Uluslararası Af Örgütü aşı üreticilerini eleştiriyor: İnsan hakları krizine neden oluyor

Uluslararası Af Örgütü aşı üreticilerini eleştiriyor: İnsan hakları krizine neden oluyor
TT

Uluslararası Af Örgütü aşı üreticilerini eleştiriyor: İnsan hakları krizine neden oluyor

Uluslararası Af Örgütü aşı üreticilerini eleştiriyor: İnsan hakları krizine neden oluyor

Uluslararası Af Örgütü, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı üreten ilaç şirketlerini görülmemiş bir insan hakları krizine neden olmakla itham etti ve yoksul ülkelere iki milyar doz aşı bağışı yapma çağrısında bulundu.
Fransız haber ajansı tarafından resmi kaynaklara istinaden dün hazırlanan bir bilançoya göre, dünya genelinde 6 milyardan fazla Kovid-19 aşısı dozu uygulandı.
Bununla birlikte aşılama kampanyaları hala adil bir şekilde ilerlemiyor. Yüksek gelirli ülkeler (Dünya Bankası’nın standartlarına göre) her 100 kişiye 124 doz aşı sağlarken, düşük gelirli ülkeler ise her yüz kişiye sadece 4 doz temin edebiliyor. ABD yönetiminin dün (Çarşamba) yaptığı açıklamaya göre, ABD Kovid-19 karşıtı aşıların bağışlarını ikiye katlamak istiyor ve uluslararası toplumu, bir yıl içerisinde tüm ülkelerin nüfusunun yüzde 70’ini aşılamak gibi çok iddialı bir hedef için bir araya getirmeye çalışıyor.
ABD, Kovid-19’a karşı geliştirilen Pfizer aşısından 500 milyon doz satın alacak ve bunları gelişmekte olan ülkelere dağıtacak.
Diğer yandan, Moskova Belediyesi çarşamba günü yaptığı açıklamada, başkentin Delta varyantının neden olduğu ölümcül salgın dalgasından sadece haftalar sonra vaka sayısında yeni bir artışla karşı karşıya olduğunu duyurdu. Resmi olarak açıklanan rakamlara göre, 16-20 Eylül tarihleri arasında Moskova’da günlük baka sayısı önceki günlerde bin 500 civarındayken şimdi 2 bin 500’e yükseldi. Salı ve çarşamba günü, günlük vaka sayısı iki binin biraz altındaydı.
Gogov internet sitesine göre, şu ana kadar Rus nüfusunun sadece yüzde 28,2’si aşının tam dozlarını aldı.
Sri Lanka’da ise yetkililer çarşamba günü yaptıkları açıklamada, ülkedeki aşılama kampanyası finanse etmek için Dünya Bankası’na 100 milyon dolarlık acil kredi başvurusunda bulunacağını belirttiler. Kovid-19 salgını, halihazırda nakit krizi nedeniyle gıda sıkıntısı çeken Sri Lanka’da 12 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu ve yarım milyondan fazla insanı enfekte etti.
Pasteur Enstitüsü’nden araştırmacılar, kuzey Laos’taki yarasalarda, insanları enfekte edebilecek SARS-CoV-2’ye benzer virüsler keşfettiler. Research Square platformunda yayınlanan bu özet makaleler bilimsel bir dergide yayınlanmak üzere hakem değerlendirmesine tabi tutulacaklar.
Resmi açıklamaya göre, Brezilya Sağlık Bakanı Marcelo Quiroga salı günü, Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun açılış konuşmasını yaptığı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılmasının ardından Kovid-19 testi pozitif çıktı. Bu, Bolsonaro’nun çevresinde New York’a ulaşmalarından bu yana tespit edilen ikinci vaka oldu.
Fransız haber ajansı AFP'nin dün (çarşamba) saat 10.00’a kadar yayınlanan resmi kaynaklara istinaden hesapladığı bilançoya göre, Kovid-19 2019’un Aralık ayı sonlarından bu yana dünya genelinde en az 4 milyon 705 bin 691 kişinin ölümüne neden oldu.
Kovid-19’a bağlı can kayıpları açısından en çok zarar gören ülke 678 bin 420 ölümle ABD olurken, onu 591 bin 440 ölümle Brezilya, 445 bin 768 ölümle Hindistan, 272 bin 580 ölümle Meksika ve 200 bin 625 ölümle Rusya izliyor.
Nüfusa göre en yüksek ölüm oranını kaydeden ülke ise Peru oldu.
WHO, doğrudan veya dolaylı olarak Kovid-19 ile bağlantılı olan yüksek ölüm oranlarını dikkate alarak, salgına bağlı ölüm sayısının resmi istatistiklerin iki veya üç kat daha fazla olabileceğini düşünüyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.