Irak Başbakanı Kazımi, ülkeyi sarsan yargı skandalı hakkında soruşturma talimatı verdi

Hakkında idam kararı verilen ‘kadın katili’ hakkındaki suçlamalardan beraat etti ve serbest bırakıldı.

Irak’ta polis ve suçla mücadele merkezlerinde uygulanan soruşturma ve adli işlemler eleştiriliyor (AFP)
Irak’ta polis ve suçla mücadele merkezlerinde uygulanan soruşturma ve adli işlemler eleştiriliyor (AFP)
TT

Irak Başbakanı Kazımi, ülkeyi sarsan yargı skandalı hakkında soruşturma talimatı verdi

Irak’ta polis ve suçla mücadele merkezlerinde uygulanan soruşturma ve adli işlemler eleştiriliyor (AFP)
Irak’ta polis ve suçla mücadele merkezlerinde uygulanan soruşturma ve adli işlemler eleştiriliyor (AFP)

Irak’ta daha önce eşini öldürdüğü suçlamasıyla idam cezasına çarptırılan Ali el-Cuburi isimli vatandaşın, eşinin hayatta olduğunun ortaya çıkmasının ardından serbest bırakılması büyük tepki çekti. Geniş halk kitleleri olayın ardından ülkedeki emniyet ve suçla mücadele merkezlerinde uygulanan soruşturma ve adli işlemlere yönelik eleştirilerini son iki gündür sürdürüyor.
Yaygın kanaat, bu olayın, hükümeti, İçişleri ile Adalet Bakanlıklarını ve yargı sistemini zor durumda bıraktığı yönünde. Bu olay aynı zamanda, yerel ve uluslararası hukuk kuruluşlarının, Irak’taki güvenlik ve soruşturma makamlarına yönelttikleri “zanlılardan işkence ve şiddet yoluyla itiraf alma” suçlamasını şüphesiz doğruluyor.
Hukuk ve sivil çevreler, bu skandal olayı kabul edilemez bulduklarını ve vatandaşların devlete ve yargı sistemine olan güvenlerini tehlikeli bir biçimde sarstığını belirtiyor.
Irak Silahlı Kuvvetler Komutanı ve Başbakan Mustafa el-Kazımi, işlemediği bir suçtan hüküm giyen vatandaşın davasıyla ilgili soruşturma açılması talimatı verdi. Başbakanlık Basın Ofisi’nden yapılan açıklamada, Kazımi’nin “vatandaşın tutuklandığı bölgedeki suçla mücadele biriminin sorumlusunun gözaltına alınması ve vatandaşa delilsiz suçlamaların isnat edilmesiyle bağlantısı bulunan tüm yetkililere konu hakkında görev sorumlulukları ölçüsünde soruşturma açılması talimatı verdiği” bildirildi. Kazımi, soruşturmanın hızlandırılması, gerçeklerin ortaya çıkarılması ve hangi mevkide olursa olsun olayda ihmali bulunanların Iraklı vatandaşın uğradığı her türlü haksızlık ve adaletsizlikle ilgili hukuki ve adli sorumluluğu üstlenmesini istedi. Kazımi ayrıca mağdur edilen vatandaşa tüm haklarının iade edileceğini ve soruşturma esnasında yaşadığı ihlallerden ötürü kendisine tazminat ödeneceğini vurguladı.
Eski mahkum ve şu an beraat eden Ali el-Cuburi Irak ordusunda asker olarak çalışıyor. Ramadi kentinde görev yapan Cuburi’nin eşi Nisan ayının başında ortadan kayboldu. Cuburi de yaklaşık iki ay sonra tutuklandı ve suçlu bulunarak hakkında idam kararı çıkarıldı. Fakat 3 gün önce polisin aldığı ihbar üzerine gittiği bir adreste Cuburi’nin eşi ortaya çıktı. Kadın teşhis için Cuburi’nin karşısına çıkarıldı. Böylece Cuburi önceki gün serbest bırakıldı. Akrabaları, eşini öldürdüğünü itiraf etmesi için Cuburi’nin her türlü işkence ve şiddete maruz kaldığını aktardı.
Birçok aktivist ve hukukçu, sorgu hakiminin, maktulün cesedi veya Adli Tıp raporu gibi herhangi bir delil olmadan suçun sabit olduğuna nasıl kanaat getirdiği sorusunun cevabını arıyor.
Bu davayla ilgili en büyük ironi ise yerel bir televizyon kanalında yayınlanan bir programın sunucusunun, Cuburi hakkında idam kararının kesinleşmesinin ardından, Babil Emniyet Müdürü ve amirlerle birlikte olay yerinde delil toplama işlemi sırasında Cuburi’nin sorgusuna katılmasıdır. Cuburi hakkında verilen beraat kararıyla birlikte tekrar gündeme gelen program internette binlerce kez izlendi.
Babil vilayetindeki sorgu mahkemesi önceki gün yayınladığı açıklamada Cuburi’nin soruşturmasına katılan sorgu amiri hakkında adli tebirlerin alındığını bildirdi. Açıklamada, “El-Hille sorgu mahkemesi, hayatta olduğu tespit edilen eşini öldürmekle suçlanan ve serbest bırakılan zanlının sorgusunu yürüten sorgu amiri Ali Kazım Humeydan hakkında adli tedbirleri aldı. Savcılığın talebi üzerine alınan adli tedbirler ile yargıyı yanıltma ve soruşturmada kanunen yasadışı araçlara başvurulmasına ilişkin soruşturma sürüyor” ifadeleri kullanıldı.
Halktan yükselen tepki ve öfke üzerine Avukat Hüseyin es-Sadun, çeşitli davalarda yer alan zanlılar ve sorguya katılan yetkililerin nasıl davranması gerektiğine dair bir dizi tavsiye içeren bir çeşit ‘yol haritası’ sundu. Sadun’un kendi bloğunda paylaştığı ve sosyal medya hesaplarında çokça paylaşılan yol haritasında ‘sorgu amirinin fiziksel şiddetten kaçınması’ öne çıkan tavsiyeler arasında yer alıyor. Sadun ayrıca zanlılara verdiği tavsiyede, işkence göreceklerinden endişe etmeleri halinde daha sonraları hakim ve savcının karşısında inkar edebileceği ve baskı altında kendisinden alındığını söyleyeceği ‘hayali’ şeyleri itiraf etmelerini istiyor. Sadun, zanlıları, sorgu amirinin sözlerine güvenme konusunda uyarıyor ve kendilerine karşı işkence araçları kullanması durumunda sorgu amirini üst makamlara şikayet edeceği yönünde işaret vermelerini talep ediyor.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.