Libya: Hükümetten güvenoyu çekildi anayasal kriz kapıda

Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih, seçimlerin yapılmasının hükümetle veya TM ile ilgili olmadığını vurgularken Başbakan Abdulhamid Dibeybe, destekçilerini kitlesel gösteriler yapmaya çağırdı

Temsilciler Meclisi Başkanı Salih, TM’nin 89 üyesinin hükümetten güvenoyunun çekilmesi oylamasında ‘evet’ oyu kullandığını söyledi (AFP)
Temsilciler Meclisi Başkanı Salih, TM’nin 89 üyesinin hükümetten güvenoyunun çekilmesi oylamasında ‘evet’ oyu kullandığını söyledi (AFP)
TT

Libya: Hükümetten güvenoyu çekildi anayasal kriz kapıda

Temsilciler Meclisi Başkanı Salih, TM’nin 89 üyesinin hükümetten güvenoyunun çekilmesi oylamasında ‘evet’ oyu kullandığını söyledi (AFP)
Temsilciler Meclisi Başkanı Salih, TM’nin 89 üyesinin hükümetten güvenoyunun çekilmesi oylamasında ‘evet’ oyu kullandığını söyledi (AFP)

Zayed Hediyye
Libya Temsilciler Meclisi'nin (TM) Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti’nden (UBH) güvenoyunu çekme kararı, genel seçimler için belirlenen tarihe yalnızca üç ay kala hassas bir süreçten geçen ülkede yeni bir görüş ayrılığına yol açtı.
TM’nin kararı, özellikle Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin başkent Trablus'ta ve tüm şehirlerde, TM kararına karşı çıkmak ve hükümeti desteklemek için kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısıyla hem halktan hem de resmi makamlardan yoğun tepkilere neden oldu. Gelişmelerin, ülkenin yeni bir bölünmeye sürükleneceği öngörülüyor.
Peki, TM kararının ardından Libya sahnesini ne bekliyor? Karar, siyasi çatışmanın tarafları arasındaki önceki anlaşmaların kaderini nasıl etkileyecek? Hükümetin seçilmesinden önceki bölünme durumu yeniden ortaya çıkacak mı? Libya Siyasi Diyalog Forumu tarafından belirlenen yol haritası, bu yılın sonunda yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin düzenlenmesi şeklindeki temel hedefine ulaşmadan baltalanacak mı?

Dibeybe, TM’nin kararına itiraz etti
Başbakan Dibeybe, TM’nin hükümetten güvenoyunu geri çekme kararına itiraz etti. Hükümetin önümüzdeki Aralık ayında yapılması planlanan seçimlere kadar göreve devam edeceğini vurgulayan Dibeybe, Cuma günü Trablus'taki Şehitler Meydanı'nda ve Libya'nın tüm şehirlerinde TM kararına karşı gösteri yapılması çağrısında bulundu.
Analistler, Dibeybe’nin TM aleyhinde konuşurken kullandığı yüksek tonun, TM ile hükümet arasındaki ilişkide bardağı taşıran son damla olabileceği yorumunda bulundular.
Dibeybe, başkent Trablus'un merkezindeki Şehitler Meydanı'nda yaptığı konuşmada, kararı protesto etmek amacıyla meydanda toplanan destekçilerini harekete geçirmek için şunları söyledi:
“TM fesh edilecek ve böylece Libyalıların temsilcisi olmayacak.  Trablus, Tobruk, Kufra ve Sebha halkının tepkisini ifade etmesi için buluşma tarihimiz Cuma günüdür. Meşruiyet sizindir ve karar verecek olan sizsiniz, engel çıkaranlar değil. Bize engel çıkaranlar, bu ülke için sadece kötülük, savaş ve yıkım istiyorlar. TM’nin tüm üyelerini kötülemek mümkün değil, çünkü aralarında dürüst insanlar var.”

Salih, TM’nin kararını savundu
Öte yandan TM Başkanı Akile Salih, TM’nin hükümetten güvenoyunu çekme kararını ve meclis oturumunda yapılan oylamanın yasal olduğunu savundu. Salih, “TM iç tüzüğünün 194’üncü maddesi uyarınca güvenoyunun geri çekilmesi için gereken yeter sayı 86’dır. Yani TM’deki üye sayısının yarısından 1 fazlası olması gerekmektedir. 20 Eylül tarihli oturumda da bu sayı sağlanmıştır” ifadelerini kullandı. Bunun yanı sıra 72 üye, ‘UBH’nin aşırılıklarının ve ihlallerinin araştırılması için’ meclis komisyonları kurulmasını istediler.
Oturumdaki gelişmeleri anlatan Salih şunları söyledi:
“Komisyonların oluşturulmasına ilişkin görüşmenin tamamlanmasının, ertesi günü yapılacak oturuma bırakılması planlandı. Fakat hükümetten güvenoyunun çekilmesini talep eden üyeler, bu konunun tartışılmasında ısrar ettiler. Yeterli çoğunluk sağlandıktan sonra güvenoyunun çekilmesi oylaması için mevcut üye sayısını 110'a çıkardılar.”
Tobruk dışından gelenlerde dahil oturuma katılan 113 milletvekilinden 89'unun hükümetten güvenoyunun geri çekilmesi için ‘evet’ oyu kullandıklarını, 11 üyenin oyunun ise geçersiz sayıldığını belirten Salih, “Bu prosedür, TM tüzüğünde bulunan bir haktır ve hükümetin artık sadece bir sonraki hükümet seçilene veya kurulana kadar bazı hükümet görevlerini ve işlevlerini yerine getirmekten sorumlu olduğu anlamına gelir” şeklinde konuştu.
Salih sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu tanımlama, hükümete gıda, ilaç, likidite, elektrik ve emekli maaşları dahil olmak üzere Libya halkıyla ilgili her şeyden el çektirilmesi hakkı veriyor. Hükümet, siyasi anlaşmada belirtilen kısa görev süresine rağmen uzun vadeli anlaşmalar yaparak hatalı davrandı. Bu anlaşmalar, Libya halkına gelecek yıllarda milyarlarca dinarlık yük olabilecek taahhütler anlamına geliyor. Hükümetin görevleri; devlet kurumlarını birleştirmek, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile mücadele etmek, vatandaşlara hizmet sağlamaktı. Kısa sürede 84 milyar dinar (17,5 milyar dolar) harcamasına rağmen bunların hiç biri yerine getirilmedi.”

UNSMIL’in müdahalesine ret
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre TM Başkanı Salih, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Jan Kubis ile yaptığı telefon görüşmesinin içeriğine de değindi. Salih, ‘Kubis’in Libya’nın bir iç meselesine itiraz etme hakkı olmadığını’ vurgulayarak, görüşmenin ‘Libya'nın hükümetsiz devam etmesi konusundaki belirsizliği ortadan kaldırdığını’ söyledi. Salih, Kubis’in, seçim meselesinin, hükümet veya TM ile ilgili değil, Seçim Komisyonu ile ilgili olduğuna ikna olduğunu belirterek, seçimlerden önce yeni bir hükümet görevlendirme niyetlerinin olmadığını kaydetti.

İç bölünme geri gelecek mi?
Bu arada TM’den bir grup üye, UBH’den güvenoyunun çekilmesi toplantısına ilişkin ortak bir açıklamada bulunarak, TM’nin Salı günü gerçekleştirdiği oturumda yaşananların, TM’nin çalışmalarını düzenleyen yasanın 140. maddesindeki güven oylamasının gizli oyla yapıldığını belirten hükme aykırı olduğunu söylediler.
Açıklamada, “Çekimser sayısının şartlı çoğunluk hesaplamasına dahil edilmedi ve hükümetten güvenoyunun çekilmesi için ‘evet’ oyu kullananların sayısının hesaplanmasında salonda yanlış bilgi verildi. TM Başkanı tarafından 89 ‘evet’ oyu verildiği açıklandı, ancak bu rakam gerçekte 73 geçmiyordu. İç tüzük uyarınca gerekli olan çoğunluk sağlanamadı. Yani ‘evet’ oyu veren 87 üye mutlak çoğunluğu sağlayamamıştır” denildi. Açıklama yapan üyeler, oturumda yaşananların TM’nin iradesini yansıtmadığı ve mağdurun bu yönde yürürlükte olan kanun ve yönetmeliklere aykırı işlemlerden başvuru yapması beklenen Yüksek Mahkeme’deki Anayasa Dairesi’nin çalışmalarının aksaması halinde ülkeyi anayasal bir krize sürükleyeceği sonucuna vardılar.

Hile yapıldığı iddialarına ret
Buna karşın TM üyelerinden Genel Raportör Yardımcısı Sabah Cuma el-Hac oturum sırasında oy sayımında hile yapıldığı suçlamalarını reddederek, “Geçici hükümetten güvenoyunun geri çekilmesi oylamasındaki oylar doğru sayıldı” dedi.
Sabah el-Hac, yaptığı basın açıklamasında, “Yeterli çoğunluk sağlandı ve sayım, yoklama tutanağından değil, salondan katılımla yapıldı.  Çünkü imza atıp sonra ayrılanlar oldu. Oturuma 113 milletvekili katıldı” diye konuştu.
Oturumun kapalı yapıldığını, ancak videoya kaydedildiğini ve belgelendiğini belirten Sabah el-Hac, UBH’nin 24 Aralık'ta seçimler yapılıncaya kadar önümüzdeki üç ay boyunca bakıcı hükümet olacağını söyledi. Başbakan'ın gençlere evlenme yardımı ve emekli maaşlarına zam yapılması gibi tüm kararlarının geçerli olacağını ve bozulmayacağını vurgulayan Hac, “TM, vatandaşların çıkarına olan hiçbir karara karşı değildir” dedi.



Mazlum Abdi: Ateşkes dönemini 18 Aralık anlaşmasında pratik ilerleme sağlamak için kullanıyoruz

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlığı heyetinin dün yaptığı görüşmeden (SDG’nin sosyal medya hesabı)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlığı heyetinin dün yaptığı görüşmeden (SDG’nin sosyal medya hesabı)
TT

Mazlum Abdi: Ateşkes dönemini 18 Aralık anlaşmasında pratik ilerleme sağlamak için kullanıyoruz

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlığı heyetinin dün yaptığı görüşmeden (SDG’nin sosyal medya hesabı)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlığı heyetinin dün yaptığı görüşmeden (SDG’nin sosyal medya hesabı)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi, bir süredir ateşkes sağlanması yönünde çabalar yürütüldüğünü belirterek, mevcut ateşkesin ‘ABD ordusunun talebi üzerine’ hayata geçirildiğini açıkladı.

Abdi, “Önümüzdeki kısa süre içinde anlaşmayı uygulamaya hazırız… Birçok konuda mutabakat sağlandı” ifadelerini kullandı. Kürtçe yayın yapan Ronahi televizyonuna konuşan Abdi, “Ateşkes süresini değerlendirecek ve bu dönemde 18 Aralık anlaşmasında somut ilerleme kaydetmeye çalışacağız” dedi.

Anlaşmaya göre hükümet güçlerinin Kürt bölgelerine girmeyeceğini belirten Abdi, buna karşın SDG’ye bağlı kurumların devlet kurumlarıyla entegre edileceğini söyledi.

Abdi, Şam’dan kente girilmemesi yönünde talepte bulunulduğunu ve bu talebin kabul edildiğini ifade ederek, tarafların buna bağlı kalmasını umduklarını dile getirdi. Abdi, Kobani ve Kamışlı’ya ilişkin herhangi bir çözümün, Serekaniye (Resulayn) ve Afrin’i de kapsaması gerektiğini ifade etti.

Jdkdk
Mesud Barzani ve Mazlum Abdi, Erbil'de ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile görüştü. (Kürdistan Demokrat Partisi – KDP)

Abdi, “Ateşkes süresini, varılan anlaşmayı hayata geçirmek için değerlendirmeye çalışıyoruz” dedi. Sürecin müzakereler çerçevesinde ilerlediğini belirten Abdi, taraflar arasında bazı maddelerde uzlaşı sağlandığını, ancak kendilerine yöneltilen bazı taleplerin de bulunduğunu ifade etti.

Mevcut sürenin, entegrasyon yönünde somut adımlarla tamamlanacağını kaydeden Abdi, SDG’nin 18 Aralık’ta Şam ile varılan anlaşmayı kısa süre içinde uygulamaya hazır olduğunu vurguladı. Abdi ayrıca, Savunma Bakan Yardımcılığı ve Haseke Valiliği görevleri için bazı isimlerin önerildiğini, ancak şu ana kadar üzerinde mutabakata varılmış bir listenin oluşmadığını söyledi.

Abdi, görüşmelerin uluslararası himaye altında yürütüldüğünü; ABD’nin siyasi ve askeri kurumları ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da sürece dahil olduğunu belirtti. Bununla birlikte, yaşananların nihai bir anlaşma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Abdi, uluslararası toplumun gerilimi düşürmeye yönelik çabalarının, Şam’ın taahhütlerine bağlı kalmasına ve öne sürülen talepleri uygulamasına bağlı olduğunu vurguladı. Abdi, ‘kabul edilemez’ koşullar dayatılmadığı sürece bu girişimlerin başarıya ulaşacağını dile getirdi.

Mxmxm
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (North Press Agency – NPA)

Bu çerçevede Abdi, Şam ile ‘açık bir iletişim hattının’ bulunduğunu belirterek, yapılan anlaşma uyarınca ordunun Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelere girmemesi gerektiğini vurguladı.

Abdi, Suriye hükümetiyle bir anlaşma ve çözüme ulaşılana kadar ‘direnişin’ süreceğini ifade ederken, Kobani’nin tıpkı 2014 yılında olduğu gibi bu direnişe öncülük edeceğini söyledi.

Jxjxj
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları, Kürtlerin kontrolündeki Ayn el-Arab (Kobani) şehrine geldi. (AFP)

SDG bugün yaptığı açıklamada, Suriye hükümetine bağlı grupların sabahın erken saatlerinden itibaren saldırılar başlatmasının ardından Kobani’nin güneydoğusunda şiddetli çatışmaların yaşandığını bildirdi.

Yapılan açıklamada, çatışmaların özellikle el-Celbiye kasabasında devam ettiği; saldırgan grupların tank ve zırhlı araçlardan oluşan ek takviyeler getirdiği ve bölge üzerinde yoğun Türk insansız hava aracı (İHA) uçuşlarının gerçekleştiği ifade edildi.

Suriye Savunma Bakanlığı ise dün SDG’yi ateşkesi ihlal etmek ve Kobani çevresindeki ordu mevzilerini 25’ten fazla İHA’yla hedef almakla suçladı.


SDG: Kobani'nin güneydoğusunda Suriye hükümet güçleriyle şiddetli çatışmalar yaşandı

Haseke'deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri (AFP)
Haseke'deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri (AFP)
TT

SDG: Kobani'nin güneydoğusunda Suriye hükümet güçleriyle şiddetli çatışmalar yaşandı

Haseke'deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri (AFP)
Haseke'deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanlığı bugün yaptığı açıklamada, Kobani/Ayn el-Arab kenti üzerinde yeniden saldırı, kuşatma ve sürekli baskılar yaşandığını duyurdu. Açıklamada, bunun ‘kentin halkının iradesini zayıflatma ve istikrarı bozma amaçlı açık girişimler’ olarak nitelendirildiği belirtildi. SDG, kuzey ve doğu Suriye’de istikrarın bozulmasının bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından doğrudan tehdit oluşturduğunu ve terör örgütlerine saflarını yeniden organize etme ve faaliyetlerini canlandırma fırsatı verdiğini vurguladı.

SDG, sabah saatlerinden itibaren Suriye hükümetine bağlı güçlerin Kobani’nin güneydoğusunda SDG unsurlarına saldırmasıyla şiddetli çatışmaların yaşandığını bildirdi.

Yapılan açıklamada, çatışmaların özellikle el-Celbiye kasabasında devam ettiği; saldırgan grupların tank ve zırhlı araçlardan oluşan ek takviyeler getirdiği ve bölge üzerinde yoğun Türk insansız hava aracı (İHA) uçuşlarının gerçekleştiği ifade edildi.

Suriye Savunma Bakanlığı ise dün SDG’yi ateşkesi ihlal etmek ve Kobani çevresindeki ordu mevzilerini 25’ten fazla İHA’yla bombalamakla suçladı.

Suriye ordusu, dört gün süren önceki ateşkesin sona ermesinin ardından, Kürt güçleriyle ateşkesi 15 gün daha uzattığını önceki gün duyurmuştu.

SDG, hükümete bağlı grupların saldırılarının ‘ateşkesin net bir ihlali’ olduğunu belirterek, bunun Şam’ın taahhütlerine uymadığını ve bölgedeki istikrarsızlık politikasının devam ettiğini gösterdiğini ifade etti. SDG, ateşkesi garanti eden taraflardan ‘bu saldırıları durdurmak ve Şam’ın sürdürdüğü tırmanışı sonlandırmak için derhal harekete geçmelerini’ talep etti.

SDG, bugün Kobani’nin DEAŞ’tan kurtuluşunun 11. yıldönümü vesilesiyle yaptığı basın açıklamasında, “Bugünkü Kobani saldırısı, DEAŞ’a karşı kazanılan zaferin simgesine doğrudan bir saldırıdır; projeyi bozan bir şehre yönelik intikam girişimidir ve istikrarı zayıflatma, kaosu körükleme ve terörün geri dönmesine alan açma girişimlerinden ayrı değerlendirilemez” ifadelerini kullandı.

SDG, uluslararası topluma yönelik açık bir mesaj vererek, “DEAŞ’a karşı elde edilen kazanımları korumak ve bu savaşta ağır bedeller ödeyen bölgelerin güvenliğini ve istikrarını sağlamak siyasi bir tercih değil, ortak bir etik ve hukuki sorumluluktur” dedi.

Açıklamada ayrıca, “Kobani’ye yönelik sessizlik, terörün yenilgiye uğratılması için verilen fedakârlıklarla çelişiyor ve uluslararası çabaları zayıflatıyor” denilerek, Kobani’nin “direniş ve kararlılığın kalıcı simgesi olmaya devam edeceği; 11 yıl önce kazanılan zaferin sadece anı değil, özgürlüğü savunma, şehitlerin kazanımlarını koruma ve Suriye halkları için güvenli, demokratik bir gelecek inşa etme yönünde yenilenmiş bir taahhüt” olduğu vurgulandı.


El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı

El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı
TT

El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı

El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı

Suriye İnsan Hakları Ağı, Suriye yetkililerine, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kontrol edilen ve şu anda hükümetin kontrolü altına giren tüm gözaltı merkezlerinin güvenliğini, SDG'den yönetimini devraldıktan hemen sonra sağlamaları çağrısında bulundu. SDG, Suriye hükümetinin cumartesi günü Rakka'daki el-Aktan Hapishanesinden serbest bıraktığı 126 çocuğun tutuklanmasını, bu hapishanenin bir kısmının çeşitli davalara karışan veya DEAŞ tarafından askere alınmış çocukları barındırmak için ayrıldığını ve güvenlik nedenleriyle yaklaşık üç ay önce çocuk hapishanesinden buraya nakledildiklerini söyleyerek savundu.

Rakka'daki aktivistlerden Şarku’l Avsat'a verilen bilgilere göre, el-Aktan Hapishanesi'ndeki tutuklu sayısı bin 200'e ulaştı ve onlara yöneltilen suçlamaların çoğu DEAŞ'a üye olmak, Özgür Ordu ile iletişim ve yabancı taraflarla ilişki kurmak idi.

Suriye devlet medyası, çoğu 18 yaşın altında olan gözaltından serbest bırakılan çocuklarla yapılan çok sayıda röportaj ve haberi yayınladı. Bu durum Suriyeliler arasında şok dalgası yarattı. Bir çocuk, amcasının kızını sevdiği için onu ihbar etmesi üzerine üç ay hapis yattığını, bir diğeri ise telefonunda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın fotoğrafı bulunduğu için gözaltına alındığını söyledi. Serbest bırakılan çocuklar, Suriye Haber Kanalı'nda yayınlanan röportajlarda, yemek istedikleri için istismara, elektrik şoku işkencesine ve dayaklara maruz kaldıklarını vurguladılar.

dfgty7u

Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi'nin cezaevi idaresi, pazar günü, gözaltında bulunan çocukların şok edici görüntülerini haklı gösteren resmi bir açıklama yayınlayarak, Rakka'daki el Aktan cezaevinin bir kısmının çeşitli davalara karışan veya DEAŞ tarafından askere alınmış çocukları barındırmak için tahsis edildiğini, “Güvenlik nedenleriyle” yaklaşık üç ay önce çocuk cezaevinden buraya nakledildiklerini” belirtti.

Özerk Yönetim'in birçok cezaevi var ve Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) Müdürü Fadl Abdulgani Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bunların sayısının kesin olmadığını söyledi.

sdfrgt
Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) bağlı unsurlar, 23 Ocak 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka şehrinin dışındaki El-Aktan hapishanesinden çekilerek Kobani'ye doğru ilerledi (AFP)

Son askeri operasyonlar sırasında Suriye hükümeti, el-Haseke'deki el-Şeddadi hapishanesini ve Rakka'daki el-Aktan hapishanesini Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) geri aldı. Suriye medya kaynakları, SDG'nin geçen yıl onlarca sivili DEAŞ üyesi oldukları suçlamasıyla, herhangi bir doğrulama yapmadan tutukladığını belgeledi.

SDG'nin en öne çıkan hapishaneleri arasında, Haseke'nin güney girişindeki Sanayi Lisesi hapishanesi (tahmini mahkum sayısı 8 bin), Haseke'nin Guveyran mahallesindeki merkez hapishane (erkek, kadın ve çocuklar için, tahmini tutuklu sayısı 10 bin), en kötü olarak kabul edilen Alaya hapishanesi ve Malikiye (Derik) hapishanesi bulunmaktadır.

Suriye İnsan Hakları Ağı'na göre, SDG'nin kurulduğu günden bu yana en az 3 bin 705 kişi zorla kaybedilmiş ve 122 kişi işkence sonucu öldürülmüştür.

rfgt

Medya haberlerine göre son iki gün içinde yüzlerce kişi kayıp oğullarını aramak için el-Aktan hapishanesinin çevresinde toplandı. Rakka vilayetinde yaşayan Hüseyin Halil, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, kardeşinin 10 yıldır kayıp olduğunu belirterek şunları söyledi: “Onu el-Şeddadi veya el-Aktan hapishanelerinde bulacağımıza dair büyük umutlarımız vardı, ancak onunla ilgili herhangi bir bilgi alamadık.” Halil, diğer hapishanelerde kardeşini bulmayı hala umduklarını dile getirdi.

Suriye'nin kuzey ve doğusundaki hapishaneler konusu, Suriye hükümeti ile SDG arasında devam eden müzakerelerde en hassas konulardan biri, çünkü Rakka, Haseke ve Deyrizor illerindeki DEAŞ tutuklularının akıbetiyle ilgili. Medya haberlerine göre, yabancıların da dahil olduğu tahmini 8 bin tutuklu var. ABD önderliğindeki koalisyon güçleri, bu mahkumları Irak'a nakletmeye başladı. Mevcut bilgilere göre, yaklaşık 1000 mahkum nakledildi. Ateşkes anlaşması, bu mahkumların Suriye'den Irak'a naklinin tamamlanması için uzatıldı.

rfgt

ABD'nin, geçen pazartesi günü örgütün tutuklularının el-Şeddadi hapishanesinden kaçmasının ardından tutukluları nakletmeye karar vermesi dikkat çekicidir. Suriye İçişleri Bakanlığı, 120 DEAŞ tutuklusunun kaçmasından SDG'yi sorumlu tutmaktadır. Öte yandan SDG, hapishanenin kontrolü dışında olduğunu ifade etti.

Suriye İnsan Hakları Ağı, dün yayınladığı raporunda, “Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolü altında bulunan eski gözaltı merkezlerindeki suç mahallerinin korunması” çağrısında bulundu. Raporda, “Suriye'nin kuzeydoğusundaki bir dizi gözaltı merkezinin kontrolünün SDG'den Suriye hükümetine devredilmesinin (ciddi insan hakları ihlalleriyle ilgili kanıtların korunması ve bunların kaybolması veya tahrif edilmesinin önlenmesi açısından) acil bir sorun teşkil ettiği” belirtildi.