Libya: Hükümetten güvenoyu çekildi anayasal kriz kapıda

Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih, seçimlerin yapılmasının hükümetle veya TM ile ilgili olmadığını vurgularken Başbakan Abdulhamid Dibeybe, destekçilerini kitlesel gösteriler yapmaya çağırdı

Temsilciler Meclisi Başkanı Salih, TM’nin 89 üyesinin hükümetten güvenoyunun çekilmesi oylamasında ‘evet’ oyu kullandığını söyledi (AFP)
Temsilciler Meclisi Başkanı Salih, TM’nin 89 üyesinin hükümetten güvenoyunun çekilmesi oylamasında ‘evet’ oyu kullandığını söyledi (AFP)
TT

Libya: Hükümetten güvenoyu çekildi anayasal kriz kapıda

Temsilciler Meclisi Başkanı Salih, TM’nin 89 üyesinin hükümetten güvenoyunun çekilmesi oylamasında ‘evet’ oyu kullandığını söyledi (AFP)
Temsilciler Meclisi Başkanı Salih, TM’nin 89 üyesinin hükümetten güvenoyunun çekilmesi oylamasında ‘evet’ oyu kullandığını söyledi (AFP)

Zayed Hediyye
Libya Temsilciler Meclisi'nin (TM) Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti’nden (UBH) güvenoyunu çekme kararı, genel seçimler için belirlenen tarihe yalnızca üç ay kala hassas bir süreçten geçen ülkede yeni bir görüş ayrılığına yol açtı.
TM’nin kararı, özellikle Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin başkent Trablus'ta ve tüm şehirlerde, TM kararına karşı çıkmak ve hükümeti desteklemek için kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısıyla hem halktan hem de resmi makamlardan yoğun tepkilere neden oldu. Gelişmelerin, ülkenin yeni bir bölünmeye sürükleneceği öngörülüyor.
Peki, TM kararının ardından Libya sahnesini ne bekliyor? Karar, siyasi çatışmanın tarafları arasındaki önceki anlaşmaların kaderini nasıl etkileyecek? Hükümetin seçilmesinden önceki bölünme durumu yeniden ortaya çıkacak mı? Libya Siyasi Diyalog Forumu tarafından belirlenen yol haritası, bu yılın sonunda yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin düzenlenmesi şeklindeki temel hedefine ulaşmadan baltalanacak mı?

Dibeybe, TM’nin kararına itiraz etti
Başbakan Dibeybe, TM’nin hükümetten güvenoyunu geri çekme kararına itiraz etti. Hükümetin önümüzdeki Aralık ayında yapılması planlanan seçimlere kadar göreve devam edeceğini vurgulayan Dibeybe, Cuma günü Trablus'taki Şehitler Meydanı'nda ve Libya'nın tüm şehirlerinde TM kararına karşı gösteri yapılması çağrısında bulundu.
Analistler, Dibeybe’nin TM aleyhinde konuşurken kullandığı yüksek tonun, TM ile hükümet arasındaki ilişkide bardağı taşıran son damla olabileceği yorumunda bulundular.
Dibeybe, başkent Trablus'un merkezindeki Şehitler Meydanı'nda yaptığı konuşmada, kararı protesto etmek amacıyla meydanda toplanan destekçilerini harekete geçirmek için şunları söyledi:
“TM fesh edilecek ve böylece Libyalıların temsilcisi olmayacak.  Trablus, Tobruk, Kufra ve Sebha halkının tepkisini ifade etmesi için buluşma tarihimiz Cuma günüdür. Meşruiyet sizindir ve karar verecek olan sizsiniz, engel çıkaranlar değil. Bize engel çıkaranlar, bu ülke için sadece kötülük, savaş ve yıkım istiyorlar. TM’nin tüm üyelerini kötülemek mümkün değil, çünkü aralarında dürüst insanlar var.”

Salih, TM’nin kararını savundu
Öte yandan TM Başkanı Akile Salih, TM’nin hükümetten güvenoyunu çekme kararını ve meclis oturumunda yapılan oylamanın yasal olduğunu savundu. Salih, “TM iç tüzüğünün 194’üncü maddesi uyarınca güvenoyunun geri çekilmesi için gereken yeter sayı 86’dır. Yani TM’deki üye sayısının yarısından 1 fazlası olması gerekmektedir. 20 Eylül tarihli oturumda da bu sayı sağlanmıştır” ifadelerini kullandı. Bunun yanı sıra 72 üye, ‘UBH’nin aşırılıklarının ve ihlallerinin araştırılması için’ meclis komisyonları kurulmasını istediler.
Oturumdaki gelişmeleri anlatan Salih şunları söyledi:
“Komisyonların oluşturulmasına ilişkin görüşmenin tamamlanmasının, ertesi günü yapılacak oturuma bırakılması planlandı. Fakat hükümetten güvenoyunun çekilmesini talep eden üyeler, bu konunun tartışılmasında ısrar ettiler. Yeterli çoğunluk sağlandıktan sonra güvenoyunun çekilmesi oylaması için mevcut üye sayısını 110'a çıkardılar.”
Tobruk dışından gelenlerde dahil oturuma katılan 113 milletvekilinden 89'unun hükümetten güvenoyunun geri çekilmesi için ‘evet’ oyu kullandıklarını, 11 üyenin oyunun ise geçersiz sayıldığını belirten Salih, “Bu prosedür, TM tüzüğünde bulunan bir haktır ve hükümetin artık sadece bir sonraki hükümet seçilene veya kurulana kadar bazı hükümet görevlerini ve işlevlerini yerine getirmekten sorumlu olduğu anlamına gelir” şeklinde konuştu.
Salih sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu tanımlama, hükümete gıda, ilaç, likidite, elektrik ve emekli maaşları dahil olmak üzere Libya halkıyla ilgili her şeyden el çektirilmesi hakkı veriyor. Hükümet, siyasi anlaşmada belirtilen kısa görev süresine rağmen uzun vadeli anlaşmalar yaparak hatalı davrandı. Bu anlaşmalar, Libya halkına gelecek yıllarda milyarlarca dinarlık yük olabilecek taahhütler anlamına geliyor. Hükümetin görevleri; devlet kurumlarını birleştirmek, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile mücadele etmek, vatandaşlara hizmet sağlamaktı. Kısa sürede 84 milyar dinar (17,5 milyar dolar) harcamasına rağmen bunların hiç biri yerine getirilmedi.”

UNSMIL’in müdahalesine ret
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre TM Başkanı Salih, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Jan Kubis ile yaptığı telefon görüşmesinin içeriğine de değindi. Salih, ‘Kubis’in Libya’nın bir iç meselesine itiraz etme hakkı olmadığını’ vurgulayarak, görüşmenin ‘Libya'nın hükümetsiz devam etmesi konusundaki belirsizliği ortadan kaldırdığını’ söyledi. Salih, Kubis’in, seçim meselesinin, hükümet veya TM ile ilgili değil, Seçim Komisyonu ile ilgili olduğuna ikna olduğunu belirterek, seçimlerden önce yeni bir hükümet görevlendirme niyetlerinin olmadığını kaydetti.

İç bölünme geri gelecek mi?
Bu arada TM’den bir grup üye, UBH’den güvenoyunun çekilmesi toplantısına ilişkin ortak bir açıklamada bulunarak, TM’nin Salı günü gerçekleştirdiği oturumda yaşananların, TM’nin çalışmalarını düzenleyen yasanın 140. maddesindeki güven oylamasının gizli oyla yapıldığını belirten hükme aykırı olduğunu söylediler.
Açıklamada, “Çekimser sayısının şartlı çoğunluk hesaplamasına dahil edilmedi ve hükümetten güvenoyunun çekilmesi için ‘evet’ oyu kullananların sayısının hesaplanmasında salonda yanlış bilgi verildi. TM Başkanı tarafından 89 ‘evet’ oyu verildiği açıklandı, ancak bu rakam gerçekte 73 geçmiyordu. İç tüzük uyarınca gerekli olan çoğunluk sağlanamadı. Yani ‘evet’ oyu veren 87 üye mutlak çoğunluğu sağlayamamıştır” denildi. Açıklama yapan üyeler, oturumda yaşananların TM’nin iradesini yansıtmadığı ve mağdurun bu yönde yürürlükte olan kanun ve yönetmeliklere aykırı işlemlerden başvuru yapması beklenen Yüksek Mahkeme’deki Anayasa Dairesi’nin çalışmalarının aksaması halinde ülkeyi anayasal bir krize sürükleyeceği sonucuna vardılar.

Hile yapıldığı iddialarına ret
Buna karşın TM üyelerinden Genel Raportör Yardımcısı Sabah Cuma el-Hac oturum sırasında oy sayımında hile yapıldığı suçlamalarını reddederek, “Geçici hükümetten güvenoyunun geri çekilmesi oylamasındaki oylar doğru sayıldı” dedi.
Sabah el-Hac, yaptığı basın açıklamasında, “Yeterli çoğunluk sağlandı ve sayım, yoklama tutanağından değil, salondan katılımla yapıldı.  Çünkü imza atıp sonra ayrılanlar oldu. Oturuma 113 milletvekili katıldı” diye konuştu.
Oturumun kapalı yapıldığını, ancak videoya kaydedildiğini ve belgelendiğini belirten Sabah el-Hac, UBH’nin 24 Aralık'ta seçimler yapılıncaya kadar önümüzdeki üç ay boyunca bakıcı hükümet olacağını söyledi. Başbakan'ın gençlere evlenme yardımı ve emekli maaşlarına zam yapılması gibi tüm kararlarının geçerli olacağını ve bozulmayacağını vurgulayan Hac, “TM, vatandaşların çıkarına olan hiçbir karara karşı değildir” dedi.



Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, yaklaşık iki yıl süren yıkıcı bir savaşın ardından Gazze Şeridi’nin 7 yıl içinde yeniden imar edilebileceğine dair dikkat çekici bir iyimserlik ortaya koydu. Bu açıklama, İsrail’in Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasının başlatıldığına ilişkin duyuruları ‘sembolik’ olarak nitelendirmeye çalıştığı bir dönemde geldi.

ABD destekli bir anlaşma kapsamında Gazze Şeridi’nin yönetimiyle görevlendirilen Şaas, dün bir Filistin radyosuna verdiği demeçte, savaş enkazının Akdeniz’e taşınmasını ve tahrip edilen altyapının 3 yıl içinde yeniden inşa edilmesini öngören iddialı bir planı anlattı.

Eski Planlama Bakan Yardımcısı ve inşaat mühendisi olan Şaas’ın atanması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki İsrail savaşını sona erdirmeye yönelik planının bir sonraki aşamasına geçildiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Şaas, Hamas’ın yıllar süren yönetiminin ardından Gazze Şeridi’nin idaresinden sorumlu olacak 15 Filistinli uzmandan oluşan bir ekibe başkanlık edecek.

Trump’ın planı kapsamında İsrail, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısından çekildi. Ancak İsrail güçleri, neredeyse tüm binaların yerle bir edildiği diğer kısmı kontrol etmeyi sürdürüyor. Trump daha önce Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun Rivierası’na’ dönüştürme fikrini gündeme getirmişti.

68 milyon ton moloz

Ali Şaas’ı bekleyen görev ise belirsizliklerle çevrili. Bu görev, İsrail ile Hamas arasında ateşkesin kırılganlığını koruduğu ve karşılıklı çatışmaların sürdüğü bir ortamda, Gazze Şeridi’nde yıkılan altyapının yeniden inşa edilmesini ve yaklaşık 68 milyon ton olduğu tahmin edilen enkaz ile patlamamış mühimmatın temizlenmesini kapsıyor.

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, İsrail ile önceki çatışmaların ardından savaş enkazını, Gazze kentindeki tarihi limanın inşasında ve çeşitli projelerde temel malzeme olarak kullanmıştı. Şaas, benzer bir yaklaşımın yeniden uygulanabileceğini dile getirdi. Şaas, “Buldozerleri getirip enkazı denize döker, denizde yeni adalar oluşturursak yeni bir toprak kazanırız; Gazze için alan yaratır ve enkazı temizleriz. Bu iş üç yıldan fazla sürmez; enkazın tamamı ortadan kalkar” ifadelerini kullandı.

xsdcf
İsrail hava saldırıları sonucu Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de meydana gelen yıkımdan (Reuters)

Şaas, kendisi açısından en acil önceliğin insani yardımın sağlanması olduğunu belirterek, bunun yerinden edilmiş Filistinliler için geçici barınma alanlarının kurulmasını da kapsadığını söyledi. İkinci önceliğin ise ‘temel ve hayati altyapının’ rehabilitasyonu olacağını, bunun ardından konutların ve diğer binaların yeniden inşasına geçileceğini ifade etti. Şaas, “Gazze 7 yıl içinde eskisinden daha iyi bir duruma gelecek” dedi.

Ancak Birleşmiş Milletler’in (BM) 2024 tarihli bir raporuna göre, Gazze Şeridi’nde yıkılan konutların yeniden inşasının en erken 2040 yılına kadar sürebileceği, sürecin onlarca yıl devam edebileceği belirtiliyor.

Zorluklar ve engeller

Şaas’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin iyimser takvim değerlendirmesinin ciddi zorluklarla karşılaşmasının neredeyse kesin olduğu belirtiliyor. Bu süreçte arabulucular, silah bırakmayı reddeden Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’ne barış gücü konuşlandırılması gibi konularda uzlaşı sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan Şaas başkanlığındaki komitenin yeniden imar sürecini hangi koşullarda ve nasıl yürüteceği, ayrıca İsrail’in genellikle yasakladığı ağır iş makineleri ve ekipmanların ithalatı ile kullanımına ilişkin izinlerin nasıl temin edileceği de belirsizliğini koruyor.

sdefrt
Geçtiğimiz yıl şubat ayında Refah Sınır Kapısı’ndan geçmek için beklerken, Gazze Şeridi'ne giden yeniden inşa ekipmanlarıyla dolu tırının yanında oturan bir şoför (EPA)

Şaas, komitenin yetki alanının başlangıçta Hamas’ın kontrolündeki bölgelerle sınırlı olacağını, İsrail ordusunun kademeli çekilmesini öngören Trump planı doğrultusunda bu alanın zamanla genişleyeceğini söyledi. Şaas, “İkinci aşama başlar başlamaz, Gazze Şeridi’nin doğu sınırlarına doğru kademeli bir askeri çekilme süreci başlayacak. Çekilme ilerledikçe, komitenin Filistin topraklarındaki yetki alanı da genişleyecek. Şu anda yetkilerimiz, sarı hattın batısında kalan ve yaklaşık yüzde 50’yi oluşturan alanla sınırlı. Diğer anlaşmalar tamamlandıkça sarı hat aşamalı olarak geri çekilecek ve komisyonun yetkisi, denizden doğu sınırına kadar 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi’nin tamamını kapsayacak” ifadelerini kullandı.

Sembolik bir adım

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeye yönelik planın ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. İsrail hükümetiyle tam koordinasyon içinde yapılmasına rağmen, Başbakan Binyamin Netanyahu bu açıklamanın önemini küçümsemeye çalışarak, bunu ‘sembolik bir adımdan ibaret’ olarak nitelendirdi.

İsrail basınına sızan bir talimat notunda, bakanlardan konuya ilişkin yorum yapmamalarının istendiği, kamuoyuna ise ‘bu sürecin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önünde çok uzun bir yol olduğu’ mesajının verilmesinin talep edildiği belirtildi.

Söz konusu belgede, Amerikan tarafının açıklamasının etkisini azaltma amacıyla, planın ikinci aşamasına geçildiğini bizzat Başkan Trump’ın değil, danışmanını görevlendirerek bu duyurunun sosyal medya üzerinden ve daha düşük profilli bir şekilde yapılmasını sağladığına dikkat çekildi.

cdfrgt
Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

İsrailli yorumcular, Witkoff’un açıklamalarında İsrail’in sahadaki uygulamalarına değinmediğine ve Tel Aviv’den, Gazze Şeridi’nde her gün Filistinli sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan günlük bombardımanları durdurmasını beklemediğine dikkat çekti. Yorumlarda, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana geçen üç ayda 446 Filistinlinin öldürüldüğü, bin 200’den fazlasının da yaralandığı hatırlatıldı.

Witkoff’un açıklamasına İsrail’den gelen ilk tepkinin ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, cenazesi hâlâ Gazze’de bulunan asker Ran Gvili’nin ebeveynleri ile temasa geçmesi olduğu belirtildi. Washington’da bulunan aile, aralarında Witkoff’un da yer aldığı ABD’li yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Ailenin, oğullarının cesedi teslim edilene kadar Trump planının uygulanmasının durdurulmasını talep ettiği ifade edildi.

Netanyahu’nun, Ran’ın cesedinin iadesinin önceliklerinin başında geldiğini ilettiği ve ‘teknokrat bir komite kurulmasına ilişkin sembolik medya adımının, Ran’ın İsrail’de defnedilmesi için yürütülen çabaları etkilemeyeceğini’ söylediği aktarıldı.

Netanyahu ayrıca, “Hamas bugün, anlaşmanın gereklerini yerine getirerek kaçırılan tüm kurbanların geri getirilmesi için yüzde 100 çaba göstermek zorundadır; İsrail’in kahramanı Ran Gvili de buna dahildir” ifadelerini kullandı.

Tel Aviv’den gelen ikinci tepki ise Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas’ın, komitenin Kahire’de yapılacak ilk toplantısına katılmak üzere Ürdün’e çıkışının engellenmesi oldu. İsrail’in bu kararını, Witkoff’un devreye girmesinin ardından değiştirdiği belirtildi.

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Netanyahu hükümetinin Amerikan planına karşı geleneksel tutumunu koruduğunu ortaya koydu. Buna göre hükümet, planın ilerlemesini mümkün olduğunca engellemeye çalışıyor, ancak Başkan Trump ile bu konuda açık bir çatışmaya girmeye cesaret edemiyor.

İsrail medyasının büyük bölümü dün, yönlendirilmiş haberlerle Hamas’ın Filistin sahnesinden çekilme konusunda samimi olmadığı yönünde değerlendirmelere yer verdi. Yorumlarda, Hamas’ın Şaas liderliğindeki geçiş komitesini kabul ederek bir adım geri attığı, ancak bununla iki adım ileri gitmeyi hedeflediği öne sürüldü.

İsrailli Hamas uzmanlarından Eyal Ofer, Gazze Şeridi’nde yürütülen sürecin Hamas’ın stratejik planının temel unsurlarından biri olduğunu iddia etti. Ofer’e göre Hamas, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde, Gazze ve Batı Şeria dahil olmak üzere Filistin Yönetimi’nin tamamını kontrol altına almayı hedefliyor ve bugün yaşanan gelişmeler bu amaca hizmet ediyor.

Yediot Aharonot ve Maariv gazeteleri ise silahların teslimi gündeme geldiğinde Hamas’ın çıkmaza gireceğini savundu. Gazetelere göre Hamas silahlarını bırakmayacak ve bu durumda İsrail’in müdahale ederek savaşı yeniden başlatması gerekecek.

Söz konusu kaynaklar, İsrail ordusunun, hükümetten talimat alması halinde Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılmasını öngören kapsamlı bir askeri planı hazır tuttuğunu da belirtti.


UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
TT

UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), İsrail tarafından Güney Lübnan’daki Adaissa bölgesi yakınlarında görev yapan askerlerine ateş açıldığını açıkladı. Olayın, yerel halkın bir evde patlayıcı madde bulduğunu bildirmesinin ardından UNIFIL askerlerinin bölgede inceleme yaptığı sırada meydana geldiği belirtildi. UNIFIL, söz konusu eylemin BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının ihlali olduğunu vurguladı.

UNIFIL’den bugün (cuma) yapılan açıklamada, “Dün, Adaissa bölgesi yakınlarında planlı bir devriye faaliyeti yürütülürken, yerel halk askerlerimizi bir evde olası bir tehlike konusunda uyardı. Yapılan kontrolde, bir patlayıcı düzenek ve buna bağlı bir infilak kablosu tespit edildi” denildi.

Barış gücü askerlerinin bölgeyi emniyete aldığı ve başka bir evi aramaya hazırlandığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kısa bir süre sonra, bölgede uçan bir insansız hava aracının, askerlerimizin bulunduğu noktadan yaklaşık 30 metre uzağa el bombası attığı görüldü. Bunun üzerine UNIFIL, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne derhal ateşkes talebi iletti. Neyse ki olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadı.”

UNIFIL, İsrail ordusunun Lübnan topraklarında yürüttüğü bu tür faaliyetlerin yerel sivilleri tehlikeye attığını ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını ihlal ettiğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca İsrail ordusuna, barış gücü askerlerinin güvenliğini sağlama sorumluluğunu yerine getirmesi ve onları riske atabilecek her türlü faaliyete son vermesi çağrısı yapıldı. UNIFIL, barış gücü askerlerini tehlikeye sokan her türlü eylemin 1701 sayılı kararın ciddi bir ihlali olduğunu ve bölgede sağlanmaya çalışılan istikrarı zedelediğini vurguladı.

Öte yandan, İsrail güçlerinin son dönemde Güney Lübnan’daki görev alanlarında UNIFIL birliklerinin yakınlarında defalarca ateş açtığı hatırlatıldı.


Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
TT

Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barak, cuma günü yaptığı açıklamada, Şam yönetimine bağlı güçler ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşanan son çatışmaların ardından, Washington’un ülkedeki tüm taraflarla yakın temasını sürdürdüğünü bildirdi.

Barak, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, ABD’nin Suriye’de tansiyonu düşürmek, gerilimin tırmanmasını önlemek ve Suriye hükümeti ile SDG arasında yeniden müzakere sürecine dönülmesini sağlamak için 24 saat esasına göre çalıştığını ifade etti.

Kuzeydoğu Suriye’nin geniş kesimlerini kontrol eden SDG, 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir anlaşma imzalamış ve buna göre sivil ve askerî tüm kurumlarını yıl sonuna kadar devlet kurumlarıyla birleştirmeyi kabul etmişti. Ancak tarafların, anlaşmanın uygulanması konusunda şu ana kadar kayda değer bir ilerleme sağlayamadığı belirtiliyor.