az iki bakan ve çok sayıda devrimci hareketin tasfiye edilmesi bekleniyordu. Ancak Buteflika, müzakerelerin sorumluluğunu devralarak neredeyse trajediyle sonuçlanmak üzere olan eylem başarısız oldu.
Arap zirvelerinde kameralar genellikle iki liderin, Buteflika'nın siyasi ve folklorik performansıyla ünlü Kaddafi’ye karşı hayranlık ve ironi karışımı işaretlerle karşılıklı sohbet ettiğini gösterirdi. Fas gibi çeşitli çevrelerde Buteflika'nın siyasi kurnazlığının Kaddafi'yi istediği gibi hatta Faslılar ve Cezayir rejimi arasında bulunan uzun süreli gerginliğe rağmen iniş çıkışlar yaşayan ateşkesin her zamankinden daha iyi durumda olduğu bir dönemde ayrılıkçı ‘Polisario’ hareketini destekleyecek kadar kontrol etmesini sağladığı söyleniyor.
2011 yılında Libyalı devrimcileri Buteflika’nın Kaddafi’nin ailesinden özellikle de kadınlardan bazı üyelerine sığınma imkanı sağladığı gibi dostu Muammer Kaddafi’yi barındırmaktan çekinmeyeceğine inanmaya sevk eden şey de buydu. Daha sonra WikiLeaks raporlarında Buteflika’nın, Libya liderinin Sirte’de saklandığı yer hakkında birçok kişinin kendisine koruma sağlayacağını umduğu bir zamanda, İngilizlere bildirdiği ortaya çıktı.
Kaddafi ile yapılan telefon konuşmasını sızdırdı
ABD’li diplomatlar tarafından bir internet sitesinde yayınlanan bir mesaj, Muammer Kaddafi’nin Libya’nın Beni Velid kentinde tutuklanıp öldürülmeden önce Cezayir’e sığınmaya çalıştığını ortaya koydu. Cezayirli diplomatik bir kaynak, Muammer Kaddafi'nin Cezayir'e sığınma talebinde bulunduğunu ancak Cezayir Cumhurbaşkanı’nın birçok kez telefon görüşmelerini reddettiğini doğruladı.
1 Eylül 2011 tarihli mesajda, Kaddafi’nin sığınma talebinin, Geçiş Konseyi’nin itirazlarına rağmen ilk eşi ve oğullarının Cezayir’e sığınmasının ardından gerçekleştirildiği belirtildi.
Söz konusu mesajda, ayrıca gerçekleştirilen telefon görüşmelerinin ardından Kaddafi’nin Trablus’un 100 kilometre güneybatısında yer alan Beni Velid’de bulunduğu yerin Cezayir istihbaratı tarafından tespit edildiği ve Kaddafi’nin izini sürmekle görevli İngiliz özel kuvvetine bildirildiği iddia edildi. Bunun yanı sıra Kaddafi’nin öldürülüp Mağrip El Kaidesi ile ittifak kurmasını önlemenin Cezayir’in çıkarlarına uygun olduğu ifade edildi. Ancak Kaddafi’yi destekleyenler ve ailesinin  sessizliği, amcasının oğlu Kaddaf ed-Dem’in Buteflika’nın vefatının ilanının ardından başsağlığı dilemesi, bunu sızdıran ABD’li diplomatlar ve WikiLeaks’in spekülasyonlarının doğru olmayabileceğine dikkat çekiyor.
Bu, Kaddafi’nin yumuşak huylu olduğu anlamına gelmiyor. Yakınlarından biri olan ve daha sonra ondan ilk ayrılanlar arasında bulunan Mahmud Şalkam, Libya liderinin, devrimciler, lidere karşı ayaklanma konusundaki tutumundan şüphe duymamış ve özellikle bazı aile üyelerini ağırladıktan sonra onu korumakla suçlamamış olsaydı Libya'nın geleceğine önem veren Buteflika için sürekli bir endişe oluşturduğunu itiraf etti.

Buteflika: ‘Tamamen bitik’
Şalkam, ayrıca Cezayir’de yayın yapan ‘Echrouk’ gazetesinde de yer alan bir açıklamasında önemli bir olaydan bahsetti. Şalkam şu ifadeleri kullandı: “Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika, Libya halkına karşı sevgi ve takdir beslerdi. Buteflika ile bizzat Gine-Bissau'daki Afrika Birliği zirvesinde tanıştım. Onunla yaklaşık üç saat süren bir görüşme yaptım. Libya’ya duyduğu büyük büyük sevgiden dolayı önümde samimi bir şekilde ağladı. Ben de ona ‘Kaddafi’yi Libya’da reform gerçekleştirmeye ikna etmeye çalışın’ dedim. Fakat bana inatçı olduğunu, tavsiyeleri dinlemediğini ve tamamen bitik olduğunu söyledi. Kaddafi’ye sürekli birçok tavsiye veren Cumhurbaşkanı Buteflika’yı çok iyi tanıyorum.”
Şalkam, iki lider arasında, Batı’yla ilişkiler gibi birçok konuda anlaşmazlık yaşandığına dair tanık olduğu durumları şu ifadelerle anlattı: “2001 yılında Muammer Kaddafi, Bush ile Libya için arabuluculuk yapmak ve iki ülke arasındaki ilişkileri görüşmek üzere beni Buteflika’ya gönderdi. O dönemde bana, Bush’un kendisine, ona kitle imha silahlarını tamamen ortadan kaldırmaktan başka bir yol olmadığını bildirdiğini söyledi. Bunu Kaddafi’ye ilettiğimde, bana ‘Korkaksın’ dedi. Bunu Buteflika’ya bildirdiğimde, ‘Muammer’e de ki: Senin korkak bir kardeşin var, ismi de Abdulaziz Buteflika. En iyisi kitle imha silahlarından kurtulmak’ ifadelerini kullandı.
Daha sonra Şalkam, Mozambik zirvesinde Buteflika’nın, yemek masasında onlara katılması için kendisine ısrar ettiğini söyledi.
Merhum Cumhurbaşkanı Buteflika, NATO tarafından aranan dostu Albay Kaddafi’nin Cezayir’de istenmediğini, ülkeye gizlice girse bile bulunduğu anda tutuklanacağını açıkladıktan sonra devrimciler tarafından şüpheyle karşılandı. Bu katı ve iki lider arasındaki ilişkiler açısından şaşırtıcı bir tutumdu. Bazıları bu tutumu, ciddiye almasa da WikiLeaks’ın verdiği bilgiler bunun garipsenmeyecek bir durum olduğunu ortaya koydu. Tabi bu bilgiler, doğruysa.
Buteflika, WikiLeaks’ın iddia ettiklerini yapmış olsa bile, siyaset dünyasındaki tuhaflıklar bitmez. Özellikle de söz konusu kişi, Buteflika gibi hayatı dalgaları birçok ülke ve başkente uzanan maraton durakları ile öne çıkan bir mücahit ise.

Rehine krizi
Yeni çıkan ‘Gizli Hikaye’ isimli bir kitap, hırlı genç adamın amacına ulaşmak için önüne yıldızlık kapısını açan kişi olarak kabul edilen selefi Houari Bumedyen ile mücadele etmekten nasıl çekinmediğinden bahsediyor.
Şarku’l Avsat tarafından özetlenen kitapta, Buteflika’nın diplomatik yaşamındaki iki ışığın nasıl parladığı anlatılıyor. Bunlardan birincisi, üyeleri tarafından oybirliğiyle seçildiği Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na başkanlık etmek. Bu görev sol tarafında tabancasının namlusu görünürken Filistin Kurtuluş Örgütü Başkanı’nın önünde konuşma yapmaya davet edilmesi de dahil, diplomatik becerilerini ortaya koydu. İkincisi ise 1975 yılında Viyana’da Arjantinliler tarafından kaçırılan OPEC’e üye ülkelerin petrol bakanlarını serbest bırakmak için uluslararası terörist ‘Çakal Carlos’ ile müzakere etme becerisiydi. Carlos, rehineleri Viyana’dan Cezayir’e, oradan Trablus’a daha sonra yeniden Cezayir’e götürdü. Orada siyasi sığınma ve koruma karşılığında rehinler serbest bırakıldı.
Operasyonun Kaddafi’nin isteği üzerine gerçekleştirildiğini doğrulayan yazar, Cezayir havaalanında Buteflika ile Carlos arasında yapılan görüşme ve ikisi arasındaki ilişkinin detaylarını anlatıyor. Kitaba göre Carlos, rehin aldığı ve aralarında İran ve Suudi Arabistan bakanlarının da bulunduğu rehineleri serbest bırakmak için sunulan cazip mali teklifleri reddetti. Kitaba göre Buteflika, Carlos’a bakanlardan herhangi birine suikast düzenlerse, o ve yoldaşlarının siyasi sığınma hakkı reddedileceğini söyledi. Rehineler serbest bırakıldıktan sonra, Carlos'a bir ‘villa’ verildi ve koruma altına alındı. Kendisini orada ziyaret eden Buteflika ile ilişkisi devam etti. Daha sonra bir gün onunla öğle yemeği yedi.
Yazarın, Buteflika ile rejimin temel direklerinden biri olan Şerif Musaide arasında geçen bir konuşmadan aktardığına göre Buteflika, Bumedyen’e borçlu olmasına rağmen, ondan nefret etme noktasına geldi. Kitaba göre Buteflika, “Bumedyen, dünya üzerinde en nefret ettiğim kişi” dedi ve muhatabı “Bumedyen olmasaydı, bölge müdür yardımcısı dahi olamazdınız” şeklinde yanıt verdi.

Bumedyen’in vasiyeti
Yazar, Buteflika’nın Moskova’da tedavi görüp döndükten sonra Bumedyen’e karşı komplo kurduğunu anlatıyor. Dışişleri Bakanı, iki ülkenin yazacağı ‘yeni sayfa’ hakkında konuşmak için Fransa Cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaing'e telgraf çekme bahanesiyle uçağın kaptanından Korsika adasının üzerinden geçmesi için rotasını değiştirmesini istedi. Sağlık sorunlarına rağmen Bumedyen, Paris ziyaretlerinin artması üzerine Dışişleri Bakanı’na, “Sen benim Dışişleri Bakanım mısın yoksa Giscard’ın mı?” diye sordu. Bumedyen, 27 Aralık1978 tarihinde yaşamını yitirdi. Ardından Buteflika’nın arzuladığı halefliğin mücadelesi başladı. Kitapta Buteflika’nın buna ulaşmak için Bumedyen’in kendisini halefi olarak atadığını ifade eden bir vasiyetin varlığından bahsettiği ifade ediliyor. Aralarında Üçüncü Askeri Bölge Komutanı Halid Nizar’ın da bulunduğu birçok devlet başkanını ziyaret eden Buteflika, “Bumedyen beni halefi olarak atadı. Yazılı bir vasiyet gördüm. Nerede o? Onu görmek istiyorum” dedi. Bu hiç olmadı. O başka bir hikaye.
Siyasi zekasına rağmen Buteflika, sadece Bumedyen ve Kaddafi’yi hayal kırıklığına uğratmadı. Bunlar arasında liseden mezun olana kadar sömürgecilere karşı savaş sırasında ailesiyle birlikte yaşadığı komşusu Fas da var. Ancak, akrabalık ve komşuluk ilişkilerine rağmen, iki komşunun ilişkilerinde uzlaşma adına herhangi bir gelişme sağlanamamış, Kral Fahd'ın arabuluculuğuyla iyileşen ilişkiler, selefi, Şadli bin Cedid ve 2. Hasan hükümdarlığı döneminde daha da kötüleşmiştir.  Tecrübesi ve verimliliği ile tanınan seçkin diplomatın bu davranışı, analistler ve Kuzey Afrika uzmanları tarafından, açıklanamadı. Öte yandan Fas tarafından karşıt ve Cezayir tarafından ise suçlayıcı yorumlamalar yapıldı.
Fas Kralı 6. Muhammed, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’a, Buteflika’nın vefatı nedeniyle taziye mesajı iletti. Fas Kralı tarafından gönderilen mesajda şu ifadelere yer verildi:
“İster Ucda şehrinde büyüdüğü ve okuduğu dönemde ister Cezayir’in bağımsızlık mücadelesi aşamasında Merhum Cumhurbaşkanı ile Fas arasında ‘özel bağlar’ bulunuyor. Tarih, merhumun Cezayir’in modern tarihinde önemli bir aşama kaydettiğini kaydeder” ifadelerini kullandı.



Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
TT

Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)

Mısır’da bazı milletvekilleri, hükümetin icraatlarını kamuoyuna açıklamak üzere düzenlemesi beklenen konferans öncesinde, ülkedeki yoksulluk oranlarına ilişkin soru önergesi verdi. Yoksulluk oranları birkaç yıldır açıklanmazken, bölgesel çalkantıların derinleştirdiği ekonomik krizler nedeniyle bu oranların yükseldiği tahmin ediliyor.

Mısır Temsilciler Meclisi’nden dokuz milletvekili, çarşamba günü hükümete ülkedeki yoksulluk oranlarının hangi seviyeye ulaştığını sordu. Yoksulluk oranı, 2019-2020 dönemine ilişkin Eylül 2020’de açıklanan son resmî verilere göre yüzde 29,7 olarak kaydedilmişti.

Milletvekilleri, “Hükümetin, milletvekillerinin denetim mekanizmaları aracılığıyla sunduğu talepler üzerine gelir ve harcama araştırmasını Meclis’e göndereceğine defalarca söz vermesine rağmen, söz konusu araştırma henüz yayımlanmadı” ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri ayrıca, “2021’den bu yana Mısır’daki yoksulluk oranlarını bilmeden hükümetin icraatları nasıl değerlendirilebilir?” sorusunu yöneltti.

Hükümet, geçtiğimiz dönemde izlenen politikaları, bunların sonuçlarını ve söz konusu adımlar atılmasaydı neler yaşanabileceğini kamuoyuna anlatmak amacıyla ulusal bir forum düzenlemeyi planlıyor. Hükümet Sözcüsü Muhammed Adil’e göre forumda vatandaşların önerileri ve görüşleri de dinlenecek.

Adil, çarşamba akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, 19-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan foruma ait resmî internet sitesi üzerinden vatandaşların kayıt yaptırabileceğini, görüşlerini iletebileceğini ve katılım talebinde bulunabileceğini belirtti. Adil, birkaç gün önce açılan sitenin bugüne kadar bir milyondan fazla ziyaret aldığını kaydetti.

Sürekli gündeme gelen bir tartışma

Mısır’da yoksulluk oranları ve bu oranların neden açıklanmadığına ilişkin tartışmalar yeni değil. Milletvekillerinin soru önergesinde de belirtildiği üzere, bu konu belirli aralıklarla yeniden gündeme geliyor.

Reform ve Kalkınma Partisi’nin Meclis Grup Başkanı ve soru önergesini veren dokuz milletvekilinden biri olan İrin Said yaptığı açıklamada, kendisinin ve bazı milletvekillerinin önceki yasama döneminde de benzer soru önergeleri sunduğunu, ancak henüz somut sonuçlara veya doğrulanmış bilgilere ulaşamadıklarını belirtti.

dfg
Kahire'nin merkezindeki işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı semtlerden biri. (Şarku’l Avsat)

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, geçen aralık ayında yaptığı açıklamada, yoksulluk oranının 2020’de açıklanan seviyenin bir miktar üzerine çıktığını kabul etmiş, ancak artışın boyutunu paylaşmamıştı. Bazı basın kuruluşlarının haberlerinde ise yoksulluk oranının yaklaşık yüzde 34’e yükseldiği öne sürüldü.

Yazar ve siyasi analist Cemal Esad, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamamasını eleştirdi. Esad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Enflasyon ve diğer ekonomik göstergelere ilişkin açıklanan rakamlar bile vatandaşların sokakta hissettiği gerçeklerden daha düşük. Peki, bir de hiç açıklanmayan rakamları düşünün” ifadelerini kullandı.

Mısır’da yıllık enflasyon oranı geçen ağustos ayında yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran temmuz ayında yüzde 14,9 düzeyindeydi.

Siyasi açıdan zor bir mesele

Siyaset sosyolojisi profesörü Said Sadık, hükümetin milletvekillerinin talebine kısa süre içinde cevap vererek yoksulluk oranlarını açıklamasını beklemediğini söyledi. Sadık, dokuz milletvekilinden biri olan Muhammed Fuad’ın, talebin altı ay önce hükümete iletilmesine rağmen henüz sonuç alınamadığını belirten açıklamasına dikkat çekti.

Sadık, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamaya hazır olmadığını kaydetti. Bu ay düzenlenmesi planlanan ulusal forumda büyük olasılıkla farklı göstergelerin öne çıkarılacağını belirten Sadık, bunlar arasında gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, işsizliğin 2025’te yüzde 6,3’e gerilemesi, bütçede faiz dışı fazla verilmesi, sosyal koruma paketleri, kara yolları, elektrik santralleri ve limanlara yönelik yatırımlar ile bölgesel krizlerin etkilerinin aşılması ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi başlıkların yer alacağını ifade etti.

Sadık’a göre yeni yoksulluk oranlarının açıklanması “siyasi açıdan zor bir mesele”. Sadık, “Rakam yükselirse hükümetin başarı söylemine ilişkin şüpheler artar. Güncel bir araştırma olmadan düşüş açıklanırsa da bu rakamlara inanılmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekili Ravya Muhtar da hükümetten, ekonomik politikaların vatandaşların gelirleri ve yaşam standartları üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyacak güncel ve kapsamlı verileri paylaşmasını istedi.

Dokuz milletvekilinden biri olan Muhtar yaptığı açıklamada, “Hükümetin performansını ve başarılarını, yoksulluk oranlarındaki ve vatandaşların gelirlerindeki değişimi gösteren güncel veriler olmadan eksiksiz biçimde değerlendirmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Sadık ise hükümetin yoksulluk sorununu, etkilerini hafifletmeye yönelik politikalarla ele aldığını belirtti. Bu politikalar arasında gıda yardımları, yoksulluk sınırının altındaki kesimlere yönelik Tekafül ve Kerame sosyal yardım programları, maaş artışları ve olağanüstü destek paketleri bulunuyor. Sadık’a göre bu önlemler, enflasyonun vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlandırmayı amaçlıyor.


Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.


Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
TT

Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)

Suriye’nin Haseke kentinde, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son bir haftada yaşanan hızlı gelişmeler kapsamında, Özgürlük Meydanı’nda dün ulusal bayrak en yüksek direğe çekildi. Törene çok sayıda vatandaş ve resmî yetkili katılırken, hükümet yetkilileri de yargı sistemini yeniden işler hâle getirmek amacıyla Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, kent merkezindeki ana meydanda ulusal bayrağın geniş halk ve resmî katılımla göndere çekildiğini belirtti. Hilali, törene Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in yanı sıra bölgeden Halk Meclisi üyelerinin, askerî yetkililerin ve güvenlik yetkililerinin katıldığını söyledi.

Tören sırasında kentin farklı mahallelerinden gelen vatandaşlar ana meydanda toplandı. Kalabalık, devletin vilayet üzerindeki kontrolünü tamamen sağlaması yönünde sloganlar attı.

Etkinlik, katılımcıların ve vatandaşların güvenliğini, kamu ve özel mülklerin korunmasını sağlamak amacıyla kent genelinde, özellikle merkezde yoğun iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı bir ortamda gerçekleştirildi.

Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)
Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)

Haseke İç Güvenlik Güçleri tören öncesinde yayımladığı açıklamada, toplu etkinlikler sırasında silah taşınmasını ve havai fişek kullanılmasını yasakladı. Açıklamada, güvenliği bozabilecek veya vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulandı. Güvenlik güçleri, ihlallere müsamaha gösterilmeyeceğini ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını bildirdi.

Adalet Sarayı’nda inceleme

Haseke kent merkezinde bayrak töreni düzenlenirken Vali Yardımcısı Hilali, vilayetin başsavcısı Yargıç Gazi eş-Şeyh İbrahim ile birlikte Adalet Sarayı binasında incelemelerde bulundu. Hilali, ziyaretin amacının “yargı sistemini işler hâle getirmek için uygun koşulları hazırlamak” olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerden önce, feshedilen Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurların Adalet Sarayı çevresindeki mevzilerinden çekilmesinin ardından çarşamba günü bölgede iç güvenlik güçlerinin varlığı artırılmıştı. SDG’ye bağlı Terörle Mücadele Güçleri (HAT) ise salı günü mevzilerini İç Güvenlik Güçleri’ne teslim etti. Böylece hükümetin kent genelindeki güvenlik varlığı da güçlendirildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan aktivistlere göre, bu gelişmelerin ardından Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdulkadir Tahhan ile Dış İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Abdurrahman ed-Dabbağ, geniş bir güvenlik heyetiyle Haseke’ye geldi.

Devletin kontrolünün genişletilmesi talebi

Son gelişmeler, Haseke vilayetindeki çeşitli kent ve kasabalarda geçen cuma namazının ardından düzenlenen kitlesel barışçıl gösterilerin sonrasında yaşandı. Göstericiler, devlet otoritesinin tesis edilmesini ve devlet kurumlarının vilayetin bütün bölgelerindeki varlığının güçlendirilmesini talep etmişti.

Söz konusu gösteriler, SDG’nin ağustos ayının sonunda feshedildiğinin duyurulmasının ardından düzenlendi. Bu karar, 29 Ocak 2026’da Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşma kapsamında alındı. Anlaşma, eski Özerk Yönetim’in sivil, güvenlik ve askerî kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Buna karşın Arap topluluğunun temsilcileri, entegrasyon süreci devam etmesine rağmen, Suriye devletinin vilayetin geniş kesimlerinde fiilî kontrol sağlayamadığını belirtiyor.

Kuzey Suriye’de yaşayan ve sosyal medyada faaliyet gösteren Arap topluluğu mensubu aktivist Suheyb el-Ya‘rubi, Haseke’deki sevinç gösterilerini yansıtan videolar paylaştı. Görüntülerden birinde yaşlı bir adamın bayrak göndere çekilirken “Allahuekber” diye bağırdığı görüldü.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Ya‘rubi, görüntülere eşlik eden paylaşımında, “Haseke halkının bugün yaşadığı sevinci görenler, son yıllarda ne kadar büyük baskı ve sıkıntılar yaşadıklarını anlayabilir” ifadelerini kullandı. Aktivist ayrıca, “İki yıl boyunca rejimin düşmesinin sevincinden mahrum bırakılmaktan daha ağır ne olabilir?” diye yazdı.

Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye dönmesiydi

Haseke’deki Arap aşiretlerine mensup ve geçen cuma günü düzenlenen gösterilere katılım çağrısı yapan aktivist İbrahim el-Halebi, kentteki hızlı gelişmelerin Suriye hükümetinin halk hareketinin taleplerine verdiği bir cevap olduğunu söyledi.

El-Halebi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, feshedilen SDG’nin entegrasyon anlaşmasının maddelerini uygulamakta uzun süre oyalandığını belirtti. Bu maddelerin başında devlet egemenliğinin tesis edilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesinin sağlanmasının geldiğini ifade eden El-Halebi, bunun halk arasındaki gerilimi artırdığını belirtti.

El-Halebi ayrıca, SDG bünyesindeki bazı güvenlik ve siyasi çevrelerin Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) bağlı olduğunu ve entegrasyon sürecine karşı çıktığını öne sürdü. Bu çevrelerin, Haseke’deki farklı toplumsal kesimleri kışkırtan tutumlar sergilediğini ifade etti.

Mevcut koşullarda güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının bölgeye girişi için askerî bir operasyonun uygun olmayacağını düşündüklerini belirten el-Halebi, bu nedenle vilayet genelinde, özellikle Haseke kent merkezinde kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulunduklarını söyledi.

El-Halebi, amaçlarının devlete ve tüm taraflara Haseke’nin Suriye’nin bir parçası olduğunu hatırlatmak olduğunu belirterek, taleplerinin herhangi bir etnik, dinî veya toplumsal gruba karşı yöneltilmediğini vurguladı. “Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye girmesi, güvenliğin sağlanması, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesiydi” dedi.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Halebi, gösterilerin önemli sonuçlar doğurduğunu savunarak, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın, yardımcısının ve geniş bir güvenlik heyetinin Haseke’ye geldiğini, ardından Adalet Sarayı’nın teslim edildiğini ve ulusal bayrağın Özgürlük Meydanı’ndaki en yüksek direğe çekildiğini söyledi. Binlerce kişinin meydanda toplanarak “Bir, bir; Suriye halkı birdir” sloganını attığını belirtti.

Halk hareketinin Suriye devletinin Haseke vilayetinde tam egemenlik kurmasına kadar devam edeceğini ifade eden el-Halebi, yaşananları bir etnik veya dinî grubun diğerine karşı zaferi olarak görmediklerini söyledi. Bunun Suriye halkının iradesinin zaferi olduğunu savunan el-Halebi, devlet dairelerinin ve kamu hizmetlerinin yeniden faaliyete geçmesini, güvenliğin sağlanmasını, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini beklediklerini dile getirdi.

Haseke vilayetinde, aralarında el-Halebi ve el-Ya‘rubi’nin de bulunduğu kuzey Suriye’deki aktivistlerin çağrısıyla yarın bugün yeni gösteriler düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor. “Tek bayrak, vatanın bayrağıdır” sloganıyla yapılması planlanan gösterilerde, Suriye’deki bütün toplumsal kesimleri temsil ettiği belirtilen ulusal bayrağın göndere çekilmesi hedefleniyor.