ABD’de Kovid-19’a bağlı ölü sayısı İspanyol Gribi’nde kaydedilen ile aynı

ABD’de Kovid-19’a bağlı ölü sayısı İspanyol Gribi’nde kaydedilen ile aynı
TT

ABD’de Kovid-19’a bağlı ölü sayısı İspanyol Gribi’nde kaydedilen ile aynı

ABD’de Kovid-19’a bağlı ölü sayısı İspanyol Gribi’nde kaydedilen ile aynı

Yeni tip koronavirüs ile İspanyol Gribi arasında karşılaştırmalar, Kovid-19’un ortaya çıkmasından bu yana, 2019’un sonundan bu yana yapılmaya devam ediliyor. Söz konusu karşılaştırmalar, Kovid-19’a bağlı ölü sayısının, 1918-1919 yılları arasında dünya çapında 50 milyon insanın yaşamını yitirmesine neden olan İspanyol Gribi’nde kaydedilenden çok daha düşük olduğuna yönelik güven mesajları vermek için kullanılmıştı.
Dünya genelinde Kovid-19’a bağlı kaydedilen toplam ölü sayısının 4,7 milyon olduğunu tahmin ediliyor. Bu, İspanyol Gribi sırasında kayda geçen toplam ölü sayısından halen uzakta olduğumuz anlamına geliyor. Ancak ABD’deki araştırmalarda sonuç farklı görünüyor. AP tarafından pazartesi günü yayınlan bir raporda, iki salgındaki ölüm oranlarının benzer hale geldiği belirtildi. Johns Hopkins Üniversitesi verilerine göre ABD’de 21 Eylül’e kadar 676 bin 200’den fazla kişi Kovid-19 nedeniyle yaşamını yitirdi. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre İspanyol Gribi pandemisinin ise ABD’de yaklaşık 675 bin ölüme neden olduğu düşünülüyor. Üstelik ABD nüfusu, İspanyol Gribi sırasında bugünkünün yaklaşık üçte biri kadardı. Bu durum, İspanyol Gribi’nin şu ana kadar Kovid-19’a kıyasla nüfusun daha büyük bir bölümünün ölümüne neden olduğu anlamına geliyor. Ancak yine de bir yüzyıl boyunca değişen birçok faktör göz önüne alındığında, Kovid-19’a bağlı can kayıpları halen yüksek görünüyor.
AP’de yayınlanan raporda belirtilen ilk değişkenler arasında mevcut durumunda ABD’deki üç aşı da dahil olmak üzere yürürlükte olan bilimsel ilerlemeler yer alıyor. 1918’de ise aşı yoktu. Hatta ikincil bakteriyel enfeksiyonları tedavi edebilecek antibiyotikler dahi mevcut değildi. 1918’deki pandemi, nüfusun en yaşlı ve en savunmasız kesimini hedef alan Kovid-19’a kıyasla, orantısız bir şekilde daha fazla sağlıklı insanın ölümüne neden oldu.
ABD’de şu an günde ortalama yaklaşık bin 900 can kaybı kaydediliyor. Washington Üniversitesi tarafından yapılan tahminlere göre ABD’de Kovid-19 sebebiyle, 1 Ocak 2022'ye kadar 100 bin ölüm daha meydana gelmesi bekleniyor.
ABD’de nüfusun (12 yaş ve üstü) yaklaşık yüzde 64’ü virüse karşı tam dozları oldu. Dünya nüfusunun ise sadece yüzde 43’ü aşıların en az ilk dozunu olmuş durumda. Diğer yandan düşük gelirli ülkelerin nüfusun sadece yüzde 2’si ilk doz aşıları olabildi. Aşılar halen dünyanın birçok ülkesinde yok.
Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin Acil Sağlık Araştırmaları Direktörü Jeremy Brown. AP’ye yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Kovid-19, aşıların kolayca bulunabildiği ABD’de aslında daha az ölümcül olabilirdi. Eğer daha fazla kişi hızla aşılanırsa bu durumu tersine çevirmemiz mümkün.”
Washington Üniversitesi’nden emekli epidemiyoloji Profesörü Ann Marie Kimball da şu değerlendirmelerde bulundu:
 “Enfeksiyonu kontrol altına almak için birçok aracımız var. Ayrıca hastaları desteklemek için çok sayıda imkanımız da mevcut. Modern tıbba sahibiz. Ancak aşı olmaya karşı olan çok sayıda kişi de bulunuyor. Bu durumun devam etmesi halinde aşılara dirençli yeni varyantların ortaya çıkmasından endişeleniyoruz.”



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.