İdlib’deki ABD saldırısında yaşanan ölümlere dair çelişkili haberler yayınlanıyor

(Geçen pazartesi günü İdlib kırsalındaki ABD saldırısında hedef alınan bir otomobilin yakınlarındaki Sivil Savunma mensupları (Ahbar İdlib)
(Geçen pazartesi günü İdlib kırsalındaki ABD saldırısında hedef alınan bir otomobilin yakınlarındaki Sivil Savunma mensupları (Ahbar İdlib)
TT

İdlib’deki ABD saldırısında yaşanan ölümlere dair çelişkili haberler yayınlanıyor

(Geçen pazartesi günü İdlib kırsalındaki ABD saldırısında hedef alınan bir otomobilin yakınlarındaki Sivil Savunma mensupları (Ahbar İdlib)
(Geçen pazartesi günü İdlib kırsalındaki ABD saldırısında hedef alınan bir otomobilin yakınlarındaki Sivil Savunma mensupları (Ahbar İdlib)

Hedef alınan kişi hakkındaki çelişkili haberler ortasında saha aktivistlerine ve ABD ordusuna göre Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde, pazartesi günü ABD’ye ait bir insansız hava aracının (drone) düzenlediği saldırıda El-Kaide’ye yakın bir grubun lideri öldürüldü.
Muhalefette ‘İzleme ve Takip Birimi’nden sorumlu Ebu Emin, yaptığı açıklamada ABD’ye ait bir dronenun, Suriye’nin kuzeybatısındaki El-Kaide’ye bağlı bir grup olan (Hurras ed-Din) Dinin Muhafızları Örgütü lideri ‘Ebu Halid Kudsaya’nın İdlib ve Binniş kasabası arasındaki yolda ‘Kia Cerato’ model aracıyla seyir halindeyken hava saldırısıyla hedef alındığını söyledi.
Ebu Emin, bazı medya organları ve haber platformlarında dolaşan, ‘hedeflenen isimlerin Dinin Muhafızları Örgütü’nden iki lider Ebu el-Bera et-Tunusi ve Ebu Hamza el-Yemeni olduğu’ yönündeki haberleri yalanladı. Yetkili, “Lider Ebu Halid Kudsaya, Şam kırsalındaki Kudsaya şehrine dönüyordu. Daha önce Halep’in batı kırsalındaki Mohandessin bölgesinde yaklaşık iki yıl önce bir ABD hava saldırısına maruz kalmış, ardından yaralanmış ve daha sonra hayatta kalmıştı” dedi.
ABD Merkez Askeri Komutanlığından yapılan açıklamada, ABD güçlerinin Suriye’nin İdlib vilayeti yakınlarında üst düzey bir El-Kaide liderini hedef alan terörle mücadele operasyonu başlattığı belirtildi. Açıklamada, “Ön tahminlerimize göre hedeflediğimiz kişiyi vurduk ve sivil kayıp belirtisi yok” ifadelerine yer verildi.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, pazartesi günü saldırının ardından yaptığı basın açıklamasında ABD kuvvetlerinin, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib yakınlarında ‘El-Kaide’nin önde gelen liderini’ hedef aldığını duyurdu. Kirby, “İlk raporlar, doğru kişinin hedef alındığını doğruladı ve sivil kayıplara dair hiçbir belirti yok” dedi.
El-Kaide grupları ve DEAŞ kalıntıları, Suriye Çölü ve Suriye’nin kuzeydoğusunda Rus savaş uçakları tarafından tekrarlanan hava saldırılarına ve ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon uçaklarının benzer saldırılarına maruz kalıyor.
Ekim 2019’da El-Kaide’nin Suriye’deki kolu olan Dinin Muhafızları Örgütü’ne ait 4 savaşçı da dahil 9 radikalizm yanlısı öldürülmüştü. Suriye’nin kuzeybatısındaki Hama kırsalındaki İslami eğilimli ‘Ahrar uş-Şam’ hareketinde eski bir lider olan Ebu Muhammed el-Gab, Dinin Muhafızları Örgütü’nün bir grup olduğunu ve Tunus vatandaşlığına sahip çok sayıda üyesinin yanı sıra en önemli üyesinin Ebu Bera et-Tunusi olduğunu belirtti. Ebu Muhammed el-Gab, söz konusu ismin 2013-2016 yılları arasında Suriye sahnesinde aktif olarak yer aldığını ve Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ/ eski adıyla Nusra Cephesi) önderliğinde faaliyet gösteren gruplardan biri olduğunu ifade etti.
Ebu Muhammed el-Gab, “2016 yılında HTŞ grubu, El-Kaide’den ayrıldığını duyurdu. Lideri, Eymen ez-Zevahiri’ydi. Kendisi, Dinin Muhafızları Örgütü’nü ve Ceyş el-Badiye, Ceyş es-Sahil, Saraya es-Sahil, Saraya el-Kabul, Ceyş el-Melahim, Cund eş-Şeria ve HTŞ’nin önde gelen üyeleri de dahil, bir dizi başka grubu harekete geçirdi. Bu grupların en önde gelenleri, Ebu Hammam eş-Şami, Ebu Cüleybib Tubas, Ebu Hatice el-Urduni ve Sami el-Aridi’ydi” dedi.
Dinin Muhafızları’nda eski bir savaşçı olan Ebu Suheyb eş-Şami, “2016 sonlarında HTŞ, Suriye’deki organik yapısında bölünmelere ve çatlaklara tanık oldu. En önde gelen ayrılıkçılar, savaşı sürdürme ve El-Kaide’ye mensup olma arzusuyla Dinin Muhafızları’na katıldılar. Bu durum, HTŞ’yi o dönemde Ebu Cüleybib, Sami el-Aridi ve Ebu Hammam eş-Şami de dahil olmak üzere önde gelen liderleri ve üyeleri gözaltına almaya sevk etti. Ceyş el-Badiye, Ceyş es-Sahil, Saraya es-Sahil, Saraya el-Kabul, Ceyş el-Melahim, Cund eş-Şeria gibi Dinin Muhafızları Örgütü liderleri, üyeleri ve El-Kaide’den ayrılmayı reddeden radikalizm yanlısı gruplar, Cund el-Melahim ve Ceyş el-Badiye olmak üzere iki askeri güce dayanarak, farklı milletlerden yaklaşık 2 bin üyeye ulaşan savaşçı sayısıyla kısa sürede büyük askeri ve insani yeteneklere sahip ‘Dinin Muhafızları’ adlı bir grup oluşturdular” değerlendirmesinde bulundu. Ebu Suheyb eş-Şami, “Ebu Hammam eş-Şami’nin HTŞ hapishanelerinden serbest bırakılmasından sonra Dinin Muhafızları Örgütü’nün liderliğini devraldı. Şura Konseyi üyeleri şunlardı; Ebu Abdurrahman el-Mekki, Ebu el-Kasım el-Urduni, Ebu Abdulkerim el-Masri, Sami el-Aridi (Ebu Mahmud eş-Şami) ve Bilal Harisat (Ebu Hadice el-Urduni)” şeklinde konuştu.
Cund el-Aksa üyesi olan Ebu Huzeyfe el-Hamavi, “Dinin Muhafızları Örgütü ve Cund el-Aksa grubu, bir tarafta HTŞ ve Ahrar uş-Şam diğer tarafta da DEAŞ arasında yaşanan çatışmalar karşısında tarafsızlığını ilan etse de ve çatışmalar, DEAŞ’ın doğudaki Suriye Yarımadası’na doğru çekilmesiyle sona erse de gruplar, Dinin Muhafızları ve Cund el-Aksa üzerinde baskı kurmaya devam etti ve Suriye’nin kuzey bölgelerindeki askeri faaliyetlerini azalttı” dedi.
Nisan 2018’de Dinin Muhafızları ve Ensar el-Tevhid, Rusya ile Türkiye arasında İdlib’e ilişkin Soçi Anlaşması’na meydan okuma çabaları çerçevesinde Ekim 2018’de ‘Müminleri Teşvik Et’ isimli operasyon odasına genişleyen Nasr el-İslam adlı bir blok oluşturdu. Blok, Lazkiye, İdlib ve Halep kırsalındaki diğer askeri operasyonlara ek olarak, Hama kırsalında rejim güçlerine karşı, Hama’nın kuzeyindeki askeri bölgeleri ve stratejik bölgeleri hedef alan ve rejim güçlerine ağır insan kayıplarına neden olan savaşlar verdi.
2019’un sonlarında ABD Dışişleri Bakanlığı, Dinin Muhafızları’nı yabancı terör örgütü olarak sınıflandırdı. Nusra Cephesi’nin eski askeri komutanı Ebu Hammam eş-Şami, kara listeye alındı. Dışişleri Bakanlığı’na bağlı ‘Adalet için Ödüller’ programı, örgütün 3 lideri (Sami el-Aridi, Samir Hicazi ve Ebu Muhammed el-Masri) hakkında bilgi sağlama karşılığında 5 milyon dolar vaadinde bulundu.
El-Kaide’nin ikinci adamı ve örgüt lideri Usame bin Ladin’in damadı Ebu el-Hayr el-Masri, Şubat 2017’de İdlib’de Merkezi İstihbarat tarafından öldürüldü. Ebu el-Hayr ve Ebu el-Kassam suikastları ile arasındaki benzerlik açıktı.
Koalisyon, daha önce El-Kaide liderlerine veya ona yakın gruplara bir dizi baskın düzenlemişti. ABD, Ekim 2019’da İdlib kırsalına düzenlediği saldırıda DEAŞ lideri Ebubekir el-Bağdadi’yi de öldürdü.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.